Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

DİNE KARŞI CAHİLİ YAKLAŞIMLAR - Kuranogretisi - 37. Sayfa

DİNE KARŞI CAHİLİ YAKLAŞIMLAR.. 2

1. HAK DİNDEN SAPMAK VE SAPMANIN NEDENLERİ 2

1-A. Din İşlerinde Hevaya Uymak. 2

1-B. Dinde Taşgınlık Edip, Haddi Aşmak. 2

1-C. Akraba Ve Yakınları Kayırarak, Adaletten Sapmak. 2

1-D. Allah'ın Kitab'ıyla Hükmetmemek Ve Had Cezalarında Gevşeklik Göstermek  3

1-E. Önderin Ölmesiyle Ya Da Ayrılmasıyla Gerisin Geriye Dönmek. 3

1-F. Din Düşmanlarını Dost Kabul Etmek. 3

1-G. Daha Önce Sapanların Hevalarına Uymak, Onların Mukallidi Olmak. 4

1-H. Hak Dine, Batıl Görüş Ve İftiralarda Bulunmak. 4

1-J. Kelime Ve Kavramları Tahrif Etmek. 4

1-K. Belamlık Yapmak Ve Belamlara Uymak. 5

1-L. Batıl Cennet Umudlarına Kapılmak. 5

1-M. Batıl Din Veya Gruplara Meyletmek. 5

1-N. Batıl Dinlerin İbadetlerine Ve Sahte İlahlarına Heves Etmek. 6

1-P. Allah'a Yakınlaşmak İçin Edinilen Dostlara, Din Adamlarına İbadet Etmek  6

L-R. Dini Alay Ve Oyun Konusu Edinmek. 6

1-S. Dinde Ayrılığa Düşmek Ve Gruplaşmak. 6

2. HAK DİNE GİRMEMEK VE GİRMEME NEDENLERİ 7

2-A. Yaratılışı Ve Yaratıcı'yı İnkar Etmek. 7

2-B. Din Gününü Yalanlamak. 7

2-C. Tağuta İnanmak Ve İtaat Etmek. 7

2-D. Din Adına, Atalara Körükörüne Bağlılık. 8

2-E. Batıl Din Ve Gruplara Taassupla Bağlanmak. 8

2-F. İlahi Hükümlerin, Azgın Nefislere Hoş Gelmemesi 9

2-G. Müstekbirlerin Tehdidinden Korkmak. 9

2-H. Doğru Yolda Çarpıklık Aramak Ve İnsanları Doğru Yoldan Alıkoymak. 9

3. Allah'ın Dininden Başka Din Aramak. 9

4. Batıl Dinlere Davette Bulunmak. 10

5. Mürted Olmak. 10

6. Hak Dine Savaş Açmak. 11


DİNE KARŞI CAHİLİ YAKLAŞIMLAR

 

1. HAK DİNDEN SAPMAK VE SAPMANIN NEDENLERİ

 

1-A. Din İşlerinde Hevaya Uymak

 

5-48. (Ey Muhammed,) Sana da, önceki kitab(lar)daki (hakkı) tasdik edici ve ko­ruyucu olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Siz­den her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) size verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştü­ğünüz şeyleri size haber verecektir.

49. Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve onların nevalarına uyma, Allah'ın sana in­dirdiklerinin bir kısmından seni şaşırt­masınlar diye onlardan sakın. Şayet yüz çevirirlerse bil ki, Allah bir kısım günahla­rı nedeniyle onlara bir musibeti tattırmak istemektedir. Şüphesiz, insanların, çoğu gerçekten fasıklardır.

5-77. De ki: "Ey Kitab Ehli, haksız yere dininiz konusunda aşırı gitmeyin ve daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve dümdüz yoldan kaymış bir topluluğun heva (istek ve tutkularına uymayın."

13-37. İşte böylece biz onu (Kur'an'ı) arapça bir hüküm olarak indirdik. Andolsun sana gelen bu ilimden sonra, onlann heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir yardımcı dost, ne de bir koruyucu vardır.

38-26. "Ey Davud, gerçek şu ki, biz seni yeryüzünde bir halife kıldık. Öyleyse in­sanlar arasında hak ile hükmet, istek ve tutkulara (hevaya) uyma; sonra seni Al­lah'ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah'ın yolundan sapanlar, hesap gününü unutmalarından dolayı onlar için şiddetli bir azab vardır."

45-18. Sonra seni de bu emirden bir şeriat üzerinde kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin heva (istek ve tutku)larına uyma.[1]

 

1-B. Dinde Taşgınlık Edip, Haddi Aşmak

 

2-65. Andolsun, sizden cumartesi (günü yasağında) haddi aşanları elbette bi­liyorsunuz. İşte biz, onlara: "Aşağılık may­munlar olunuz" dedik.

4-171. Ey Kitab Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin, Allah'a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem-oğlu Mesih İsa, ancak Allah'ın peygambe­ri ve kelimesidir. Onu (Ol kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruh­tur. Öyleyse Allah'a ve Peygamberine inanınız; "Üçtür" demeyiniz. (Bundan) kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek ilahtır. O, çocuk sahibi olmaktan “çok yüce ve arıdır.” Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.

5-2. Ey iman edenler, Allah'ın şiarlarına, haram olan ay'a, kurbanlık hayvanlara, (onlardaki) gerdanlıklara ve Rablerinden bir fazl ve hoşnutluk isteyerek Beyt-i Haram'a gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktınız mı artık avlanabilirsiniz. Sizi Mescid'i Haram'dan alıkoydukların­dan dolayı bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva konusunda yardımlasın, gü­nah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allah'tan korkup-sakının. Gerçekten Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

5-77. De ki: "Ey Kitab Ehli, haksız yere dininiz konusunda aşırı gitmeyin ve daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve dümdüz yoldan kaymış bir topluluğun heva (istek ve tutku)larına uymayın."

5-87. Ey iman edenler, Allah'ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez.

88. Allah'ın size rızık ola­rak verdiklerinden helal ve temiz olarak yiyin. Kendisine inandığınız Allah'tan da korkup-sakının.

57-27. Sonra onların izleri üzerinde pey­gamberlerimizi birbiri ardınca göndeıdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gön­derdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenle­rin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruh­banlığı ise, biz onlara yazmadık. Ancak (bu ruhbanlığı) Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.[2]

 

1-C. Akraba Ve Yakınları Kayırarak, Adaletten Sapmak

 

4-135. Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhinde bile olsa, adaleti ayakta tutan (hakim)ler, Allah için şahidler olun. (Onlar) İster zengin olsun; ister fakir olsun; çünkü Allah on­lara (onların hakkını korumaya) daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer (sözü) eğip büker ya da (hakka şahitlikten) yüz çevirir­seniz, (biliniz ki) Allah, yapmakta oldukla­rınızdan haberi olandır.

6-152. "Ergenlik çağına erişinceye kadar yetimin malına -en güzel şeklin dışında-yaklaşmaym. Ölçüyü ve tartıyı doğru ola­rak yapın. (Biz) Hiçbir nefse, gücünün kaldırabileceği dışında bir şey yüklemeyiz. Söylediğiniz zaman -yakınınız dahi olsa- adaleti gözetin. Allah'ın ahdine de vefa gösterin. İşte (Allah) size bunları tavsiye (emr) etti; umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz."[3]

 

1-D. Allah'ın Kitab'ıyla Hükmetmemek Ve Had Cezalarında Gevşeklik Göstermek

 

3-23. Kendilerine; Kitab'tan bir pay veri­lenleri görmedin mi? Aralarında Allah'ın Kitab'ı hükmetsin diye çağrılıyorlar da, Onlardan bir bölümü yüz çeviriyor. Onlar, işte böyle arka dönenlerdir.

4-60. Sana indirilene ve senden önce in­dirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağutun önünde muhakeme olmayı istemekte­dirler; oysa onlar onu reddetmekle em-rolunmuışlardır. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister.

4-105. Şüphesiz, Allah'ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için Biz sana Kitab'ı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma.

5-44. Gerçek şu ki, biz Tevrat'ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılın­dıklarından ve onun üzerine şahidler ol­duklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın, Benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Ailah'ın indirdiğiyle hük­metmezse, işte onlar, kafir olanlardır,

45. Biz onda, onların üzerine yazdık: Can'a can, göze göz, buruna burun, kulağa ku­lak, dişe diş ve (bütün) yaralara (karşılık da) kısas vardır. Ama kim bunu sadaka olarak bağışlarsa o kendisi için bit kefa­rettir. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmet­mezse, işte onlar, zalim olanlardır.

46. Önündeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Mer­yem oğlu İsa'yı onların İzlerine (peygamberler zincirine)   ekledik ve ona,  -içinde hidayet ve nur olarak- önündeki Tev­rat'tan olanı doğrulayan ve muttakiler için hidayet ve öğüt olan İncil'i verdik.

47. İncil sahibleri Allah'ın onda indirdikleriyle hükmetsinler.  Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, fasık olanlardır.           

24-2. Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüzer değnek vurun. Eğer Allah'a ve ahiret gününe iman ediyor­sanız, onlara Allah'ın dini(ni uygulama) konusunda sizi bir acıma tutmasın; onlara uygulanan azaba mü'minlerden bir grup da şahid bulunsun. [4]                                        

 

1-E. Önderin Ölmesiyle Ya Da Ayrılmasıyla Gerisin Geriye Dönmek

 

3-144. Muhammed, yalnızca bir peygamberdir. Ondan önce nice peygamberler gelip-geçmiştir. Şimdi o ölürse ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? İki topuğu üze­rinde gerisin geri dönen kimse, Allah'a kesinlikle zarar veremez. Allah, şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir.

7-148. (Tur'a gitmesinin) Ardından Musa'nın kavmi, süsleme eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapılacak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola da yöneltip-iletmediğini (hidayete erdirmediğini) gör­mediler mi? Onu (tanrı)  edindiler de, zulmedenler oldular.

20-91. Demişlerdi ki: "Musa bize geri ge­linceye kadar ona (buzağıya) karşı bel büküp, önünde eğilmekten kesinlikle ayrılmayacağız."[5]

 

1-F. Din Düşmanlarını Dost Kabul Etmek

 

4-88. Şu halde münafıklar konusunda iki­ye bölünmeniz ne diye? Oysa Allah, ka­zandıkları dolayısıyla onları tepe taklak etmiştir. Allah'ın saptırdığını hidayete eriştirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptınrsa, artık sen ona kesin olarak bir yol bulamazsın.

89. Onlar, kendilerinin küfre sapmaları gibi, sizin de küfre sap­manızı isterler. Böylelikle bir olacaktınız. Öyleyse onlar, Allah yolunda hicret edin­ceye kadar siz onlardan veliler (dostlar) edinmeyin. Şayet yine yüz çevirirlerse, artık onları tutun ve her nerede ele geçirirseniz onları öldürün. Onlardan ne bir veli (dost), ne de bir yardımcı edinin.

4-144. Ey İman edenler, mü'minleri bıra­kıp kafirleri veliler (dostlar) edinmeyin. Allah'a, kendi aleyhinizde apaçık bir delil vermek ister misiniz?

5-51. Ey iman edenler, yahudi ve hıristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez.

5-57. Ey iman edenler, sizden önce ken­dilerine Kitab verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin. Eğer inanıyor­sanız, Allah'tan korkup-sakının.

60-8. Allah, sizinle din konusunda savaş-mayanlara, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.

9. Allah, ancak din konusunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkaranları ve sürülüp-çıkarılmanız için arka çıkanları dost edinmenizden sakındırır. Kim onları dost edinirse, artık onlar zalim olanların ta kendileridir.

60-13. Ey iman edenler, Allah'ın kendile­rine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinmeyin; ki onlar, kafir olanların mezar halkından umud kesme­leri gibi ahiretten umud kesmişlerdir.[6]

 

1-G. Daha Önce Sapanların Hevalarına Uymak, Onların Mukallidi Olmak

 

5-77. De ki: "Ey Kitab Ehli, haksız yere dininiz konusunda aşırı gitmeyin ve daha önce sapmış, bir çoğunu   saptırmış  ve dümdüz  yoldan  kaymış  bir  topluluğun heva (istek ve tutku)larına uymayın."

7-28. Onlar, “çirkin bir hayasızlık” işlediklerinde: "Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. Allah da bunu bize em­retti" derler. De ki: "Şüphesiz Allah, “çirkince hayasızlıkları” emretmez. Bil­mediğiniz bir şeyi Allah'a karşı mı söylü­yorsunuz?"

29. De ki: "Rabbim adaletle davranmayı emretti. Her mescid yanında (secde yerinde) yüzlerinizi (O'na) doğrultun ve dini yalnız Allah'a halis kılarak O'na dua edin. “Başlangıçda sizi yarattığı” gibi (Allah'a) döneceksiniz."[7]

 

1-H. Hak Dine, Batıl Görüş Ve İftiralarda Bulunmak

 

2-116. Dediler ki: "Allah oğul edindi" O, (bu yakıştırmadan) yücedir.  Hayır, göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur,   O tümü O'na gönülden boyun eğmişlerdir.

2-275. Faiz (riba) yiyenler, ancak kendisını şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi çarpılmış olmaktan başka (bir durumda) kalkmazlar. Bu, onların: "Alım-satım da ancak faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi ise haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faize) bir son verirse, artık geçmişi kendisine, işi de Allah'a aittir. Kim de (faize,) geri dönerse, artık onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.

3-24. Bu, onların: "Ateş bize sayılı günler dışında kesinlikle dokunmayacak" demelerindendir. Onların bu iftiraları, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya düşür­müştür,

4-171. Ey Kitab Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin, Allah'a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem-oğlu Mesih İsa, ancak Allah'ın peygam­beri ve kelimesidir. Onu ( Ol kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruh­tur, öyleyse Allah'a ve Peygamberine inanınız; "Üçtür" demeyiniz. (Bundan)  kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek ilahtır. O, çocuk sahibi olmaktan “çok yüce ve arıdır.” Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.

9-37. (Haram ayları) Ertelemek ancak küfürde bir artıştır. Bununla kafirler şaşırtılıp-saptırılır. Allah'ın haram kıldığına sayı bakımından uymak için, onu bir yıl helal, bir yıl haram kılıyorlar. Böylelikle Allah'ın haram   kıldığını   helal   kılmış   oluyorlar. Yaptıklarının kötülüğü kendilerine “çekici ve süslü” gösterilmiştir. Allah, küfre sapan bir topluluğa hidayet vermez.

10-59. De ki: "Allah'ın sizin için indirdiği rızıktan, bir kısmını haram ve bir kısmını helal kılmanıza ne dersiniz?" De-ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a karşı iftira mı uyduruyorsunuz?"

16-116. Dillerinizin yalan yere nitelendir­mesi dolayısıyla: "Şuna helal buna haram" demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uy­durmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.

42-21. Yoksa onların birtakım ortakları mı var ki, Allah'ın izin vermediği şeyleri,  dinden kendilerine teşri ettiler (bir şeriat kıldılar)? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı, elbette aralarında hüküm (karar) verilirdi. Gerçekten zalimler için acıklı bir azab vardır.

49-16. De ki: "Siz Allah'a dininizi mi öğreteceksiniz? Oysa Allah, göklerde ve yerde olanları bilir.  Allah her şeyi bi­lendir."[8]

 

1-J. Kelime Ve Kavramları Tahrif Etmek

 

2-58. Hani demiştik ki "Şu şehre girin, orada dilediğiniz yerde bol bol yiyin, sec­de ederek kapısından girin ve "Dileğimiz bağışlamandır" deyin ki (Biz de) hat­alarınızı bağışlayacağız ve iyilik yapanların (ecirlerini) arttıracağız."

59. Ama zulmedenler, kendilerine söylenen sözü bir başkasıyla değiştirdiler. Biz de yoldan çıkmalarından   dolayı  zalimlere gökten azab indirdik.                                                  

4-46. Kimi yahudiler, kelimeleri “ko­nuldukları yerlerden” saptırırlar ve dillerini de eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek: "Dinledik ve karşı geldik. İşit, -işitmez olası- ve 'Raina' (bizi güt, bize bak)" derler. Eğer onlar: "İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve “Unzurna” (Bizi gözet) deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Böylece onlar, az bir bölümü dışında, in­anmazlar.

5-13. Sözlerini bozmaları nedeniyle, on­ları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatı­lan şeyden (yararlanıp) pay almayı unu­turlar. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onlan affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever.

7-161. Onlara: "Bu şehirde oturun, istedi­ğiniz yerden yeyin, “dileğimiz bağışlan­madır” deyin ve kapısından secde ederek girin, (ki Biz de) hatalannızı bağışlayalım. İyilik yapanların (armağanlarını) artıraca­ğız" denildiğinde,

162. Onlardan zulme sapanlar, sözü kendilerine söylenenden başka bir şeyle değiştirdiler. Biz de bunun üzerine zulme sapmaları dolayısıyla gökten “İğrenç bir azab” indirdik.[9]

 

1-K. Belamlık Yapmak Ve Belamlara Uymak

 

2-159. Apaçık belgelerle indirdiklerimizi ve insanlar için Kitab'ta açıkladığımız hi­dayeti gizlemekte olanlar; işte onlara, hem Allah lanet eder, hem de lanet edici­ler lanet eder.

2-174. Allah'ın indirdiği Kitab'tan bir şeyi gözardı edip saklayanlar ve onunla değeri az (bir karşılığı) satın alanlar; onların ye­dikleri, karınlarında ateşten başkası değildir. Allah da kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Ve onlar için acıklı bir azab da vardır.

175. Onlar, hidayete karşılık sapıklığı, bağışlanmaya karşılık azabı satın almışlardır. Ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar.

3-187. Hani kendilerine Kitab verilenler­den: "Onu mutlaka insanlara açıklayacak­sınız ve onu gizlemeyeceksiniz" diye kesin söz almıştı. Fakat onlar, bunu arkalarına attılar ve ona karşılık az bir değeri satın aldılar. O aldıkları şey ne kötüdür.

188. Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeyler nedeniyle Övülmek isteyenleri (kazançlı) sayma; onları azabtan kurtulmuş olarak da sayma. Onlar için acıklı bir azab vardır.

9-9.Allah'ın ayetlerine karşılık az bir değere satın aldılar, böylece O nun yolunu engellediler. Onların yapmakta oldukları gerçekten ne kötüdür.

11-18. Allah'a karşı yalan yere iftira uy­durandan daha zalim kimdir? İşte bunlar, Rablerine sunulacaklar ve şahidler: “Rablerine karşı yalan söyleyenler bunlardır” diyecekler. Haberiniz olsun; AlIah'ın laneti zalimlerin üzerinedir.

19. Bunlar, Allah'ın yolundan engelleyenler ve onda çarpıklık arayanlardır. Onlar, ahireti de tanımayanlardır.                                                 

31-33. Ey insanlar, Rabbinizden korkup-sakının ve öyle bir günün azabından çekinip-korkun ki, (o gün hiç) bir baba çocuğu için karşılık veremez ve (hiç) bir çocuk da babası için bir şeyi verebilici değildir. Hiç şüphesiz Allah'ın va'di haktır. Artık dünya hayatı sizi aldatmaya sürüklemesin ve aldatıcı(lar) da sizi Allah ile aldatmasın.[10]

 

1-L. Batıl Cennet Umudlarına Kapılmak

 

2-111. Dediler ki: "Yahudi veya Hıristiyan olmadıkça, kimse kesin olarak cennete giremez." Bu, onların kendi   kuruntularıdır. De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz, kesin kanıt (burhan)ınızı getiriniz."

3-24. Bu, onların: "Ateş bize sayılı günler dışında kesinlikle dokunmayacak" demelerindendir. Onlann bu iftiraları, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya düşürmüştür.

20-120. Sonunda şeytan ona vesvese ver­di; dedi ki: "Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü haber vereyim mi?"

121. Böylece ikisi ondan yediler, he­men ardından ayıp yerleri kendilerine açılıverdi, üzerlerini cennet yapraklarıyla yamayıp-örtmeye başladılar. Adem, Rabbine karşı gelmiş oldu da şaşırıp-kaldı.[11]

 

1-M. Batıl Din Veya Gruplara Meyletmek

 

2-120. Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olmazlar. De ki: "Kokusuz doğru yol Allah'ın  (gösterdiği) dosdoğru yoludur." Eğer sana gelen bunca ilimden sonra Onların heva (arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.

3-100. Ey iman edenler, eğer kendilerine Kitab verilenlerden herhangi bir gruba boyun eğecek olursanız, sizi imanınızdan sonra kafirler yapmış olarak (dininizden) geri çevirirler.

11-113. Zulmedenlere eğilim göstermeyin yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka velileriniz yoktur, sonra yardım da göremezsiniz. [12]                                              

 

1-N. Batıl Dinlerin İbadetlerine Ve Sahte İlahlarına Heves Etmek

 

4-153. Kitab Ehli senden kendilerine gökten bir kitab indirmeni istiyor. Musa’dan bundan daha büyüğünü    istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Bize Allah'ı açıkça göster." Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, buzağıyı edinmişlerdi. Yine bundan dolayı da onları affettik ve Musa'ya apaçık olan ispatlayıcı bir delil verdik.                                    

7-138. İsrailoğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa'ya dedilerki: Ey Musa, onlann ilahları (var; onların ki) gibi, sen de bize bir ilah yap." O: "Siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz" dedi.

139. "Onların içinde bulundukları şey (din) mahvolucudur ve yapmakta oldukları şeyler (ibadetler) de geçersizdir."[13]

 

1-P. Allah'a Yakınlaşmak İçin Edinilen Dostlara, Din Adamlarına İbadet Etmek

 

9-31. Onlar, Allah'ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini Rabler (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de. Oysa onlar, tek olan bir ilah'a ibadet etmekten başkasıyla emrolunmadılar. O'ndan başka ilah yoktur. O, bunlann şirk koşmakta oldukları şeylerden yücedir.                                        

10-17. Allah'a karşı yalan yere iftira düzenden ve O'nun ayetlerini yalan­layandan daha zalim kimdir? Şüphesiz O, suçlu-günahkarları kurtuluşa erdirmez.

18. Allah'ı bırakıp kendilerine zarar ver­meyecek, yararlan da dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: "Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir" derler. De ki: "Siz, Allah'a, göklerde ve yerde bil­mediği bir şey mi haber veriyorsunuz? O, sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzak ve yücedir."

39-3. Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah'ındır. O'ndan başka veliler edinenler (şöyle derler;) "Biz, bunları bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Hiç şüphesiz Allah, kendi aralarında,   hakkında ihtilaf ettikleri şeylerden hüküm verecektir. Gerçekten Allah, yalancı, kafir olan kimseyi hidayete eriştirmez.[14]

 

L-R. Dini Alay Ve Oyun Konusu Edinmek

 

5-57. Ey iman edenler, sizden önce ken­dilerine Kitab verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin. Eğer inanıyor­sanız, Allah'tan korkup-sakının.

58. Onlar, siz birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun (konusu) edinirler. Bu, gerçekten onların akıl erdirmeyen bir top­luluk olmalarındandır.

6-70. Dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinenleri ve dünya hayatının kendilerini aldattığı kimseleri bırak. Onunla(Kur’an'la) öğüt ver ki, bir nefis kendi kazandıklarıyla helake düşmeye görsün; (böylesinin) Allah'tan başka ne bir velisi, ne de bir şefaatçisi vardır; her türlü fidyeyi verse de kabul olunmaz. İşte onlar, kazandıkları nedeniyle helake uğrayanlardır; küfre saptıklarından dolayı onlar için kaynar bir içki ve acıklı bir azab vardır.

7-51. Onlar, dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onlan aldatmıştı. Onlar, bizim ayetlerimizi “yok sayarak tanımadıkları” ve bu günleriyle karşılaşmayı unuttukları gibi, Biz de bugün onları unutacağız."[15]

 

1-S. Dinde Ayrılığa Düşmek Ve Gruplaşmak

 

3-19. Allah katında din, hiç şüphesiz ki İslam'dır. Kendilerine Kitab verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki “kıskançlık ve hakka baş kaldırma” yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerine küfrederse, gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir.

6-159. Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar (var ya), senin onlarla hiçbir alakan yoktur. Onların işi Allah'a aittir. Sonra O, yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.          

21-92. Gerçek şu ki, sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, öyleyse Bana ibadet ediniz.

93. Onlar, (din) işlerini kendi aralarında parça parça yaptılar; (onların) hepsi bize döneçeklerdir.

30-31. “Gönülden katıksız bağlılar” olarak,  O'na yönelin ve O'ndan korkup-sakının, dosdoğru namazı kılın ve müşriklerden olmayın,

32. (O müşrikler) Kendi dinlerini fırkalara ayırıp, kendileri de parça parça olmuşlardır ki her grup kendi elindekiyle övünüp-sevinç duymaktadır.

98-4. Kitab ehlinden olanlar, ancak ken­dilerine apaçık belgeler geldikten sonra fırkalara ayrıldılar.

5. Oysa onlar, dini yal­nızca O'na halis kılmak, hanifler (Allah'ı birliyenler) olarak sadece Allah'a kulluk et­mek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkasıyla emrolunmadılar. İşte dosdoğru din budur.[16]

 

2. HAK DİNE GİRMEMEK VE GİRMEME NEDENLERİ

 

2-A. Yaratılışı Ve Yaratıcı'yı İnkar Etmek

 

2-28. Nasıl oluyor da Allah'ı inkar ediyor­sunuz? Oysa ölü iken sizi O diriltti; sonra sizi öldürecek, yine diriltecektir ve so­nunda yalnızca O'na döndürüleceksiniz.

29. Yerde olanların hepsini sizin için ya­ratan O'dur. Sonra göğe yönelip (istiva edip) de onları yedi gök olarak düzen­leyen de O'dur. O, herşeyi hakkıyle bi­lendir.

16-72. Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı ve size eşlerinizden de çocuklar ve torunlar yarattı ve sizi güzei şeylerden rızıklandırdı. Şimdi onlar, batıla mı inanıyorlar ve Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?

73. Allah'ın dışında, ken­dileri için göklerden ve yerden hiçbir rızka, hiçbir şeye malik olmayan ve buna güçleri yetmeyen şeylere mi tapıyorlar? Allah'a benzerler aramaya kaıkışmayın; çünkü Aijah bilir, siz ise bil­mezsiniz.

82-6. Ey insan, “üstün kerem sahibi” olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir?

7. Ki O,  Seni yarattı,  “sana bir düzen içinde biçim verdi” ve seni bir itidal (denge) üzere kıldı.

8. Dilediği bir surette seni tertib etti.

9. Asla, Hayır; siz dini yalanlıyorsunuz.[17]

 

2-B. Din Gününü Yalanlamak

 

74-42. "Sizi şu cehenneme sürükleyip-iten nedir?"

43. Onlar: "Biz namaz kılanlardan değildik" dediler.

44. "Yoksula da yedirmezdik."

45. "(Batıla ve tutkulara) Dalıp gidenlerle biz de dalıp giderdik."

46. "Din (hesab ve ceza) gününü yalan sayıyorduk."

47. "Sonunda yakın (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."                                    

83-11. Ki onlar, din gününü yalanlamaktadırlar.  

12. Oysa onu, “sınır tanımaz, saldırgan,” oldukça günahkar olandan başkası yalanlamaz.

107-1. Dini yalanlamakta olanı gördün mü?

2. İşte yetimi itip-kakan,

3. Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.[18]

 

2-C. Tağuta İnanmak Ve İtaat Etmek

 

2-256. Dinde zorlama yoktur. Gerçek şu ki, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu reddedip Al­lah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah işitendir, bilendir.

257. Allah, iman eden­lerin velisi (dostu ve destekçisi)dir. Onları karanlıklardan nura çıkarır; küfredenlerin velileri ise tağuttur. Onları da nurdan ka­ranlıklara çıkarırlar. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda- sürekli olarak kalacak­lardır,

4-51. Kendilerine Kitab'tan bir pay verilenleri görmedin mi? Onlar, tağuta ve cibt'e inanıyorlar ve diğer  küfredenler için: "Bunlar, iman edenlerden dahadoğru bir yoldadır" diyorlar.

52. İşte bunlar Allah'ın kendilerini lanetlediğidir. Allah'ın kendisini lanetlediğine hiçbir yardımcı bulamazsın.

4-76. İman edenler, Allah yolunda savaşırlar, küfredenler de tağutun yolunda savaşırlar; öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz, şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır.

16-36. Andolsun, biz her ümmete; "Al­lah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının" (diye tebliğ etmesi için) bir peygamber gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kimi de sapıklığı hak etti. Artık, yeryüzünde dola­şın da yalanlayanların uğradıkları sonucu görün.[19]

 

2-D. Din Adına, Atalara Körükörüne Bağlılık

 

2-170. Ne zaman onlara: "Allah'ın in­dirdiklerine uyun" denilse, onlar "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler. (Peki) Ya ataları aklı ermez ve doğru yoiu da bulmamış idiyseler?

5-104.  Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve peygambere gelin" denildiğinde, "Ataları­mızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter" derler. (Peki,) Ya ataları bir şey bilmiyor ve hidayete ermiyor idilerse?

7-28. Onlar, “çirkin bir hayasızlık” işledik­lerinde: "Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. Allah da bunu bize emretti" derler De ki: "şüphesiz Allah “çirkince hayasızlıkları” emretmez. Bilmediğiniz birşeyi Allah'a karşı mı söylüyorsunuz?"

28-36. Musa, onlara apaçık olan ayet­lerimizle geldiği zaman: "Bu, düzüp uydu­rulmuş bir büyüden başkası değildir. Biz geçmiş atalarımızdan da bunu işitmedik" dediier.

31-21. Onlara; "Allah'ın indirdiklerine uyun" denildiğinde, derler ki; "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." Şayet şeytan, onları çılgınca ya­nan ateşin azabına çağırmışsa da (atalarına uyacaklar) mı?

43-20. Dediler ki: "Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz onlara ibadet etmezdik." On­ların bundan yana hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca “zan ve tahminle yalan söylemektedirler”.

21. Yoksa Biz, bundan önce kendilerine bir Kitab verdik de şimdi ona (o kitaba) mı tutunuyorlar?

22. Hayır; dediler ki: "Gerçek şu ki biz, atalarımızı bir ümmet (bir din) üzerinde bulduk ve biz de onların bu izleri (yolları) üstünde gi­diyoruz."

23. İşte böyle; senden önce de (herhangi) bir memlekete bir peygamber göndermiş olmayalım, mutlaka onun “refah içinde şımarıp azan önde gelenleri” (şöyle) demişlerdir: "Gerçek şu ki, biz, atalarımızı bir ümmet (bir din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine uymuşlarız."

24. (O peygamberlerden her biri de şöyle) Demiştir: "Ben size, ata­larınızı üstünde bulduğunuz şeyden daha doğru olanını getirmiş olsamda mı?" On­lar da demişlerdir ki: "Doğrusu biz, ken­disiyle gönderildiğiniz şeye (karşı) kafir olanlarız."[20]

 

2-E. Batıl Din Ve Gruplara Taassupla Bağlanmak

 

2-145. Andolsun, sen kendilerine Kitab verilenlere her ayeti (delili) getirsen, yine de onlar senin kıblene uymaz; sen de on­ların kıblelerine uyacak değilsin. (Hatta) Onlardan bir kısmı, bir kısmının kıblesine de uymaz. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, hiç kuşkusuz zalimlerden olursun.

3-72. Kitab ehlinden bir bölümü, dedi ki: "İman edenlerin üzerine inene, gündüzün başlangıcında inanın, bitiminde ise inkar edin. Belki onlar da dönerler."

73. "Ve si­zin dininize uyanlardan başkasına inanıp güvenmeyin." De ki: "Hiç tartışmasız doğru olan yol Allah'ın dosdoğru yoludur. Size verilenin bir benzeri birine (İslam peygamberine) veriliyor ya da Rabbinizin katında onlar (müslümanlar) size karşı deiıer getiriyorlar diye mi (bu telaşınız?)" De ki: "Şüphesiz lütuf ve ihsan (fazl) Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir."

19-73. Onlara apaçık olan ayetlerimiz okunduğunda, o küfre sapanlar, iman edenlere derler ki: "İki gruptan hangisi makam bakımından daha iyi, bir topluluk bakımından daha güzeldir?"

20-63. Dediler ki: "Bunlar herhalde iki si­hirbazdır, sizi sihirleriyle yurdunuzdan sürüp-çıkarmak ve üstün olan dininizi yoketmek istiyorlar."

64. "Bunun için bütün tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra saflar halinde gelin. Bugün üstünlük sağlayan, gerçekten kurtuluşu bulmuştur.

23-53. Ancak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitablar halinde parçalayıp-bölündüler; herbir grup, kendi ellerindeki olanla yetinip-sevinmektedir.

30-32. (O müşrikler) Kendi dinlerini fırkalara ayırıp, kendileri de parça parça olmuşlardır; ki her grup kendi elindekiyle övünüp-sevinç duymaktadır.

38-4. İçlerinden kendilerine bir uyarıcı-korkutucunun gelmiş olmasına şaştılar. Kafirler dedi ki: "Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür."

5. "İlahları bir tek ilah mı yaptı? Doğrusu bu, şaşırtıcı bir şey"

6. Onlardan önde gelen bir grup: "Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkla) da kararlı olun; Çünkü asıl istenen budur" diyerek çekip gitti.

7. "Biz bunu diğer dinde işit­medik. Bu, içi boş bir uydurmadan başka­sı değildir."

40-26. Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı öldüreyimde o (gitsin) Rabbine yalvarıp-yakarsın. Çünkü ben, sizin dininizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde fesad çıkaracağından korkuyorum."[21]

 

2-F. İlahi Hükümlerin, Azgın Nefislere Hoş Gelmemesi

 

2-87. Andolsun, biz Musa'ya kitab verdik Ay ve ardından peşpeşe peygamberler gön­derdik. Meryem oğlu İsa'ya da apaçık bel­geler verdik ve onu Ruhul-Kudüs'Ie teyid ettik. Demek, size ne zaman bir pey­gamber nefsinizin hoşlanmayacağı bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu öldürecek misiniz?

5-70. Andolsun, Biz İsrailoğullarından ke­sin söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Onlara ne zaman nefisleri­nin hoşuna gitmeyen bir şeyle bir pey­gamber geldiyse, bir bölümünü yalan­ladılar, bir bölümünü de öldürdüler.

42-13. O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin diye dinden Nuh’a tavsiye ettiğim ve sana  vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da tavsiye ettiğimizi sizin için şeriat (hukuk düzeni) yaptı. Senin kendilerini çağır­makta olduğun şey, müşrikler üzerine ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete eriştirir.

43-77.  (Cehennem bekçisine:) "Ey malik (bekçi), Rabbin bizim işimizi bitirsin" diye haykırdılar. O: "Gerçek şu ki siz, (bu durumda)  kalacak olanlarsınız"  dedi.  

78. "Andolsun, Biz size hakkı getirdik, fakat sizin birçoğunuz hakkı çirkin görüp-tiksinenlerdendiniz".[22]

 

2-G. Müstekbirlerin Tehdidinden Korkmak

 

7-85. Medyen (toplumuna da) kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik. Şuayb onlara;) Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gel­miştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam tutun, insanların eşyasını (hakları olan mallarını) değerinden düşürüp-eksiltmeyin ve düze­ne (ıslaha) konulmasından sonra yeryü­zünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın. Eğer inanıyorsanız, bu sizin için daha hayırlıdır"

86. "O'na iman edenleri tehdit ederek, Allah'ın yolundan alıkoyarak ve onda çarpıklık arayarak, (böyle) her yolun başında oturmayın. Hatırlayın ki siz azınlıkta (ve güçsüz) iken, O sizi çoğalttı. Bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bakın."

87. "İçinizden bir grup, kendisiyle gönderildiğim şeye inan­mışken diğer bir grup inanmadığına göre, Allah aramızda hükmedinceye kadar sab­redin. O hükmedenlerin en hayırlısıdır."

88. Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler) dediler ki "Ey Şuayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri ya ülkemizden sürüp-çıkaracağız veya mutlaka bizim dinimize geri döne­ceksiniz." (Şuayb): "Biz istemesek de mi?" dedi.

10-83. Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Fi­ravun ve önde gelen çevresinin ken­dilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, ger­çekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve ölçüyü taşıranlardandı.

14-13. Küfre sapanlar, peygamberlerine dediler ki: Hiç tartışmasız sızı kendi toprağımızdan süreceğiz, ya da dinimize geri döneceksiniz." Böylelikle Rableri ken­dilerine vahyetti ki: "Biz, hiç şüphesiz zul­medenleri helak edeceğiz."[23]

 

2-H. Doğru Yolda Çarpıklık Aramak Ve İnsanları Doğru Yoldan Alıkoymak

 

7-44. Cennet halkı, ateş halkına (şöyle)seslenecekler: "Biz Rabbimizin va'dettiğini gerçek olarak bulduk; siz de Rabbinizin va'dettiğini gerçek olarak buldunuz mu?" Onlar da: "Evet" derler.  Bundan sonra içlerinden seslenen  biri (şöyle) seslenecektir: "Allah'ın laneti zalimlerin üzerine  olsun."

45. "Ki onlar Allah'ın yolundan alıkoyanlar, onda çarpıklık arayanlar ve onlar ahireti tanımayanlardır."                       

7-86. "O'na iman edenleri tehdit ederek, Allah'ın yolundan alıkoyarak ve onda çar­pıklık arayarak, (böyle) her yolun başında oturmayın. Hatırlayın ki siz azınlıkta (ve güçsüz) iken, O sizi çoğalttı. Bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bakın."

14-2. O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Şiddetli azab dolayısıyla vay küfre sapanlara.

3. Onlar, dünya hayatını ahirete karşı severler, Allah'ın yo­lundan engelleyip, onda çarpıklık ararlar. İşte onlar, uzak bir sapıklık içindedirler.[24]

 

3. Allah'ın Dininden Başka Din Aramak

 

3-83. Peki onlar, Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de, istemese de- O'na teslim olmuştur ve O'na döndü­rüleceklerdir.

84. De ki: "Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlardan hiçbiri arasında ayırım yapmayız. Ve biz O'na teslim olmuşlarız."

85. Kim İslam'dan başka bir din ararsa, kendisinden asla kabul edil­mez ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olur.[25]

 

4. Batıl Dinlere Davette Bulunmak

 

2-135. Dediler ki:'Yahudi veya Hıristiyan olun ki hidayete eresiniz." De ki: "Hayır, (biz) Hanif (muvahhid) olan İbrahim'in dini (üzereyiz); o müşriklerden değildi."

136. Deyin ki: "Biz Allah'a, bize indi­rilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve İsa'ya ve­rilen ile peygamberlere Rabbinden ver­ilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırdetmeyiz ve biz O'na tes­lim olmuşlarız."

137. Şayet onlar da, sizin inandığınız gibi inanırlarsa, kuşkusuz doğru yolu bulmuşlardır; yok eğer yüz çeviririrlerse, onlar elbette bir (çelişki ve) ayrılık içindedirler. Onlara karşı Allah sana yeter. O, işitendir, bilendir.

6-71. De ki: "Bize yararı ve zararı olma­yan Allah'tan başka şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete erdirdikten   sonra, şeytanların   ayartıp-iğdiş ederek  yerde şaşkınca bıraktıkları, arkadaşlarının da: "Doğru yola, bize gel"  diye kendisini çağırdığı kimse gibi topuklarımız üzerindegerisin geri mi döndürülelim?" De ki: "Hiç şüphesiz Allah'ın yolu, asıl yoldur. Ve biz alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk;"

34-31. Küfretmekte olanlar dedi ki: "Biz kesin olarak, ne bu Kur'an'a inanırız, ne de ondan önceki (indirile)ne." Sen o zul­metmekte olanları, Rableri huzurunda tu­tuklanmış olarak bir görsen; sözü (suçlamaları) birbirlerine   karşı evirip-çevirir (birbirlerine  yönelrir)ler. Za'fa uğratılan (mustaz'af)lâr büyüklük taslayanlara derler ki: "Eğer sizler olmasaydınız, gerçekten bizler mümin   (kimse)ler olurduk."  

32. Büyüklük taslayanlar, za'fa uğratılan (mustaz'af)lara dediler ki: "Size hidayet gelmiş bulunduktan sonra, sizi  biz mi ondan alıkoyduk? Hayır, siz (zaten) suçlu-günahkarlardmız."

33. Za'fa uğratılanlar da büyüklük taslayanlara: "Hayır, siz sece ve gündüz hileli düzenler (kurup) bizim Allah'ı   inkar etmemizi ve O'na eşler koşmamızı bize emrediyordunuz." dediler. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını içleri­ne atarlar. Biz de küfredenlerin boyunları­na halkalar takarız. Onlar, yaptıklarından başka bir şeyin mi cezasını çekerler?[26]

 

5. Mürted Olmak

 

2-217. Sana haram olan ayı, onda savaş­mayı sorarlar. De ki: "Onda savaşmak büyük (bir günahtır). Ancak Allah'ın yo­lundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, Mescid-i Haram'a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük (bir günahtır). Fitne ise, katiden be­terdir. Eğer güç yetirirlerse, sizi dini­nizden geri çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler; sizden kim di ninden geri döner ve kafir olarak ölürse, artık onların bütün yapıp-etmeleri (ameleri) dünyada da; ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.

3-72. Kitab ehlinden bir bölümü, dedi ki: "İman edenlerin üzerine inene, gündüzün başlangıcında inanın, bitiminde ise inkar edin. Belki onlar da dönerler."

3-100. Ey İman edenler, eğer kendilerine Kitab verilenlerden herhangi bir gruba boyun eğecek olursanız, sizi imanınızdan sonra kafirler yapmış olarak (dininizden) geri çevirirler.

3-144.   Muhammed, yalnızca bir peygamberdir. Ondan önce nice peygamberler gelip-geçmiştir. Şimdi o ölürse ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde ge­risin geriye mi döneceksiniz? İki topuğu üzerinde gerisin geri dönen kimse, Allah'a kesinlikle zarar veremez. Allah, şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir.

5-54. Ey iman edenler, içinizden kim di­ninden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine), kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği, müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise “güçlü ve onurlu”,  Allah  yolunda  cihad  eden  ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah'ın bir fazlıdır,  onu  dilediğine  verir.  Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.

7-88. Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler) dediler ki "Ey Şuayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri ya ülkemizden sürüp-çıkaracağız veya mutlaka bizim dinimize geri döne­ceksiniz." (Şuayb): "Biz istemesek de mi?" dedi.

89. "Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar sizin dininize dönme­miz Allah'a karşı yalan yere iftira düzmemiz olur. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi dışında, ona geri dönmemiz bi­zim için olacak iş değildir. Rabbimiz, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır. Biz Allah'a tevekkül ettik. “Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında “Sen hak ile hüküm ver”, Sen “hüküm verenlerin” en hayırlısısın."[27]

 

6. Hak Dine Savaş Açmak

 

2-278. Ey İman edenler, Allah'tan korkup-sakının ve eğer inanmışsanız, faizden arta kalanı bırakın.

279. Şayet böyle yap­mazsanız, Allah'a ve Rasulüne karşı savaş açtığınızı bilin. Eğer tevbe ederseniz, artık mallarınızın başları(sermayeleriniz) sizin­dir. (Böylece) Ne zulmetmiş olursunuz, ne de zulme uğramış olursunuz.

5-33. Allah'a ve Resulüne karşı savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuğa çaba harcalayanların cezası, ancak öldü­rülmeleri, asılmaları ya da elleriyle ayakla­rının çaprazca kesilmesi veya (o) yerden sürülmeleridir. Bu, onlar için dünyadaki aşağılanmadır, ahirette de onlar için büyük bir azab vardır.

34. Ancak, sizin onlara güç yetirmenizden önce tevbe edenler başka. Biliniz ki, şüphesiz. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

8-47. Bir de yurtlarından refahtan şımarıp-azıtarak, insanlara gösteriş yaparak çıkanlar ve (halkı) Allah'ın yolundan alıkoyanlar gibi olmayın. Allah, onların yapmakta olduklarını çepeçevre kuşatan­dır.

48. O zaman şeytan onlara amellerini çekici göstermiş ve onlara: "Bugün sizi insanlardan bozguna uğratacak kimse yoktur ve ben de sizin yardımcınızım" demişti. Ne zaman ki, iki topluluk (karşılaşıp) birbirini gördüğü zaman, o (şeytan), iki topuğu üstünde geri döndü ve: "Şüphesiz ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğinizi görmekteyim, ben Allah'tan da korkmaktayım" dedi. Allah, (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.[28]

 



[1] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 679-680

[2] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 680-682

[3] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 682

[4] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 683-684

[5] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 684

[6] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 685-686

[7] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 686

[8] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 686-688

[9] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 688-689

[10] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 689-690

[11] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 691

[12] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 691-692

[13] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 692

[14] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 692-693

[15] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 693-694

[16] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 694-695

[17] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 695-696

[18] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 696

[19] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 696-697

[20] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 697-698

[21] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 698-700

[22] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 700-701

[23] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 701-702

[24] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 702-703

[25] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 703

[26] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 703-704

[27] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları:705-706

[28] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 706-707