f- Her devirde farklı kimlikle ortaya çıkma iddiası - Aracilikvesirk - 83. Sayfa
f- Her devirde farklı kimlikle ortaya çıkma iddiası
Hakikat-i Muhammediye,
Muhammed aleyhisselamın tarihi şahsiyeti değildir. Buna
inananlara göre o
“Ben bu anda, seksen Said'in özü olarak ortaya çıkmışım. Onlar zincirleme şahsî kıyametler ve zincirleme tenasüh, yani ruh göçü ile çalkalanıp beni şu zamana fırlatmışlardır.
Şu Said yetmiş dokuz ölü ve bir konuşan canlının özetidir. Eğer zamanın suyu donup dursa ve farklı bedenlerde ortaya çıkan Said'ler birbirlerini görseler, ciddi farklılıklardan dolayı birbirlerini tanımayacaklardır. Ben o bedenlerin üstünde yuvarlandım; iyilikler ve lezzetler dağıldı gitti. Sıkıntı ve üzüntüler birikti kaldı. O konak yerlerinin her birinde ben bendim. Ölümümden sonra gelecek konaklarda da yine ben ben olacağım. Bu konak yerinde yani vücuttaki hücreler nasıl yılda iki kere vücuttan ayrılıyorsa ben de o şekilde elbise değiştiririm; yırtılmış Said'i atar, yeni Said'i giyerim[2].”
“Ben bu anda, seksen Said'in özü olarak ortaya çıkmışım” sözü önemlidir. Çünkü Tevrat’a göre Âdem aleyhisselamdan Yakup aleyhisselamın ölümüne kadar 2413 sene geçmiştir. Yusuf aleyhisselam 110 yaşında, Musa aleyhisselam da 120 yaşında vefat etmişti[3]. Yakup’tan İsa aleyhisselamın doğumuna kadar da toplam 1600 sene geçmiş olsa Yaklaşık 4000 yıl eder. Said Nursî 1960’ta vefat ettiğine göre Tevrat’a göre; ilk insandan onun ölümüne kadar 5960 sene geçmiş olur. Bunu seksene bölünce onun girdiğini iddia ettiği her bedenin ortalama ömrü 75 yıl eder. Bu sebeple sekseninci beden sözü, düşünülerek söylenmiş bir sözdür.
Bu, reenkarnasyon inancıdır. Said Nursî en tepede olduğunu, kıyamete kadar da en tepede kalacağını söylüyor. Yani gelmiş büyük peygamberler ile her devirde gelen mürşit, müceddid, Mehdi ve beklenen İsa odur. Risale-i Nurların konu ile ilgili ifadeleri şöyledir:
“Ol nurdan için Yûnus'u hıfz eyledi ol hût,
Ol nur ile kahreyledi hem kavmini ol Lût.”
Bu satırlar şu
şekilde
O nurdan dolayı balık Yunus aleyhisselamı korudu.
Lut aleyhisselam kavmini o nur ile yok etti.
“(…) Çok şahs-ı velî, nur ile hem etti kanaat,
Çok şahs-ı denî, nur ile hem buldu kerâmet.!
Bu iki satır şu
şekilde
Çok sayıda evliya o nur ile ikna oldu.
Çok sayıda alçak insan, o nur ile keramete erdi.
“Derhal açılıp gökyüzü hem parladı ol nurdan gelen
Risâlei'n-Nur Hallâk-ı Rahîm eyledi mahlûkunu mesrur.”
Bu satırlar şu
şekilde
Derhal açılıp gökyüzü ve o nurdan gelen Risalei nur parladı.
İkramı bol yaratıcı böylece yaratıklarını mutlu etti.
“Ol taze güneş, ülkeye serptikçe ışıklar,
Hep şâd olacak, şevk bulacak kalbi kırıklar.
(…) Ey nur-u Risaletten gelen bir
burhan-ı Kur'ân!
Ey sırr-ı Furkan'dan çıkan hüccet-i iman!”
Son iki satır şu
şekilde
Ey Peygamberlik nurundan gelen bir Kur’ân delili
Ey Allah’ın sırrından çıkan imanın delili.
“Sendin bize matlub, yine sendin bize mev'ud,
Sayende bugün herkes olur zinde ve mes'ud.”
Bu iki satır şu
şekilde
İstediğimiz sen, bize söz verilen de sendin
Herkes senin gölgende güçlü ve mutlu Bugün
“Her an seni bekler ve sayıklardı bu dünya,
Hak kendini gösterdi, bugün bitti o rüya.
Bin üç yüz senedir toprağa dönmüş nice milyar
Mü'min ve muvahhid seni gözlerdi hep ey yâr!
Her hepsi de senden yana söylerdi kelâmı
Her hepsi de her an sana eylerdi selâmı.
(…) Vallah, ezelden bunu ben eyledim ezber:
Risalei'n-Nurdur vallah o son müceddid-i ekber. ”
Son iki satır şu
şekilde
Vallahi ezelden beri ezberimde olan budur
Vallahi en büyük müceddid Risalei Nur’dur.
“Affet beni ey affı büyük lütfu büyük Risalei'n-Nur!
Bir dem bile hem eyleme senden beni yâ Rabbenâ mehcur[4]!”
Bu iki satır şu
şekilde
Affet beni ey affı büyük lütfu büyük Nur Elçisi!
Ey Rabbimiz! Eyleme beni bir an bile senden mahrum birisi.
“Nur aşkına, Hak aşkına, dost aşkına ey nur!
Nurunla ve sırrınla bugün kıl bizi mesrur”[5].
Âciz, bîçâre talebeniz Hasan Feyzi
[1] Hasan Kâmil YILMAZ, “İnsânı Kâmil, Altınoluk Mecmuası”, Temmuz 1996, sayı: 125, s. 31.
[2] Said Nursî, İşârât, a.g.e, c. II, s. 2340. İfadeler
Şu Said yetmiş dokuz meyyit, bir hayyı nâtıkın fihristesidir. Eğer zamanın suyu donup dursa, mütemessil olan o Said'ler birbirlerini görseler, şiddet-i tehalüften birbirlerini tanımayacaklardır. Ben onların üstünde yuvarlandım; hasenat, lezzat dağıldı kaldı. Seyyiat, âlâm toplandı, yüklendi. Nasıl ki şimdi o merhalelerde daima ben benim. Öyle de, mevtimle gelecek menzillerde de yine ben benim. Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhacereti umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said'i atar, yeni Said'i giyer”.
[3] Bakınız, Tevrat, Yaradılış, Bap 646.
[4] Bu sözler onun İsa aleyhisselam gibi tanrılaştırıldığını göstermektedir.
[5]
Emirdağ Lâhikası (1), Sıra No:
İslami Okul Okulların En Önemlisi