Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

DİNE KARŞI RABBANİ YAKLAŞIMLAR - Kuranogretisi - 38. Sayfa

DİNE KARŞI RABBANİ YAKLAŞIMLAR.. 2

1. CAHİLİ TOPLUMDA İSLAM OLMAK.. 2

1-A. Tağutu İnkar Etmek. 2

1-B. Bir Muvahhid Olarak Dine Yönelmek. 2

L-C. İslam'ı, Allah Ve Resulünden Öğrenmek. 2

1-D. İbrahim'in Hanif Dinine Uymak. 3

1-E. İslam'a Teslim Olmak. 3

1-F. Dini, Allah'a Halis Kılmak. 4

1-G. Batıl Dinlere Ve Küfrün Önderlerine Karşı Net Bir Tavır İçinde Olmak. 4

1-H. Müstekbirlerin Tehdidinden Allah'a Sığınmak. 5

1-J. Dinini Koruyabilmek İçin Gerekirse İmanını Gizlemek. 5

1-K. Çoğunluk Sapsa Ya Da İnkar Etse De, İslam'da Sebat Etmek. 5

2. İSLAM TOPLUMUNDA DİNE YAKLAŞIM.. 6

2-A. Hak Ve Adaleti Dosdoğru Ayakta Tutmak. 6

2-B. İyiliği Emredip-Kötülükten Sakındırmak. 6

2-C. Müslümanların Arasını Düzelterek, Din Kardeşleğini Ve Ümmet Bütünlüğünü Gözetmek  6

2-D. Dinde Velayet Ve Yardımlaşmayı Gerçekleştirmek. 7

2-E. Dinde Haddi Aşmamak, Vasat Ve İtidalli Olmak. 7

2-F. Dini Cezaların Uygulanmasında Acımamak. 7

2-G. İslam'a Savaş Açmayan Gayrimüslimlere Adaletli Davranmak. 8

2-H. İnsanların Dini Tercihlerinde Zorlama Yapmamak. 8

2-J. Dinde Fakih Olmak Ve Müslümanlan Uyarmak İçin Savaştan Geri Kalmak. 8

2-K. İslam'a Ve Müslümanlara Saldıranlara Karşı Savaşmak. 8


DİNE KARŞI RABBANİ YAKLAŞIMLAR

 

1. CAHİLİ TOPLUMDA İSLAM OLMAK

 

 

1-A. Tağutu İnkar Etmek

 

2-256. Dinde zorlama yoktur. Gerçek şu ki, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu reddedip Al­lah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah işitendir, bilendir.

16-36. Andolsun, biz her ümmete: "Al­lah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının" (diye tebliğ etmesi için) bir  peygamber gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kimi de sapıklığı hak etti. Artık, yeryüzünde dolaşın da ya­lanlayanların uğradıkları sonucu görün.

39-17. Tağut'a kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a içten yönelenler ise; onlar için bir müjde vardır, öyleyse kullarıma müjde ver.

18. Ki onlar sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın ken­dilerini hidayete eriştirdikleridir ve onlar temiz akıl sahibleridir.[1]

 

1-B. Bir Muvahhid Olarak Dine Yönelmek

 

6-75.Böylece İbrahim'e -kesin bilgiyle ina­nanlardan olması için- göklerin ve yerin melekutunu (hükümranlığını) gösteriyorduk.

76. Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki: "Bu (muy­muş) benim Rabbim?" Fakat (yıldız) kay­boluverince: "Ben kaybolup-gidenleri sev­mem" demişti.

77. Ardından Ay'ı, (etrafa aydınlık saçarak) doğar görünce: "Bu (muymuş) benim Rabbim?" demiş, fakat o da kayboluverince: "Andolsun, eğer Rab­bim beni doğru yola eriştirmezse ger­çekten sapmışlar topluluğundan olurum" demişti.

78. Sonra güneşi (etrafa ışıklar saçarak) doğar görünce: "İşte bu (muymuş) benim Rabbim, bu en büyük"   demişti. Ama o da kayboluverince, kav­mine demişti ki: "Ey kavmim, tartışmasız ben sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım."

79. "Gerçek şu ki, ben bir mu­vahhid olarak yüzümü gökleri ve yeri ya­ratana çevirdim. Ve ben müşriklerden değilim."                    ,

10-104. De ki; "Ey insanlar, eğer benim dinimden yana bir kuşku içindeyseniz, ben, sizin Allah'tan başka ibadet ettiklerinize ibadet etmiyorum. Ben ancak, sizin hayatınıza son verecek olan Allah'a ibadet ederim. Ben, müminlerden olmakla emrolundum."

105. Ve: "Bir muvahhid (hanif) olarak yüzünü dine doğru yönelt ve sakın müşriklerden olma,"

106. Sana ya­rarı da, zararı da olmayan Allah'tan baş­kalarına tapma. Eğer sen (bu emirlerin tersini) yapacak olursan, bu durumda muhakkak sen zulme sapanlardan olursun" (diye de emrolundum).

30-30. Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birle­yen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta du­ran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler.

30-43. Öyleyse sen, Allah'tan (İlahi takdir olarak) geri çevrilmesi mümkün olmayan gün gelmeden önce, yüzünü dimdik ayak­ta duran dine çevir. O gün (onlar) bölük bölük ayrılacaklardır.[2]

 

L-C. İslam'ı, Allah Ve Resulünden Öğrenmek

 

2-127.   İbrahim,  İsmail'le birlikte Evin (Ka'be'nin) sütunlarını yükseltiyor (ve şöyle dua ediyorlardı;) "Rabbimiz bizden (bunu) kabul et, şüphe yok, Sen işiten ve bilensin";

128. "Rabbimiz, ikimizi sana tes­lim olmuş (Müslümanlar) kıl ve soyumuz­dan da sana teslim olmuş (Müslüman) bir ümmet (kıl). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tövbemizi kabul et. Şüphe yok, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin."

129. "Rabbimiz, içlerin­den onlara bir peygamber gönder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğ­retsin ve onları arındırsın. Hiç şüphesiz, Sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sahibisin."

33-36. Allah ve Resulü, bir işe hükmettiği zaman, mü'min olan bir erkek ve mü'min olan bir kadın için kendi işlerinde seçim hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resulüneisyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapıtmıştır.

42-13. O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a tavsiye ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da tavsiye ettiğimizi sizin için şeriat (hukuk düzeni) yaptı. Senin kendilerini çağır­makta olduğun şey, müşrikler üzerine ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete eriştirir.

42-21. Yoksa onların birtakım ortaklarımı var ki, Allah'ın izin vermediği şeyleri, dinden kendilerine teşri ettiler (bir şeriat kıldılar)? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı, elbette aralarında hüküm (karar) verilirdi. Gerçekten  zalimler  için  acıklı  bir azab vardır.

49-16. De ki: "Siz Allah'a dininizi mi öğreteceksiniz? Oysa Allah, aöklerde ve yerde olanlan bilir. Allah her şeyi bilendir."

59-7. Allah'ın o (fethedilen) şehir halkından peygamberine verdiği fey, Allah'a, peygambere, (peygamberle) yakın akra­balığı olanlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir, öyle ki (bu mallar ve servet) sizden zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir devlet olmasın. Peygamber size ne verişe artık onu alın, sizi neden sakındırsa artık ondan da sakının ve Allah'dan sakınıp-korkun. Şüphesiz Allah, azabla sonuçlandırması (ıkabı) pek şiddetli olandır.[3]

 

1-D. İbrahim'in Hanif Dinine Uymak

 

2-135. Dediler ki: "Yahudi veya Hıristiyan olun ki hidayete eresiniz." De ki: "Hayır, Hanif  (muvahhid)  olan  İbrahim'in dini (üzereyiz); o müşriklerden değildi."

3-67. İbrahim, ne yahudi idi ne de hıristiyandı. Ancak o, hanif (muvahhid) bir müslümandı, müşriklerden de değildi.

68. Doğrusu, insanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, bu peygamber ve iman edenlerdir, Allah, mü'minlerin velisidir.

3-95. De ki: “Allah doğru söyledi. Öy­leyse Allah'ı birleyen (muvahkid)ler olarak İbrahim'in dinine uyun. O, müşriklerden değildi.”

4-125. İyilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hanif (tevhidi) olan İbrahim'in dinine uyandan, dince daha güzel kim olabilir? Allah, İbrahim'i (Kendisine) dost edinmiştir.

6-161. De ki: "Rabbim beni dosdoğru bir yola iletti, dimdik duran bir dine, İbra­him'in hanif (muvahhid) dinine. O (İbra­him), müşriklerden değildi."

16-120. Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir ümmetti; Allah'a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müşriklerden değildi.

121. O'nun nimetlerine şükrediciydi. (Allah) Onu seçti ve doğru yola iletti.

122. Ve biz ona dünyada bir güzellik verdik; şüphesiz o, ahirette de salih olanlardandır.

123. Sonra sana vahyettik: "Hanif (muvahhid) olan İbrahim'in dinine uy. O müşriklerden değildi.[4]

 

1-E. İslam'a Teslim Olmak

 

2-130. Kendi nefsini aşağılık kılandan başka, İbrahim'in dininden kim yüz çevi­rir? Andolsun, biz onu dünyada seçtik. Şüphesiz ki o, ahirette de salihlerdendir.

131. Rabbi ona: "Teslim ol" dediği anda (İbrahim): "Alemlerin Rabbine teslim ol­dum" demişti.

132. İbrahim bunu oğulla­rına vasiyet etti. Yakub da: "Oğullarım, şüphesiz Allah sizlere bu dini seçti, siz de ancak müslüman olarak can verin" (dedi).

133. Yoksa siz Yakub'un ölüm anında, orada (bulunan) şahidier miydiniz? O, oğullarına: "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" demişti de, onlar: "Senin ilahına ve babaların İbrahim, İsmail ve İshak'ın ilahı olan tek bir ilaha ibadet edeceğiz; bizler O'na teslim olmuşuz." demişlerdi.

134. Onlar bir ümmetti; gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız da sizindir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu tutulmaya­caksınız.

3-83. Peki onlar, Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de, istemese de- O'na teslim olmuştur ve O'na döndü­rüleceklerdir.

84. De ki: "Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlardan hiçbiri arasında ayı­rım yapmayız. Ve biz O'na teslim olmuş­larız."

3-102. Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkup-sakınmak gerekiyorsa öylece korkup-sakının ve siz, ancak Müslüman olmaktan başka (bir din ve tutum üzerinde)ölmeyin.

4-125. İyilik yaparak kendini Allah'a tes­lim eden ve hanif (tevhidi) olan İbrahim'in dinine uyandan, dince daha güzel kim olabilir? Allah, İbrahim'i (Kendisine) dost edinmiştir.

6-161. De ki: "Rabbim beni dosdoğru bir yola iletti, dimdik duran bir dine, İbrahim'in hanif (mııvahhid) dinine. O (İbrahim), müşriklerden değildi."

162. De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetle­rim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir."

163. "O'nun hiçbir ortağı yoktur. Ben böyle emrolundum ve ben müslüman olanların ilkiyim."[5]

 

1-F. Dini, Allah'a Halis Kılmak

 

4-145. Gerçekten münafıklar, ateşin en alçak tabakasındadırlar. Onlara bir yar­dımcı da bulamazsın.

146. Ancak tevbe edenler, kendilerini ıslah edenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar ve dinlerini katıksız ola­rak Allah için (halis) kılanlar başka; işte onlar müminlerle beraberdirler. Allah, mü1 mirilere büyük bir ecir verecektir.

7-29. De ki: "Rabbim adaletle davranmayı emretti. Her mescid yanında (secde ye­linde) yüzlerinizi (O'na) doğrultun ve dini yalnız Allah'a halis kılarak O'na dua edin. “Başlangıçda sizi yarattığı” gibi (Allah'a) döneceksiniz."

10-22. Karada ve denizde sizi gezdiren O'dur. Öyleki siz gemide bulunduğunuz, o gemilerde içindekileri güzel bir rüzgarla alıp götürdükleri ve (yolcular) bununla neşelendikleri sırada, o gemiye çılgınca bir rüzgar gelip çatar ve her yandan dal­galar onları kuşatıverir; onlar artık bu (dalgalarla) gerçekten kuşatıldıklarını zan­nettikleri vakit, dinde Allah'a gönülden ve katıksız bağlılar (muhlisler) olarak O'na dua etmeye başlarlar: "Andolsun eğer bundan bizi kurtaracak olursan, muhak­kak Sana şükredenlerden olacağız" (der­ler.)

29-65. Onlar gemiye bindikleri zaman, dini yalnızca O'na “halis kılan gönülden bağlılar” olarak Allah'a yalvarıp yakarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtarınca da, hemen şirk koşarlar.

30-31. “Gönülden katıksız bağlılar” olarak, O'na yönelin ve O'ndan korkup-sakının, dosdoğru namazı kılın ve müşriklerden ol­mayın,

32. Onları kara gölgeler gibi dal­galar sarıverdiği zaman, dini yalnızca O'na “halis kılan gönülden bağlılar” olarak Allah'a yalvarıp yakarırlar (dua ederler). Böylece onları karaya çıkarıp-kurtarınca, artık onlardan bir kısmı orta yolu tutuyor. Bizim ayetlerimizi gaddar, nankör olan­dan başkası inkar etmez.

39-2. Hiç şüphesiz, Biz sana bu Kitab'ı hak ile indirdik; öyleyse sen de dini yal­nızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet et.

3. Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah'ındır. O'ndan başka veliler edinenler (şöyle derler:) "Biz, bunları bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye iba­det ediyoruz." Hiç şüphesiz Allah, kendi aralarında, hakkında ihtilaf ettikleri şeyler­den hüküm verecektir. Gerçekten Allah, yalancı, kafir olan kimseyi hidayete eriştirmez.

39-11. De ki: "Ben, dini yalnızca Allah'a halis kılarak O'na ibadet etmekle emrolundum."

12. "Ve ben müslümanların ilki olmakla da emrolundum."

40-13. O, size ayetlerini göstermekte ve sizin için gökten rızık indirmektedir. İçten (Allah'a) yönelip-dönenden başkası öğüt alıp düşünmez.

14. Öyleyse, dini yalnızca o'na halis kılanlar olarak Allah'a dua (kul­luk) edin; kafirler hoş görmese de.

40-65. O, Hayy (diri) olandır, O'ndan başka ilah yoktur; öyleyse dini yalnızca kendisine halis kılanlar olarak O'na dua edin. Alemlerin Rabbine hamdolsun.

98-5. Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılmak, hanifler (Allah'ı birliyenler) olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dos­doğru kılmak ve zekatı vermekten başka­sıyla emrolunmadılar. İşte dosdoğru din budur.[6]

 

1-G. Batıl Dinlere Ve Küfrün Önderlerine Karşı Net Bir Tavır İçinde Olmak

 

6-19. De ki: "Şahidlik bakımından hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Allah benim­le sizin aranızda şahiddir. Sizi -ve kime ulaşırsa- kendisiyle uyarıp-korkutmam için bana şu Kur'an vahyedildi. Gerçekten Al­lah'la beraber başka ilahların da bu­lunduğuna siz mi şahidiik ediyorsunuz?" De ki: "Ben şehadet etmem." De ki: "O, ancak bir tek olan ilahtır ve gerçekten ben, sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım."

12-37. Dedi ki: "Size rızıklanacağınız bir yemek gelecek olsa ben onun ne olduğunu size daha gelmeden önce haber veririm. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Doğrusu ben, Allah'a iman etme­yen, ahireti de tanımayanların ta kendileri olan bir topluluğun dinini terkettim."

43-26. Hani İbrahim babasına ve kendi kavmine demişti ki: "Hiç tartışmasız, sizin tapmakta olduklarınızdan ben uzağım."

60-4. İbrahim ve onunla birlikte olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani on­lar kendi kavimlerine demişlerdi ki: "Biz, sizlerden ve Allah'ın dışında tapmakta olduklarınızdan gerçekten uzağız. Sizi (artık) tanımıyoruz. Sizinle aramızda, siz Allah'a bir olarak iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve bir kin baş göster mıştır.  Ancak ibrahim m babasına:  Sana "bağışlanma dileyeceğim, ama Allah'tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için gücüm yetmez." demesi hariç. "Ey Rab­bimiz, biz Sana tevekkül ettik ve Sana yöneldik. Dönüş ancak Sana'dır."

109-1. De ki: "Ey kafirler."

2. "Ben sizin taptıklarınıza tapmam.  

3. Benim taptığıma da siz tapacak değilsiniz."

4. "Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim."

5. "Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz."

6. "Sizin dininiz size, benim dinim bana."[7]

 

1-H. Müstekbirlerin Tehdidinden Allah'a Sığınmak

 

7-88. Kavminin önde gelenlerinden bü­yüklük taslayanlar (müsîekbirler) dediler ki "Ey Şuayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri ya ülkemizden sürüp-çıkaracağız veya mutlaka bizim dinimize geri döne­ceksiniz," (Şuayb): "Biz istemesek de mi?" dedi.

89. "Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar Sizin dininize dön­memiz Allah'a karşı yalan yere iftira düzmemiz olur. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi dışında, ona geri dönmemiz bi­zim için olacak iş değildir. Rabbimiz, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır. Biz Allah’a tevekkül ettik. “Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında “Sen hak ile hüküm ver”, Sen “hüküm verenlerin' en hayırlısısın.”

14-11. Peygamberleri onlara dedi ki: Doğrusu biz, sızın gibi yalnızca bir beşe­riz, ancak Allah kullarından dilediğine lutufta bulunur. Allah'ın izni olmaksızın sizebir delil getirmemiz bizim için olacak şey değil. Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etmelidirler."

12. "Bize ne oluyor ki, Allah'a tevekkül etmeyelim? Bize doğru olan yollarımızı O göstermiştir. Ve elbette

bize yapmakta olduğunuz işkencelere karşı sabredeceğiz. Tevekkül edenler, Al­lah'a tevekkül etmelidirler."

40-26. Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı öldüreyimde o (gitsin) Rabbine yalvarıp-yakarsm. Çünkü ben, sizin dini­nizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde fesad çıkaracağından korkuyorum."

27. Musa dedi ki: "Gerçekten ben, hesap gü­nüne iman etmeyen her mütekebbirden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize sığı­nırım."[8]

 

1-J. Dinini Koruyabilmek İçin Gerekirse İmanını Gizlemek

 

18-19. Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık." De­diler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kim­seye sezdirmesin."  

20. "Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtuluş bulamazsınız."

40-28. Firavun ailesinden imanını gizlemekte olan mü'min bir adam dedi ki: "S;z,  benim Rabbim Allah'tır diyen  bir adamı öldürüyor musunuz? Oysa o, size Rabbinizden apaçık belgelerle gelmiş bu­lunmaktadır. Buna rağmen o eğer bir yalancı ise yalanı kendi aleyhinedir; ve eğer doğru söyleyen ise,  (o zaman da) size va'dettiklerinin bir bölümü size isabet eder. Şüphesiz Allah, haddi aşan yalancı kimseyi muvaffak (bu iddiada başarılı) et­mez."

66-11. Allah, iman etmekte olanlara da Firavun'un karısını ömek olarak verdi. Hani demişti ki; "Rabbim bana kendi katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar."[9]

 

1-K. Çoğunluk Sapsa Ya Da İnkar Etse De, İslam'da Sebat Etmek

 

6-115. Rabbinin sözü, doğruluk bakı­mından da, adalet bakımından da tastamamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir.

116. Yeryü­zünde olanların çoğunluğuna uyacak olur­san, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak “zan ve tahminle” yalan söylerler.

117. Şüphesiz Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O dos­doğru yolda olanları da daha iyi bilendir.

10-34. De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan yaratmayı başlatacak, sonra onu iade edecek olan yar mı?" De ki: "Allah yarat­mayı (ilkin) başlatır, sonra onu iade eder. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorsunuz?"

35. De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan hakka ulaştırabilecek var mıdır?" De ki: "Hakka ulaştıracak Allah'tır.   Öyleyse, hakka ulaştıran mı uyulmaya daha hak sahibidir, yoksa doğru yola ulaştırılmadıkça kendisi hidayete ulaşmayan mı? Ne olu­yor size? Nasıl hükmediyorsunuz?" 

36. Onların çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Zan ise, haktan hiçbir şeyi sağlayamaz.  Şüphesiz Allah, onların işlemekte olduklarını bilendir.

10-41. Eğer seni yalanlarlarsa, onlara de ki: "Benim yaptıklarım benim, sizin de yaptıklarınız sizindir. Siz benim yaptıkla­rımdan uzaksınız ve ben de sizin yaptıkla­rınızdan uzağım."

10-104. De ki: "Ey insanlar, eğer benim dinimden yana bir kuşku içindeyseniz, ben, sizin Allah'tan başka ibadet ettiklerinize ibadet etmiyorum. Ben ancak, sizin hayatınıza son verecek olan Allah'a ibadet ederim. Ben, mü'minlerden olmakla emrolundum."

105. Ve: "Bir muvahhid (hanif) olarak yüzünü dine doğru yönelt ve sakın müşriklerden olma,"

39-14. De ki: "Ben dinimi yalnızca O'na halis kılarak Allah'a halis kılarak Allah'a ibadet ederim."

15. "Siz de O'nun dışında dilediklerinize ibadet edin." De ki: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendileri­ni, hem de yakınlarını hüsrana uğra­tanlardır. Haberiniz olsun; bu apaçık olan hüsranın ta kendisidir."[10]

 

2. İSLAM TOPLUMUNDA DİNE YAKLAŞIM

 

2-A. Hak Ve Adaleti Dosdoğru Ayakta Tutmak

 

4-135. Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhinde bile olsa, adaleti ayakta tutan (hakim)ler, Al­lah için şahidler olun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah on­lara (onların hakkını korumaya) daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer (sözü) eğip büker ya da (hakka şahitlikten) yüz çevirir­seniz, (biliniz ki) Allah, yapmakta oldukla­rınızdan haberi olandır.

5-8.   Ey iman edenler,   adaletli şahidler olarak, Allah için hakkı ayakta tutanlar olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi ada­letten alıkoymasın. Adalet edin, takvaya en yakın olan odur.  Allah'tan korkup- sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduk­larınızdan haberi olandır.

5-65. Eğer, Kitab Ehli iman edip sakınsalardı, elbette onların kötülüklerini örter ve onları nimetlerle donatılmış cennet­lere sokardık.

66. Ve eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rablerinden indirileni ayakta tutsalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (sayısız nimeti) yiye­ceklerdi. İçlerinde aşırı olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun yap­makta olduklan ise ne kötüdür!

5-68. De ki: "Ey Kitab Ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tut­madıkça hiçbir şey üzerinde değilsiniz." Andolsun, Rabbinden sana indirilen, on­lardan çoğunun tuğyanlarını ve küfürlerini arttıracaktır. Artık sen de kafirler toplu­luğuna karşı üzüntüye kapılma.

42-12. Göklerin ve yerin anahtarları Onundur. O, dilediğine rızkı genişletip-yayar ve kısar da. Çünkü O, her şeyi

bi­lendir.

13. O: "Dini dosdoğru ayakta tu­tun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a tavsiye ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da tavsiye ettiğimizi sizin için şeriat (hu­kuk düzeni) yaptı. Senin kendilerini çağır­makta olduğun şey, müşrikler üzerine ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete eriştirir.

57-25. Andolsun, biz peygamberlerimizi apaçık belgelerle gönderdik ve İnsanlar adaleti ayakta tutsunlar diye, onlarla birlikte Kitab'ı ve mizanı indirdik; öyle ki Allah, kendisine ve peygamberlerine gayb (görmedikleri halde) kimlerin yardım edeceğini bilsin (ortaya çıkarsın), Şuphesiz Allah, büyük kuvvet sahibidir, üstün olandır.[11]

 

2-B. İyiliği Emredip-Kötülükten Sakındırmak

 

3-104. Sizden, hayra çağıran, iyiliği (ma'rufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.

3-110. Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; ma'ruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve Allah'a iman edersiniz. Kitab Ehli de inanmış ol­saydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır.

5-78. İsrailoğullarından küfredenlere, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanet edil­miştir. Bu, isyan etmeleri ve haddi aşma­ları nedeniyledir.

79. Yapmakta oldukları münker (çirkin iş)lerden birbirlerini sakın­dırmıyorlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi!.

9-71. Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, Allah'a ve Re­sulüne itaat ederler. İşte Allah'ın kendile­rine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hik­met sahibidir.[12]

 

2-C. Müslümanların Arasını Düzelterek, Din Kardeşleğini Ve Ümmet Bütünlüğünü Gözetmek

 

2-148. Herkesin (kendine mahsus) yönel­diği bir yön vardır, öyleyse (ey mü'minler sizde) hayırlarda birbirinizle yarışınız. Her nerede olursanız, Allah sizleri bir araya getirecektir. Hiç şüphesiz Allah, her şeye kadirdir.

3-159. Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konus­unda onlarla müşavere et. Eğer (bir işte) azmedersen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.

9-9. Allah'ın ayetlerine karşılık az birdeğeri satın aldılar, böylece O'nun yolunuengellediler. Onların yapmakta oldukları gerçekten ne kötüdür.  

10.   Onlar bir mü'mine karşı ne 'akrabalık bağlarını', ne de “sözleşme hükümlerini” gözetip tanırlar. İşte bunlar, haddi aşmakta olanlardır.

11. Eğer onlar tevbe edip namazı kılarlarsa ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin dinde kardeşlerinizde. Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.

21-92. Gerçek şu ki, sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, öyleyse Bana ibadet ediniz.

49-9. Mü'minlerden iki topluluk çarpışa­cak olursa, aralarını bulup-düzeltin. Şayet biri diğerine haksızlıkla-tecavüzde bu­lunacak olursa, artık, haksızlıkla-tecavüz­de bulunanla, Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın; eğer sonunda (Allah'ın em­rini kabul edip) dönerse, bu durumda ada­letle aralarını bulun ve (her konuda) adil davranın. Şüphesiz Allah, adil olanları sever.

10. Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah'tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz.[13]

 

2-D. Dinde Velayet Ve Yardımlaşmayı Gerçekleştirmek

 

5-2. Ey iman edenler, Allah'ın şiarlarına, haram olan ay'a, kurbanlık hayvanlara, (onlardaki) gerdanlıklara ve Rablerinden bir fazl ve hoşnutluk isteyerek Beyt-i Haram'a gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktınız mı artık avlanabilirsiniz. Sizi Mescid'i Haram'dan alıkoyduklarından dolayı bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin. Ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın

ve Allah'tan korkup-sakının. Gerçekten Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

5-55. Sizin dostunuz O'nun Resulü, rüku ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren müminlerdir. 

56. Kim Allah'ı, O'nun Resulünü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok ki galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır.

8-72. Gerçek şu ki, iman edenler, hicretedenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler ile (hicret eden­leri) barındıranlar ve yardım edenler, işte bunlar birbirlerinin velileridir, îman edip hicret etmeyenler ise, onlar hicret edin­ceye kadar, sizin onlara hiçbir şeyle ve­layetiniz yoktur. Ama din konusunda siz: den yardım isterlerse, yardım üzerinizde bir yükümlülüktür. Ancak, sizlerle onlar arasında antlaşma bulunan bir topluluğun aleyhinde değil. Allah, yapmakta ol­duklarınızı görendir.

73. Küfredenler bir­birlerinin velileridir. Eğer siz bunu yap­mazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesad) olur.[14]

 

2-E. Dinde Haddi Aşmamak, Vasat Ve İtidalli Olmak

 

2-143. Böylece Biz sizi, insanlara şahid (ve örnek) olmanız İçin vasat bir ümmet kıldık; peygamber de üzerinizde bir şahid olsun. Senin üzerinde bulunduğun (yönü, Ka'beyi) kıble yapmamız, peygambere uyanları, iki topuğu üzerinde gerisin geri dönenlerden ayırdetmek içindir. Doğrusu (bu), Allah'ın hidayete   ulaştırdıklarının dışında kalanlar için büyük (bir yük)tür. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Hiç şüphe yok ki Allah, insanlara şefkat edendir, esirgeyendir.

5-2. Ey iman edenler, Allah'ın şiarlarına,  haram olan ay'a, kurbanlık hayvanlara, (onlardaki) gerdanlıklara ve Rablerinden bir fazl ve hoşnutluk isteyerek Beyt-i Ha­rama gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktınız mı artık avlanabilirsiniz. Sizi Mescid'i Haram'dan alıkoyduklarından dolayı bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allah'tan korkup-sakının. Gerçekten Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şid­detli olandır o!

5-66. Ve eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve ken­dilerine Rablerinden indirileni ayakta tutsalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (sayısız nimeti) yiyeceklerdi. İçterinde aşırı olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun yapmakta oldukları ise ne kötüdür!.

5-87. Ey iman edenler, Allah'ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez.

6-119. Allah size kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalmanız dışında, haram kıldıklarını ayrı ayrı açıklamışken, size ne oluyor ki üzerine Allah’ın ismi anılan şeyleri yeriliyorsunuz? Gerçekten birçoğu, hiçbir ilim olmaksızın kendi heva (istek ve tutku)larıyla (kimilerini) saptırıyor­lar. Şüphesiz, senin Rabbin haddi aşanları en iyi bilendir.[15]

 

2-F. Dini Cezaların Uygulanmasında Acımamak

 

24-2. Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüzer değnek vurun. Eğer Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, onlara Allah'ın dini(ni uygulama) konusunda sizi bir acıma tutmasın; onlara uygulanan azaba müminlerden bir grup da şahid bulunsun.[16]

 

2-G. İslam'a Savaş Açmayan Gayrimüslimlere Adaletli Davranmak

 

60-8. Allah, sizinle din konusunda savaşmayanlara, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.

9. Allah, ancak din konusunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkaranları ve sürülüp-çıkanlmanız için arka çıkanları dost edinmenizden sakındırır. Kim onları dost edinirse, artık onlar zalim olanların ta kendileridir.[17]     

 

2-H. İnsanların Dini Tercihlerinde Zorlama Yapmamak

 

2-256. Dinde zorlama yoktur. Gerçek şu ki, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu reddedip Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah işitendir, bilendir.

7-88. Kavminin önde aelenlerinden büyüklük taslayanlar (mustekbirler) dediler ki "Ey Şuayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri ya ülkemizden sürüp-çıkaracağız veya mutlaka biz'u dinimize geri döneceksiniz." (Şuayb): "Biz istemesek de mi?" dedi,

14-13. Küfre sapanlar, peygamberlerine dediler ki: "Hiç tartışmasız sizi kendi toprağımızdan süreceğiz, ya da dinimize geri döneceksiniz." Böylelikle Rableri kendilerine vahyetti ki: "Biz, hiç şüphesiz zulmedenleri helak edeceğiz;"

18-28. Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini Bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi “istek ve tutkularına (hevasına)” uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme.

29. Ve de ki; "Hak Rabbinizdendir"; artık dileyen iman etsin, dileyen küfre sapsın. Şüphesiz Biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini kuşatmıştır. Eğer onlar yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup-yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.[18]

 

2-J. Dinde Fakih Olmak Ve Müslümanlan Uyarmak İçin Savaştan Geri Kalmak

 

9-122. Mü'minlerin tümünün öne fırlayıp çıkmaları gerekmez. Öyleyse onlardan herbir topluluktan bir grup çıktığında, (bir grup da) dinde derin bir kavrayış edinmek (tafakkuhta bulunmak) ve kavimleri ken­dilerine geri döndüğünde onları uyarıp-korkutmak için (geride kalabilir). Umulur ki onlar da (buna uyarak) kaçınıp-sakınırlar.[19]

 

2-K. İslam'a Ve Müslümanlara Saldıranlara Karşı Savaşmak

 

2-190. Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. El­bette Allah aşırı gidenleri sevmez.

191. Onları bulduğunuz yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, öldürmeden beterdir, onlar size karşı savaşıncaya kadar, siz Mescid-i Ha­ram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. Ka­firlerin cezası işte böyledir.

192. Onlar, (savaşa) son verirlerse (siz de son verin): Şüphesiz Allah bağışlayandır, esirgeyen­dir.

193. (Yeryüzünde) Fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah'ın oluncaya kadar on­larla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, artık zulüm yapanlardan başkasına karşı düş­manlık yoktur.

194. Haram ay, haram aya karşılıktır; hürmetler (de) karşılıklıdır. Öyleyse kim size saldırırsa, size saldırdığı gibi siz de ona saldırın. Allah'tan korkup sakının ve bilin ki Allah korkup-sakınanlarla beraberdir.                                                

2-244. Allah yolunda savaşın ve bilin ki, şüphesiz Allah işitendir, bilendir.

9-12. Ve eğer antlaşmalardan sonra, yine yeminlerini bozarlarsa ve dininize hınç besleyip-saldırırlarsa, bu durumda küfrün önderleriyle çarpışın. Çünkü onlar, ye­minleri olmayan kimselerdir; belki cayar­lar.

13. Yeminlerini bozan, peygamberi (yurdundan) sürmeye çabalayan ve sizinle ilk defa (savaşa) başlayan bir toplulukla savaşmaz mısınız? Korkuyor musunuz on­lardan? Eöer inanıyorsanız, kendisinden korkmanıza Allah daha layıktır.

14. Onlarla çarpışınız.  Allah,  onları sizin ellerinizle azablandırsın,  hor ve aşağılık kılsın ve onlara karşı size zafer versin, mü'minler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun.

9-36. Gerçek şu ki, Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah'ın Kitab'ında on ikidir. Bun­lardan dördü haram aylardır. İşte dos­doğru olan hesab (din) budur. Öyleyse bunlarda kendinize zulmetmeyin ve on­ların sizlerle topluca savaşması gibi siz de müşriklerle topluca savaşın. Ve bilin ki Al­lah, takva sahibleriyle beraberdir.

9-123. Ey İman edenler, küfre sapanlar­dan size en yakın olanlarla savaşın; sizde “bir güç ve caydırıcılık” görsünler. Ve bilin ki gerçekten Allah takva sahibleriyle bera­berdir.

8-39. Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçecek olurlarsa, şüphesiz Al­lah, yapmakta olduklarını görendir.[20]

 



[1] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 707-708

[2] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 708-709

[3] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 709-710

[4] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 711-712

[5] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 712-713

[6] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 713-715

[7] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 715-717

[8] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 716-717

[9] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 717-718

[10] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 718-719

[11] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları:720-721

[12] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 721-722

[13] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 722-723

[14] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 723-724

[15] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 724-725

[16] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 725

[17] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 725-726

[18] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 726-727

[19] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 727

[20] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 728