Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

RABBİMİZİN EHL-İ KİTAB'A YAKLAŞIMI - Kuranogretisi - 28. Sayfa

RABBİMİZİN EHL-İ KİTAB'A YAKLAŞIMI 2

1. Size Verdiğim Nimeti Anın, Ahde Sadık Kalın Ve Ayetleri Gizlemeyin. 2

2. Allah'a Yalan Ve İftirada Bulunmayın. 2

3. Fidye Ve Şefaatin Kabul Edilmeyeceği Günden Korkun. 3

4. Ehl-İ Kitab'ın Batıl İddialarına Rabbimizin Cevabı 3

5. Aralarındaki İhtilaflara, Allah Kıyamet Günü Hüküm Verecektir 3

6. Allah'ın Ehl-İ Kitab'a Daveti 4

7. Allah'ın Kendilerine Rahmet Edeceği Kimseler 4

8. Allah'ın Kendilerine Azab Edeceği Kimseler 5

9. Ehl-İ Kitab'la İlgili İlahi Sünnet 5


RABBİMİZİN EHL-İ KİTAB'A YAKLAŞIMI

 

1. Size Verdiğim Nimeti Anın, Ahde Sadık Kalın Ve Ayetleri Gizlemeyin

 

2-40. Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi anın ve ahdime bağlı kalın ki Ben de ahdinize bağlı kalayım. Ve yalnız Ben'den korkun.

41. Yanınızda olanı doğ­rulayıcı olarak indirdiğime iman edin, onu inkar edenlerin ilki siz olmayın ve ayetle­rimi az bir değer karşılığında değişmeyin. Yalnız Ben'den korkun.

42. Hakkı batıla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.

2-47. Ey İsrailoğulları! Size bağışladığım nimetimi ve sizi (bir zamanlar) alemlere üstün kıldığımı anın.

2-63. Sizden kesin bir söz almış ve Turu (dağı) üstünüze yükseltmiştik (ve demiştik ki:) "Size verdiğimize sımsıkı yapışın ve onda olanı hatırlayın; umulur ki sakınır sınız."

64. Siz ise, bundan sonra da yüz çevirdiniz. Eğer Allah'ın üzerinizdeki fazlı (lütuf ve ihsanı) ve rahmeti olmasaydı, siz gerçekten kayba uğrayanlardan olurdunuz

2-83. Hani İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin" diye kesin söz almıştık. Sonra siz, az bir bölümünüz dışında yüz çevirdiniz ve (hala) çevirmektesiniz de.

84. Hani sizden "Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın" diye kesin söz almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştı­nız, hala da (buna) şahidlik etmektesiniz.

85. Sonra (yine) siz, birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü yurtlarından sürüp-çıkarıyor,   günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak gel­diklerinde de onlarla fidyeleşiyorsunuz. Oysa onları çıkarmanız, size haram kılınmıştı. Yoksa siz, Kitabın bir bö­lümüne inanıp da bir bölümünü inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapan­ların cezası, dünya hayatında aşağılık ol­maktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacak­lardır. Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil değildir.

2-93. Hani sizden kesin söz almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (ve): "Size verdiğimiz (Kitab'a) sımsıkı sarılın ve din­leyin" (demiştik). Demişlerdi ki: "Dinledik ve başkaldırdık." Küfürleri yüzünden buza­ğı (tutkusu) kalplerine sindirilmişti. De ki: "İnanıyorsanız, inancınız size ne kötü bir şey emrediyor?"

2-122. Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi ve sizi (bir zaman) alemlere üstün kıldığımı anın.

5-12. Andolsun, Allah İsrailoğullarından kesin-söz almıştı. Onların içinden (kendi­lerine) on iki güvenilir-gözetleyici gönder­miştik. Ve Allah onlara: "Gerçekten Ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, ze­katı verir, Peygamberlerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bun­dan sonra sizden kim   inkar ederse, dümdüz bir yolun ortasından sapmıştır."

13. Sözlerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. On­lar, kelimeleri konuldukları yerlerden sap­tırırlar.  (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuturlar. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever.

44-30. Andolsun, Biz İsrailoğullarını o alçaltıcı azabtan kurtardık,

31. Firavun'dan. Çünkü o ölçüyü taşıran bir mütekebbirdi.

32. Andolsun, Biz onları bir ilim üzere alemlere karşı üstün kıldık.

33. Ve onlara, her birinde açık birer imtihan bulunan ayetler verdik.

45-l. Andolsun, Biz İsrailoğullarına Kitab, hüküm ve peygamberlik verdik, on­ları temiz ve güzel şeylerden rızıklandırdık ve onları alemlere karşı üstün kıldık.[1]

 

2. Allah'a Yalan Ve İftirada Bulunmayın

 

2-79. Artık vay hallerine; kitabı kendi elle­riyle yazıp, sonra da az bir değer karşılı­ğında satmak için: "Bu Allah katındandır" diyenlere. Artık elleriyle yazdıklarından dolayı vay onlara; vay kazanmakta olduk­larına;

3-78. Onlardan öyleleri de vardır ki, dillerini Kitab'a doğru eğip-bükerler, siz onu Kitabtan (okur) sanasınız diye. Oysa o Kitab'tan değildir. "Bu Allah katındandır" derler. Oysa o, Allah katından değildir. Ve onlar, kendileri de bildikleri halde Al­lah'a karşı (böyle) yalan söylerler.

4-171. Ey Kitab Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin, Allah'a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah'ın peygam­beri ve kelimesidir. Onu ( Ol kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruh­tur. Öyleyse Allah'a ve Peygamberine inanınız; "Üçtür" demeyiniz. (Bundan) kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek ilahtır. O, çocuk sahibi olmaktan çok yüce ve arıdır.' Göklerde ve yerde her ne varsa O’nundur. Vekil olarak Allah yeter.

7-169. Onların ardından yerlerine Kitab'a mirasçı olan birtakım 'kötü kimseler' geçti. (Bunlar) Şu değersiz olan (dünya)nın geçici-yararını alıyor ve: "Yakında bağışlanacağız" diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alıyorlar. Ken­dilerinden Allah'a karşı hakkı söyle­mekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin Kitab sözü alınmamış mıydı? Oysa içinde olanı da okudular. (Allah'tan) Kor­kanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hala akıl erdirmeyecek misiniz?[2]

 

3. Fidye Ve Şefaatin Kabul Edilmeyeceği Günden Korkun

 

2-47. Ey İsrailoğulları! Size bağışladığım nimetimi ve sizi (bir zamanla?') alemlere üstün kıldığımı anın.

48. Hiç kimsenin, hiç kimse adına bir şey ödeyemeyeceği hiç kimseden bir şefaatin kabul edilmeye­ceği ve hiç kimseden bir fidye alınma­yacağı ve yardım görülmeyeceği günden korkun.                                                         

2-122. Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi ve sizi (bir zaman)  alemlere üstün kıldığımı anın. 

123. Ve hiç kimsenin hiç kimse adına bir şey ödeyemiyeceği hiç kimseden bir kurtuluş karşılığı (fidye) alınmayacağı ve hiç kimseden bir şefaatin kabul edilmeyeceği ve yardım görülmeyeceği bir günden korkun. [3]

 

4. Ehl-İ Kitab'ın Batıl İddialarına Rabbimizin Cevabı

 

2-80. Derler ki: "Sayılı günlerin dışında, ateş bize değmeyecektir." De ki: "Allah katından bir ahid mi aldınız? -ki Allah asla va'dinden dönmez- Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?"

81. Hayır; kim bir kötülük işler de günahı kendisini kuşatırsa, (artık) onlar ateşin halkıdırlar, orada temelli kalıcıdırlar.

82. İman edip de salih amellerde bulunanlar, onlar da cennet halkıdırlar, orada temelli kalıcıdırlar.

3-23. Kendilerine Kitab'tan bir pay veri­lenleri görmedin mi? Aralarında Allah'ın Kitab'ı hükmetsin diye çağrılıyorlar da, onlardan bir bölümü yüz çeviriyor. Onlar, işte böyle arka dönenlerdir.

24. Bu, on­ların: "Ateş bize sayılı günler dışında ke­sinlikle dokunmayacak" demelerindendir. Onların bu iftiraları, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya düşürmüştür.

25. Ar­tık onları, kendisinde şüphe olmayan bir günde topladığımız ve her bir nefse -hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın- kazandığı tam olarak ödendiğinde nasıl olacak?

3-65. "Ey Kitab ehli, İbrahim konusunda ne diye çekişip-tartışıyorsunuz? Tevrat da, İncil de ancak ondan sonra indirilmiştir. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?"

66. İşte sizler böylesiniz; hakkında bilginiz olan şeyde tartıştınız, ama hakkında hiç bilginiz olmayan şey konusunda ne diye tartışıp-duruyorsunuz? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.

67. İbrahim, ne yahudi idi ne de hıristiyandi: Ancak o, hanif (muvahhid) bir müslümandı, müşriklerden de değildi.

68. Doğrusu, insanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, bu peygam­ber ve iman edenlerdir. Allah, mü'minlerin velisidir.[4]

 

5. Aralarındaki İhtilaflara, Allah Kıyamet Günü Hüküm Verecektir

 

2-113. Yahudiler dedi ki: "Hıristiyanlar bir şey (herhangi bir temel) üzere değillerdir."; hiristiyanlar da: "Yahudiler bir şey (her­hangi bir temel) üzere değillerdir." dedi. Oysa onlar kitabı okuyorlar. Bilmeyen (bilgisiz) ler de, onların söylediklerinin benzerini söylemişlerdi. Artık Allah, kıyamet günü anlaşmazlığa düştükleri şeyde aralarında hüküm verecektir.

3-55. Hani Allah, İsa'ya demişti ki: "Ey İsa, doğrusu senin hayatına Ben son ve­receğim, seni kendime yükselteceğim, seni küfredenlerden (onların hile ve İf­tiralarından) temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Bana'dır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükme­deceğim."

5-48. (Ey Muhammed) Sana da, önceki kitab (Tondaki (hakkı) tasdik edici ve ko­ruyucu olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onla­rın heva(istek ve tutku)larına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) size verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlar­da yansınız. Tümünüzün dönüşü Allah'a­dır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.

10-93. Andolsun, Biz İsrailoğullarını, hoşlarına gidecek güzel bir yurda yerleştirdik ve onları temiz nimetlerden rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmediler. Şüphesiz Rabbin, aralarında anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü hüküm verecektir.

11-110. Andolsun, Musa'ya kitabı verdik, onda anlaşmazlığa düşüldü. Eğer Rabbin-den bir söz geçmiş (verilmiş) olmasaydı, mutlaka aralarında hüküm verilmiş ola­caktı. Gerçekten onlar, bundan (Kur'an’dan) yana kuşku verici bir tereddüt içindedirler.

39-46. De ki: "Ey gökleri ve yeri yaratan, gaybı ve müşahade edilebileni de bilen Al­lah'ım. Anlaşmazlığa düştükleri şeylerde, kullarının arasında Sen hüküm vereceksin.

45-17. Onlara bu emirden apaçık belgeler (deliller) verdik. Fakat onlar kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki “hakka tecavüz ve azgınlıktan” dolayı ihtilafa düştüler. Şüphesiz senin Rabbin, hakkında ihtilafa düştükleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecek­tir.[5]

 

6. Allah'ın Ehl-İ Kitab'a Daveti

 

4-47. Ey kendilerine Kitab verilenler, birtakım yüzleri silip de arkalarına çevirmeden ya da cumartesi  adamlarını (cumartesi  yasağını çiğneyenleri) lanetlediğimiz gibi onları da lanetlemeden evvel, yanınızdakini (Tevrat ve İncil'i) doğrulayıcı olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Allah'ın emri yapılagelmiştir.

48. Gerçekten, Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, di­lediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.

4-171. Ey Kitab Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin, Allah'a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah'ın pey­gamberi ve kelimesidir. Onu ( Ol kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve Peygamberine inanınız; "Üçtür" de­meyiniz. (Bundan) kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek ilahtır. O, çocuk sahibi olmaktan “çok yüce ve arıdır.” Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.

5-15. Ey Kitab Ehli, Kitab'tan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan ve bir çoğundan geçiveren elçimiz geldi. Size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitab da geldi.

16. Allah, rızasına uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştırır ve onları kendi izniyle karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru yola yöneltip-iletir.

5-19. Ey Kitab Ehli, peygamberlerin arası kesildiği dönemde: "Bize müjdeci de, bir uyancı da gelmedi" demeyesiniz diye size apaçık anlatan peygamber geldi. Böylece müjdeci de, uyarıcı da gelmiştir artık. Al­lah her şeye güç yetirendir.

5-73. Andolsun, "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler küfre sapmışlardır. Oysa tek bir ilahtan başka ilah yoktur. Eğer söyle­mekte olduklarından vazgeçmezlerse, on­lardan küfredenlere mutlaka acıklı bir azab dokunacaktır.

74. Yine de Allah'a tevbe edip bağışlanma istemiyecekler mi? Oysa Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

75. Meryem oğlu Mesih, yalnızca bir pey­gamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçti. Onun annesi dosdoğrudur, ikisi de yemek yerlerdi. Bir bak, onlara ayetleri nasıl açıklıyoruz? (Yine) bir bak, onlar nasıl da çevriliyorlar?

16-118. Yahudi olanlara da, bundan önce sana aktardıklarımızı haram kıldık. Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.

119. Sonra gerçekten senin Rabbin, cehalet sonucu kötülük işleyen, sonra bunun ardından tevbe eden ve ıslah olanlar(la beraberdir). Şüphe yok, senin Rabbin bundan sonra bağışlayandır, esirgeyendir.[6]

 

7. Allah'ın Kendilerine Rahmet Edeceği Kimseler

 

2-62. Şüphesiz iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabiiler(den her kim) Al­lah'a ve ahiret gününe iman eder, salih amellerde bulunursa, artık onların Allah katında ecirleri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacak­lardır.

3-113. Onların tümü bir değildir. Kitab Ehli'nden ayakta (namaza) duran bir ümmet (grup) vardır ki gece vakitlerinde secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okurlar.

114. Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, ma'ruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır.

115. Onlar hayırdan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar. Al­lah, muttakileri bilendir.

3-199. Şüphesiz Kitab ehlinden de, Al­lah'a, size indirilene ve kendilerine in­dirilene -Allah'a derin saygı gösterenler olarak- inananlar vardır. Onlar, Allah'ın ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın almazlar. İşte bunların Rableri katında ecirleri vardır. Şüphesiz Allah, hesabı pek çabuk görendir.                         

4-171. Ey Kitab Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin, Allah'a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah in peygamberi ve kelimesidir. Onu (Ol kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve Ondan bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve Peygamberine inanınız; "Üçtür" demeyiniz. (Bundan) kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek İlahtır. O, çocuk sahibi olmaktan çok yüce ve andır. Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.  

1.72. Mesih de, yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler de, Allah'a kul olmaktan kesinlikle çekimser kalmazlar.  Kim O'na ibadet etmeğe “karşı çekimser”  davranırsa ve büyüklenme gösterirse (bilmeli ki Allah,) onların tümünü huzurunda toplayacaktır.  

173. Ama iman edenler ve salih amellerde bulunanlar, onlara ecirlerini eksiksiz ödeyecek ve onlara kendi  fazlından  ekleyecektir de. Çekimser davrananlar ve büyüklenenler,onları acıklı bir azabla azablandıracaktır ve kendileri için Allah'tan başka bir (veli)koruyucu-dost ve yardımcı da bulamıyacaklardır.

5-69. Gerçek şu ki, iman edenler ile yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe inanıp, salih amellerde bulunanlara korku yoktur, onlar mahzun da olacak değildirler.

5-73. Andolsun "Allah üçün üçüncüsü dür diyenler küfre sapmışlardır. Oysa tek bir ilahta sapmışlardır. Oysa tek         bir ilahtan başka ilah yoktur. Eğer söylemekte olduklarından vazgeçmezlerse, onlardan küfredenlere mutlaka   acıklı bir azab dokunacaktır.

74. Yine de Allah'a tevbe edip bağışlanma istemiyecekler mi? Oysa Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

28-52. Bu (Kur'an)dan önce, kendilerine Kitab verdiklerimiz buna inanmaktadırlar.

53. Onlara okunmakta olduğu zaman: "Biz ona inandık,  gerçekten o, Rabbimizden olan bir haktır,  şüphesiz biz bundan önce de müslümanlar idik" derler.

54. İşte onlar;  sabretmeleri dolayısıyle ecirleri iki defa verilir ve onlar kötülüğü iyilikle uzaklaştırıp kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.

57-27. Sonra onların izleri üzerinde pey­gamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gön­derdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyen­lerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruh­banlığı ise, biz onlara yazmadık. Ancak (bu ruhbanlığı) Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.[7]

 

8. Allah'ın Kendilerine Azab Edeceği Kimseler

 

3-55. Hani Allah, İsa'ya demişti ki: "Ey İsa, doğrusu senin hayatına Ben son ve­receğim, seni kendime yükselteceğim, seni küfredenlerden (onların hile ve if­tiralarından) temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Bana'dır, Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükme­deceğim."

56. "Küfredenleri ise, dünyada ve ahirette şiddetli bir azabla azablandıracağım. Onların hiç yardımcıları yoktur."

3-112.  Her nerede bulunurlarsa bulunsunlar -Allah'ın ipine ve insanların ipine (ahdine) sığınanlar başka-  onlara   zillet (horluk damgası) vurulmuştur. Onlar, Allah'tan bir gazaba uğradılar da üzerlerine aşağılanma (damgası) vuruldu. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri nedeniyledir. (Yine) Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları dolayısıyladır.

3-187. Hani kendilerine Kitab verilenlerd­en: "Onu mutlaka insanlara açıklayacak­sınız ve onu gizlemeyeceksiniz" diye kesin söz almıştı. Fakat onlar, bunu arkalarına attılar ve ona karşılık az bir değeri satın aldılar. O aldıkları şey ne kötüdür.

188. Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmek isteyenleri (kazançlı) sayma; onları azabtan kurtulmuş olarak da sayma. Onlar için acıklı bir azab vardır.

4-51. Kendilerine Kitab'tan bir pay veri­lenleri görmedin mi? Onlar, tağuta ve cibt'e inanıyorlar ve diğer küfredenler için: "Bunlar, iman edenlerden daha doğru bir yoldadır" diyorlar.

52. İşte bun­lar Allah'ın kendilerini lanetlediğidir. Al­lah'ın kendisini lanetlediğine hiçbir yar­dımcı bulamazsın.[8]

 

9. Ehl-İ Kitab'la İlgili İlahi Sünnet

 

2-65. Andolsun, sizden cumartesi (günü yasağında) haddi aşanları elbette biliyorsunuz. İşte biz, onlara: "Aşağılık maymunlar olunuz" dedik. 

66. Bunu, hem çağdaşlarına, hem sonradan gelecek olan  (kuşak)lara “ders verici bir ceza” ve takva sahibleri için de bir öğüd kıldık.

2-84. Hani sizden "Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan çı­karmayın" diye kesin söz almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız, hala da (buna) şahidlik etmektesiniz.

85. Sonra (yine) siz, birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü yurt­larından sürüp-çıkarıyor, günah ve düş­manlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde de onlarla fidyeleşiyorsunu2. Oysa onları çıkarmanız size haram kılınmıştı. Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü İn­kar mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların cezası,  dünya hayatında aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yapmakta olduk­larınızdan gafil değildir.

86. İşte bunlar, ahirete karşılık dünya hayatını satın alan­lardır; bundan dolayı azabları hafifletilmez ve kendilerine yardım da edilmez.

2-88. Dediler ki: "Bizim kalplerimiz örtülüdür" Hayır: Allah, küfürlerinden dolayı onları lanetlemiştir. Bundan dolayı onla­rın pek azı iman eder.

89. Allah katından yanlarındaki olan (Tevrat)ı doğrulayıcı bir Kitab geldiği zaman, -ki bundan önce küfredenlere - karşı fetih istiyorlardı- işte bildikleri gelince, onu inkar ettiler. Artık Allah'ın laneti kafirlerin üzerinedir.

90. Al­lah'ın kullarından dilediğine kendi fazlından (peygamberliği) indirmesini “kıskanarak ve hakka başkaldırarak” Allah'ın indirdikle­rini tanımamakla, nefislerini ne kötü şeye karşılık sattılar. Böylelikle gazab üstüne gazaba uğradılar. Kafirler için alçaltıcı bir azab vardır.

2-93. Hani sizden kesin söz almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (ve): "Size verdiğimiz (Kitab'a) sımsıkı sanlın ve din­leyin" (demiştik). Demişlerdi ki: "Dinledik ve baş kaldırdık." Küfürleri yüzünden buzağı (tutkusu)  kalplerine sindirilmişti. De ki: "İnanıyorsanız, inancınız size ne kötü bir şey emrediyor?"                                 

4-160. Yahudilerin zalimlikleri ve birçok kişiyi Allah'ın yolundan alıkoymaları nedeniyle kendilerine (önceleri) helal kılınmış güzel şeyleri onlara haram kıldık.

5-12. Andolsun, Allah İsrailoğullarından kesin-söz almıştı. Onların içinden (ken­dilerine) on iki güvenilir-gözetleyici gön­dermiştik. Ve Allah onlara: "Gerçekten Ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, Peygamberlerime inanır, on­ları savunup-desteklerseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere so­karım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, dümdüz bir yolun ortasından sapmıştır."

13. Sözlerini bozmaları nede­niyle, onları lanetledik ve kalplerini kas­katı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp)  pay al­mayı unuturlar. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever.

14. Ve: "Biz hıristiyanlarız" diyenlerden kesin söz almıştık. Sonunda onlar kendilerine hatırlatılan şeyden  (yararlanıp) pay al­mayı unuttular. Böylece Biz de aralarına, kıyamete kadar (sürecek)  kin ve düş­manlık saldık. Allah, yapageldikleri şeyi onlara haber verecektir.

5-64. Yahudiler: "Allah'ın eli sıkıdır" dediler.  Onların elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler.   Hayır;  O'nun iki eli açıktır, nasıl dilerse infak eder. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve küfürlerini arttıracaktır. Biz de onların arasında kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik, onlar ne za­man savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Allah onu söndürmüştür. Yeryü­zünde bozgunculuğa çaba harcarlar. Allah ise bozguncuları sevmez.

7-163. Bir de onlara deniz kıyısındaki şehri (n uğradığı sonucu) sor. Hani onlar cumartesi (yasağını çiğneyerek) haddi aşmışlardı. “Cumartesi günü iş yapma yasağına uyduklarında”, balıklar onlara açıktan akın akın geliyor, “cumartesi günü iş yapma yasağına uymadıklarında” ise gelmiyorlardı. İşte Biz, fıska sapmaları do­layısıyla onları böyle imtihan ediyorduk.

164. Onlardan bir topluluk: "Allah'ın ken­dilerini yıkıma uğratmak veya şiddetli bir azaba uğratmak istediği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?" "dediğinde, (öğüt verenler) dediler ki: "Rabbinize karşı bir özür için ve bir ihtimal sakınabilirler, diye."

165. Kendilerine hatırlatılanı unut­tuklarında ise, Biz de kötülükten sakındıranları kurtardık. Zulme sapanları yaptıkları fısk dolayısıyla pek zorlu bir azab ile yakalayıverdik.

166. Onlar, ken­disinden sakındırıldıkları “şeyi yapmada ısrar edip başkaldırınca”, onlara "Aşağılık maymunlar olunuz" dedik.

167. İşte o za­man Rabbin, onlara en kötü azabı yapa­cak kimse(leri) kıyamet gününe kadar üzerlerine mutlaka göndereceğini bildirdi. Şüphesiz, Rabbin (ceza ile) sonuçlandır­ması pek çabuk olandır ve gerçekten O, bağışlayandır, esirgeyendir.

168. Onları yeryüzünde ayrı ayrı topluluklar olarak paramparça dağıttık. Kimileri salih (dav­ranışlarda) bulunuyor, kimileri de bun­ların dışında olan aşağılıklardır. Umulur ki dönerler diye, onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik.

17-4. Kitab'ta İsrailoğullarına şu hükmü verdik: "Muhakkak siz yer(yüzün)de iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız ve oldukça “kibirli bir yükselişle” muhakkak “ki­birlenip- yükseleceksiniz”.

5. Nitekim o ikiden ilk-vaid geldiği zaman, oldukça zor­lu olan kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştır­dılar. Bu yerine getirilmiş bir vaiddi.

6. Sonra onlara karşı size tekrar 'güç ve kuv­vet verdik', size mallar ve çocuklarla yardım ettik ve topluluk olarak da sizi sayıca çok kıldık.

7. Eğer iyilik ederseniz kendi nefsinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz o da (kendi) aleyhinizedir. Sonunda diğer vade geldiği za­man, (yine- öyle kullar göndeririz ki) yüzlerinizi kötü (kara) etsinler,   birinci­sinde ona girdikleri gibi mescide (Mescid-i Aksa'ya) girsinler ve ele geçirdiklerini “dar­madağın edip mahvetsinler”.

8. Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder, fakat siz (bozgunculuğa) dönerseniz,  Biz de (sizi aşağılık kılmaya ve cezalandırmaya) döne­riz. Biz, cehennemi kafirler için bir kuşat­ma yeri kıldık.

57-16. İman etmekte olanların, Allah'ın ve haktan inmiş olanların zikri için kalp­lerinin “saygı dolu bir korku ile yumuşa­ması” zamanı gelmedi mi? Onlar, bundan Önce kendilerine Kitab verilmiş, sonra üzerlerinden uzun bir süre geçmiş, böy­lece kalpleri de katılaşmış bulunanlar gibi olmasınlar. .Onlardan çoğu fasık olanlardı.

59-2. Kitab Ehlinden küfredenleri ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur, On­ların çıkacaklarını siz sanmamıştınız, on­lar da kalelerinin kendilerini Allah'dan koruyacağını sanmışlardı. Böylece Allah ('in azabı) da, onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi, yüreklerine korku salıverdi; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve mü'minlerin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ey basiret sahihleri ibret alın.

3. Eğer Allah, onlara sürgünü yazmamış ol­saydı, muhakkak onları (yine) dünyada azablandırırdı. Ahirette ise onlar için ateş azabı vardır.

4. Bu, onların, Allah'a ve O'nun Resulüne karşı “başkaldırıp ayrılık çıkarmaları” dolayısıyladır, "Kim Allah'a karşı başkaldırıp-ayrılık çıkarırsa, muhak­kak Allah sonuçlandırması (ikabı) pek şiddetli olandır.[9]

 



[1] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 539-541

[2] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 541-542

[3] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 542

[4] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 543-544

[5] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 544-545

[6] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 545-547

[7] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 547-549

[8] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 549-550

[9] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 550-555