Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

FASIK VE MÜNAFIKLARA KARŞI ÖZEL RABBANİ YAKLAŞIMLAR - Kuranogretisi - 32. Sayfa

FASIK VE MÜNAFIKLARA KARŞI ÖZEL RABBANİ YAKLAŞIMLAR.. 2

1. Onlara Öğüt Vermek Ve Nefislerine İlişkin Etkileyici Konuşmak. 2

2. Allah'a Tevekkül Ederek Onlara Meşru Gözüken İsteklerinde Dahi İtaat Etmemek  2

3. Onlardan Yana Mücadele Etmekten Sakınmak. 2

4. Günahlarını İtiraf Ederek Tevbe Edenlere Dua Etmek. 2

5. Anlaşmazlıklarında Ya Aralarında Adaletle Hükmetmek Ya Da Yüzçevirmek  2

6. Onların Kurduğu Mescidde Namaz Kılmamak. 3

7. Nifakları Belli Oluncaya Kadar Geride Kalmalarına İzin Vermemek. 3

8. Dünya İçin Geride Kalanların Özürlerine İnanmamak. 3

9. Onlarla Cihad Etmek, Sert Ve Caydırıcı Davranmak. 4

10. Nifakta Israr Edenler İçin Bağışlanma Dilememek. 4

11. Onlarla Savaşa Çıkmamak Ve Ölenlerinin Namazını Kılmamak. 4


FASIK VE MÜNAFIKLARA KARŞI ÖZEL RABBANİ YAKLAŞIMLAR

 

1. Onlara Öğüt Vermek Ve Nefislerine İlişkin Etkileyici Konuşmak

 

4-61. Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve pey­gambere gelin" denildiğinde, o münafık­ların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün.

62. (Böyle iken) Nasıl olur da, elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir musibet isabet edince sana gelerek: "Kuşkusuz, biz iyilikten ve arabulmaktan başka bir şey istemedik" diye Allah'a ye­min ederler?

63. Onlar öyle kimselerdir ki,  kalplerinde sakladıklarını Allah bilmektedir. O halde sen onlara aldırma, onlara öğüt ver ve onlara nefislerine ilişkin tesirli (etkileyici) söz söyle. [1]                       

 

2. Allah'a Tevekkül Ederek Onlara Meşru Gözüken İsteklerinde Dahi İtaat Etmemek

 

4-81. "Tamam-kabul" derler. Ama yanın­dan çıktıkları zaman, onlardan bir grup, karanlıklarda senin söylediğinin tersini ku­rarlar. (Oysa) Allah, (onların) karanlık­larda kurduklarını yazıyor. Sen de onlara aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil ola­rak Allah yeter.

33-1. Ey Peygamber, Allah'tan sakın, kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

2. Ve sana Rabbinden vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, yapmakta ol­duklarınızı haber alandır.

3. Allah'a tevek­kül et; vekil olarak Allah yeter.

33-48. Kafirlere ve münafıklara itaat etme eziyetlerine de aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.[2]                          

 

3. Onlardan Yana Mücadele Etmekten Sakınmak

 

4-105. Şüphesiz, Allah'ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitab'ı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma.

106. Ve Al­lah'tan bağışlanma dile, gerçekten Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

107. Kendi nefislerine ihanet edenlerden yana müca­deleye girişme. Hiç şüphesiz Allah, iha­nette ilerlemiş günahkarı sevmez.

108. Onlar, insanlardan gizlerler de, Allah'tan gizlemezler (gizlemeyi düşünmezler). Hal­buki geceleyin O'nun razı olmayacağı sözü düzüp-kurarlarken, O, onlarla be­raberdir. Allah, yapmakta olduklarını kuşatandır.

109. İşte siz böylesiniz; dünya hayatında onlardan yana mücadele et­tiniz. Peki, kıyamet günü onlardan yana Allah'la mücadele edecek kimdir? Ya da onlara vekil olacak kimdir?[3]

 

4. Günahlarını İtiraf Ederek Tevbe Edenlere Dua Etmek

 

4-63. Onlar öyle kimselerdir ki, kalp­lerinde sakladıklarını Allah bilmektedir. O halde sen onlara aldırma, onlara öğüt ver ve onlara nefislerine ilişkin tesirli (et­kileyici) Söz söyle.

64. Biz her pey­gamberi, ancak Allah'ın izniyle kendisine İtaat edilmesi için gönderdik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip de Allah'tan bağışlanma dileselerdi ve peygamber de onlar için bağışlanma dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı.

4-145. Gerçekten münafıklar, ateşin en alçak tabakasındadırlar. Onlara bir yar­dımcı da bulamazsın.

146. Ancak tevbe edenler, kendilerini ıslah edenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar ve dinlerini katıksız ola­rak Allah için (halis) kılanlar başka; işte onlar mü'minlerle beraberdirler. Allah, mü'minlere büyük bir ecir verecektir.

147. Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azab etsin? Allah şükrün karşılı­ğını verendir, hakkıyle bilendir.                       

33-23. Mü'minlerden öyle erkek-adamlar vardır ki, Allah ile yaptıkları ahde sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirdi, kimi de beklemektedir. On­lar, hiçbir değiştirme ile (sözlerini) değiştirmediler.

24. Çünkü Allah, (sözüne bağlı kalıp doğru olan) sadıkları sadakatlerinden dolayı mükafatlandıracak, münafıkları da dilerse azablandıracak veya tevbe (nasib edip tevbe)lerini kabul edecektir. Hiç şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.[4]

 

5. Anlaşmazlıklarında Ya Aralarında Adaletle Hükmetmek Ya Da Yüzçevirmek

 

5-41. Ey peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla "inandık" diyenler ile Ya­hudi'lerden küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutan­lar, sana gelmeyen diğer topluluk adına (haber toplamak için) kulak tutanlardır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, "Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler. Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık sen onun için Allah'tan hiçbir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalp­lerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette de on­lar için büyük bir azab vardır.

42. Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyiciler­dir. Sana gelirlerse aralarında hükmet ya da onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiçbir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen de adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever.[5]

 

6. Onların Kurduğu Mescidde Namaz Kılmamak

 

9-107. Zarar vermek, küfretmek, mü'min lerin arasını ayırmak ve daha önce Allah'a ve Resulüne karşı savaşanı gözlemek için mescid edinenler ve: "Biz iyilikten başka bir şey istemedik" diye yemin edenler (var ya),  Allah onların mutlaka yalancı olduklarına şahidlik etmektedir. 

108. Sen bunun (böyle bir mescidin) İçinde hiçbir zaman durma. Daha ilk gününden takva temeli üzerine kurulan mescid, içinde (namaza ve diğer işlere) durmana daha uygundur. Onda, arınmayı içten-arzulayan  adamlar vardır. Allah arınanları sever.

109. Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayır­lıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte ken­disi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulme sapan bir topluluğa hidayet vermez.

110. Onların kalpleri parçalanmadıkça, kurdukları bina kalple­rinde bir şüphe olarak sürüp-gidecektir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.[6]

 

7. Nifakları Belli Oluncaya Kadar Geride Kalmalarına İzin Vermemek

 

9-42. Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama (yoldaki) zorluk onlara uzak geldi. (Böyleyken)  "Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık diyerek sana Allah adına yemin de edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklü­yorlar. Allah onların gerçekten yalan söylemekte   olduklarını bilmektedir.  

43. Allah seni affetsin; doğru söyleyenler sana açıkça belli oluncaya ve yalancıları da öğreninceye kadar niye onlara izin verdin?

44. Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad et­mekten (kaçınmak için) senden izin istemezler. Allah takva sahihlerini bilendir.          

45. Senden, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri kuşkuya ka­pılıp da kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister.

 

8. Dünya İçin Geride Kalanların Özürlerine İnanmamak

 

9-90. Bedevilerden özür belirtenler, ken­dilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Onlardan küfre sapanlara pek acıklı bir azab isabet edecektir.

91. Allah'a ve Resulüne sadık kaldıkları sürece; zayıf­lara, hastalara ve (savaş için) infak edecek bir şey bulamayanlara bir sorumluluk (günah) yoktur. İyilik edenlerin aleyhine (onların kınanmasına) bir yol yoktur. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

92. Kendilerini bindirip sevk etmen için sana her gelişlerinde onlara: "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğin ve infak edecek bir şey bulamayıp hüzünlerinden dolayı gözlerinden yaşlar boşana boşana geri dönenler üzerinde de (sorumluluk) yoktur.

93. Yol, ancak o kimselerin aleyhinedir ki, zengin oldukları halde (savaşa çıkmamak için) senden izin isterler ve bunlar geride kalanlarla birlikte olmayı seçerler. Allah, onların kalplerine damga vurmuştur. Artık onlar (başlarına geleceği) bilmezler.

94. Onlara geri döndüğünüzde size özür beyan edecekler. De ki: "Özür belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmıyoruz. Allah bize, sizin durumlarınızdan haber vermiştir. Yaptıklarınız! Allah görecektir, O'nun Resulü de. Sonra gaybı (görünmeyen olanı) da, görüneni de bilen'e döndürüleceksiniz ve O, yapmakta olduklarınızı size haber verecektir."[7]

 

9. Onlarla Cihad Etmek, Sert Ve Caydırıcı Davranmak

 

9-73. Ey Peygamber, kafirlerle ve müna­fıklarla cihad et ve onlara karşı sert ve caydırıcı davran. Onların barınma yerleri cehennemdir, ne kötü bir yataktır o!.

33-60. Andolsun, eğer münafıklar, kalp­lerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapan (yalan haber yayan)lar (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olur­larsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler.

61. Lanete uğratılmış­lar olarak; nerede ele geçirilseler yaka­lanırlar ve öldürüldükçe öldürülürler.

62. (Bu,) Daha önceden gelip-geçenler hakkında (uygulanan) Allah'ın sünnetidir. Allah'ın sünnetinde kesin olarak bir deği­şiklik bulamazsın.

66-9. Ey peygamber, kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı “sert ve caydırıcı” davran. Onların barınma yeri cehennemdir. O (cehennem), ne kötü bir dönüş yeridir.[8]

 

10. Nifakta Israr Edenler İçin Bağışlanma Dilememek

 

9-78. Onlar bilmiyorlar mı ki, elbette Allah, onların gizli tuttuklarını da, fısıldaştıklarını da biliyor. Gerçekten Allah, gaybın bilgisine sahib olandır.

79. Sadakalar ko­nusunda, mü'minlerden ek bağışlarda bu­lunanlarla, emeklerinden (cehdlerinden) başkasını bulamayanları yadırgayarak bunlarla alay edenler; Allah (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acıklı bir azab vardır.

80. Sen, ister onlar için bağışlanma dile ya da istersen onlar için bağışlanma dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz. Bu, gerçekten onla­rın Allah'a ve Resulüne (karşı) nankörlük etmeleri dolayısıyladır. Allah fasıklar topluluğuna hidayet vermez.

9-101. Çevrenizdeki bedevilerden mü­nafık olanlar ve Medine halkından da ni­fakta ısrar edenler vardır. Sen onları bil­mezsin, (fakat) Biz onları biliriz. Biz onları iki kere azablandıracağız, sonra da büyük bir azaba döndürülecekler.

63-4. Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapılan hoşuna gider. Konuştukları za­man da onları dinlersin. (Oysa) sanki on­lar, dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Kuşkularından dolayı da) her çağrıyı ken­dileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşman­dırlar, bu yüzden onlardan sakın. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.

5. Onlara: "Gelin Allah'ın Rasulü sizin için mağfiret (bağışlanma) dilesin" denildiği za­man, başlarını yana çevirdiler. Sen, on­ların büyüklük taslamışlar olarak yüz çevirmekte olduklarını görürsün.

6. Senin onlar adına mağfiret dilemen ile mağfiret dilememen onlar için birdir. Allah, onlara kesin olarak mağfiret etmeyecektir. Şüp­hesiz Allah, fasık olan bir kavime hidayet vermez.[9]

 

11. Onlarla Savaşa Çıkmamak Ve Ölenlerinin Namazını Kılmamak

 

9-81. Allah'ın Resulüne muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: "Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın" dediler.  De ki: "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Bir kavrayıp-anlasalardı.

82. Öyleyse kazandıklarının cezası olarak az gülsünler çok ağlasınlar.

83. Eğer Allah seni onlardan bir topluluğun yanına döndürür de, (başka bir savaşa) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Benimle hiçbir zaman (savaşa) çıkmayacaksınız ve benimle bir düşmana karşı asla savaşmayacaksınız. Çünkü ilk defasında oturmayı hoş gördünüz; şimdi de geride kalanlarla birlikte oturun"

84. Onlardan ölen birinin namazını hiçbir zaman kılma, mezarı başında durma. Çünkü onlar, Allah'a ve Resulüne (karşı) küfre saptılar ve fasıklar olarak öldüler.[10]

 



[1] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 590

[2] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 590

[3] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 591

[4] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 591-592

[5] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 592-593

[6] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 593

[7] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 594-595

[8] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 595

[9] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 595-596

[10] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 597