Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

FASIK VE MÜNAFIKLARIN GENEL TANIMLANMASI - Kuranogretisi - 31. Sayfa

FASIK VE MÜNAFIKLARIN GENEL TANIMLANMASI 2

1. İnanmadıkları Halde "İnandık Derler 2

2. Korku, Kuşku Ve Suizan İçindedirler 2

3. Haktan Değil, Kuvvet Ve Menfaatten Yanadırlar 3

4. Allah'ı Değil, İnsanları Dikkate Alırlar 3

5. Söz Ve Ahitlerini Yerine Getirmezler 4

6, İslami Amellerde İsteksiz Ve Riyakardırlar 4

7. Söyledikleriyle Yaptıkları, Birbirine Aykırıdır 5

8. "İyilik İstiyoruz Diyerek, Kötülük Yaparlar 5

9. Batıl Olan Korku Ve Kuşkularını, Müslümanlara Da Vermek İsterler 5

10. Kötülüğü Emredip, İyilikten Alıkoyarlar 6

11. Asıl İtibariyle Kendilerini Aldatıp, Kendilerine Kötülük Ederler 6


FASIK VE MÜNAFIKLARIN GENEL TANIMLANMASI

 

1. İnanmadıkları Halde "İnandık Derler

 

2-8. Asanlardan, inanmadıkları halde "Al­lah'a ve ahiret gününe inandık" diyenler vardır.

9. Bunlar Allah'ı ve inananları al­datmaya çalışırlar, oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.

10. Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı onlara elem verici azab vardır.

2-13. Onlara "İnsanların inandığı gibi siz de inanın" denildiğinde, "Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanalım?" derler; iyi bilin asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler.

14. İman edenlerle karşılaştıkları zaman "îman ettik" derler, şeytanlarıyla  (azgınlarla) baş başa kaldıklarında ise "Hiç kuşkusuz sizinle beraberiz,  biz (onlarla) sadece alay edicileriz" derler"

15. Allah da onlarla alay eder ve tuğyan (azgınca taş­kınlık) ları içinde şaşkınca dolaşmalarına mühlet verir.

3-166. İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün, size isabet eden ancak Allah'ın izniyle idi. (Bu İlahi takdir, Allah'ın) müminleri ayırdetmesi;

167. Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara: "Gelin, Allah'ın yolunda savaşın ya da savunun" denildiğinde, "Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde ol­mayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını en iyi bilendir.

5-41. Ey peygamber, kalpleri İnanmadığı halde ağızlarıyla "inandık" diyenler ile Ya­hudi'lerden küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutan­lar, sana gelmeyen diğer topluluk adına (haber toplamak için) kulak tutanlardır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, "Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler. Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık sen onun için Allah'tan hiçbir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalp­lerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette de on­lar için büyük bir azab vardır.

9-42. Eğer yakın bir yarar ve orta bir se­fer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama (yoldaki) zorluk onlara uzak geldi. (Böyleyken) "Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık" diyerek sana Allah adına yemin de ede­cekler. Kendi nefislerini helaka sürük­lüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylemekte olduklarını bilmektedir.

9-56. Gerçekten sizden olduklarına dair Allah adına yemin ederler. Oysa onlar siz­den değildirler. Ancak onlar ödleri kopan bir topluluktur.

63-1. Münafıklar sana geldikleri zaman: "Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah'ın elçisisin" dediler. Allah da bilmektedir ki sen elbette Onun elçisisin. Ancak Allah, münafıkların muhakkak yalan söylemekte olduklarına şahidlik etmektedir.

 

2. Korku, Kuşku Ve Suizan İçindedirler

 

4-142. Gerçek şu ki, münafıklar (kendilerince) Allah'ı aldatmaya kalkışırlar. Oysa O, onları (kendi aldanışlarına terkederek)  aldatandır. Onlar namaza kalktıkları zaman,  isteksizce (üşene üşene) kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah ı pek az anarlar.

143. (İki) Arada bocalayıp dururlar. Ne onlardan,  ne de bunlardan(olurlar). Allah kimi saptırırsa, artık sen ona yol bulamazsın.

5-52. İşte kalplerinde hastalık olanların: "Zamanın, felaketleriyle tersine dönüp bize çarpmasından korkuyoruz" diyerek onların içine koştuklarını görürsün. Umu­lur ki Allah bir fetih ya da katından bir emir getirecek de, onlar, nefislerinde gizli tuttuklarından dolayı pişman olacaklardır.

9-45. Senden, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe İnanmayan, kalpleri kuşkuya ka­pılıp da kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister.

9-49. Onlardan bir kısmı: "Bana izin ver ve beni fitneye düşürme" der. Haberin ol­sun, onlar fitnenin (ta) içine düşmüşlerdir. Hiç şüphesiz cehennem, o küfre sapanları mutlaka kuşatıcıdır.

50. Sana iyilik dokunursa, bu onları fenalaştırır, sana bir musibet isabet edince ise: "Biz önceden tedbirimizi   almıştık" derler ve sevinç içinde dönüp giderler.

48-4. Müminlerin kalplerine, imanlarına iman katıp-arttırsınlar diye, “güven duy­gusu ve huzur” indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

5. (Bütün bunlar,) Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere sokması ve onların kötülüklerini örtüp-bağışlaması içindir. İşte bu, Allah katında “büyük kurtuluş ve mutluluktur”.

6. Bir de; kötü bir zan ile zanda bulunmakta olan münafık erkeklerle münafık kadınları ve müşrik erkeklerle müşrik kadınları azablandırması içindir. O kötülük  çemberi, tepelerine insin. Allah, onlara karşı gazablanmış, olanları lanetlemiş ve onlara cehennemi hazırlamıştır. Varacakları yer ne kötüdür.

48-11. Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki; "Bizi mallarımız ve ai­lelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile." Onlar, kalplerinde ol­mayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki; "Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, kimin Allah'a karşı herhangi bir şeyle (bunu engelleme­ye)  gücü yetebilir?   Hayır, Allah, yap­makta olduklarınızı haber alandır." 

12. Hayır, siz peygamberin ve müminlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeye­ceklerini zannettiniz; bu,    sizin kalp­lerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da, yıkıma uğramış bir kavim oldunuz.

57-13. O gün, münafık erkekler ile müna­fık kadınlar, iman etmekte olanlara derler ki: "(Ne olur) Bize bir göz atın, sizin nu­runuzdan birazcık alıp-yararlanalım." On­lara: "Arkanıza (dünyaya) dönün de bir nur arayıp-bulmağa çalışın" denilir. Der­ken aralarında, kapısı olan bir sur çekilmiştir; onun iç yanında rahmet, dış yanında da azab vardır.

14. (Münafıklar) Onlara seslenirler: "Biz sizlerle birlikte değil miydik?" Derler ki: "Evet, ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz, (müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip-beklediniz,  (Allah'a ve İslam'a karşı) kuşkulara kapıldınız. Sizleri kuruntular yanıltıp-aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan ölüm) geliverdi ve o aldatıcı da sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak) aldat­mış oldu."[1]

 

3. Haktan Değil, Kuvvet Ve Menfaatten Yanadırlar

 

4-60. Sana indirilene ve senden önce in­dirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağutun önünde muhakeme olmayı istemekte­dirler; oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan da onlan uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister.

61. Onlara: "Al­lah'ın indirdiğine ve peygambere gelin" denildiğinde, o münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün.

4-138. Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azab vardır.

139. On­lar, mü'minleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler. “Kuvvet ve onuru (izzeti)” onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz “bütün kuvvet ve onur” Allah'ındır.

140. O, size Kitab'ta: "Allah'ın ayetlerine küfredildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz­de, onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar, onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. Doğrusu Allah, münafıkların da, kafirlerin de tümünü cehennemde toplayacak olandır.   

141. Onlar sizi gözetleyip-durmaktalar. Size Allah'tan bir fetih (zafer ve ganimet) gelirse: "Sizinle birlikte değil miydik?" derler. Ama kafirlere bir pay düşerse: "Size üstünlük sağlamadık mı, müminlerden size (gelecek   tehlikeleri) önlemedik mi?" derler.  Allah,  kıyamet günü aranızda hükmedecektir. Allah, ka­firlere müminlerin  aleyhinde kesinlikle yol vermez.

5-41. Ey peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla "inandık" diyenler ile Ya­hudi'lerden küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanları sana gelmeyen diğer topluluk adına (haber toplamak için) kulak tutanlardır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, "Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler. Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık sen onun için Allah'tan hiçbir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalp­lerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette de on­lar için büyük bir azab vardır.

9-42. Eğer yakın bir yarar ve orta bir se­fer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama (yoldaki) zorluk onlara uzak geldi. (Böyleyken) "Eğer güç yetirseydik mu­hakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık" diyerek sana Allah adına yemin de ede­cekler. Kendi nefislerini helaka sürüklü­yorlar. Allah onların gerçekten yalan söy­lemekte olduklarını bilmektedir.

9-75. Onlardan kimi de: "Andolsun, eğer bize bol ihsanından verirse gerçekten sa­daka vereceğiz ve salihlerden olacağız" diyerek Allah'a söz vermişti.

76. (Ancak Allah) Onlara kendi bol ihsanından ve­rince, onda cimrilik yaptılar ve yüz çevir­diler; onlar böyle sırt dönenlerdir.

24-47. Onlar derler ki: "Allah'a ve Rasul'e iman ettik ve itaat ettik" sonra da bunun ardından onlardan bir grup sırt çevirir. Bunlar iman etmiş değildirler.

48. Ara­larında hükmetmesi için onlar Allah'a ve Rasulüne çağırıldıkları zaman, onlardan bir grup yüz çevirir.

49. Eğer hak onların lehlerinde ise, ona boyun eğerek gelirler.

50. Bunların kalplerinde hastalık mı var? Yoksa kuşkuya mı kapıldılar? Yoksa Al­lah'ın ve Rasulünün kendilerine karşı hak­sızlık yapacağından mı korkmaktadırlar? Hayır, onlar zalim olanlardır.

48-15. Geride bırakılanlar, siz ganimetleri almaya gittiğiniz zaman diyeceklerdir ki: "Bizi bırakında sizi izleyelim." Onlar, Al­lah'ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz, kesin olarak bizim izimizden gelmezsiniz. Allah, daha evvel böyle buyur­du." Bunun üzerine: "Hayır, bizi kıskanı­yorsunuz" diyecekler. Hayır, onlar pek az anlayanlardır.[2]

 

4. Allah'ı Değil, İnsanları Dikkate Alırlar

 

4-108. Onlar, insanlardan gizlerler de, Allah'tan gizlemezler (gizlemeyi düşünmezler). Halbuki geceleyin O'nun razı olmaya-düzüp-kurarlarken, O, onlarla beraberdir.  Allah, yapmakta olduklarını kuşatandır.

9-62. Sizi hoşnut kılmak için Allah'a ye­min ederler; oysa gerçekten mü'min iseler hoşnut kılınmaya Allah ve Resulü daha layıktır.

9-64. Münafıklar, kalplerinde olanı kendilerine haber verecek bir surenin aleyhlerinde indirilmesinden -kaçınmaktadırlar. De ki: "Alay edin. Şüphesiz Allah, kaçınmakta olduklarınızı açığa çıkarandır."

9-93. Yol, ancak o kimselerin aleyhinedir ki, zengin oldukları halde (savaşa çıkma­mak için) senden izin isterler ve bunlar ge­ride kalanlarla birlikte olmayı seçerler. Al­lah, onların kalplerine damga vurmuştur. Artık onlar (başlarına geleceği) bilmezler.

94. Onlara geri döndüğünüzde size özür beyan edecekler. De ki: "Özür belirtmeyi­niz, size kesin olarak inanmıyoruz. Allah bize, sizin durumlarınızdan haber ver­miştir. Yaptıklarınızı Allah görecektir, O'nun Resulü de. Sonra gaybı (görünme­yen olanı) da, görüneni de bilen'e döndürüleceksiniz ve O, yapmakta olduklarınızı size haber verecektir."

95. Onlara geri döndüğünüzde kendilerinden vazgeçme­niz için Allah'a and içecekler. Artık siz on­lardan yüz çevirin. Çünkü onlar gerçekten pisliktirler. Kazanmakta olduklarının bir cezası olarak, onların varacakları yer cehennemdir.

96. Kendilerinden hoşnut ol­manız İçin size yemin ederler. Siz onlardan hoşnut olsanız bile Allah, fasıklar topluluğundan asla hoşnut olmaz.

29-10. İnsanlardan öylesi vardır ki, "Al­lah'a iman ettik" der; fakat Allah uğruna eziyet gördüğü zaman, insanların (ken­disine yönelttikleri işkence ve) fitnesini Al­lah'ın azabıymış gibi sayar; ama Rabbinden “bir yardım ve zafer” gelirse, andolsun: "Biz gerçekten sizlerle birlikteydik" demektedirler. Oysa Allah, alemlerin si­nelerinde olanı daha iyi bilen değil midir?

11. Allah muhakkak iman edenleri de bil­mekte ve muhakkak münafıkları da bil­mektedir.

59-13. Onların kalplerinde sizin korku­nuz, Allah korkusundan -daha şiddetlidir. Bu (Allah'tan çok sizden korkmaları), gerçekten onların “akıllarını kullanmama­ları” dolayısıyla böyledir.[3]

 

5. Söz Ve Ahitlerini Yerine Getirmezler

 

4-81. "Tamam-kabul" derler. Ama yanın­dan çıktıkları zaman, onlardan bir grup, karanlıklarda senin söylediğinin tersini ku­rarlar. (Oysa) Allah, (onların)- karanlık­larda kurduklarını yazıyor. Sen de onlara aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil ola­rak Allah yeter.

9-75. Onlardan kimi de: "Andolsun, eğer bize bol ihsanından verirse gerçekten sadaka vereceğiz ve salıhlerden olacağız diyerek Allah'a söz vermişti.

76. (Ancak Allah) Onlara kendi bol ihsanından verince, onda cimrilik yaptılar ve yüz çevirdiler;  onlar böyle sırt dönenlerdir.  

77. Böylece, Allah'a verdikleri sözü tut­mamaları ve yalan söylemeleri nedeniyle Allah, kendisiyle karşılaşacakları güne ka­dar kalplerindeki nifakı (köklü bir duygu olarak) yerleşik kıldı.

33-13. Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: "Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün." Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır" diye pey­gamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı. 

14. Eğer onların tarafından üzerlerine girilseydi sonra da kendilerin­den fitne (çıkarmaları) istenmiş olsaydı, hiç şüphesiz buna yanaşırlar ve bunda pek az (zaman) dışında (evde) kalmazlar­dı.

15. Oysa onlar andolsun ki, daha önce “arkalarını dönüp-kaçmayacaklarına” dair Allah'a söz vermişlerdi; Allah'a verilen söz (ahid) ise, (ağır bir) sorumluluktur.

33-72. Gerçek  şu ki, Biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir. 

73. Şundan ki: Allah, münafık erkekleri ve münafık kadınları, müşrik erkekleri ve müşrik kadınları azablandıracak; mü'min erkeklerin ve mü'min kadınların da tevbesini kabul edecektir. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.[4]

 

6, İslami Amellerde İsteksiz Ve Riyakardırlar

 

4-142. Gerçek şu ki, münafıklar (kendile­rince) Allah'ı aldatmaya kalkışırlar. Oysa O, onları (kendi aldanışlarına terkederek) aldatandır. Onlar namaza kalktıkları za­man, isteksizce (üşene üşene) kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.

9-45. Senden, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri kuşkuya ka­pılıp da kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister.

46. Eğer (savaşa) çıkmak is­teselerdi, herhalde ona bir hazırlık yapar­lardı. Ancak Allah, davranmalarını çirkin gördü de onları alakoydu. Ve (onlara) "Oturanlarla birlikte oturun" denildi.

9-53. De ki: "İsteyerek ya da istemiyerek infak edin; sizden kesin olarak kabul edil­meyecektir. Çünkü siz bir fasıklar top­luluğu oldunuz."

54. Onların infaklarının kabul edilmesini engelleyen şey, (onların) Allah'ı ve Resulünü tanımamaları, namaza ancak isteksizce (üşene üşene) gelmeleri ve hoşlarına gitmiyorken (istemeye isteme­ye) infak etmeleridir.

9-81. Allah'ın Resulüne muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: "Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Bir kavrayıp-anlasalardı.

82. Öyleyse kazandıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.

107-4. İşte (şu) namaz kılanların vay ha­line,

5. Ki onlar, namazlarında yanılgıda­dırlar,

6. Onlar gösteriş yapmaktadırlar,

7. Ve “ufacık bir yardımı (veya zekatı) da” engellemektedirler.[5]

 

7. Söyledikleriyle Yaptıkları, Birbirine Aykırıdır

 

2-204. İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşu­na gider ve kalbindekine rağmen Allah'ı şahid getirir; oysa o azılı bir düşmandır.

205. O, senden ayrılınca (ya da iş başına geçince) yeryüzünde fesat çıkarmaya, eki­ni ve nesli helak etmeye koşar. Allah ise, fesadı (bozgunculuğu ve kışkırtıcılığı) sev­mez.

33-18. Gerçekten Allah, içinizden alı­koyanları ve kardeşlerine: "Bize gelin" diyenleri bilmektedir. Bunlar, pek   azı dışında zorlu-savaşlara gelmezler.   

19. (Geldiklerinde de) Size karşı oldukça “cimri ve bencildirler.” Şayet korku gelecek olsa, onların ölümden    dolayı üstüne baygınlık  çökmüş  kimseler gibi  gözleri dönerek  sana  bakmakta olduklarını görürsün. Korku gidince de, hayra karşı oldukça düşkünlük göstererek sizi keskin dilleriyle (eleştirip inciterek) karşılarlar. İşte onlar iman etmemişlerdir; böylece Allah onların amellerini boşa çıkarmıştır. Bu, Allah'a göre pek kolaydır.

47-29. Yoksa kalplerinde hastalık bulu­nanlar, kendi kinlerini Allah'ın hiç (orta­ya) çıkarmayacağını mı sandılar? 30. Eğer Biz dilersek, sana onları elbette gösteririz böylelikle sen onları simalarından tanımış olursun. Andolsun, sen onları, sözlerinin anlatım-biçiminden de tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.

63-4. Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapılan hoşuna gider.  Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) sanki on­lar, dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Kuşkularından dolayı da) her çağrıyı ken­dileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşman­dırlar, bu yüzden onlardan sakın. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.[6]

 

8. "İyilik İstiyoruz Diyerek, Kötülük Yaparlar

 

2-11. Kendilerine "Yeryüzünde fesad çıkarmayın" denildiğinde: "Biz yalnızca ıslah edicileriz" derler.

12. İyi bilin ki ger­çekten asıl fesadçılar kendileridir lakin farkında değillerdir.

4-62. (Böyle iken) Nasıl olur da, elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir musibet isabet edince sana gelerek: "Kuşkusuz, biz iyilikten ve ara bulmaktan başka bir şey istemedik" diye Allah'a yemin ederler?

63. Onlar öyle kimselerdir ki, kalplerinde sak­ladıklarını Allah bilmektedir. O halde sen onlara aldırma, onlara öğüt ver ve onlara nefislerine ilişkin tesirli (etkileyici) söz söyle.

9-107. Zarar vermek, küfretmek, mü'minlerin arasını ayırmak ve daha önce Allah'a ve Resulüne karşı savaşanı gözlemek için mescid edinenler ve: "Biz iyilikten başka bir şey istemedik" diye yemin edenler (var ya), Allah onların mutlaka yalancı olduk­larına şahidlik etmektedir.

58-14. Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinmekte olanları görmedin mi? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Kendileri de (gerçeği) bildikleri halde, yalan üzere yemin etmektedirler.

15. Allah, onlara şiddetli bir azab hazırlamıştır. Doğrusu onların yapmakta oldukları ne kötüdür.

16. Onlar, yeminlerini bir siper edindiler, böylece Allah'ın yolundan alıkoydular. Artık onlar için alçaltıcı bir azab vardır.

17. Onlara ne malları, ne çocukları, Allah'a karşı kendilerine hiçbir şeyle yarar sağlayamaz. Onlar ateşin halkıdır, içinde ebedi olarak kalıcıdırlar.

18. Allah'ın onların hepsini dirilteceği gün, (onlar) sizlere yemin ettikleri gibi O'na da yemin edeceklerdir ve kendilerinin bir şey üzerine olduklarını sanacaklardır. İyi bilin ki onlar, yalan söyleyenlerin ta kendileridir.   Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.[7]

 

9. Batıl Olan Korku Ve Kuşkularını, Müslümanlara Da Vermek İsterler

 

33-12. Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü bize boş bir aldanıştan başka bir şey va'detmedi" diyorlardı.

13. Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: "Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün." On­lardan bir topluluk da:  "Gerçekten ev­lerimiz açıktır" diye peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı.

33-18. Gerçekten Allah, içinizden alıkoyanları ve kardeşlerine: "Bize gelin" diyenleri bilmektedir. Bunlar, pek   azı dışında zorlu-savaşlara gelmezler.

63-7. Onlar ki:" Allah'ın Rasulü yanında bulunanlara hiç bir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler," derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır, Ancak münafıklar kavramıyorlar.

8. Derler ki, "Andolsun, Medine'ye bir dönecek olursak, gücü ve onuru çok olan, düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp çıkaracaktır." Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Allah'ın, O'nun Resulünün ve mü'minlerindir. Ancak münafıklar bilmiyorlar.[8]

 

10. Kötülüğü Emredip, İyilikten Alıkoyarlar

 

9-67. Münafık erkekler ve münafık kadın­lar, bazısı bazısındadır; kötülüğü emre­derler, iyilikten alıkoyarlar ve ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah'ı unuttular, O da onları unuttu. Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır.

68. Allah, erkek mü­nafıklara da, kadın münafıklara da ve (bütün) kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşi va'detti. Bu, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azab vardır.

33-18. Gerçekten Allah, içinizden alı­koyanları ve kardeşlerine: "Bize gelin" diyenleri bilmektedir. Bunlar, pek azı dışında zorlu-savaşlara gelmezler.

58-15. Allah, onlara şiddetli bir azab hazırlamıştır. Doğrusu onların yapmakta oldukları ne kötüdür.

16. Onlar, yemin­lerini bir siper edindiler, böylece Allah'ın yolundan alıkoydular. Artık onlar için alçaltıcı bir azab vardır.

63-2. Onlar, yeminlerini bir siper edinip Allah'ın yolundan alıkoydular. Doğrusu şu ki, onlar ne kötü şey yapmaktadırlar.

3. Bu, onların iman etmeleri sonra küfret­meleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalp­lerinin üzerine damga vurulmuştur, artık onlar kavrayamazlar.[9]

 

11. Asıl İtibariyle Kendilerini Aldatıp, Kendilerine Kötülük Ederler

 

2-8. İnsanlardan, inanmadıkları halde "Al­lah'a ve ahiret gününe inandık" diyenler vardır.

9. Bunlar Allah'ı ve inananları al­datmaya çalışırlar, oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.

4-107. Kendi nefislerine ihanet edenler­den yana mücadeleye girişme. Hiç şüphe­siz Allah, ihanette ilerlemiş günahkarı sevmez.

4-113. Eğer Allah'ın fazlı ve rahmeti senin üzerinde olmasaydı, onlardan bir grup seni de saptırmak için tasarı kurmuştu. Oysa onlar, ancak kendi nefislerini saptı­rırlar ve sana hiçbir şeyle zarar veremez­ler. Allah, sana Kitab'ı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. Allah'ın üzerindeki fazlı çok büyüktür.

4-142. Gerçek şu ki, münafıklar (kendile­rince) Allah'ı aldatmaya kalkışırlar. Oysa O, onları (kendi aldanışlarına terk ederek) aldatandır. Onlar namaza kalktıkları za­man, isteksizce (üşene üşene) kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.

9-42. Eğer yakın bir yarar ve orta bir se­fer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama (yoldaki) zorluk onlara uzak geldi. (Böyleyken) "Eğer güç yetirseydik mu­hakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık" diyerek sana Allah adına yemin de ede­cekler. Kendi nefislerini helaka sürük­lüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylemekte olduklarını bilmektedir.[10]

 



[1] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 576-578

[2] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 579-580

[3] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 581-582

[4] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 582-583

[5] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 584-585

[6] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 585-586

[7] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 586-587

[8] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 587-588

[9] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 588

[10] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 589