Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

e- Yanlışa karşı çıkmak - Teokrasi - 25. Sayfa

 

e- Yanlışa karşı çıkmak

94. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

"İçinizde iyiliğe çağıran bir öncü­ler grubu bulunsun. Doğruyu em­retsin­ler ve uygunsuzluğa engel olsunlar. İşte böyle toplum­lar düz­lüğe çıkar­." (Al-i İmran 3/104)

Firavun Mısır'da güçlü bir krallık kurmuştu. Halkını köle yerine ko­yar, onlar da ona baş eğerlerdi. Allah bunu kınamış ve  şöyle bu­yurmuştur:

"Musa'yı belgelerimizle ve açık bir yetki ile göndermiştik,

Firavun'a ve adamlarına... Ama onlar Firavun'un buyruğuna uydu­lar; oysa Firavun'un buyruğu doğ­ruyu gös­termiyordu."  (Hud 11/96-97)

Bir kişi, Hz. Muhammed'e sordu:

"- Hangi cihad daha değerlidir?

Dedi ki, " Zalim sultanın yanında söylenen doğru söz[1]."

Teokrasi, yetkililerin zalimliğini Allah'ın halkı ceza­landırması saya­rak kutsamaktadır. Böyle bir sistem zalim sultanın yanında söylenecek her doğru sözü yanlış sayar. Çünkü bu sistemde yetkililerin yaptığı her şey doğru, onlara karşı çıkmak yanlıştır. Jean Calvin'in şöyle diyor:

".. Karakterleri ne olursa olsun, bu saygıyı, hatta bu din­darca bağlı­lığı bütün yöneticilerimize so­nuna kadar göster­mek zorun­dayız... Bundan itaatin adil yöne­ticilere gösteri­leceği sonucunu çıkarıyor­sanız yanlış dü­şünüyorsunuz.  ...Eğer bir vahşi ta­rafından zalimce işkence görürsek, eğer haris ve lükse düşkün biri ta­rafından doy­mak bilmez bir şekilde so­yulacak olursak, eğer bir tembel tarafından ihmal edilecek olursak, eğer kısa­cası doğruluğumuz yü­zünden dine ve kutsal şeylere saygısız olan bir prens tarafından eza görecek olur­sak ilk önce işlediğimiz günahları hatırlayalım, çünkü Tanrı, şüphe­sizdir ki karşımıza çıkan bu kötülük­lerle bizi cezalandırmaktadır. Böylelikle bo­yun eğiş bizi sabırsız­lığımızdan kurtaracaktır. Ve düşü­nelim ki bu kötülük­leri tedavi et­mek bizim üs­tümüze düşmez. Bizim üstümüze düşen tek şey, bütün kralların yü­rek ve yön­seme­leri elinde olan Tanrı'nın yardımını istemektir[2]."

95. Kur'an'a göre bir kimsenin etkili ve yetkili bir makamda ol­ması onun doğru davrancağı anlamına gelmez. Yanlış dav­ranan kim olursa olsun, onun bu davranışı onayla­namaz.

Güçlü kral Firavun Hz. Musa'ya karşı halkına şöyle demişti:

" Ey kavmim! Mısır'ın hakimiyeti bende değil mi? Bu nehir­ler be­nim topraklarımın içinde akmıyor mu? Görmez misi­niz?"

"Yoksa ben şundan, daha ne demek istediğini bile açıklayama­yan şu alçaktan iyi değil miyim?" (Zuhruf 43/51-52)

Firavun dedi: "Bırakın beni Musa'yı öldüreyim; o da Rabbini ça­ğırsın bakalım. Çünkü korkarım o, sizin dininizi değiştirir veya bu toprakta karı­şıklık çıkarır."

Musa şöyle dedi: "İşte ben, be­nim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a sı­ğınırım. Hesap gü­nüne inanmayan her kibirlinin şer­rinden." (Mümin 40/26-27) Çünkü Hz. Musa, gere­ken her uyarıyı yapmış, ama Firavun bu uyarılara zul­münü artırarak cevap vermişti.

Bütün bunlar, siyasi çalışmalara katılıp yanlış davranış­lara engel olmak için elden ge­leni yapmayı zorunlu kılar. Ama teokratik sistem bunu ka­bul etmez.

 



[1]- Nesaî, Bey'a, 37, Babü men tekelleme b'il-hakki 'inde imamin câir.

[2]- Jean Calvin, Batı'da Siyasal Düşünceler Tarihi 2, Yeni Çağ. s.51.