260_______________________________________TEMEL KONULARDA KUR'AN ÖGRETÎSİ - Kuranogretisi - 27. Sayfa
EHL-İ KİTAB İÇİNDEKİ MENFİ KİMSELERİN ÖZELLİKLERİ
1. İlahi Kitab'a Sahip Çıkmalarına Rağmen Kitab'la Hükmedip, Hükmü Yaşamamaları
2. Verdikleri Sözlerden Ve Ahitlerden Dönmeleri
3. Birbirlerini İyiliği Emredip, Kötülükten Sakındırmamaları
4. Dinle İlgili Kelime Ve Kavramları Değiştirerek Tahrif Etmeleri
5. Az Bir Değer Karşılığında Ayetleri Terk Edip, Hakkı Gizlemeleri
6. Allah'a Ve Allah'ın Dinine İftirada Bulunmaları
7. Din Adına Küfür Geleneğine, Zan Ve Bidatlere Uymaları
8. Dinde Haddi Aşmaları, Dini Alay Ve Oyun Konusu Edinmeleri
9. Peygamberlerini Ve Din Adamlarını İlahlaştırmaya Çalışmaları
10. Tağuta İnanmaları Ve Küfredenlerle Dostluk Kurmaları
11. Fırkalaşarak Birbirlerine Düşman Olmaları
12. Hak Peygamberleri, Kendi Batıl Fırkalarına Nisbet Etmeleri
13. Müslümanlara Hased Ve Düşmanlık Etmeleri
14. Müslümanların Küfre Girmelerini İstemeleri
15. Günahta Ve Haram Yiyicilikte Birbirleriyle Yarışmaları
16. Her Şeye Rağmen Sadece Kendilerinin Cennetlik Olduklarını Zannetmeleri
17. Hak Daveti Kabul Etmemeleri
EHL-İ KİTAB İÇİNDEKİ MENFİ KİMSELERİN ÖZELLİKLERİ
1. İlahi Kitab'a Sahip Çıkmalarına Rağmen Kitab'la Hükmedip, Hükmü Yaşamamaları
3-23. Kendilerine Kitab'tan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarında Allah'ın Kitab'ı hükmetsin diye çağrılıyorlar da, onlardan bir bölümü yüz çeviriyor. Onlar, işte böyle arka dönenlerdir.
5-43. Allah'ın hükmü (içinde yazılı) olan Tevrat yanlarında bulunduğu halde, seni nasıl hakem kılıyorlar ve sonra bunun peşinden yüz çeviriyorlar? İşte onlar, inanmış olanlar değildir.
44. Gerçek şu ki, Biz Tevrat'ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyim) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın, Ben'den korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafir olanlardır.
45. Biz onda, onların üzerine yazdık: Can'a can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve (bütün) yaralara (karşılık da) kısas vardır. Ama kim bunu sadaka olarak bağışlarsa o kendisi için bir kefarettir. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalim olanlardır.
46. Önündeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa'yı onların izlerine (peygamberler zincirine) ekledik ve ona, -içinde hidayet ve nur olarak- önündeki Tevrat'tan olanı doğrulayan ve muttakiler için hidayet ve öğüt olan İncil'i verdik.
47. İncil sahipleri Allah'ın onda indirdikleriyle hükmetsinler. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, fasık olanlardır.
5-65. Eğer, Kitab Ehli iman edip sakınsalardı, elbette onların kötülüklerini örter ve onları “nimetlerle donatılmış” cennetlere sokardık.
66. Ve eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rablerinden indirileni ayakta tutsalardi, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (sayısız nimeti) yiyeceklerdi. İçlerinde aşırı olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun yapmakta oldukları ise ne kötüdür!.
5-68. De ki: "Ey Kitab Ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça hiçbir şey üzerinde değilsiniz." Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve küfürlerini arttıracaktır. Artık sen de kafirler topluluğuna karşı üzüntüye kapılma.
7-163. Bir de onlara deniz kıyısındaki şehrifra uğradığı sonucu) sor. Hani onlar cumartesi (yasağını çiğneyerek) haddi aşmışlardı. “Cumartesi günü iş yapma yasağına uyduklarında”, balıklar onlara açıktan akın akın geliyor, “cumartesi günü iş yapma yasağına uymadıklannda” ise gelmiyorlardı. İşte Biz, fıska sapmaları dolayısıyla onları böyle imtihan ediyorduk.
19-59. Sonra onların arkasından öyle kuşaklar türedi ki, namaz (kılma duyarlılğın)ı kaybettiler ve şehvetlerine kapılıp-uydular. Böylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır.
57-16. İman etmekte olanların, Allah'ın ve haktan inmiş olanların zikri için kalplerinin “saygı dolu bir korku ile yumuşaması” zamanı gelmedi mi? Onlar, bundan önce kendilerine Kitab verilmiş, sonra üzerlerinden uzun bir süre geçmiş, böylece kalpleri de katılaşmış bulunanlar gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasık olanlardı.
62-5. Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu (hikmet ve hükümleriyle gereği gibi yaşayarak) taşımayanların durumu, koskoca kitab yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalan saymakta olan kavmin durumu ne kadar kötüdür. Allah, zalim olan bir kavmi hidayete erdirmez.[1]
2. Verdikleri Sözlerden Ve Ahitlerden Dönmeleri
2-83. Hani İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin" diye kesin söz almıştık. Sonra siz, az bir bölümünüz dışında yüz çevirdiniz ve (hala) çevirmektesiniz de.
84. Hani sizden "Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın" diye kesin söz almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız, hala da (buna) şahidlik etmektesiniz.
85. Sonra (yine) siz, birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü yurtlarından sürüp-çıkarıyor, günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde de onlarla fidyeleşiyorsunuz. Oysa onları çıkarmanız, size haram kılınmıştı. Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkar mı ediyor sunuz? Artık sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil değildir.
86. İşte bunlar, ahirete karşılık dünya hayatını satın alanlardır; bundan dolayı azablan hafifletilmez ve kendilerine yardım da edilmez.
2-100. Onlar ne zaman bir ahidde bulunmuşlarsa, içlerinden bir bölümü onu atıp-bozmadı mı? Hayır, onların çoğu iman etmezler.
101. Ne zaman onlara Allah katından yanlarındakini doğrulayan bir peygamber gelse, kendilerine Kitab verilenlerden bir fırka, sanki kendileri hiç bilmiyorlarmış gibi Allah'ın Kitab'ını arkalarına attılar.
2-246. Musa'dan sonra İsrailoğullarının önde gelenlerini görmedin mi? Hani, peygamberlerinden birine: "Bize bir melik gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi, O: "Ya üzerinize savaş yazıldığı halde, savaşmayacak olursanız?" demişti. "Bize ne oluyor ki Allah yolunda savaşmayalım? Ki biz yurdumuzdan çıkarıldık ve çocuklarımızdan (uzaklaştırıldık)" demişlerdi. Ama onlara savaş yazıldığı zaman, az bir kısmı dışında (çoğunluğu) yüz çevirdiler. Allah zalimleri bilir.
3-75. Kitab ehlinden öylesi vardır ki, ona bir kantar emanet bıraksan onu sana öder; onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen onun tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Bu onların "ümmiler (zayıf ve bilgisizler) konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur." demiş olmalarındandır. Oysa onlar kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylemektedirler.
3-187. Hani kendilerine Kitab verilenlerden: "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız ve onu gizlemeyeceksiniz" diye kesin söz almıştı. Fakat onlar, bunu arkalarına attılar ve ona karşılık az bir değeri satın aldılar. O aldıkları şey ne kötüdür.
5-12. Andolsun, Allah İsrailoğullanndan kesin-söz almıştı. Onların içinden (kendilerine) oniki güvenilir-gözetleyici göndermiştik. Ve Allah onlara: "Gerçekten Ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, Peygamberlerime inanır, onları savunup-desteklerseniz- ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, dümdüz bir yolun ortasından sapmıştır."
13. Sözlerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuturlar. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever.
14. Ve: "Biz hıristiyanlarız" diyenlerden kesin söz almıştık. Sonunda onlar kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. Böylece Biz de aralarına, kıyamete kadar (sürecek) kin ve düşmanlık saldık. Allah, yapageldikleri şeyi onlara haber verecektir.
5-70. Andolsun, Biz İsrailoğullarından kesin söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Onlara ne zaman nefislerinin hoşuna gitmeyen bir şeyle bir peygamber geldiyse, bir bölümünü yalanladılar, bir bölümünü de öldürdüler.
71. Bir fitne olmayacak sandılar, körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Allah, tevbelerini kabul etti, (yine) onlardan çoğunluğu körleştiler, sağırlaştılar. Allah yapmakta olduklarını görendir.[2]
3. Birbirlerini İyiliği Emredip, Kötülükten Sakındırmamaları
5-63. Bilgin-yöneticileri (Rabbaniyyun) ve yüksek bilginleri (Ahbar), onları, günah söylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sakmdırmalı değil miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür.
5-78. İsrailoğullarından küfredenlere, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanet edilmiştir. Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları nedeniyledir.
79. Yapmakta oldukları münker (çirkin iş)lerden birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi!.[3]
4. Dinle İlgili Kelime Ve Kavramları Değiştirerek Tahrif Etmeleri
2-58. Hani demiştik ki "Şu şehre girin, orada dilediğiniz yerde bol bol yiyin, secde ederek kapısından girin ve "Dileğimiz bağışlamandır" deyin ki (Biz de) hatalarınızı bağışlayacağız ve iyilik yapanların (ecirlerini) arttıracağız.”
59. Ama zulmedenler, kendilerine söylenen sözü bir başkasıyla değiştirdiler. Biz de yoldan çıkmalarından dolayı zalimlere gökten azab indirdik.
2-75. Siz, onların (yahudilerin) size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı.
4-46. Kimi yahudiler, kelimeleri “konuldukları yerlerden” saptırırlar ve dillerini de eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek: "Dinledik ve karşı geldik. İşit, -işitmez olası- ve “Raina” (bizi güt, bize bak)" derler. Eğer onlar: "İşittik ve itaat ettik; sen de işit ve “Unzurna” (Bizi gözet) deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. -Böylece onlar, az bir bölümü dışında inanmazlar
5-13. Sözlerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuturlar. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever.
5-41. Ey peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla "İnandık" diyenler ile Yahudi'lerden küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer topluluk adına (haber toplamak için) kulak tutanlardır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, "Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler. Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık sen onun için Allah'tan hiçbir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyadaonlar için bir aşağılanma, ahirette de onlar için büyük bir azab vardır.
7-161. Onlara: "Bu şehirde oturun, istediğiniz yerden yeyin, “dileğimiz bağışlanmadır” deyin ve kapısından secde ederek girin, (ki Biz de) hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanların (armağanlarını) artıracağız" denildiğinde,
162. Onlardan zulme sapanlar, sözü kendilerine söylenenden başka bir şeyle değiştirdiler. Biz de bunun üzerine zulme sapmaları dolayısıyla gökten “iğrenç bir azab” indirdik.[4]
5. Az Bir Değer Karşılığında Ayetleri Terk Edip, Hakkı Gizlemeleri
2-40. Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi anın ve ahdime bağlı kalın ki Ben de ahdinize bağlı kalayım. Ve yalnız Ben'den korkun.
41. Yanınızda olanı doğrulayıcı olarak indirdiğime iman edin, onu inkar edenlerin ilki siz olmayın ve ayetlerimi az bir değer karşılığında değişmeyin. Yalnız Ben'den korkun.
42. Hakkı batıla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.
2-85. Sonra (yine) siz birbirinizi öldürüyor bir bölümünüzü yurtlarından sürüp-çıkarıyor, günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde de onlarla fidyeleşiyorsunuz. Oysa onları çıkarmanız, size haram kılınmıştı. Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkar mı ediyor sunuz? Artık sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil değildir.
2-174. Allah’ın indirdiği Kitab’tan bir şeyi gözardı edip saklayanlar ve onunla değeri az (bir karşılığı) satın alanlar; onların yedikleri, karınlarında ateşten başkası değildir. Allah da kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Ve onlar için acıklı bir azab da vardır.
175. Onlar, hidayete karşılık sapıklığı, bağışlanmaya karşılık azabı satın almışlardır. Ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar.
3-71. Ey Kitab ehli, neden hakkı batıl ile örtüyor ve siz de bildiğiniz haide hakkı gizliyorsunuz?
3-187. Hani kendilerine Kitab verilenlerden: "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız ve onu gizlemeyeceksiniz" diye kesin söz almıştı. Fakat onlar, bunu arkalarına attılar ve ona karşılık az bir değeri satın aldılar. O aldıkları şey ne kötüdür.
5-15. Ey Kitab Ehli, Kitab'tan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan ve bir çoğundan geçiveren elçimiz geldi. Size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitab da geldi.
5-44. Gerçek şu ki, biz Tevrat'ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyim) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın, Ben'den korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafir olanlardır.
6-91. Onlar: "Allah' beşere hiçbir şey indirmemiştir" demekle, Allah'ın kadrini hakkıyle takdir edemediler. De ki: “Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği ve sizin de (parça parça) kağıtlar üzerinde yazılı kılıp (bir kısmını) açıkladığınız ve çoğunu göz ardı ettiğiniz Kitab'ı kim indirdi? (Bununla) Sizin ve atalarınızın bilmediği şeyler size öğretilmiştir." De ki: "Allah." Sonra da onları bırak, içine “daldıkları saçma uğraşlarında” oyalanıp-dursunlar.
9-9. Allah'ın ayetlerine karşılık az, bir değeri satın aldılar, böylece O'nun yolunu engellediler. Onların yapmakta oldukları gerçekten ne kötüdür.[5]
6. Allah'a Ve Allah'ın Dinine İftirada Bulunmaları
2-79. Artık vay hallerine; kitabı kendi elleriyle yazıp, sonra da az bir değer karşılığında satmak için: "Bu Allah katındandır" diyenlere. Artık elleriyle yazdıklarından dolayı vay onlara; vay kazanmakta olduklarına;
80. Derler ki: "Sayılı günlerin dışında, ateş bize değmeyecektir." De ki: "Allah katından bir ahid mi aldınız? -Ki Allah asla va'dinden dönmez- Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?"
3-23. Kendilerine Kitab'tan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarında Allah'ın Kitab'ı hükmetsin diye çağrılıyorlar da, onlardan bir bölümü yüz çeviriyor. Onlar, İşte böyle arka dönenlerdir.
24. Bu, onların: "Ateş bize sayılı günler dışında kesinlikle dokunmayacak" demelerindendir. Onların bu iftiraları, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya düşürmüştür.
3-78. Onlardan öyleleri de vardır ki, dillerini Kitab'a doğru eğip-bükerler, siz onu Kitab'tan (okur) sanasınız diye. Oysa o Kitab'tan değildir. "Bu Allah katındandır" derler. Oysa o, Allah katından değildir. Ve onlar, kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı (böyle) yalan söylerler.
7-169. Onların ardından yerlerine Kitab'a mirasçı olan birtakım “kötü kimseler” geçti. (Bunlar) Şu değersiz olan (dünya)nın geçici-yararını alıyor ve: "Yakında bağışlanacağız" diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alıyorlar. Kendilerinden Allah'a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin Kitab sözü alınmamış mıydı? Oysa içinde olanı da okudular. (Allah'tan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hala akıl erdirmeyecek misiniz?[6]
7. Din Adına Küfür Geleneğine, Zan Ve Bidatlere Uymaları
2-78. Onlardan bir bölümü de ümmidir. Kitabı bilmezler;( bir sürü asılsız şeylerden başka değil; bunlar yalnızca zannederler.
4-123. Ne sizin kuruntularınızla, ne de Kitab Ehlinin kuruntularıyla değil. Kim kötülük yaparsa, onunla ceza görür; o, Allah'tan başka bir veli (dost) ve bir yardımcı bulamaz.
5-72. Andolsun, "Gerçekten Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler küfre saptı. Oysa Mesih'in, dediği (şudur): "Ey İsrailoğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. Çünkü O, kendisine şirk koşana şüphesiz cenneti haram kılmıştır, onun barınma yeri ateştir, zulmedenlere yardımcı yoktur."
5.77. De ki: "Ey Kitab Ehli, haksız yere dininiz konusunda aşırı gitmeyin ve daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve dümdüz yoldan kaymış bir topluluğun neva (istek ve tutku)larına uymayın."
9-30. Yahudiler: "Üzeyir Allah'ın oğludur" dediler; hıristiyanlar da: "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki küfredenlerin sözlerini taklid ediyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da çevriliyorlar?
18-4. (Bu Kur'an) "Allah çocuk edindi" diyenleri uyarıp-korkutmaktadır.
5. Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiç bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük; Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.
57-27. Sonra onların izleri üzerinde peygamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, biz onlara yazmadık. Ancak (bu ruhbanlığı) Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.[7]
8. Dinde Haddi Aşmaları, Dini Alay Ve Oyun Konusu Edinmeleri
5-57. Ey iman edenler, sizden önce kendilerine Kitab verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin. Eğer inanıyorsanız, Allah'tan korkup-sakının.
58. Onlar, siz birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun (konusu) edinirler. Bu, gerçekten onların akıl erdirmeyen bir topluluk olmalarındandır.
5-77. De ki: "Ey Kitab Ehli, haksız yere dininiz konusunda aşırı gitmeyin ve daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve dümdüz yoldan kaymış bir topluluğun heva (istek ve tutku)larına uymayın."
78. İsrailoğullarından küfredenlere, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanet edilmiştir. Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları nedeniyledir.
6-70. Dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinenleri ve dünya hayatının kendilerini aldattığı kimseleri bırak. Onunla (Kur'an'la) öğüt ver ki, bir nefis kendi kazandıklarıyla helake düşmeye görsün; (böylesinin) Allah'tan başka ne bir velisi, ne de bir şefaatçisi vardır; her türlü fidyeyi verse de kabul olunmaz. İşte onlar, kazandıkları nedeniyle helake uğrayanlardır; küfre saptıklarından dolayı onlar için kaynar bir içki ve acıklı bir azab vardır.
7-51. Onlar, dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onları aldatmıştı. Onlar, bizim ayetlerimizi “yok sayarak tanımadıkları” ve bu günleriyle karşılaşmayı unuttukları gibi, Biz de bugün onları unutacağız."
98-5. Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılmak, hanifler (Allah'ı birliyenler) olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkasıyla emrolunmadılar. İşte dosdoğru din budur.[8]
9. Peygamberlerini Ve Din Adamlarını İlahlaştırmaya Çalışmaları
5-17. Andolsun "Gerçek şu ki, Allah Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler küfretmiştir. "O, eğer Meryem oğlu Mesih'i, onun annesini ve yeryüzündekilerin tümünü helak (yok) etmek isterse, Allah'tan (bunu önlemeğe) kim bir şeye malik olabilir?" Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin tümünün mülkü Allah'ındır; dilediğini yaratır. Allah her şeye güç yetirendir.
5-72. Andolsun, "Gerçekten Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler küfre saptı. Oysa Mesih'in dediği (şudur); "Ey İsrailoğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. Çünkü O, kendisine şirk koşana şüphesiz cenneti haram kılmıştır, onun barınma yeri ateştir, zulmedenlere yardımcı yoktur."
73. Andolsun, "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler küfre sapmışlardır. Oysa tek bir ilahtan başka ilah yoktur. Eğer söylemekte olduklarından vazgeçmezlerse, onlardan küfredenlere mutlaka acıklı bir azab dokunacaktır.
9-30. Yahudiler: "Üzeyir Allah'ın oğludur" dediler; hıristiyanlar da: "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki küfredenlerin sözlerini taklid ediyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da çevriliyorlar?
31. Onlar, Allah'ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini Rabler (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de. Oysa onlar, tek olan bir ilah'a ibadet etmekten başkasıyla emrolunmadılar. O'ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koşmakta oldukları şeylerden yücedir.
18-4. (Bu Kur’an) "Allah çocuk edindi" diyenleri uyarıp-korkutmaktadır.
5. Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiç bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük; Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.[9]
10. Tağuta İnanmaları Ve Küfredenlerle Dostluk Kurmaları
4-51. Kendilerine Kitab'tan bir pay verilenleri görmedin mi? Onlar, tağuta ve cibt'e inanıyorlar ve diğer küfredenler için: "Bunlar, iman edenlerden daha doğru bir yoldadır" diyorlar.
52. İşte bunlar Allah'ın kendilerini lanetlediğidir. Allah'ın kendisini lanetlediğine hiçbir yardımcı bulamazsın.
4-60. Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağutun önünde muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister.
61. Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve peygambere gelin" denildiğinde, o münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün.
5-80. Onlardan çoğunun küfre sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün. Kendileri için nefislerinin takdim ettiği şey ne kötüdür. Allah onlara gazablandı ve onlar azabda ebedi kalacaklardır.
81. Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene iman etselerdi, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan çoğu fasık olanlardır.[10]
11. Fırkalaşarak Birbirlerine Düşman Olmaları
2-111. Dediler ki: "Yahudi veya hıristiyan olmadıkça, kimse kesin olarak cennete giremez." Bu, onların kendi kuruntularıdır. De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz, kesin kanıt (burhan)ınızı getiriniz."
112. Hayır, kim iyilik yapıcı olarak, yüzünü (kendini ) Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.
113. Yahudiler dedi ki: "Hıristiyanlar bir şey (herhangi bir temel) üzere değillerdir." Hıristiyanlar da: "Yahudiler bir şey (herhangi bir temel) üzere değillerdir." dedi. Oysa onlar kitabı okuyorlar. Bilmeyen (bilgisiz)ler de, onların söylediklerinin benzerini söylemişlerdi. Artık Allah, kıyamet günü anlaşmazlığa düştükleri, şeyde aralarında hüküm verecektir.
2-145. Andolsun, sen kendilerine Kitab verilenlere her ayeti (delili) getirsen, yinede onlar senin kıblene uymaz; sen de onların kıblelerine uyacak değilsin. (Hatta) Onlardan bir kısmı, bir kısmının kıblesine de uymaz. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, hiç kuşkusuz zalimlerden olursun.
3-19. Allah katında din, hiç şüphesiz ki İslam’dır. Kendilerine Kitab verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki 'kıskançlık ve hakka baş kaldırma' yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerine küfrederse, gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir.
23-52. İşte sizin ümmetiniz bir tek olan ümmettir ve Ben de sizin Rabbinizim; Öyleyse Ben'den korkup-sakının. 53. Ancak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitablar halinde parçalayıp-bölündüler; her bir grup, kendi ellerindeki olanla yetinip-sevinmektedir.
54. Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi şaşkınca sapıklıkları içinde bırakıver.
42-14. Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki “tecavüz ve haksızlık” dolayısıyla ayrılığa düştüler. Eğer senin Rabbinden, adı konulmuş bir ecele kadar geçmiş (verilmiş) bir söz olmasaydı, muhakkak aralarında hüküm verilmiş (iş bitirilmişti. Şüphesiz onların ardından Kitab'a mirasçı olanlar ise, herhalde ona karşı kuşkulu bir tereddüt içindedirler.
98-4. Kitab ehlinden olanlar, ancak kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra fırkalara ayrıldılar.
5. Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılmak, hanifler (Allah’ı birliyenler) olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkasıyla emrolunmadılar. İşte dosdoğru din budur.[11]
12. Hak Peygamberleri, Kendi Batıl Fırkalarına Nisbet Etmeleri
2-140. Yoksa siz, gerçekten İbrahim'in, İsmail'in, İshak'ın, Yakub'un ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: "Sizler mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı? Allah tarafından bildirilmiş bir şehadeti gizleyenden daha zalim olan kimdir? Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil değildir." 141. Onlar bir ümmetti, gelip geçti; (onların) kazandıkları kendilerinin, (sizin) kazandıklarınız da sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız.
3-65. "Ey Kitab ehli, İbrahim konusunda ne diye çekişip-tartışıyorsunuz? Tevrat da, İncil de ancak ondan sonra indirilmiştir. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?"
66. İşte sizler böylesiniz; hakkında bilginiz olan şeyde tartıştınız, ama hakkında hiç bilginiz olmayan şey konusunda ne diye tartışıp-duruyorsunuz? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.
67. İbrahim, ne yahudi idi ne de hıristiyandı: Ancak o, hanif (muvahhid) bir müslümandı, müşriklerden de değildi.
68. Doğrusu, insanların İbrahim'e en yalan olanı, ona uyanlar, bu peygamber ve iman edenlerdir. Allah, mü'minlerin velisidir.[12]
13. Müslümanlara Hased Ve Düşmanlık Etmeleri
2-89. Allah katından yanlarındaki olan (Tevrat)ı doğrulayıcı bir Kitab geldiği zaman, -ki bundan önce küfredenlere karşı fetih istiyorlardı- işte bildikleri gelince, onu inkar ettiler. Artık Allah'ın laneti kafirlerin üzerinedir.
90. Allah'ın kullarından dilediğine kendi fazlından (peygamberliği) indirmesini “kıskanarak ve hakka başkaldırarak” Allah'ın indirdiklerini tanımamakla, nefislerini ne kötü şeye karşılık sattılar. Böylelikle gazab üstüne gazaba uğradılar. Kafirler için alçaltıcı bir azab vardır.
91. Onlara: "Allah'ın indirdiklerine iman edin" denildiğinde: "Biz, bize indirilene iman ederiz" derler ve ondan sonra olan (Kur'an)ı inkar ederler. Oysa o (Kur'an), yanlarındaki (Kitabı) doğrulayan bir gerçektir. (Onlara) De ki: "Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce ne diye Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"
2-105. Kitab Ehlinden olan kafirler ve müşrikler, Rabbinizden üzerinize bir hayrın indirilmesini arzu etmezler. Allah ise, dilediğine rahmetini tahsis eder. Allah büyük fazl sahibidir.
2-109. Kitab ehlinden çoğu, kendilerine gerçek (hak) apaçık belli olduktan sonra, nefislerini (kuşatan) kıskançlıktan dolayı, imanınızdan sonra sizi küfre döndürmek arzusunu duydular. Allah'ın emri gelinceye kadar onları bırakın ve (onlara) ilişmeyin. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.
3-72. Kitab ehlinden bir bölümü, dedi ki: "İman edenlerin üzerine inene, gündüzün başlangıcında inanın, bitiminde ise inkar edin. Belki onlar da dönerler."
73. "Ve sizin dininize uyanlardan başkasına inanıp güvenmeyin." De ki: "Hiç tartışmasız doğru olan yol Allah'ın dosdoğru yoludur. Size verilenin bir benzeri birine (İslam peygamberine) veriliyor ya da Rabbinizin katında onlar (müslümanlar) size karşı deliller getiriyorlar diye mi (bu telaşınız?)" De ki: "Şüphesiz “lütuf ve ihsan (fazl)” Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir."
74. O, kime dilerse rahmetini tahsis eder. Allah büyük lütuf ve ihsan (fazl)' sahibidir.
3-110. Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; ma'ruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve Allah'a iman edersiniz. Kitab Ehli de inanmış olsaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır.
111. Onlar size ezadan başka kesinlikle bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşırlarsa size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.
3-119. Sizler, işte böylesiniz; onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitab'ın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında (inandık) derler, kendi başlarına kaldıklarında ise, size karşı olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "Kin ve öfkenizle ölün." Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.
120. Size bir iyilik dokununca onları tasalandırır, size bir kötülük isabet edince ise onunla sevinirler. Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların 'hileli düzenleri' size hiçbir şeyle zarar veremez. Allah hiç şüphesiz, onların yapmakta olduklarını kuşatandır.
3-186. Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine Kitab verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette birçok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız, işte bu azmedilmesi gereken iş (emir)lerdendir.
4-51. Kendilerine Kitab'tan bir pay verilenleri görmedin mi? Onlar, tağuta ve cibt'e inanıyorlar ve diğer küfredenler için: "Bunlar, iman edenlerden daha doğru bir yoldadır" diyorlar.
5-13. Sözlerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuturlar. İçlerinden birazı dışında, sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever.
5-59. De ki: "Ey Kitab Ehli yalnızca Allah'a, bize indirilene ve önceden indirilenlere inanmamız ve sizin çoğunuzun fasıklar olmanız nedeniyle mi bizden hoşlanmıyorsunuz?"
5-82. Andolsun, insanlar (içinde) iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olanların yahudiler ve şirk koşanlar olduğunu bulursun. Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olanlarında "Biz Hıristiyanlarız" diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahiplerin olması ve onların büyüklük taslamamaları nedeniyledir.[13]
14. Müslümanların Küfre Girmelerini İstemeleri
2-109. Kitab ehlinden çoğu, kendilerine gerçek (hak) apaçık belli olduktan sonra, nefislerini (kuşatan) kıskançlıktan dolayı, imanınızdan sonra sizi küfre döndürmek arzusunu duydular. Allah'ın emri gelinceye kadar onları bırakın ve (onlara) ilişmeyin. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.
3-69. Kitab ehlinden bir grub, sizi şaşırtıp-saptırmayı arzuladı; fakat onlar ancak kendi nefislerini şaşırtıp-saptırırlar da şuuruna varmazlar.
3-72. Kitab ehlinden bir bölümü, dedi ki: "İman edenlerin üzerine inene, gündüzün başlangıcında inanın, bitiminde ise inkar edin. Belki onlar da dönerler."
3-99. De ki: "Ey Kitab ehli, sizler şahidler olduğunuz halde, ne diye İman edenleri Allah yolundan -onda bir çarpıklık bulmaya yeltenerek- çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil değildir."
100. Ey iman edenler, eğer kendilerine Kitab verilenlerden herhangi bir gruba boyun eğecek olursanız, sizi imanınızdan sonra kafirler yapmış olarak (dininizden) geri çevirirler.
444. Kendilerine Kitab'tan bir pay verilenlerin sapıklığı satın aldıklarını ve sizin de yolu sapıtmanızı istediklerini görmedin mi?
45. Allah, sizin düşmanlarınızı en iyi bilendir; bir veli (en güvenilir bir dost) olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah yeter.[14]
15. Günahta Ve Haram Yiyicilikte Birbirleriyle Yarışmaları
5-42. Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet ya da onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiçbir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen de adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever.
5-62. Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram yiyicilikte çabalarına hız kattıklarını görürsün. Yapmakta oldukları ne kötüdür.
63. Bilgin-yöneticileri (Rabbaniyyun) ve yüksek bilginleri (Ahbar), onları, günah söylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sakındırmalı değil miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür.
64. Yahudiler: "Allah'ın eli sıkıdır" dediler. Onların elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır; O'nun iki eli açıktır, nasıl dilerse infak eder. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve küfürlerini arttıracaktır. Biz de onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik. Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çaba harcarlar. Allah ise bozguncuları sevmez.
9-34. Ey iman edenler, gerçek şu ki, (yahudi) bilginlerinden ve (Hıristiyan) rahiblerinden çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlara, acıklı bir azabı müjdele.
35. O gün bunların (sakladıkları altın ve gümüşün) üzerleri cehennem ateşiyle kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve onlara:) "İşte bu, kendileriniz yığıp-sakladıklarınızdır; artık yığıp-sakladıklarınızı tadın" (denilecektir).[15]
16. Her Şeye Rağmen Sadece Kendilerinin Cennetlik Olduklarını Zannetmeleri
2-80. Derler ki: "Sayılı günlerin dışında, ateş bize değmeyecektir." De ki: "Allah katından bir ahid mi aldınız? -Ki Allah asla va'dinden dönmez- Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?"
81. Hayır; kim bir kötülük işler de günahı kendisini kuşatırsa, (artık) onlar ateşin halkıdırlar, orada temelli kalıcıdırlar.
2-94. De ki: "Eğer Allah katında ahiret yurdu, başka insanların değil de, yalnızca sizin ise, (ve bunda) doğru sözlüler iseniz, haydi ölümü dilesenize."
95. Oysa onlar, Önceden ellerinin takdim ettiklerinden dolayı onu (ölümü) hiçbir zaman asla dilemiyeceklerdir. Allah, zalimleri bilendir.
96. Andolsun, onları hayata karşı (diğer) insanlardan ve şirk koşanlardan (bile) daha tutkun bulursun. (Onlardan) her biri, bin yıl yaşatılsın ister; oysa onların bunca yaşaması, onları azabtan kurtarmaz. 'Allah, onların yapmakta olduklarını görendir.
2-111. Dediler ki: "Yahudi veya Hıristiyan olmadıkça, kimse kesin olarak cennete giremez." Bu, onların kendi kuruntularıdır. De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz, kesin kanıt (burhan)ınızı getiriniz."
112. Hayır, kim iyilik yapıcı olarak, yüzünü (kendini ) Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.
3-23. Kendilerine Kitab'tan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarında Allah'ın Kitab'ı hükmetsin diye çağrılıyorlar da, onlardan bir bölümü yüz çeviriyor. Onlar, işte böyle arka dönenlerdir.
24. Bu, onların: "Ateş bize sayılı günler dışında kesinlikle dokunmayacak" demelerindendir. Onların bu iftiraları, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya düşürmüştür.
5-18. Yahudi ve hıristiyanlar: "Biz Allah'ın çocuklarıyız ve sevdikleriyiz" dedi. De ki: "Peki, ne diye sizi günahlarınızdan dolayı azablandırıyor? Hayır, siz O'nun yarattığından birer beşersiniz. O, dilediğini bağışlar, dilediğini azablandırır. Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin tümünün mülkü Allah'ındır. Son varış O'nadır."
7-169. Onların ardından yerlerine Kitab'a mirasçı olan birtakım “kötü kimseler” geçti. (Bunlar) Şu değersiz olan (dünya) nın geçici-yararını alıyor ve: "Yakında bağışlanacağız" diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alıyorlar. Kendilerinden Allah'a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin Kitab sözü alınmamış mıydı? Oysa içinde olanı da okudular. (Allah'tan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hala akıl erdirmeyecek misiniz?
62-6. De ki: "Ey Yahudi olanlar, eğer siz, (bütün) insanlardan ayrı olarak yalnızca sizlerin Allah'ın velileri (dost ve sevgili kulları) olduğunuzu öne sürüyorsanız, haydi ölümü temenni edin; eğer iddianızda sadık iseniz (bunu çekinmeden yapın)."
7. Oysa onlar, ellerinin takdim ettikleri (günahlar) dolayısıyla bunu hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, zalimleri bilendir.[16]
17. Hak Daveti Kabul Etmemeleri
2-75. Siz, onların (yahudilerin) size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı.
76. İman edenlerle karşılaştıklarında "İman ettik" derler; birbiriyle kendi başlarına kaldıkları zaman ise, derler ki: "Allah'ın size (açıklayarak) açtıklarını, Rabbiniz katında size karşı bir belge olsun diye mi onlara söylüyorsunuz? Hala akletmiyor musunuz?"
77. (Peki) Onlar, Allah'ın gizli tuttuklarını da, açığa vurduklarını da bildiğini bilmiyorlar mı?
2-101. Ne zaman onlara Allah katından yanlarındakini doğrulayan bir peygamber gelse, kendilerine Kitab verilenlerden bir fırka, sanki kendileri hiç bilmiyorlarmış gibi Allah'ın Kitab'ını arkalarına attılar.
2-145. Andolsun, sen kendilerine Kitab verilenlere her ayeti (delili) getirsen, yinede onlar senin kıblene uymaz; sen de onların kıblelerine uyacak değilsin. (Hatta) Onlardan bir kısmı, bir kısmının kıblesine de uymaz. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, hiç kuşkusuz zalimlerden olursun.
146. Kendilerine Kitab verdiklerimiz, onu (peygamberi), çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde mutlaka gerçeği gizlerler.
3-70. Ey Kitab ehli, bilip, gördüğünüz halde ne diye Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?
71. Ey Kitab ehli, neden hakkı batıl ile örtüyor ve siz de bildiğiniz halde hakkı gizliyorsunuz?
5-41. Ey peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla "inandık" diyenler ile Yahudi'lerden küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer topluluk adına (haber toplamak için) kulak tutanlardır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, "Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler. Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık sen onun için Allah'tan hiçbir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette de onlar için büyük bir azab vardır.
5-61. Size geldiklerinde: "İnandık" derler. Oysa onlar küfürle girmişlerdir ve yine onunla çıkmışlardır. Allah, gizli tutmakta olduklarını daha iyi bilir.
5-68. De ki: "Ey Kitab Ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça hiçbir şey üzerinde değilsiniz." Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve küfürlerini arttıracaktır. Artık sen de kafirler topluluğuna karşı üzüntüye kapılma.
61-6. Hani Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah'tan gönderilmiş-bir elçiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi "Ahmed" olan bir peygamberin de müjdeleyicisiyim" demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince: "Bu, açıkça bir büyüdür" dediler.
7. İslam'a çağırıldığı halde, Allah'a karşı yalan düzüp uyduranlardan daha zalim kimdir? Allah, zalim olan bir kavmi hidayete erdirmez.[17] [18]
[1] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 513-515
[2] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 515-518
[3] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 518
[4] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 518-520
[5] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 522
[6] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 522-523
[7] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 523524
[8] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 524-525
[9] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 525-526
[10] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 527
[11] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 527-529
[12] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 529-530
[13] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 530-532
[14] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 533
[15] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 534-535
[16] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 535-536
[17] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 537-538
[18] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 520-521
İslami Okul Okulların En Önemlisi