Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 28. Sayfa - Teokrasi

b- Tarikatlar

100. Tarikatlar teşkilatlıdır. Onların tekkeleri ve zaviyeleri vardır. Her birinin bir ruhâni reisi yani şeyhi bulunur. Onlara göre şeyh, kul ile Allah arasında bir vasıta, Allah'ın kaplarından bir kapıdır[1]. Tarikata giriş el alma (bey'at) denen bir iş­lemle gerçekleşir. Böylece şeyh müridi Allah yolunda teslim almış sayılır. Kurtuluş için bir tarikata girmek şarttır[2]. Şeyh pey­gamberin vekili[3] ve yanılmaz bir otoritedir[4]. O müridin ma­nevi babasıdır[5].

101. Bunlar Kur'an'a açıkca aykırı şeylerdir. Nasıl gerçek İncil'in dı­şında oluşan Kilise, teokrasinin kaynağı olmuşsa bizde de Kur'an'ın dışında oluşan tarikatlar teokratik düşünceye zemin hazır­lamışlardır. Tarikatlar ta­rafından asırlarca işlenen fikirler bugün tari­kat mensubu olmayan kişileri de sarmıştır.

Hiç bir tarikat kilise gibi teşkilat­lanmış değildir. Bugüne kadar bir tarikatın emrine girmiş devlet de olmamıştır. Kur'an var olduğu sü­rece bunun ger­çekleşmesi bekle­nemez. Tarikatlarla ilgili şikayet edilecek bir çok konu vardır. Bunlar, müs­lümanların Kur'an ışı­ğında eğitilmesiyle ortadan kalkar.



[1]- Abdulgani en-Nablusî'nin bu konuda şöyle dediği nakledilir: "Bir kimse Allah yolunda kendini teslim alan bir şeyhe teslim olursa onun, Allah'ın kapılarından bir kapı olduğuna inanması gerekir. Şeyhi bu mertebede görmek mertebelerin en düşüğüdür. Şuna da inanmalıdır ki, şeyhden kenide ne gelirse Allah'tan bilmeli, şeyhten bilmemelidir. Eğer hayır gelirse Allah'ın ona hidayeti, şer gelirse O'nun imtihanıdır. Şu halde salikin yani tarikata girmiş bir kimsenin şeyhini Allah'ın kapısı bilmesi ilk basamaktır.

İkinci basamak salikin şeyhini, Allah'ın isim ve sıfatlarının ortaya çıkıp gözüktüğü kişi olarak bimesidir. Allah'ın emir ve yasaklarıyla yükümlü olan kimse nasıl saygı duyarsa şeyhinin yanında o şekilde saygılı olmalıdır. Bu orta basamaktır.

Üçüncü basamakta salik şeyhini hiç görmemelidir, o manevidir. Onun yerine Allah'ın sıfatlarını görmelidir. Şeyhi arada fani bilmeli, Allah'ı bâkî bilmelidir. Doğrusu da budur. Bu hal üç basamağın en üstüdür. ( KOTKU, Tasavvufi Ahlâk, İst. 1982, c. II s. 185)

[2]- Mehmet Zahid KOTKU'nun konu ile ilgili ifadeleri şöyledir: Kalbi huzur-ı ilahiye  dühulden men eden sıfat-ı mezmumeden halas edecek bir şeyhi, mürşit ittihaz etmek insan için vacibdir diye icma ve ittifak vakidir.

Fena sıfatlardan kurtulmağa vesiyle olan bir şeyhi mürşid ittihaz etmeyen kimseler, Allah Teâlâya ve Resûl- zî şânına isyan etmiş olurlar. Zira hak bir tarika salik olmayan kimse mürşitsiz bu sıfatlardan kurtulamaz. (KOTKU, Tasavvufi Ahlâk, c. II s.183)

[3]- Hasan Kamil YILMAZ, İslam Tasavvufu,  Tasavvufla İlgili Sorular-Cevaplar, İst. 1996, s. 494.

[4]-  Haklı dahi görünse müridin şeyhine itirazı haramdır. (KOTKU, Tasavvufi Ahlâk, c. II s. 5)

[5]- - KOTKU, Tasavvufi Ahlâk, c. II s. 247.