EHL-İ KİTAB'A KARŞI ÖZEL RABBANİ YAKLAŞIMLAR - Kuranogretisi - 29. Sayfa
EHL-İ KİTAB'A KARŞI ÖZEL RABBANİ YAKLAŞIMLAR
1. Ortak Unsurları Zikrederek-Tartışmadan Kaçınmak
2. Onları Kendi Kitab'larına Çağırmak
3. Onların Karşısında Net Ve Çelişkisiz Bir Kimlik Göstermek
4. Onların Gruplaşmalarından Uzaklaşmak
5. Onların Batıl Çağrısına, Hak Çağrı İle Cevap Vermek
8. Onların Batıl İddialarına, Hak Olan Cevabı Vermek
9. Allah'a Eş Koşmakta Tartışarak Israr Ederlerse, Yalancıları Karşılıklı Lanetlemeye Çağırmak
10. Aralarında Adaletle Hükmetmek Veya Onlardan Yüzçevirmek
11. Onlara Beddua Etmeden Nihai Durumlarını Allah'a Havale Etmek
EHL-İ KİTAB'A KARŞI ÖZEL RABBANİ
YAKLAŞIMLAR
1. Ortak Unsurları Zikrederek-Tartışmadan Kaçınmak
2-139. De ki: "O bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz iken, bizimle Allah hakkında (sözde kanıtlarla) tartışmalara mı giriyorsunuz? Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz de sizindir. Biz, “katışıksız olarak” O'na bağlanmış (muhlis) olanlarız.
3-19. Allah katında din, hiç şüphesiz ki İslam'dır. Kendilerine Kitab verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki “kıskançlık ve hakka başkaldırma” yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerine küfrederse, gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir.
20. Eğer seninle çekişip-tartışırlarsa, de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah'a teslim ettim." Ve kendilerine Kitab verilenlerle ümmilere, de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse, artık yalnızca sana düşen duyurup-bildirme (tebliğ)dir. Allah, kulları hakkıyla görendir.
5-13. Sözlerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuturlar. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever.
29-46. İçlerinde zulmetmekte olanlar hariç olmak üzere, Kitab ehliyle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele etmeyin. Ve deyin ki: "Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik; bizim ilahımız da, sizin ilahınız da birdir ve biz O'na teslim olanlarız."
42-15. Şu halde sen bundan dolayı davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru bir istikamet tuttur. Onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Ve de ki: "Allah'ın indirdiği her Kitaba inandım. Aranızda adalet yapmakla emrolundum. Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizindir. Bizimle sizin aranızda (bu konuda) tartışılacak bir şey yoktur. Allah bizleri bir arada toplayacaktır, dönüş O'nadır."
16. O'na icabet olunduktan sonra, Allah hakkında (sözde) 'deliller öne sürüp tartışanların' delilleri, Rableri katında geçersizdir. Onların üzerinde bir gazab vardır ve şiddetli azab onlar içindir.
17. Ki Allah, hak olmak üzere Kitab'ı ve mizanı indirdi. Ne bilirsin; belki kıyamet-saati pek yakındır.
18. Onda acele davrananlar, (gerçekte) ona inanmayanlardır. İman edenler ise, ona karşı bir korku içindedirler ve gerçekten onun hak olduğunu bilirler. Haberiniz olsun; kıyamet-saati konusunda tartışmakta olanlar, gerçekte uzak bir sapıklık içindedirler.[1]
2. Onları Kendi Kitab'larına Çağırmak
2-41. Yanınızda olanı doğrulayıcı olarak indirdiğime iman edin, onu inkar edenlerin ilki siz olmayın ve ayetlerimi az bir değer karşılığında değişmeyin. Yalnız Ben'den korkun.
42. Hakkı batıla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.
43. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte rüku edin.
44. Kitab'ı okuduğunuz halde başkalarına iyiliği emredip, kendinizi unutuyor musunuz?' Yine de akletmiyor musunuz?
5-43. Allah'ın hükmü (içinde yazılı) olan Tevrat yanlarında bulunduğu halde, seni nasıl hakem kılıyorlar ve sonra bunun peşinden yüz çeviriyorlar? İşte onlar, inanmış olanlar değildir.
44. Gerçek şu ki, Biz Tevrat'ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyim) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine-şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi) Öyleyse insanlardan, korkmayın, Ben'den korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, İşte onlar, kafir olanlardır.
45. Biz onda, onların üzerine yazdık: Can'a can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve (bütün) yaralara (karşılık da) kısas vardır. Ama kim bunu sadaka olarak bağışlarsa o kendisi için bir kefarettir. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalim olanlardır.
46. Önündeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa'yı onların izlerine (peygamberler zincirine) ekledik ve ona, -içinde hidayet ve nur olarak- önündeki Tevrat'tan olanı doğrulayan ve muttakiler için hidayet ve öğüt olan İncil'i verdik.
47. İncil sahihleri Allah'ın onda indirdikleriyle hükmetsinler. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, fasık olanlardır.
5-66. Ve eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rablerinden indirileni ayakta tutsalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (sayısız nimeti) yiyeceklerdi. İçlerinde aşırı olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun yapmakta oldukları ise ne kötüdür!.
67. Ey Peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, O'nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Allah hiç şüphesiz ki, kafir olan bir topluluğu hidayete eriştirmez.
68. De ki: "Ey Kitab Ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça hiçbir şey üzerinde değilsiniz." Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve küfürlerini arttıracaktır. Artık sen de kafirler topluluğuna karşı üzüntüye kapılma.
62-5. Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu (hikmet ve hükümleriyle gereği gibi yaşayarak) taşımayanların durumu, koskoca kitab yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalan saymakta olan kavmin durumu ne kadar kötüdür. Allah, zalim olan bir kavmi hidayete erdirmez.[2]
3. Onların Karşısında Net Ve Çelişkisiz Bir Kimlik Göstermek
2-135. Dediler ki: "Yahudi veya Hıristiyan olun ki hidayete eresiniz." De ki: "Hayır, (biz) Hanif (muvahhid) olan İbrahim'in dini (üzereyiz); o müşriklerden değildi."
136. Deyin ki: "Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve İsa'ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene İman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırdetmeyiz ve biz O'na teslim olmuşlarız."
3-20. Eğer seninle çekişip-tartışırlarsa, de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah'a teslim ettim." Ve kendilerine Kitab verilenlerle ümmilere, de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse, artık yalnızca sana düşen duyurup-bildirme (tebliğ)dir. Allah, kullan hakkıyla görendir.
3-84. De ki: "Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlardan hiçbiri arasında ayırım yapmayız. Ve biz O'na teslim olmuşlarız."
13-36. Kendilerine Kitab verdiklerimiz, sana indirilen dolayısıyla sevinirler; fakat (müslümanların aleyhinde birleşen) gruplardan, onun bazısını inkar edenler vardır. De ki: "Ben, yalnızca Allah'a kulluk etmek ve O'na ortak koşmamakla emrolundum. Ben yalnızca O'na dua ederim ve son dönüşüm O'nadır."[3]
4. Onların Gruplaşmalarından Uzaklaşmak
2-135. Dediler ki: “Yahudi veya Hıristiyan olun ki hjdayete eresiniz.” De ki: Hayır, (biz) Hanif (muvahhid) olan İbrahim'in dini (üzereyiz); o müşriklerden değildi."
136. Deyin ki: "Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve İsa'ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırdetmeyiz ve biz O'na teslim olmuşlarız."
137. Şayet onlar da, sizin inandığınız gibi inanırlarsa, kuşkusuz doğru yolu bulmuşlardır; yok eğer yüz çeviririrlerse, onlar elbette bir (çelişki ve) ayrılık içindedirler. Onlara karşı Allah sana yeter. O, işitendir, bilendir.
23-52. İşte sizin ümmetiniz bir tek olan ümmettir ve Ben de sizin Rabbinizim; öyleyse Ben'den korkup-sakının. 53. Ancak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitablar halinde parçalayıp-bölündüler; her bir grup, kendi ellerindeki olanla yetinip-sevinmektedir.
54. Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi şaşkınca sapıklıkları içinde bırakıver.[4]
5. Onların Batıl Çağrısına, Hak Çağrı İle Cevap Vermek
2-111. Dediler ki: "Yahudi veya hıristiyan olmadıkça, kimse kesin olarak cennete giremez." Bu, onların kendi kuruntularıdır. De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz, kesin kanıt (burhan)ınızı getiriniz."
112. Hayır, kim iyilik yapıcı olarak, yüzünü (kendini) Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.
2-120. Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olmazlar. De ki: "Kuşkusuz doğru yol, Allah'ın (gösterdiği) dosdoğru yoludur." Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
2-135. Dediler ki: "Yahudi veya Hıristiyan olun ki hidayete eresiniz." De ki: "Hayır, (biz) Hanif (muvahhid) olan İbrahim'in dini (üzereyiz); o müşriklerden değildi."
136. Deyin ki: "Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve İsa'ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırdetmeyiz ve biz O'na teslim olmuşlarız."
3-64. De ki: "Ey Kitab ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olacak) bir kelimeye gelin. (Ki o da şudur.) Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiç bir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi Rabler edinmesin." Eğer yine de yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten müslümanlarız."[5]
6. Onların Hevalarına Uymamak
2-120. Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olmazlar. De ki: "Kuşkusuz doğru yol, Allah'ın (gösterdiği) dosdoğru yoludur." Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
2-145. Andolsun, sen kendilerine Kitab verilenlere her ayeti (delili) getirsen, yine de onlar senin kıblene uymaz; sen de onların kıblelerine uyacak değilsin. (Hatta) Onlardan bir kısmı, bir kısmının kıblesine de uymaz. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, hiç kuşkusuz zalimlerden olursun.
5-48. (Ey Muhammed,) Sana da, önceki kitab (lar)daki (hakkı) tasdik edici ve koruyucu olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) size verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.
42-15. Şu halde sen bundan dolayı davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru bir istikamet tuttur. Onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Ve de ki: "Allah'ın indirdiği her Kitab'a inandım. Aranızda adalet yapmakla emrolundum. Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizindir. Bizimle sizin aranızda (bu konuda) tartışılacak bir şey yoktur. Allah bizleri bir arada toplayacaktır, dönüş O'nadır."
45-17. Onlara bu emirden apaçık belgeler (deliller) verdik. Fakat onlar kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki “hakka tecavüz ve azgınlıktan” dolayı ihtilafa düştüler. Şüphesiz senin Rabbin, hakkında ihtilafa düştükleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
18. Sonra seni de bu emirden bir şeriat üzerinde kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin heva (istek ve tutku)larına uyma.
19. Çünkü onlar, Allah'tan (gelecek) hiçbir şeye karşı kesin olarak seni bağımsız kılamazlar. Hiç şüphesiz zalimler birbirlerinin velisidirler; Allah ise, muttakilerin velisidir.[6]
7. Onları Hakka Davet Etmek
3-20. Eğer seninle çekişip-tartışırlarsa, de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah'a teslim ettim." Ve kendilerine Kitab verilenlerle ümmilere, de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse, artık yalnızca sana düşen duyurup-bildirme (tebliğ)dir. Allah, kulları hakkıyla görendir.
3-64. De ki: "Ey Kitab ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olacak) bir kelimeye gelin. (Ki. o da şudur:) Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiç bir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi Rabler edinmesin." Eğer yine de yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız."
3-98. De ki: "Ey Kitab ehli, Allah yapmakta olduklarınıza şahid iken, ne diye Allah'ın ayetlerine küfrediyorsunuz?"
99. De ki: "Ey Kitab ehli, sizler şahidler olduğunuz halde ne diye iman edenleri Allah yolundan -onda bir çarpıklık bulmaya yeltenerek- çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil değildir."
5-75. Meryem oğlu Mesih, yalnızca bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçti. Onun annesi dosdoğrudur, ikisi de yemek yerlerdi. Bir bak, onlara ayetleri nasıl açıklıyoruz? (Yine) bir bak, onlar nasıl da çevriliyorlar?
76. De ki: "Size yarara da, zarara da güç yetirmeyen Allah'tan başka şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah işitendir, bilendir."
77. De ki: "Ey Kitab Ehli, haksız yere dininiz konusunda aşın gitmeyin ve daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve dümdüz yoldan kaymış bir topluluğun neva (istek ve tutku)larına uymayın."
7-156. Bize bu dünyada da, ahirette de iyilik yaz, şüphesiz ki biz Sana yöneldik. Dedik ki: "Azabımı dilediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyi kapsamıştır; onu korkup-sakınanlara, zekatı verenlere ve bizim ayetlerimize iman edenlere yazacağım."
157. Ki onlar yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici olan peygambere uyanlardır; o, onlara ma'rufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.[7]
8. Onların Batıl İddialarına, Hak Olan Cevabı Vermek
2-80. Derler ki; "Sayılı günlerin dışında, ateş bize değmeyecektir." De ki: "Allah katından bir ahid mi aldınız? -ki Allah asla va'dinden dönmez- Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?"
2-91. Onlara: "Allah'ın indirdiklerine iman edin" denildiğinde: "Biz, bize indirilene iman ederiz" derler ve ondan sonra olan (Kur'an)ı inkar ederler. Oysa o (Kur'an), yanlarındaki (Kitabı) doğrulayan bir gerçektir. (Onlara) De ki: "Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce ne diye Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"
92. Andolsun, Musa size apaçık belgelerle geldi. Sonra siz onun arkasından buzağıyı (tanrı) edindiniz. İşte siz (böyle) zalimlersiniz.
93. Hani sizden kesin söz almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (Ve): "Size verdiğimiz (Kitab'a) sımsıkı sarılın ve dinleyin" (demiştik). Demişlerdi ki:"Dinledik ve başkaldırdık." Küfürleri yüzünden buzağı (tutkusu) kalplerine sindirilmişti. De ki: "İnanıyorsanız, inancınız size ne kötü bir şey emrediyor?"
94. De ki:"Eğer Allah katında ahiret yurdu, başka insanların değil de, yalnızca sizin ise, (ve bunda) doğru sözlüler iseniz, haydi ölümü dilesenize."
95. Oysa onlar, önceden ellerinin takdim ettiklerinden dolayı onu (ölümü) hiçbir zaman asla dilemiyeceklerdir. Allah, zalimleri bilendir.
2-111. Dediler ki: "Yahudi veya hıristiyan olmadıkça, kimse kesin olarak cennete giremez." Bu, onların kendi kuruntularıdır. De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz, kesin kanıt (burhan)ınızı getiriniz."
112. Hayır, kim iyilik yapıcı olarak, yüzünü (kendini) Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.
2-140. Yoksa siz, gerçekten İbrahim'in, İsmail'in, İshak'ın, Yakub'un ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: "Sizler mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı? Allah tarafından bildirilmiş bir şehadeti gizleyenden daha zalim olan kimdir? Allah, yapmakta olduklarınızdan gafil değildir." 141. Onlar bir ümmetti, gelip geçti; (onların) kazandıkları kendilerinin, (sizin) kazandıklarınız da sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaksınız.
3-72. Kitab ehlinden bir bölümü, dedi ki: "İman edenlerin üzerine inene, gündüzün başlangıcında inanın, bitiminde ise inkar edin. Belki onlar da dönerler."
73. "Ve sizin dininize uyanlardan başkasına inanıp güvenmeyin." De ki: "Hiç tartışmasız doğru olan yol Allah'ın dosdoğru yoludur. Size verilenin bir benzeri birine (İslam peygamberine) veriliyor ya da Rabbinizin katında onlar (müslümanlar) size karşı deliller getiriyorlar diye mi (bu telaşınız?)" De ki: "Şüphesiz lütuf ve ihsan (fazl)' Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir."
5-17. Andolsun, "Gerçek şu ki, Allah Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler küfretmiştir. De ki: "O, eğer Meryem oğlu Mesih'i, onun annesini ve yeryüzündekilerin tümünü helak (yok) etmek isterse, Allah'tan (bunu önlemeğe) kim bir şeye malik olabilir?" Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin tümünün mülkü Allah'ındır; dilediğini yaratır. Allah her şeye güç yetirendir.
18. Yahudi ve hıristiyanlar: "Biz Allah'ın çocuklarıyız ve sevdikleriyiz" dedi. De ki; "Peki, ne diye sizi günahlarınızdan dolayı azablandırıyor? Hayır, siz O'nun yarattığından birer beşersiniz. O, dilediğini bağışlar, dilediğini azablandırır. Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin tümünün mülkü Allah'ındır. Son varış O'nadır."
5-59. De ki: "Ey Kitab Ehli, yalnızca Allah'a, bize indirilene ve önceden indirilenlere inanmamız ve sizin çoğunuzun fasıklar olmanız nedeniyle mi bizden hoşlanmıyorsunuz?"
60. De ki: "Allah katında, 'kesinleşmiş bir ceza olarak' bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah'ın kendisine lanet ettiği, ona karşı gazablandığı ye onlardan maymunlar ve domuzlar kıldığı ile tağuta tapanlar; işte bunlar, yerleri daha kötü ve dümdüz yoldan da daha çok sapmışlardır."
62-6. De ki: "Ey Yahudi olanlar, eğer siz, (bütün) İnsanlardan ayrı olarak yalnızca sizlerin Allah'ın velileri (dost ve sevgili kulları) olduğunuzu öne sürüyorsanız, haydi olumu temenni edin; eğer iddianızda sadık iseniz (bunu çekinmeden yapın)."
7. Oysa onlar, ellerinin takdim ettikleri (günahlar) dolayısıyla bunu hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, zalimleri bilendir.
8. De ki: "Sizin kendisinden kaçmakta olduğunuz ölüm, şüphesiz sizi bulacaktır. Sonra gaybı (görünmeyen olanı) da, görüneni de bilen (Allah'a) döndürüleceksiniz; O da size yapmakta olduklarınızı haber verecektir."[8]
9. Allah'a Eş Koşmakta Tartışarak Israr Ederlerse, Yalancıları Karşılıklı Lanetlemeye Çağırmak
3-59. Şüphesiz, Allah katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona "Ol" demesiyle o da hemen oluverdi.
60. Gerçek Rabbindendir. Öyleyse kuşkuya kapılanlardan olma.
61. Artık sana gelen bunca ilimden sonra seninle bu konuda çekişip-tartışmalara girişirlerse de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım; sonra karşılıklı dua ve niyaz edelim de, Allah'ın lanetini yalan söylemekte olanların üstüne kılalım."
62. Şüphesiz bu, gerçek olan bir olayın haberidir. Allah'tan başka ilah yoktur. Ve şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
63. Eğer yüz çevirirlerse, Allah elbetteki fesat çıkaranları bilir.[9]
10. Aralarında Adaletle Hükmetmek Veya Onlardan Yüzçevirmek
5-41. Ey peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla "inandık" diyenler ile Yahudi'lerden küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutarlar, sana gelmeyen diğer topluluk adına (haber toplamak için) kulak tutanlardır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, "Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler. Allah, kimin fitnece düşme)sini isterse, artık sen onun için Allah'tan hiçbir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette de onlar için büyük bir azab vardır.
42. Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet ya da onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiçbir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen de adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever.
5-48. (Ey Muhammed,) Sana da, önceki kitab (lar)daki (hakkı) tasdik edici ve koruyucu olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu), size verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.
49. Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına uyma, Allah'ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni şaşırtmasınlar diye onlardan sakın. Şayet yüz çevirirlerse bil ki, Allah bir kısım günahları nedeniyle onlara bir musibeti tattırmak istemektedir. Şüphesiz, insanların çoğu gerçekten fasıklardır.
42-15. Şu halde sen bundan dolayı davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru bir istikamet tuttur. Onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Ve de ki: "Allah'ın indirdiği her Kitaba inandım. Aranızda adalet yapmakla emrolundum. Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizindir. Bizimle sizin aranızda (bu konuda)tartışılacak bir şey yoktur, Allah bizleri bir arada toplayacaktır, dönüş Onadır."[10]
11. Onlara Beddua Etmeden Nihai Durumlarını Allah'a Havale Etmek
5-116. Allah: "Ey Meryem oğlu İsa, insanlara Allah'ı bırakarak, beni ve annemi iki ilah edinin, diye sen mi söyledin?" dediğinde: "Seni tenzih ederim, hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer bunu söyledimse mutlaka Sen onu bilmişsindir. Sen bende olanı bilirsin, ama ben Sen'de olanı bilmem. Gerçekten, görünmeyenleri (gaybleri) bilen Sen'sin Sen."
117. "Ben onlara bana emrettiklerinin dışında hiçbir şeyi söylemedim. (O da şuydu:) “Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin.” Onların içinde kaldığım sürece, ben onların üzerinde bir şahiddim. Benim (dünya) hayatıma son verdiğinde, üzerlerindeki gözetleyici Sen'din. Sen her şeyin üzerine şahid olansın."
118. "Eğer onları azablandırırsan, şüphesiz onlar Sen'in kullarındır, eğer onları bağışlarsan, şüphesiz aziz olan, hakim olan da Sen'sin Sen."
119. Allah dedi ki: "Bu, doğrulara, doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük “kurtuluş ve mutluluk” budur."
62-8. De ki: "Sizin kendisinden kaçmakta olduğunuz ölüm, şüphesiz sizi bulacaktır. Sonra gaybı (görünmeyen olanı) da, görüneni de bilen (Allah'a) döndürüleceksiniz; O da size yapmakta olduklarınızı haber verecektir." [11]
[1] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 555-556
[2] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 557-558
[3] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 558-559
[4] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 559-560
[5] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 560-561
[6] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 561-562
[7] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 563-564
[8] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 564-567
[9] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 567
[10] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 567-569
[11] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 569-570
İslami Okul Okulların En Önemlisi