Muhtelif - 10. Sayfa - Cihad
7. ALLAH YOLUNDA YÜZÜN TOZLANMASININ FAZİLETİ
7. ALLAH YOLUNDA YÜZÜN
TOZLANMASININ FAZİLETİ HAKKINDA
259- Buharı sahihinde Ebu Abes (ismi Abdurrahman b. Ce-bir'dir) in Rasulullah'tan (s,a.v.) şunu işittiğini tahric etmiş:
"Allah yolunda ayakları tozlanan kişiyi Allah ateşe haram kılar’’. [1] Başka bir lafızda: [2]
260- "Allah yolunda (her iki) ayağı tozlanan kula ateş dokunmaz.[3]’’
261- Nesai ve Tirmizi'ye ait bir hadiste:
"Allah yolunda her iki tozlanan kişinin ayakları ateşe haram olur.’’ [4]
262- Ebu Ya'la ve Bezzar bunu Osman b. Affan'ın hadisinden rivayet etmiş. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:
"Allah yolunda ayakları tozlanan kişiyi Allah ateşe haram kılar.” [5]
Senedinde Muhammed b. Abdullah b. Ubeyd b. Umayr[6]var. [7]
263- Yine Bezzar bunu Ebubekir es-Sıddık'in hadisinden rivayet etmiş, ancak onda da Kevser b. Hakim var. [8]
264- Taberani ve Beyhaki zayıf bir isnad ile -ancak İbni Asakir ve başkaları bu metnin dışındakilerin! hasen görmüşler- Ebu Umame'den o da Resullah'dan (s.a.v.) şunu rivayet etmişler"
Allah yolunda yüzü tozlanan kişiyi Allah kıyamet gününde onun yüzünü ateşin dumanından emin kılar. Allah yolunda ayakları tozlanan kişinin ayaklarını Ailah kıyamet gününde ateşten emin kılar.’’ [9]
265- Ebu'd-Derda merfu olarak Rasulullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiş:
’’Allah Azze ve Celle bir kulun Allah yolunda (yuttuğu) içindeki toz ile cehnnemin dumanını bir araya getirmez. Kimin Allah yolunda ayağı tozlanmışsa, Allah kıyamet gününde ateşi ondan hızlı binicinin mesafesi ile bin yıllık bir mesafe ile uzaklaştır. Allah yolunda bir yara alan şehitlerin mührüyle mühürlenir.
Kıyamet gününde onun öyle bir nuru var ki, onun rengi zaferan rengi, kokusu da misk kokusudur. Onunla ilkler ve sonlar onu tanırlar ve Filanın üzerinde şehidlerin mührü var, derler. Kim Allah yolunda iki süt (sağılması) arası kadar savaşırsa ona cennet vacip olur.’’ [10]
Bunu Ahmed rivayet etmiş. Ricali de sikadır. Ancak senedinde Halid b. Dureyk var ki bu Ebu'd-Derda ile karşılaşmamış. [11]
266- Hadisin başı Ebu Said el-Hudri'den de rivayet edilmiş. [12]
267- Ubade b. Samit'ten de merfu olarak gelmiş. İbni Asakir ve başkası bu ikisini tahric etmiş. [13]
268- Amr b. Kays el-Kenedi'den rivayet edilmiş. Bizler Ebu'd-Derda ile yaz gazasından dönüyorduk.Ebu'd-Derda şöyle dedi:
"Ey insanlar toplanınız. Rasululah'ın (s:a.v.) şöyle buyurduğunu işittim:
"Allah yolunda kimin ayakları tozlanırsa Allah onun vücudunu ateşe haram kılar." Taberani el-Evsa't'ta rivayet etmiş ve "Sadaka b. Musa bunda munferid" der. [14]
Müellif -Allah onu affetsin der ki:
Sadaka adındaki bu zat güvenilirdir. Onun bu hadisinde de -onu destekleyen delillerden dolayı- bir beis yoktur.Metinden geçen "saife" yazın yapılan gaza (savaş) demektir. Bu da Rumlarla yapılan savaştır. Bununla isimlendirilmesinin nedeni kıştaki yağmur ve kardan çekindikleri için Rumlarla yazın savaşıyorlardı. [15]
269- İbni Asakir ve sultan Nuruddin "El-İctihadu fi fadl'il-cihad" adlı eserde kendi isnadlarıyla Hüseyin b. Davud el-Bahr'den... Aişe'den Rasulullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu tahric etmişler.
"Kimin ayakları hacı, gazi veya murabıt olarak tozlanırsa Allah onun etini ve kanını ateşe haram kılar." [16]
270- İbni Asakir Mücahid'ten o da Aişe'den Rasulullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğu rivayet edilmiş:
"Allah yolunda ayakları tozlanan kişiye ebediyyen ateşin alevi dokunmaz." [17]
271- Muaz b. Cebel'den Rasulullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğu rivayet edilmiş:
"Allah Azze ve Celle yolunda bir adamın tozlanan yüzünü ve ayaklarını Allah (c.c.) azaplandırmaz ibni Asakir Osman b. Ata el-Horasanı, babasından o da Muaz'dan olan tarikle rivayet etmiş. Ancak Osman zayıftır, babası da Muaz'ı görmemiştir. [18]
272- Yine aynı şekilde Haşim b. Amr et-Tai tarikiyle... Aişe'den Rasulullah'dan (s.a.v.) şöyle işittiğini tahric etmişler:’’Allah yolunda ayakları tozlanan kişi ebediyyen ateşe girmeyecektir.
"Sahihi Buhari'de Ebu Hureyre'den o da Rasulullah'dan (s.a.v.) şunu rivayet etmiş:
"Allah yolunda atının azığını tutmuş, saçı başı dağınık ve ayakları tozlanan bir kula ne mutlu!.’’
Hadisin devamı ilerde gelecek. [19]
273- Ebu Hureyre'den, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:
"Allah korkusundan ağlayan kişi (hayvanın memesinden çıkan) süt memeye dönünceye kadar, cehenneme girmez. Allah yolunda tozlanan kulun tozları ile cehennem dumanı kesinlikle bir araya gelmez.[20]
Tirmizi rivayet etmiş ve "Hadis hasen ve sahihtir" der. ayrıca Nesai ve Hakim de rivayet etmiş. Hakim "isnadı sahihtir" der, [21]
274- Yine ondan Rasulullah şöyle buyurmuştur:
"Birbirine zarar veren iki şey cehennemde bir araya
gelmez:
"Allah yolunda kafir öldüren, sonra doğruluktan ayrılmayan aşırıya kaçmada orta bir yol izleyen kimse ile kafir cehnnemde bir araya gelmez. Müminin içinde Allah yolunda yutulan tozla cehennem soluğu bir araya gelmez. İnanmış (mümin) bir kulun kalbinde imanla kıskançlık (haset) bir araya gelmez.’’ [22]
Hadisi Nesai (özetle) Hakim (Müslim'in şartlarına göre sahihtir demiş) ve Müslim rivayet etmiş. Ibni Ebi Şeybe de kısaltarak rivayet etmiş. [23]
275- İbni Ebi Şeybe'den, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:
"Müslüman bir kişinin kalbinde iman ile cimrilik bir arada olmaz. Allah yolunda (yutulan) toz ile cehnnem dumanı da adamın içinde toplanmaz.’’ [24]
Müellif Allah onu affetsin der ki:"Büyük zat Abdullah b. Mübarek (Allah rahmet etsin) rüyada görülmüş kendisine,"Sana ne yapıldı" diye soruldu. O:
"Bağışlandım"
"İnsanlar arasında yaydığın ilmin ile mi?" "Hayır" demiş. "Lakin Allah yolunda burun deliklerine giren tozdan dolayı (bağışlandım). [25]
276- Ebu Musabbih el-Mukrai'den rivayet edilmiş. Bizler Rum toprağında başında Malik b. Abdullah el-Haşimi'nin olduğu bir grup ile dolaşırken, Malik b. Cabir b. Abdullah'a uğradı. Cabir kendisine ait katırı yularından çekip yürüyodu. Malik ona:
"Ey Ebu Abdullah bin! Allah sana bineceğin bineği nasip etmiş" diyince. Cabir:
"Bineğin uygun (münasib) kavmimden de müstağniyim. Ve Rasulullah'in (s.a.v.) şöyle buyurduğunu duydum:"Allah yolunda ayakları tozlanan kişiyi Allah ateşe haram kılar." dedi. Onun sesini (her kese işittirecek kadar) yürüyüp yüksek sesle:
"Ey Eba Abdullah bin! Çünkü Allah sana bineceğin bineği vermiştir." dedi. Cabir onun (Malik'in) maksadını anladı. Cabir:
"Bineğin münasib, kendim de kavmimden müstağniyim ve Rasulullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu duydum:"Allah yolunda ayakları tozlanan kişiyi Allah ateşe haram kılar."İnsanlar bineklerinin üzerinden çabucak inmeye başladılar. O güne kadar, o kadar insanın yürüdüğünü görmemiştim. [26]
277- Başka bir rivayette Rasulullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu işittim:"Allah yolunda günün bir saatinde ayağı tozlanan kişinin ayakları ateşe haram olur. "İbni Mübarek ve İbni Hibban (Sahih'inde) rivayet etmiş. [27]
278- Kendisinden merfu olarak Ebubekir es-Sıddık'in hadisinden rivayet edilmiş." [28]
279- Osman b. Affan'ın hadisinden de rivayet etmiş. İbni Asakir ve başkaları bunları tahric etmişler. [29]
280- Aişe'den nakledilmiş. Yazışmalı bir kölesi geri kalan parası ile Aişe'nin yanına gelir. Aişe:
"Bu sözleşmeden sonra benim yanıma giremezsin. Allah yolunda cihad etmen lazım. Çünkü Rasulullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu işittim:
"Allah yolunda kimin kalbine (içine) toz girerse Allah onuateşe haram kılar’’. [30]
Ahmed senedi sikalardan oluşan bir sened ile rivayet etmiş. Taberani de Aişe'nin kölesinden rivayet etmiş. Onun ismi de Fırat'tı. [31]
281- Onun lafzı ise şöyledir: Aişe dedi ki:
"Rasulullah'dan (s.a.v.) şöyle buyurduğunu işittim:
Kimin içine (Allah yolunda) toz girerse, ebediyen onun içine (cehennem) ateşin(in) sıcaklığı girmez. [32]
282- Riyad b. Ziyad'tan rivayet edilmiştir. Rasulullah yürürken, Kureyş'ten bir genç de yoldan biraz çıkmış ayrılmıştı. Rasulullah (s.a.v.):
"O şu şahıs değil mi?" diye sorunca,"Evet odur" dediler.
"O zaman onu çağırın." buyurdu. Onu çağırdıklarında,’’Yoldan ayrılmanı gerektiren nedir?’’ (Ne oluyar sana! Niçin yoldan ayrıldın?) deyince, Genç:
"Ey Allah'ın Rasulu tozdan hoşlanmadımda ondan" dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) şöyle dedi:
"Ondan ayrılmayın. Nefsim elinde olana yemin olsun ki. O (toz) cennetin güzel kokusundandir.’’[33]
Bunu İbni Ebi Şeybe, Ebu Davud da Merasil de rivayet etmiş. [34]
283- Enes'den Rasulullah (s:a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah yolunda kim bir gece (sefer) çıkarsa ona kıyamet günkü miskin tozu dokunmuş kişi gibidir."
Taberani Şebib b. Bişr'den O da Enes'ten rivayet etmiş. [35]
284- Ebu'd-Derda'dan Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:
"Allah yolunda (ki) (ağzına kaçan) tozu tükürmeyin. Çünkü Allah yolundaki toz cennet miskinin kokusudur.[36]
Taberani İbni Asakir tarikiyle rivayet etmiş ve "garip bir hadistir" der. [37]
285- İbni Yunus "es-Sakli el-Cami" eserinden Mehul'dan 'Tozdan dolayı Allah yolunda tükürmeyi mekruh gördünüğünü' nakleder.Müellif -Allah onu affetsin- der ki: Başka yerde de tükürmenin mekruh olması gerekir. Çünkü tükürmenin nehyi ve tozun (yutulması) hususunda teşvik edici rivayetler var. Bir kısım alim de zevalden sonra misvakı da kerih görmüştür. Hakkında varid olan bir nehiyden dolayı değilde, Allah indinde kokusu misk kokusundan daha sevimli kokuyu giderici olduğundandır. O zaman tozdan sakınmak için tükürmek (kerahiyet bakımından) daha evladır. Çünkü misvak en faziletli ve en müekked sünnetlerdendir. Ancak merğub olan bu eseri (kokuyu) gidermesinden dolayı mekruh oluyorsa neden sünnet ve müstehap olmayan tükürme mekruh olmasın. Çünkü bu (tükürme) ateşe haram olmaya sebep olan tozu engelliyor. Aynca ondan (tükürmeden de) nehyedilmiştir. Bunun kerahiyeti konusunda ihtilafın olmaması gerekir. Yine de en iyi bilen Allah'tır. [38]
286- İbni Asakir kendi isnadiyla Enes b. Malik'den rivayet etmiş. Rasululah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:
"Allah yolundaki toz kıyamet günü yüzlerin parıltisıdır.
"Müellif der ki: Kıyamet günü kimi yüzler parıl parıl güler ve müjdelenir iken; kimileri de tozlanmış, onlan karanlıklar bürümüştür. İşte Allahu Teala, Allah yolunda tozlanmış yüzleri bu günün tozundan emin kılar. Aynca onu parıl parıl, güler ve müjdelenir kılmıştır. Şüphesiz Allah en büyük fazıl sahibidir. [39]
287- Bekiyye b. Velid den o da Zer b. Abdullah'tan rivayet etmiş. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuş:
"Seferinde kim bineğin arkasında bir mesafe yürüse onun için bîr köleyi azad etmek gibidir." Bunu Şifa'us-Sudur'da zikretmiş. [40]
288- Yine Kasım b. Muhammed'ten nakletmiş. Der ki:
"Salim b. Abdullah bir gün sabah kalkar ve ailesine:
"Beni (savaşa gitmek için) hazırlayınız. Çünkü bu gece burada gecelenmem. Onlar:
Bu hususta bir şey bize takdim etsene" deyince o şöyle dedi:
"Dün gece bir rüya gördüm. Sanki göğün kapısına gelmiştim. Kapıyı çaldım."Kim o" denildi. "Salim b. Abdullah" diye cevap verildi."Allah yolunda ne gece nede gündüz ayakları tozlanmayan kişiye nasıl açılabilir?" denildi. Bana ulaştığına göre Salim şöyle demiş:
"Abdullah da bu rüyanın benzerini görmüştü." [41]
289- Abdullah b. Mesud'dari rivayet edilmiş:
"Bedir günü bizler bir deveye üç kişi düşmüştük. Ebu Lü-babe ve Ali b. Ebi Talib Rasulullah'ın (s.a.v.) arkadaşlarıydı. Rasulullah'm (s.a.v.) (yürüme) sırası geldiğinde her ikisi de şöyle dediler:
"Ey Allah'ın Rasulu senin yerine biz yürüyelim" Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Ne ikiniz benden daha kuvvetlisiniz ve nede ben ecir hususunda ikinizden zenginim. [42] İbni Munzir (EI-Evsat'ta hasen bir isnad ile) ve Hakim rivayet etmişler. Hakim "isnadı sahihtir" demiş.Müellif -Allah onu affetsin- der ki: Bu hadiste Allah yolunda yürümenin ecir vesilesi olduğuna ve emirin rahatlık bakımından tebaasındakilerden ayrı olmaması gerektiğine delalat vardır. Tersine zorluk ve yorgunlukla onlara iştirak etmelidir. Ayrıca arkadaşları her ne kadar kişiyi bir şeye layık görseler de mürüvvet gereği arkadaşları olmadan kendine tahsis etmemesi gerekir. Ayrıca arkadaşları aralarında efdal olanı rahat işlerde tercih etmelerinin müstahaplığı hadisten çıkarılan derslerdendir. Bunların ötesinde kendileri yaratıkların en efdalı olmalarına rağmen Allah'ın Rasulune (s.a.v.) verdiği tevazu apaçık ortadadır. [43]
[1] Feth'ul-Bari: 2/390. H. no: 907.
[2] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/233
[3] Feth'ul-bari: 6/29. H. no: 2811. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/233
[4] Nesai Kitab'ul-Cihad: 6/14; Tirmizi Ebvabu Fazali'il-Cihad: 3/92. Ayrıca "bu hadis hasen sahih ve gariptir" der. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/233
[5] Keşf'ul-Estar, Kitab'ul-Cıhad: 2/263;Heysemi: "Hadisi Ebu Ya'la el-Kebîr'de ve Bezzar rivayet etmişler. sened'te Muhammed b. Abdullah b. Umayr var ki metruktür" der. Mecma'uz-Zevaid: 5/286.
[6] Muhammed b. Abdullah b. Ubeyd b. Umayr el-Leysi zayıf görülmüş ve hatta bazıları onu terketmiş el-Muğni Fi'd-Duafa: 2/596
[7] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/233
[8] Keşf'ul-Estar, Kitab'ul-Cihad: 2/262.Heysemi: Bunu Bezzar rivayet etmiş, senedte Kevser b. Hakim var. O da metruktür" der. Mecma'uz-Zevaid: 5/286.Zehebi; "Kevser b. Hakim'in hadisleri terkedilmiş ve onun tuhaf haberinin olduğunu" söylemiş. El-Muğni fi'd-Duafa: 2/534.
İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/233
[9] Heysemi: "Senedinde Cemi' b. Tevb var. Metruk bir kişidir" der. Mecma'uz-Zevaid: 5/287. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/234
[10] Ahmed Müsned: 6/443-444.
[11] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/234
[12] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/234
[13] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/234
[14] Heysemi: Hadisin senedinde Sadaka b. Musa ed-Dakiki var. Cumhur bunu zayıf görürken Müslim b. İbrahim onu sika görmüş" der. Mecma'uz-Zevaid: 5/286. Hafız "Sadaka b. Musa saduktur, ancak vehimleri var" der. Takrib s: 152
[15] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/234-235
[16] Hüseyin b. Davud el-Belhi hakkında Hatib "O güvenilir (sika) değildir, hadisleri de mevzudur" der. Mizan'ul-İtidal: 1/534. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/235
[17] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/235
[18] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/235-236
[19] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/236
[20] Tirmizi Cihad: 3/93; Nesai:Cihad: 6/12; El-Mustedrek: 4/260
[21] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/236
[22] Nesai Cihad: 6/13; El-Mustedrek: 2/72; Müslim: 1891
[23] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/236-237
[24] Musannef İbni Ebi Şeybe Kitab'ul-Cihad: 5/334.
[25] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/237
[26] Kitab'ul-Cihad: 1/77-78; 259 no ile Buhari'de geçti. Mevarid'uz-Zaman Kitab'ul-Cihad s: 382-383; Sunen'ul-KübraBeyhaki: 9/162. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/237-238
[27] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/238
[28] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/238
[29] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/238
[30] Ahmed Müsned: 6/85; İsmail b. Ayaş hariç ricali şeyheyn'in ricalidir.
[31] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/238
[32] Heysemi "Ahmed ve Evsafta da Taberani rivayet etmiş Ahmed'in ricali sikadır" der. Mecma'uz-Zevaid: 5/275-276. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/238-239
[33] EI-Musannef: 5/305; Merasil Ebu Davud s: 33; Heysemi "Taberani rivayet etmiş ricali de sikadır" der. Mecma'uz-Zevaid: 5/278.
[34] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/239
[35] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/239
[36] Hadisi Macma'uz-Zevaid'te bulamadım.
[37] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/239
[38] Zevaldan sonra misvakın mekruh oluşu hususu ilim ehli arasında ihtilaf konusudur. Bu hususta birçok görüş var. Ancak burası onları serdetmenin yeri değildir. Tercihim şudur:
"Oruçlu olan kişinin ağzının kokusu Allah indinde miskin dokusundan daha güzeldir." (Buhari Feth: 4/103)
Hadisi oruçlunun bozulan ağız kokusunun Allah indinde sevimli olduğunu kesin olarak bildirir. İster bu midenin yemekten boşalmasından dolayı olsun -ki bu durumda misvak onu gideremez- ve ister dişler arasında kalan yemekten dolayı olsun -ki bu durumda misvak giderici olur-veyahut ikisinden dolayı olsun hepsi muhtemeldir. Bunlardan bir şıkla tahsis edenin yanında delilleri yoktur. Bundan hareketle derim ki:
Oruçlu oruçlu olduğu müddetçe -İster zevalden önce olsun İster sonra olsun- namaz hariç misvakı kullanmaması müstehaptır. Namazdaki müeked oluşu da şu hadistendir:
"Ümmetime ağır gelmeyeceğini bilseydim her namazda misvak kullanmalarını emrederdim." (Müslim: 1/220)
Çünkü bunda Rasulullah'ın (s.a.v.) emrine icabet (imtisal) var. Emri yerine getirmek ile fazileti istemek arasında (dağlar kadar) fark var. İlimde Allah katında(n)dır. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/240
[39] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/241
[40] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/241
[41] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/241
[42] El-Mııstedrek: 2/91.
[43] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/241-242
İslami Okul Okulların En Önemlisi