Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 23. Sayfa - Teokrasi

 

c- Aklın kullanılması

90. Akıl insanı hayvandan ayırır. İnsan arzularını dizginleyebi­lirse güzel şeyler olur. Arzular öne çıkarsa düşünceler, bakışlar ve anlayışlar değişir.

91. Kur'an daima aklı kullanmaya çağırır. Kur'an'da akıl () keli­mesi geçmez onun yerine 16 yerde lübb'ün () çoğulu olan  elbâb () ge­çer. Lübb, lekesiz saf akıl[1] an­lamına gelir. Çünkü şart­lanmış, menfaatlerinin ve bek­lenti­lerinin esiri olmuş kişiler de akıllıdır ama onlar akıllarını gereği gibi kulla­na­mazlar. Kullansalar bile çı­kan so­nuca güven duyup bağla­namazlar. Onların akılları lekeli ve bulanıktır. Öncelikle aklı, arzuların esiri ol­maktan kur­tarmak gerekir.

Kur'an'da akıl kö­künden tü­re­til­miş olup aklı kullanma an­lamındaki kelimeler 48 yerde ge­çer. Bunlardan biri şöyledir:

"Allah pisliği akıllarını kullanma­yanların üstüne bırakır." (Yunus 10/100)

92. Teokratik sistem, vatandaşın aklını kullanmamasını ve bir şeye ka­rışmamasını ister. Jean Calvin'in şu ifadeleri bunu açık bir şekilde göste­rmektedir:

"Fertler kamu ile ilgili konularda kendilerini yetkili görme­meli, dev­let işle­rine karışmamalı, yönetici­le­rin yetkisine gi­ren işlere bu­run­larını sokmamalı ve genel olarak ka­muyu ilgi­lendiren herhangi bir gi­rişime kalkışmamalıdır­lar. Kamu dü­zeninde düzeltilmesi ge­rekli olan bir bozukluk varsa kargaşa çıkarmamalı, ellerinin bağlı ol­duğu bir işe kendilerini sok­mamalıdır­lar. Bu alanda eli kolu bağlı olmayan tek kişi yöne­ticidir[2].

Buna karşılık Kur'an, insanın et­rafında olup bitenlerle ilgi­lenme­sini, yanlış davranışlara karşı çık­masını ister. Kur'an'da, İsrailoğullarından inkar edenlerin, Hz. Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle lanetlendikleri ve bu­nun se­bep­lerinden birinin şu olduğu açıklanır:

"Onlar birbirlerinin işledikleri fe­nalıklara engel olmazlardı. Yapmış ol­dukları şey ne kötü idi!" (Maide 5/79)

Hz. Muhammed de şöyle der: "Sizden kim bir kötülük gö­rürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yet­mezse diliyle dü­zeltsin. Ona da gücü yetmezse içten içe karşı çık­sın. Bu imanın en zayıf olanıdır[3]."

 



[1]- , er-Rağıb el-İsfahânî, Müfredâtü elfâz'il-Kur'an, Beyrut 1412/1992, s. 733.

[2]- Jean Calvin, Batı'da Siyasal Düşünceler Tarihi 2, Yeni Çağ. s.49.

[3]- Müslim, İman 78 (49).