EN SEVGİLİNDEN DUALAR - Moralite - 10. Sayfa
Duanın Üç Önemli Psikolojik Faydası Vardır
Duanın Fazileti İle İlgili Ayeti Kerimeler
Kâfirin Duasının Hemen Kabul Edilip Müminin Duasının Geç Edilmesi
Allah'ın Kullarına Çok Yakın Olduğunu Ve Dualarını Kabul Ettiğini Bildiren Ayeti Kerimeler
Duanın Fazileti İle İlgili Hadis-İ Şerifler
Duanın Faydaları Ve Âdabı Duanın Faydaları
Kur'an'ı Kerim'de Geçen Allah'ın Bize Öğrettiği Dualar
Duanın Kabul Olunmamasının Sebepleri
Duanın Kabul Edildiği Vakitler
Duanın Yapılış Şekli Nasıl Olmalıdır?
Peygamberimizin Anlatımıyla Duâ Ederek Kurtulan Üç Kişinin İbretli Kıssası
Bir Vakte Bağlı Olmayan Zikirlerin Fazileti Hakkındaki Âyetler Ve Hadis-İ Şerifler
Sebebe Ve Vakte Bağlı Olmayan Dualar
Kur’ An Okumaya Başlarken Okunacak Dua
Fatiha-İ Şerife Ve Faziletleri
Âyete'l-Kürsinin Fazileti Ve Okumanın Faydaları
Peygamberimize Salavat Getirmenin Fazileti
İstiâze (Allah'a Sığınma) Duası
İstiğfar, Teşbih, Tehlil, Tekbir, Tahmid Ve Havkale
Peygamberimize Salavat Getirme Şekilleri
Allah Teâlâyı Zikretmeden Uyumanın Mekruh Olduğu Hakkında
Uykuda Korkanın Ve Uykusu Kaçanın Yapacağı Dua
Gece Uyurken Her Türlü Musibetten? Korunmak İçin
Hafızayı Güçlendiren, Unutkanlığı Gideren Namaz
Oturunca Ve Kalkınca Okunacak Dualar
Resulullah'ın Okuduğu Şifa Duası
Musıbere Uğrayanı Görünce Okunacak Dua
Yılan Ve Akrep Sokmasına Karşı Dua
Lâ Havle Velâ Kuvvete İlla Billah.
Yeni Elbise Giyerken Okunacak Dua
Bir Vasıtaya Binerken Okanacak Dua
Yolculuktan Dönerken Okunacak Duâ
Helaya Girerken Ve Çıkarken Okunacak Duâ
Abdest Duaları Ve Abdest Nasıl Alınır?
Camiye Girerken Ve Çıkarken Okunacak Dua
Ezan Ve Kameti İşitenin Okuyacağı Dualar
Ezanla Kamet Arasında Nasıl Dua Etmeliyiz?
Sabah Namazının Arkasından Yüz Kere Teşbih
Akşam Namazının Peşine Okunacak Dua
Yatsı Namazının Peşine Okunacak Âyetler
Sabah Ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Sureler Ve Dualar
Güneş Doğduğu Zaman Okunacak Dua
Recep Ayı Girdiğinde Okunacak Dua
Kurban Kesme Esnasında Yapılacak Dua
Üzüntü, Sıkıntı Ve Benzeri Hastalıklara Okunacak Dualar
Lâ Havle Velâ Kuvvete İlla Billah
Bir Topluluktan Korkan Kimsenin Yapacağı Dua
Kötü Ahlaktan Kurtulmak İçin Yapılacak Dua
Çıban Ve Sivilceler İçin Okunacak Dua
Bir Topluluktan Korkanın Okuyacağı Dua
Düşmana Bakıldığı Zaman Okunacak Dua
Ölüm Haberi Geldiğinde Veya Her Hangi Bir Musibete Karşı Okunacak Dua
Ölmek Üzere Olan Kimseye Lailahe İllallah Telkini
Ölen Kimsenin Yanında Yapılacak Î Dua
Ölülerimize Arkalarından Yapılacak Dualar
Mezarlığa Girilince Okunacak Dua
Secde Ayetleri Her Derde Devadır
Peygamberimizin Çok Okuduğu Dua
Allah'ın Güzel İsimlerinin Şerhi
Geçimi Zorlaşanın Okuyacağı Dua
Borçlu Olan Kimsenin Okuyacağı Dua.
Borcun Ödenmesi İçin Yapılacak Dua
Kişinin Müslüman Kardeşine Duası
Hilal Görülünce Okunacak Dualar
Kendisi Veya Başkası İçin Kız İstem Ye Gidenin Okuyacağı Dua
Nikah Akdi Esnasında Okunacak Dualar
Zifaf Gecesinde Hanımı Yanına Gelince Erkeğin Söyleyeceği Dua.
İnsanın Eşi İle Cinsi Münasebet Es- Nasînda Söyleyeceği Dualar
İnsanın Kızdığı Zaman Okuyacağı Dua
Peygamberimizin Çok Okuduğu Dua
Cimrlikten, Tembellikten Allah'a Sığınmak
Arkadaşıyla Vedalaşırken Okunacak Dua
Yolculuğa Çıkan Kimseye Rasûlullahin Değişik Bir Duası
Bir Rüya Görüldüğünde Ne Yapılır?
Bir Meclisten Kalkarken Okunacak Dua
Horoz Ötmesi Ve Eşek Anırmasında
Şifâ İçin Okunacak Âyetler Yunus Suresi Ayet 57
EN SEVGİLİNDEN DUALAR
Önsöz
Kıymetli ve değerli Müslüman kardeşlerim!
İnanç meselelerinden sonra en önemli ibadetlerimizden biri de hiç şüphesiz duâlanmızdır. Dua hakkında çok değerli eserlerin yazıldığı, inkâr edilmez bir gerçektir. Ancak bunlardan bazılarının çok uzun olması sebebiyle amel etmek usandırıcı, bazılarının ise kaynaklarının ve delillerinin olmaması sebebiyle amel. etmekte gevşeklik gibi sebeplerden dolayı, müminlerin bu değerli duâ kitapları ile amel etmelerinin de çok az olduğu da inkâr edilemez. Bizde de bu eserimizde bunları değerlendirerek, herkesin amel etmesi için bu özürleri elimizden geldiği kadar kaldırmak ve her mümini duâ gibi çok önemli bir ibadetle barıştırmak için son derece gayret ettik. Duanın çok önemli olduğunu her insan kabul etmektedir. Çünkü duâ;
Zayıflık güçsüzlük, muhtaçlık gibi birçok eksik sıfatları olan bizleri, güçlü, zengin merhametli gibi kemal sıfatları olan Allah ile beraber olmamamıza en büyük vesiledir.
Dua; ibadet olduğu gibi, bedenin ve ruhun şifası ve ilacıdır. Efendimiz Sallahu Aleyhi ve Sellenn; "Ya Rabbi şifa ancak sendendir" buyurması, İlaçların tesirli olması içinde yaratıcımızın rızasının şart olduğuna delalettir.
Yüce yaratıcımız olan Allah'ü Teâla'nın kullarından razı olması içinde kullarının, kendisine boyun eğip acizliğini itiraf ederek tam bir zeliilik içinde yalvarıp yakarması gerekir. Zaten yaratılma gayemizde budur. "Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler için yarattım"[1] ayeti kerimesi bunun delilidir. Boyun büküklüğü ve acziyette tam olarak ancak duâ ile hâsıl olur. Dua; her zaman her yerde müminin ruhuna ve bedenine kuvvet verir. Duaya teşvik den birçok ayeti kerimeler ve sayılamayacak kadar hadisi şerifler vardır.
Ancak duada gelişi güzel olmamalıdır, Dua ederken en önemli edeplerden biride kalbin uyanık olmasıdır.
"Şunu bilin ki; Allah'ü Teâla Hazretleri, kalbi gaflet ve lüzumsuz şeyler ile dolu kimsenin duasını kabul etmez[2] Hadisi şerifi bunu bize güzelce açıklamıştır. Zaten amellerin asıl yeri kalptir. Ancak sadece kalple duâ etmek de yeterli olmaz. Çünkü her müslümanın da bildiği gibi en küçük bir ibadetin bile, farzı, vacibi, sünneti ve edebi gibi birçok şartları vardır.
Öyleyse hem ilaç hem de ibadet olan duanın da şartlan olmalıdır. İbadetlerin şartı gibi ilaçlarında şartları vardır. Mesela; kimyasal bir ilacın tesirli olabilmesi için perhize, soğuğa, sıcağa ve benzeri şeylere dikkat edilmelidir. Aynı şekilde ilahi ilaçların da tesirli olabilmesi için hem okuyanın hem de okunan kişinin dikkat edeceği bazı şartlan vardır. Dua edenin önemini bildiren ayeti kerimeler ve hadisi şerifler vardır onlardan biri de; "...(Ya Muhammed) onlara duâ et. Çünkü senin duan onlar için bir rahmet = huzurdur,[3] İşte bu ayeti kerime duâ etmenin ne kadar önemli olduğunun delilidir. Hem ibadet hem de ilaç olan duanın tesirli olması için ayrıca aşağıda ki şartlara dikkat edilmesi lazımdır;
Duadan önce imkân nispetinde sadaka verilmesi,
Dua makbul olduğu mübarek vakitlerde yapılması, (gecenin son üçte birinde veya mübarek geçelerde) gibi,
Duadan önce iki rekât namaz kılıp, sonra kıb- | leye karşı yönelip duanın huşu ile yapılması,
Devamlı tövbe ve istiğfar edildiği gibi, duadan öncede gönülden ısrarla ve tekrar tekrar tövbe edilmesi,
Hem duâ edenin hem de edilenin inancı Ehl-i sünnet ve'l-cemaat itikadı üzere olması.
Haram, haksızlık ve zulüm gibi günahların hepsinden kaçınılması,
Dua edilirken kalbi, lüzumsuz şeyleri düşünerek gaflet içinde bırakmadan, kalben Allah'a yönelip, acizliğini ve muhtaçlığını itiraf ederek boyun büküklüğü içinde duâ yapılması,
Duaya Allah'ü Teâla'ya hamd ve sena, Resulüne salât ve selam ederek başlanması,
Dua ederken Allah'ü Teala'nın Kerim, Kadir,
Rahman, Rahîm, Şâfi, gibi ismi şerifleri ile duâ edilmesi,
Kur'anda ve hadiste gelen dualarla dua ettikten sonra ihtiyaç ne ise onun için duâ edilmesi,
inançlı bir mümin, ister bedeni isterse runu hastalık olsun, ümit kesmeden her halde her zamanda yaratıcısından şifâ beklemelidir.
Her şeyi yerli yerinde yaratan Rabbimiz muhakkak ki her derdin şifasını yaratmıştır. Ancak insanlar bugün şifaların bazısını bulmuşlar, bazısını da bulamamışlardır. Bizlere düşen ise meşru yollardan her derde şifa aramaktır. Bu konuda Efendimiz Aieyhisselam da şöyle buyurmuşlardır;
Allah'ü Teâla Hazretleri hastalığı da ilacı da J indirmiştir. Ve her hastalığa bir ilaç var etmiştir. Öyleyse tedavi olun. Ancak haram olan şeylerle tedavi olmayın"[4]
Her hastalığın bir ilacı vardır. Hastalığın ilacına rastlanırsa Allah Teâla'nın izniyle hastalıktan şjfa bulunur"[5]
Ehl-i sünnet Âlimleri bu hadisi şerifleri, tetkik â ve tahkik ettikten sonra, Efendimiz Aleyhisselamın
tedavide başvurduğu ilaçların başlıca üç kısma ayrıldığına hükmetmişlerdir;
1- ilâhî ilaçlar; bu tür ilaçlar, Kur'an'ı Kerim ve % hadisi şeriflerdir. İsra suresinin 82. ayetinde "Biz k Kur'an'dan Müminler için şifa ve rahmet olan şeyi indiriyoruz" bunun delilidir.
2- Tabiî ilaçlar; bitkisel ve kimyasal olan ilaçlar J gibi. Bunlarda tecrübe ile sabittir.
3- Her iki nevin birleştiği ilaçlar. Bu ilaçların tesiri ise çok açıktır.
Bizde bu kitabımızda mü'minlerin her derdine f şifa olacak Peygamber sallahu aleyhi ve sellem'in dulâiarı, gelecek olan dertlere karşı okunacak duaları ve Seçilmiş dualar
Allah'ü Teâla'nın verdiği nimetlere karşı şükretmek için okunacak duaları, ehli sünnet ve-l'cemeat âlimle- rinin ittifakla kabul ettikleri değerli eserlerden, her zaman amel edilmesi için seçerek kaynaklarıyla beraber açıkladık.
Duanın kalbe tesirli olması için duaları hem ?
Arapça hem de manası ile beraber okumak lazımdır. Duaları önce Kur'ân dili ile yazıp harekeledik, daha sonra altına henüz Öğrenmemiş olanları da düşünerek arapça okunuşunu, sonra manasını ve dipnota da kaynağını yazdık.
Kur'an dilini bilmeyen kardeşlerimiz, bu eksik ferini bir an önce kaldırmaları şarttır.
Peygamberimiz sallâhü aleyhi ve sellem: "Kime duâ kapısı açılmış ise ona rahmet kapıları açılmış demektir. Allah'ü Teâla'dan istenilen dünyalıklardan,
Allah'ü Teâla'nın en çok sevdiği şey afiyettir. Dua, inen ve henüz inmeyen her çeşit (musibet) için faydalıdır. Kazayı sadece duâ geri çevirir. Öyle ise sizlere duâ etmek gerekir"[6] Bir de unutmamak gerekir ki, "Başarı ancak Allah'ın yardımı iledir."
Allah Duaya Nasıl İcabet Eder
Rasulüilah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: - Hiçbir Müslüman yoktur ki, Allah'a duâ etsin de, Allah onun duasına şu üç halden bir ile icabet etmesin:
1. Kişi duâ ettiğinde, Allah onun karşılığını dünyada hemen verir.
2. Kişi duâ eder, Allah duânm karşılığını âhirete erteler.
3. Yaptığı duadan dolayı o kuldan bir musibeti, belayı kaldırır.[7]
Duanın Üç Önemli Psikolojik Faydası Vardır
1. Dua insanın sıkıntılarını kelimelerle ifade etmeye imkân verir. Sıkıntının karışık ve belirsiz olmaktan kurtulmasına yardımcı olur.
2. Dua kişiye yükünün paylaşıldığı, yalnız olmadığı hazzını verir. En çaresiz ve ümitsiz zamanlarda her şeyi duyan, her şeyi bilen ve gücü yeten Allah'ın kudretine inanmak, sığınmak ve güvenmek o kişiye sükûnet ve huzur verir. Güven duygusunun gelişmesine ve korkularını yenmesine yardtmcı olur.
3. Çaresiz kişi pasiftir, bir şey yapamama çaresizliği içerisindedir. Dua etmekle, işe atılganlık konusunda bir adım atmış olur.
Duanın Fazileti İle İlgili Ayeti Kerimeler
Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara):
Ben çok yakınım. Bana duâ ettiği vakit duâ edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu ) i bulalar.
Hâlbuki Rabbiniz: Bana yalvarın, duâ edin ki size karşılık vereyim. Çünkü bana ibadet etmekten ki-£ birlenip yüz çevirenler yarın horlanmış olarak cehenneme gireceklerdir, buyurdu. (Resulüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız ol- masa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkarcılar! Size Resulün bildirdiklerini) kesinkes yalan say diniz; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır![8]
Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin.[9]
Sabah ve akşamlan içinden yalvararak, gizlice T ve kendin işitecek kadar bir sesle Rabbini zikret de â gafillerden olma![10]insanın başına bir sıkıntı geldiği zaman yatarken, otururken veya ayaktayken bize yalvarıp durur.
Fakat sıkıntısını giderdiğimizde başına gelen sıkıntıdan dolay bize hiç yalvarmamış gibi davranır. İşte ölçüyü aşanlara, işledikleri kötülükler böylesine güzel gösterildi.[11]
Kâfirin Duasının Hemen Kabul Edilip Müminin Duasının Geç Edilmesi
Mü'min dua ettiğinde bazı zaman istediği şey bazı hikmetlerden dolayı hemen kabul olunmaz. Kâfir bir kimse Allah'tan istediğinde ise hemen duası kabul olunur. Melekler bundan endişeye düşerler. Allah'ü Teâla buyurur ki; Ben kâfirin duasını hemen kabul ederim, çünkü bana yalvarıp duâ etmesini istemem, % 6 müminin ise devamlı bana yalvarmasını, yakarmasını, duâ etmesini, beni devamlı zikretmesini isterim, bundan dolayı duasını hemen kabul etmem.[12]
Allah'ın Kullarına Çok Yakın Olduğunu Ve Dualarını Kabul Ettiğini Bildiren Ayeti Kerimeler
Ve andolsun ki, elbette muhakkak insanı biz yarattık, nefsinin ona ne vesvese verdiğini de biliriz (çünkü) biz ona şah damarından daha yakınız.[13]
Ve biz ona (ölüm hâlinde bulunan kimseye), sizden daha yakınız; fakat siz görmezsiniz.[14]
Duanın Fazileti İle İlgili Hadis-İ Şerifler
Rasulüllah sallahu aleyhi ve sellem şöyle bu- yurdular:
"Üç kişi vardır ki, duaları reddedilmez (mutlaka kabul edilir):
Adil imâm (başkan).
İftarını yaptığı zaman oruçlu.
Zulme uğrayanın duası.
Allah, (mazlumun) duasını bulutların fevkine çıkarır ve onlara sema kapıları açılır ve Allah Teâla
Hazretleri:
"İzzetime yemin olsun! Vakti uzasa da, duanı mutlaka kabul edeceğim!" buyurur.[15]
Enes İbn-i Malik radıyallahu anh'den rivayete göre Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem
Dua göre yapmaktan aciz olmayın. Çünkü dua ile beraber kimse helak olmaz." buyurdu.[16]
Ali radıyallahu anh'den rivayete göre Peygamber sailâhu aleyhi ve sellem :
Duâ mü'minin silahı, dinin direği, yer ve gökle- rin nurudur, buyurdu.[17]
Ebû Hureyre radıyallahu anh'den rivayete göre, Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Allah'a, duadan daha üstün bir şey yoktur.[18]
Ebû Hureyre radıyallahu anh'den rivayete göre, Rasulüllah sallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Kim Allah'tan istemezse Allah da ona gazap eder (kızar).[19]
Cabir radıyallahu anh'den rivayet edilmiştir; dedi ki Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim:
"Her hangi bir kimse, bir duâ ile (Allah'a) duâ ederse, günah için veya akraba ile münasebeti kesmek için duâ etmedikçe derhal Allah ona dilediğini verir veya onun (dilediği) kadar bir kötülüğü ondan önler.[20]
Süleyman radıyallahu anh'den rivayet edilen bir hadisi şerifte Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellern:
"Kazayı (kaderi) ancak duâ reddeder (geri çevirir) ve ömrü de ancak iyilik artırır." buyurdu,[21]
Ebû Hureyre radıyallahu anh'den rivayete göre, Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sıkıntılar ve tasalar anında, duasının Allah tarafından kabul edilmesi her kimi sevindirirse bolluk zamanında çok duâ yapsın.
Ömer İbn-i'l-Hattab radıyallahu anh'den rivayet edilmiştir ki, "Rasûlüilah sallâhu aleyhi ve sellem duada ellerini kaldırdığı zaman onları yüzüne sürmedikçe indirmezdi.[22]
Ebû Hureyre radıyailahu anh'den rivayete göre, Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah'a, kabul edileceğinden emin olduğunuz hâlde duâ ediniz. Biliniz ki şüphesiz Allah, gaflet ve oyun içinde olan kalpden dvıâ kabul etmez.[23]
Sabit el-Bünani radıyallahu anh'den rivayet edilmiştir, Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Her biriniz ihtiyacını Rabbinden istesin. Hatta ondan tuz istesin ve hatta ondan, koptuğu zaman ayakkabısının bağını istesin.[24]
Enes İbn-i Mâlik radıyallahu anh'den rivayete göre Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem;
"Dua, ibadetin özüdür." buyurdu.[25]
Hz. Ebû Hureyre radıyallahu anh'den rivayetle:
Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki:
Acele etmediği müddetçe her birinizin duasına icâbet olunur. Ancak şöyle diyerek acele edenler var:
Ben Allaha duâ ettim de duamı kabul etmedi.[26]
Hz. Câbir radıyallahu anh'den rivayetle:
Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Nefislerinize beddua etmeyin, çocuklarınıza beddua etmeyin, hizmetçilerinize de beddua etmeyin. Mallarınıza da beddua etmeyin. Olur ki, Allah'ın duaları kabul ettiği saate rast gelir de, isteğiniz kabul edilir.[27]
Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Bir kadın: "Ey j Allah'ın Resulü, bana ve kocama duâ ediver!" diye ri-| cada bulunmuştu. Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem k Efendimiz:
Allah sana da, kocana da rahmet etsin!" diye duâ buyurdu.[28]
Hz. Âişe radıyallahu anhhâ şöyle dedi:
Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem özlü duaları tercih eder, diğerlerini bırakırdı.[29]
Hz. Ibn-i Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor:
Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem duayı üç kere yapmaktan, istiğfarı üç kere yapmaktan hoşlanırdı.[30]
Hz. Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: k Ş "Her gece, Rabbimiz gecenin son üçte biri girince, dünya semasına iner ve;
Kim bana duâ ediyorsa ona icabet edeyim.
Kim benden bir şey istemişse onu vereyim, kim bana f istiğfarda bulunursa ona mağfirette bulunayım" der.
Ebû Ümâme radıyallahu anh anlatıyor: "Derdi ki: "Ey Allah'ın Resulü! En ziyade dinlenmeye ve kabule mazhar olan duâ hangisidir?"
"Gecenin sonunda yapılan duâ ile farz namazların ardından yapılan dualardır!" diye cevap verdi.[31]
Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
"Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki:
"Kul Rabbine en ziyade secdede iken yakın olur, öyle ise (secdede) duayı çok yapın.[32]
Yine Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
"Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem anlatıyor: "(Allah'ın kabul ettiği) üç müstecab duâ vardır, bunların icabete mazhariyetleri hususunda hiç bir şüphe yoktur. Mazlumun duası, müsâfirin duası, babanın evladına duâsıdır.[33]
Abdullah Ibn-i Amr Ibni'l-Asadıyallahu anh anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki:
"icabete mazhar olmada gâib kimsenin gaib kimse hakkında yaptığı duadan daha sür'atü olanı yoktur.[34]
Ruhul Beyan tefsirinde zikredildiğine göre: Kabe görüldüğünde, Üç mescid (Kabe-i Muazzama, Ravza-i Mutahhara ve Mescidi Aksa) da, Enam Süresindeki Enam Suresi ayet 124 deki:
iki lafzai celâl arasında), Tavafta, Mültezem (Haceri Esvedle Kabe'nin kapısı arasın) da, Beytullah'ın her f tarafında, Zemzem kuyusunda, Zemzem suyu içildi-f ğinde. Safa ve Merve üzerinde, Sa'yde, Makamı İbrahim arkasında, Arafatta, Müzdelifede, Minada, Minada üç şeytan taşlandığı yerde, Peygamberlerin Salavatullahi Alâ Nebiyyina ve Aleyhim Ecmein kabirleri yanında ve ehline göre bilinen şartlarla, Salihlerin kabirlerinde, duanın kabulü denenmiştir.
Bu nimete ermenin yani dualarımızın kabul olmasının en büyük çaresi, şer'i şerifi mümkün mertebe tatbik ettikten sonra, tasavvuf yolunda ilerlemektir.
Duanın Faydaları Ve Âdabı Duanın Faydaları
1- Duâ, Allah'tan hidayet ve başarı istemektir. Duâ insanı başarıya ulaştırır.
2- Duâ, hazinesi sonsuz, kerem ve ihsanı bol olan Allah'tan istemektir. O, bir şeye ol deyince olur. Bir isteği yerine getirmekle hazinesi eksilmez.
3- Rızkın genişlemesine, sağlığın artmasına, ömrün bereketli olmasına vesile olur,
4- Duâ edeni Allah'ın rahmeti kuşatır. Allah'ın ihsanı ve yardımı ona yöneiir.
5- Duâ eden, Allah'a itaat etmiş olur. Duayı terk etmek, Allah'a karşı kibirlenmektir.
6- Duâ, öyle kerim bir zattan İstemektir ki, O kendisine açılan elleri boş çevirmekten utanır.
7- Allah, kulunun çok ve ısrar ile duâ etmesini sever.
8- Duâ hayrı çeker, kötülüğü, şerri savar.
9- Duâ eden, duasının yararını ya hayatında, ya da öldükten sonra muhakkak görür.
10- Genişlik ve sağlık zamanlarında duâ etmek, darlık ve hastalık zamanlarında fayda verir.
11- Her duâ, Allah'ın indinde muhafaza edilir, karşılığı ya dünyada ya da âhirette verilir.
12- Duâ insanı belâdan korur, inmiş ve inecek musibetlere karşı bir kalkandır. Belâların etkisini azaltır.
13- Kaza ile duâ arasında bir çarpışma olur, duâ kazanın acı etkilerini önler, gücünü azaltır.
14- Duâ, gücü her şeye yetici oian Allah'a karşı son derece küçülme, boyun eğme ve huşu'dur. Bu küçülme ve huşu', Kerem ve rahmeti sonsuz olan Allah'ın rahmetini çeker. Bunun için duâ, ibadetin özü kabul edilmiştir.
15- Duâ, düşmanların düzenlerini bozar, üzüntü ve sıkıntıları defeder. İnsanın ruhunu tasalardan arıtıp temizler.
Duanın Âdabı
1- Duâ etmek için Ramazan, Arefe, Bayram, Cuma ve özellikle seher vakitlerini gözetmelidir. Kamet getirildiği, ezan okunduğu zaman, secdeler arasında, namazların sonunda, müslümanların cihad ve savaş için saflar meydana getirdikleri sıralarda yapılan dualar son derece makbuldür.
2- Allah'ın adını böylece andıktan sonra Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem'e salât ve selâm getirmek daha sonra da dileğini istemek.
3- Sesi fazla yükseltmeden, açıkla gizli arasında bir sesle duâ etmek.
4- Dua ederken cümlelere vezin ve kafiye aramamak, yapmacılığa asla kaçmamak. Zira duâ yalvarma yeridir, orada yapmacığın işi yoktur. Yüce Allah: "Boyun eğerek ve korku ile Rabbinize yalvarın. çünkü O, haddi aşanları sevmez. O'na korkarak ve ümit içinde duâ ediniz. Allah'ın rahmeti iyilik edenlere yakındır.[35] buyurmaktadır.
5- Huzur ve huşu' ile ümit ederek ve korkarak duâ etmek. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Onlar.hayır işlerine koşarlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlar, ve bizden korkarlardı.[36]
6- Can-ü gönülden duâ etmek ve duanın kabul edileceğine kesin olarak inanmak.
7- Israr ile duâ etmek ve duayı üç kere tekrarlamak. İbn-i Mes'ud radıyallâhu anh şöyle demiştir:
Hz. Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem duâ ettiği zaman üç kere tekrar ederdi. Allah'tan bir şey istediği zaman üç kere isterdi."
8- Duaya hemen muradını söyleyerek değil, Allah'ın adını anarak, Allah'a hsrnd ederek başlamak Peygamber Efendimiz sallâhu aleyhi ve sellem Subhane rabbiye'l-Aliyyî'l-A'lâ'l-Vahhâb" diye başlardı. Duaya el-hamdulillâh ile başlamalı, el-Ahadf es-Samed gibi esma-i Husnâ isimleriyle veya Ya Erhame'r-râhimîn gibi övgü ve yüceltme hitâp-larıyla Allah'a niyaz etmelidir.
9- Ana-babayı razı etmek, onların, misafirin duasını almaya çalışmak, mazlumun âh'ından kaçınmak. Zira mazlumun duası geri çevrilmez, kabul edilir. Onun içindir ki atalarımız: "Alma mazlumun âhını, çıkar aheste aheste" demişlerdir.
10- Kızgınlıkla kötü sözler söylememek, çoluk çocuğuna eşine, malına kötü duâ etmekten sakınmak. Çünkü bunlara yapacağı kötü duâ sonunda yine kendisine acı çektirecektir. Cenab-ı Allah, bir ayetinde "İnsan, hayra duâ ettiği gibi şerve de duâ etmektedir.[37] diyor, bu gibi duaların iyi olmadığını haber veriyor.
11- Kimin hakkını çiğnemiş, kime kötülük etmişse onlardan helâllik almak, herkesin hakkını geri vermek, günahlara tevbe etmek, ibadet ve taâte yönelmek suretiyle kalbi temizlemeğe çalışmak.
12- Müslümanlardan intikam almak, onlara zarar vermek gibi günah olan şeyleri istememek.
13- Allah'a duâ etmekten asla bıkmamak, umutsuzluğa düşmemek ve duasının mutlaka bir gün kabul edileceğine inanmak.
14- Huzuru kalb ile duâ etmek, duâ ederken Allah'tan başka her şeyi kalbden çıkarıp yalnız O'na güvenmek.
15- Duayı yine başta olduğu gibi Allah'a hamd | ve Resulüne salât ve seiâm getirerek bitirmek. "Çünkü Allah, iki salâvât-ı şerîfeyi kabul eder. Bunları kabul edince aradaki duayı da bunlar yüzü hürmetine geri çevirmez."
Kur'an'ı Kerim'de Geçen Allah'ın Bize Öğrettiği Dualar
"Rabbim! Doğrusu kendimi ziyana uğrattım. Beni bağışla!"[38]
"Senden başka ilâh yoktur, sen münezzehsin, Şüphesiz ben haksızlık edenlerden oldum" [39]
"Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayanacaklardan oluruz!.[40]
"Rabbimiz! Yalnız sana dayandık, sana yöneldik. Dönüşümüz de ancak sanadır.[41] "Ey Rabbimiz, bizden kabul buyur, hiç şüphesiz T işiten sensin, bilen sensin. Tövbemize rahmetle bakıver. Hiç şüphesiz affeden sensin, acıyan sensin" [42]
"Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri naf mazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! Duamı kabul et! "Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba çekileceği günde beni, anababamı ve müminleri bağışla!" [43]
Bana Allah yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. Ben O'na dayanmaktayım ve O, büyük Arş'ın Rabbidir.[44]
"Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra muhtacım" [45]
Dua Etmenin Vakti Ve Fazileti
İbn-i Ömer radıyallâhu anhümâ rivayetle: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Kime duâ kapısı açılmış ise ona rahmet kapıları açılmış demektir. Allah'a talep edilen dünyevî şeylerden Allah'ın en çok sevdiği afiyettir. Dua, inen ve henüz inmeyen her çeşit musibet için faydalıdır. Kazayı sadece duâ geri çevirir. Öyle ise sizlere duâ etmek gerekir. [46]
Ubâde İbn's-Sâmit radıyallâhu anh'den rivayetle: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Yeryüzünde, mâsiyet veya sıîa-i rahmi koparıcı olmamak kaydıyla Allah'tan bir talepte bulunan bir Müslüman yoktur ki Allah ona dilediğini vermek veya ondan onun mislince bir günahı affetmek suretiyle icabet etmesin.[47]
Ebû'd-Derdâ radıyallâhu anh'den rivayetle: "Resûl-i Ekrem sallâhu aleyhi ve sellem, bir gün sordu:
En hayırlı olan ve derecenizi en ziyade artıran, melikinizin yanında en temiz, sizin için gümüş ve altın paralar bağışlamaktan daha sevaplı, düşmanla karşılaşıp boyunlarını vurmanız veya boyunlarınızı ?
vurmalarından sizin için daha hayırlı olan amelinizin hangisi olduğunu haber vereyim mi?"
"Evet! Ey Allah'ın Resulü!" dediler. "Allah'ın zikridir!" buyurdu.[48]
Hz. Enes radıyallâhu anh'den rivayetle:
"Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki:
Allah'ü Teâlâ hazretleri şöyle seslenir: "Beni bir gün zikreden veya bir makamda benden korkan kimseyi ateşten çıkarın![49]
Hz. Muâz radıyallâhu anh'den rivayetle:
Rasûlüllah saliâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki:
Akşamdan abdestli olarak temizlik üzere zikrederek :
uyuyan ve geceleyin de uyanıp Allah'tan dünya ve âhiret için hayır taieb eden hiç kimse yoktur ki Allah dilediğini vermesin.[50]
Hz. Enes radıyallâhu anh'den rivayetle:
Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki:
Allah'ı zikreden bir cemaatle sabah namazı vaktin den güneş doğuncaya kadar birlikte oturmam, bana İsmail Aleyhisselâm'ın oğullarından dört tanesini âzad etmemden daha sevgili gelir. Allah'ı zikreden bir cemaatle ikindi namazı vaktinden güneş batımına kadar oturmam dört kişi âzad etmemden daha sevgili gelir.[51]
Duanın Kabul Edilmesi
Şu mesele bilinmelidir ki: Duanın kabul edilme-j si, Mevlâ Tealâ Hazretleri tarafından sadık bir va'd a (doğru bir söz)dür. Her kim, bir haceti için duâ edip | de o anda kabulünü görmezse, bunun sebepleri vardır. Ve zaten duanın kabul edilmesi, kulun: "Ya Rabbi!" Ey Rabbim dediğinde Mevlâ Tealâ Hazretlerinin:
Lebbeyk abdî, "Buyur kulum." demesidir. Bu ise, her duâ eden mümin hakkında va'd edilmiş bir gerçektir. Lâkin duâ edenin $ ihtiyacının görülmesi bazı kere o anda olur, bazen j uzun zaman sonra olur bazen de ahirette olur. Bazı i kere de hayır, onun duasının kabul edilmemesinde I olur. Duanın kabulü üç şeye bağlıdır.
1. Kazaya muvafık (Allah'ın taktirine uygun) I olması,
2. O kimse hakkında duanın hayırlı olması,
3. İstenilen şeyin muhal (imkansız) olmaması.
Duanın kabulü için, edeplerine ve şartlarına riayet lâzımdır. Bu şartların hepsi bulunarak duâ edildiğinde, kabul olunma yönü fazlaysa da, kabulü, Allah'ü Tealâ'nm dilemesine bağlı olup kesin değildir.
Gerçi Cenabı Hak bazı ayeti kerimelerde duayı kabul edeceğini, mutlak (kayıtsız) olarak zikretmişse de diğer ayeti kerimelerde de, duanın kabulünü, dilemesine bağlamış olduğundan Allah'ü Tealâ üzerine kabulu vacip değildir. Binaenaleyh ister kabul eder, ister etmez.
Bununla beraber, duâ etmek ibadetin ta f kendisidir ve ahirette sevabı vardır ve kabulü anî olmadığından, istenilen şeyin bir müddet sonra verilmesi umulduğu gibi, duası miktarı o kimsenin üzerinden bîr kötülüğün kalkmasına sebep olması veya bilmediği bir yönden duasının eserinin hasıl olması ihtimaline binaen hiç bir duaya kabul olunmadı nazarıyla bakılamaz, zira insan, istediği şeyin hasıl olup olmamasında ne gibi hikmetler olduğunu bilemez.
Buyurulmuştur ki: Duâ, gök kapısının anahtarıdır, bu anahtarın dişleri ise helâl lokmadır.
Nitekim Ebû Hureyre radıyallâhu anh'den rivayet edilen bir hadisi şerifte Efendimiz sallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:
"Ey insanlar! Şüphesiz ki Allah, Tayyip (tertemiz) dir. Tayip (temiz)den başka bir şey kabul etmez. Allah, müminlere de Resullere emrettiği şeyleri emrederek: "Ey Resuller! Helâl olan şeylerden yeyin ve salih amellerde bulunun. Çünkü ben, sizin yaptıklarınızı pek alâ bilirim."
Başka bir ayette: "Ey İman edenler! Size verdiğimiz rızıkların helâl, hoş olanlarından yeyin. buyurmuştur," dedi.
Sonra şunları söyledi: "Bir kimse, Hak yolunda uzun sefere çıkar, saçları dağılmış, toza toprağa bulanmış bir hâlde, ellerini semaya uzatarak; Ya Rabbi, Ya Rabbi, Ya Rabbi! diye duâ eder. Hâlbuki yediği haram, içtiği haram, giydiği haram hasılı kendisi haramla beslenmiş olursa böylesinin duası nasıl kabul edilir?"[52]
Duanın Kabul Olunmamasının Sebepleri
Kurtubî Tefsirinde zikredildiğine göre, İbrahim Edhem Kuddise Sırruhu Hazretlerine; "Bize ne oldu ki, duâ ediyoruz duamız kabul olunmuyor?" diye sorulduğunda:
O "Siz, Allah'ı tanıdınız ona itaat etmediniz. Peygamberi tanıdınız, onun sünnetine uymadınız
Kuranı bildiniz, onunla amel etmediniz. Allah'ın nimetlerini yediniz, şükrünü eda etmedir.
Cenneti bildiniz onu aramadınız. Cehennemi bildiniz, ondan kaçmadınız.
Şeytanı tanıdınız, onunla harb etmediniz, sulh üzere geçindiniz.
Ölümü tanıdınız ona hazırlanmadınız. Ölüleri defnettiniz, ibret almadınız.
Kendi ayıbınızı bırakıp insanların ayıplarıyla uğraştınız." buyurdu.[53]
Dua Etmenin Şekli
İbn-i Abbâs radıyalîâhu anhümâ hazretleri anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Duaları örtmeyin. Kim kardeşinin mektubuna, onun izni olmadan bakarsa, tıpkı ateşe bakmış gibi olur. Allah'tan avuçlarımızın içiyle isteyin, sırtlanyla istemeyin; duayı tamamlayınca avucunuzu yüzlerinize sürün.[54]
Hz. Enes radıyalîâhu anh anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem duâ ederken ellerini öyle kaldırdı ki, koltuk altlarının beyazlığını gördüm.[55]
Hz. Ömer radıyalîâhu anh anlatıyor: "Rasûlüllah £ sallâhu aleyhi ve sellem ellerini duâ ederken kaldırınca, onları yüzlerine sürmedikçe geri bırakmazlardı.[56]
Duaları Reddedilmeyenler
Rasulüllah sallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular: "Üç kişi vardır duaları reddedilmez (mutlaka kabul edilir):
Adil imâm (devlet başkanı). iftarını yaptığı zaman oruçlu.
Zulme uğrayanın duası.
Allah, (mazlumun) duasını bulutların fevkine çıkarır ve onlara sema kapıları açılır ve Allah Teâla Hazretleri:
"İzzetime yemin olsun! Vakti uzasa da, duanı mutlaka kabul edeceğim!" buyurur.[57]
Ebû Hureyre radıyalîâhu anh anlatıyor: "Hz. Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: (Buruc süresinin), "İçlerinde burçları bulunan sema-ya, vaadedilen güne, şâhidlik edene ve şâhidlik edi-lene and olsun.."âyetlerinde (1-3) geçen "vaadedilen gün" den maksad kıyamet günüdür; "şâhidlik edilen gün"den maksad arefe günüdür; "şâhidlik eden"den maksad da cuma günüdür." Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem devamla buyurdular ki: "Güneş, cumadan daha hayırlı bir gün üzerine ne doğdu ne de battı. Onda bir an vardır ki, hayır duası o ana rastlayan bir kulun duası, mutlaka kabul edilir, bir serden sakınma I (istiâze) talebinde bulunan kimse de mutlaka ondan sakındırılır. [58]
Ebû'd-Derdâ radıyallâhu anh anlatıyor: Rasü-j lüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Kardesinin gıyabında duâ eden hiçbir mü'min yoktur kimelek de: "Bir misli de sana olsun" demesin.[59]
Duası Kabul Edilmeyenler
Hz. Ebu Hureyre radıyallâhu anh anlatıyor: J "Rasülüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Öyle devir gelecek ki, insanoğlu, aldığı şeyin helal-$ den mî, haramdan mı olduğuna hiç aldırmayacak. "Böylelerinin hiçbir duası kabul edilmez..[60]
Duanın Kabul Edildiği Vakitler
Abdullah İbn-i Amr İbnil Âs radıyallahu anhüma i dan rivayet edildiğine göre, Rasûlüllah sallâhu aleyhi A ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz her oruçlu için, iftarını açtığında reddedilmeyen bir duâ vardır.[61]
Hazreti Cabir şöyle devam etti: "Benim başıma hangi mühim bir iş gelse, mutlaka o saati kollar ve $ onda duâ yapardım ve kabulünü görürdüm.[62]
Duanın Kabul Edildiği Yerler
Hz. Ebû Hureyre radıyallâhu anh anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Her gece, Rabbimiz gecenin son üçte biri girince, dünya semasına iner ve; "Kim bana duâ ediyorsa ona icabet edeyim. Kim benden bir şey istemişse onu vereyim, kim bana istiğfarda bulunursa ona mağfirette bulunayım" der. " Rivayetin Müslim'deki bir : şekli şöyle: "Allah'ü Teâla gecenin ilk üçte biri geçinceye kadar mühlet verir. Ondan sonra yakın semâya inerek şöyle der:
"Melik benim, Melik benim. Kim bana duâ edecek?"[63]
Ebû Umâme radıyallâhu anh anlatıyor: "Derdi ki: "Ey Allah'ın Resulü! En ziyade dinlenmeye (ve kabule) mazhar olan duâ hangisidir?"
Gecenin sonunda yapılan dua ile farz namazların ardından yapılan dualardır!" diye cevap verdi.[64]
Ebû Hureyre radıyallâhu anh anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Kul Rabbine en ziyade secdede iken yakın olur, öyle ise (secdede) duayı çok yapın.[65]
Hz. Enes radıyallâhu anh anlatıyor: "Rasülüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Ezanla kaamet arasında yapılan duâ reddedilmez, mutlaka kabul olur."
"Öyleyse, ey Allah'ın Resulü, nasıl duâ edelim?"
"Allah'tan, dünya ve âhiret için afiyet isteyin!"[66]dedi.
Zorluk, sefer ve hastalık hallerinde, yağmur yağarken, Allah yolunda cihatta saf kurulurken yapılan duanın kabulü hakkında rivayetler gelmiştir.
Duası Kabul Olunan Kişiler
Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh'dan rivayetle: Rasülüllah sallâhu aleyhi ve sellem "(Allah'ın kabul ettiği) üç müstecab duâ vardır, bunların icabete mazhariyetleri hususunda hiç bir şüphe yoktur. Mazlumun duası, müsâfirin duası, babanın evladına duâsı.[67] buyurdu.
Abdullah İbn-i Amr İbni'l-Âs radıyallahu anh anlatıyor: "Rasülüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular kî:
"icabete mazhar olmada gaib kimsenin gaib kimse hakkında yaptığı duadan daha sür'atli olanı yoktur.[68]
Duanın Yapılış Şekli Nasıl Olmalıdır?
Ebû Musa'l-Eşarî radıyallahu anh şöyle buyurdu: Biz Resuluiiah'ın beraberinde (seferde) bulunduk,
Bizler bir vadi üzerinde yükseldikçe Lâilâhe illallah ve Allah'ü Ekber diyerek seslerimiz yükselirdi, Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: "Ey İnsanlar! Nefislerinize yumuşak davranın, seslerinizi yükseltmeyin. Şüphe- siz sizler sağıra ve gaibe (uzakta olana) duâ etmiyor- sunuz. Dua ettiğiniz o Allah muhakkak sizinle beraberdir. Şüphesiz O, pek işiticidir, pek yakındır. İsmi ve zatı çok mübarek, Celâl ve azameti çok yücedir." buyurdu.[69]
Fadâle İbn-i Ubeyd radıyallahu anh anlatıyor: "Rasülüllah sallâhu aleyhi ve sellem duâ eden bir adamın, duâ sırasında Hz. Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem'e salat ve selam okumadığını görmüştü. Hemen:
"Bu kimse acele etti" buyurdu. Sonra adamı çağırıp:
"Biriniz duâ ederken, Allah'ü Teâlâ'ya hamd-ü sena ederek başlasın, sonra Hz. Peygamber sallâhu aleyhi ve seilem'e salât okusun, sonra da dilediğini istesin" buyurdu.[70]
Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Rasûlüllah i sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Dua sema ile arz arasında durur. Bana saiat okunmadıkça, Allah'a yükselmez. (Beni hayvanına binen yolcunun | maşrabası yerine tutmayın. Bana, duanızın başında, ortasında ve sonunda saiât okuyun.)[71]
İbn-i Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem, Hz. Ebû Bekir, Hz Ömer radıyallahu anhümâ beraber otururlarken ben namaz kılıyordum. (Namazı bitirip) oturunca, Allah'a î sena ile zikretmeye başladım ve arkasından ! Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve seliem'e salât okuyarak ı devam ettim. Sonra kendim için duada bulundum. (Bu tarzımı beğenmiş olacak ki) Hz. Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem;
"İşte! İstediğin veriliyor. İşte! İstediğin veriliyor" dedi.[72]
Hz. Übeyy İbn-i Ka'b radıyallahu anh anlatıyor: Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem birisine duâ edeceği vakit önce kendisine duâ ederek başlardı.[73]
Ebû Müsabbih el-Makrâî, Ebû Züheyr en-Nümeyrî radıyallahu anh'den naklen anlatıyor: "Bir gece Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem ile beraber çıktık. Derken bir adama rastladık. Allah'tan istemek hususunda çok ısrarlı idi. Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem onu dinlemek üzere durakladı. Ve:
"Eğer (duayı) soniandırırsa vacip oldu!" buyurdu. Kendisine:
"Ne ile soniandırırsa ey Allah'ın Resulü!" denildi.
"Amin ile" dedi, uzaklaştı. Adama: "Ey filan! duanı âminle tamamla ve de gözün aydın olsun!" dedi.[74]
Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve selîem buyurdular ki:
"Sizden biri duâ edince "Ya Rabb! Dilersen beni affet! Ya Rabb dilersen bana rahmet et!" demesin. Bilâkis, azimle, kesin bir üslupla istesin, zira Allah Teâlâ Hazretleri'ni kimse zorlayamaz.[75]
Peygamberimizin Anlatımıyla Duâ Ederek Kurtulan Üç Kişinin İbretli Kıssası
Ebû Abdurrahman Abdullah İbni Ömer İbni'l-Hattâb radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim demiştir:
"Sizden önceki ümmetlerden üç kişilik bir grup yolculuğa koyulup, akşam olunca da, uyumak için bir mağaraya girdiler. Ansızın dağdan yuvarlanan bir kaya onların üzerine mağaranın ağzını kapattı. Bunun üzerine birbirlerine dediler ki:
Muhakkak ki yaptığınız salih ameller ile Allah Teâla'ya duâ etmekten başka hiçbir şey sizi bu kayadan kurtaramaz.
İçlerinden birisi: $
Ey Allahım! Benim çok yaşlı olan annemle babam vardı. Onlardan önce ne çoluk-çocuklarıma ve En sevgiliden ne de hayvanlarıma bir şey yedirip içirmezdim, Birgün hayvanlara ağaçlık bir yer bulmak beni evden uzaklaştırdı; ben de onlar uyumadan önce dönemedim. Akşam sütlerini sağdığımda onları uyumuş halde buldum. Onları uyandırmayı ve onlar uyanmadan | da ne çoluk-çocuklarıma ve ne de hayvanlarıma bir şey yedirip içirmeyi hoş görmedim.
Şafak şokene kadar süt kabı elimde onların I uyanmalarını bekledim. Çocuklar da ayaklarımın et-i rafında açlıktan ağlaşıyorlardı. Ve sonunda onlar da i uyanıp sütlerini içtiler.
Ey Allahım! Eğer ben bunu senin rızânı kazan-I mak için yaptıysam, bu kaya sebebi ile başımıza gelen sıkıntıyı kaldır! diye duâ etti. Kaya biraz açıldı; g fakat mağaradan çıkmaya güç yetiremiyorlardı. Diğeri:
Ey Allahım! Amcamın bir kızı vardı ki, ben onu herkesten çok seviyordum. (Diğer bir rivayette: Er-f keklerin kadınları sevmesinin en şiddetlisi gibi sevi-f yordum). Ona sahip olmak istedim. Fakat O benden yüz çevirdi. Tâki yıllardan bir yıl kıtlık olduğunda bana geldi. Kendisini bana teslim etmesi şartıyla ona yüzyirmi dinar verdim. O da kabul etti. Bu surette fırsat elverince (diğer bir rivayete göre: Cinsî münasebete başlayacağım zaman) dedi ki: Allah'tan kork! Haksız yere mühürümü (bekâretimi) bozma. Onu herkesten çok sevdğim halde kendisinden vazgeçip uzaklaştım. Ona verdiğim altınları da geri almadım.
Ey Allahım! Eğer ben bunu senin rızânı kazanmak için yaptıysam, başımıza gelen bu sıkıntıyı kaldır! diye duâ etti. Kaya biraz daha açıldı; fakat mağaradan çıkmaya güç yetiremiyorlardı. Üçüncü adam da:
Seçilmiş dualar
Ey Allahım! Ben birçok işçi tuttmuştum. Parasini almadan giden bir kişi dışında hepsinin ücretini vermiştim. Ücretini almadan giden kişinin parasını $ çalıştırdım. Bu paradan büyük bir servet meydana qeldi. Bir müddet sonra bu adam çıkageldi. Bana:
Ey Allah'ın kulu! Ücretimi bana öde, dedi. Ben  de ona:
Şu develer, sığırlar, koyunlar ve kölelerden gördüklerin senin ücretindir, dedim. Adamcağız:
Ey Allah'ın kulu! Benimle alay etme, deyince, seninle alay etmiyorum, diye cevap verdim. Bunun üzerine onlardan geride bir tek şey bırakmayarak hepsini alıp sürdü götürdü.
Ey Allahım! Eğer ben bunu senin rızânı kazanmak için yaptıysam, başımıza gelen bu sıkıntıyı kaldır! diye duâ etti. Kaya tamamen açıldı. Onlar da çıkıp yollarına devam ettiler.[76]
Duay'a Kendinle Başla
İbn-i Abbâs radtyallahu anhüma anlatıyor:
"Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem bir kimseyi hatırlayıp duâ ettiği zaman ilk önce kendisi için duâ eder. sonra başkaları adına duâ ederdi.[77]
Bir Vakte Bağlı Olmayan Zikirlerin Fazileti Hakkındaki Âyetler Ve Hadis-İ Şerifler
Allah'ü Teâlâ şöyle Kur'anı kerimde buyuruyor: "Ve Allah'ın zikri herşeyden büyüktür.[78]
Beni zikredin, ben de sîzi zikredeyim.[79]
Eğer o çok teşbih edenlerden olmasaydı insanların tekrar dirilecekleri güne kadar onun (balığın) karnında kalacaktı.[80]
Usanmadan gece ve gündüz teşbih ederler.[81]
Ebû Hureyre radıyallahu anh'den bir rivayete göre, Rasûlüliah sallallahu aleyhi ve seNem şöyle buyurdu:
İki kelime vardır ki, onlar Rahman'ın çok sevdiği, zikri dilde hafif ve terazide ağırdır.
Sübhanallahi ve bihamdihi, sübhanaflahil azîm.
Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih eder ve O'na hamd ederim, Yüce Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim.[82]
Ebû Zer radıyallahu anh'den rivayete göre, Rasûlüliah sallalahu aleyhi ve sellem bana:
Sana Allah'ın en çok sevdiği sözü haber vereyim mi?
Sübhanallahi ve bi hamdını, Allah'ın en çok sevdiği sözdür, buyurdu.[83]
Semüra İbn-i Cündüb radıyallahu anh'den riva- i yete göre, Rasûlüliah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah'ın en çok sevdiği sözler şu dördüdür:
"Sübhanallahi ve'l-hamdü lillâhi velâ ilahe illallahu vallahu ekber."
"Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim, bütün hamdler, övgüler Allah'a olsun, Allah'dan başka ilah yoktur, Allah en büyüktür.
Bunların hangisinden başlasan farketmez.[84]
Ebû Malik el-Eş'arî radıyallahu anh'den rivayete göre, Rasûlüliah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Temizlenmek (abdest vs.) imanın yarısıdır, "El hamdü lillah" teraziyi doldurur ve "Sübhanallahi vel hamdü lillâhi" göklerle yerin arasını doldurdu.[85]
Mü'minlerin annesi Cüveyriye radıyallahu anha'dan rivayete göre; "Kendisi zikir ile meşgul olduğu halde, Rasûlüliah sallalahu aleyhi ve sellem, sabah namazı için erkenden yanından ayrıldı ve kuşluk namazını da kıldıktan sonra yanına döndüğünde, o hâlâ zikre devam ediyordu. Rasûlüliah:
Bu gün hep, senden ayrıldığım hal üzerinde mi kaldın? buyurdu. Cüveyriye:
Evet, dedi. Rasulüliah şöyle buyurdu:
Senden sonra üç defa dört kelime söyledim ki, o zamandan beri söylediklerinle tartilırsa onlara i ağır basar:
Sübhanallahi ve bi hamdîhi, adede hafkıhi ve rızâ nefsihi ve zînete arşihi ve midâde kelîmâtihi.
Yarattıklarının sayısı kadar, kendisinin razı olacağı kadar, arşının ağırlığı ve sözlerinin mürekkebi kadar Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ve O'na hamd ederim.[86]
Ebû Hureyre radıyallahu anh'den rivayete göre, Rasulüliah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir günde yüz defa:
Lâ ilahe iilallahu vahdehu lâ şerike leh,lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve ala külli I şey'in kadîr.
Derse bu, onun için on köle âzâd etmeğe müsavi olur. Ayrıca ona yüz sevab yazılır, yüz günahı i silinir, akşama kadar şeytandan korunmasına vesile olur ve bu zikri ondan fazla yapan kimseden başkası da, kendisi kadar faziletli bir amel yapmış olmaz.Ve şöyle buyurdu: "Kim günde yüz defa:
Sübhanallahi ve bi hamdihi
Allah'ı tenzih ederim ve O'na hamdederim" derse, deniz köpükleri kadar da olsa, günahları affedilir.[87]
Câbir İbn-i Abdiliah radıyallahu anh'den rivayte göre, Rasulüliah sallallahu aleyhi ve sellem; kirlerin en faziletlisi:
La ilahe illallah'dır, buyurdu.
Ebû Musa el-Eş'arî radıyallahu anh'den rivaye-| te göre, Rasulüliah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle i buyurdu: "Rabbini zikredenle, zikretmeyenin misâli, i diri ve ölünün misâli gibidir."
Sa'd ibn-i Ebi Vakkâs radıyallahu anh'den riva-'ı yete göre, "Rasülüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e bir bedevi geldi ve:
Sa'd İbn-i Ebi Vakkâs radıyallahu anh'den rivayete göre, o şöyle dedi: "Rasûlüllah sallallahu aleyhi k ve sellem'in yanında olduğumuz bir sırada: Sizden biriniz günde bin sevab kazanmaz mı? buyurdu. Oturanlardan biri:
Bin sevab nasıl kazanılır? dedi. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem:
Yüz tesbîh "Sübhanallahi ve bilhamdihî" i söyler, ona bin sevap yazılır veya bin günahı affedilir, buyurdu.[88]
Ebû Zer radıyallahu anh'den rivayete göre, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: î "Sabahladıkça her bîr uzvunun üzerinde bir sadaka i (borcu) vardır. Her tesbîh "Sübhanallah" bir sadaif kadir, her tekbir getirmek bir sadakadır. İyiliği emir bir sadaka, kötülükten sakındırmak bir sadakadır ve kuşluk vaktinde kılacağın iki rek'at namaz bunların i yerine geçer.[89]
Ebû Musa el-Eş'ari radıyallahu anh'den rivayete göre, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle t buyurdu:
Sana cennet hazinelerinden bir hazineyi haber vereyim mi? Ben: Evet, Ya Resulallah, dedim, Şöyle söyle buyurdu:
Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh.
Güç ve kudret ancak Allah'tandır.[90]
Sa'd ibn-i Ebi Vakkâs radıyallahu anh'den rivayete göre, "Kendisi Rasûlüllah salîallahu aleyhi ve T sellem ile birlikte, çekirdek veya çakıl taneleri ile £ tesbîh çeken bir kadına uğradılar. Rasûlüllah 4 salîallahu aleyhi ve sellem, kadına:
Bundan daha kolay ve daha faziletli olanı sana söyleyeyim mi? Şöyle zikret, buyurdu:
Sübhanallahi adede mâ halaka fissemâî, ve sübhanallahi adede mâ halaka fil arzı, ve sübhanallahi adede mâ beyne zâlike, ve | sübhanallahi adede mâ hüve halikun, vallahu k ekberu misle zâlike, velhamdü liflahi misle i zâlike, velâ ilahe illallahu mîsle zâlike, velâ f havle velâ kuvvete illâ billahi misle zâlik.
Gökte yarattıklarının sayısı kadar Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim, yerde yarattıklarının sayısı kadar Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim, bu ikisi arasındakiler kadar Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim ve yaratıcısı olduğu şeylerin sayısı kadar Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim ve bu kadar (Allah'ü ekber) derim, bu kadar (Elhamdülillah) derim, bu kadar (lâilahe illallah) derim ve bu ; kadar (la havle velâ kuvvete illâ billâh) derim.[91]
Zikr'in Fazileti Hakkında
Abdullah ibn-i Ömer radıyallahu anh'den rivayete göre, kendisi: "Rasûlüllah 'in parmak uçları ile sayarak teşbih ettiğini ve bir rivayette, sağ parmağı ile bunu yaptığını gördüm." dedi.
Abdullah ibn-i Büsr radıyallahu anh'den rivayete göre, "Bir adam:
Ya Rasulallah! İslam'ın ibadet şekilleri çoğaldı. Bana bir şey söyle de ona tutunayım, dedi. Rasûlüllah salîallahu aleyhi ve sellem:
Dilin Allah'ın zikrinden daima yaş olsun, buyurdu.[92]
Ebû Said el-Hudrî radıyallahu anh'den rivayete göre, "Rasûlüllah salîallahu aleyhi ve sellern'e, Kıyamet günü Allah yanında hangi ibadet en üstündür?" diye soruldu. O:
Allah'ı çok zikredenler, buyurdu. Ben:
Bunlar, Allah Teâlâ yolunda savaşa gidenlerden de mi üstündürler. Ya Rasulallah! dedim.
Allah Teâlâ yolunda savaşa giden, kırılıp kana boyanıncaya kadar kılıcı ile kâfir ve müşrikleri vursa,
Allah'ı zikredenler yine ondan üstündürler, buyurdu.[93]
Ebû Derda radıyallahu anh'den rivayete göre,
Rasûiüllah salallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Size amellerinizin en iyisini, melikiniz yanında en temizini, derecelerinizi en çok yükseltenini, Allah yolunda altın ve gümüş sarfetmekten daha sevablısını ve düşmanınızla karşılaşıp boyunlarını î uçurmanızdan daha hayırlısını bildireyim mi? Evet, dediler.
Allah Teâlâ'nın zikri, buyurdu.[94]
İbn-i Mes'ud radıyaliahu anh'den rivayete göre, RasûlüIİah sallaliahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Mirac'a çıkarıldığım gece İbrahim aleyhisselam'a rasladım. O bana şöyle dedi:
Ya Muhammed! ümmetine benden selam söyle ve onlara, cennet toprağının güzel kokulu, suyunun tatlı, yerinin düz olduğunu ve ağaçlarının:
Siibhanallahi vel'hamdü lillâhi velâ ilahe illallahu vallahu ekber. Zikr'inden dikildiğini haber ver.[95]
Cabir radıyallahu anh'den rivayete göre, Rasûiüllah sallaliahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Kim "Sübhanallahi ve bî hamdihi" derse bununla ona cennette bir ağaç dikilir.[96]
Ebû Zer radıyallahu anh'den rivayete göre, kendisi şöyle dedi:
Ya Rasulallah! Allah'ın en çok sevdiği söz hangisidir? dedim O, şöyle buyurdu:
Allah Teâlâ'nın meleklerine seçtiği söz, yani:
Sübhane rabbî ve bi hamdihi, Sübhane rabbî ve bi hamdihi.
Rabbim noksan sıfatlardan tenzih eder ve O'na hamdederim, Rabbim noksan sıfatlardan tenzih eder ve O'na hamdederim.[97]
Sebebe Ve Vakte Bağlı Olmayan Dualar
Hz. Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
Rasûiüllah sallâhu aleyhi ve sellem duâ ederken şunu söylerdi:
Allahümme eslih İt dîniye'l-lezî hüve ismetti emri ve eslih lî dünyâye'l-letî fîhâ meâşî ve eslih lî âhirati'l-letî fîhâ meâdî ve'c-ali'l-hayâte ziyâdeten lî fî külli hayrın ve'c-ali'l-mevte râhaten lî min külli şerrin.
"Allahım, dinimi doğru kıl, o benim işlerimin ismetidir. Dünyamı da doğru kıl, hayatım onda geçmektedir, Ahiretimi de doğru kıl, dönüşüm orayadır. $ Hayatı benim için her hayırda artma (vesilesi) kıl. $ Ölümü de her çeşit serden (kurtularak) rahat(a kavuşma) kıl.[98]
Hz. Enes radiyallâhu anh anlatıyor: "Rasûîüllah'ın duasının çoğu:
Rabbena âtînâ fi'd-dünya haseneten ve fi'l-âhirati haseneten ve kına azâbe'nâr.
"Ya Rabbi! Bize dünyada bir güzellik, ahirette de bir güzellik güzel bir nimet ve saadet ver. Ve bizi cehennem azabından koru.[99]
Yine Hz. Enes radıyallâhu anh anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Kim cenneti üç kere isterse/ cennet: "Allah'ım onu cennete koy" der. Kim Allah'tan üç sefer ateşe karşı koruma taleb ederse, cehennem: "Allah'ım onu ateş, ten koru" der.[100]
Kur’ An Okumaya Başlarken Okunacak Dua
"Allahümme'r-hamnî bi'l-kur'ân ve'c-alhülî imamen ve hüden ve rahmeten. Allâhümme ^ zekkirnt minhü mâ nesîtü ve allimnî minhü mâcehiltü ve'r-züknî tilâvetehû ânâe'lleyli ve'n-k nehâri. Ve'c-alhü lî hucceten yâ rabbe'l-âlemin."
Ey Allah'ım Kur'anın hürmetine bana rahmet et.
O'nu bana imam ve hidâyet rehberi kıl. Ey Allah'ım j O'ndan unuttuğumu bana hatırlat ve bilmediğimi de i bana öğret, O'nu gece gündüz okumayı nasib et, ve ^ benim için bir rehber kıl, ey âlemlerin Rabbi!
Besmele-İ Şerifenin Fazileti
Kelime manası: Allah Tealâ Haz- retlerinin ismi şerifiyle bereketlenerek okumaya başlarım. öyle Allah'ü Teala ki, Rahman sıfatıyla muttasıf (sıfatlanın), yani kullarına acımakta nihayete (sona) varan, hakiki, gerçek nimet verici. Yine öyle Allah'ü Tealâ ki,
Rahim sıfatıyla muttasıf, yani ziyade ve hakiki nimet verici.
Toplu Manası: Rahman (çok acıyıcı) ve Rahim (son derece esirgeyici) olan Allah'ın Celle Celâluhu ismi şerifiyle bereketlenerek başlarım.
İbn-i Abbas radıyallahu anhumadan rivayet edilmiştir ki, Hazreti Osman radıyallahu anh, Efendimiz sallâhu aleyhi ve sellem'e Besmele'den sordu. Rasülüllah sallâhu aleyhi ve sellem de şöyle buyurdular.
"O (Besmele), Allah'ü Teala'nın isimlerinden bîr isimdir. O'nunla Allah'ın en büyük ismi (İsm-i A'zam) arasında ancak, gözün siyahıyla beyazı arasındaki kadar yakınlık vardır. Yani o kadar yakındırlar.[101]
İbn-i Abbas radıyallahu anhumanın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir ki:ül1 i
Allah'ın en büyük ismi" âlll - ALLAH" ismi şerifidir. [102]
Cabir ibn-i Abdullah radıyallahu anh'dan rivayet edildi ki:
"Besmele-i şerife inince bulut doğuya kaçtı, rüzgâr dindi, deniz dalgalandı, bütün hayvanlar kulak verdiler. Şeytanlara da semadan taşlar yağdı. Ve Allah'ü Tealâ Besmele-i Şerife hangi şey üzerine okunursa muhakkak o şeyde bereket yaratacağına dair İzzet ve Celâl'ine (ululuğuna ve büyüklüğüne) yemin etti.[103]
İbn-i Mesud radıyallahu anh'ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
"Her kim, Allah'ü Tealâ'nın on dokuz zebaniden kendisini kurtarmasını istiyorsa, Besmele okusun ki, Allah'ü Tealâ onun için Besmelenin her bir harfinden ondokuz meleğin herbirine karşı bir kalkan yapsın.
İbn-i Abbas radıyallahu anhuma Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den rivayetle şöyle de
Şüphesiz bir hoca küçük bir çocuğa: Besmele oku" dediği zaman, o hocaya da, çocuğa da, onun anne ve babasına da, cehennemden beraat kurtuluş yazılır.
Safvan ibn-i Selim'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
Cinler, insanların eşya ve elbisesini kullanırlar. Sizden herhangi bir elbise alır veya koyarsa Besme-le-i şerife çeksin zira Allanın ismi mühürdür.
İbn-i Mesud radıyaliahu anh'den rivayet edildiğine göre, Efendimiz sallallahu aleyhi ve seilem şöy-ie buyurdu: "Her kim Besmele-i şerifeyi okursa, onun için her harfine karşılık dört bin sevap yazılır, dört bin günahı silinir ve kendisi dört bin derece yükseltilir.
Fatiha-İ Şerife Ve Faziletleri
Her gün farz olsun, nafile olsun bütün namazlarda devamlı okuduğumuz, hayatımızın içine nüfuz etmiş olan bu Fatiha sûresi'nin mealini ve kelime kelime manasını çok iyi bilmeliyiz, onu dilimizden düşürmediğimiz kesin ancak manasını bilmeden, düşünmeden okuduğumuz malum, o yüzden bunun üzerine mutlaka durmalıyız.
Seçilmiş dualar
Fatiha Suresinin Toplu Manası
1. Rahman, Rahîm Allahın ismiyle
2. Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
3. 0 Rahman ve Rahim'dir,
4. O, din Gününün sahibidir.
5. Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti. (Ya Rab!).
6. Bizi dosdoğru yola ilet.
7. Nimete erdirdiğin kimselerin yoluna; gazaba uğrayanların, ya da sapıtanların yoluna değil.
Kelime Manası:
Hamd, (tazim yolu üzere güzel vasıflarla medh-ü sena olunmak, övülmek. Kime mahsustur?
Allah Celle Celâluhuya mahsustur, öyle büyük Allah ki, Bütün âlemlerin (varlıkların) Rabbidir yani seyyidi (ulusu) yetiştiricisi, idarecisidir, öyle büyük Allah ki, Rahman sıfatıyla muttasıf yani mahlûkatına acımakta nihayete varan, hakiki nimet vericilikle sıfatlanmış, yine öyle büyük Aliah ki,
Rahim sıfatıyla muttasıf yani ziyade hakiki $ nimet vericilikle sıfatlanmış. Daha, öyle büyük Allah ki, ceza (kıyamet) gününün maliki (yegâne sahibi). Âmin (YaRabbi!)
Yalnız sana ibadet (kulluk) ederiz ve ancak senden yardım isteriz, Hidayet et, ulaştır. Kimi? bizi, neye? yola, öyle yol ki, dosdoğru olucu, yani dosdoğru yol olan din-i mübin-i İslâm'a bizi kavuştur. Nedir o doğru yol öyle kulların yoludur. ki, inam (iyilik) ettin, kime? onlara, Öyle inam ettiğin kullar ki, olunmamış, kimin üzerine? onlar üzerine, yani kendilerine gazap edilen (kızılan) Yahudilerden başka olan kullar, daha? ve dalâlete düşücü T J sapık (Hristiyan) lann dışında kalan kullar yani bizi, gazap olunmayan ve dalâlete düşmeyen kullarının yoluna hidayet et (kavuştur). Âmin !
Fatiha Suresinin Faziletleri
Fatiha-i Şerifeye "Suretü'ş-Şifa" = Şifa Suresi ismi verilmiştir. Nitekim Ebû Saidi'l-Hudri radiyallahu anh'ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Rasûlüllah sallahu aleyhi ve sellem bizi otuz atlıdan meydana gelen bir müfreze (küçük askerî birlik) olarak gönderdi, araplardan bir kavmin yanına konduk ve bizi misafir etmelerini istedik. Onlar ise misafir etmeyi kabul etmediler. Sonra onların reislerini akrep soktu, hemen bize gelerek:
"İçinizde akrep sokmasını okuyup iyi edecek bir kimse var mı?" dediler.
Bende: "Evet ben varım, ancak otuz koyun almadan bu işi yapmam." dedim. Onlarda:
"Biz size otuz koyun veririz." dediler. Ben de ona yedi kere Fatiha okudum hemen iyileşti. Koyunlan aldık fakat içimize bir şüphe geldi onun için koyunlara hiç dokunmadan Efendimiz sallahu aleyhi ve selleme geldik ve hadiseyi aynen kendisine anlattık. Bunun üzerine:
"Sen onun (Fatiha'nın) bu kadar etkili bir duâ olduğunu nasıl bilebildin? O koyunları bölüşün sizinle beraber bana da bir hisse ayırın." buyurdu.[104]
Böylece Efendimiz sallahu aleyhi ve sellem alınan koyunların helâl olduğunu anlatmak için onlara bir lâtife yapmış oldu.
Ebû Süleyman radıyallahu anh'ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Rasûlüllah sallahu aleyhi ve t seliemin ashabı bir muharebelerinde saralı bir adama i rastladılar, içlerinden biri onun kulağına Fatihayı serife okur okumaz adam hemen iyileşti. Bunun üzerine Efendimiz sallahu aleyhi ve sellem: "Fatiha her derde devadır." buyurdu.[105]
'Hariç İbn-i Salt et-Temîmî radıyallahu anh am-casının şöyle anlattığını rivayet etti: Bir kere Efendi-miz sallahu aleyhi ve selleme uğradım. Yanından ay-rıldıktan sonra bir kavme rastladım, aralarında zincir-le bağlı zırdeli bir adam vardı. Onun yakınları bana: "Yanında şu deliyi tedavi edecek bir ilâcın var mı? Zi-ra sizin peygamberiniz muhakkak bir hayır getirmiş-tir." dediler. Bende o hastaya üç gün Fatiha okudum, sabah akşam olmak üzere her gün iki kere okuyordum (okurken biriken) tükürüğümü yutmayıp toplu-yor üfleyerek ona saçıyordum. Hasta iyileşince bana yüz koyun verdiler, bende hemen Efendimize dönerek bu meseleyi anlattım. Bunun üzerine Efendimiz sallahu aleyhi ve sellem "Aldığın koyunları Ye! Yemin ederim ki, yanlış şeyler okuyup karşılığında aldıkları-nı yiyenler var. Sen ise, doğru okuyup yedin." buyurdu.[106]
Abdül-Melik İbn-i Umeyr radıyallahu anh'den rivayete göre. Efendimiz sallahu aleyhi ve sellem: "Fatihatü'l-Kitapta, her derde şifa vardır." buyurmuştur.[107]
Diğer bir rivayette Peygamber sallahu aleyhi ve Onda (Fatiha sûresinde) her derdin devası vardır" buyurmuştur.[108]
Hazreti Enes radıyallahu anh'den rivayet edildi $ ki, Rasûlüllah sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Her kim Besmeleden sonra, Fatihayı şerifeyi okur, sonrada Âmin derse, gökte bir mukarreb (Allah'a en yakın) melek kalmaz hepsi onun için istiğfar eder, af ister.[109]
İmam-ı Hasan radıyallahu anh'den rivayet edilmiştir ki, Rasûlüllah sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah'ü Tealâ bir kulun bir nimet verirde kul, o nimete karşı Allah'ü Tealâya hamd ederse, I muhakkak onun Allah'a hamd etmesi, kendisine verilen o nimetten daha üstündür, o nimet ne olursa olsun.[110]
Hazreti Enes radıyallahu anh'den rivayet edilen diğer bir hadis-i şerifte de Rasûlüllah sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eğer bütün dünya kenarı ve köşesiyle ümmetimden bir adamın elinde olsa,
sonra o kişi dese, elbette elhamdülillah diyerek o kişinin Allah'a hamdetmesi bütün dünyadan efdal daha üstündür.[111]
Abdullah İbn-i Amr radıyallahu anh'den rivayet edildi ki, Rasûlüllah sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Teşbih, mizanın yarısıdır. ise, mizanı doldurur. için de,
Allah'a varıncaya kadar hiç bir perde yoktur. Yani hiç bir perde önüne çıkmadan, doğru Mevlâ'ya varır.[112]
Esved İbn-i Serî1 radiyallahu anh'den rivayete göre, Rasûlüllah sallahu aleyhi ve sellem: "Övülmeyi Allah'ü Tealâdan daha çok seven hiç bir şey yoktur.
Bundan dolayı kendini övmek üzere, (bütün hamdler Allah'a mahsustur) buyurdu.[113]
Atâ radiyallahu anh'ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir ki:
Bir ihtiyacının meydana gelmesini istersen, Fâtiha-i Şerifeyi sonuna kadar oku, İnşallah hacetin görülür isteğin yerine getirilir.[114]
Âyete'l-Kürsinin Fazileti Ve Okumanın Faydaları
Allâhu lâ Mâhe illâ hu e'1-hayyü'l-kayyûm. Lâ te'huzühû sinetün velâ nevm. Lehû mâ fî's-semâvâti ve mâ fi'l-ard. Men ze'l-lezî yeşfeu indehû illâ bi iznih. Ya'iemü mâ beyne eydıhım ve mâ halfehüm ve lâ yühîtûne bi şey'in min ilmihî illâ bimâ şâe' vesia kürsiyyühü's-semâvâti ve'l-ard ve lâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüve'l-aliyyüiazîm.
Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. 0 daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O'nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının ön- J lerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok ı büyüktür.[115]
Übeyy b. Kâ'b radıyallahu anh'den rivayete göre, bîr kere Rasûlüilah sallallahu aleyhi ve sellem ona: "Allah'ın kitabında en büyük ayet hangisidir.? diye sordu. O da: "Allah ve Resulü daha iyi bilir," diye cavap verdi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu soruyu birkaç defa tekrarladı.
Sonra Übeyy: "Ayetel Kürsî" diye cevap verdi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem: İlim sana kolay olsun ey Eba Münzir. Canım kendisinin elinde olan Allah'a yemin ederim ki, muhakkak Ayetel Kürsi'nın bir dili iki de dudağı vardır ki, arşın direğinin yanında melik olan Allah Teâla'yı takdis eder ona tazimde bulunur.[116]
Enes radıyallahu anh'den rivayete göre, Rasûlüilah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Her kim her farz namazın arkasından Ayetel Kürsî'yi okursa öteki namaza kadar (maddi-manevi belâlardan korunur. Buna her namazın arkasından ancak Peygamber, Sıddık, veya şehid devam eder.[117]
Ali İbn-i Ebi Talib radıyallahu anh'den rivayete göre, Rasûlüilah sallallahu aleyhi ve sellemin minber s üzerinde şöyle buyurduğunu işittim: "Her kim Ayetel Kürsî'yi her namazdan sonra okursa cennete girmekten onu ancak ölüm men eder. Her kim onu (Ayetel Kürsî'yi) yatacağı zaman okursa, Allah'ü Tealâ ona kendi evi, komşusunun evi ve etraftaki evler hakkında güvence verir.[118]
Ebû Hureyre radıyailahu anh'den Efendimiz i saliallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğu rivayet İ edildi: "Bakara suresinde bir ayet vardır ki, Kuran ; ayetlerinin efendisidir. Şeytan olan herhangi bir evde bu ayet okunursa şeytan o evden çıkar. (O ayet) Ayetül Kürsî'dir.[119]
Ebû Katâde radıyallahu anh'den Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğu rivayet etti: Her kim Ayete'l-Kürsî'yi ve Bakara sûresinin sonunu sıkıntılı, kederli anında okursa Allah'ü Tealâ ona yardım eder.[120]
Hazreti Âişe radıyallahu anh'den rivayete göre ] bir kişi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e gelip ] ona, evinde olan şeyleri bereketsizliğinden şikâyet etti. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz: Sen Ayete'l-Kürsî'den neredesin niçin Ayete'l Kürsî'yi okumuyorsun? O, herhangi bir yemek veya katık üzerine okunursa mutlaka Allah'ü Teâla o yemek ve katığın bereketini çoğaltır" buyurdu.[121]
Peygamberimize Salavat Getirmenin Fazileti
Ayet-i kerime:
Hiç şüphesiz, Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salavât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.[122]
Rasülüllah saliâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: Kim bana bir salavat okursa Allahta ona on salaf vat okur.[123]
Sallallahu Aleyhi Ve Sellem Efendimiz: "Kabrimi bayram yerine çevirmeyin. Bana salât getirin. Getirdiğiniz salât nerede olursanız olun bana ulaşır.[124]
Amr İbn-i Rabi'a radıyallahu anh anlatıyor:
Rasülüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki:"Bana salavat okuyan bir mü'min yoktur ki ona melekler rahmet duası etmemiş olsun. Bu, bana salavat okuduğu müddetçe devam eder. Öyleyse kul bunu, a ister az ister çok yapsın!"
İbn-i Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: Rasülüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Kim bana salavat okumayı unutursa, cennetin yolu-i nu terketmiş olur."
İstiâze (Allah'a Sığınma) Duası
Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Hz. Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem şöyle Allah'a sığınırdi:
Allâhümme eûzü bîke mine'lbühli ve'l- keseli ve erzelî'l-ömri ve azâbi'l-kabri ve fîtneti'd-deccâli ve fstneti'l-mehyâ ve'l-memâti.
Allah'ım! Aczden, tembellikten, korkaklıktan, düşkünlük derecesine varan ihtiyarlıktan, cimrilikten sana sığınırım. Keza, kabir azabından sana sığınırım. Haya ve ölüm fitnesinden sana sığınırım.[125]
Yine Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Hz. Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem şu duayı okurardı:
Allâhümme innî eûzü bike mine'l-berasi ve'l-cünûni ve'l-cüzzâmi ve mın seyyıın.
Allah'ım! Cüzzamdan, baras (alaten) hastalığından, delilikten ve hastalıklardan kötülüklerden sana sığınırım.[126]
İstiğfar
Hz. Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular kî: "Ben günde yüz sefer Allah'a istiğfarda bulunurum."
Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor:
Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki:
Ben günde yetmiş kere Allah'a tevbe ve istiğfarda bulunurum."
Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Benim dilimde, aile efradıma karşı bir ölçüsüzlük vardı. Fakat bu başkalarına olmazdı. Bu halimi sallâhu aleyhi ve sellem'e söyledim. Rasûlüllah: "İstiğfar bakımından ne haldesin? (Bu kusurunun bağışlanması için günde yetmiş kere istiğfar et!" buyurdular."
Abdullah Ibn-i Busr radıyallahu anh anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Amel defterinde çok istiğfar bulunana ne muti Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Rasûlüllah aleyhisselatu vesselam şöyle duâ ederdi:
"Ey Allahım! Beni, güzel amel işledikleri zaman (bunun mükâfaatıyla) müjdelenen ve hata işlediği zaman da istiğfar edenlerden eyle!"
İbnu Ömer radıyallahu anhümâ der ki: "Ben Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem'in bir meclisten kalkmazdan önce yüz kere:
Estağfirullâhellezî lâ ilahe illâ hüve'l- hayyü'l-kayyûmü ve etûbü ileyhi.
"Kendisinden başka ilah bulunmayan, hayy ve kayyûm olan Allah'tan af diliyorum, O'na tevbe ediyorum" dediğini işittim."
İstiğfar, Teşbih, Tehlil, Tekbir, Tahmid Ve Havkale
Abdullah İbn-i Amr İbni'l-Âs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "İki haslet vardır ki onları Müs- lüman bir kimse (devam üzere) söyleyecek olursa mutlaka cennete girer. Bu iki şey kolaydır. Kim onlarla amel ederse, azdır da... Her (farz) namazdan sonra on kere teşbih (sübhânallah), on kere tahmid (elhamdülillah), on kere tekbir (Allah'ü ekber) söylemekten ibarettir." (Abdullah der ki:) "Ben Rasûlüllah sallâhu alehi ve sellem'in bunları söylerken parmaklarıyla saydığını gördüm. Rasûlüllah devamla buyurdular: "Bunlar beş vakit itibariyle toplam olarak dilde yüzellidir.
Mizanda bin beş yüzdür. "İkinci haslet" ise yatağa girince Allah'a yüz kere teşbih, tekbir ve tahmid'de bulunmanızdır. Bu da lisanda yüzdür, mizanda bindir. $ (Her ikisi toplam iki bin beş yüz eder.)"
Rasûlüflah sallâhu aleyhi ve sellem sözlerine şöyle bir soru ile devam etti:
Hanginiz bir günde, gece ve gündüz iki bin beş yüz günah işler?"
Bunları niye söylemiyelim ey Allah'ın Resulü?" dediler. Şu cevabı verdi:
"Şeytan, namazda iken her birinize gelir: "Şunu şunu hatırla" der, ve namazdan çıkıncaya kadar devam eder. (Bu hatırlatmaların neticesi olarak) kişi bu tesbihatı terk bile eder. Kişi yatağına girince de şeytan ona gelir, (zikir yapmasına imkân vermeden) uyutmaya çalışır ve uyutur da.[127]
İbn-i Ebi Evfa radıyallahu anhüma anlatıyor:
Bir adam gelerek- "Ey Allah'ın Resulü! dedi, ben Kur'an'dan bir parça seçip alamıyorum. Bana kifayet edecek bir şeyi siz bana öğretseniz!"
Öyleyse;
Sübhânallah velhamdüliflah, ve lâilâhe lallah, vallahu ekber, velâ havle vela kuvvete billâh. Allahım seni tenzih ederim, hamdler sana mansustur. Allah'tan başka ilah yoktur, Allah en büyük dualar tür, güç kuvvet Allah'tandır, de buyurdu,
"Ey Allah'ın Resulü! dedi, bu zikir Allah içindir. Kendim için duâ olarak ne söyleyeyim?"
"Şöyle duâ et:
Allahümmağfirli, verhamnî, vehdinî, verzukni Allah'ım! Beni affet, bana merhamet et, bana hidayet ver ve bana rızık ver. ]
Adam (dinleyip, kalkınca) ellerini sıkıp göstererek: "Şöyle (sımsıkı belledim)" dedi. Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem, bunun üzerine:
"İşte bu adam iki elini de hayırla doldurdu. buyurdu.
Hz. Âişe radıyallahu anhhâ anlatıyor:
"Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem ölümünden önce şu duaları çok tekrar ederdi: tini diler, günahlarıma tevbe ederim." Ben kendisin- den bunun sebebini sordum. Şu açıklamayı yaptı:
"Rabbim bana bildirdi ki, ben ümmetim hakkın- da bir alamet göreceğim. Ben onu görünce Sübhânallâhi ve bihamdihi, estağfirullahe ve etübu ileyh zikrini artırdım. Bu gördüğüm, İzâ câe nasrullahi ve'l-fethu., süresidir."
Peygamberimize Salavat Getirme Şekilleri
Es-salâtü ve's-selâmü aleyke yâ reşûlellâh.
Es-salâtü ve's-selâmü aleyke yâ seyyide'l- evveline ve'l-âhirîn.
Es-salâtü ve's-selâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü ve rahmetü'llâhi ve berakâtühü.
"Allahumme salli alâ seyyidina
Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed "
Başka bir Salâvat;
"Allahumme salli âlâ seyyidina Muhammedi-nînnebiyyil ümmiyyi ve ala alini ve sahbihi ve sellim."
"Allah'ım! Peygamber Muhammed (sallallahu £ aleyhi ve sellem.)'e onun âline ve ashabına salât ve a selam eyle."
Abdullah Ibn-i Mes'ud radıyallahu anh şöyle I dedi: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem'e salavat okuyunca salavatı güze! yapın. Zira siz bilemezsiniz, belki bu salavatmız ona arzedilir. dedi.
Kendisine: "Öyleyse güzel olan salavatı bize öğretin!" dediler. O da: "Şöyle söyleyin:
Allahümme'c'al salateke ve rahmeteke ve berekatike ala seyyidi'l-mürselîn ve îmamî'l-Muttakin ve hatemi'n-nebiyyin Muhammedin abdike ve Resulike imami'l-hayri ve kaidî'l- hayrı ve Resulir-rahmeti.
Allahümme'b'ashu makamen mahmuden yağbituhu bihi'l-evvelin ve'l-ahirîn.
Allahümme sallı ala Muhammedin ve ala ali Muhammedin kema sallayte ala İbrahime ve i ala al-i İbrahime inneke hamidun mecid.
Allahümme barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammedin kema barekte ala İbrahime ve ş ala al-i İbrahime inneke hamidun mecid.
Manası: Allahım salatını, rahmetini, bereketleririni peygamberlerin efendisi, muttakilerin imamı ve peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed'e kıl. senin kulun ve elçindir, hayrın imamı, hayrın komutanı, ve rahmet peygamberidir,
Allahım! Onu makam-ı Mahmud üzere dirilt, r ondan önce gelenler de sonra gelenler de bu makamı sebebiyle ona gıbta ederler.
Allahım! Muhammed'e, Muhammed'in aline salat et, tıpkı İbrahim'e ve İbrahim'in aline salat ettiğin gibi. Sen hamid ve mecidsin.
Allahım, Muhammed'i ve Muhammed'in alini I mübarek kıl, tıpkı İbrahim'i ve İbrahim'in alini mübarek kıldığın gibi, sen hamid ve mecidsin)."[128]
Şefaat
Hz. Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki:
Her peygamberin müstecab (Allah'ın kabul edeceği) bir duası vardır. Her peygamber o duayı yapmada acele etti. Ben ise bu duamı Kıyamet gününde, ümmetime şefaat olarak kullanmak üzere sakladım (kullanmayı âhirete bıraktım). Ona inşaallah, ümmetimden şirk koşmadan ölenler nail olacaktır.[129]
Uykudan Uyanınca Okunacak Dua
Buhari ve Müslim'in sahihlerinde rivayete göre, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Biriniz uyuduğu zaman şeytan, kafasının arka kısmına üç düğüm bağlar ve her düğümü yerine koyarken "üzerinde uzun bir gece vardır, uyu!" der. Ve o uyandığı zaman Allah Teâlâ'yı zikrederse bir düğüm çözülür, kalkıp abdest alırsa bir düğüm daha çözülür ve namaz kılarsa bütün düğümler çözülür ve o hareketli ve neşeli olarak sabahlar. Aksi takdirde sıkıntılı ve uyuşuk olarak kalkar."
Sabah olunca da şu duayı okurdu:
Elhamdü lîllahillezî ahyânâ ba'de mâ amâtenâ ve ileyhinnüşur.
Bizi öldürdükten sonra tekrar hayat veren Allah'a hamdolsun!. Zaten dönüşümüz de O'nadır.[130]
Hz. Aişe radıyallahu anhhâ anlatıyor: "Hz. Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem geceleyin uyanınca şu duayı okurdu;
Lâ ilahe illâ ente sübhânekellahümme estağfiruke lizenbî ve es'efüke rahmeteke, Allahümme zidnî ilmen ve lâ tüziğ galbî ba'de iz hedeytenî veheb lî min ledünke rahmeten inneke entel vehhâb.
"Allahım! Seni hamdinle tenzih ederim, Senden x başka ilah yoktur. Günahım için affını dilerim, rahmetini taleb ederim, Allahım ilmimi artır, bana hidayet verdikten sonra kalbimi saptırma. Katından bana w rahmet lütfet. Sen lutfedenlerin en cömerdisin".[131]
Allah Teâlâyı Zikretmeden Uyumanın Mekruh Olduğu Hakkında
Ebû Hureyre radıyaliahu anh'den rivayete göre, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim, bir yerde oturur da Allah Teâlâ'yı zik-I retmezse Allah'a karşı bir kusur işlemiş olur. Ve kim, £ bir yerde uzanıp uyur da Allah Teâlâ'yı zikretmezse i Allah'a karşı bir kusur işlemiş olur.[132]
Yatmadan Önce Okunacak Dua
"Efendimiz Aleyhîsselam yatağına girdiği zaman, iki elini birleştirir sonra ellerine üfleyip Muavvizeteyn'i (felak nas suresini) ve İhlas'ı okur (ellerine üfleyip) ellerini yüzüne ve vücuduna üç kere sürerlerdi. Hastalandığı zaman da aynı şeyi kendisine Hz. Aişe radıyaliahu anha'dan yapmasını isterdi"[133] Sonra sağ tarafına yatar ve aşağıdaki duayı okurdu.
Allahümme eslemtü nefsî ileyke ve fevveztü emrî ileyke ve elce'tü zahrî ileyke, rağbeten ve rahbeten İleyke lâ melce-e ve lâ mencâ minke illâ ileyke, amentü bikitâbikellezî enzelte ve nebiyyikellezî erselle.
"Ey Allah'ım! Kendimi Sana teslim ettim. İşlerimi sana bıraktım, Sen'den korkarak ve (sevabını) arzu ederek sırtımı sana yasladım (yani sana güvendim). Sen'den kutrulacak yer de sığınakta ancak sensin. Ey Allah'ım! İndirdiğin kitabına ve göndermiş olduğu
En sevgiliden duğun peygamber'ine imân ettim"[134] .
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, bu hadisi J i şerifi rivayet eden Bera bin Azib radıyallahu anhu'ya;
Yatmak istediğin zaman güzelce abdest al, sonra sağ tarafın üzerine yat ve şöyle dua et. Buyurarak yukarıda ki duayı okumasını istedi. Devamında Efendimiz sallallahu aleyhi ve seilem;
Şayet bu duayı okuduğun gecede ölecek olursan (islâm) fıtratı Üzerine ölmüş olursun. Şayet sabaha erersen hayır bulursun.[135] Şunu da unutma ki, bu duayı söyleyeceğin sözlerin sonuncusu yap. Yani bundan sonra konuşma, buyurdular.
Hz. Muâz radıyallahu anh'dan rivayete göre:
Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem, buyurdular ki:
Akşamdan abdestli olarak temizlik üzere zikrederek uyuyan ve geceleyin de uyanıp Allah'tan dünya ve âhiret için hayır taieb eden hiç kimse yoktur ki Allah dilediğini vermesin.[136]
Uykuda Korkanın Ve Uykusu Kaçanın Yapacağı Dua
Efendimiz Aleyhisselam, uykusunda korkanlara veya uykusu kaçanlara aşağıdaki duayı okumalarını tavsiye etmişlerdir;
Eûzü bikelimâtillâhittâmmeti min gazabihi ve şerri ibâdihî vemin hemezâtişşeyâtîni ve en vahzurûn.
"Allah'ın Gazabından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve bana gelmelerinden Allah'ın şifa veren kelimelerine sığınırım"1
Sahabeden Abdullah bin Amr radıyallahu anh bu duayı çocuklarından aklı erenlere öğretir, aklı ermeyen küçükler içinde yazıp üzerlerine asardi.
Gece Uyurken Her Türlü Musibetten? Korunmak İçin
"Hâ Mîm^ Tenzîrü'l-kitâbi mineilâhi'lazîzi'l-hakım. Ğâfiri'z-zenbi ve kâbilî't-tevbi I a şedîdi'l-ıkâbi zi't-tavl. Lâ ilahe iflâhüve ileyhi esir"
1-Hâ, Mîm
2-Bu kitabın indirilişi, çok güçlü ve her şeyi bilen Allah tarafındandır.
3-0, günah bağışlayıcı, tevbe kabul edici, azabı şiddetli, kerem sahibi Allah'tandır ki O'ndan başka ilâh yoktur, Hem dönüş O'nadır.[137]
Teheccüd Namazı Esnasında Dua
Hz. Ebû Hureyre radıyallâhu anh'dan rivayete göre: Rasûlüllah sailallahu aleyhi ve sellem buyurdu İflarki: Her gece, Rabbimiz gecenin son üçte biri girince, dünya semasına iner ve;
"Kim bana dua ediyorsa ona icabet edeyim, if Kim benden bir şey istemişse onu vereyim, kim bana istiğfarda bulunursa ona mağfirette bulunayım" der.[138] Hz. İbn-i Abbâs radıyallâhu anhüma anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem teheccüd namazı ; kılmak üzere geceleyin kalkınca şu duayı okurdu:
Allahüınm lekelhamt ente kayyimüs- vemen fıUıipne ve leke'l-hamdü leke mülkii's-semâvâti ve'l-arzı ve men fîhinne ve leke'l-hamdü ente nûrüşsemâvâti En sevgiliden
"Allahım, Rabbimiz! Hamdler sanadır. Sen arz ve semâvatin ve onlarda bulunanların kayyumu ve : ayakta tutansın, hamdler yalnızca senin İçindir. Sen £ semâvat ve arzın ve onlarda bulunanların nurusun, £ hamdler yalnızca sanadır. Sen haksin, va'din de hak-$ tır. Sana kavuşmak haktır, sözün haktır. Cennet hak-$ tır, cehennem de haktır. Peygamberler haktır, Mu-I hammed sallâhu aleyhi ve sellem de haktır. Kıyamet | de haktır.
Allahım! Sana teslim oldum, sana inandım, sana tevekkül ettim. Sana yöneldim. Hasmına karşı I senin (burhanın) ile dâva açtım. Hakkımı aramada \ senin hakemliğine başvurdum. Önden gönderdiğim ve arkada bıraktığım hatalarımı affet. Gizli işlediğim, ; aleni yaptığım, benim bilmediğim, senin benden daha iyi bildiğin hatalarımı da affet! İlerleten sen, gerileten de sensin. Senden başka ilah yoktur".[139]
Hafızayı Güçlendiren, Unutkanlığı Gideren Namaz
îbn-i Abbâs radıyallahu anh'den rivayet edilmistir; deki: Biz Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellemin huzurunda iken ansızın Ali bin Ebi Tâlib Kerremellahu Vechehû geldi.
Babam ve annem senin yoluna feda olsun, bu Kur'ân benîm göğsümden sıyrılıp gidiyor ve kendimi ona güç yetirecek derecede bulamıyorum" dedi. Bunun üzerine Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem ona:
Yâ Ebel-Hasan, "Sana bir takım kelimeler öğreteyim mi ki Allah bu kelimelerle seni faydalandırsın, Öğrettiğin kişileri de onlarla faydalandırsın ve öğrendiğin şeyi de göğsünde yerleştirsin? Ali: Evet, ya Rasûlellah, öğret bana dedi. Rasûl-i j Ekrem şöyle buyurdu:
Cuma gecesi olduğu vakit, eğer gecenin geriye J kalan üçte birine kalkmağa gücün yeterse, bu, meleklerin hazır bulundukları bir saattir ve bu saatde duâ makbuldür. Nitekim kardeşim Yakub oğullarına h ileride sizin İçin Rabbime İstiğfar edeceğim! Yusuf Suresi:98 demişti ki. Cuma gecesi gelince demek istiyor. Eğer gücün yetmezse gecenin yarısında kalk. ^ Şayet (buna da) gücün yetmezse gecenin evvelinde kalkıp dört rekât namaz kıl.
Birinci rekâtta Fatiha ile beraber Yâsîn sûresini,
İkinci rekâtta Fatiha ile beraber Duhân süresini,
Üçüncü rekâtta Fatiha ile beraber Secde sûresini
Dördüncü rekâtta Fatiha ile beraber Mufassal
Tebareke Mülk suresini okursun.
En sevgiliden
Teşehhüdü (Et-Tehiyyât'ı) bitirdiğin vakit Allah-| 'a harrld eyle, en güzel şekilde Allah'a senada bulun, $ bana da salâvatı şerif getir ve (salâtını) güzel yap, $ sonra bütün peygamberlere salât et, erkek ve kadın | bütün mü'minler ve senden evvel iman ile vefat eden | kardeşlerin için istiğfar et ve bütün bunların sonunda £ şöyle de:
Seçilmiş dualar
Allahtm! Beni yaşattığın müddetçe ma'siyetleri ebediyyen bırakmakla beni kayır. Beni ilgilendirme yen şeylere özenmekten beni esirge. Seni benden hoşnud eden şeylere iyi bakmayı (eğilmeyi) bana ihsan et. Allahım, ey gökleri ve yeri yoktan var eden, ey celâl, ikram ve erişilmez izzet sahibi! Yâ Allah, yâ Rahman! Celâlin ve nûr-i vech'in hakkı için senden kalbimi, kitabını bana öğrettiğin şekilde hıfzet (belle) meye ilzam etmeni dilerim. Seni benden hoşnut edecek şekilde onu okumayı bana nasib et. Allahım, ey gökleri ve yeri yoktan var eden, ey celâl, ikram ve erişilmez izzet sahibi! Yâ Allah, yâ Rahman! Celâlin ve nûr-i vech'in hakkı için senden gözümü kitabınla aydınlatmanı, dilimi onunla söyletmeni, kalbimden onunla üzüntüyü gidermeni, gönlümü onunla açmanı ve bedenimi onunla yıkamanı dilerim. Nitekim hak uğrunda bana senden başkası yardım etmez ve hakkı yalnız sen verirsin. Kudret ve kuvvet ancak yüce ve k t ulu Allah iledir."
Yâ Ebel-Hasan! Bunu üç veya beş veya yedi
Cuma yapacak ve Allah'ın izniyle kabul göreceksin. Beni hak ile gönderen Zat'a yemin ederim ki bu duâ mü'minden hiç bir zaman şaşmamıştır. İbn-i Abbas dedi ki:
Vallahi, Ali, beş veya yedi Cuma bekledikten sonra o meclisin bir benzerinde Rasûlüllah saliâhu aleyhi ve selleme geldi ve:
Yâ Rasûiellah! dedi, eskiden ancak dört âyet ve o mikdarda alabilmekte idim ve onları kendime okurken de sıyrılırlardı. Bugün ise kırk âyet ve o miktarda öğreniyorum ve bunları kendime okurken sanki Allah'ın kitabı gözlerimin önündedir! Nitekim bir hadisi işitirdim ve onu tekrarlayacağım zaman sıyrılırdı. Bugün ise hadisler dinliyorum ve onları anlattığım zaman da bir harf düşürmüyorum. Bunun üzerine Rasûlüllah saliâhu aleyhi ve sellem, ona şöyle buyurdu:
"Kâ'be'nin Rabbî hakkı için, mü'minsin, yâ Ebel-Hasan!.[140]
Oturunca Ve Kalkınca Okunacak Dualar
Ebû Hureyre radıyallâhu anh anlatıyor: Rasûlüllah saliâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdular ki: "Kim, malâyâni konuşmaların çok olduğu bir yerde oturur da, oradan kalkmazdan önce şu duayı okursa bu yerde oturmaktan hasıl olan günahından arınmış olur:
Sübhanekellahümme ve bi hamdike eşhe en lâ ilahe illâ ente esteğfiruke ve etûbü ileyke.
Allahım! Seni hamdinle teşbih ederim. Senden î başka ilah olmadığına şehâdet ederim. Senden inağım firet diliyorum, Sana tevbe ediyor (af taleb ediyorum)".[141]
Evden Çıkınca Yapılacak Dua
Efendimiz Aleyhisselam evinden çıktığı zaman şöyle duâ ederlerdi;
Bismillâhi tevekkeitü alallâhi, Allâhümme innî eûzü bike en ezile ev uzalle ev azlime ev üzleme ev echele ev yüchele aleyye.
Allah'ü Teâlâ'ya güvendim! Ey Allahım, Sapıklığa düşmekten veya düşürülmekten, ayağımın kay-% masından veya kaydırılmasından, zulmetmekten veya zulme uğramaktan, cehalete düşmekten veya cahil bırakılmaktan sana sığınırım"[142]
Ebû Hureyre radıyallâhu anh anlatıyor: "Rasûlüllah saliâhu aleyhi ve seilem, evinden çıktığı vakit şu duayı okurdu:
Bismillâhi, lâ havle ve !â kuvvete iflâ billâh, ettüklânü alallahî.
Allahın ismiyle dünya ve ukbâ işlerine güç kuvvet Allah'tandır. Dayanağım Allah'dır."
Hz, Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Rasûlüilah sailâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Kişi evinin -veya apartmanın- kapısından çıkınca, adama nezaretçi iki meleği vardır. Adam: "Bismillah" deyince onlar: "Doğruya irşad edildin" derler. "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" deyince, melekler: "Korundun" derler. Adam: "Tevekkeltü alâflah" deyince onlar: "İşin (sana bedel) görüldü" derler.[143]
Sokağa Çıkarken Okunacak Dua
Efendimiz Aleyhisselam aşağıdaki duâ hakkında şöyle buyuruyor. Her kim sokağa çıkarken bu duayı okursa yüz bin sevap yazılır yüz bin günahı silinir yüz bin derece yükseltilir;
Lâ ilahe illaflahu vahdehû lâ şerike lehr lehü'l-mülkü ve îehü'f-hamdü ve nüve alâ külli şey'in kadîr.
"Allah'tan başka ilah yoktur. 0, tektir ve ortağı yoktur. Mülk onundur ve hamd O'nadır. Yaşatan ve öldüren odur. 0, her şeye gücü yetendir.[144]
Eve Girerken Okunacak Dua
Ebû Mâlik el-Eş'ari radıyallahu anh anlatıyor:
Rasûlüllah sailâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki:
Kişi evine girince şu duayı okusun:
Allâhümme innî es'elüke hayra'l-mevleci ve hayra'l-mahreci bismillâhi velecnâ ve bismillâhi haracnâ ve alallâhi rabbenâ kelnâ.
Allahım! Senden hayırlı girişler, hayıriı çıkışlar istiyorum. Allah'ın adıyla girdik, Allah'ın adıyla çıktık,
Rabbimiz Allah'a tevekkül ettik". Bu duayı okuduktan sonra ailesine selam versin".[145]
Yemek Duaları
Efendimiz bu duâ hakkında; her kim yemekten sonra bu duayı okursa onun gelmiş ve gelecek günahları bağışlanır, buyurdular;
Efhamdü lillâhillezı et'aemenı haze'd-daâme ve razekanîhi min gayri havlin minnî ve g i lâ kuvvetin.
Bana bu yiyeceği yediren ve tarafımdan hiçbirgüç ve kuvvet olmadan bunu bana rızık kılan Allah'a hamdolsun" derse geçmiş günahları aff olunur"[146]
Ebû Said radıyallahu anh anlatıyor: "Hz. Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem bir şey yeyip içtiği zaman şu duayı okurdu:
Elhamdü lillâhillezı et'aemenâ ve sekânâ û ve cealenâ mine'l-müslîrr.îne.
Bize yedirip içiren ve bizi Müslümanlardan kilan Allah'a hamdolsun.[147]
Muaz Ibn-i Enes radıyallahu anh der ki:
Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki:Muhakkak ki Allah, kulun bir şey yiyip hamdetmesinden veya bir şey içip hamdetmesinden razı olur.[148]
Hz, Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Rasûlüllah $ sallâhu aleyhi ve sellem Sa'd İbn-i Ubâde'nin yanında ekmek ve zeytinyağı yemişti. Sonunda şöyle bir duâ buyurdu:
"Yanınızda oruçlular yemek yesin, yemeğinizden ebrarlar yesin, üzerinize melekler duâ etsin.[149]
Ebû Davud'un Hz. Câbir radıyallahu anh'den kaydettiği diğer bir rivayette şöyle denir:
"Ebû'l-Heysem bir yemek hazırladı, Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem ve Ashâbın'ı radıyallahu anhüm davet etti. Hz. Peygamber yemekten kalkınca: "Kardeşinizi mükâfaatlandırın!" buyurdu. Ashâb: "Mükâfaatı da ne?" diye sordular. Efendimiz: "Kişinin evine girilip yemeği yendi, içeceği içildi mi ev sahibi için duâ edilir. İşte bu onun mükâfaatıdır" cevabını verdi."
Resulullah'ın Okuduğu Şifa Duası
Hz. Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
Rasûlüllah aleyhissalatu vesselam (hastalığım sırasında) bana geçmiş olsun ziyaretine gelmişti. Bana:
Seni, Cebrail'in bana getirdiği duâ ile tedavi etrne-yeyim mi?" buyurdular. Ben: "Annem babam sana kurban olsun ey Allah'ın Resulü! Evet!" dedim. Okudular: ^
Bismillahi erkîke vallahu yeş'fîke min külkli dâin fîke min şerri'n-neffasâti fi'l-ukadi ve j t min şerri hâsidin izâ hased"
Allah'ın adıyla sana okuyorum, sende olan her hastalığa karşı, düğümlere üfleyenlerin şerrine, hased ettikleri zaman hasedçilerin şerrine karşı Allah I şifa versin (veya şifayı verecek olan Allah'tır). "Bunu üç sefer okudu."
Hastanın Duası
Ömer Ibnu'l-Hattab radıyallahu anh anlatıyor: Rasûlüllah sallâhu aleyhi vs sellem bana: "Bir hastanın yanına girince, ondan sana duâ edivermesini talep et. Çünkü onun duası meleklerin duası gibidir" buyurdular.[150]
Basanın Evlâdına Duası
Ümmü Hâkim Bintü Vedda'el-Huzâ'iyye radıyallahu anh'a anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular:
Babanın duası perdeyi deler (kabul makamına .[151]
Doğan Çocuğa Okunacak Dua
Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Yeni do- ğan çocuklar Hz. Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem'e getirilirdi. O da bunlara mübarek olmaları için duâ eder, tahnîk (ağız ile hurma v.b. şeyi ezip çocuğa yedirmek) de bulunurdu.[152]
Ebû Mûsâ radıyallahu anh anlatıyor: "Bir oğlum doğmuştu. Hemen Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve i î sellem'e getirdim. İbrahim ismini verip bir hurma ile tahnikde bulundu. Sonra da "Mübarek olsun" diye duâ buyurdu ve çocuğu bana geri verdi. Bu çocuk, k k Ebû Musa'nın en büyük evladı idi.[153]
Hapşıranın Duası
Amir Ibn-i Rebia radıyallahu anh anlatıyor:
Rasûlüliah sallâhu aleyhi ve sellemin arkasında namaz kılan birisi, namazda hapşırdı ve şu duayı oku du: Allahümme Rabbena ve leke'l-hamdü hamden kesîran tayyiben mübâraken fîhi.
Mübarek (hayrı bol), ihlaslı ve çok hamdle Allah'a hamdederiz, tâ Rabbimiz razı oluncaya kadar; f dünya ve âhiret işindeki rızasından sonra da i (hamdimize devam ederiz)."
Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem namazdan i çıktıktan sonra:
"Namazda duâ okuyan kimdi?" diye sordu. An-ı cak okuyan kişi sükû etti. Rasûlüllah (aleyhissalatu j vesselam) tekrar sordu:
Duayı kim okudu? Zira fena bir şey söylemedi." Bunun üzerine adam: "Bendim, bu duâ ile sâdece hayır murad ettim" dedi. Efendimiz:
"(Duanız) Rahman'ın Arşına kadar yükseldi buyurdu.[154]
Musıbere Uğrayanı Görünce Okunacak Dua
Hz. Ömer ve Hz. Ebû Hureyre radıyallâhu anhümâ anlatıyorlar: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Kim bir belaya uğrayanı görünce şu duayı okursa:
Elhamdü lillâhillezî âfânî mimmâ'b-telâke bihî ve fezzalenî ala kesîrin mimmen halekake tefzîlen.
"Seni imtihan ettiği şeyde bana afiyet veren ve birçok yarattığından beni üstün kılan Allah'a harmdol-sun!" Artık yaşadığı müddetçe, bu bela ne olursa otsun ona mâruz kalmaktan muaf kılınır.[155]
Ebû Hureyre radıyallâhu anh'ın bir rivayetinde sâdece: "..Bu bela ona isabet etmez" denmiştir.
Yılan Ve Akrep Sokmasına Karşı Dua
Hz. Ebû Hureyre radıyallâhu anh anlatıyor: "Bir adamı akrep sokmuştu. O gece acıdan uyuyamadı. Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem'e: "Falancayı akrep soktu, bu yüzden geceleyin hiç uyuyamadı" diye haber verilmişti. Şöyle buyurdular: "Keşke akşamle- k f yin şu duayı okusaydı:
Eûzu bikelimâtillahi't-tâmırtâti min şerri mâ halaka"
"Yarattığının şerrinden Allah'ın mükemmel kelimelerine sığınırım" deseydi, akrebin sokması sabaha kadar ona zarar vermezdi."
Amr İbn-i Hazm radıyallâhu anh anlatıyor: "Yılan sokmasına karşı okunan duayı Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem'e arzettim, onu okumama izin verdi,"
Hummaya Karşı Dua
Ubâde İbnu's-Sâmit radıyallâhu anh anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem, şiddetli bir hummaya yakalanmış iken Cebrail aleyhisselâm gelmişti. Efendimizi tedavi için şu duayı okudu:
"BismiHahi erkîke min külli şey'in yüz'ike min külli nefsin ev aynin hâsidin Allah u yeşfike BismiHahi erkîke."
En sevgiliden
Sana Allah adıyla okuyor, sana eza veren herşeyden, hasedcinin hasedinden ve herbir (kem) gözden şifa diliyorum. Allah sana şifa versin, Allah adıyla okuyorum.[156]
Cennet Hazinelerinin Duası
Ebû Zerr radıyaliahu anh anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem bana: "Sana cennet hazinelerinden bir hazineyi haber vereyim mi?" buyurdular.
"Evet! Ey Allah 'in Resulü!" dedim.
Lâ Havle Velâ Kuvvete İlla Billah.
Gerek ibadet için gerek dünyevî işlerim için muhtaç olduğum bütün güç kuvvet Allah'tandır" de!" buyurdular.[157]
Hazım İbn-i Harmele radıyallahu anh anlatıyor:
Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem'e uğramıştım,
Bana: "Ey Hazım! Lâ havle velâ kuvvete illa billah" de! Çünkü bu cümle cennet hazinelerinden biridir" buyurdular.
Resulullah'ın Duası
Hz. Enes İbn-i Mâlik radıyaliahu anh anlatıyor: i "Rasûlüllah şu duayı çok yapardı:
"Allahümme sebbit kalbî alâ dînike"
Allahım kalbimi dinin üzere sabit kıl." Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Biz sana iman ettiğimiz ve senin getirdiklerini tasdik ettiğimiz halde bizim (âkibetimiz) için korkuyor musun?" dedi. sallâhu aleyhi ve selîem adama şu cevabı verdi: "Kalpler, muhakkak ki Rah-man'ın parmaklarından iki parmağı arasındadır, onu (dilediği şekilde) döndürür," Ravi der ki : "A'meş iki parmağını gösterdi.[158]
Elbise Giyerken Okunacak Dua
Efendimiz Aleyhisselam bu duâ hakkında; her kim elbise giyerken bu duayı okursa onun gelmiş ve gelecek (küçük) günahları bağışlanır, buyurdular;
"Elhamdü lillahillezt kesânî hâze's-sevbe min gayri havlin ve lâ kuvvetin"
"Benden bir güç ve kuvvet olmaksızın bana bunu giydiren ve beni bununla rızıkandıran Allah'a hamd olsun.[159]
Ebû Saîd el-Hudri radıyaliahu anh anlatıyor: "Hz. Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem elbiseyi yenilediği zaman şu duayı okurdu:
Ebû Ümâme radıyaliahu anh anlatıyor: "İbn-i Ömer radıyaliahu anhüma yeni bir elbise giymişti ve şöyle duâ etti:
avratî ve etecemmelü bihî fî hayatî"
"Avretimi örtebileceğim ve hayatta güzellik sağlayabileceğim bir elbise giydiren Allah'a hamd ol- sun." Sonra şunu söyledi: "Ben Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem'i dinledim: "Kim yeni bir elbise gi- yer, böyle söyler, daha sonra da eskittiği elbiseyi tasadduk ederse, sağken de öldükten sonra da Allah- 'in himâyesi, hıfzı ve örtmesi altında olur.[160]
Yeni Elbise Giyerken Okunacak Dua
Efendimiz Aleyhisselam yeni elbise giydiği za- man şöyle duâ ederlerdi;
"Allahümme leke'l-hamdü ente kesevte-I nîhi es'elüke mîn hayrihi ve hayri mâ sunîa lehû i ve eûzü bike mîn şerrihî ve şerri mâ sunia lehû"
Allahım! Hamd sanadır, (giydiği şey ne ise) ismen söyleyerek- Bunu bana sen giydirdin. Bunun hayırlı olmasını, yapılış gayesine uygun olmasını diliyor, şerrinden ve yapılış gayesine uygun olmamasından da sana sığınıyorum.[161] diye duâ ederdi.
Bir Vasıtaya Binerken Okanacak Dua
"Sübhânellezî sehhara lenâ hazâ ve mâ künnâ lehû mükrintn ve innâ ilâ rabbinâ münkalibûn"
13. Bunları bizim hizmetimize veren Allah'ı tenzih ve teşbih ederiz. Yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi. 14. Gerçekten biz Rabbimize döneceğiz.[162]
Gemiye Binerken Okunacak Duâ
"Bismillâhi mecrâhâ ve mürsâha, inne rabbî leğafûrurrahîm
Onun akması da, durması da Allah'ın adıyladır.
Seksiz şüphesiz Rabbim çok yarlığayıcıdır, çok esir geyicidir.[163]
Yolculuk Duası
Efendimiz Aieyhisselam sefere çıkacağı zaman i üç defa tekbir getirir ve şöyle duâ ederdi;
Aflahümme înnâ nes'elüke seferinâ hâze'l-birra ve'ttekvâ ve mine'l-ameli mâ terzâ. Allahümme hevvin aleynâ seferanâ hazâ bü'dehû. Allahümme ente's-sâhibü fi's-seferî ve'l-halifetü fi'l-ehli. Allahümme innî eûzü bike min va'sâisseferi ve keâbeti'l-menzari ve sûî'I-münkâlebi fi'l- mâli ve'l-ehli.
"Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. "Bu bineği bizim hizmetimize veren Allah'ı tüm noksanlıklardan tenzih ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik. Ve biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz" Allah'ım! Senden, bu yolculuğumuzda iyilik ve takva, razı olacağın amel dileriz. Allah'ım! Bu yolculuğumuzu bize kolaylaştır. Ve onun uzaklığını bize yakın kıl. Allah'ım! Sen, yolculukta dost ve ailemiz için de vekilsin. Allah'ım! Yolculuğun meşakkatinden, üzücü görüntüler görmekten, ailede ve malda kötü J değişikliklerle karşılaşmaktan sana sığınırım.[164]
Yolculuktan Dönerken Okunacak Duâ
Efendimiz Aieyhisselam seferden dönünce de I aynı duayı yapıp sonuna şu duayı da ilave etmiştir:
Âyibûne tâibûne âbidûne lirabbina hâmidûn"
Biz dönenler, tövbe edenler, ibadet edenler, rabbimize hamd edenleriz.[165]
Hz. Ebû Hureyre radıyallâhu anh anlatıyor: "Bir adam Hz, Peygamber aleyhissalâtu vesselam'a:
"Ey Allah'ın Resulü, ben sefere çıkmak istiyorum bana tavsiyede bulun!" diye talepte bulundu. Efendimiz:
"Sana Allah'tan korkmanı ve (yol boyu aştığın) her tepenin başında tekbir getirmeni tavsiye ediyorum!" buyurdu. Adam döneceği sırada şu duada bulundu: "Allah'ım! Ona uzaklığı dür, yolculuğu kolay kıl.[166]
Helaya Girerken Ve Çıkarken Okunacak Duâ
Tirmizi'nin Hz. Ali'den kaydettiği diğer bir rivâ- yette şöyle denir: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Helaya girdiği zaman insanoğlunun avretleri ile cinlerin gözleri arasındaki perde, kişinin "bismillah" demesidir."
Hz. Enes radıyallâhu anh anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem kazayı hacet için helaya girdiği zaman şu duayı okurdu:
Allahümme inni eüzu bike mine'lhubsi I ve'l-habais"
Allahım, pislikten ve (cin ve şeytan gibi) kötü i yaratıklardan sana sığınırm.[167]
Hz. Âişe radıyallâhu anhâ anlatıyor: "Rasûlüİlah sallâhu aleyhi ve sellem heladan çıkınca:
Efendimiz Aleyhisselam tuvalete girerken şöyle duâ ederlerdi;
"Elhamdülilâhillezî ezhebe anni'f-ezâ ve âfân? min zâlike"
Benden bu eziyeti giderip ve bana afiyet veren
Allah'a hamdolsun.
Abdest Duaları Ve Abdest Nasıl Alınır?
Abdeste; "Eûzü billahi mineş-şeytâni'r-racîm. Bismillâhirrahmânirrahîm" dedikten sonra, abdest almaya kalben niyet edilir. Daha sonra elleri bileklere kadar üç defa iyice yıkanır. Diğer elin parmaklarıyla da parmak aralarını aralayarak yıkanır.
Eûzü ve Besmele" ile başlandıktan sonra şu dualar okunur;
Suyu temizleyici Islarnı da nur kılan Allah'ü
Teâla'ya Hamdolsun"
Sağ avuçla üç defa ağıza su alınarak güzelce ağız çalkalanır. Bu arada dişler, misvak veya fırça ile yoksa sağ elin baş ve şehadet parmağı ile oğuşturularak temizlenir.
Ağıza su alınırken okunacak duâ:
Ey Allah'ım! Peygamberinin havz-ı kevser'inden bana öyle bir kâse su ihsan etki ki, ondan sonra asla susuzluk duymayayım"
Sağ avuçla burna üç defa su çekilerek her de fasında sol el ile burun temizlenir.
Buruna su alınırken okunacak duâ:
En sevgiliden
Ey Allah'ım! Beni nimetlerinin ve cennetlerinin güzel kokularından mahrum bırakma"
Saçların dibinden, kulak yumuşağından çene altına kadar kuru yer kalmadan yüzümüzü üç defa yıkarız. Suyu yüzümüze çarpmaz ve üstümüze de sıçratmayız.
Yüz yıkarken okunacak duâ:
Ey Allah'ım! Bazı yüzlerin beyazlanacağı, ba zı yüzlerin kararacağı günde, benim yüzümü nurunla aydınlat"
Önce sağ kolumuzu, dirseklerle beraber üç defa yıkarız.
Sağ kolu yıkarken okunacak duâ:
"Ey Allah'ım! Bana amel defterimi sağ tarafım dan ver ve hesabımı kolay et"
Sonra sol kolumuzu dirseklerle beraber üç defa yıkarız.
Sol kolu yıkarken okunacak duâ:
"Ey Allah'ım! Kitabımı sol tarafımdan ve arka tarafımdan verme ve beni şiddetli hesaba çekme"
Sağ el ıslatılarak avuç iç; ile başımızın dörtte birini arkadan öne doğru mesh ederiz.[168]
Baş mesh edilirken okunacak duâ:
"Ey Allah'ım! Beni rahmetinle kapla ve benim $ üzerime bereketlerinden indir"
Eller tekrar ıslatılıp şehadet veya küçük parmaklar ile kulaklarımıza sokar başparmaklarla kulakların arkasını mesh edilir.
Kulak mesh edilirken okunacak duâ:
Ey Allah'ım! Beni Hak sözü, işitip de en güzeline uyan kullarından et"
Eller tekrar ıslatılmadan geriye kalan üç parmağın dışı ile de boyun mesh edilir.
Boyun mesh edilirken okunacak duâ:
"Ey Allah'ım! Benim vücudumu cehennem ate-
Önce sağ ayak, küçük parmaktan başlayarak parmak araları^ topukla birlikte güzelce üç defa yıkar.
Sağ ayak yıkanırken okunacak duâ:
"Ey Allah'ım! Bir takım ayakların kayacağı günde, ayaklarımı sırat-ı müstakim üzerinde sabit kıl"
Sonra aynı şekilde sol ayak yıkanır. Sol ayak yıkanırken okunacak duâ:
"Ey Allah'ım! Birtakım ayakların kayacağı günde, iki ayağımı sırat-ı müstakim üzerinde sabit kıl"
Camiye Girerken Ve Çıkarken Okunacak Dua
Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve seilem 'in pek muhterem kerimeleri Hz. Fatıma radıyallahu anha anlatıyor: "
Efendimiz Aleyhisselam mescide girdiği zaman şöyle duâ ederlerdi;
"Allahümme Salli Ala Muhammedin ve Alâ Âli Muhammed, Allahümmağfirli zunubi veftahli ebvabe rahmetike"
"Allah'ım salât ve selam Allah'ın Resulü üzerine £ olsun. Ey Allahım, benim günahımı affet, bana rahmet kapılarını aç.[169]
Yine Efendimiz Aleyhisselamın camiye ve mes- 4 cide girerken okumamızı istediği duâ:
"Allahümme'sımnî mineşşeytânirracîm
"Allahım! Beni kovulmuş şeytandan koru.[170]
Mescidden çıkarken de: "Bismillah!. Vesselamu ala Resulillahi. Allahümmağfir li zunubi ^ veftah li ebvabe fadlike"
Allah'ın adıyla çıkıyorum, Resulullah'a selam j ediyorum, Allahım, günahımı affet, bana fazi u ke- i reminin kapılarını aç!" diye duâ okurdu.[171]
Ezan Ve Kameti İşitenin Okuyacağı Dualar
Ezan okuyanı işiten onun dediğini aynen tekrar eder. Ancak:
Hayye ale's-salâh ve faayye ale'l-felâh, lafızlarının her birinin bitiminde:
"Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" der.
Müezzin sabah namazının ezanında:
Es-salâtü hayrün minen nevm" derken de, onu işiten:
Sadakte ve berîrte" der.
Bu şekilde ezanın tamamını takip ettikten sonra Rasûlüllah'a salat ve selam getirmeli ve ezan duasını okumalıdır.
Ezanla Kamet Arasında Nasıl Dua Etmeliyiz?
Enes ibn-i Mâlik radıyallahu anh'den rivayete göre, Rasûlullah sailâhu aleyhi ve seliem şöyle buyurdu:
Ezanla kamet arasında yapılan dua geri çevrilmez." Bunun üzerine ashab:
Seçilmiş dualar
Ey Allah'ın Rasûlü! Öyleyse hangi duayı yapalım?" dediler. Şöyle buyurdu:
Allah'tan afv ve afiyet dileyiniz hem bu dünya hemdeahiret için.[172] dedi.
Ezan Duası
Efendimiz Aleyhisselam şöyie buyurdular; herkim ezanı işitirse, müezzin ile tekrar edip, "Hayye ale's-salah ve Hayye alel felahlar" da wLa havle veia guvvete illa billâh" desin. Daha sonra ezan bitince salâvatı şerife getirip, şu duaları okursa onun küçük günahları bağışlanır ve ona kıyamet günü şefaat vacip olur. Aşağıdaki iki duayı da okumak gerekir;
Allahümme Rabbe hâzid-da'vetî'târnmeti.
"Ey Allah'ım! Efendimiz, büyüğümüz velinimetimiz Muhammed'e ve Efendimiz Hz. Muhammed'in aile efradına rahmet et! Onların şeref ve değerini yücelt! Hz. İbrahim'e ve Hz. İbrahim'in aile efradına rahmet ettiğin gibi! Şüphe yok ki, Sen Hamid'sin (bütün hamdü sena) Mecid'sin bütün azamet ve celal sana mahsustur. Ve Efendimiz Hz. Muhammed'i ve Efendimiz Muhammed'in aile efradını mübarek kıl, onların feyiz ve bereketini daima artır. Hz. İbrahim'i ve Hz. İbrahim'in aile efradını mübarek kıldığın gibi! Şüphe yok ki, Sen Hamid'sin (bütün hamd-ü sena) Mecid'sin bütün azamet ve celal sana mahsustur.[173]
"Allahümme salli alâ seyyidinâ Muham-medin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed. Kemâ salleyte alâ seyyidinâ İbrahîme ve alâ âli seyyidinâ İbrahîme inneke hamidün mecid. Ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed, kemâ bârekte alâ seyyidinâ İbrahîme ve alâ âli seyyidinâ İbrahim inneke hamidün mecîd."
Bakara Süresindeki Duâ
Namazların sonunda Ettehıyyâtü, Sallı ve Bârik dualarından sonra uygun
"Rabbena atına fi'ddünya haseneten ve â fi'lahiretî haseneten ve kına azabe'nar."
"Ya Rabbi! Bize dünyada bir güzellik, ahirette I de bir güzellik -bir güzel nimet ve saadet- ver. Ve bizi cehennem azabından koru." ayet-i kerîmesinin okunmasıdır.[174]
Rasulüllah aleyhissalâtü vesselam namazın son oturuşunda selam vermezden önce şöyle duâ ederlerdi;
Allahümme innî eûzü bike min azâbi'l- kabri ve eûzü bike min fitneti'l-mesîhi'd-deccâli ve eüzü bike min fîtneti'l-mahya ve'l-memâti, Allahümme innî eûzü bike mine'l-me'semi ve'l- mağrami"
"Ey Allah'ım kabir azabından sana sığınırım. Mesih deccalın fitnesinden sana sığınırım. Ölüm ve hayat fitnesinden sana sığınırım. Ey Allah'ım günah- tan ve borçtan sana sığınırım"[175]
Hz. Ebû Bekir radıyallâhu anh, Efendimiz aieyhisselama gelerek Namazda okuyacağı bir duâ öğretmesini istedi. Efendimiz aleyhisseiamda şu duâ- yi okumasını söyledi;
"Allahümme innî zalemtü nefsî zulmen | k kesîran ve lâ yağfiru'zzünûbe illâ ente fa'ğfir mağfireten min indike ve'r-hamnî inneke ente'l-ğafûru'rahîm"
Allah'ım! Ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen affedersin. Katından bir mağfiretle beni bağışla ve bana merhamet eyle. Şüphesiz sen, Gafur ve Rahimsin"[176]
Aşağıdaki ayeti kerimeyi de hidayette daim olunmak için her namazın sonunda, yani selamdan önce okumak selef faeçmiş büyük alimierirniz)in sünnetidir.
Rabbena la tüzig kulubena ba'de izhedeytenâ veheb lenâ min ledünke rahmeten inneke ente'l-vehhâb" "Rabbena inneke câmiunnâsi liyevmin raybe fîhi innallâhe lâ yühlifü'l-mîâd"
Ey Rabbimiz! Muhakkak ki, Sen, geleceğinde hiç şüphe olmayan bir günde bütün insanları bir araya toplayacaksın. Muhakkak ki Allah, hiç sözünden caymaz.
"Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalplerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin"[177]
Namazdan Sonraki Zikirler
Efendimiz aleyhisselam namazını bitirince hemen aşağıdaki duayı yapardı;
"Esteğfirullâh, Esteğfirullâh, Esteğfirullâh, Allahümme ente's-selâmü ve minke's-selâm tebârekte yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm"
"Allah'dan bağışlanma dilerim. Allahım! Sen Selamsın. Selamet sendendir. Ey celâl ve ikram sahibi! Sen Yüceler, yücesisin"[178]
Rasûlüllah aleyhissaiâtü vesselam şöyle buyurdu; Her kim sabah namazından sonra ayağını oynatmadan ve konuşmadan on defa :
"Lâ ilahe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü vefehül hamdü yuhyî ve yümitü vehüve alâ külli şey'in kadîr"
"Allah'tan başka ilah yoktur. O, tekdir ve ortağı yoktur. Mülk O'nundur. Hamd O'nadır, Öldüren ve dirilten odur. O, her şeye gücü yetendir"[179] derse, o kimse için on sevap yaz. on günahı silinir, on derece ihsan edilir. O gün istemediği her şeyden emniyette olur. Şeytandan korunur.)
Namazdan Sonra Teşbih Çekme
Allah Resûiü sallallahu aleyhi ve seliem buyurdu:
"Kim her namazın ardından otuzüç kere: sübhanallah, otuzüç kere: elhamdülillah ve otuz üç kere: Allahuekber deyip, yüzüncüsünü "Lâ ilahe illallâhu vahdehu lâ şerîke leh. Lehü! mülkü ve lehü" hamdü ve hüve âlâ külli şeyin kadîr," diyerek tâ .lamlarsa", deniz köpükleri kadar da olsa günahları oağışlanır.[180]
Ra.,ûlüllah sallailahu aleyhi ve seliem her namazın ar tından da şöyle dua etmemizi emir buyurdular;
Otuz üçer kere; "Sübhânallah = Allahı tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Elhamdülillah = Hamdin tümü Allah'a mahsustur. Allah'ü ekber -Allah en büyüktür. Allah'tan başka ilah yoktur. O, tekdir ve ortağı yoktur. Mülk O'nundur. Hamd O'na-dır. O, her şeye gücü yetendir. Her namazın arkasından böyle söyleyenin (küçük) günahları, denizköpüğü kadar bile olsa affedilir, buyrulmaktadır, [181]
Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve seliem şöyle buyurdu: Kim her namazdan sonra bunları söylerse onun cennete girmekten ancak ölüm meneder.
Tilavet Secdesindeki Dua
Tilâvet secdesine ayaktan inilmesi ve bu secdeden kalkarken, ayağa kadar kalkıiması ve böyl ayağa kalkarken:
Semi'nâ ve eta'nâ ğufrâneke rabbenâ ve ileyke'l-mesîr.
Ey Rabbimiz! Senin mağfiretini istiyoruz. Dönüş ancak sanadır." denilmesi müstehaptır. Bu secdeye inilirken ve bundan kalkılırken alınan tekbirler de müstehaptır. Asıl secde ise vaciptir. Bu secdede teşehhüt ve selâm yoktur.
Sabah Namazının Arkasından Yüz Kere Teşbih
Ebû Hureyre radıyallâhu anh anlatıyor:
Rasülüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki; Kim sabah namazının arkasından yüz kere tesbihde;[182]
SübhânaMahi ve bi-hamdihi, sübhânalla
Kemâl sıfatlarla Jnuttasıf ve noksan sıfatlardan beri olan Allah'ı ha'racHle teşbih ederim.
Ve yüz kere "Lâ ilahe illallah" derse, deniz köpüğü gibi çok bile olsa günahları affedilir".[183]
Akşam Namazının Peşine Okunacak Dua
Rasülüllah sallaliahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Akşam namazının hemen peşine kim on defa:
Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerike lehû,lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve ala külli şey'in kadir, derse Allah c.c, sabaha kadar onu şeytandan koruyacak muhafız melekler gönderir, ona her biri cenneti gerektiren on sevab yazar, ondan her bir helak edici olan on günahı siler ve bu zikir onun için on mümin azad etmek gibi olur.
Cuma Günü Sabahı Okunacak Dua
Enes radıyallâhu anh'den rivayete göre, Rasû-| lüllah sallaliahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Kim, cum'a günü, sabah namazından evvel üç. defa:
"Esteğfirullâhellezi lâ ilahe illâ hüve'l-hayye'l-kayyûme ve etûbü ileyh"
"Diri olan, mevcudatı ayakta tutan ve kendisinden başka ilâh bulunmayan Allah'tan af diler ve O'natevbe ederim" derse deniz köpükleri kadar da olsa Allah, günahlarını affeder.
En sevgiliden
Yatsı Namazının Peşine Okunacak Âyetler
Bismîllahîrrahmanirrahım
285. Amene'r-rasulü bima ünzile ileyhi ^ min rabbihî ve'l-mü'minûn. Küllün âmene billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülih. Lâ nüferriku beyne ehadin min rusülih. Ve kâlû semi'nâ ve eta'na ğufrâneke rabbenâ ve ileyke'I-mesîr.
286. Lâ yükellifüllâhü nefsen illâ vüs'ahâ. Lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet. Rabbenâ lâ tüâhıznâ in nesînâ ev ahta'nâ. Rabbenâ velâ tamil aleynâ isran kemâ hameltehû alellezîne min kablinâ. Rabbenâ ve lâ tühammilnâ mâ lâ takate lenâ biti. Va'fü annâ. Vağfirlenâ. Verhamnâ. Ente mevlânâ. Fensurnâ ale'l-kavmi'l-kâfirin.
Rahman ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle
285. Peygamber, Rabbi'nden kendisine ne indi-rildiyse ona iman etti. Müminlerin de hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. -Biz Allah'ın peygamberleri arasında ayırım yapmayız, duyduk ve itaat ettik. Ey Rabbimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır, dediler,
286. Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir. Ey Rabbimiz, eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlamızsın, kâfir kavimlere karşı bize yardım et.
En sevgiliden
Sabah Ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Sureler Ve Dualar
21- Biz bu Kur'ân'ı bir dağa indirseydik, Allah'ın korkusundan onu baş eğmiş, parça, parça olmuş görürdün. Bu misalleri düşünsünler diye insanlarayoruz".
22-O, öyle Allah'tır ki O'ndan başka tanrı yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, esirgeyen bağışlayandır".
23- O, öyle bir Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir tanrı yoktur. O, mâlik ve sahiptir, münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır, Allah puta tapanların ortak koştukları şeylerden münezzehtir".
24- O, yaratan, var eden, varlıklara şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedirler. O, gâlib olan, her şeyi hikmeti uyarınca yapandır"[184]
"Şehidellâhü lâ ilahe illâ hüve ve'l-melâiketü ve ülü'l-ilmi kaimen bi'l-kıstı lâ ilahe illâ hüve'l-azîzü'l-hakîm"
Allah gerçekten kendisinden başka ilah olmadığına adaletle şahitlik etti; melekler ve ilim sahipleri k de Ondan başka ilah olmadığına şahitlik ettiler. Ondan başka ilah yoktur. O Aziz ve hakimdir".[185]
"Allâhümme mâfîke'l-mülki tü'tı'l-mülke men teşâii ve tenziü'l-müîke min men teşâü ve tüizzü men teşâü ve tüzîllü men teşâü biyedike'l-hayru inneke alâ külli şey'in kadîr"
De ki; "Ey mülkün sahibi Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de onu çeker alırsın, dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her şeye kadirsin.[186]
Sonra, üç defa Ihlas, bir Felak ve bir (Mas sure- leri okunduktan sonra aşağıdaki dualar okunur;
"Hasbiyallâhu lâ ilahe illâ nüve aleyhi tevekkeltü T ve hüve rabbü'l-arşi'l-azîm"
"Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yoktur. ^ O'na tevekkül ettim O yüce arşın Rabbidir"[187]
Peygamber Efendimiz buyurdular ki; Kim bu İ duayı sabah ve akşam namazından sonra üç kere î okursa Allah'ü Teâla'nın izniyle o gün ona bela, mu-$ sibet, zulüm, büyü, felç ve ansızın bir bela gelmez.
Bismillâhillezî tâ yedurru meâ's-mihî şey'ün fil arzı velâ fi's-semâi ve hüvve'semîu'l-alîm" (üç kere)
"Öyle Allah'ın adıyla başlarım ki yerde ve gökte | hiçbir şey onun ismiyle beraber zarar veremez, O hakkıyla işiten ve her şeyi bilendir".[188]
Allâhumme innî es'elüke ilmen nâfıan ve rizkan tayyiben ve amelen mütekabbelen"
Allah'ım! Senden, faydalı bîr ilim, temiz bir rızık ve makbul bir amei isterim"[189]
Rasûlüllah Aleyhissalâtü ve's-selâm sabah namazından sonra bu duayı eder idiler;
Vitir Namazındaki Kunut Duası
Allahümme inna nesteinüke ve nestağfi-rüke ve nestehdike ve nü'minü bike ve netübü ileyke ve netevekkelü aleyke ve nüsni aleykel hayra küllehü neşkürüke ve lâ nekfürüke ve nahleü ve netrükü men yefcürük. Allahümme iyyake na'büdü ve leke nüsaili ve nescüdü ve ileyke nes'a ve nahfidü, nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilküffari mülhik
İlahi! Biz muhakkak senden yardım diler, senden mağfiret diler, senden hidayet isteriz. Seni tasdik eder, sana tövbe eder, sana itimat eyleriz. Ve seni bütün hayır ile senada, zikirde bulunur, nimetlerini itiraf ile sana şükür ederiz, seni inkâr etmeyiz, sana isyan edip duranları alaşağı ederiz, terk ederiz.
Kendilerinden irtibatımızı keseriz.
Ya İlahi! Biz ancak sana ibadet ederiz ve senin manevi yakınlığına nail olmak için çalışır, koşarız. Senin rahmetini umar, azabından da korkarız, şüphe yok ki senin azabın kafirlere erişicidir.
Güneş Doğduğu Zaman Okunacak Dua
Abdullah ibn-i Mesud radıyallahu anh'den rivayete göre, kendisi, güneşin doğuşunu birisine gözle-tirdi. Güneşin doğuşu haber verilince şöyle duâ ederdi:
Elhatndülillahillezı vehebe fena haze'I-yevme ve akâlena fîni aserâtinâ"
Bize bu günü veren ve ondaki hata ve günahlarımızı affeden Allah'a hamd olsun.
Recep Ayı Girdiğinde Okunacak Dua
Hz. Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem Efen-j dimiz Recep ve Şaban ayı boyunca şu duayı okurdu:
Allahümme bârik lenâ fî Recebe ve Şa'bane ve belliğnâ Ramazâne"
Ey Allah'ım! Recep ve Şa'ban ayını bize mübarek eyle ve bizi Ramazan ayına kavuştur."
Beraat Gecesinde Okuncak Dua
"Allahümme înnî eûzü binzaake min sehatike ve eûzü bimuâfâtike min ukûbetike ve eûzü bike minke lâ uhsî senâen aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsike"
Allahim! Gazabından rızana sığınırım. Azab etmenden affına sığınırım ve senden sana sığınırım. Senin medih ve senanı sayamam, sen kendini , medhettiğin gibisin.
Kadir Gecesi Okunacak Dua
Hz. Aişe radıyallâhu anhhâ anlatıyor: "Ey Allah- t ptn Resulü, dedim, şayet Kadir gecesine tevâfuk i, edersem nasıl duâ edeyim?" Şu duayı okumamı söyedi:
Allahümme inneke afuvvün tühibbü'l-afve £ fa'fü anni.
"Allahım! Sen affedicisin, affr-bağışlamayi se- k versin, ne olur beni de affet." duası da tekrar edilmelidir.[190]
Muharrem Ayında Okunacak Dua
"El-hamdü lillâhi rabbi'l-âiemîn ve's-salâtü ve's-selâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn. Allahümme ente'l-ebediyyü'l-kadîm. el-hayyü'l-kerîm. el-hannâ-nü'l-mennân. ve hezihî senetün cedidetün es-elüke fîhe'l-ismete mine'ş-şeytanirracîm. ve'l-avne alâ hezihi'n-nefsi'l-emmâreti bi's-sûi ve'l-iştiğâle bimâ yükarribünî ileyke yâ ze'l-celâli ve'l-ikram. birahmetike yâ erhame'r-râhimîn. Ve sallellâhü ve selleme alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ muhammedîn ve alâ âlihî ve sahbihî ve ehli beytihî ecmaîn"
Kendinden evvel hiçbir varlık olmayan, varlığı, hayatı, kullarına keremi, ziyade merhameti, nimetler bağışlaması sonsuz devamlı olan, yalnız sensiz ALLAHIM! İşte bu yeni yıldır ki, Bu yıl boyunca huzurundan kovulmuş şeytandan beni korumanı ve daima kötülüğü emreden nefsime galip olmam için yardımını ve beni sana yaklaştıran işlerle meşgul olmamı senden dilerim. Ey celal ve ikram sahibi allahım!
Kim bu duayı hicri yılın başında ve muharrem ayının onuncu yani aşura günü okursa o yıl bütün belalardan emin olur. diye rivayet olunmuştur.
Oruçlunun Duası Makbuldür
Abdullah ibn-i Amr ibni'l-As radıyallahu anhüma anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Şurası muhakkak ki, oruçlunun iftarını açtığı zaman reddedilmeyen makbul bir duası vardır."
İftar Duası
Efendimiz Aleyhisselâmm orucunu açarken şöyle dua ettikleri rivayet olunmuştur;
Seçilmiş dualar
"Allahümme leke sumtü ve alâ rizkıke eftartü. "Zehebe'z-zemâü vebtelletî'l-urûku. Ve I sebete'l-ecrü in şâallahu teâlâ. Allahümme leke § sumtü ve bike âmentü ve aleyke ve aleyke f tevekkeltü ve alâ rizkıke eftartü ve savme'tğadi min şehri ramazâne neveytü fa'ğfirli mâ | kaddemtü vemâ ahhertü,
"Ey Allah'ım! Senin rızan için oruç tuttum, senin rızkınla orucumu açtım.[191]
"Susuzluk gitti, damarlar ıslandı, ecir ve mükâfatta inşallah sabitleşti"[192]
"Ey Allah'ım! Senin rızan için oruç tuttum, sana iman ettim, sana tevekkülde bulundum, senin rızkınla orucumu açtım, Ramazanı şerif ayının yarın ki günü orucuna da niyet ettim. Artık benim geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla"
Arefe Günü Duası
Hz. Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: Duaların en faziletlisi arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz:
"Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerike leh I lehü'l-mülkü ve lehü'I-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadir"
Allah'tan başka ilah yoktur, 0 tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, herşeye kadirdir) sözüdür.[193]
Kurban Kesme Esnasında Yapılacak Dua
Efendimiz Aleyhisselam kurbanını keserken $ I şöyle duâ eder idiler;
Bismilfâhirrahmânirrâhîm
BismiMâhi Allah'ü ekber
Irınf veccehtü vechiye li'llezı fatara's- i Seçilmiş dualar semâvâti ve'l-arza hanîfen müslîmen ve mâ j ene mine'lmüşrikîn. İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve rnemâtî lillâhi Rabbi'I-âlemîn. Lâ şerîke lehu ve bizâlike ümirtü ve ene evvelü'lmüsiimîn.
Ben (bütün dinlerden) yüz çevirerek yüzümü
İbrahim'in dinî üzere gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve ben müşriklerden değilim. Şüphesiz namazım ve (diğer) ibadetlerim, hayatım ve ölümüm
Âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. O'nun ortağı yoktur.
Bana böyle emrolundu ve ben Müslümanlardanım.[194]
Üzüntü, Sıkıntı Ve Benzeri Hastalıklara Okunacak Dualar
Aşağıdaki duaların bazısı, Rasûlüllah Aleyhisselamın sıkıntılı ve üzüntülü anında okuduğu, bazısı Rasûlüllah Aleyhisselâmın hastalığı anında Cebrail Aleyhisselam'ın okuduğu, bazısı sahabeyi kiramın sıkıntılı, üzüntülü ve hasta oldukları zaman, Rasûlüllah Aleyhisselâmın onlara okuduğu, bazısı ise bizim sıkıntılı, bunalım, üzüntülü ve hasta olduğumuzda okumamızı tavsiye ettiği dualardır. Bunların hepsini beraber okumak ise her şeye Allah'ın izni ile şifa olur;
"Lâ ilahe ilialfahuf azıymül halim. Lâ ilahe illallahu rabbül arşil azıym. Lâ üâhe illallahu
rabbüssemâvâti. ve rabbül arzı rabbül arşil kerimrim
"Azim ve halim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Büyük arşın Rabbi olan Allahtan başka ilah yoktur. Göklerin Rabbinden yerin Rabbinden ve kıymetli arşın sahibi olan Allah'tan başka ilah yoktur"[195]
Lâ ilahe illaflâhü'l-kerîmü'l-haiîm, sübhâ- nehû ve tebâreke'llâhü rabbü'l-arşi'l-azîm ve'l- hamdü lillâhi rabbî'I-âlemîn"
"Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun, Ha- kim ve Kerim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Büyük Arşın sahibi olan Allah ne yücedir, O'nu noksanlıklar- dan tenzih ederiz.[196]
Allahümme rabbe's-semâvâti ve rabbe'l-arzi ve rabbe'l-arşi'l-azîm, rabbenâ ve rabbe külli şey'in fâlika'l-habbi ve'n-nevâ, münez-zille't-tevrâti ve'l-İncili ve'l-Kur'ân, Eûzü bike min şerri külli zi şerrin ente âhizün binâstyetihî. Ente'l-evvelü feleyse kableke şey'ün, ve ente'l-âhiru feleyse ba'deke şey'ün. Ve ente'z-zâhiru feleyse fevkake şey'ün, ve ente'l-bâtınü feleyse dûneke şey'ün ikzi anni'd-deyne ve ağninî mîne'l-fakri.
"Allah'ım! Ey göklerle yerin ve büyük arşın Rabbi! Ey bizim ve her şeyin Rabbi! Ey taneyi, çekirdeği yaran! Tevrat, İncil ve Kuran'ı indiren! Alnından tuttuğun her şeyin şerrinden sana sığınırım. Allarınım! Evvel sensin, senden önce hiç bir şey yoktur. Ahir son de sensin! Senden sonra hiç bir şey yoktur. Zahir (açık) sensin, senin üstünde hiç bir şey yoktur. Batın (gizli) de sensin, senden gayri hiç bir şey yoktur. Bize borcumuzu Ödettir! Ve bizi fakirlikten zengin kıl.[197]
"Rabbünallâhü'llezî fi's-semâi tekaddese emruke fi's-semâi ve'l-erzi kemâ vahmetüke fi's-semâi fe'c-al rahmeteke fi'l-erzi. İğfir ienâ hûbenâ ve hatâyânâ ente rabbü'tayyibîne enzil i rahmeten mîn rahmetiken ve şifâen min şifâike k alâ hâze'l-vec'i" [198]
"Ey huzuru semavatı dolduran Rabbimi Senin ismin mukaddestir. Senin emrin yerde ve semadadır, tıpkı Rahmetin semada olduğu gibi. Yerede rahmetini indir ve bizim günahlarımızı ve hatalarımızı affet. Sen (kötü söz ve fiillerden kaçınan) iyi kimselerin Rabbi-sin. Bu ağrıya, Rahmetinden bir rahmet, şifandan bir şifa indirde, iyiieşsin
"BismiUâhi yübrtke ve min külli dâin yeş fîke ve mîn şerri hâsidin îzâ hasede ve şerri kül aynin"
"Seni Allah'ın adıyla, sana eza veren bütün has talıklara karşı, bütün kötü nefis ve hasetçi gözlere karşı sana okuyorum. Allah sana şifa versin, ben Allah'ın adıyla sana duâ ediyorum"[199]
"Bismîllâhi'l-kebîr eûzü billâhi'l-azîmi min şerri külli ırgın ne'ârin ve min şerri harri'n-nâri"
Büyük olan Allah'ın adıyla (şifa dilerim). Kan fışkırtan her damarın şerrinden ve ateşin hararetinden azametli olan Allah'a sığınırım"[200]
(üç defa)
Eûzü billahi ve bîkudretihî min şerri mâ f T ecidü ve ühâziru" ecidü ve ühâziru
"Allah'ın adıyla, hissettiğim ve sakındığım ağrı- k nin şerrinden Allah'ın kudretine sığınırım"[201]
"Es-elüllâhe'l-azîme rabbi'l-arşi'l-azîmi en yeş'fîke"
Ben büyük arşın rabbi olan Yüce Allah'tan sana şifa vermesini istiyorum.[202]
Rasûlüllah Aleyhissalâtü vesselam şöyle buyurdular; bir müslüman, bir hastayı ziyaret edip de yedi defa: bu duayı okursa eceli gelmeyen her hasta iyileşir.
"Allahümme ez-hibi'l-be'se rabbennâsi veşfi enteş-şâfi la safîye illâ şîfâüke lâ yüğâdiru sekamen" sekamen
"Ey insanların Rabbi olan Allah'ım rahatsızlığı i gider, şifa ver. Safi sensin. Senin şifandan başka şifa S yoktur. Hastalık bırakmayan şifa ver"[203]
Eûzü bikelimatillahittâmmeti min külli şeytanin ve hâmmetîn ve min külli aynin lâmmetin.
"Her şeytandan her zehirli haşereden her nazar t değen gözden, şifa veren Allah'ü Teâla'nin, tam kelimelerine sığınırım.[204]
Eûzü bikelimâtillâhittâmmeti min şerri mâ halaka"
Yarattıklarının şerrinden Allanın şifa veren tam  olan kelimelerine sığınırım.[205]
"Allah'ın gazabından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve onların bana uğramalarından Allah'ın tam olan kelimelerine sığınırım.[206]
Lâ Havle Velâ Kuvvete İlla Billah
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem her kim:
"Lâ havle vela kuvvete illa billah"
Günahtan kaçış, ibadet devam, ancak Allanın yardımıyladır[207] derse en küçüğü üzüntü olmak üzere doksan dokuz derde devadır, buyurdular.
Hz. Sa'd radıyallâhu anh anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Balığın karnında iken, Zü'n-lMün'un yaptığı duâ şu idi:
"Lâ ilahe illâ ente sübhâneke inni küntü mine'z-zâlimin"
Allahım! Senden başka ilâh yoktur, seni her çeşit kusurlardan tenzih edirim. Ben nefsime zulmedenlerdenim." Bununla duâ edip de icabet görmeyen yoktur.[208]
Bir Topluluktan Korkan Kimsenin Yapacağı Dua
Hadisi şerifte beyan edildiğine göre bizden önçeki ümmetler bir topluluktan korktukları zaman aşağıdaki duayı yaparlardır;
"Allâhümme'k-finîhim bimâ şi'te"
"Allah'ım beni onlara karşı dilediğin şekilde koru.[209]
Kötü Ahlaktan Kurtulmak İçin Yapılacak Dua
Efendimiz Aleyhisselam'm kötü ahlaktan kokrunmak için aşağıdaki duayı yapar idiler;
"Allahümme innî eûzü bîke münkerâti'lahlâki ve'l-a'mâli ve'l-ehvâi"
"Allah'ım ahlakın işlerin heva ve heveslerin çirkininden sana sığınırım" [210]
Çıban Ve Sivilceler İçin Okunacak Dua
Efendimiz Aleyhisselam, çıban ve sivilcelere I göz otunu bastırarak aşağıdaki duayı okur idiler;
"Allahümme mutfîa'l-kebiri ve mükeb-I bira's-sağîri etfe'hâ annî"
Allah'ım sen büyük şeyleri söndüren, küçük şeyleri de büyütensin. Onun ateşini söndür, benden I gider.[211]
Muska Takma
Abdullah İbn-i Mes'udun zevcesi Zeyneb radıyallahu anhüma anlatıyor: "Yaşlı bir kadın vardı, | bize gelir, humre (denilen bir veba çeşidine) karşı i rukye yapardı. Bizim ayaklan uzun bir karyolamız k vardı. (Eşim) Abdullah eve gireceği zaman (geldiğini \ sezdirmek için) öksürüp ses çıkarırdı. Bir gün Abdullah aynı şekilde içeri girdi. Kadın, sesini işitince ona karşı örtüsüne büründü. Abdullah gelip yanına oturdu ve bana eliyle dokundu ve bir ipin eline değdiğini hissetmişti ki: "Bu nedir?" diye sordu. Ben; "(Takın diğım bu muska) içinde humraya karşı dua var!" dedirn. Abdullah onu derhal çekip kopardı, fırlatıp attı ve; Abdullah'ın ailesi şirkten müstağnidir. Ben if Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem'in: "Rukyeler, muskalar ve büyü bir şirktir" dediğini işittim" dedi. i Ben: "Ama ben bir gün dışarı çıkmıştım. Beni falanca gördü, bunun üzerine ona gelen taraftaki gözüm yasardı. O günden beri rukye yapınca gözümün yaşı .
kesilir, rukyeyi bıraktım mı tekrar yaşarır" dedim.
Bunun üzerine Abdullah dedi ki: "Bu şeytandır, ona itaat edince seni bırakıyor, ona isyan ettiğin vakit parmağıyla gözüne dürtüyor. Ama Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem'in yaptığı gibi yapsaydın, bu senin için daha hayırlı, şifa bulman için de daha münasib olurdu: Gözüne su serpip şöyle diyeceksin:
"Allahümme rabbe'n-nâsi ezhibi'I-be'se ı eşâfi enteş-şafi lâ şifâe illa şifaüke şifâen, lâ yüğâdîru sekamen"
Fenalığı gider. Ey insanların Rabbi! Şifa ver! Sen şifa verensin. Senin verdiğinden başka şifa yok! Öyle şifa ver ki, hiçbir hastalık geride kalmamış olsun.[212]
Imrân Ibnu'l-Husayn radıyallahu anh anlatıyor:"Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem, kolunda tunçtan bir bilezik taşıyan bir adam görmüştü: "Bu halka da ne?" diye sordu. Adam: "Bu vahine (denen kol ağrısın)dan dolayıdır" dedi. Sallâhu aleyhi ve sellem de:
"Çıkar onu! Zira o, ağrını artırmaktan başka bir işe yaramaz!" buyurdu.[213]
İbrahim Aleyhisselam iki oğlu İsmail ve ishaka Aleyhisselama, Efendimiz Aleyhisselamın da torunları olan Hasan ve Hüseyin radıyallahu anhümaya nazardan, şeytandan, zararlı böceklerden korunmaları için şöyle duâ yapardılar;
Eûzü bi kelimâtillâhi't-tâmmeti min külli şeytanin ve hâmmetîn ve min külli aynin lâmmeh."
Her şeytandan, her zehirli haşereden ve her nazar değen gözden, şifa veren Allah'ü Teâla'nm,tam kelimelerine sığınırım.[214]
Büyük velîlerden Hasan Basrî Hazretleri göz değmesine karşı [215]şu âyetleri okurdu:
"Ve in yekâdüilezîne keferû leyüzlikûneke biebsârihim lemmâ semiu'z-zikra ve yekûlûne innehû le mecnûn ve mâ huve illâ zikrun lil âlemîn."
"Gerçekten o küfredenler Kur'an-ı işittikleri zaman az kaldı seni gözleriyle yıkacaklardı. "O, mutlaka bir mecnundur" diyorlar. Oysa Kur'an bütün alemler için büyük bir uyarıcıdır.[216]
Cinlerden Korunma Duası
Peygamber Efendimiz sallâhu aleyhi ve 4 sellem'in cinlerin şerrinden korunması için Ebû £ Dücâne radıyallahu anh'a yazılı olarak vermiş olduğu duâ:
En sevgiliden
Hazâ kitâbün min muhammedin rasûlillâhi rabbi'I-alemîn ilâ men yetruku'd-dâra mine'1-ummâri ve'z-züvvâri illâ tarikan yatruku | bihayrîn emmâ ba'dü feinne lenâ velekiim fi'l-| hakkı sâaten fein künte âşikan mûlian ev fâciran fehâzâ kitabün yentıku aleynâ ve | aleyküm bi'l-hakkı innâ künnâ nestensihu mâ £ küntüm ta'mefûne ve rusülünâ yektübûne mâ f temkürûne ütrükû sahibe kitabî hazâ ve'n-I talekû ilâ abedeti'l-asnâmî ve ilâ men yez'umu T enne maallâhi ilahen âhara lâ ilahe illâ hüve | külli şey'in hâlikün illâ vechehû lehü'l-hükmü û ve îleyhi türceûne âmîne lâ yünsarûne Hâ Mîm £ Ayyn Sîn Kâf teferraka a'dâüllâhi ve beleğat hüccetii'llâhi ve jâ havle ve lâ kuvvete illâ J billâhi'f-aliyyn-azîm feseyekfîkehümüllâhü ve i hüve's-semîu'l-alîm"
Seçilmiş dualar
Sihri Kaldırmak İçin
Sihirden korunmak ve sihiri kaldırma sepeplerinden biri de zikre ve dualara, Allah'a sığın- maya devam etmektir. Sihri kaldırma sebeplerinden biri de Fatiha sûresi, Ayete'l-Kürsi, Kâfirûn sûresi, İh- İas sûresi ve Muâvvizeteyn sûrelerini 33 er defa oku- yup hastaya ve bir suya üfler o sudan içer, geri kala- nı ile ğusül yapar. Ve diğer sihre karşı korunmak için Araf, Yunus ve Tana sûrelerindeki ayetleri okur:
Araf süresindeki ayetler:
Haccâcı Zalim Ve Dua Kıssası
Bir rivayete göre Küfede, bir takım duası mak-I bul insanlar vardı, ne zaman onların başına bir vali î musallat olsa, onlar beddua eder vali de helak olurdu.
Haccacı Zalim, Küfenin idaresini Ibn-i Mervandan teslim aiınca, bu adamların kendisine beddua etmesinden korkarak bir hile düşündü. Onları ziyafete çağırdı, onlar bu ziyafeti kabul edip Haccacın yemeğini yediklerinde, Haccac: "Bunların karınlarına ; haram lokma girdiği için beddualarından kurtuldum.dedi.
O halde, dua eden, nefsini beşeri sıfatlardan ve kötü huylardan tertemiz etmelidir, çünkü bunlar, dua
Seçilmiş dualar yolunu kesicidir. Kalbini de, nefsanî ve ruhanî olan insanî alâkaların kirinden temizleyip, zikrin nuruyla paklamalıdır. Çünkü bunlar, Allah'a yaklaşma sebepleridir ki, duayı Allah'a yükseltirler.
Nitekim Allah'ü Tealâ:
"Güzel kelimeler (tevhid, zikir ve dualar) ancak ona yükselir, onu (güzel kelimeleri) de ameli salih (iyi amel ve hareket) yükseltir, (Fatır sûresklO) buyürüyor.
İşte bu şartlardan bazısını yerine getirmiyenler, icabete (kabule) lâyık olmazlar. Namazın rükünlerinden birini bozanın namazı kabul olunmadığı gibi, ancak Cebbar olan Allah'ü Tealâ Hazretleri, kulların amellerinde bulunan bütün hata ve noksanları telafi eder, gerçekten Allah'ü Tealâ'nın kullarına olan fazlu keremi (İyiliği), onların amellerinden öncedir. Ve o, istenmeden verendir.
Hazreti Enes radıyaliahu anh den rivayete göre,
Efendimiz sallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz mümin bir kul, Allah'ü Tealâ'ya duâ ettiğinde Allah'ü Tealâ Cibril'e; "Onun duasını kabul et rne. Çünkü ben onun sesini duymayı seviyorum,"buyurur, Facir duâ ettiğinde ise: "Ey Cibril! onun isteğini yerine getir. Çünkü ben, onun sesini duymak istemiyorum." buyurur.[217]
Bağdatta Bir Kıtlık Kıssası
Rivayete göre Bağdatta bir kıtlık oldu. Halife, L müslümanlara yağmur duasına çıkmalarını emretti i onlarda çıkıp duâ yaptılar, yağmur yağmadı. Bu sefer \ yahudilere emretti onlar çıkınca yağmur yağdı.
Halife hayrete düşüp müslüman alimleri çağırarak bunun sırrını sordu, onlar cevap veremediler. ı Bunun üzerine, Sehl İbn-i Abdullah Kuddise Sırruhu) gelerek: "Ya emîrel müminin! Biz müslümanlar cemaatını, Allah'ü Tealâ Hazretleri islâm dininden dolayı sevmiştir, duamızı ve yalvarmamızı da sevmiştir, bundan dolayı bizi hemen kabul etmemiştir, Bunlara ise buğz ve lanet ettiğinden isteklerini hemen kabul ederek onları kapısından kovmuştur." dedi.
O hâlde kişi, Esmâ-i Hüsnâ (Allah'ın en güzel isimleriyle) ve selefi salihînden nakledilegelen dualarla Allah'dan istemeli; Paygamberleri ve salih velileri Allah ile arasına vesile kılmalıdır.
Bir Topluluktan Korkanın Okuyacağı Dua
Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem, bir topluluktan korktuğu zaman şöyle derdi:
Nahümme innâ nec'alüke fî nuhûrihim ve neûzü bike min şürûrihim"
Allahım! Onların yakasını sana tuttururuz ve şerlerinden sana sığınırız.
Düşmana Bakıldığı Zaman Okunacak Dua
Resululah sallâhu aleyhi ve sellem düşmanla karşılaştığı zaman şöyle duâ ederdi:
Yâ mâlike yavmi'd-dîn, iyyâke a'büdü ve iyyâke esteîn"
Ey ceza gününün sahibi ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım isterim.[218]
Ürperme Anında Dua
Şehr İbn-i Havşep radıyallahu anh'den rivayet edilmiştir ki, Ümmüd Derda, radıyaliahu anha kendi- sine: y'Ey Şehr! Vücudunda ara sıra bir ürperme bu- luyor musun?" dedi. O da: "Evet." deyince Ümmüd Derda Radıyallahu anha: "O zaman Allah'a duâ et, o anda duâ mutlaka kabul olunur." buyurdu.[219]
Hazreti Ali radıyallahu anh'den rivayete göre Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem : "Dua müminin silahı, dinin direği, göklerin ve yerin nurudur." Bu- yurdu.[220]
İbn-i Ömer radıyallahu anhuma dan rivayete göre Resululah sallâhu aleyhi ve sellem "Dua (gök- ten) inen ve inmeyen (başa gelmiş ve gelecek) her şeye yarar. O hâlde, ey Allah'ın kullari! Duaya devam edin." buyurdu.[221]
Hazreti Aişe radıyailahu anha'dan rivayete göre je Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellemi "Hiç bir sakınma jı kaderden bir şey def edemez (tedbir, taktiri bozamaz). Ama duâ başa gelen ve gelmeyen her şeye ] yarar. Şüphesiz bela (gökten) iner. (Yerden yükselen) duâ onu kapar ve kıyamete kadar çarpışırlar (dua, belânın inmesine engel olur)." buyurdu.[222]
Enes İbn-i Malik radıyailahu anh'den rivayete göre: Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Allah'ü Azze ve Celle, ben kulumun bana karşı olan zannımın (düşüncesinin) yanındayım ve o bana duâ ettiğinde ben onunla beraberim, buyuruyor.[223]
Ölüm Haberi Geldiğinde Veya Her Hangi Bir Musibete Karşı Okunacak Dua
Efendimiz Aleyhisselam'ın üzücü bir haber veya bela ile karşılaştığımız zaman yapmamızı tavsiye ettiği duâ;
Allâhümme'cürnî fî musibeti ve'hlif lî hayran minhâ"
"Biz Allah'a aidiz ve sonunda O'na döneceğiz"[224]
Allahım musibetim hususunda bana ecir ver ve bana bunun arkasından daha hayırlısını ihsan eyle.[225]
Efendimiz sallâhu aleyhi ve sellem:
Kim bu duayı musibet anında okursa Allah'ü Teâla ona daha hayırlısını nasib eder buyurdu."
Cenaze Namazında Okunacak Dua
Efendimiz Aleyhisselamın cenaze namazı kıldırken aşağıdaki duayı okuduları rivayet olunmuştur;
Allahummağfir iihayyinâ ve meyyitinâ ve sağirinâ ve kebîrinâ ve zekerinâ ve ünsânâ ve şâhidinâ ve ğâibinâ. Mahümme men ahyeytehû minnâ feahyihi ale'l-Zsiâm. Vemen teveffeytehû minnâ feteveffehû ale'l-îman. Allahiimme tüharrimnâ ecrahû velâ teftinnâ ba'deh" Allah'ım bizim hayatta olanımıza olmayanımıza, küçüğümüze-büyüğümüze, burada bulunanımıza bulunmayanımıza erkeğimize-kadınımıza affınla muamele buyur. Allah'ım bizden hayatta bıraktığını Islam üzere yaşat, kimi öldürürsen onu iman üzere ve fat ettir. Allahım bu ölen hakkında ecir ve mükâfattan bizi mahrum bırakma. Ondan ayrıldıktan sonra da bizi şaşırtma"[226]
Ölmek Üzere Olan Kimseye Lailahe İllallah Telkini
Abdullah ibn-i. Cafer babasından radıyallahu anh naklen anlatıyor: "Rasülüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: Ölmek üzere olanlara:
"Lâ ilahe illallâhu'l-azîmü'l-halîm. Lâ ilahe I îlfallahu rabbii'l-arşi'l-azîm. Lâ ilahe illallahu î rabbü's-semâvâti ve rabbü'l-arzı rabbü'l-arşil kerim." demeyi telkin edin!" Yanındakiler: "Ey Allah-J 'in Resulü! Bunun sağlara telkini nasıldır?" dediler. "Daha güzeldir, daha güzeldir!" buyurdular."
Ölen Kimsenin Yanında Yapılacak Î Dua
Efendimiz Aleyhisselama, ölüm haberi verilince şöyle duâ etmemizi tavsiye buyurdular;
"Allahummağfir lî ve lehû-ve a'kibnî minhü ukban haseneten"
"Allah'ım beni de onu da affet ve bana onun ar dından güzel bir bedel ihsan et"[227]
Ölülerimize Arkalarından Yapılacak Dualar
Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem şöyle bu yurdu: Ölülerinize hediyeler verin biz dedik ki, resûlallah ne hediye edelim? Sadaka ve Duâ hediyeedin dedi. Ve devamla her cuma bütün, müminlerin ruhları cuma günü dünya semasına ordanda evlerinin hizasına inerek şöyle nidada bulunurlar: Ey ailem, ey oğulcuğum, ey babacığım, ey anacığım, ey akrabala-i rım bize iyilikte bulunun Allah size rahmet etsin diye jf her bir mümin ruhu akrabalarına ağlayarak hüzünlü bir şekilde nida ederler. Sonra Peygamber sallâhu | aleyhi ve sellem ağlamaya başladı. Bizde onunla beraber ağlamaya başladık. O kadar ki ağlamakdan dolayı Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem konuşamazI oldu. Sonra şöyle dedi: Bunlar sizin din kardeşleriniz bunlar için sadakalar verin.
Mezarlığa Girilince Okunacak Dua
Ebû Hureyre radıyallahu anh'den rivayete göre, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem mezarlığa çıktı Esselâmü aleyküm dara kavmin mü'minîn ve innâ inşâallahu biküm lâhıkûn"
"Size selam olsun müminlerin yurdu! Allah dilerse biz de size ulaşacağız" dedi.[228]
Hacet Namazı
Uhrevî veya dünyevî bir ihtiyacı olan kimse, güzelce abdest alır, yatsı namazından sonra iki veya dört rekat ve bir görüşe göre on iki rekat namaz kılar, sonra Allah'u Teâlâ hamd eder, Resulü Ekrem sallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz'e salât-ü selâmda bulunur. Daha sonra hacet duasını okuyup ihtiyacının yerine getirilmesini Allah Tealâ'dan niyaz eder.
Hacet duası:
Allahümme înnî es'elüke tevfika ehlîrhüda ve a'mâle ehlî'l-yakîn ve münasahate ehli't-î tevbeti ve azme ehlî's-sabri ve cidde ehli'l-| haşyeti ve talebe ehli'r-rağbeti ve taabbüde k ehli'l-verei1 ve irfane ehli'l-ilmi hatta ehafüke. Allahümme innî es'elüke mehafeten tehcizuni i an ma'siyetike hatta a'mele bi taâtike a'melen h estehikku bihi rızâke ve hatta ünasîhake bî't-İ tevbetî havfen minke ve hatta uhlisa leke'n-f nasihate hübben leke ve hatta etevekkele i aleyke fil umuri hüsne zannin blke Sübhane i halıkinnuri."
Ya ilahı!. Ben senden hidayet ehlinin muvaffakiyetini, yakîn erbabının amellerini, tevbekârların inlasını, sabırlı zatların azmini, haşyet (korku) sahiplerinin ciddiyetini, rağbet erbabının niyazını, takva ehlinin ibadete çalışmalarını ve ilim sahiplerinin irfanını dilerim. Ta ki senden hakkıyla haşyet (korku) üzere bulunayım. Yarabbi! Ben senden öyle bir havf ve haşyet (korku) ya nail olmak isterim ki, beni sana isyanda bulunmaktan men etsin. Ta ki senin itaatine öyle bir iş işleyeyim ki onunla senin rızana lâyık olayım ve ta ki, senden korkmaktan dolayı sana halis bir şekiide tevbe edeyim, ta ki sana muhabbetten dolayı senin için hayır severliğimi ihlâslı bir şekilde yapayım ve tâ ki her işte sana güzel zannımdan dolayı sadece senin zatına tevekkül edeyim, ey nuru yaratan Allah'ım! Seni teşbih ve takdis ederim" der. Sonra ihtiyacını zikreder. Hacet namazının birinci rekatında Fatiha-i şerife'den sonra üç kere Âyet'el-kürsî, diğer üç reka- k 1 tında da birer Fatiha ile birer defa ihlâs, Felak ve Nas sûrelerinin okunması hakkında bir hadîs-i şerif i vardır.
İstihare Namazı
Hakkında bir şeyin hayırlı olup olmadığına dair manevî bir işarete nail olmak isteyen kimse, yatacağı zaman iki rekât namaz kılar, ilk rekâtında "Kâfirun sûresi'Vıi, ikinci rekatında da "İhlâs sûresi"ni okur, sonunda da istihare duasını okur, sonra da abdestli olarak kıbleye yönelerek yatar, rüyada beyaz veya yeşil görülmesi hayra, siyah veya kırmızı görülmesi de şerre delâlet eder.
Bu şekilde istihare namazının yedi gece yapılması ve kalbe ilk doğana bakılması da bir hadis-i şerif ile beyan buyrulmuştur.
Resulü Ekrem, sallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz, Ashab-ı Kiram'ına istihareyi öğretirlerdi. Istihare namazını kılma imkânı bulunmayınca yalnız duası ile yetinilir.
Esasında meşru ve hayırlı olan bir şey hakkın-da yapılacak istihare, onun istenilen vakitte yapılıp yapılmaması için yapılabilir. Yoksa bizzat o şey hak-kında yapılmaz. Muayyen bir senede hac yapılıp ya-pılmaması veya haramda ısrarlı olan bir kişinin, bir haramdan men edilip edilmemesi gibi. İstihare duâ- | sı, Resulü Ekrem sallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz- î den şu şekilde rivayet olunmuştur:
"Allahümme inni estehîruke bi ilmike ve i estakdirüke bi kudretike ve es'elüke min £ fazlike'l-azim, fe inneke takdîrü ve la akdirü ve f ta'lemü ve la a'lemü ve ente allamü'l-guyûb. Allah'ümme, in künte ta'lemü enne haze'l- em-| re hayrün li fi dini, ve meâşi ve akıbeti emri ve acili emri ve âcilihi fakdirhü li ve yessir hü sunime bârik lî fihi. Ve inkünte ta'lemü enne ^ hazel'emre şerrün li fî dîni ve meâşi ve akıbeti i emri ve acili emri ve âcilihi fasrifhü anni f vasrifni anhü fakdir lîye'l-hayre haysü kâne sümme ardînî bihi.
"Ya İlâhi! Sen bildiğin için, senden hakkımda hayırlısını bana bildirmeni dilerim. Ve kudretin yettiği i için ben senden kuvvet ve takat isterim ve hayra ermemi senin büyük, fazıl ve kereminden niyaz eyle-f rim, çünkü sen her şeye kadirsin. Ben ise kadir değîfim, ve sen her şeyi bilirsin, halbuki ben bilemem, sen gayıpları da tamamen bilirsin.
Ya Rabbii Sen bilirsin, eğer bu iş; benim dinim, yasayışım, işimin akibeti, dünyam ve ahiretim hakkında ha- î yırlı ise, bunu bana nasip ve müyesser eyle. Sonra bunda î benim için feyiz ve bereket meydana getir. Ve eğer bu iş; $ benim dinim, hayatım, işimin akibeti hakkında ve dünyevî f uhrevî hususlarımda benim için bir şer ise, bunu benden j çevir, beni de bundan çevir. -Bunun için gönlümde bir £ meyil bırakma- ve benim için hayır nerede ise nasip ve | kolay kıl, sonra da beni bu mukadder hayır ile hoşnut buyur. Ey Kerim olan yaratıcım!
Secde Ayetleri Her Derde Devadır
Secde Ayetleri: Herkim secde ayetlerinin hepsini bir mecliste okur da, her biri için ayrı ayrı secde ederse, Allah'ü Teâla onun mühim olan işine kâfi gelir (yeter)."
Teşbih Namazı
Bu her rekâtında yetmiş beş defa:
Sübhânellahi velhamdülillahi vela ilahe illallâhü vellâhü ekber" diye tekbir alınan dört rekatlı bir namazdır. Allah Teâlâ'nın rızasi için nafile namaza niyet edilerek "Allah'ü ekber" diye namaza başlanır, Sübhaneke'den sonra 15 kere "Sübhanallah'i velhamdülillah..." okunur. Sonra "Euzü" ile "Besmele-i şerife" ve "Fatiha" ile bir sûre-i celile okunup tekrar kere "Sübhanallah'i.." okunur. Akabinde rükûya varılır, üç kere "Sübhane Rabbîyel azîm"den sonra 10 defa "Sübhanallah..." okunarak rükûdan "Semialiah'ü limen hamiden, Rebbena velekelhamd" denilerek kalkılır, yine 10 defa "Sübhanallahi..." okunur, daha sonra secdeye varılıp üç defa "Sübhane rabbiyei â'la"dan sonra 10 kere Sübhanellah..." okunur. Secdeden tekbir ile kalkılır, celse (oturma) halinde yine 10 kere "Sübhânellahi..." okunur, ikinci secdeye tekbir ile varılıp üç defa "Sübhane rabbiyel â'lâ"dan sonra yine 10 kere "Sübhanallah'i..." okunur ki, bu zait teşbihlerin toplamı 75 etmiş olur. Daha sonra ikinci rekata kalkılır, yine evvela 15 kere "Sübhanallah'i..." okunur, sonra yine birinci rekâttaki şekilde hareket edilerek ka'de (oturuş)a f varılır. "Tahîyyat" ve "Allah'ümme salli... ve bârik" okunur.
Zait teşbihlerin toplamı (150) etmiş olur. Daha sonra selâm vermeden veya selâmı müteakip ayağa kalkılır. Üçüncü, dördüncü rekâtlar da tam bu tarif dairesinde kılınır ve böylece her rekâtta yetmiş beş "Sübhan-Allah'i..." okunmuş olur ki, toplamı (300) eder.
Bu teşbih namazında yanılma vuku bulsa, sehiv secdelerinde artık bu teşbihler okunmaz.
Teşbih namazının da sevabı pek çoktur. Bu namaz, her vakit kılınabilir, hiç olmazsa haftada veya ayda bir defa, bu da olmazsa ömürde bir defa kılmalıdır.[229]
Salaten Tuncına Duası
"Allahumme salli alâ Seyyidinâ Muhamme-din ve alâ âli Seyyidinâ Muhammedin salâten tüncînâ bihâ min-cemî'il-ehvâli vel afat. Ve takdî lenâ bihâ cemîal hâcât ve tutahhirunâ bihâ min-cemîi's-seyyiât ve terfe'unâ bihâ a'lâ'd-deracât ve tubelliğunâ bihâ aksâ'l-ğayât min cemiîl-hayrâti fî'i-hayâti ve ba'del-memât birahmetike Yâ erhame'r-rahimîn. Hasbunella-hu ve ni'mel vekîl, ni'mel mevlâ ve ni'me'n-nasır. Gufraneke rabbenâ ve ileyke'lmasîr,"
"Allahım! Efendimiz Muhammed'e sallâhu aley-hi ve sellem ve onun ehli beytine salât at. Bu salâvat o derece değerli olsun ki: Onun hürmetine bizi bütün korku ve belalardan kurtarsın. Bizim ihtiyaçlarımızı o salâvat hürmetine yerine getirsin, bizin bütün günah-lardan bu salâvat hürmetine temizlersin, o salâvat hürmetine bizi derecelerin en üstüne yüceltirsin, o salâvat hürmetine hayatta ve öldükten sonra düşü-nülebilecek bütün hayırlar konusunda gayelerin en sonuna kadar ulaştırsın. Ey merhametlilerin merha-metlisi bize bunları merhametinle nasip et. Allah Tealâ bize kafidir ve ne iyi bir dost, ne iyi bir vekildir. Ey Rabbimiz, senin mağfiretini dileriz, dönüş yalnız sanadır."
Bu Salâvat-ı Şerifeye Devam Eden; Belalar-dan emin olur, Gelecek musibetlere perde olur, Arzu-lan kolay olur, Muradı haşıl olur, Rızkı bereketli olur.
Peygamberimizin Çok Okuduğu Dua
"Allahümme inni eselüke's-sihhate ve'I-afiyete ve'l-emânete ve hüsne'l-hulkı ve'r-nda bi'f-kaderi birahmetike ya Erhamerrahimîn"
Ya Rabbi, senden, sıhhat ve afiyet ve emanete hıyanet etmemek ve güzel ahlak ve kaderden razı olmak istiyorum. Ey merhamet sahiplerinin en merhametlisi! Merhametin hakkı için, bunları bana ver.[230]
Salât-I Terficiye
İmamı Kurtubî Hazretleri şöyle buyurmuş: "Bir kimse, çok önemli bir işinin veya önemli bir dileğinin gerçekleşmesini, ya da üzerinde devam edip duran büyük bir belanın üzerinden çekilip gitmesi (kalkması) için "Salât-i Tefriciye"yi (4444) defa okuyup, bu mübarek Salâtü Selâm ile Yüce Peygamberimizi vesile edinse, hiç şüphe ve tereddüt yoktur ki, Yüce Allah, o kulunun istek ve muradının olması için hayırlı bir sebeb yaratır ve ona muradını verir."
"Allahım! Bizim Efendimiz Muhammed'e (sav) â kusursuz bir salât ve rahmet, mükemmel bir selâm 4 ve selâmet vermeni diliyoruz. O Peygamber ki, onun hürmetine düğümler çözülür, sıkıntılar ve belalar onun hürmetine açılıp dağılır, hacet ve ihtiyaçlar onun hürmetine yerine getirilir. Maksatlara O'nun hürmetine ulaşılır, güzel sonuçlar O'nun hürmetine elde edilir. O'nun şerefli yüzü hürmetine bulutlardaki yağmur istenilir, Allah'ım, onun ehl-i beytine, ashabına da her göz kırpacak kadar zamanda (her an, saniye) her nefes alacak zamanda sana malum olan varlıklar sayısınca salât et."
İsm-Î Azam
el-Kâsım ibn-i Abdurrahman radıyallahu anh demiştir ki: "Allah'ın, duada şefaat kılındığı taktirde, o duayı kabul ettiği ism-i âzami şu üç surededir: Bakara, Âl-i İmran ve Tâ-Hâ.
Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: Rasûlüllah saîlâhu aleyhi ve sellem şöyle yalvardılar:
- Allahım! Ben, senin pak, güzel, mübarek ve yüce nezdinde en sevimli olan, onunla duâ edildiği taktirde hemen icabet ettiğin, onunla senden istenince hemen verdiğin, onunla rahmetin talep edilince rahmetini esirgemediğin, onunla kurtuluş talep edilince kurtuluş verdiğin isminle senden istiyorum."
Hz. Aişe'nin belirttiğine göre, bir başka gün Aleyhissalâtu vesselam'ın, kendisine "Ey Aişe! Kendi-| siyle duâ edildiği taktirde icabet ettiği ismi, Allah'ın bana gösterdiğini sen biliyor musun?" diye sormuştu. $ Hz. Aişe der ki: "Ben:
Ey Allah'ın Resulü! Annem babam sana feda olsun, onu bana da öğret!" dedim.
Ey Aişe onu sana öğretmem uygun düşmez!" buyurdu. Bu cevap üzerine ben de oradan uzaklaşıp bir müddet tek başıma oturdum. Sonra kalkıp, başını öptüm ve:
Ey Allah'ın Resulü! Onu bana öğret" diye ricali; da bulundum. O yine:
Onu sana öğretmem uygun olmaz, ey Aişe! Onunla senin dünyevî bir şey talep etmen uygunsuz k olur" buyurdu." Hz. Aişe devamla der ki: "Ben de kalkıp abdest aldım, sonra iki rekât namaz kıldım, sonra: Allahım! Sana Allah isminle duâ ediyorum.
Sana Rahman isminle duâ ediyorum. Sana Er-rrahîm isminle duâ ediyorum. Sana bildiğim ve bilmediğim
güzel isimlerinin hepsiyle duâ ediyorum. Bana mağfiret et, rahmet eyle" diye duâ ettim. Aişe devamla der ki:
Bu duam üzerine Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem güldü ve:
İsm-i âzam, senin yaptığın şu duanın içinde geçti" buyurdu."
İsm-İ Âzam Duaları
Hz. Büreyde radıyallâhu anh anlatıyor: Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem, bir adamın şöyle söylediğini işitti:
"Allahümme innî es'elüke biennî eşhedü enneke entallâhu lâ ilahe illâ ente'l-ehedü's-Samedüllezî lem yelid velem yûled velem yekûn lehû küfüven ehad"
"Allah'ım, şehâdet ettiğim şu hususlar sebebiyle senden talep ediyorum: Sen, kendisinden başka ilah olmayan Allah'sın, birsin, samedsin hiçbir şeye ihtiyacın yok, her şey sana muhtaç, doğurmadın, doğmadın, bir eşin ve benzerin yoktur."
Bunun üzerine Efendimiz sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular:
"Nefsimi elinde tutan Zât'a yemin olsun, bu kimse, Allah'tan İsm-i Âzami adına talepte bulundu. Şunu bilin ki, kim İsm-i Azamla duâ ederse Allah ona icabet eder, kim onunla talepde bulunursa (Allah ona dilediğini mutlaka) verir.[231]
Mihcen ibnu'I-Edra' radıyallâhu anh anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem bir adamın:
"Allahümme innî es'elüke yâ allahü'l-ehedü's-Samedüllezî lem yefid velem yûfed velem yekûn lehû kiifüven ehad en teğfira lî zenbî inneke ente'l-ğafûrü'i-rahım"
"Ey Allah'ım, bir ve samed olan, doğurmayan ve doğurulmayan, eşi ve benzeri de olmayan Allah adıyla senden istiyorum. Günahlarımı mağfiret et, sen Gafursun, Rahimsin!" dediğini işitmişti, hemen şunu söyledi:
"O mağfiret edildi. O mağfiret edildi. O mağfiret edildi!"[232]
Hz. Enes radıyallâhu anh anlatıyor: "Bir adam şöyle duâ etmişti:
"Allahümme innî es'elüke bienne leke'l hamdü la ilahe illâ ente'l-mennânü bedîusse- i mâvatî ve'l-arzı yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâmi yâ hayyü yâ kayyûm"
"Ey Allah'ım, hamdlerim sanadır, nimetleri veren sensin, senden başka ilah yoktur, Sen semâvat ve arzın celâl ve ikram sahibi yaratıcısısm, Hayy ve Kayyümsun (kâinatı ayakta tutan hayat sahibisin.) Bu isimlerini şefaatçi yaparak senden istiyorum!"
Bu duayı işiten Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem sordu:
"Bu adam neyi vesile kılarak duâ ediyor, biliyor musunuz?"
"Allah ve Resulü daha iyi bilir'?"
"Nefsimi elinde tutan Zât'a yemin ederim ki, o Allah'a, İsm-i Âzam'ı ile duâ etti. O İsm-i Âzam ki, onunla duâ edilirse Allah icabet eder, onunla istenirse verir.[233]
Esma Bintu Yezîd radıyallâhu anhhâ anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki: wAllah'ın İsm-i Âzam'ı şu iki âyettedir:
1- "İlahınız, tek olan ilandır, ondan başka ilah | 4 yoktur. O Rahman ve Rahîm'dir.[234]
2- Âl-i İmrân süresinin baş kısmı: Elif Lâm Mim. O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur, O Hayy ve Kayyümdur[235]
Hz. Ebû Hureyre radıyallâhu anh anlatıyor: "Resululah sallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki:[236]
"Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları f ezberlerse cennete girer. Allah tektir, teki sever,"
Bir rivayette: "Kim o isimleri sayarsa cenntete girer" buyurmuştur.[237]
Zuhrı der ki: "Bana birçok ilim ehlinden ulaştı-i gına göre, bu Esmâu Hüsna'nın okunmasına
"Lâ ilahe illallahu vahdehu fa şerike leh. Lehü'l Mülkü ve Lehü'l-Hamdu bi-yedihi'l-Hayr ve huve ala külli şeyin kadîr, la ilahe İllallahu, lehül-Esmâu'l-Hüsnâ" diye başlanmalıdır.
Esmâü'l-Hüsnâ
Tirmizî'nin rivayetinde Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem Allah'ın isimlerini şöyle yazdırdı:
En sevgiliden
O Alîah ki O'nda başka ilâh yoktur. Rahman dır. Er-Rah.m'dir. El-Meliku el-KuddÛ-J su, es-Selamu, el-MÜ'mînu, el-Müheyminu, el-| Azızu, el-Cebbâru, el-Mütekebbiru, el-Hâliku
î fı^hh'he''MUSnVVİr"' el-Gaffâru, el-Kahhâru,' | el-Vehhabu, er-Rezzâku, el-Fettâhu, el-Alîmu,
el-Kâbizur ei-Bâsitu, el-Hâfidu, er-Râfiu, el-Muizzu, el-Müzillu, es-Semîu, eî-Basîru, el-Ha-kemu, el-Adlu, el-Latîfu, el-Habîru, el-Halîmu, el-Azîmu, el-Gafüru, eş-Şekûru, et-Aliyyu, el-Kebîru, el-Hafîzu, ei-Mukîtu, el-Hasîbu, el-Ce-lîlu, eİ-Kerînıu, er-Rakîbu, el-Mucîbu, el-Vâsiu, el-Hakîmu, el-Vedûdu, el-Mecîdu, el-Bâisu, eş-Şehîdu, el-Hakku, el-Vekîlu, el-Kaviyyu, el-Me-tînu, el-Veliyyu, el-Hamîdu, el-Muhsî, el-Mubdîu, el-Muîdu, el-Muhyi, el-Mümîtu, el-Hayyu, el-Kayyûmu, el-Vâcidu, ei-Mâcidu, el-Vâhidu, el-Ahadu, es-Samedu, el-Kâdiru, el-Muktediru, el-Muahhiru, el-Evvelu, el-Âhiru, ez-Zâhiru, el-Bâtînu, el-Vâli, el-Müte'âfi, eî-Berru, et-Tevvâbu, el-Müntekimu, el-Afuvvu, er-Raûfu, Mâliku'l-Mülki, Zü'l-Celâli ve'I-İkrâm, el-Muksi-tu, el-Câmiu, el-Ganiyyu, el-Muğnî, el-Mâni', ed-Dârru, en-Nâfiu,en-Nûru, el-Hâdî, el-Bedıu, el-Bâki, el-Vârîsu, er-Reşîdu es-Sâbüru." Celle Celâlühû.[238]
Allah'ın Güzel İsimlerinin Şerhi
O Allah ki O'nda başka ilâh yoktur. Bütün isim ve sıfatları kendinde toplayan yüce Allah'ın zatının, başka hiçbir varlığa verilemeyen ismidir.
er-Rahman: Allah'ın pek merhametli, çok rahmet sahibi olması anlamlarına gelen bir si-î fat ismidir. Bu ismin Allah'tan başkasına verilmesi uygun görülmez. 'Dünyada mümine de, kafire de ^ çok rahmet sahibi, gayet merhametli ve sonsuz rahmeti bulunan diye tefsir edilip açıklanabilir, yalnız £ yüce Allah'ın özel bir ismi olduğundan dolayı tam anlamıyla tercüme edilemez.
er-Rahîm: Çok merhamet edici, ahrette sadece müminlere merhamet eden anlamın- i dadir. Rahman ve Rahîm bu iki sıfat "Rahmet"
mastarından türemiş olmakla beraber, aralarında ifade ettikleri anlam bakımından farklar vardır.
el-Melik: Yüce Allah c.c. Melik'tir. Yani mülk sahibi, bütün eşyanın ve yaratılanların tek ma- T likidir. Bütün varlıklar üzerinde emretme, istediği gibi tasarruf etme, hiçbir şarta bağlı olmaksızın sahip olma O'na mahsustur. Yarattıklarına emretme, sakındırma, cezalandırma, istediğini zelil, dilediğini de aziz % etme kudretine sahip olan yalnız yüce Allah'tır. O ya rattığı mülkünde ve orada olanların hepsinde yegâne hükümdardır. Sonsuz kudretiyle onları idaresi altında tutan tek Allah c.c.'dür.
el-Kuddüs: Ayıplardan temiz demektir. Her türlü hata, gaflet ve acizlikten uzak, $ eksiklikten beri, mutlak kemâl sahibi anlamındadır. Allah, sonradan olma ve hiçbir tasvire sığmayan, j hakkında hiçbir eksiklik düşünülemeyen en T mukaddes olan en yüce varlıktır.
es-Selâm: Selâm sahibi, yani herçeşit ayıptan selâmette, her türlü âfetten berî demektir. Allah, her türlü eminliğin, salimliğin aslı olup, ayıptan kusurdan ve her çeşit eksikliklerden uzak olan yüce yaratıcı anlamındadır. Allah, yok olmaktan ve hatıra gelen her türlü eksikliklerden U2aktır. Buna göre dünyadan ve ahiretten emin olmak isteyenleri ve kurtuluşa ermek dileğinde bulunanları, kurtuluşa er-direcek olan da yalnız Allah'tır. el-Mü'min: Allah'ın iman ve güven veren her türlü şüphe ve tereddütleri kaldıran anla-mında bir ismidir. Allah, korku içinde olanlara emniyet ve güven verendir. Bu bakımdan her türlü korku-dan emin olmak için Allah'a iltica edilmeli, O'na sığınılmalıdır.
el-Muheymin: Allah'ın görüp gözeten, her şeye şahit olan, her şeyi koruması altına alan, onları muhafaza edip saklayan olduğu anlamına gelir.
el-Azîzıı: Allah'ın, hiçbir yönden mağlup edilemeyen, her işinde mutlak galip gelen, son dere-ce izzetli ve yüce olduğu manasına gelir. Hiçbir yönden benzeri olmayan dilediğini yapan ve buna güç vetiren, yüce varlığını ve kudretini hiçbir gücün mağlup edemediği tek yaratıcı Allah'tır.
el-Cebbâr; Allah'ın, yarattığı tüm varlıklarının ihtiyaçlarını karşılayan, her konuda çok güçlü ve kudretli olduğu anlamındadır. Ayrıca Allah'ın yarattıklarının tümünü kendi iradesine mecbur eden, dilediğini de zorla yaptırmaya gücü yeten, kesin hükmüne karşı gelinemeyen yaratıcı olduğu anlamına da gelir. Allah, insanı O'nun hükümlerini tanıyıp bilmesi için akıllı, kendi irade ve istekleri ile O'nun emrine uymaları ve gösterdiği bu yolda yürümeleri için de serbest iradeli yaratmıştır.
el-Mütekebbir: Mahlukâta ait sıfatlardan yüce, uzak mânasına gelir. Allah'ın her hususta çok büyük ve azamet sahibi ulu bir yaratıcı olduğu i anlamındadır. Büyüklük O'nun hakkıdır. Yaratılmışların hiçbirinin böyle bir hakkı yoktur. Allah, zatında sıfatlarında ve işlerinde, mutlak manada büyüklüğün I tek sahibidir. Hiçbir insan için bu mânâda bir büyüklükten söz edilemez. Kendilerini büyük sanan nicelerinin, Allah'ın sonsuz kudreti ve büyüklüğü karşısında ne kadar küçüldükleri imkân imkânsız olan bir gerçektir. Büyüklük sevdasına kapılanların yok olmalarına, bazen küçücük bir olay hattâ çok küçük bir yaratık, bir mikrop bile yetmiştir. Bu gerçek karşısında î insanlar hangi büyüklükten söz edebilirler.
el-Hâlîk: Allah'ın yaratıcı olduğunu belirten bir sıfattır. Yaratmak ise bir şeyi var etmek, hiç benzeri oimayan bir şeyi meydana getirmek demek-1 tir. Bu manada Allah'tan başka hiçbir yaratıcı yoktur.
Herşeyi yaratan O'dur. İnsanların ortaya koydukları I şeyler yaratma değildir; var olanlardan yeni bir şey elde etmektir. Allah, yaratandır; O'nun dışındaki tüm varlıklar ise yaratılmıştır.
el-Bârîu: Mahlukâtı, mevcut bir misâle bakmaksızın, yoktan, örneksiz olarak yaratan mânasına gelir. Şüphesiz.varlıkları seçip, düzenleyip olgunlaştirarak her birini ayrı bir özellikte yaratan Atlahtır.
el-Müsavvir: Mahlukâti farklı suretIerde yaratan, Allah'ın yaratmış olduğu varlıkların şekil ve durumlarınıtakdir edip, dilediği şekilde meydana getirmesi, şekillendirmesi anlamında demektir.
el-Gaffâr: Kulların günahlarını tekra tekrar affeden, bağışlayan yüce varlık anlamına gelir.
Günah işlemek insanların özelliği olduğu gibi, onların günahlarını örtmek ve bağışlamak da yüce Allah'ın ayrılmaz sıfatlarındandır.
el-Kahhâr: Allah'ın ziyadesi ile kahredici, yok edici yüce bir varlık olduğu manasına gelir. Sonsuz kudretinin karşısında hiçbir kimsenin gücü ve kudreti olamaz. Ama serbest iradeleriyle O'nun karşısına çıkma cüretini gösterenlere de lâyık oldukları cezaları tam olarak verecektir. Allah'ın kayıtsız üstünlüğüne sınır koyacak hiçbir varlık yoktur.
el-Vehhâb: Allah'ın çok hibe eden, çok fazla bağışlayan olduğu anlamına gelir. Hak sa- i hibi olmadıkları halde yarattıklarına çok çok verendir.
er-Rezzâk: Allah'ın bütün yaratıkların rızıklarını veren, her canlı için gerekli gıdayı bahşedip $ yaratan ve bol bol veren Allah'tır,
el-Fettâh: Kullan arasında hâkim, kullarına rızk ve rahmet kapılarını açan, rızıklarından kulların her türlü güçlük ve sıkıntılarını açan ve kolaylaştıran manasına gelir. Faydalı ilimlere karşı insanların kalbini açarak, onların islerini kolaylaştıran, i bütün zorluklarını ortadan kaldıran yüce Allah'tır. Her işinde üstün gelen mânasına da gelir.
el-Alîm: Allah'ın, çok bilen, bilgisi ezelî ve ebedi olan, her şeyi her yönüyle bilen tek yaratıcı olduğu manasını ifade eder,
eî-Kabîz: Her şeyi sonsuz kudreti altına alan, bu kudretiyle kuşatıp kavrayan, her şeyi emri altına alıp tutan en yüce varlık.
el-Bâsıt: Kullarına rızkı açıp cümertlik ve rahmetiyle genişleten demektir. Her hayrı veren, lütuf ve rahmetini kullarına yayan yüce yaratıcı olduğunu ifade eder. Allah, insanlara rızık, neşe, rahatlık J ve bolluk vererek onlara lütuf ve rahmetiyle muâme- î le etmektedir.
el-Hâfid: Emirlerini dinlemeyen, başkalarını beğenmeyen, büyüklen.ip hak ve hukuk g tanımaz zorbaları rezil, perişan eden Cebbarları ve firavunları alçaltan demektir. .
er-Râfî1: Velîlerini, dostlarını yüceltir.
Azîz kılar demektir. Gönülleri İman ve irfan ışığıyla parlatan, yüksek gerçeklerden haberdar eden, böylece Allah, hem zelîl hem de azîz kılıcı olmaktadır.
el-Muizzu: İzzet ve ikram edici, şeref sahibi anlamına gelir. Yalancılığa, samimiyetsizliğe itibar etmez.
el-Müzillü: Lâyık olanları zillete düşüren, zelil kılan, onları hor ve hakir eden
es-Semi1: İşiten, işitme kuvvetine sahip olan ve işitme gücünü verendir. O, hiçbir şartla ve kayda bağlı olmaksızın işitir.
el-Besîru: Herşeyi her yönüyle eksiksiz gören, yaratıklarına da görme duyusunu veren
anlamını taşır.
el-Hakem; Hâkim demektir. Hüküm koyan, emir veren, varlıklar hakkında hükmünü taf mamen icra eden demektir.
el-Adlu: Allah'ın herkese hakkını veren, koyduğu âdil hükümleriyle zulme razı olmayan, zulmü ve zâlimi sevmeyen demektir.
el-Latîfu: En ince işlerin bile bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen "T en ince şeyleri de yapan, seçilmez yollardan da kul-i farına çeşitli faydalar ulaştıran demektir.
el-Habîru; Olanı ve olacağı bilen, herşeyden haberdar olan, her şeyin iç yüzünden ve gizli tarafından her yönüyle haber sahibi bulunan, a onlara yumuşak davranarak cezalarını geriye bırakan demektir.
el-Halîmü: Günahkârların cezasını vermeye güç yetirdiği halde bunu acele yapmayıp, onlara yumuşak davranarak cezalarını geriye bırakan demektir.
el-Azîmü: Çok yüce ve çok büyük olan; sınırsız ve kayıtsız büyüklük, üstünlük de yalnız k O'ndadır.
el-Gafuru: Çok bağışlayan, affeden, insanların beğenilmeyen taraflarını gizleyen demektir. eş-Şekûru: Kullarını, sâlih fiilleri sebebiyle mükâfatlandıran ve sevap veren, kendi rızası için şükredilen, şükür olarak yapılan iyi işlerin daha fazlasıyla karşılığını veren, insanlara nimetlerini artırarak şükür muamelesi yapan demektir.
el-Aliyyü: Yüksek, büvük ve yüce olan; kudrette, bilgide, hükümde, irâdede ve diğer bütün T kemâl sıfatlarında üstün olandır. Herşey O'nun hükmü ve emri altında olan demektir.
el-Kebîru: Celâl (büyükiük) ve sânının yüceliği sıfatlarını taşıyan, Allah'ın kâinatı ve ondakileri hüküm ve kudretiyle idare eden, her şeyi hükmü altına alan demektir.
el-Hafîzu: Koruyup saklayan, yapılan işleri bütün ayrıntılarıyla saklayıp, her şeyi belli vaktinde afet ve belâlardan koruyan demektir.
el-Mukttu: Mahlukâta gıdalarını veren demektir.
el-Hasîbu: Herkesin yaptıklarını takdir eden, yapılanları bütün ayrıntılarıyla bilip her insanı hesaba çekerek yaptığının karşılığını veren, demektir.
el-Celılü: Büyüklük ve ululuğu pek yüce olandır. Sıfat ve isimleriyle her türlü büyüklük kendine ait olan demektir.
el-Kerîmkü: Cömert, kerem sahibi; muktedir iken affeden, cömertlik duygusunu veren, va'dini yerine getiren demektir.
er-Rakıbu: Görüp gözeten, murakabe eden, bütün varlıklar üzerine gözcü olup bütün işleri ni kontrol altına alan, demektir.
el-Mucîbu: Kullarının duasını kabul edip, icabet eden, bağışlaması bol ve rahmeti çok olandır. Yarattıklarına maddî ve manevigenişlik veren zât demektir.
el-Vâsiu: Zenginliği, bütün fakirleri büruyen; rahmeti herşeyi kuşatan demektir.
el-Hakımü: Herşeyi inceliğiyle bilen, bu bilgisine göre emir ve yasakları vazeden, buyrukları ve bütün işleri yerli yerinde olan demektir.
el-Vedûdu; Çok şefkatli, muhabbetli,
salih kullarını çok seven ve onlarca çok sevilen, onları rahmet ve rızasına erdiren; sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya yegane lâyık olandır. Sevgi ve dostluk hissini yaratan demektir.
ei-Mecîdu: Şan, şeref, büyüklük ve kudretinden dolayı yüce olan ve güzel işlerinden dolayı da sevilip
el-Muktediru: Gücü her şeye yeten, her şeyi dilediği duruma getiren, kuvvet sahipleri a üzerinde istediği gibi tasarruf edendir.
el-Mukaddimu: Herşeyden önce olan, dneini ane a.an; d.ed^ne maddi ve manevi metler verip yükselten, öne geçiren, ilerlemelerini sağlayan demektir.
el-Muahhiru: Herşeyden sonra yinevar olan; emir ve yasaklarına uymayanları zelil edip arkaya bırakan, istediğini geri koyandır. Sonunda yik ne sadece O var olarak kalacaktır.
el-Evvelu: Herşeyden önce, öncelerin öncesi, başlangıçların yaratıcısı ve varlığının öncesi k olmayan, demektir.
el-Âhîru: Herşey son bulunca O, var olarak kalacaktır. Varlığının sonu yok olan demektir, ez-Zâhîruî Görünen, varlığında hiç şüphe olmayan, varlığı her şeyden aşikâr olan demektir,
En sevgiliden görülmeyen, varlığı gizli olan, ancak varlığı da kesin i olarak bilinendir.
el-Vâlî: İdare eden bu büyük kâinatı ve onda her an olup bitenleri idare edip yönetendir. İda-T re etme yeteneği O'nundur.
el-Müteâli; Mahlukâtın sıfatlarından münezzeh olan, bu sıfatların biriyle muttasıf olmak-| tan yüce ve âlî olan demektir. bulunma, kullarına yardımcı olma anlamlarında Yüce Allah'ın bir sıfat ismidir. İyiliği ve ihsanı çoktur. İyilik ve ihsan gibi hisler de sadece ondadır.
et-Tevvâb: Tövbeleri çok kabul eden, tövbe kapısını açık tutarak tövbe etme imkânı veren-i dir. Samimi olarak günahlardan dönüp tövbe edenleri ibağışlayandır.
el-Miintakimu; İntikam alan, günah karları, adaletiyle yargılayarak layık oldukları cezaya i çarptıran demektir.
el-Afuvvu: Merhametli, daima affeden, günâhlardan dilediğini affedip suçları bağışlayan de-f mektir.
er-Raufu: Katından gelen bir re'fetle (şefkatle) kullarına merhametli ve şefkatli olan demektir. Re'fetle rahmet arasındaki farka gelince; rahmet bazan maslahat gereği istemeyerek de olablir. Re'fet isteksiz olmaz, isteyerek olur.
Mâlikül'l-Mülk: Herşeyin tek sahibi, her ne varsa O'nundur, Herşey üzerinde mut-£ lak tasarruf yetkisi sadece O'na aittir. O h;llde Ondan £ başkasına kulluk edilmez.
el-Câmiu: Kıyamet günü mahlukâtı toplayan, her şeyi kudreti içinde bulundurup dilediğini istediği anda ve istediği yerde toplayan demektir.
el-Ganiy: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, hakkında noksanlık ve ihtiyaçtan sözedilemeyendir.
el-Muğnı: Dilediğine zenginlik veren demektir.
el-Mâniu: Dostlarını, başkalarının ezi-yetinden koruyan yardımcı demektir.
en-Nûru; Elem ve zarar verici şeyleri
hikmetinin gereği olarak yaratandır, Yüce Allah, zarar veren şeyleri yaratmıştır. Fakat onlardan zarar görmemizi değil, akine maddi-manevi bütün zararlardan sakınarak korunmamızı emretmiştir.
el-Vârisu: Hayır ve fayda verici şeyleri
yaratandır. Bütün olaylar sebepleriyle meydana geliyorsa da, sebepler yok'u var edemez Onlar ancak insanların elinde birer vesile ve Hakk'tan isteme vâ-srtası olmak üzere yaratılmışlardır.
en-Nur: Alemleri, bütün kainatı nurlan dıran, aydınlatan; istediği simalara, zihinlere ve gönüllere nur, aydınlık ihsan edendir.
El-Hâdî: Hidâyet eden, doğru yoluk gösteren; hidayet yaratan; istediğini iyi işlerde başariya ulaştıran, kullarına doğru yolu gösterendir.
el-Bedîu: Eşi ve benzeri olmayan, bir şeyi en mükemmel yapan, yaratan, eşsiz ve görül memiş şeyleri varedendir. Varlıklar âleminde O'nun eşi ve benzeri yoktur. Hayret verici âlemleri yoktan var eden, icad eden O'dur.
el-Bâkî: Sürekli var olan ve var olacak olandır. Sonu olmayandır. Allah'ın varlığının sonu yoktur.
el-Vârisü: Tüm varlıkların gerçek sahibi, varisidir. Servetlerin geçici sahipleri yok olduktan sonra da varlığı devam eden ve o servetlerin sa- i hibi olandır.
er-Reşîdu: Doğru yolu gösteren: insanları, peygamberlerin getirdiği ve tebliğ ettiği kitaplar vasıtasıyla doğru yola iletendir. Allah, bütün işleri ezeli takdirine göre yönetip, dosdoğru bir düzen
En sevgiliden içinde sonuca ulaştıran demektir.
es-Sabûru: Âsîlerden intikam almada acele etmeyen, cezalandırmayı belli bir müddet te'hîr eden demektir. Allah'ın sıfatı olarak sabûr'un mânası halîm'in mânasına yakındır. Ancak ikisi arasında şöy- le bir fark vardır: Sabûr sıfatında cezanın mutlaka olacağını beklemeyebilirler. Ancak halım sıfatıyla Al- lah'ın cezasına kesin nazarıyla bakarlar,
Allah inkarcıların söylediklerinden münezzeh ve mukaddestir, uludur, yücedir.
Geçimi Zorlaşanın Okuyacağı Dua
Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Geçim sıkıntısı çektiği zaman birinizin evden çıkarken şöyle demesini önleyen nedir!
"Bismîllâhi ala nefsî ve mâlî ve dînî. Allâhümme razzınî bikazâîke ve bârîk lî fîmâ kuddira lî hattâ iâ uhıbbe ta'cile mâ ahharte velâ te'hıyra rnâ accelte,
"Kendim, malım ve dinim üzerine Allah'ın ismini 7 okurum. Allahım! Kaza ve hükmüne benî razı et ve I bana takdir edileni bereketlendir, ki, sonraya bıraktı- ğının şimdi ve şimdi yaptığının sonra olmasını isteyip temenni etmeyeyim.[239]
Borçlu Olan Kimsenin Okuyacağı Dua
Nitekim Hazreti Aişe radıyallahu anha'nın bu- yurduğu rivayet edilmiştir: Bir kere babam Ebû bekri's Sıddik. radıyallahu anh Sana bir duâ öğrete- yim mi ki? Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem onu bana öğretmiş ve İsa Aleyhisselâm onu havarilere, (yakın adamlarına) öğretirdi. "Eğer üzerinde Uhud dağı kadar borç olsa, elbette Allah'ü Teâla bu duâ bereketiyle onu sana ödettirir" buyurmuştur dedi. Ben de: buyur öğret, deyince, babam şu duayı oku! buyurdu:
Allâhümme fâricel-hemmi kâşife'l-ğammi mücîbe da'vetî'l-muztarrîne rahmâne'd-dünya ve'l-âhirati ve rahîmehâ ente terhamünî fe'rhamnî bi rahmetin tüğnînî bihâ an rahmetinmîn sivâke"
Ey dertleri açan, gamlan (kederlen) kaldıran, zorlananların dualarını kabul eden, dünya ve ahiretin
Rahmanı ve onun (ahiretin) Rahimi oian Allahım! Bana sen merhamet edersin. Başkalarına muhtaç etmeyecek bir merhametle bana sen acı.[240]
Hz. Ali radıyallâhu anh'ın anlattığına göre, "Bir mükâteb ona gelerek: "Kitabet borcumu ödemekten âciz kaldım, bana yardım et" dedi. Ona şu cevabı verdi: "Sana, Rasûlüllah aleyhissalâtu vesselâm'm bana öğretmiş bulunduğu bir duayı öğreteyim. (Onu okuduğun takdirde) Sevr dağı kadar borcun da olsa, Allah onu sana bedel öder. Şöyle diyeceksin:
Allahümmekfînî bihalâlike an harâmîke ve ağnini bifazlike ammen sivâke"
"Allah'ım, yeterince helalinden vererek beni haramından koru. Lütfunla ver, başkasına muhtaç etme.[241]
Borcun Ödenmesi İçin Yapılacak Dua
Efendimiz Aleyhisselam'ın, kederli ve borçlu kimselere sabah ve akşam okumaları için şu duayı öğretti;
"Allâhümme înnî eûzü bike mîne'l-hemmi ve'I-hazeni ve eûzü bike mine'i-aczi ve'1-keseli ve eûzü bike mine'İ-cübni ve'l-buhli ve eûzü bîke min galabeti'd-deyni ve kahri'r-ricâli"
"Allah'ım! Gam ve kederden sana sığınırım, acz ve tembellikten korkaklık ve cimrilikten, borcun baskısından ve düşmanların kahrından sana sığınırım" (üç defa okunacak)
İmam-I Azam'ın Teşbih Duası
İmam-ı Â'zam Hazretlerinin gece gündüz dilinden düşürmediği rivayet edilen meşhur teşbih duası | şöyledir:
Subhâne'l-ferdî's-samed. Subhâne râfi's semai bı-gayri amed.Subhâne men beseta'l-arda ala mâin I Subhânellezi lem yelid ve lem yûled ve lem yeküllehû küfüven ehad.
Subhâne men yerânî ve ya'rifü mekânı ve yerzukunî velâ yensânî..."
Ebed ve ebedî olan Allah'ı teşbih ederim.
Bir ve tek olan Allah'ı teşbih ederim.
Tek ve herşey kendisine muhtaç olan Allah'ı teşbih ederim.
Semayı direksiz yükselten Allah'ı teşbih ederim.
Yeryüzünü donmuş su üzerine yayan Allah'ı teşbih ederim.
Mahlukatı yaratan ve onları çeşitlendiren Allah'ı teşbih ederim.
Rızkı taksim eden, hiçbir canlıyı unutmayan Allah'ı teşbih ederim.
Eş ve çocuk edinmeyen Allah'ı teşbih ederim.
Doğurmamış, doğrulmamış ve hiçbir şey de kendisine denk olmayan Allah'ı teşbih ederim.
Beni gören, yerimi bilen, beni rızıklandıran ve beni unutmayan Allah'ı teşbih ederim."
Kişinin Müslüman Kardeşine Duası
Ebu'd-Derdâ radıyallahu anh'dan rivayetle Rasulullah sailaliahu aleyhi ve seliem şöle buyurdu:
Müslüman bir kişi kardeşine yaptığı her duâ için onun yanındaki melek de o duayı yapana yaptığı duaların aynı onun için yapar.
Başka bir rivayette kişinin müslüman kardeşinin arkasından yani arkadaşının haberi olmadan yaptığı dualar kabul olunmuştur.[242]
Semâya Bakınca Okunacak Dua
"Rabbena mâ halekta hâze bâtıla sübhâ-neke fekınâ azâbennâr"
Ey Rabbimiz, sen bu evreni boşuna yaratma-din, sen (böyle bir anlamsızlıktan) münezzehsin, bizi Cehennem azabından koru![243]
Hilal Görülünce Okunacak Dualar
Talha İbn-i Ubeydillah radıyallâhu anh anlatı-yor: "Hz. Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem hilâli görünce şu duayı okurdu:
Allahümme ehrllehü aleynâ bîl yümni ve'l-îmâni vesselâmati ve'l-islâmi rabbî ve rabbü-kallâh.
"Allahım, Ay'ın hilâl devresini bize bereketli, imanlı, selâmetti ve İslâm üzere geçir. Ey hilâl benim de senin de Rabbin Allah'tır.[244]
Katâde rahimehullah'ye ulaştığına göre, Rasû-lüllah sallâhu aleyhi ve seilem hilâli görünce şu duayı okurmuş:
Hilâlü hayrin ve rüşdin, Hilâlü hayrin ve rüşdin, Hilâlü hayrin ve rüşdîn, âmentü billezî halekake.
"Hayırlı ve istikameti! bir ihtilal devresi diliyorum." bunu üç kere söyledikten sonra, "Seni yaratan Allah'a inandım.[245]
Gök Gurleyınce Okunacak Dua
İbn-i Ömer radıyallâhu anhüma anlatıyor:
Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem gök gürleyip, şimşek çakınca şu duayı okurdu:
Allâhümme lâ taktülnâ biğazabike ve lâ tühliknâ bi-azâbike ve âfinâ kable zâlike.
Allah'ım bizi gadabınla öldürme, azabınla da helak etme, bu (azabı)ndan önce bize afiyet ver.[246]
Bulut Çıkınca Okunacak Dua
Hz. Aişe radıyallâhu anhha anlatıyor:
Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem ufuk-ı semâda £ bir bulut belirtisi gördü mü işi terkeder, namazda || idiyse kısa keser ve şu duayı okurdu:
Allahümme innî eûzü bike min şerrihâ.
Allah'ım, bunun şerrinden sana sığınırım. Yağmur başlarsa:
Allahümme sayyiben henîen.
Allah'ım, bol yağmur, faydalı yağmur (ver)" derdi.[247]
Rüzgâr Esince Okunacak Dua
Hz. Aişe radıyallahu anhha anlatıyor: Rasuiül- lan sallâhu aleyhi ve sellem rüzgâr estiği zaman şu duayı okurdu:
Allahümme innî es'elüke min hayrihâ ve hayri mâ fîhâ ve hayri mâ ürsilte bihî ve eûzü bike min şerrihâ ve şerri mâ fıha ve şerri Allah'ım, senden bunun hayrını ve bunda olan (menfaatlarm da) hayrını ve bunun gönderiliş mak sadındaki hayrı da istiyorum. Bunun şerrinden, bunda olanın şerrinden, burcunla gönderilen şeyin şerrinden de sana sığınıyorum.[248]
Yine Tirmizi'de Übey İbn-i Ka'b radıyallahu anh anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve seilem buyurdular ki:
Rüzgara küfretmeyin. Hoşunuza gitmeyen bir rüzgar görünce: "Allah'ım, senden bunun hayrını taleb ediyorum" deyin.[249]
Yağmur Yağarken Okunacak Dua
Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem yağmur yagarken şöyle dua ederdi:
"Allahümme sayyiben nâfıan"
Allah'ım bu yağmuru bol ve bereketli kıl[250]
Yağmur Namazı
Yağmurlar kesildiği zaman, müslümanlar yağmur duasına çıkar, Kerîm olan yaratıcımızdan yağmur yağdırmasını niyaz ederler. İmam-ı A'zam'a göre istiskadan maksat yalnız duadır, istiğfardır, bunda cemaatle namaz sünnet değildir, bilakis caizdir, insanlar isterlerse ayrı ayrı namaz kılabilirler. Fakat k j imameyn (İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed) göre istiska için devlet başkanı veya vekilinin cuma inamazı gibi aşikare kıraatle iki rekat namaz kıldırması sı menduptur. Bu namazı müteakip bayramlarda olduğu gibi iki hutbe okunur, Hatîb, minbere çıkmaz, yerde durur; kılıç, ok veya asâ gibi bir şeye dayanır, öylece hutbelerini okur.[251] Üç gün birbiri peşine istiska duasına çıkılması güzel görülmüştür. Yağmur yağması gecikirse, eski elbiseler giyinilerek ve başlar öne eğilerek tevazulu bir halde yayan olarak sahraya çı kılır, evvelce tevbeler yenilenir, fakirlere sadakalar verilir, haksız yere alınmış şeyler var ise sahiplerine geri verilir, müslümanlar için mağfiret istenilir. Ve İmam Muhammed'e göre hatip, hutbe esnasında el bisesini dört köşeli ise aşağısını yukarıya, yukarısını da aşağıya, değirmi ise sağını sol tarafına, solunu da i ' sağ tarafına getirir ve kaba kaftan ise içini dışarıya, dışını da içeriye getirir, o şekilde giyer. Bu, sıkıntılı â i halin değişmesi için bir hayır bekleme nişanesidir. Fakat cemaat, elbiselerini böyle tersine giyinmezler.
Müslümanlar, yanlarına çocuklarını, ehli hayvanlar ile onların yavrularını beraber alırlar. Çocukları yavruları bir müddet analarından uzaklaştırırlar, bu hazin tarzda zayıflara, ihtiyarlara dualar ettirerek i kendileri de "âmîn" derler.
Kısacası hüzünlü, tevazulu, kalp yumuşaklığı ve | Allah korkusuyla dolu bir vaziyet ile Allah Tealâ'nın rahmet ve yardımı niyaz edilir. Daha sahraya çıkmadan yağmurlar yağmaya başlarsa bunun şükranesi olmak için de yine sahraya çıkarlar ki, bu da $ menduptur.
Hz. Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem bir gün yağmur duasına çıkmıştı. Ezan ve ikamet olmaksızın bize iki rek'at namaz kıldırdı. Sonra bize hutbe okudu. Yüzünü, elleri kaldırılmış olarak kıbleye çevirdi. Ayrıca ridasını ters çevirdi: sağ yanını solu, sol yanını da sağı üzerine aldı."
Yağmurlar, lüzumundan çok yağmaya başlayınca da bunun kesilmesi, başka taraflara dönmesi için duâ edilmesinde bir sakınca yoktur. Yağmur yağarken:
Allah'ümme sayyiben nâfi'anyâni Ya Rabbi! Bunu hakkımızda faydalı bir yağmur kıl! denir. Lüzumundan fazla yağınca da:
Allah'ümme havaleyna ve la aleynayani Ya Rabbi! Bunu zarar vermeyecek yerlere yağdır, bizim üzerimize yağdırma! diye duâ edilir.
Dua eden, dilerse ellerini yukarıya kaldırır, dilerse iki şehadet parmağıyla işaret eder. Her duada ellerin iç yüzünü semaya doğru tutmak sünnettir.
İşte bu istiska da gafil beşeriyet için bir uyanma dersi demektir. Her vakit sonsuz rahmetlerine,yardımlarına nail olup durmakta bulunduğumuz Kerîm, Rahîm olan Allah'ımızı hiç bir an unutmamak ve her vesile ile ona muhtaç olduğumuzu anlayarak azametli dergâhına yönelmek, niyazda bulunmak, bizim için bir kulluk borcudur,
Bir kere düşünelim, vakit vakit bulutlardan topraklarımıza yağan o faydalı yağmurlar kesilse, bunun neticesi olarak da ırmaklar kurusa, su kanalları bomboş kalarak yıkılıp gitse, acaba bu suları bize kim temin edebilecektir?
Kaynaklarından daima fışkırıp duran, hayatımıza hizmet eden o tatlı, berrak sulan, Hak Tealâ yerlerin dibine geçirse, acaba bunları bize kim getirebilecektir. İşte:
"De ki: Haber veriniz bakalım, eğer suyunuz bir sabah- çekilip yerlerin altına gitmiş bulunsa, size öyle akıp giden kolaylıkla elde edilen bu suyu -Allah I Teâlâ'dan başka- kim getirebilecektir?"1 âyet-i keri-î mesi de dikkatlerimizi bu noktaya çekip duruyor. Ar-İ tık insanlık için gaflet, Cenab-ı Hakk'a ihtiyaç duy-f mama, nankörlük asla caiz olamaz,
Yağmur Duası
Ibn-i Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Birbedevi gelerek Rasûlüllah saliâhu aleyhi ve sellem'e: "Ey Allah'ın Resulü! Ben öyle bir kabileden geliyorum
Seçilmiş dualar
ki, (kuraklık sebebiyle) çobanlar hayvan otlatamıyor î i ve erkek develerinden hiçbiri rahat rahat yürüyemiyor" dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam $ $ minbere gelip Allah'a hamd ü senadan sonra:
"Allah'ümme! eskına gaysen mugisen henien merien gadekan müceMilen seyhan âm- men tabeka, Allah'ümme! Eskına'l-gayse ve la tec'alna mine'l-kanitîn. Allah'ümme! inne bi'l- bilâdi ve'I-ibâdi ve'l-halki mine'l-le'vaî ve'd- danki mâ la neşkû illâ ileyke. Allah'ümme! enbit iena'z-zer'a ve edirre lena'd-dar'a ve eskina min berekâti's-semai ve enbit lena min berekâti'l-arz. Allah'ümme! înna nestağfirüke inneke künte gaffara, fe ersili's-semae aleyna midrarâ."
Ya Rabbi! Bize yardım eden, içimize sinen bol, faydalı, her tarafı kaplayan, her tarafa akıp giden, her tarafı sulayan umumî bir yağmur ihsan buyur.
İlâhi! Bizi yağmurla sula, bizi ümitlerini kesmiş kimselerden etme! Ey Rabbimiz! Kullarda, beldelerde ve diğer yaratılmış şeylerde öyle bir güçlük, öyle bir darlık var ki, senden başkasına arzedemeyiz. Ey Yüce Yaratıcımız! Bizim için ekinleri bitir, bizim için memeleri sütle doldur, bizi göğün bereketlerinden sula, bize yeryüzünün bereketlerinden yetiştir. Ey Kerim Ma'bud'umuz! Biz senden mağfiret dileriz. Şüphe yok ki sen çok mağfiret edicisin. Artık bize , gökten bol bol yağmurlar yağdır. Ey Gafur, Rahîm i Rabbimiz![252] diye duâ etti, sonra derken daha minberden inmemişti bile ki, sakalından yağmur damlaları dökülmeye başladı. O gün, ertesi güne kadar yağmur yağdı. Daha sonraki günde de yağdı, onu takib eden günde de yağdı, hatta müteakip cum'aya kadar yağış devam etti.
Öyle ki, birisi kalkıp: "Ey Allah'ın Resulü, binalarımız yıkıldı, mallarımız suda boğuldu, bizim için Allah'a duâ ediver (artık yağmur kesilsin)" dedi. sallâhu aleyhi ve sellem ellerini kaldırıp:
"Allahım etrafımıza yağdır, üzerimize olmasın!" diye duâ ettiler. Eliyle bulutlara doğru hangi istikametteki buluta işaret etti ise, bulutlar orada açıldı. Bütün Medine buluttan temizlendi."
Kendisi Veya Başkası İçin Kız İstem Ye Gidenin Okuyacağı Dua
Allah'ın emri ile Peygaberimiz saliâhu aleyhi ve sellem'in sünneti seniyyesi ile kız istemeye giden bir kimse şu duayı okumalıdır:
Eşhedü en lâ iiâhe ilfallâhü vahdehû lâ şerîke lehû ve enne Muhammeden abduhû ve rasûlühû.
Burda müstehap olan, kız isteyenin Allahû Teâ laya hamd ve sena etmektir.
Nikah Akdi Esnasında Okunacak Dualar
"ElhamdülHlahi nesteînühü ve nestağfi-ruhu ve neûzü bihî min şürûr-i enfüsinâ, men yehdillâhu felâ mudille leh, vemen yudlil felâ hâdiye leh. Ve eşhedü en lâ ilahe illallahu ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlüh.
Yâ eyyühennâsüttekû rabbekümü'l-lezî halakaküm min nefsin vâhidetin ve halaka min-hâ zevcehâ ve besse minhümâ ricâlen kesîren ve nisâ-â. Vetteku'l-iahellezî tesâelûne bihî ve'l-erhâme innaliâhe kâne aleyküm rakîben.
Ya eyyühellezîne âmenüttekullâhe hakka tükâtihi velâ temûtünne illâ ve entüm müsiimûn. Yâ eyyüheliezîne âmenüttekullâhe ve kûlû kavlen sedîden yuslih leküm a'mâleküm ve yağfir leküm zunûbeküm, vemen yuti-illâhe ve rasûlehü fekad fâze fevzen azıîmâ"
Allah'a hamd olsun. Ondan yardım dileriz. Ondan mağfiret isteriz ve nefislerimizin şerrinden Ona sığınırız. Allah'ın hidayet ettiğini kimse saptıramaz ve O'nun saptırdıklarına kimse hidâyet edemez. Allah-dan başka ilâh bulunmadığına şehadet ederim ve Muhammedin O'nun kulu ve ellçisi olduğuna şahidlik ederim. Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini vareden ve ikisinden pek çok erkek ve kadın meydana getiren Rabbinize hürmetsizlikten, O'nun emirlerine muhalefet etmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz, Allah'ın ve akrabanın haklarına riayet ediniz. Allah, şüphesiz hepinizi görüp gözetmektedir. Ey iman edenler! Allah'dan, sakınılması gerekitiği gibi sakının ve ancak müslüman olarak can verin. Ey inananlar! Alîah'dan sakının ve doğru söz söyleyin de Allah işlerinizi kendini ze yararlı kılsın ve günahlarınızı size bağışlasın. Kim Allah'a ve peygamberine itaat ederse şüphesiz büyük bir başarı kazanmış olur.[253]
Zifaf Gecesinde Hanımı Yanına Gelince Erkeğin Söyleyeceği Dua
"Allahümme inni. es'elüke hayrahâ ve hay-ra mâ cebeletnâ aleyhi ve eûzü bike min şerrihâ ve şerri mâ cebeletnâ aleyhi"
Allahım senden bunun hayrını ve bunun üzerinde yarattığın şeyin (ahlak v,s) hayrını isterim ve onun şerrinden, onun üzerinde yarattığın şeyin şer- rinden sana sığınırım.[254]
İnsanın Eşi İle Cinsi Münasebet Es- Nasînda Söyleyeceği Dualar
"Bismillah! allahümme cennibna'ş.-şeytâne ve cennibi'ş-şeytâne mâ razektenâ"
Allah'ın ismi ile, Allahım! Şeytanı bizden uzaklaştır ve şeytanı, bize rızık olarak verdiğin şeyden uzaklaştır, derse bu münasebetten doğacak çocuğa şeytan zarar vermez.[255]
İnsanın Kızdığı Zaman Okuyacağı Dua
Aişe radıyallahu anha'dan, şöyle dediği rivayet olundu: "Kızgın olduğum bir sırada Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem yanıma geldi. (Beni hiddetli görünce) burnumun bir tarafını tutup oğdu ve:
Ya Aişe,
"Allahümmağfir lî zenbî vezhib ğayza kalbî £ ve ecirnî mineş şeytân"
Allahım! Günahımı bana bağışla, kalbimin kızgınlığını gider ve beni şeytandan koru" de, diye buyurdu.[256]
Peygamberimizin Çok Okuduğu Dua
Şehr ibn-i Havşeb radıyallahu anh'dan, şöyle dediği rivayet olundu, mü'minlerin annesi Ümmü Selleme radıyallahu anha'ya Rasûlüllah sallâhu aleyhi ve sellem senin yanında iken en çok hangi duayı f okur? diye sordum. O da Peygamberimiz en çok:
Yâ mukallibe'l-kulûbi sebbit kulûbenâ alâ idînik"
Ey kalbleri çeviren Allah'ım! Kalblerimizi dinin üzerinde sabit kıl, derdi.[257]
Şirkten Allah'a Sığınmak İçin
Allahümme innt eûzü bike en üşrike bikeşey'en ve ene e'lemü ve esteğfiruke limâ a'lemü inneke ente allâmü'l-ğuyûb.
Allah'ım bildiğim halde sana bir şey ortak koşmaktan sana sığınırım. Bilmediğim şeyler hakkında £ da senden af ve mağfiret olunmayı dilerim,
Seyyidü'l-İstiğfar
Rasulüllah saliallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: İstiğfarın seyyidi (en büyüğü) şudur:
Allâhümme ente rabbî lâ ilahe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve I va'dike mesteta'tü ebûii leke bini'metike J aleyye, ve ebûü bizenbî fağfir lî fe İnnehû lâ i yağfirü'z-zünübe illa ente, eûzü bike mîn şerri | mâ sana'tü.
Ailahım! Sen Rabbimsin. Senden başka ilah yoktur. Beni sen yarattın ve ben kulunum. Yapabil-£ dikçe ben, ahdîn ve va'din üzerindeyim. Bana olan J ni'metlerini itiraf ediyorum ve günahlarımı da itiraf T ediyorum. Beni affet. Şüphesiz ki günahları ancak i sen affedersin. Yaptığım işlerin kötüsünden sana sı-$ ğınınm] (Kişi) akşamladığı zaman bunu söyler ve o gece ölürse cennete girer. Sabahladığı zaman söyler 9 ve o gün ölürse cennete girer."
Cimrlikten, Tembellikten Allah'a Sığınmak
Zeyd b. Erkâm radıyallahu anh'dan rivayete göre, şöyle demiştir: Rasulüllah sallâhu aleyhi ve sellem şöyle duâ ederdi:
"Allâhümme innî eûzü bike mine'l-keseli I ve'l-aczi ve'l-bühli"
"Allah'ım tembellikten acizlikten ve cimrilikten sana sığınırım.[258]
Aynı senedle Peygamber sallahu aleyhi ve T sellem'den şöyle de rivayet edilmiştir. Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem:
"İhtiyarlığın bunaklığından ve kabir azabından i da Allah'a sığınırdı."
Ümmü Seleme Validemizin Duası
Ümmü Selleme radıyallahu anha'dan rivayete göre, şöyle demiştir: Rasulüllah sallâhu aleyhi ve sellem bana öğretti ve şöyle buyurdu: De ki:
Allahiimme hazâ istikbâlü leylike ve idbâru nehârike ve esvâtü düâtike ve huzuru salavâtike es'elüke en teğfira
Allah'ım bu akşam ezanı gecenin başladığını gündüzün sona erdiğinin ve senin davetinin sesleri
ve namaz vaktinin girişidir. Senden beni bağışlamanı dilerim.[259]
Arkadaşıyla Vedalaşırken Okunacak Dua
Ibn-i Ömer radıyallahu anha'dan rivayete göre, şöyle demiştir: Rasülullah sailâhu aleyhi ve sellem, £ bir kişiyi uğurlayacağı zaman onun elini tutar, o kişi peygamberin elini bırakmadıkça elini bırakmaz ve şöyle duâ ederdi:
"Estevdiüİlahe dîneke ve emâneteke ve âhira jamelike"
Dînini, Allah'a olan sorumluluğunu ve işlerinin sonunun iyi olmasını Allah'a emanet ederim.[260]
Yolculuğa Çıkan Kimseye Rasûlullahin Değişik Bir Duası
Ebû Hureyre radıyallahu anha'dan rivayete göre, adamın biri:
"Ey Allah'ın Rasûlü! Ben yolculuğa çıkmak istiyorum. Bana tavsiyede bulun" dedi. k
Rasülullah sailâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Allah'a karşı sorumluluk bilincini elden bırama her türlü yüksek yerlere çıkarken tekbîr getir." Adam dönüp gidince Rasülullah sailâhu aleyhi ve sellem şöyle duâ etti:
"Allahümme etvilhü ve hevvin aleyhi's sefera"
"Allah'ım yeryüzünü dür uzakları yakın eyle ve yolculuğunu kolay kıl.[261]
Bir Rüya Görüldüğünde Ne Yapılır?
Ebû Saîd e! Hudrî radıyallahu anha'dan rivayete göre. Peygamber sailâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğunu işitmiştir:
"Herhangi biriniz sevdiği bir rüya görürse o Allah'tandır. Allah'a hamdetsin ve gördüğünü an Satsın. Hoşlanmadığı cins bir rüya görürse bu şeytandandır onun şerrinden Allah'a sığınsın ve onu hiçkimseye anlatmasın böylece o rüya ona zararvermez.[262]
Bir Meclisten Kalkarken Okunacak Dua
Ebû Hureyre radıyallahu anha'dan rivayete göre, Rasülullah sailâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
Her kim bir toplantıda oturup orada fazla boş sözler konuşursa o toplantıdan kalkmazdan önce:
Sübhanekellahümme ve bihamdike eşhedü en lâ ilahe illâ ente esteğfiruke ve etûbü ileyke"
Allah'ım seni hamdinle teşbih ederim. Senden başka ilah olmadığına ancak senin gerçek ilah olduğuna şâhidlik ederim. Senden bağışlanmayı ister tevbe eder sana yönelirim" derse o toplantıda meydana gelen hataları bağışlanır,[263]
Horoz Ötmesi Ve Eşek Anırmasında
Ebû Hureyre radiyallahu anha'dan rivayete göre, Peygamber sallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
Horoz ötmesini işittiğiniz vakit Allah'ın lutfundan isteyiniz, çünkü horoz bir melek görmüştür. Eşeğin anırmasını işittiğiniz vakit taşlanmış şeytandan Allah'a sığınınız. Çünkü eşek şeytanı görmüştür de î i ondan anırmıştır.[264]
Şifâ İçin Okunacak Âyetler Yunus Suresi Ayet 57
Ey insanlar, size Rabbinizden bir öğüt, kalplerdeki hastalıklara bir şifa, inananlara yol gösterici ve rahmet gelmiştir.
İsra Sûresi Âyet 82
Biz, Kur'an'dan öyle bir şey indiriyoruz ki o müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnıca ziyanını artırır.
Fussilet Sûresi Âyet 44
De ki: İman edenler için hidayet ve şifadır.
Al-İ İmran Sûresi Âyet 154
Sonra o üzüntünün ardından, üzerinize öyle bir emniyet ve öyle bir uyku indirdi ki; içinizden bir kısmını buruyordu, bir kısmı da canlan sevdasına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliyet zannı gibi haksız bir zan besliyorlar. Bu işten bize ne? diyorlardı. De ki: Bütün iş Allah'ındır. İçlerinde sana açmadıkları birşey gizliyorlar. Bu, bize ait birşey olsaydı burada öldü-rülmezdik, diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız üzerlerine ölüm yazılmış olanlar yine mutlaka devrilecekleri yerlere çıkıp gideceklerdi. Bu; göğüslerinizin içindekini yoklamak, kalblerinizdekini temizlemek içindir. Allah, göğüslerdekini bilendir.
İhlas Sûresi
De ki: O Allah, birdir. Allah Samed'dir. O doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O'nun dengi olmamıştır.
Felak Sûresi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla De ki: Ben, ağaran sabahın Rabbine sığınırım, Yarattığı şeylerin şerrinden, Karanlığa çöktüğü za- man gecenin şerrinden, Düğümlere üfüren-kadınların şerrinden, Ve hased ettiği zaman haset edenin şer- rinden (Hâlık-ı Rahîm'e) sığınırım.
Nas Sûresi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
De ki: İnsanların Rabbine sığınırım, İnsanların malikine, İnsanların İlâhına, O gizlice vesvese verenin şerrinden, O ki insanların göğüslerine kötü düşünceleri fısıldar. Gerek cinlerden, gerekse insanlardan (olan her hannas'tan Allah'a sığınırım),
Hızbü'l-Bahr
Bu duayı sabah ve akşam namazlarından sonra okuyup sonunda da şu salavatı on defa okumak gerekir:
Aflahumme salli âlâ seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi efdale salavâtike f f adede ma'lûmâtike ve bâreke ve sellim kezalik.
[1] Zariyat suresi; 56
[2] Hâkim, el-Müstedrek;No:1817; 1/670
[3] Tevbe suresi; 103
[4] Ebu Dâvud; No:3874-3855
[5] Müslim; No:2204
[6] Tirmizî; No:3548
[7] A.b. HanbeI,Müsned,No:l 1149; 3/18
[8] Furkan sûresi: 77
[9] Bakara sûresi: 152
[10] A'raf sûresi: 205
[11] Yunus sûresi: 12
[12] El-Feyzu'l -Kadir
[13] Kaf Suresi: 16
[14] Vakıa Suresi:85
[15] Tinnizi, Cennet 2, No:2528.
[16] Hakim, Müstedrek: 1/497
[17] Hâkim, Müstedrek; No:lS12; 1/669
[18] Tinnizî, Deavât:!; No:3370
[19] Tirmizi, Deavât:2; No:3373
[20] Tirmizî, Deavât:9
[21] Tirmizî, No:2139; 4/448; îbn-i Mace, Mukaddime: 10, Ahmed İbn-İ Hanbel.5/277, 280, 282, Hakim, Müstedrek/493
[22] Tirmizî, Deavât; 11; No3386 5/463
[23] Tirmizî, Deavât:66
[24] Tirmizî, Deavâtıl 17, No:3845
[25] Tirmizî, Deavât: 1
[26] Buhârî, Daavât 22; Mislim, Zikr 92, No:2735; Muvatta, Kur'an 29 No:l, 213; Tirmizî, I>aavât 145, No:3602, 3603; Ebû Dâvud, Salât358, No: 1484.
[27] Ebû Dâvud, Salât 362.No:1532.
[28] Ebû Dâvud, Salât 363, No: 1533.
[29] Ebû Dâvud, Salât 358, No: 1482.
[30] Ebû Dâvud, Salât 361, No:1524.
[31] Tirmizî, Daavât 80.
[32] Müslim, Salât 215, No:482; Ebû Dâvud, Salât 152, No:875.
[33] Tirmizî, Birr 7, No:1906; Cennet 2, No:2528, Daavât 139, No:3592; Ebû Dâvud, Saîât 364, No: 1536; İbnu Mâce, dua 13, No:3862.
[34] Tirmizî, Birr 50, No:1981, Ebû Dâvud, Salât 364, No:1535; Müslim, Zikr 88, No:2733; Buhârî, Mezâlim 9.
[35] A'raf sûresi, 55-56
[36] Enbiya sûresi, 90
[37] İsra sûresi; 11
[38] Kasas suresi; 16
[39] Enbiya suresi; 87
[40] Araf suresi; 23
[41] Mümtehine sure- i  si; 4
[42] Bakara suresi; 127-128
[43] İbrahim suresi; 40-41
[44] Tevbe suresi; 129
[45] Kasas suresi; 24
[46] Tiraıizî, Daavât: 112, No:3542.
[47] Tirmizî, Daavât: 126, No:3568.
[48] Tirmizî, Daavât: 6, No:3374; Muvatta, Kur'ân 24.
[49] Tirmizî, Cehennem: 9. No:2597.
[50] Ebü Dâvud, Edeb: 105, No:5042.
[51] Ebû Dâvud, İlm: 13, No:3667.
[52] Müslim, Zekât:64 H. No: 1015, Tirmizî, Tefsir-i Sure:2,36, Darımı, Rikâk:9, Ahmed îbn-i Hanbel:2/328
[53] Kurtubî:2/312
[54] EbûDâvud, Salât358, No:1489,1490,1491.
[55] Buhârî, îstrska 21.
[56] Tirmizî, Daavât 11, No:3383.
[57] Tirmizi, Cennet 2, No:2528.
[58] Tirmizî, Tefsir, Bürüc, No:3336.
[59] Müslim, Zikr;86, No:2732; Ebû Dâvud, Salât 364, No:1534.
[60] Buhari, Büyü1 7, 23; Nesai, Büyü' 2, No:7, 243.
[61] İbn-i Mace, Siyam: 48, 1/557, No: 1753, Hakim, Müstedrek 1/422
[62] Kurtııbî:2/313
[63] Buhârî, Tevhid 35; Teheccüd:14, Daavât:13, Müslim, Salâtu'l-Müsâfırin:166, No:758; Muvatta, Kur'ân:30, No:l,214; Tirmızî, Daavât:80,No:3493;EbûDâvud,Salât:311,No:1315.
[64] Tirmizî, Daavât 80.
[65] Müslim Salât 215, No:482; Ebû Dâvud, Salât 152, No:875.
[66] Ebû Dâvud, Salât 35, No:521; Tirmizî, Salât 46, No:216, Daavât I 138, No:3588, 3589.
[67] Tinnizî, Birr 7, No: 1906; Cennet 2, No:2528, Daavât 139, j No:3592; Ebû Dâvud, Salât 364, No:1536; İbnu Mâce, Dua 11, J No:3862.
[68] Tirmizî, Birr 50, No:1981, Ebû Dâvud, Salât 364, No:1535; ! Müslim, Zikr 88, No:2733; Bulıârî, Mezâlim 9.
[69] Buhari; Cihad:133, 4/16, Megâzî:38, Deavât:51, Kader.7, Tevhid:9, Ebu Davud, Vitir:26, Ahmed İbn-i Hanbel:4/394, 402, 418
[70] Tirmizî, Daavât 66, No:3473, 3475; Ebû Dâvud, Salât 358, No:1481; Nesâî, Sehv 48, No:3, 44.
[71] Tirmizî, Salât 352, No:486.
[72] Tirmizî, Cum'a 64, No:593.
[73] Tirmizî, Daavât, 10, No:3382
[74] Ebu Dâvud, Salât 172, No:938.
[75] Buhârî, Daavât 21, Tevhîd 31; Müslim, Zikr 7, No:2678-79; Muvatta, Kur'an 28 No:l, 213; Tirmizî, Daavât 79 No:3492; Ebû ^ Dâvud, Salât 358, No: 1483; Tbnu Mâce, Dua 8, No:3854.
[76] Buhârî, Büyû;98, İcâre;İ2, Hars;I3, Enbiyâ;53, Edeb;5; Müslim, Zikir 100.
[77] Tirmizi: No:3485; 5/463, No:3385; 5/463
[78] Ankebûî sûresi: 45
[79] Bakara sûresi: 152
[80] Saffat sûresi: 143
[81] Enbiya sûresi: 20
[82] Buhari'nin Sahih'indeki en son hadis-i şeriftir.
[83] Müslim; No:2731; 4/2093
[84] Müslim; No:2137; 3/1685
[85] Müslim; No:223; 1/203
[86] Müslim; No:2726; 4/2090
[87] Buhari;No:3119;6042; 3/1198
[88] Müslim
[89] Müslim
[90] Müslim; No:2704; 4/2077
[91] Timizi; No:3568; 5/562
[92] Tirmizi;No:3375; 5/458
[93] Tirmizi; No:3376; 5/458
[94] Tirmizi; No:3377; 5/459
[95] Tirmizi;No:3462;5/510
[96] Tirmizi; No:3464; 5/511
[97] Tiimizİ; No:3593; 5/576
[98] Müslim, Zikr 71, No:2720.
[99] Buhâri, Daavât 55, Tefsir, Bakara 36; Müslim, Zikr 26, No:26Ç>0; Ebu Dâvud, Salât 381, No: 1.519.
[100] Tirmizi, Cennet 27, No:2575; Nesâi, İsti'âze 56, No:8, 279; İbnı» Aâce. Zühd 39 Nnin Mâce, Zühd 39,
[101] Hâkim, Müstedrek: 1/552
[102] Hâkim, Müstedrek: 1/552
[103] Hâkim, Müstedrek: 1/552
[104] Buhari, İcare:16, Fezail'l-Kuran:9, Tıb:39, İbn-i Mace, Ticaret:7, I Müslim, Selâm:66, Ebu Davud, Büyu:38, Tıb:19, Tirmizî, Tıb:20
[105] Kenzul-UmmaI;l/557 No:2500
[106] Ebu Davud, Büyu':38 3/266, No:3420, Tıb;39, Ahmed İbn-i Hanbel5/211
[107] Darimi, fezaiIü-I-Kuran:12
[108] Kenzul-Ummal: 1/559 No:2516
[109] Suyutî, D.Mensur; 1/45
[110] Abdurrezzak: 10/424
[111] Hâkîm-i Tirmızî, Nevadirat-üsul: 215
[112] Tilmizi; Deavat:36, A.b.Hanbel: 5/363,365,372
[113] Suyuti, D.Mensur 1/32 ' Si
[114] Suyuti, Dürrül-Mensur:l/17 66
[115] Bakara sûresi: 255
[116] Ebû Dâvud; No: 1460; Ahmed b. Hanbel; 5/142
[117] Behaki, Şuabu'1-îman: No:2396; 2/459
[118] Beyhakî, Şuabul İman: No:2395; 2/458
[119] Beyhakî, Şuabul İman: No:2389; 2/457,
[120] Suyuti, Dürül Mensur; 2/11
[121] Suyuti, Dürül Mensur; 2/6
[122] Ahzab sûresi: 56
[123] Müslim: 1/228
[124] EbuDavud:2/21S
[125] Buhân, Daavât 38, 40,^2^^25; Müslnn, W 52, No:2706; Tirmizi, Daavât 71, No:3480; Ebu Dâvud, Salat 367, No.l54U, 1541; Hurüf ;1, No:3972; Nesâi, İstiâze 6;No:258.
[126] Ebu Dâvud, Salat 367, No:1554; Nesâi, İstiâze 36, No:8, 271.
[127] Tirmizi Daavât 25, No:3407; Ebu Davud, Edeb 209, No;5065; j i Nesâi, Sehv 90, No:3, 74.
[128] îbn-i Mâce; No:906; 1/293
[129] Buharı, Da'avat I, Tevhid 31; Müslim, iman 334, No:198, Muvatta, Kur'an 26, No:l, 212; Tirmizi, Da'avat 141, No:3597
[130] Buhâri, Daavat 7, 8, 16, Tevhid 13; Tirmizi, Daavat 29, No:34I J, Ebu Dâvud, Edeb 177, No:5049.
[131] Ebu Dâvud, Edeb 108, No:5061.
[132] Ebu Dâvud
[133] Buhârî Fedâilu'lKur'ân: 14, Müslim; No:2192; Tirmizî No:3399: EbuDavud;No:3902
[134] Buhari; vudu; 75; Müslim; No:2710;
[135] Buhâri, Daavât 7, 9; Tevhid 34; Müslim, Zikr 56, No:2710: Tirmizi, Daavat 76, No:3391: Ebu Dâvud, Edeb 107, No:5046, 5047,5048
[136] Ebû Dâvud, Edeb 105, (5042).
[137] Mü'min sûresi 1 -3
[138] Buhârî; Tevhid; 35, Teheccüd; 14; Müslim, Salâtu'l-Müsâfırm; ı J 166
[139] Buhâri, Teheccüt 1, Daavât 10 Tevhid 8, 24, 35; Müslim, I Salâtu'l-Müsâfirin 199, No:769; Muvatta, Kur'ân 34, No:l, 215, I 216; Tirmizi, Daavât 29, No:3414; EbuDâvud, Salât 121, No:771; Nesâi, Kıyâmu'I-Leyl 9, No:3, 209, 210.
[141] Tirmizi, Daavât 39, No:3329.
[142] Ebu Davud; No:5094; Tirmizi; No:3427; İbn-i Mace; No:3884
[143] İbn-i Mâce: No:3886; 2/1278
[144] Tirmizi; No:3428; İbni Mace; No:2235; Ahmed bin Hanbel; î/47
[145] Ebu Dâvud, Edeb, 112, No:5096.
[146] Ebu Davut; No:4023; Tirraizi: No:345S;
[147] Tirmizi, Daavât 75, No:3453; Ebu Dâvud, Et'ime 53, No:3850; İbnuMâce, Et'ime 16, No:3283.
[148] Müslim, Zikr 89, No:2734; Tirmizi, Et'ime 18, No: 1817.
[149] Ebu Dâvud, Et'ime 55, No:3854.
[150] İbn-i Mâce: No: 1441; 1/463
[151] İbn-i Mâce; No:3863; 2/1271
[152] 'Müslim, Edeb, 27 No:2147; EbuDâvud, Edeb 116,No:5106.
[153] Buhârî, Akîka 1; Müslim, Adab 24, No:2145.
[154] Ebu Dâvud, Salât 121, No:770, 774; Tirmizi, Salât 296, No:404; Buhâri, Ezan 115, No:mulıtasaran; Muvarta, Kur'ân 25, No;l, 212; Nesâi, İftitah 112No:2,196.
[155] Tirmizi, Da'avât 38, No:3427, 3428; İbnu Mâce, Dua 22, No:3892.
[156] Müslim; No:2186; 4/1718
[157] Müslim; No:2704; 4/2077
[158] Tilmizi; No:3522; 5/538
[159] Ebu Davut; No:4023; Tirmizi: No:3458;
[160] İbnuMâce, Libâs 2, No:3557. 104
[161] Ebu Dâvud, Libas 1, No:4020; Tirmizi, Libâs 29, No: 1767.
[162] Zuhruf sûresi: 13-14
[163] Hûd sûresi; 41
[164] Tirmizi; No:3447; 5/501
[165] Müslim; No: 1342
[166] Tirmizi Daavat47; No:3441
[167] Buhâri, Vudü9, Da'avât 15; Müslim, Hayz 122, No:375; Tirmizi, Taharet 4, No:5; Ebu Dâvud Taharet 3, No:4,5; Nesâi, Taharet 18, No:l20
[168] Elleri ıslattıktan sonra parmak uçlarını birbirine yapıştırarak, iki elin parmaklan ile başın önünden başlayıp arkasına kadar başın orta kısmını mesh ettikten sonra, parmaklan ayınp avuç içiyle de arkadan Öne doğru başımızın yanlarını mesh ettikten sonra, küçük parmaklar ile kulağı, parmakların tersi ile de boynun arkasını mesh etmek en güzelidir. Bu nıeshe kaplama mesh denir.
[169] 'İbniMace;No:771
[170] İbniMace;No:773;
[171] Tirmizi, Salât 234, No:334.
[172] Tirmizi; No:3594; 5/EbûDâvûd, Salat: 27
[173] Buhari; Enbiya: 12; No:3190; 3/1233 Müslim; Salat:17; No:405; 1/305 Ebu Davud; Salat:178; No:977; 1/321 Tirmizi; Vitir:20; No:473; 2/26 Nesâi; Salat:49; No:1285; 3/45 İbB-i Mace; İkame-ı Salat:25; No:904; 1/293
[174] Bakara suresi: 201
[175] Buhari; Kitabü'I-Ezan;149; No:798; Müslim; No:589; Ebu Davud; No:880; Nesai; No:1308; A.b.Hanbel; 6/89
[176] Buharı; tevhid;9; Müslim; No:2705;
[177] Âli imran suresi; 8-9; Bu üç duayı her namazda selamdan önce £ okunmasının fazileti çok büyüktür
[178] Müslim; No:591
[179] Tirmizi; No:3474; 5/515
[180] Müslim; No:597; 1/418
[181] Müslim; No:597;
[182] Bakara suresi: 285
[183] Nesai, Sehv 95, No:3, 79
[184] Haşr suresi; 21-24
[185] Ali imran suresi; 18
[186] Ali imran suresi; 26
[187] Tevbe suresi; 129
[188] Ebu Davud; No:5088; Tirmizi; No:33S8; 5/465, İbni Mace;I No:3869
[189] İbni Mace; No:925
[190] 'Timıizi, Da$avât89, No:350S.
[191] Ebu Davut; No:2358
[192] Ebu Davut; No:2357
[193] Tirmizi; No:35S5; 5/572; Muvatta, Kur'ân 32, No;I, 214, 215; 142
[194] EbuDavud;No:2795
[195] Buharı; Daavat:41; Müslim; No:2730; İbni Mace; No:3883; Ahmed bin Hanbel; 1/228;
[196] Ahmed bin Hanbel; 1/94;
[197] Müslim: No:2713; Ebu Davud: No:5051; İbra Mace: No:3873; Tirmizi; No:3481; 5/518; İbni Mace; No:3831, 3873; Ahmed bin Hanbel; 2/381
[198] Ebu Davud; No:3892
[199] Müslim; Selam 40; No:2185
[200] İbni Mace; No:3526; Tirmizi; No:2075; Ahmed bin Hanbel; 1/300
[201] Müslim; No:2202
[202] Ahmed bin Hanbel; 1/239;
[203] Buhari: Tıp 38; Müslim; No:2191; Ebu Davud; No:3890; i Tirmizi;Cenaiz:4;İbniMace;No:1619; 3520; Ahmed bin Hanbel; 6/126;
[204] Buhari; Kitabü'I-Enbiya No:3191; Ebu Davud; No: 4737; Ahmed bin Hanbel; 1/236-270
[205] Müslim; No:2708-09; Ebu Davud; No:3898; Tirmizi; No:3437; İbni Mace; No:3518; Ahmed bin Hanbel; 3/448
[206] Ebu Davud; No:3893; Tirmizi; No:3528; Ahmed bin Hanbel 2/181;
[207] Buhari; Kitabu'd-deavât; No:6020; Müslim; No:2704; Hıbban; 2/194; Müstedrek; No: 1990; 1/727:
[208] Tirmizi, Daavât 85. No:3500.
[209] Ahmed bin Hanbel; 6/17
[210] Tirmizi; No:3591; 5/575
[211] Hakim, el- Müstedrek; No:7463; Ahmed bin Hanbel; 5/370;
[212] Buhâri;No:5411; 5/2168
[213] İbn-i Mâce;No:3531; 2/1167
[214] Buhari; No:3191; Ebu Davud; No:4737; Ahmed bin Hanbel; 1/236-270; Muvatta, İsti'zân 34, No:2, 977.
[215] Kalem Sûresinin 51-52. ayetleri | | olan
[216] Kalem Sûresi, 51-52
[217] Ali ei-Müttekî, Kenzüt Ummal.2185, No;3261
[218] İbn-i Sünnî
[219] Kurtubi:2/313
[220] Hakim Müstedrek: 1/492
[221] Tirmizî, Deavât:102, No:3548, Hakim:l/493
[222] Hakim, Müstedrek: 1/492
[223] Ahmed ibn-i Hanbel: 3/210
[224] Bakara suresi; 156
[225] Müslim; No:918; İbni Mace; No: 1598;.
[226] Ebu Davud; No:3201; İbni Mace; No:1498; Tirmizi; No:1024; £ Ahmed bin Hanbel: 5/299
[227] Müslim; No:919; Ebu Davud; No:3115; Tirmizi; No:977; îbni Mace; No: 1447; Ahmed bin hanbel; 6/291;
[228] Müslim; No:249; 1/218
[229] Ebu Davud,Tatawu:14; 2/29;No:1297, Tirmizi; Vitir: 19, İbn-i Mace; İkame: 190
[230] Mecemeu'z-Zevâid; 10/173
[231] Tinnizî, Daavât 65, No:3471; Ebû Dâvud, Salât 358, No: 1493.
[232] Ebû Dâvud, Salât 184, No:985; Nesâî, Sehv; 57, No:3, 52.
[233] Tiraıizî, Daavât 109 No:3538; Ebû Dâvud, Salât 358, No:1495; | I Nesâî, Sehv 57, No:3, 52.
[234] Bakara 163
[235] Âl-i İmrân 1-2
[236] Ebû Dâvud, Salât 358, No: 1496; Tirmizî Daavât 65, No:3472.
[237] Buhârî, Daavât 68; Müslim, Zikr 5, No:2677; Tirmizî, Daavât 87, No:3502.
[238] Tirmizi;No:3507; 5/530
[239] İbn-i Sünnî
[240] Hâkim, Müstedrek: 1/515
[241] Tirmizi, Daavât 110, No:3563.
[242] Sahihi Müslim; No:2732; 4/2094
[243] Âl-i İmran sûresi: 191
[244] Tirmizi, Daavât 52, No:3447.
[245] Ebıı Dâvud, Edeb: 111 No:5092.
[246] Tirmizi, Daavât; 51, No:3450.
[247] Ebu Dâvud, Edeb,113, No:5099; İbn-i Mâce, Dua 21, No:3889.
[248] Buhâri, Bed'ül-Halk 5, Tefsir, Ahkâf 2, Edeb, 68; Müslim, ] İstiska 14, No:899; Tirmizi, Daavât 50, No:3445.
[249] Tirmizi, Fiten 64, No:2253.
[250] Ibn-i Mâce:
[251] İbn-i Mace; îkametus Salat:153; No:1266
[252] Kitabü'l-Ümm; İstiska; 1/417
[253] Ebû Dâvud, Tirmizi, Nesâî
[254] Ebû Dâvud
[255] Buhari;No:141; 1/65
[256] İbn-i Sünnî
[257] îbn-i Hıbban; No:943; 3/222; Müslim; No:3522; 5/538
[258] Tirmizi;No:3572; 5/566; Müslim, Zikr: 17
[259] Tirmizi; No:3589; 5/574; Ebû Dâvûd, Salat: 27
[260] Tirmizi; No:3442; 5/499
[261] Tirmizi; No:3445; 58/500
[262] Bııhârî, Tabir: 27, Tirmizi; No:3453; 5/505
[263] Tirmizi; No:3433; 5/494
[264] Buhân, Bed-ül-Halk:27; Müslim; Zikr: 17, Tirmizi; No:3459; 5/508
İslami Okul Okulların En Önemlisi