Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

AMELLERE KARŞI CAHİLİ YAKLAŞIMLAR - Kuranogretisi - 39. Sayfa

AMELLERE KARŞI CAHİLİ YAKLAŞIMLAR.. 2

1. Bilinmeyenin Ardına Düşmek. 2

2. Allah'a Kulluğu Zorlaştıracak Sorular Sormak. 2

3. Bilmediklerini Söylemek. 2

4. Bilmedikleri Şeyi İstemek. 3

5. Hiçbir Bilgiye Dayanmadan Tartışmak. 4

6. Yapmayacağı Şeyleri Söylemek. 4

7. Hak Ameli Ertelemek. 4

8. Dünyalık Menfaat Ve Gösteriş İçin İbadet Etmek. 5

9. Yanlış Ve Sapık Yolları Doğru Sanmak. 5

10. Emredilmedikleri Şeyi Yapmak. 6

11. Kötü Amelleri Güzel Görmek. 6

12. Azgınlık Ve Fesadı Yaygınlaştırmak. 6

13. Boşa Çıkan Amellerle Uğraşmak. 7


AMELLERE KARŞI CAHİLİ YAKLAŞIMLAR

 

 

1. Bilinmeyenin Ardına Düşmek

 

3-7. Sana Kitab'ı indiren O'dur. Ondan, Kitab'ın anası (temeli) olan bir kısım ayet­ler muhkem'dir; diğerleri de benzeşen (müteşabih)lerdir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne (ve karışıklık) çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun yorumunu Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise; "Biz ona inandık, onun tümü Rabbimizin katındandır." der­ler. Temiz akıl sahiblerinden başkası öğüt alıp-düşünmez.

7-179. Andolsun, cinlerden ve insanlar­dan bir çoğunu cehennem için yarattık. Kalpleri vardır bununla kavrayıp anla­mazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.

10-89. (Allah) Dedi ki: "İkinizin duası ka­bul olundu. Öyleyse dosdoğru yola devam edin ve bilgisizlerin yoluna uymayın."

17-36. Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.[1]

 

2. Allah'a Kulluğu Zorlaştıracak Sorular Sormak

 

2-67. Hani Musa kavmine: "Allah muhakkak sizin bir sığır kesmenizi emrediyor demişti. Onlar: "Bizi alaya mı alıyorsun? demişlerdi. (O da) "Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" demişti. 

68. "Rabbine adımıza yalvar da, bize niteliklerini açıklasın" demişlerdi. (O da Rabbine yalvardıktan sonra onlara) Demişti ki: "Şüphesiz Allah diyor ki; O ne pek geçkin, ne de pek genç, ikisi arası dinç(likte bir sığır olmalı)dır. Artık emrolunduğunuz şeyi yerine getirin."

69. Demişlerdi ki; "Rabbine adımıza (bir daha) yalvar da, bize rengini bildirsin." O da: "( Rabbim) diyor ki: O bakanların içine ferahlatacak sarı bir inektir" demişti. 

70. (Onlar yine:) "Rabbine  (bir kere daha) adımıza yalvar da, bize onun niteliklerini açıklasın.  Çünkü bize göre  (birçok) sığır birbirinin benzeridir.  İnşaallah (Allah dilerse,) biz doğruya varırız" demişlerdi.

71. (Bunun üzerine Musa) Dedi ki: "O (Rabbim) diyor ki: O, yeri sürmek ve ekini sulamak için boyunduruğa alınmayan, salma ve onda alaca olmayan bir inektir." (O zaman): "Şimdi gerçeği getirdin "dediler. Böylece ineği kestiler; ama neredeyse (bunu) yapama­yacaklardı.

5-101. Ey iman edenler, size açıklandığın­da hoşunuza gitmeyecek şeyleri sorma­yın; Kur'an indirilirken (onları) sorarsanız, size açıklanır. (Oysa açıklanmadığına göre) Allah onları affetti. Allah bağışlayandır, (kullara) yumuşak olandır.

102. Sizden önce bir topluluk onları (öyle şeyleri) sor­muştu da, sonra (bunların gereğini yap­mayıp) kafirler olmuşlardı.

79-42. "O ne zaman demir atacak?" diye, sana kıyamet saatini soruyorlar. 

43. Onunla ilgili bilgi vermekten yana, sendene var ki?

44. En sonunda o, (ve onunla ilgili bilgi) Rabbine aittir.

45. Sen, yalnızca ondan “içi titreyerek korkmakta” olanlar için bir uyarıp-korkutansın.[2]

 

3. Bilmediklerini Söylemek

 

2-80. Derler ki: "Sayılı günlerin dışında, ateş bize değmeyecektir." De ki: "Allah katından bir ahid mi aldınız? -ki Allah asla va'dinden dönmez- Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?"

81. Hayır; kim bir kötülük işler de günahı kendisini kuşatırsa, (artık) onlar ateşin halkıdırlar, orada temelli kalıcıdırlar.

2-111. Dediler ki: "Yahudi veya hıristiyan olmadıkça, kimse kesin olarak cennete giremez." Bu, onların kendi kuruntula­rıdır. De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz, kesin kanıt (burhan)ınızı getiriniz."

112. Hayır, kim iyilik yapıcı olarak, yüzünü (kendini) Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun da olma­yacaklardır.

2-168. Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır.

169. O, size yalnızca kötülüğü, çirkin-hayasızlığı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyi söyleme­nizi emreder.

6-138. Ve kendi zanlarınca dediler ki: "Bu hayvanlar ve ekinler dokunulmazdır. Onları bizim dilediklerimiz  dışında başkası yiyemez. (Şu) Hayvanların da sırtları ha­ram kılınmıştır." Öyle hayvanlar da vardır ki, -O'na iftira etmek suretiyle- üzerle­rinde Allah'ın ismini anmazlar. O, yalan yere iftira düzmekte olduklarından dolayı onlara cezalarını verecektir.

139. Bir de dediler ki: "Bu hayvanların karınlarında olan, yalnızca bizim erkeklerimize aittir, eşlerimize ise haramdır. Eğer o, ölü doğarsa onlar da bunda ortaktırlar." Allah, (bu) düzmelerinin cezasını verecektir.       Şüphesiz O,  hüküm ve hikmet sahibi olandır, bilendir.

7-28. Onlar, “çirkin bir hayasızlık' işlediklerinde: "Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. Allah da bunu bize emretti" derler. De ki: "Şüphesiz Allah, “çirkince hayasızlıkları” emretmez. Bilmediğiniz bir şeyi Allah'a karşı mı söylüyorsunuz?"

7-33. De ki: "Rabbim, açık ya da gizli çirkin-hayasızlıkları, günah işlemeyi, haklı nedeni olmayan “isyan ve saldırıyı”, ken­disi hakkında ispatlayıcı bir delil indirmediği şeyi Allah a şirk koşmanızı ve Allah a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi ha­ram kılmıştır."

10-17. Allah'a karşı yalan yere iftira dü­zenden ve O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Şüphesiz O, suçlu-günahkarları kurtuluşa erdirmez,

18. Al­lah'ı bırakıp kendilerine zarar vermeye­cek, yararları da dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: "Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizde" derler. De ki: "Siz Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? O, sizin şirk katmakta olduklarınızdan uzak ve yüce­dir."

13-33. Her nefsin bütün kazandıkları üzerinde gözetici olan (bunu yapamayan gibi midir?) Onlar Allah'a ortaklar koştu­lar. De ki: "Onların isimlerini (vasıflarını, işlerini) söyleyin. Yoksa siz Allah'a yer­yüzünde bilmediği bir şeyi mi haber ve­riyorsunuz? Ya da, (içi boş olan) sözün dış yüzü ile mi (kanmaktasınız)?" Hayır, küfre sapanlara   kendi hileli-düzenleri süslü- çekici gösterilmiştir ve onlar (doğru) yol­dan alıkonmuşlardır. Allah kimi saptırırsa, artık onu (doğru) yola getirecek yoktur.

18-4. (Bu Kur'an) “Allah çocuk edindi” diyenleri uyarıp-korkutmaktadır.

5. Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkar söz ne büyük. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.

24-15. O durumda sız onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz ve bunu da kolay sandınız; oysa o Allah katında çok büyük (bir suç)tur.

43-19. Onlar, Rahman'ın kulları olan me­lekleri de dişi (olarak) tanımladılar. Ken­dileri onların yaratılışlarına şahidmiydiler? (Öyleyse) Onların şahidlikleri yazılacak ve (bundan dolayı) sorguya çekileceklerdir.

51-10. Kahrolsun, o “zan ve tahminle ya­lan söyleyenlere”;

11. Ki onlar, “bilgisizli­ğin kuşatması” içinde habersizdirler.[3]

 

4. Bilmedikleri Şeyi İstemek

 

4-32. Allah'ın kendisiyle kiminizi kiminize göre üstün kıldığı şeyi temenni etmeyin. Erkekler için kendi kazandıklarından bir pay, kadınlar için de kendi kazandık­larından bir pay vardır. Allah'tan onun fazlını (ihsanını) isteyin. Gerçekten, Allah her şeyi bilendir.

11-45. Nuh, Rabbine seslendi. Dedi ki: "Rabbim, şüphesiz benim oğlum ailemdendir ve Sen'in vadin de doğrusu haktır. Sen hakimlerin hakimisin."

46. Dedi ki: "Ey Nuh, kesinlikle o senin ailenden değildir. Çünkü o, salih olmayan bir iş (yapmıştır).  Öyleyse hakkında bilgin olmayan şeyi Benden isteme. Gerçekten Ben, cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum."

47. Dedi ki: "Rabbim, bilgim olmayan şeyi Sen'den istemekten Sana sığınırım. Ve eğer beni bağışlamaz ve beni esirgemezsen, hüsrana uğrayan­lardan olurum."

17-11. İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan, pek acelecidir.

28-79. Böylelikle kendi ihtişamlı-süsü içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını istemekte olanlar: "Ah  keşke, Karun'a verilenin bir benzeri bizim de ol­saydı. Gerçekten o, büyük bir pay sahibidir" dediler.

80. Kendilerine ilim verilenler ise: “Yazıklar olsun size, Allah'ın sevabı, iman eden ve salih amellerde bulunan      kimse için daha hayırlıdır; buna da sabredenlerden başkası kavuşturulmaz” dediler.

81. Sonunda onu da, konağını da yerin dibine geçirdik. O vakit Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluğu olmadı.  Ve o kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi.

82. Dün, onun yerinde olmayı dileyenler, sabahladıklarında "Vay, demek ki Allah, kullarından dilediğinin  rızkını genişletip-yaymakta ve kısıp-daraltmaktadır. Eğer Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de şüphesiz batırırdı.  Vay,  demek gerçekten küfre sapanlar felah bulamaz" demeğe başladılar.

34-18. Kendileriyle, içlerinde bereketler kıldığımız memleketler arasında (biri diğe­rinden) görünebilen şehirler var ettik ve orada yürüme (imkanlarını) takdir ettik: "Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın" (dedik).

19. Onlar ise: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını aç (şehirlerimiz birbirine çok yalandır)" dediler ve kendi nefislerine zulmetmiş oldular. Böylece Biz de onları efsanelerle konu olan bir halk) kıldık ve onları darmadağın edip dağıttık. Hiç şüphe yok bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır.[4]

 

5. Hiçbir Bilgiye Dayanmadan Tartışmak

 

3.65. "Ey Kitab ehli, İbrahim konusunda ne diye çekişip-tartışıyorsunuz? Tevrat da, İncil de ancak ondan sonra indirilmiştir. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?"

66. İşte sizler böylesiniz; hakkında bilginiz olan şeyde tartıştınız, ama hakkında hiç bilginiz olmayan şey konusunda ne diye tartışıp-duruyorsunuz?  Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.

67. İbrahim, ne yahudi idi ne de hiristiyandı: Ancak o, hanif (muvahhid) bir müslümandı, müşriklerden de değildi.

18-21. Böylece, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve gerçekten kıyametin, ken­disinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir halkına ve sonraki insan kuşaklatma) onları buldurmuş olduk. (Onları bulanlar) Kendi aralarında durumlarını tartışıyor­lardı, (bir kısmı) dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin, Rableri onları daha iyi bilir." Onların işine galip gelen (sözleri geçen)ler ise: "Üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler.

22. (Sonra gelen kuşaklar) Diyecekler ki: "Üç'tüler, onların dördüncüsü de köpekleridir." Ve: "Beş'tiler,  onların altıncısı köpekleridir" diyecekler. (Bu,) Bilinmeyene (gayba) taş at­maktır. "Yedi'dirler, onların sekizincisi de köpekleridir" diyecekler. De ki: "Rabbim, onların sayısını daha iyi bilir, onları pek az (insan) dışında da kimse bilemez." Öyleyse onlar konusunda açıkta olan bir tartışmadan başka tartışma ve onlar hakkında bunlardan hiç kimseye bir şey sor­ma.

18-54. Andolsun, Biz bu Kur'an'da insanlar için her örnekten çeşitli açıkla­malarda bulunduk. İnsan, her şeyden çok tartışmacıdır.

22-3. İnsanlardan kimi, Allah hakkında bilgisi olmaksızın tartışır-durur ve her azgın-kaypak şeytanının peşine düşer.

22-8. İnsanlardan kimi, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı ol­maksızın Allah hakkında tartışır-durur.

9. Allah'ın yolundan saptırmak amacıyla “gu­rurla salınıp-kasılarak” (bunu yapar); dünyada onun için   aşağılanma vardır, kıyamet günü de yakıcı azabı ona taddıracağız.

42-16. O'na icabet olunduktan sonra, Al­lah hakkında (sözde) “deliller öne sürüp tartışanların” delilleri, Rableri katında geçersizdir. Onların üzerinde bir gazab vardır ve şiddetli azab onlar içindir.

17. Ki Allah, hak olmak üzere Kitab'ı ve mizanı indirdi. Ne bilirsin; belki kıyamet-saati pek yakındır.

18. Onda acele davranan­lar, (gerçekte) ona inanmayanlardır. İman edenler ise, ona karşı bir korku için­dedirler ve gerçekten onun hak olduğunu bilirler. Haberiniz olsun; kıyamet-saati konusunda tartışmakta olanlar, gerçekte uzak bir sapıklık içindedirler.[5]

 

6. Yapmayacağı Şeyleri Söylemek

 

2-44. Kitab'ı okuduğunuz halde başkalarına iyiliği emredip,  kendinizi unutuyor musunuz? Yine de akletmiyor musunuz?

3-188. Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmek isteyenleri (kazançlı) sayma; onları azabtan kurtulmuş olarak da sayma. Onlar için acıklı bir azab vardır.

26-224. Şairler ise; gerçekten onlara da azgın sapıklar uyar.

225. Görmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip durmakta­dırlar,

226. Ve gerçekten onlar, yapma­yacakları şeyleri söylemektedirler.

33-18. Gerçekten Allah, içinizden alı­koyanları ve kardeşlerine: "Bize gelin" diyenleri bilmektedir. Bunlar, pek   azı dışında zorlu-savaşlara gelmezler.   

19. (Geldiklerinde de) Size karşı oldukça “cimri ve bencildirler.” Şayet korku gelecek olsa, onların ölümden dolayı üstüne baygınlık çökmüş kimseler gibi gözleri dönerek sana bakmakta olduklarını görürsün. Kor­ku gidince de, hayra karşı oldukça düşkünlük göstererek sizi keskin dilleriyle (eleştirip inciterek) karşılarlar. İşte onlar iman etmemişlerdir; böylece Allah onların amellerini boşa çıkarmıştır. Bu, Allah'a göre pek kolaydır.

61-2. Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi neden söylersiniz?

3. Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında bir gazab (konusu olması) bakımından (büyü­dükçe) büyüdü.[6]

 

7. Hak Ameli Ertelemek

 

4-77. Kendilerine; "Elinizi (savaştan) çekin namazı kılın, zekatı verin"   denenleri görmedin mi? Oysa savaş   üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi -hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: "Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize  yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?" dediler. De ki: "Dünyanın metaı azdır, ahiret ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz “bir hurma çekirde­ğindeki ince bir iplik kadar” bile haksızlığa uğratılmayacaksınız.

63-9. Ey iman edenler, ne mallarınız, ne çocuklarınız, sizi Allah'ı anmaktan alıkoy­masın. Kim böyle yaparsa, artık onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

10. Sizden birinize ölüm gelip de; "Rabbim, beni yakın bir süreye (ecele) kadar geciktirse, ben de böylece sadaka versem ve salihlerden olsam" demezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin.

11. Oysa Allah, kendi eceli gelmiş bu­lunan hiçbir kimseyi kesinlikle ertelemez. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdar olandır.

75-12. O gün, “sonunda varılıp karar kılı nacak yer (mustekar)” yalnızca Rabbimin katıdır.

13. İnsana o gün, önceden takdim ettikleri ve erteledikleri şeylerle haber verilir.

82-3.  Denizler,   taşırılıp-karıştırıldığı zaman,

4. Ve kabirlerin içi dışına çıkarıldığı zaman;

5. (Artık her) nefis, önceden (ne­leri) takdim ettiklerini ve (neleri yapmayıp) ertelediklerini bilip-öğrenmiştir.[7]

 

8. Dünyalık Menfaat Ve Gösteriş İçin İbadet Etmek

 

2-200. (Hacc) ibadetlerinizi bitirdiğinizde, -artık (cahiliyye döneminde) atalarınızı andığınız gibi hatta ondan da kuvvetli bir anma ile Allah'ı anın. İnsanlardan öylesi vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada ver" derler; onların ahirette nasibi yoktur.               

4-37. Onlar, cimrilikte bulunurlar, insan­lara da cimriliği emrederler ve Allah'ın fazlından kendilerine verdiğini  gizli  tu­tarlar. Biz o kafirlere aşağılatıcı bir azab hazırlamışızdır.

38. Ve onlar, mallarını in­sanlara gösteriş olsun diye infak ederler, Allah'a ve ahiret gününe de inanmazlar. Şeytan kime arkadaş olursa, ne kötü bir arkadaştır o.

4-142. Gerçek şu ki, münafıklar (kendilerince) Allah'ı aldatmaya kalkışırlar. Oysa O, onları (kendi aldanışlarına terk ederek) aldatandır. Onlar namaza kalktıkla­rı zaman, isteksizce (üşene üşene) kalkar­lar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.

9-42. Eğer yakın bir yarar ve orta bir se­fer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama (yoldaki) zorluk onlara uzak geldi. (Böyleyken) "Eğer güç yetirseydik mu­hakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık" diyerek sana Allah adına yemin de ede­cekler. Kendi nefislerini helaka sürüklü­yorlar. Allah onların gerçekten yalan söy­lemekte olduklarını bilmektedir.

22-11. İnsanlardan kimi de, Allah'a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir." O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır.

107-4. İşte (şu) namaz kılanların vay ha­line,

5. Ki onlar, namazlarında yanılgıda­dırlar,

6. Onlar gösteriş yapmaktadırlar.[8]

 

9. Yanlış Ve Sapık Yolları Doğru Sanmak

 

4-51. Kendilerine Kitab'tan bir pay veri­lenleri görmedin mi? Onlar, tağuta ve cibt'e inanıyorlar ve diğer küfredenler için: "Bunlar, iman edenlerden daha doğ­ru bir yoldadır" diyorlar.

7-30. Bir kısmına hidayet verdi, bir kısmı da sapıklığı hak etti. Çünkü bunlar, Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar.

40-29. "Ey kavmim, bugün mülk sizindir, ya buralarda hüküm sahibi kimselersiniz. Fakat bize Allah'tan dayanılmaz bir zorluk gelecek olursa bize kim yardımcı olabile­cek?" Firavun dedi ki: "Ben, size sadece gördüğümü (kendi görüşümü) işaret edi­yorum ve ben size ancak doğru yolu gös­teriyorum."

43-36. Kim Rahman (olan Allah)ın zikrini görmezlikten gelirse, biz, bir şeytana onun “üzerini kabukla bağlattırırız”; artık bu (şeytan), onun yakın bir dostudur.

37. Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları (doğru) yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar.

58-14. Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinmekte olanları görmedin mi? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Kendileri de (gerçeği) bildikleri halde, yalan üzere yemin etmektedirler.  

15. Allah, onlara şiddetli bir azab hazırlamıştır. Doğrusu onların yapmakta oldukları ne kötüdür.       

16. Onlar, yeminlerini bir siper edindiler,  böylece Allah'ın yolundan alıkoydular. Artık onlar için alçaltıcı bir azab vardır.

17. Onlara ne malları, ne çocukları, Allah'a karşı kendilerine hiçbir şeyle yarar sağlayamaz. Onlar ateşin halkıdır, içinde ebedi olarak kalıcıdırlar.

18. Allah'ın onların hepsini dirilteceği gün, (onlar) sizlere yemin ettikleri gibi O'na da yemin edeceklerdir ve kendilerinin bir şey üze­rine olduklarını sanacaklardır. İyi bilin ki onlar, yalan söyleyenlerin ta kendileridir.[9]

 

10. Emredilmedikleri Şeyi Yapmak

 

5-87. Ey iman edenler, Allah'ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez.

88. Allah'ın size rızık ola­rak verdiklerinden helal ve temiz olarak yiyin. Kendisine inandığınız Allah'tan da korkup-sakının.

57-27. Sonra onların izleri üzerinde pey­gamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gön­derdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyen­lerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruh­banlığı ise, biz onlara yazmadık. Ancak (bu ruhbanlığı) Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.[10]

 

11. Kötü Amelleri Güzel Görmek

 

6-137. Yine bunun gibi onların ortakları, müşriklerden çoğuna çocuklarını öldür­meyi süslü gösterdiler. Hem onları helake düşürmek, hem de kendi aleyhlerinde dinlerini karmakarışık kılmak için. Allah dileseydi bunu yapmazlardı; sen onları ve düzmekte oldukları iftiraları bırak.

13-33. Her nefsin bütün kazandıkları üze­rinde gözetici olan (bunu yapamayan gibi midir?) Onlar Allah'a ortaklar koştular.  'De ki: "Onların isimlerini (vasıflarını, işle­rini) söyleyin. Yoksa siz Allah'a yer­yüzünde bilmediği bir şeyi mi haber ve­riyorsunuz? Ya da, (içi boş olan) sözün dış yüzü ile mi (kanmaktasınız)?" Hayır, küfre sapanlara   kendi hileli-düzenleri süslü-çekici gösterilmiştir ve onlar (doğru) yoldan alıkonmuşlardır. Allah kimi saptırırsa, artık onu (doğru) yola getirecek yoktur.

16-63. Allah'a andolsun, senden önceki -ümmetlere de (peygamberler) gönderdik,  fakat şeytan onlara (kötü) amellerini süslü göstermiştir; bugün de onların velisi odur ve onlar için acıklı bir azab vardır.

18-104. "Onlar ki, dünya hayatında bütün çaba-harcamaları boşa gitmişken, kendi­lerini gerçekte güzel iş yapmakta sanıyor­lar."

105. İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Artık onların amelleri boşa çıkmıştır, kıyamet gününde onlar için hiçbir tartı tutmaya­cağız.

27-24. "Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp da güneşe secde ederlerken buldum. Şeytan onlara amellerini süslemiştir, böylece on­ları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar."

25. "Ki onlar, göklerde ve yerde saklı olanı or­taya çıkaran ve sizin gizlediklerinizi de, açığa vurduklarınızı da bilmekte olan Al­lah'a secde etmesinler diye (bunu yap­maktadırlar)."

29-38. Ad'ı ve Semud'u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki, (onların başına ne geldiği) oturdukları yerlerden size belli olmaktadır. Şeytan onlara amellerini süsleyip-çekici kıldı, böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar (uyarıyı) görebilecek kimselerdi.

35-8. Kötü ameli kendisine çekici-süslü kılınıp da onu güzel gören mi (Allah katında kabul görecek)? Artık şüphesiz Allah dilediğini saptırır dilediğini de hidayete eriştirir. Öyleyse nefsin onlara karşı hasretlere (üzüntülere) dalarak yıpranmasın. Gerçekten Allah, onların yapmakta ol­duklarını hakkıyla bilendir.

41-25. Biz onlara birtakım yakın arkadaşlar musallat ettik de, onlar önlerinde ve arkalarında olanları    kendilerine süslü gösterdiler. Kendilerinden önce gelip-geçmiş cin ve insan toplulukları için hak olan (azab) sözü, onların üzerine de hak oldu. Çünkü onlar, hüsrana uğrayanlardı.

47-14. Şimdi Rabbinden apaçık bir belge üzerinde bulunan kimse, kötü ameli kendisine “süslü ve çekici gösterilmiş” ve kendi heva (istek ve tutku)larına uyan kimseler gibi midir?[11]

 

12. Azgınlık Ve Fesadı Yaygınlaştırmak

 

2-8. İnsanlardan, inanmadıkları halde "Al­lah'a ve ahiret gününe inandık" diyenler vardır.

9. Bunlar Allah'ı ve inananları al­datmaya çalışırlar, oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.

10. Kalp­lerinde hastalık vardır. Allah da has­talıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı onlara elem verici azab vardır.

11. Kendilerine "Yeryüzünde fesad çıkarmayın" denildiğinde: "Biz yalnızca ıslah edicileriz" derler,

12. İyi bilin ki gerçekten asıl fesadçılar kendileridir lakin farkında değillerdir.                               

28-63. Üzerine (azab) sözü hak olanlar derler ki: "Rabbimiz, işte bizim azdırıp-saptırdıklarımız bunlar;   kendimiz azıp saptığımız gibi, onları da azdırıp-saptırdık. (Şimdiyse) Sana (gelip onlardan) uzaklaşmış bulunmaktayız. Aslında onlar bize tapıyor da değillerdi.

37-32. "Evet, biz sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik."                                        

89-6. Senin Rabbinin Ad (kavmin)e ne yaptığını görmedin mi?

7. “Yüksek sütun­lar” sahibi irem'e?

8. Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi.

9. Ve kazıklar (ehramlar) sahibi Firavun'a?

10. Ve vadilerde kayaları oyup-biçen Semud'a?

11. Ki onlar, şehirlerde azgınlaşmışlardı.

12. Böylece oralarda fesadı “yaygınlaştırıp-arttırmışlardı.”[12]

 

13. Boşa Çıkan Amellerle Uğraşmak

 

2-217. Sana haram olan ayı, onda savaş­mayı sorarlar. De ki: "Onda savaşmak büyük (bir günahtır). Ancak Allah'ın yo­lundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, Mescid-i Haram'a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük (bir günahtır). Fitne ise, katiden be­terdir. Eğer güç yetirirlerse, sizi dininiz­den geri çevirinceye kadar sizinle savaş­mayı sürdürürler; sizden kim dininden geri döner ve kafir olarak ölürse, artık onların bütün yapıp-etmeleri (amelleri) dünyada da, ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kala­caklardır.

7-147. Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalan sayanların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar ancak yapmakta oldukları (kötü) amellerle cezalandırılırlar.

11-15. Kim dünya hayatını ve onun ziynetini isterse, onlara orada amellerinin karşılığını tastamam öderiz ve onlar bunda hiçbir eksikliğe de uğratılmazlar.

16. İşte onlar öyle kimselerdir ki, ahirette kendileri için ateşten başka bir şey yoktur. Onların onda (dünyada) bütün işledikleri boşa çıkmıştır ve yapmakta olduk­ları şeyler zaten batıldır.

14-18. Rablerine küfredenlerin durumu şudur: Onların amelleri, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu bir kül gibidir. Kazandıklarından hiçbir şeyi elde ede­mezler. İşte (haktan) uzak bir sapıklık (içinde olmak) budur.

18-103. De ki: "Size (yaptıkları) işler bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanları haber vereyim mi?"

104. "Onlar ki, dünya hayatında bütün çaba-harcamaları boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sanıyorlar."

105. İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Artık onların amelleri boşa çıkmıştır, kıyamet gününde onlar için hiçbir tartı tutmayacağız.

24-39. Küfre sapanların amelleri ise, en­gin çöldeki bir serap gibidir ki; susayan onu su zanneder. Nihayet ona yetişip-geldiğinde, onu (kavuşmayı umduğu) bir şey olarak bulmaz da kendi yanında(kavuşmayı ummadığı) Allah'ı bulur. (Allah da) Onun hesabını tastamam görüverir. Allah, hesabı çok çabuk görendir.

40. Ya da (küfredenlerin amelleri) engin bir de­nizdeki karanlıklara benzer; onun üstünü bir dalga kaplar, onun üstünde bir dalga, onun da üstünde bir bulut vardır. Birbiri üzerinde (kat kat) karanlıklar; (insan) elini       çıkardığında neredeyse onu bile göremeyecek. Allah kime nur vermemişse, artık onun için (hiçbir) nur yoktur.

39-65. Andolsun, sana ve senden önceki­lere vahyolundu (ki): "Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz senin amellerin boşa çıkacak ve elbette sen, hüsrana uğrayan­lardan olacaksın.

47-8. İnkar edenler ise, yüzükoyun-düşüş onlara olsun; (Allah,) onların amellerini de boşa çıkarmıştır.

9. İşte böyle; çünkü onlar, Allah'ın indirdiğini çirkin (kerih) gördüler, bundan dolayı, O da, onların amellerini boşa çıkardı.[13]



[1] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 729

[2] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 729-730

[3] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 731-733

[4] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 733-735

[5] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 735-736

[6] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 736-737

[7] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 737-738

[8] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 738-739

[9] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 740-741

[10] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 741

[11] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 742-743

[12] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 743-744

[13] Mehmed Alagaş, Temel Konularda Kur’an Öğretisi, İnsan Dergisi Yayınları: 744-746