Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

260_______________________________________TEMEL KONULARDA KUR'AN ÖGRETÎSİ - Kuranogretisi - 27. Sayfa

EHL-İ KİTAB İÇİNDEKİ MENFİ KİMSELERİN ÖZELLİKLERİ 2

1. İlahi Kitab'a Sahip Çıkmalarına Rağmen Kitab'la Hükmedip, Hükmü Yaşamamaları 2

2. Verdikleri Sözlerden Ve Ahitlerden Dönmeleri 2

3. Birbirlerini İyiliği Emredip, Kötülükten Sakındırmamaları 3

4. Dinle İlgili Kelime Ve Kavramları Değiştirerek Tahrif Etmeleri 3

5. Az Bir Değer Karşılığında Ayetleri Terk Edip, Hakkı Gizlemeleri 4

6. Allah'a Ve Allah'ın Dinine İftirada Bulunmaları 4

7. Din Adına Küfür Geleneğine, Zan Ve Bidatlere Uymaları 5

8. Dinde Haddi Aşmaları, Dini Alay Ve Oyun Konusu Edinmeleri 5

9. Peygamberlerini Ve Din Adamlarını İlahlaştırmaya Çalışmaları 5

10. Tağuta İnanmaları Ve Küfredenlerle Dostluk Kurmaları 6

11. Fırkalaşarak Birbirlerine Düşman Olmaları 6

12. Hak Peygamberleri, Kendi Batıl Fırkalarına Nisbet Etmeleri 7

13. Müslümanlara Hased Ve Düşmanlık Etmeleri 7

14. Müslümanların Küfre Girmelerini İstemeleri 8

15. Günahta Ve Haram Yiyicilikte Birbirleriyle Yarışmaları 8

16. Her Şeye Rağmen Sadece Kendilerinin Cennetlik Olduklarını Zannetmeleri 8

17. Hak Daveti Kabul Etmemeleri 9


EHL-İ KİTAB İÇİNDEKİ MENFİ KİMSELERİN ÖZELLİKLERİ

 

1. İlahi Kitab'a Sahip Çıkmalarına Rağmen Kitab'la Hükmedip, Hükmü Yaşamamaları

 

3-23. Kendilerine Kitab'tan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarında Allah'ın Kitab'ı hükmetsin diye çağrılıyorlar da, onlardan bir bölümü yüz çeviriyor. Onlar, işte böyle arka dönenlerdir.

5-43. Allah'ın hükmü (içinde yazılı) olan Tevrat yanlarında bulunduğu halde, seni nasıl hakem kılıyorlar ve sonra bunun pe­şinden yüz çeviriyorlar? İşte onlar, inan­mış olanlar değildir.

44. Gerçek şu ki, Biz Tevrat'ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyim) ve yüksek bil­ginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın, Ben'den korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafir olanlardır.

45. Biz onda, onların üzerine yazdık: Can'a can, göze göz, buruna bu­run, kulağa kulak, dişe diş ve (bütün) yaralara (karşılık da) kısas vardır. Ama kim bunu sadaka olarak bağışlarsa o kendisi için bir kefarettir. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalim olanlardır.

46. Önündeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa'yı onların izlerine (pey­gamberler zincirine) ekledik ve ona, -için­de hidayet ve nur olarak- önündeki Tev­rat'tan olanı doğrulayan ve muttakiler için hidayet ve öğüt olan İncil'i verdik.

47. İncil sahipleri Allah'ın onda indirdikleriyle hükmetsinler. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, fasık olanlardır.

5-65. Eğer, Kitab Ehli iman edip sakınsalardı, elbette onların kötülüklerini örter ve onları “nimetlerle donatılmış” cennetlere sokardık.

66. Ve eğer onlar Tevrat'ı, İn­cil'i ve kendilerine Rablerinden indirileni ayakta tutsalardi, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (sayısız nimeti) yiye­ceklerdi. İçlerinde aşırı olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun yap­makta oldukları ise ne kötüdür!.

5-68. De ki: "Ey Kitab Ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tut­madıkça hiçbir şey üzerinde değilsiniz." Andolsun, Rabbinden sana indirilen, on­lardan çoğunun tuğyanlarını ve küfürlerini arttıracaktır. Artık sen de kafirler toplulu­ğuna karşı üzüntüye kapılma.

7-163. Bir de onlara deniz kıyısındaki şehrifra uğradığı sonucu) sor. Hani onlar cumartesi (yasağını çiğneyerek) haddi aşmışlardı. “Cumartesi günü iş yapma yasağına uyduklarında”,   balıklar onlara açıktan akın akın geliyor, “cumartesi günü iş yapma yasağına uymadıklannda” ise gelmiyorlardı. İşte Biz, fıska sapmaları do­layısıyla onları böyle imtihan ediyorduk.

19-59.   Sonra onların arkasından öyle kuşaklar türedi ki, namaz (kılma duyarlılğın)ı kaybettiler ve şehvetlerine kapılıp-uydular. Böylece bunlar azgınlıklarının ce­zasıyla karşılaşacaklardır.

57-16. İman etmekte olanların, Allah'ın ve haktan inmiş olanların zikri için kalple­rinin “saygı dolu bir korku ile yumuşaması” zamanı gelmedi mi? Onlar, bundan önce kendilerine Kitab verilmiş, sonra üzer­lerinden uzun bir süre geçmiş, böylece kalpleri de katılaşmış bulunanlar gibi ol­masınlar. Onlardan çoğu fasık olanlardı.

62-5. Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu (hikmet ve hükümleriyle gereği gibi yaşayarak) taşımayanların durumu, koskoca kitab yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalan say­makta olan kavmin durumu ne kadar kötüdür. Allah, zalim olan bir kavmi hida­yete erdirmez.[1]

 

2. Verdikleri Sözlerden Ve Ahitlerden Dönmeleri

 

2-83. Hani İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin" diye kesin söz almıştık. Sonra siz, az bir bölümünüz dışında yüz çevirdiniz ve (hala) çevirmektesiniz de.

84. Hani sizden "Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın" diye kesin söz almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız, hala da (buna) şahidlik etmektesiniz.     

85. Sonra (yine) siz, birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü yurtlarından sürüp-çıkarıyor, günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde de onlarla fidyeleşiyorsunuz. Oysa onları çıkarmanız, size haram kılınmıştı. Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkar mı ediyor sunuz? Artık sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet   gününde de azabın en şiddetli olanına  uğratılacaklardır.  Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil değildir.  

86. İşte bunlar, ahirete karşılık dünya hayatını satın alanlardır; bundan dolayı azablan hafifletilmez ve       kendilerine yardım da edilmez.

2-100. Onlar ne zaman bir ahidde bulunmuşlarsa, içlerinden bir bölümü onu atıp-bozmadı mı? Hayır, onların çoğu iman etmezler.

101. Ne zaman onlara Al­lah katından yanlarındakini doğrulayan bir peygamber gelse, kendilerine Kitab verilenlerden bir fırka, sanki kendileri hiç bilmiyorlarmış gibi Allah'ın Kitab'ını ar­kalarına attılar.

2-246. Musa'dan sonra İsrailoğullarının önde gelenlerini görmedin mi? Hani, pey­gamberlerinden birine: "Bize bir melik gönder de Allah yolunda savaşalım" de­mişlerdi, O: "Ya üzerinize savaş yazıldığı halde, savaşmayacak olursanız?" demişti. "Bize ne oluyor ki Allah yolunda savaş­mayalım? Ki biz yurdumuzdan çıkarıldık ve çocuklarımızdan (uzaklaştırıldık)" de­mişlerdi. Ama onlara savaş yazıldığı za­man, az bir kısmı dışında (çoğunluğu) yüz çevirdiler. Allah zalimleri bilir.

3-75. Kitab ehlinden öylesi vardır ki, ona bir kantar emanet bıraksan onu sana öder; onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen onun tepe­sine dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Bu onların "ümmiler (zayıf ve bilgisizler) konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur." demiş olmalarından­dır. Oysa onlar kendileri de bildikleri hal­de Allah'a karşı yalan söylemektedirler.

3-187. Hani kendilerine Kitab verilenler­den: "Onu mutlaka insanlara açıklayacak­sınız ve onu gizlemeyeceksiniz" diye kesin söz almıştı. Fakat onlar, bunu arkalarına attılar ve ona karşılık az bir değeri satın aldılar. O aldıkları şey ne kötüdür.

5-12. Andolsun, Allah İsrailoğullanndan kesin-söz almıştı. Onların içinden (ken­dilerine) oniki güvenilir-gözetleyici gön­dermiştik. Ve Allah onlara: "Gerçekten Ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, Peygamberlerime inanır, on­ları savunup-desteklerseniz- ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere so­karım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, dümdüz bir yolun ortasından sapmıştır."

13. Sözlerini bozmaları nede­niyle, onları lanetledik ve kalplerini kas­katı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay al­mayı unuturlar. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüp­hesiz Allah, iyilik yapanları sever.

14. Ve: "Biz hıristiyanlarız" diyenlerden kesin söz almıştık. Sonunda onlar kendilerine ha­tırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. Böylece Biz de aralarına, kıyamete kadar (sürecek) kin ve düş­manlık saldık. Allah, yapageldikleri şeyi onlara haber verecektir.

5-70. Andolsun, Biz İsrailoğullarından ke­sin söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Onlara ne zaman nefisleri­nin hoşuna gitmeyen bir şeyle bir pey­gamber geldiyse, bir bölümünü yalanladılar, bir bölümünü de öldürdüler.

71. Bir fitne olmayacak sandılar, körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Allah, tevbelerini kabul etti, (yine) onlardan çoğunluğu körleştiler, sağırlaştılar. Allah yapmakta olduk­larını görendir.[2]

 

3. Birbirlerini İyiliği Emredip, Kötülükten Sakındırmamaları

 

5-63. Bilgin-yöneticileri (Rabbaniyyun) ve yüksek bilginleri (Ahbar), onları, günah söylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sakmdırmalı değil miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür.

5-78. İsrailoğullarından küfredenlere, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanet edil­miştir. Bu, isyan etmeleri ve haddi aşma­ları nedeniyledir.

79. Yapmakta oldukları münker (çirkin iş)lerden birbirlerini sakın­dırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi!.[3]

 

4. Dinle İlgili Kelime Ve Kavramları Değiştirerek Tahrif Etmeleri

 

2-58. Hani demiştik ki "Şu şehre girin, orada dilediğiniz yerde bol bol yiyin, secde ederek kapısından girin ve "Dileğimiz bağışlamandır" deyin ki (Biz de) hatalarınızı bağışlayacağız ve iyilik yapanların (ecirlerini) arttıracağız.”

59. Ama zulmedenler, kendilerine söylenen sözü bir başkasıyla değiştirdiler. Biz de yoldan çıkmalarından   dolayı  zalimlere gökten azab indirdik.

2-75. Siz, onların (yahudilerin) size inana­caklarını umuyor musunuz? Oysa onlar­dan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı.

4-46. Kimi yahudiler, kelimeleri “ko­nuldukları yerlerden” saptırırlar ve dillerini de eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek: "Dinledik ve karşı geldik. İşit, -işitmez olası- ve “Raina” (bizi güt,  bize bak)" derler. Eğer onlar: "İşittik ve itaat ettik; sen de işit ve “Unzurna” (Bizi gözet) deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. -Böylece onlar, az bir bölümü dışında inanmazlar

5-13. Sözlerini bozmaları nedeniyle, on­ları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatı­lan şeyden (yararlanıp) pay almayı unu­turlar. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever.

5-41. Ey peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla "İnandık" diyenler ile Ya­hudi'lerden küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tu­tanlar, sana gelmeyen diğer topluluk adı­na (haber toplamak için) kulak tutanlardır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, "Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler. Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık sen onun için Allah'tan hiçbir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalp­lerini arıtmak istemedikleridir.  Dünyadaonlar için bir aşağılanma, ahirette de on­lar için büyük bir azab vardır.

7-161. Onlara: "Bu şehirde oturun, istedi­ğiniz yerden yeyin, “dileğimiz bağışlan­madır” deyin ve kapısından secde ederek girin, (ki Biz de) hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanların (armağanlarını) artıra­cağız" denildiğinde,

162. Onlardan zulme sapanlar, sözü kendilerine söylenenden başka bir şeyle değiştirdiler. Biz de bunun üzerine zulme sapmaları dolayısıyla gök­ten “iğrenç bir azab” indirdik.[4]

 

5. Az Bir Değer Karşılığında Ayetleri Terk Edip, Hakkı Gizlemeleri

 

2-40. Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi anın ve ahdime bağlı kalın ki Ben de ahdinize bağlı kalayım. Ve yalnız Ben'den korkun.

41. Yanınızda olanı doğrulayıcı olarak indirdiğime iman edin, onu inkar edenlerin ilki siz olmayın ve ayetlerimi az bir değer karşılığında değişmeyin. Yalnız Ben'den korkun.

42. Hakkı batıla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.

2-85. Sonra (yine) siz birbirinizi öldürüyor bir bölümünüzü yurtlarından sürüp-çıkarıyor, günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak gel­diklerinde de onlarla fidyeleşiyorsunuz. Oysa onları çıkarmanız, size haram kılın­mıştı. Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkar mı ediyor sunuz? Artık sizden böyle yapanların ce­zası, dünya hayatında aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de aza­bın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah,  yapmakta olduklarınızdan gafil değildir.

2-174. Allah’ın indirdiği Kitab’tan bir şeyi gözardı edip saklayanlar ve onunla değeri az (bir karşılığı) satın alanlar; onların ye­dikleri, karınlarında ateşten başkası de­ğildir. Allah da kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Ve onlar için acıklı bir azab da vardır.

175. Onlar, hidayete karşılık sapıklığı, bağışlanmaya karşılık azabı satın almışlardır. Ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar.

3-71. Ey Kitab ehli, neden hakkı batıl ile örtüyor ve siz de bildiğiniz haide hakkı gizliyorsunuz?

3-187. Hani kendilerine Kitab verilenler­den: "Onu mutlaka insanlara açıklayacak­sınız ve onu gizlemeyeceksiniz" diye kesin söz almıştı. Fakat onlar, bunu arkalarına attılar ve ona karşılık az bir değeri satın aldılar. O aldıkları şey ne kötüdür.

5-15. Ey Kitab Ehli, Kitab'tan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan ve bir çoğundan geçiveren elçimiz geldi. Size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitab da geldi.

5-44. Gerçek şu ki, biz Tevrat'ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyim) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını   korumakla görevli kı­lındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın, Ben'den korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hük­metmezse, işte onlar, kafir olanlardır.

6-91. Onlar: "Allah' beşere hiçbir şey indirmemiştir" demekle, Allah'ın kadrini hakkıyle takdir edemediler. De ki: “Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği ve sizin de (parça parça) kağıtlar üzerinde yazılı kılıp (bir kısmını) açıkla­dığınız ve çoğunu göz ardı ettiğiniz Kitab'ı kim indirdi? (Bununla) Sizin ve atalarınızın bilmediği şeyler size öğretilmiştir." De ki:  "Allah." Sonra da onları bırak, içine “daldıkları saçma uğraşlarında” oyalanıp-dursunlar.

9-9. Allah'ın ayetlerine karşılık az, bir değeri satın aldılar, böylece O'nun yolunu engellediler. Onların yapmakta oldukları gerçekten ne kötüdür.[5]

 

6. Allah'a Ve Allah'ın Dinine İftirada Bulunmaları

 

2-79. Artık vay hallerine; kitabı kendi elle­riyle yazıp, sonra da az bir değer karşılı­ğında satmak için: "Bu Allah katındandır" diyenlere. Artık elleriyle yazdıklarından dolayı vay onlara; vay kazanmakta ol­duklarına;

80. Derler ki: "Sayılı günlerin dışında, ateş bize değmeyecektir." De ki: "Allah katından bir ahid mi aldınız? -Ki Allah asla va'dinden dönmez- Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?"                                                        

3-23. Kendilerine Kitab'tan bir pay veri­lenleri görmedin mi? Aralarında Allah'ın Kitab'ı hükmetsin diye çağrılıyorlar da, onlardan bir bölümü yüz çeviriyor. Onlar, İşte böyle arka dönenlerdir.

24. Bu, on­ların: "Ateş bize sayılı günler dışında ke­sinlikle dokunmayacak" demelerindendir. Onların bu iftiraları, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya düşürmüştür.

3-78. Onlardan öyleleri de vardır ki, dillerini Kitab'a doğru eğip-bükerler, siz onu Kitab'tan (okur) sanasınız diye. Oysa o Kitab'tan değildir. "Bu Allah katındandır" derler. Oysa o, Allah katından değildir. Ve onlar, kendileri de bildikleri halde Al­lah'a karşı (böyle) yalan söylerler.

7-169. Onların ardından yerlerine Kitab'a mirasçı olan birtakım “kötü kimseler” geçti. (Bunlar) Şu değersiz olan (dünya)nın geçici-yararını alıyor ve: "Yakında bağışlanacağız" diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alıyorlar. Kendi­lerinden Allah'a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin Kitab sözü alınmamış mıydı? Oysa içinde olanı da okudular. (Allah'tan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hala akıl erdirmeyecek misiniz?[6]

 

7. Din Adına Küfür Geleneğine, Zan Ve Bidatlere Uymaları

 

2-78. Onlardan bir bölümü de ümmidir. Kitabı bilmezler;( bir sürü asılsız şeylerden başka değil; bunlar yalnızca zannederler.

4-123. Ne sizin kuruntularınızla, ne de Kitab Ehlinin kuruntularıyla değil.  Kim kötülük yaparsa, onunla ceza görür; o, Allah'tan başka bir veli (dost) ve bir yar­dımcı bulamaz.

5-72. Andolsun, "Gerçekten Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler küfre saptı. Oysa Mesih'in, dediği (şudur): "Ey İsrailoğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. Çünkü O, kendisine şirk koşana şüphesiz cenneti haram kılmıştır, onun barınma yeri ateştir, zulmedenlere yardımcı yoktur."

5.77. De ki: "Ey Kitab Ehli, haksız yere dininiz konusunda aşırı gitmeyin ve daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve dümdüz yoldan kaymış bir topluluğun neva (istek ve tutku)larına uymayın."

9-30. Yahudiler: "Üzeyir Allah'ın oğludur" dediler; hıristiyanlar da: "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki küfredenlerin sözlerini taklid ediyorlar. Al­lah onları kahretsin, nasıl da çevriliyorlar?

18-4. (Bu Kur'an) "Allah çocuk edindi" diyenleri uyarıp-korkutmaktadır.

5. Bu ko­nuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiç bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük; Onlar yalandan başkasını söy­lemiyorlar.

57-27. Sonra onların izleri üzerinde pey­gamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gön­derdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyen­lerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruh­banlığı ise, biz onlara yazmadık. Ancak (bu ruhbanlığı) Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.[7]

 

8. Dinde Haddi Aşmaları, Dini Alay Ve Oyun Konusu Edinmeleri

 

5-57. Ey iman edenler, sizden önce ken­dilerine Kitab verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin. Eğer inanıyor­sanız, Allah'tan korkup-sakının.

58. On­lar, siz birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun (konusu) edinirler. Bu, gerçekten onların akıl erdirmeyen bir top­luluk olmalarındandır.

5-77. De ki: "Ey Kitab Ehli, haksız yere dininiz konusunda aşırı gitmeyin ve daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve dümdüz yoldan kaymış bir topluluğun heva (istek ve tutku)larına uymayın."

78. İsrailoğullarından küfredenlere, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanet edilmiştir. Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları ne­deniyledir.

6-70. Dinlerini bir oyun ve eğlence (ko­nusu) edinenleri ve dünya hayatının ken­dilerini aldattığı kimseleri bırak. Onunla (Kur'an'la) öğüt ver ki, bir nefis kendi kazandıklarıyla helake düşmeye görsün; (böylesinin) Allah'tan başka ne bir velisi, ne de bir şefaatçisi vardır; her türlü fid­yeyi verse de kabul olunmaz. İşte onlar, kazandıkları nedeniyle helake uğrayanlardır; küfre saptıklarından dolayı onlar için kaynar bir içki ve acıklı bir azab vardır.

7-51. Onlar, dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onları aldatmıştı. Onlar, bizim ayetlerimizi “yok sayarak tanımadıkları” ve bu günleriyle karşılaşmayı unuttukları gibi, Biz de bugün onları unutacağız."

98-5. Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılmak, hanifler (Allah'ı birliyenler) olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkasıyla emrolunmadılar. İşte dosdoğru din budur.[8]

 

9. Peygamberlerini Ve Din Adamlarını İlahlaştırmaya Çalışmaları

 

5-17. Andolsun "Gerçek şu ki, Allah Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler küfretmiştir. "O, eğer Meryem oğlu Mesih'i, onun annesini ve yeryüzündekilerin tümü­nü helak (yok) etmek isterse, Allah'tan (bunu önlemeğe) kim bir şeye malik olabi­lir?" Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin tümünün mülkü Allah'ındır; dilediğini yaratır. Allah her şeye güç yetirendir.

5-72. Andolsun, "Gerçekten Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler küfre saptı. Oysa Mesih'in dediği (şudur); "Ey İsrailoğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. Çünkü O, kendisine şirk koşana şüphesiz cenneti haram kılmıştır, onun barınma yeri ateş­tir, zulmedenlere yardımcı yoktur."

73. Andolsun, "Allah üçün üçüncüsüdür" di­yenler küfre sapmışlardır. Oysa tek bir ilahtan başka ilah yoktur. Eğer söylemek­te olduklarından vazgeçmezlerse, onlar­dan küfredenlere mutlaka acıklı bir azab dokunacaktır.

9-30. Yahudiler: "Üzeyir Allah'ın oğludur" dediler; hıristiyanlar da: "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki küfredenlerin sözlerini taklid ediyorlar. Al­lah onları kahretsin, nasıl da çevriliyorlar?

31. Onlar, Allah'ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini Rabler (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de. Oysa onlar, tek olan bir ilah'a ibadet etmekten başkasıyla emrolunmadılar. O'ndan başka ilah yok­tur. O, bunların şirk koşmakta oldukları şeylerden yücedir.

18-4. (Bu Kur’an) "Allah çocuk edindi"  diyenleri uyarıp-korkutmaktadır.

5. Bu ko­nuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiç bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük; Onlar yalandan başkasını söy­lemiyorlar.[9]

 

10. Tağuta İnanmaları Ve Küfredenlerle Dostluk Kurmaları

 

4-51. Kendilerine Kitab'tan bir pay veri­lenleri görmedin mi? Onlar, tağuta ve cibt'e inanıyorlar ve diğer küfredenler için: "Bunlar, iman edenlerden daha doğ­ru bir yoldadır" diyorlar.

52. İşte bunlar Allah'ın kendilerini lanetlediğidir. Allah'ın kendisini lanetlediğine hiçbir yardımcı bu­lamazsın.

4-60. Sana indirilene ve senden önce in­dirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağutun önünde muhakeme olmayı istemekte­dirler; oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister.

61. Onlara: "Al­lah'ın indirdiğine ve peygambere gelin" denildiğinde, o münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün.

5-80. Onlardan çoğunun küfre sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün. Kendileri için nefislerinin takdim ettiği şey ne kötüdür. Allah onlara gazablandı ve onlar azabda ebedi kalacaklardır.

81. Eğer Al­lah'a, peygambere ve ona indirilene iman etselerdi, onları dostlar edinmezlerdi. Fa­kat onlardan çoğu fasık olanlardır.[10]

 

11. Fırkalaşarak Birbirlerine Düşman Olmaları

 

2-111. Dediler ki: "Yahudi veya hıristiyan olmadıkça, kimse kesin olarak cennete giremez." Bu, onların kendi kuruntula­rıdır. De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz, kesin kanıt (burhan)ınızı getiriniz."

112. Hayır, kim iyilik yapıcı olarak, yüzünü (kendini ) Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.  

113.  Yahudiler dedi ki: "Hıristiyanlar bir şey (herhangi bir temel) üzere değillerdir." Hıristiyanlar da: "Yahudiler bir şey (herhangi bir temel) üzere değillerdir." dedi. Oysa onlar kitabı oku­yorlar. Bilmeyen (bilgisiz)ler de, onların söylediklerinin benzerini söylemişlerdi. Artık Allah, kıyamet günü anlaşmazlığa düştükleri, şeyde aralarında hüküm vere­cektir.

2-145. Andolsun, sen kendilerine Kitab verilenlere her ayeti (delili) getirsen, yinede onlar senin kıblene uymaz; sen de onların kıblelerine uyacak değilsin. (Hatta) Onlardan bir kısmı, bir kısmının kıblesine de uymaz. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, hiç kuşkusuz     zalimlerden olursun.

3-19. Allah katında din, hiç şüphesiz ki İslam’dır. Kendilerine Kitab verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki 'kıskançlık ve hakka baş kaldırma' yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerine küfrederse, gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir.

23-52. İşte sizin ümmetiniz bir tek olan ümmettir ve Ben de sizin Rabbinizim; Öyleyse Ben'den korkup-sakının. 53. An­cak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitablar halinde parçalayıp-bölündüler; her bir grup, kendi ellerindeki olanla yetinip-sevinmektedir.

54. Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi şaşkınca sapıklıkları içinde bırakıver.

42-14. Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki “tecavüz ve haksızlık” dolayısıyla ayrılığa    düştüler. Eğer senin Rabbinden, adı konulmuş bir ecele kadar geçmiş (verilmiş) bir söz ol­masaydı, muhakkak aralarında hüküm ve­rilmiş (iş bitirilmişti. Şüphesiz onların ardından Kitab'a mirasçı olanlar ise, her­halde ona karşı kuşkulu bir tereddüt için­dedirler.

98-4. Kitab ehlinden olanlar, ancak ken­dilerine apaçık belgeler geldikten sonra fırkalara ayrıldılar.

5. Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılmak, hanifler (Al­lah’ı birliyenler) olarak sadece Allah'a kul­luk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkasıyla emrolunmadılar. İşte dosdoğru din budur.[11]

 

12. Hak Peygamberleri, Kendi Batıl Fırkalarına Nisbet Etmeleri

 

2-140. Yoksa siz, gerçekten İbrahim'in, İsmail'in, İshak'ın, Yakub'un ve torunları­nın Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: "Sizler mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı? Allah ta­rafından bildirilmiş bir şehadeti giz­leyenden daha zalim olan kimdir? Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil değildir." 141. Onlar bir ümmetti, gelip geçti; (on­ların) kazandıkları kendilerinin, (sizin) ka­zandıklarınız da sizindir. Siz onların yap­tıklarından sorumlu tutulmayacaksınız.

3-65. "Ey Kitab ehli, İbrahim konusunda ne diye çekişip-tartışıyorsunuz? Tevrat da, İncil de ancak ondan sonra indirilmiştir. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?"

66. İşte sizler böylesiniz; hakkında bilginiz olan şeyde tartıştınız, ama hakkında hiç bilginiz olmayan şey konusunda ne diye tartışıp-duruyorsunuz? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.

67. İbrahim, ne yahudi idi ne de hıristiyandı: Ancak o, hanif (muvahhid) bir müslümandı, müşriklerden de       değildi.

68. Doğrusu, insanların İbrahim'e en yalan olanı, ona uyanlar, bu peygamber ve iman edenlerdir. Allah, mü'minlerin velisidir.[12]

 

13. Müslümanlara Hased Ve Düşmanlık Etmeleri

 

2-89. Allah katından yanlarındaki olan (Tevrat)ı doğrulayıcı bir Kitab geldiği za­man, -ki bundan önce küfredenlere karşı fetih istiyorlardı-  işte bildikleri gelince, onu inkar ettiler. Artık Allah'ın laneti ka­firlerin üzerinedir.

90. Allah'ın kullarından dilediğine kendi fazlından (peygamberliği) indirmesini “kıskanarak ve hakka başkaldırarak” Allah'ın indirdiklerini tanımamakla, nefislerini ne kötü şeye karşılık sattılar. Böylelikle gazab üstüne gazaba uğradılar. Kafirler için alçaltıcı bir azab vardır.

91. Onlara: "Allah'ın indirdiklerine iman edin" denildiğinde:  "Biz,  bize indirilene iman ederiz" derler ve ondan   sonra olan (Kur'an)ı inkar ederler. Oysa o (Kur'an), yanlarındaki (Kitabı)  doğrulayan bir gerçektir. (Onlara) De ki: "Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce ne diye Allah'ın pey­gamberlerini öldürüyordunuz?"

2-105. Kitab Ehlinden olan kafirler ve müşrikler, Rabbinizden üzerinize bir hay­rın indirilmesini arzu etmezler. Allah ise, dilediğine rahmetini tahsis eder. Allah büyük fazl sahibidir.

2-109. Kitab ehlinden çoğu, kendilerine gerçek (hak) apaçık belli olduktan sonra, nefislerini (kuşatan) kıskançlıktan dolayı, imanınızdan sonra sizi küfre döndürmek arzusunu duydular. Allah'ın emri gelince­ye kadar onları bırakın ve (onlara) ilişme­yin. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.

3-72. Kitab ehlinden bir bölümü, dedi ki: "İman edenlerin üzerine inene, gündüzün başlangıcında inanın, bitiminde ise inkar edin. Belki onlar da dönerler."

73. "Ve si­zin dininize uyanlardan başkasına inanıp güvenmeyin." De ki: "Hiç tartışmasız doğru olan yol Allah'ın dosdoğru yoludur. Size verilenin bir benzeri birine (İslam peygamberine) veriliyor ya da Rabbinizin katında onlar (müslümanlar) size karşı de­liller getiriyorlar diye mi (bu telaşınız?)" De ki: "Şüphesiz “lütuf ve ihsan (fazl)” Al­lah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir."

74. O, kime dilerse rahmetini tahsis eder. Al­lah büyük lütuf ve ihsan (fazl)' sahibidir.

3-110. Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; ma'ruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve Allah'a iman edersiniz. Kitab Ehli de inanmış ol­saydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır.

111. Onlar size ezadan başka kesinlikle bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşırlarsa size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendile­rine yardım da edilmez.

3-119. Sizler, işte böylesiniz; onları se­versiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitab'ın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında (inandık) derler, kendi başlarına kaldıklarında ise, size karşı olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçları­nı ısırırlar. De ki: "Kin ve öfkenizle ölün." Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı du­ranı bilendir.

120. Size bir iyilik doku­nunca onları tasalandırır, size bir kötülük isabet edince ise onunla sevinirler. Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların 'hileli düzenleri' size hiçbir şeyle zarar veremez. Allah hiç şüphesiz, onların yapmakta olduklarını kuşatandır.                                         

3-186. Andolsun ki, mallarınız ve can­larınız hususunda imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine Kitab verilenlerd­en ve şirk koşmakta olanlardan elbette birçok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız, işte bu azmedilmesi gereken iş (emir)lerdendir.

4-51. Kendilerine Kitab'tan bir pay veri­lenleri görmedin mi? Onlar, tağuta ve cibt'e inanıyorlar ve diğer küfredenler için: "Bunlar, iman edenlerden daha doğ­ru bir yoldadır" diyorlar.

5-13. Sözlerini bozmaları nedeniyle, on­ları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuturlar. İçlerinden birazı dışında, sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah,  iyilik yapanları sever.

5-59. De ki: "Ey Kitab Ehli yalnızca Al­lah'a, bize indirilene ve önceden indi­rilenlere inanmamız ve sizin çoğunuzun fasıklar olmanız nedeniyle mi bizden hoşlanmıyorsunuz?"

5-82. Andolsun, insanlar (içinde) iman edenlere düşmanlık bakımından en şid­detli olanların yahudiler ve şirk koşanlar olduğunu bulursun. Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olanlarında "Biz Hıristiyanlarız" diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahip­lerin olması ve onların büyüklük taslama­maları nedeniyledir.[13]

 

14. Müslümanların Küfre Girmelerini İstemeleri

 

2-109. Kitab ehlinden çoğu, kendilerine gerçek (hak) apaçık belli olduktan sonra, nefislerini (kuşatan) kıskançlıktan dolayı, imanınızdan sonra sizi küfre döndürmek arzusunu duydular. Allah'ın emri gelin­ceye kadar onları bırakın ve (onlara) ilişmeyin. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.

3-69. Kitab ehlinden bir grub, sizi şaşırtıp-saptırmayı arzuladı; fakat onlar ancak kendi nefislerini şaşırtıp-saptırırlar da şuuruna varmazlar.

3-72. Kitab ehlinden bir bölümü, dedi ki: "İman edenlerin üzerine inene, gündüzün başlangıcında inanın, bitiminde ise inkar edin. Belki onlar da dönerler."

3-99. De ki: "Ey Kitab ehli, sizler şahidler olduğunuz halde, ne diye İman edenleri Allah yolundan -onda bir çarpıklık bul­maya yeltenerek- çevirmeye çalışıyorsu­nuz? Allah, yapmakta olduklarınızdan ga­fil değildir."

100. Ey iman edenler, eğer kendilerine Kitab verilenlerden herhangi bir gruba boyun eğecek olursanız, sizi imanınızdan sonra kafirler yapmış olarak (dininizden) geri çevirirler.

444. Kendilerine Kitab'tan bir pay verilenlerin sapıklığı satın aldıklarını ve sizin de yolu sapıtmanızı istediklerini görmedin mi?

45. Allah, sizin düşmanlarınızı en iyi bilendir; bir veli (en güvenilir bir dost) ola­rak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Al­lah yeter.[14]

 

15. Günahta Ve Haram Yiyicilikte Birbirleriyle Yarışmaları

 

5-42. Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet ya da onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiçbir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında   hükmedersen  de adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever.

5-62. Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram yiyicilikte çabala­rına hız kattıklarını görürsün. Yapmakta oldukları ne kötüdür.

63. Bilgin-yöneticileri (Rabbaniyyun) ve yüksek bilginleri (Ahbar), onları, günah söylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sakındırmalı değil miydi? Yapmakta oldukları ne kötü­dür.

64. Yahudiler: "Allah'ın eli sıkıdır" de­diler. Onların elleri bağlandı ve söyle­diklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır; O'nun iki eli açıktır, nasıl dilerse infak eder. Andolsun, Rabbinden sana indi­rilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve küfürlerini arttıracaktır. Biz de onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik. Onlar ne za­man savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çaba harcarlar. Allah ise bozguncuları sevmez.                              

9-34. Ey iman edenler, gerçek şu ki, (yahudi) bilginlerinden ve (Hıristiyan) rahiblerinden çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlara, acıklı bir azabı müjdele.

35. O gün bunların (sak­ladıkları altın ve gümüşün) üzerleri ce­hennem ateşiyle kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve onlara:) "İşte bu, kendileriniz yığıp-sakladıklarınızdır;  artık yığıp-sakladıklarınızı tadın" (denilecektir).[15]

 

16. Her Şeye Rağmen Sadece Kendilerinin Cennetlik Olduklarını Zannetmeleri

 

2-80. Derler ki: "Sayılı günlerin dışında, ateş bize değmeyecektir." De ki: "Allah katından bir ahid mi aldınız? -Ki Allah asla va'dinden dönmez- Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?"

81. Hayır; kim bir kötülük işler de günahı kendisini kuşatırsa, (artık) onlar ateşin halkıdırlar, orada temelli kalıcıdırlar.

2-94. De ki: "Eğer Allah katında ahiret yurdu, başka insanların değil de, yalnızca sizin ise, (ve bunda) doğru sözlüler iseniz, haydi ölümü dilesenize."

95. Oysa onlar, Önceden ellerinin takdim ettiklerinden do­layı onu (ölümü) hiçbir zaman asla dilemiyeceklerdir. Allah, zalimleri bilendir.

96. Andolsun, onları hayata karşı (diğer) insanlardan ve şirk koşanlardan (bile) daha tutkun bulursun. (Onlardan) her biri, bin yıl yaşatılsın ister; oysa onların bunca yaşaması, onları azabtan kurtarmaz. 'Al­lah, onların yapmakta olduklarını gören­dir.

2-111. Dediler ki: "Yahudi veya Hıristiyan olmadıkça, kimse kesin olarak cennete giremez." Bu, onların kendi kuruntula­rıdır. De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz, kesin kanıt (burhan)ınızı getiriniz."

112. Hayır, kim iyilik yapıcı olarak, yüzünü (kendini ) Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun da olma­yacaklardır.

3-23. Kendilerine Kitab'tan bir pay ver­ilenleri görmedin mi? Aralarında Allah'ın Kitab'ı hükmetsin diye çağrılıyorlar da, onlardan bir bölümü yüz çeviriyor. Onlar, işte böyle arka dönenlerdir.

24. Bu, on­ların: "Ateş bize sayılı günler dışında ke­sinlikle dokunmayacak" demelerindendir. Onların bu iftiraları, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya düşürmüştür.

5-18. Yahudi ve hıristiyanlar: "Biz Allah'ın çocuklarıyız ve sevdikleriyiz" dedi. De ki: "Peki, ne diye sizi günahlarınızdan dolayı azablandırıyor? Hayır, siz O'nun yarattı­ğından birer beşersiniz. O, dilediğini                               bağışlar, dilediğini azablandırır. Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin tümünün mülkü Allah'ındır. Son varış O'nadır."

7-169. Onların ardından yerlerine Kitab'a mirasçı olan birtakım “kötü kimseler” geçti. (Bunlar) Şu değersiz olan (dünya) nın geçici-yararını alıyor ve: "Yakında bağışlanacağız" diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alıyorlar. Kendi­lerinden Allah'a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin Kitab sözü alınmamış mıydı? Oysa içinde olanı da okudular. (Allah'tan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hala akıl erdirmeyecek misiniz?

62-6. De ki: "Ey Yahudi olanlar, eğer siz, (bütün) insanlardan ayrı olarak yalnızca sizlerin Allah'ın velileri (dost ve sevgili kul­ları) olduğunuzu öne sürüyorsanız, haydi ölümü temenni edin; eğer iddianızda sadık iseniz (bunu çekinmeden yapın)."

7. Oysa onlar, ellerinin takdim ettikleri (günahlar) dolayısıyla bunu hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, zalimleri bi­lendir.[16]

 

17. Hak Daveti Kabul Etmemeleri

 

2-75. Siz, onların (yahudilerin) size inana­caklarını umuyor musunuz? Oysa onlar­dan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı.

76. İman edenlerle karşılaştıklarında "İman ettik" derler; bir­biriyle kendi başlarına kaldıkları zaman ise, derler ki: "Allah'ın size (açıklayarak) açtıklarını, Rabbiniz katında size karşı bir belge olsun diye mi onlara söylüyorsunuz? Hala akletmiyor musunuz?"

77. (Peki) Onlar, Allah'ın gizli tuttuklarını da, açığa vurduklarını da bildiğini bilmiyorlar mı?

2-101. Ne zaman onlara Allah katından yanlarındakini doğrulayan bir peygamber gelse, kendilerine Kitab verilenlerden bir fırka, sanki kendileri hiç bilmiyorlarmış gibi Allah'ın Kitab'ını arkalarına attılar.

2-145. Andolsun, sen kendilerine Kitab verilenlere her ayeti (delili) getirsen, yinede onlar senin kıblene uymaz; sen de on­ların kıblelerine uyacak değilsin. (Hatta) Onlardan bir kısmı, bir kısmının kıblesine de uymaz. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, hiç kuşkusuz zalimlerden olursun.

146. Kendilerine Kitab verdiklerimiz, onu (peygamberi), çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde mutlaka gerçeği gizlerler.

3-70.  Ey Kitab ehli, bilip, gördüğünüz halde ne diye Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?

71. Ey Kitab ehli, neden hakkı batıl ile örtüyor ve siz de bildiğiniz halde hakkı gizliyorsunuz?

5-41. Ey peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla "inandık" diyenler ile Ya­hudi'lerden küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutan­lar, sana gelmeyen diğer topluluk adına (haber toplamak için) kulak tutanlardır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, "Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler. Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık sen onun için Allah'tan hiçbir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalp­lerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette de on­lar için büyük bir azab vardır.

5-61. Size geldiklerinde: "İnandık" derler. Oysa onlar küfürle girmişlerdir ve yine onunla çıkmışlardır. Allah, gizli tutmakta olduklarını daha iyi bilir.

5-68. De ki: "Ey Kitab Ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tut­madıkça hiçbir şey üzerinde değilsiniz." Andolsun, Rabbinden sana indirilen, on­lardan çoğunun tuğyanlarını ve küfürlerini arttıracaktır. Artık sen de kafirler toplulu­ğuna karşı üzüntüye kapılma.

61-6. Hani Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah'tan gönderilmiş-bir elçiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi "Ahmed" olan bir peygam­berin de müjdeleyicisiyim" demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince: "Bu, açıkça bir büyüdür"  dediler.  

7. İslam'a çağırıldığı halde, Allah'a karşı yalan düzüp uyduranlardan daha zalim kimdir? Allah, zalim olan bir kavmi hidayete erdirmez.[17] [18]

 



[1] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 513-515

[2] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 515-518

[3] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 518

[4] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 518-520

[5] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 522

[6] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 522-523

[7] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 523524

[8] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 524-525

[9] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 525-526

[10] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 527

[11] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 527-529

[12] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 529-530

[13] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 530-532

[14] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 533

[15] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 534-535

[16] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 535-536

[17] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 537-538

[18] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 520-521