Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

C- Cami Ve Teokrasi - 29. Sayfa

 

C- Cami Ve Teokrasi

102. İslamda ruhban sınıfı yoktur. Camiler kilise teşkilatı gibi örgüt­lenmemiştir. Eskiden camide gö­revli imam ve müezzin bile bulun­mazdı. Cemaatten biri ezan okur, ehli­yetli biri de namaz kıldırırdı. Camilerin düzenli olarak açılması, ezanın zamanında okunması, cami bakımlarının yapılıp eşyasının ko­runması gibi ihtiyaçlar cami görev­lerinin ihdasına sebep olmuştur. Cuma namazı için de durum aynı­dır. Ancak Cuma günü büyük bir cemaate namaz kıldırmak ve on­lara hitabetmek bir çok kimsenin ilgisini çe­keceği için bu konuda çekişme ve tartışma çıkabilir. Bunu göz önünde bulunduran Hanefî mezhebi, Cuma namazını ya o yerleşim yerinin en yetkili kişisinin ya da onun tayin edeceği bir kişi­nin kıldırmasını şart koşmuştur. Yoksa ibadet için toplaşan insan­lar birbirine girebilirler [1].

103. Bir kimsenin müslüman ol­ması tamamen kendi kararına bağ­lıdır. Bunun için caminin veya bir dinî kuruluşun onayı aranmaz. Vaftize benzer bir törenin yapılması da sözkonusu değildir. Çünkü İslamda ne din adamı, ne de bir başka kişi Allah adına hereket edebilir. Zaten Allah müslüman ol­mayı öyle bir kaideye bağlamıştır ki, buna kimse karışamaz. Çünkü dinin özü imandır. İmanın temeli de onu içten kabul etmek, yani kalp ile tasdiktir. Kalpteki tasdiki bir o kişi, bir de Allah bilir. Orası in­sanın en hür olduğu yerdir. Bu se­beple hiç kimse bir inancı kabule veya inkara zorlanamaz. Allah Teâlâ şöyle buyu­rur:

“Dinde zorlama yoktur; artık doğru ile eğri birbirinden iyice ay­rıl­mıştır. Bundan böyle kim zor­ba­ları tanımaz da Allah'a inanırsa kop­mak bilme­yen sağlam bir kulpa yapışmış olur. Allah işitendir, bilen­dir.” (Bakara 2/256)

Kiliseye benzer bir teşkilatı ol­mayan, din adamlarını birer ruhanî lider değil, sadece din konusunda toplumu aydınlatan ve onlara ör­nek olmaya çalışan kişiler olarak gö­ren bir dinin teokrasiyi kabul etmesi sözkonusu olamaz.



[1] Şemsüddin es-serahsî, el-Mebsût, Mısır l324, II,24.