h- Mehdi olduğu iddiası - Aracilikvesirk - 85. Sayfa
h- Mehdi olduğu iddiası
Risale-i Nurun bir kısım önemli şakirtleri, Said Nursî’ye ıslarla şunu sorarlar:
- Ahir zamanda, Peygamberimizin ailesinden gelecek olan o büyük mürşidin sen olduğunu düşünüyoruz. Ama sen bu kanaatimizi ısrarla kabul etmiyor, çekiniyorsun. Bu bir çelişkidir. Çelişkinin hallini isteriz".
Said Nursî bu soruya şu cevabı verir:
- Gelecek Mehdî-i Resulün temsil ettiği kutsal cemaatin manevi şahsiyetinin üç görevi vardır. Bunlar; imanı kurtarmak, Peygamberin halifesi unvanıyla İslam’ın farklı yönlerini ihyâ etmek ve zamanın etkisiyle Kur’ân hükümlerinde ve şeriat kanunlarında görülen bir çok değişiklik sebebiyle o zât bu en büyük görevi yapmaya çalışır.
Nur şakirtleri birinci görevi tam olarak Risale-i Nur'da gördüklerinden, ikinci, üçüncü görevler buna nispetle ikinci, üçüncü derecede olduğundan, Risale-i Nur'un manevi kişiliğini (Said Nursî’yi) haklı olarak bir çeşit mehdi diye algılıyorlar. … Hatta bir kısım evliya, gayb ile ilgili kerametlerinde Risale-i Nur'un (Nur Elçisi Said Nursî’nin) tam o âhir zamanın hidâyet edicisi olduğu, inceleme ve yorumla, anlaşılır diyorlar.
İki noktada karışıklık olduğundan yoruma ihtiyaç vardır:
Birincisi: … Peygamberin halifesi olma ve İslâm birliği; halka, siyasetçilere ve özellikle bu asırdaki düşüncelere göre birinci görevden bin derece geniş görünüyor. Gerçi her asırda hidayet edici bir nevi mehdî ve müceddid gelmiştir, ama her biri üç görevden birisini bir yönüyle yaptığı için âhir zamanın büyük mehdîsi unvanını almamışlardır.
İkincisi: Âhir zamanın o büyük şahsının Peygamber ailesinden
olmasıdır. Aslında ben Hazret-i Ali'nin (r.a.) manevi evladı hükmündeyim. Ondan
“Kırk günde bir ekmek yiyip başka günlerde yemeyen meşhur veli Osman-ı Hâlidî ile Isparta’nın tanınmış âlimlerinden Topal Şükrü, bir gerçeği açıkça görmüş ve haber vermişlerdir. O gerçek şudur:
“Ümmetin, âhir zamanda gelmesini beklediği kişinin üç görevinden en önemlisi ve en büyüğü gerçek îmanı yaymak ve ehl-i îmanı sapıklıktan kurtarmak olduğundan, o görevi tümüyle Risale-i Nurda görmüşlerdir. Bu sebepledir ki, Hz. Ali, Abdülkadir Geylanî ve Osman-ı Hâlidî gibi zatlar, gelecek zâtın makamını Risale-i Nurun manevi kişiliğinde (Said Nursî’de) gözleriyle görmüş gibi işaret etmişlerdir… Bu gerçek gösteriyor ki; gelecek o mübarek zat, Risale-i Nuru kendi programı olarak uygulayacaktır[2].”
[1] Şuâlar, On Dördüncü Şuâ, a.g.e, c. II, s.1064.
İfadeler
Birincisi:
Âhirde iki vazife, gerçi
İkincisi:
Âhirzamanın o büyük şahsı, Âl-i Beytten olacak. Gerçi mânen ben Hazret-i
Ali'nin (r.a.) bir veled-i mânevîsi hükmündeyim. Ondan
[2] Sikke-i Tasdik-i Gaybî, a.g.e, c. II, s. 2061.
www.bediuzzaman.net ve www.risale-inur.com.tr Yazı
Ümmetin beklediği, âhir zamanda gelecek zâtın üç
vazifesinden en mühimmi ve en büyüğü ve en kıymetdarı olan îman-ı tahkikîy-i
neşr ve ehli îmanı dalâletten kurtarmak cihetiyle, o en ehemmiyetli vazifeyi
aynen bitemâmiha Risale-i Nurda görmüşler. İmamı Ali ve Gavsı Âzam Osman-ı
Hâlidî gibi zatlar, bu nokta içindir ki, o gelecek zâtın makamını Risale-i
Nurun şahs-ı mânevîsinde keşfen görmüşler gibi işaret etmişler. Bâzan da o
şahs-ı mânevîyi bir hâdimine vermişler, o hâdime mültefitane bakmışlar. Bu
İslami Okul Okulların En Önemlisi