Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 22. Sayfa - Teokrasi

b- Hürriyet

84. Dinin hür iradeyle seçilmesi Allah'ın değişmez yasası­dır. Bu se­beple bütün pey­gamberler hürriyet konusu üstünde ti­tizlikle durmuş­lardır. İnsanlara; "Allah'tan başka­sına ibadet etmeyin" deme­leri­nin anlamı budur. Çünkü İbadet söz­lükte taat anlamına gelir. Taat bo­yun eğmek demek­tir, daha çok “emre uymak ve izinden gitmek.” anlamında kullanılır[1]. Türkçede buna kulluk ve köle­lik denir.

"Allah'tan başkasına ibadet et­meyin" demek, Allah'tan başkasına kul-köle olmayın, demektir. Bu se­beple teokratik sistem, peygam­ber­lerin bu ortak isteklerine aykırı­dır. Çünkü bu sistem insanları yönetici­lere köle etmektedir.

Burada inanç ve ibadet hürriyeti ile inandığı gibi yaşama hürriyeti, özel önem kazanmaktadır.

(1) - inanç ve ibadet hürriyeti

85. Dinin özü imandır. İmanın temeli de onu içten kabul etmek, yani kalp ile tasdiktir. Kalpteki tas­diki bir o kişi, bir de Allah bilir. Orası in­sanın en hür olduğu yerdir. Bu se­beple hiç kimse bir inancı kabule veya inkara zorlanamaz. Çünkü bu, insan fıtratına aykırıdır. Allah Teâlâ şöyle buyu­ruyor:

“Dinde zorlama yoktur; artık doğru ile eğri birbirinden iyice ay­rıl­mıştır. Bundan böyle kim zor­ba­ları tanımaz da Allah'a inanırsa kop­mak bilme­yen sağlam bir kulpa yapışmış olur. Allah işitendir, bilen­dir.” (Bakara 2/256)

86. İnsanlar ibadete de zorlana­maz. Çünkü ibadet için ni­yet ge­rekir. Niyet, bir şeye içten karar vermek­tir. “Ameller ni­yetlere gö­redir[2]." Bir ibadetin ne maksatla yapıldığını, tam olarak bir o ibadeti yapan bir de Allah bilir. Niyetsiz ibadet yapı­lamadığından zorla iba­det olmaz. Birisine zorla namaz kıldırılabilir ama niyet et­mezse na­maz kılmamış, bo­şuna yatmış kalkmış olur. Bu da bir şeye yaramaz.

87. Bir kimsenin müslüman ol­ması için bir tören yapılmasına ge­rek yoktur. İnanılması gereken şeylere içten inandı mı müslüman olur. Ama hırıstiyanlıkta dine kabul, vaf­tiz töreniyle olur. Böyle bir tören kişiyi, onu dine kabul edenlerin manevi baskısı altında bırakır. İnsanları dine kabul yetkisini Allah Hz. Muhammed'e bile vermemiştir. O, şöyle buyurur:

"Sen, sevdiğini yola geti­remez­sin, ama Allah, di­lediğini yola geti­rir. Yola gele­cekleri en iyi o bilir."  (Kasas 28/56)

 

(2) - İnandığı gibi yaşama hürri­yeti

88. İnanç bir kalp işi olduğu için inanç hürriyetini tanımanın veya tanımamanın bir anlamı yoktur. Ancak din hürriyetinden bahsedi­lebilir. Din deyince, o dinin bütün emir ve yasakları anlaşılır. Bunun daha açık ifadesi, inandığı gibi yaşama hür­riyetidir.

89. Devletin vatandaşı ile ilişkisi dinî veya ideolojik boyutta değil, adalet boyutunda olur. Müslümanların devlet ge­lene­ğinde, insanların inandığı gibi ya­şamaları sağlanmış ve inançlara hakaret fırsatı verilmemiştir. Mesela Osmanlı, mey­hane aç­mayı ve do­muz yetiştirmeyi müslüman kesime yasak­larken hırıstıyanlara serbest bırakmıştır. Çünkü onların inançla­rına göre bunlar günah değildir.

Bu anlayış, İspanya'dan kaçan yahudilere kucak aç­mamıza ve on­lara huzurlu bir hayat sağlama­mıza sebep olmuştur. Onlar bunun hatırasına Türkiye'de 500. Yıl Vakfı'nı kurmuşlardır.



[1]- İbnu Manzûr, Lisan’ul-Arab, Beyrut 1410/1990. Rağıb el-İsfahânî, el-Müfredât (Safvân Adnan Davudî’nin tahkikiyle) Dımaşk ve Beyrut l412/l992, s.529

[2]- Bu hadis-i şerif, Sahih-i Buhârî’nin en başında yer alır.