Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 11. Sayfa - Cihad

8. DENİZ GAZASININ KARANIN GAZASINA ÜSTÜNLÜĞÜ VE DENİZE BAKMANIN FAZİLETİ İLE ALLAH YOLUNDA TEKBİR GETİRMENİN FAZİLETİ HAKKINDA   2


8. DENİZ GAZASININ KARANIN GAZASINA ÜSTÜNLÜĞÜ VE DENİZE BAKMANIN FAZİLETİ İLE ALLAH YOLUNDA TEKBİR GETİRMENİN FAZİLETİ
HAKKINDA

 

290- Enes b. Malik'ten rivayet olunmuş Rasulullah (s.a.v.) Ümmü Haram binti Milhan'ın yanına girer o da kendisine yiyecek takdim ederdi. Ümmü Haram, Ubade b. Samit'in nikahı altındaydı. Bir gün Rasulullah (s.a.v.) yine onun yanma girmiş o da kendisine yemek tak­dim etmiş. Sonra (efendimizin) başını taramaya oturmuş. Derken Rasulullah (s.a.v.) uyumuş, sonra gülerek uyanmış Ümmü Haram diyor ki:

Ben "Ey Allah'ın Rasulu! Seni güldüren nedir?" dedim. "Ümmetimden bir takım insanlar, bana Allah yolun­da gaza ederlerken arz olundular. Şu denizin enginine tahtlar üzerine krallar olarak yahut tahtlar üzerinde krallar gibi bini(p gidi)yörlar." Ümmü Haram der ki, bu­nu üzerine ben: Ey Allah'ın Rasulu Allah'a dua et beni onlardan kılsın" dedim. Rasulullah (s.a.v.) ona dua etmiş ve sonra başım (yas­tığa) koyarak uyumuş sonra gülerek uyanmış. Ümmü Haram der ki, ben yine:"Seni güldüren nedir? ey Allah'ın Rasulu!" dedim. O bi­rinci defada dediği gibi: "Ümmetimden bir takım insanlar bana Allah yolun­da gaza ederlerken arz olundular..." buyurdu. Ben:"Ey Allah'ın Rasulu, Allah'a dua et beni onlardan kılsın," dedim. "Sen evvelkilerdensin" buyurdular.Sonra Ümmü Haram binti Milhan Muaviye zamanında (gemiye) binmiş ve denizden çıktığı anda hayvanından düşerek vefat etmiştir. [1]

Hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmiş. Bu Müslim'in lafızıdır. Buhari'de ise şu geçer: [2]

291- "Ümmetimden bir kısım insan Allah yolunda yeşil denizin (sırtına) binecekler. Onlar tahtlar üzerinde oturmuş krallar gibiydiler’’. [3]

Bunu: "Kadının denizde gaza yapması" babında zikret­miştir. Yine ona ait bir rivayette o (Ümmü Haram) der ki:

292- Rasulullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğun işittim:

"Ümmetimden denizde savaşacak ilk orduya icabet edilmiştir." (Ümmü Haram) dedim ki:

"Ey Allah'ın Rasuiu ben de onlardanım." "Sen onlardansın" buyurdu. Sonra Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Kayser'in şehrine gaza edecek ümmetimden ilk or­du mağfur (bağışlanmış)dur." (Ümmü Haram) der ki:

"Ey Allah'ın Rasuiu, ben onlardanım." Rasulullah (s.a.v.):

"Hayır" buyurdu. [4] Müellif -Allah onu affetsin- der ki:

Denizde ilk olarak ga­za yapan Osman döneminde Muaviye'dir.

Kıbrıs'a gaza için Ubade b. Samit çıktı. Onunla beraber eşi Ümmü Haram da çıktı. Geldiğinde binmesi için kendi­sine ait olan atı yaklaştırıldı. Ancak onu düşürdü ve boynu kırıldı. Onlardan bazıları ise şöyle demiş:

Kıbrıs ehli onun kabri ile yağmur duasını yaparlardı.[5]Daha sonra Emir'ul-Mü'minin Süleyman b. Abdülmelik Mesleme b. Abdülmelik Kostantiniyye'ye gaza yaptı. Ona hem denizden hem de karadan ordular hazırladı. Şam ye Ce­zire ehline karşı yalaşık iki yüz yirmi bin kişi ile savaştı. Mı­sır ve Mağrib ehli ile bin (yelkenli) gemi ile savaştı (gaza et­ti.) Bunların komutanı Amr b. Hubeyri idi. Tümünün komu­tanı ise Mesleme b. Abdülmelik idi. Onun bahçesine inip ora­yı (Kostantiniyye'yi) üç ay muhasara etti. Öyleki insanlar kışlada (kampta) açlıktan leş ve pisliği yemeye başladılar. Kamp (kışla)ın ortasına onunla Rumları öfkelendirmek için dağ gibi buğday yığını vardı.Muhammed b. Ziyad el-EIhani der ki:

Kostantiniyye'yi gaza ettiğimizde öyle bir açlık bizi sardı ki bir çok insan aç­lıktan öldü. Kaza-i hacet için biri gittiğinde öbürü ona ba­kardı. Kaza-i hacet için giden döndüğünde ona bakan gider onun tersini yerdi. Bazan da kaza-i hacet için çıkan alınır, bo­ğazlanır ve yenilirdi. Halbuki tahıl ve yemek ambarı dağlar gibi yüksekti ancak ona ulaşamıyorduk. Bununla Kostanti-niyye ehline hile yapıyorduk. Ömer b. Abdülaziz halife olunca, onlara oradan ayrılmaya izin verdi. Bunu birçok tarih imamı zikretmiştir. [6] Tersin yenilmesi adamın boğazlanması kıssası sadece "Si-yer'u Alam'un-Nubela" adlı eserde rastladım. Sahih oldu­ğunu da zannetmiyorum. Müslümanlar açlıktan kıvranırken, onunla pençeleşirken düşmana hile yapmanın ne yararı var?"Bil ki Allah seni tevkifiyle yardım etsin- Denizde yapı­lan gazanın karada yapılan gazada olmayan faziletleri var­dır:

1- Denizde yapılan bir gaza karada yapılan on gaza­dan daha hayırlıdır: [7]

293- Abdullah b. Amr b. As'tan rivayet edilmiştir:Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"(Daha önce) Hac yapmanın sevabı on gazadan daha hayırlıdır. Denizde yapılan bir gaza karada yapılan on gazadan daha hayırlıdır. Denizi aşan, bütün vadileri aş­mış gibidir. Denizde başı dönen, kendi kanında çalkanan (kirlenen) kişi gibidir.[8]

Bunu Taberani Yahya b. Said el-Ensari'den o da Ata b. Yesar'dan rivayet etmiş ve "Bunu Yahya b. Said'ten sadece Yahya b. Eyyub rivayet etmiştir.Müellif -Allah onu affetsin- der ki:

Yahya b. Said [9] ten Teys'in katibi Abdullah b. Salih[10] de rivayet etmiş. Bunu Beyhaki ve Hakim de rivayet etmiş. Hakim "Buhari'nin şartlarına göre sahihtir" der.[11]

294- Hamad Yahya b. Said'ten mevkuf olarak rivayet et­miş. Ebu Munzir de el-Evsat'ta tahric etmiş. "Abdullah b. Amr denizde gaza etmek isteyen bir adamı gördü. Ona"Nereye?" deyince adam:"Denize" dedi. Abdullah b. Amr:

"Ne güzel binektir" dedi."Ya kara (nasıldır)" diye sorulunca Abdullah "Denizde yapılan bir gaza karada yapılan on gazadan da­ha hayırlıdır. "Taberani rivayet etmişti  (307, 308 no ile) gelecek­tir. Onda "denizde başı dönen karada kanı içinde sürünüp ka­na bulanan kimse gibidir" de var. Bu daha önce (293 no ile) Abdullah b. Amr'in hadisinde geçmişti. [12]

295- İbni Ebi Şeybe mevkuf olarak yine Abdullah'ın zikredilmediği bir isnadla rivayet etmiş:"Denizde başı dönen kimse karada kanında sürünüp kanla kirlenen ve şehid olan kimse gibidir.[13]

296- Ebu Davud senedteki adamları sika olan bir isnad ile Ümmü Haram dan rivayet etmiş: Rasulullah (s.a.v.) şöy­le buyurmuş:

"Denizde başı dönüp kusana bir şehid ecri, boğulana ise iki şehid eciri var. [14]

297- Aişe'den rivayet edilmiş: Şayet erkek olsaydım ancak denizde savaşırdım. Çünkü Rasulullah'm (s.a.v.) şöyle buyurduğunu duydum:"Denizde (çalkantıdan) başı dönen, karada kanına bulanan kimse gibidir. [15] Said b. Mansur Sunen'inde bir adamdan o da Aişe den rivaye etmiş ilerde Ebu Umame ve Alkame b. Şihab'ın hadis­leri de -inşaallah- gelecektir.

2-“ Denizde Şehid olan mutlak surette karada şehit olan kimseden daha efdaldır”Müellif der ki: Denizde başı dönen, karada şehid olan kimse gibi ise, acaba denizde şehid olanın derecesi nedir? [16]

298- Taberani el-Kebir'de Abdullah b. Naciye'den...Cenda'den rivayet edilmiş Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:"Denizin şehidleri Allah indinde karanın şehidlerinden daha efdaidır”. [17]

299- İbni Abbas'tan Rivayet edilmiştir.Rasulullah (s.a.v.) bazı hanımlarının odasındayken başı­nı (yastığa) koyup uyudu. Uykusunda gülmeye başladı. Ha­nımlarından birisi O'na sordu:"Muhakkak ki sen rüyanda güldün, seni güldüren nedir?" deyince, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

 "Ümmetimden bazı insanlara şaşırdım. Onlar düşma­nın korkusuna rağmen şu denize binip Allah yolunda cihad ederler. "Ve onlar için çok hayır zikretti. Bunu İbni Asakir tahric etmiş. [18]

300- Said b. Ebi Halal'den rivayet edilmiştir: Ka'b'ul-Ahbar şöyle diyordu:

"Denizdeki kişinin karadaki kişiye üstünlüğü; denizde­ki adam Allah'tan ecrini bekleyerek denize adımını attığı an cennetin kapılan ona açılır. Şayet öldürülür veya boğulursa ona iki şehidin ecri vardır. Ayrıca denize bindiğinden dönünceye kadarki ecri, Allah yolunda boynu vurulup kanında kıvranan kişinin ecri gibidir. Denizde bir gün, karadaki bir aya ve denizde bir ay karadaki bir yıldan daha hayırlıdır." Said b. Mansur Sunen'inde bunu zikretmiş, bu Ka'b üzerin­de mevkuftur ve senedindeki adamlar Sahih'in adamları (ricali) dır.Ebu Ameme'den rivayet edilmiş:Rasulullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu duydum:

"Denizde şehid olan, karada şehid olan iki şehid gibi­dir. Denizde başı dönen, karada kanı içinde kıvranan ki­şi gibidir. "İbni Mace ve Taberani rivayet etmişler.

3- Denizde Gaza yapan Rasulullah (s.a.v.) ile gaza yapan kişi gibidir: [19]

301-  Tebarani el-Evsat'ta, İbni Asakir ve başkaları da kendi isnadlanyla Vasile b. Eska'dan rivayet etmişler:

Rasulullah şöyle buyurmuş:

"Benimle gaza yapmayı kaçıran denizde gaza et­sin.” [20]

302- Alkame b. Şihab'tan rivayet edilmiş: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

"Benimle gaza etmeye ulaşamayanlar, denizde gaza yapsın. Muhakkak ki denizde bir gün savaşmak, kara­da iki gün savaşmaktan daha hayırlıdır. Denizdeki bir şe­hidin ecri, karada şehid olan iki kişinin ecri gibidir. Al­lah indinde en seçkin şehitler "Saçaktık (çatı) ehlidirler. "Saçaklık (çatı) ehli kimlerdir?" diye sorulunca, Rasulul­lah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Deniz gemileri üzerlerine dönen günkü kişilerdir."İbni Mübarek Said b. Abdülaziz'den o da Alkame'den rivayet etmiş. Abdurrezzak ve İbni Ebi Şeybe benzer şekilde rivayet etmişler Taberani de başını rivayet etmiş,

"Saçaklık (çatı) ehli" demek zaten hadiste tefsiri mevcut­tur. Yani gemileri üzerlerine dönüp, üzerlerinde evlerin sa­çakları varsa çatıları gibi olan kimselerdir. [21]

303- İbni Mübarek Abdurrahman b. Şurayh'tan, kendi­sine İbni Hucayra'dan ulaştığını rivayet etmiş:

Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

"Benimle gaza yapmaya ulaşmayan denizde gaza etsin.” [22]

Bu mürseldir. Ayrıca onda (senette) inkıta vardır. [23]

304- İbn Asakir kendi isnadıyla rivayet etmiş...Rasulul­lah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

"Denizde bir gaza benimle yapılan elli gazadan daha hayırlıdır. Denizde gaza edip (ona) tekrar dönen, Al­lah'a ve Rasulüne icabet eden (kişi) gibidir. "Bu mürsel ve garip bir hadistir. [24]

305- Yine İbni Asakir kendi isnadıyla rivayet etmiş... Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

"Kim Allah yolunda denizde bir gaza yaparsarki Al­lah kendi yolunda gaza edenleri en iyi bilendir- Allah'a (olan) tüm taatını eda etmiş, cenneti tüm isteğiyle istemiş ve cehennemden tüm kaçışıyla kaçmıştır."

4- Denizde Gaza yapanın karada gaza yapana üstün­lüğü karada gaza yapının evinde oturana üstünlüğü gi­bi olduğu hususunda gelen rivayetler:” [25]

306- Taberani el-Kebir'de.... Ebu Derda'dan rivayet et­miş. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

"Her gece nazil olan Allah'ın melekleri vardır. Bun­lar gazilerin boynunda çıngırak olanın dışındaki nimetlerden yorgunluğu engellerler (giderirler).” [26]

307- Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

"Denizde gaza edenin karada gaza edene üstünlüğü; karada gaza edenin evinde ve ehli içinde oturana üs­tünlüğü gibidir.” [27]

308- Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

"Denizde gaza edenin karada gaza edene üstünlüğü on gaza kadardı”. [28]

309- İbni Ebi Şeybe İshak b. Mansur'dan o da bize Hu-reym Leys b. Yahya b. İbad'tan rivayet etmiş:

"Denizde gaza edenin karada gaza edene üstünlüğü karada gaza edenin evinde oturana üstünlüğü gibidir.” [29]

Bunu böyle merfu olmayan şekliyle gördüm. Yine de en, iyi bilen Allah'tır.

5- Ölüm meleğinin denizde şehid olanlar hariç şehid ve başkalarının ruhlarını kabzettîğini, bunlarınkini ise Allah indindeki üstün olmalarından dolayı Allah'ın kabzettiğine dair: [30]

310- İbni Mace Taberani İbni Asakir ve başkaları Ufayr b. Madanki zayıftır- tarikiyle Selim b. Amr'dan (o da) Ebu Umame'den (s.a.v.) rivayet etmiş.

Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

"Denizde şehid olan, karada şehid olan iki kişi gibi­dir. Denizde başı dönen karada kanında kıvranan kim­se gibidir. İki dalga arasını kateden dünyayı Allah'ın itaatında kateden kimse gibidir. Allah ölüm meleğini deniz şehitleri hariç (diğer) insanların ruhlarını almakla görev­lendirmiş. Bunları (denizde şehid olanları) ise bizzat Al­lah üstlenir. Karada şehid oanın borçları hariç tüm gü­nahları bağışlanır. Denizde şehid olanın ise tüm günah­ları ve borcu da bağışlanır.” [31]

6- Denizde bir gün cihad etmenin ecri karada bir ay cihad etmenin ecri kadardır:Daha önce,"Denizde bir gün, karadaki bir aydan denizdeki bir ay da karadaki bir yıldan daha hayırlıdır."

Ka'b'ın hadisi geçmişti. [32][33]

311- Abdurrezzak b. Abdulkuddus... rivayet etmişRasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

"Benimle gaza etmeye yetişmeyen denizde gaza etsin. Çünkü denizde bir günün ecri karadaki bir ayın ecri gi­bi denizdeki ölüm karadaki iki ölüm gibidir. Denizde ba­şı dönen, karada kanında kıvrana kimse gibidir. Ümmetimin en hayırlı şehitleri (denizde gemileri alabora olan) "Ashab'ul-Ekuff' kimselerdir." Bunlar,"Eshab'ul-Ekuff kim ya Rasulallah" diye sorulduğunda, Rasulullah:

"Allah yolunda gemileri alabora olan kimselerdir." buyurdu.[34]

7- Allah indinde en üstün şehidin Allah yolunda gemi­leri alabora olup boğulanlar olduğu, denizde boğulan mücahidin karada şehit olan iki kişinin ecri kadar oldu­ğuna dair: Ümmü Haram'ın hadisinde Rasulullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğu daha önce geçti:"...(Denizde) boğulana ise iki şehidin ecri var."

Aynı zamanda bu Ka'b'ın hadisinde de geçmişti. [35]

312- Alkame b. Şihab'tan rivayet edilmiş: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:"Benimle beraber savaşmaya yetişmeyen denizde ga­za etsin. Çünkü denizde bir gün savaşmak, karada iki gün savaşmaktan daha hayırlıdır. Denizde şehid olanın ecri karada şehid olan iki şehidin ecri kadardır. Al­lah'ın indinde en seçkin (değerli) şehidler Ashab'ul-Ekuf'tur.""Ashab'ul-Ekuf kimlerdir?" diye sorulduğunda Rasulul­lah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Allah yolunda gemileri alabora olan kavimdir.” [36]

8- Denizde Gaza edenlere büyük korkunun üzüntü vermeyeceğine dair:

(Bunu şifa'us-Sudur'un sahibi zikretmiş) [37]

313- Musa b. Verdan'dan rivayet edilmiş: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

"Ümmetimden bir grubun şu denize bindiğini gör­düm. Kıyamet gününde (ki) büyük korku onlara tasa ve üzüntü vermez." Bu mürsel'dir. Murabit'in öldüğünde, kıyamet günü büyük korkudan emin olarak dirileceği ilerde geleceği üzere sahihtir. Hal böy­le iken denizde gaza eden bundan daha üstün ve bu fazilet­le ondan daha evladır.

9- İki dalga arasım kateden kişi Allah'a itaatte dün­yayı kateden kimse gibidir:

Daha önce  Ebu Umame hadisinde şöyle geçmişti:

"İki dalga arasını, kateden, Allah Azze ve Celle'nin itaatında katetmiştir."

10- Deniz şehitlerinin borç dahil tüm günahları bağış­lanır, karada şehid olanların ise borç hariç tüm günah­ları bağışlanır: [38]

314- Ebu Umame'nin hadisinde Rasulullah'dan (s.a.v.) şöyle rivayet edilmiş:

"Ve karada şehid olanın borç hariç tüm günahları ba­ğışlanır. Denizde şehid olan ise borç dahil tüm günahla­rı bağışlanır.” [39]

11- Denizde gaza edenin ayağım gemiye koymasıyla gü­nahlarının arkasında kalacağı onlardan anasından doğduğu gün gibi çıkacağı ve Allah'ın ona güldüğüne dair: [40]

315- Said b. Mansur Sünen'inde iyi bir isnad ile Ka'b'ul-Ahbar'dan mevkuf olarak rivayet etmiştir:

"Kişi ayağını gemiye koyduğunda hataları arkasında bırakıp anasından doğduğu gün gibi olur. Denizde başı dönen Allah yolunda kanında kıvranan gibidir. Denizde sabreden başında tac olan sultan gibidir.’’ [41]

316- Hayy el-Meafiri'den nakledilmiştir:

Abdullah b. Amr ile İskenderiyye deniz feneri yanında gemiler düşmana doğru yönelip hareket edince oturuyorduk. Abdullah b. Amr şöyle dedi:

"Ey Müslime bunların günahları nerede?" Müslime:

"Günahları boyunlarında" deyince, Abdullah:

"Kesinlikle (hayır), Nefsim elinde olana yemin olsun ki daha önce bıraktıkları borç hariç onları şu çöldeki musalla­da bıraktılar." dedi. [42]

317- Bazıları da hadiste şunu demiş:

"...Borç hariç ve borcun en kötüsü de kadınların mehridir."İbn'ul-Munzir el-Evsat kitabında... İbni Vehb'ten riva­yet etmiş. Bu iki hadis her ne kadar mevkuf da olsa bu tür şeylerin kafadan görüş olarak söyleneceğinden merfu gibi­dirler. [43]

318- Abdurrezzak İbni Cüreyc'den rivayet edilmiş. Ba­na nakledildiğine göre Müslime b. Muhallid denize gaza et­mek için binen bir kavme şöyle demiş:"

Arkalarında günah namına hiçbirşey bırakmadılar.[44]

319- Abdullah b. Amr'dan şöyle dediği rivayet edilmiş:

"Şüphesiz Allah defalarcadeniz ehline gülüyor; aile­sini ve malını geride bırakıp gemide yerleşince, gemide başı dönünce ve karaya dönüp karaya basınca.’’[45]

320- İbni Münzir de rivayet etmiş. Onun lafzı:

"Allah deniz ehline üç kez güler; aile ve malından ayrılıp gemiye binince, başı dönünce ve şükredici veya küfredici olarak karayı görünce."

12- Deniz şehidinin öldürülme elemini ancak soğuk su ile bal içme gibi bulacağına dair: [46]

321- Şifa'us-Sudur'un sahibi Rasulullah'dan (s.a.v.) şu­nu zikretmiş:

"Deniz şehidi, silahın acısını ancak susuz olan bir kimsenin soğuk su ile bal içmesi kadar hisseder. Kara­da şehid olanın silahtan duyduğu acı ancak bir karınca­nın ısırması kadardır." [47]

322- Yine Şifa'us-Sudur'un sahibi Ka'b'ten zikretmiş­tir:

"Deniz şehidi kıyamet günü parıldayan beyaz nurdan bir nehir içinde gelir. Kendi gemileri içinde inciden olan yelkenlerini yükseltirler. İnsanların ortasına geldiklerin­de insanlara onların güzelliği zahir olur. İnsanlara şöy­le denilir: Bunlar Allah'ın gökteki melekler gib iyerdeki askerleridir. Onları öyle bir nur, öyle bir cemal (gü­zellik) bürümüş ki, şayet yeryüzünde görünse onların yüzlerinin nuru, güneş ve ayın ışğını giderir. Gönderil­miş bir rasul ve Allah'a yakın bir melek bunları görme­sin ki onların güzelliklerine hayran kalmasınlar. Şehidler içerisinde de meleklerden Cibril, Mikail ve İsrafil gi­bi vardır. Ve şöyle derler: Bunlar denizde gaza edenle­rin hizmetçileridir. Onlardan her bir kişinin arkadaşı­na verilen ecrin iki katı vardır." [48]

323- Aynı şekilde Yahya b. Said'ten zikretmiştir:

"Şüphesiz denizde şehid olan komşularından yetmiş kişiye şefaat eder. Öyleki iki komşusu kıyamet günü tartışırlar: Biri "yakınlık olarak ona yakınım" derkenöbürü "komşu olarak ona yakınım" der."  [49]

324- Abdullah b. Amr'den nakledilmiştir:

"Benim için denizde bir defa gaza yapmak Allah ve Celle yolunda makbul bir yığın (kantar) (malı) infak etmekten daha sevimlidir.” [50] Bunu İbni Mübarek, ibni Ebi Şeybe, Said b. Mansur ve başkaları rivayet etmişler. Buda mevkuftur. Haysenıe'den nakledilmiş. Der ki: "Bizim yanımızda Trablus'ta ismi Asım, künyesi Ebu Ali olan bir zat vardı. O vefat ettikten sonra onu rüyamda gör­düm. "Ya Eba Ali durumun nasıl?" dedim. O"ölümden sonra bizler künye ile çağrılmayız." deyince"Ya Eba Asım durumun nasıl? Akıbetin nasıl oldu?"dedim. Bunun üzerine o"Geniş bir rahmete ve yüce bir cennete nail oldum" de­di.

"Ne ile" dedim.

"Denizde yaptığım çok cihad(ın) dan dolayı" dedi.Bunu İbni Asakir rivayet etmiş.Kadı Ebubekir b. el-Arabi der ki:" İçin yalnız Allah'ın fail olduğuna onunla beraber baş­ka faillerin olmadığına kesin olarak inanan, sebeplerin za­yıf olduklarından (neticelerin) ona bağlanılmayacağına yok­sa kendilerinin etkili olduğuna inanmanın gerekeceğine inanan, tüm bunlardan dolayı da Allah'a tevekkülün ve iş­leri O'na havale etmenin gerekliliğine kanaat getiren deni­ze binsin."İmam Ahmed'in arkadaşlarından Muğni'nin sahibi ve başkaları şunu ifade etmişler:

"Denizdeki gaza karadaki gazadan daha hayırlıdır. Çün­kü o meşakkatli, daha tehlikelidir. Çünkü onda kişi düşman tehlikesiyle boğulma tehlikesiyle karış karşıyadırlar. Ayrı­ca ancak arkadaşlarıyla kaçabilir. Dolayısıyla karadan da­ha hayırlıdır. [51] Müellif der ki:

Konuyla ilgili fazileti ifade eden geçen hasen ve diğer hadislerden dolayı bu konuda (denizin karaya üstünlüğü) ihtilafın olmaması gerekir. Ayrıca denizin güven verdiği (sakin olduğu) zaman cihad, hac ve başka şeyler için binmek caiz olur. Fakat denizin güven vermediği ve fırtınalı olduğu zaman ona binmek caiz değil, faili de asi olur. [52]

325- İmam Ahmed Ebu Ümran el-Cuni den rivayet etmiş. Der ki:

Bizler Fars bölgesindeydik. Başımızda bir emir vardı, ona Zübeyr b, Abdullah diyorlardı. Bize etrafında bir şey olmayan bir evin üstünde duran bir adamı gösterdi. Ba­na:

"Bu konuda bir şey duydun mu?" diye sorunca:

"Hayır" dedim. O bir adam bana Rasulullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu bildirdi:

"Kim ki damda veya etrafı olmayan bir evin üstünde gecelese zimmet ondan beri olur (kurtulur). Kim deniz dalgalandıktan sonra denize binerse yine ondan zim­met beri olur.[53]

Ahmed bu şekilde merfu ve mevkuf olarak rivayet etmiş. Ravileri de sikadır. Ayrıca bunu Said b. Mansur Sünen'inde, Beyhaki de Şuab'ta merfu olarak rivayet etmişler. [54]

326- Beyhaki'nin rivayetinde:

"Kim denize dalgalı halinde binerse ve boğulursa on­dan zimmet (sorumluluk) beri olur (düşer). [55] Müellif der ki: Zuheyr, Hafız İbn'uz-Zehebi onu Tec-rid'us-Sahabe'de zikredip bu hadisi de zikreder ve şöyle der:

"Bunun mursel olduğunu sanıyorum." [56]

327-  Beyhaki der ki: Şu'be Ebu Umran'dan o da Muhammed b. Ebi Cebel'den o da Rasulullah dan (s.a.v.)rivayet etmiş

.

Gazi Ve Murabit'in Denize Bakmalarının Fazileti Ve Allah-u Teala Yolunda Tekbir Getirmenin Fazileti:

 

328- Taberani Yusuf b. es-Sefr[57] tarikiyle Evzai'den o da Hasan b. Atiye [58] 'den o da Muhammed b. Aişe [59] 'den o da Ebu'd-Derda'dan rivayet etmiştir. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Kim sevabı Allah'tan bekleyerek ve müslümanları korumak amacıyla denize oturursa, Allah ona denizde­ki damlalar kadar iyilik yazar.’’ [60]

329- Şifa'us-Sudur'un sahibi Rasulullah'ın (s.a.v.) şöy­le buyurduğunu zikreder:

"Allah yolunda denize bakan, onun gözünün gördüğü mesafe kadar bir nuru olur ki onunla Sana ile Cabiye arasını aydınlatır." [61]

330- Yine İbni Ebi Necih'ten o da muhaddisinden hadisi merfu kılarak rivayet etmiş:

"Denize bakmak ibadettir. Kim müslümanları koru­mak amacıyla denize bakarsa denizdeki damla sayısın­ca bağışlanır." [62]

331- Yine Rasulullah'dan (s.a.v.) rivayet etmiştir. Rasulullah (s.a.v.) çıktığı gazalarından birinde Osman b. Mazun da vardı. Onlar güzel bir bahçe ve yanındaki nehirden geç­tiler. Osman şöyle dedi:

"Ya Rasulallah! Şayet bir kul burada ikame edip ölünce­ye kadar Allah'a ibadet ederse (ne güzel olur)" Bunun üze­rine Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Adamın engin denizdeki (denize) bir bakışı onun için burada kırk yıl Rabbinin sevabını umması ve sözü­nü gerçekleşmesini bekleyip ibadet etmesinden daha ha­yırlıdır." [63]

332- Yine Ebu Hureyre'den nakletmiştir."Kim Allah yolunda sesini kaldırarak bir tekbir ge­tirirse, Allah ona yüz bin iyilik (hasene) yazar."

Adeti olduğu üzere bu ve diğer haberleri isnadsiz zikret­miştir. Onların durumunu en iyi bilen Allah'tır. [64]

333- Yine Şifa'us-Sudur'da, mümin bir kulun şöyle de­diğini nakleder:

"Kıyamet günü, rahmet bulutlarının kapladığı be­yaz bir yeri Allah yaratır. Sonra Allah katından bir mü-nadi şöyle seslenir:"Murabıtlar nerede?" Şu yerin üstüne çıkınız. Çıktık­larında onlara nurdan sandalyeler dikilir. Sonra Cibril şöyle seslenir onlara: "Deniz kenarında söylediklerini­zin aynısını söyleyiniz" der. Onlardan tekbir ve tehlil is­ter. Yer onları bulutların geçişi gibi Allah Tebareke ve Teala'nin önüne getirir. Allahu Teala onlara: "Dünya yurdunda murabıt olan velilerine hoş geldiniz, merhaba size. Ey Cibril yeri yarıp götür onları cennete."[65]

334- Enes'den rivayet edilmiş. O şöyle der: "Rasulullah (s.a.v.) Hayber'e sabah erkenden vardı Hayber ehli kürekleriyle (tarlaya) çıkmaya başladılar. Rasulullah'ı (s.a.v.) görünce kalelerine koşmaya başladılar ve:

"Muhammed ve ordusu" (işte) dediler. Rasulullah (s.a.v.) başını kaldırıp üç defa

"Allahu ekber, Hayber harap oldu. Şüphesiz biz bir kavmin sahasına indiğimiz zaman, korkutanların (uyardıklarımızın) sabahı kötü olur.” [66]

Hadisi Buhari, Müslim ve Beyhaki rivayet etmiştir. Ba­zı tariklerine baplar yapmış. Bu hadis tekbir hususunda sa­bit bir esastır. Yine de en iyi bilen Allah'tır. [67]

335- Cabir'den Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

"Üç ses vardır ki Allah Azze ve Celle onlarla melek­lere karşı övünür, Ezan, Allah yolundaki tekbir ve yük­sek sesle söylenen telbiye."İbni Asakir isnadıyla Rişdin tarikiyle rivayet etmiş. [68]

336- İbni Adiy ve onun tarikiyle de İbni Asakir Zeyd b. Ce­bire [69] -ki metruktür- den o da Nafi [70] 'den O da İbni Ömer'den rivayet etmişler. Raslullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

"Kim deniz üstünde bir tekbir getirirse, onun mizanında birfcaya olur. "Ey Allah'ın Rasulu o ne kadardır?" diye sorunlunca, "Yer ve gök arasını kaplayacak kadardır." buyurdu. [71]

337-  Kurre b. İyas [72] dan rivayet edilmiş. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

"Güneşin batışında ve deniz (sahilin)de kim yüksek sesle tekbir getirirse Allah ona denizin damlaları sayısın­ca on iyilik ecir verir, ondan on kötülük siler ve on de­rece yükseltir. Her iki derece arası süratli giden atlının yüz yıllık mesafesi kadardır.” [73]

Taberani rivayet etmiş. Senedinde Halife b. Hamid var. Zehebi: "Onda bilinmeyen şeyler var, haber de sakattır." demiştir. [74]

338- Şifa'us-Sudur'da Abdullah b. Amr b. As'dan riva­yet edilmiş. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuş:

"Kim sesini yükselterek Allah yolunda tekbir getirir­se, kıyamet günü onun mizanında öyle bir kaya olur ki, ağırlığı yedi gök ve yedi yer, aralarındaki üst ve altların­daki ağırlıktan daha ağırdır.[75]

339- Selmi[76]"El-Hakik'u fi'r-Rekaik" adlı eserinde der ki:

Mahfuz Alkame'den Rasulullah'ın {s.a.v.) şöyle dediğ­ini rivayet etmiş:

"Kim Allah yolunda bir tekbir getirirse bu onun mi­zanında yedi gökten ve içindekilerinden daha ağır bir kaya olur. Kim La ilahe illallah vallah'u ekber derse ve se­sini yükseltirse, Allah ona büyük rıdvanını yazar. Kime Allah Rıdvan'ul-Ekber'i yazarsa, Dar'ul-Celalde onun­la Halil ibrahim'i bir araya getirir.

"Dar'ul-Celal nedir? ey Allah'ın rasulu!" diye soruldu. Rasulullah (s.a.v.):

"Dar'ul-Celal Allah'ın darı ve Arş'ının olduğu yerdir. Orada sabah-akşam Rabbi Azze ve Celleye bakar. Gü­neşi gördüğünüz gibi onlar da O'nu görmede sıkıntı ya­şamazlar."Şöyle denilmiştir:

"Meryem'in oğlu İsa (a.s.) sahibi azab gören bir kabir­den geçti. Azabının şiddetinden ona çok acıdı. O bu haldeyken bir baktı ki onun üzerine rahmet inip kabri nurla doldu. İsa ona seslenerek ey kabir sahibi Allah'ın izniyle diril. O da diriliverdi. Gördüğünü ona sordu." Adam:

"Benim Allah için bir kardeşim var. O Allah Azze ve Celle yolunda murabıt iken benim yerime tekbir getirdi. Bunun üzerine Allah beni bununla bağışladı ve azaptan beni kur­tardı. "İbni Asakir kendisi Ebu Murir el-Mazini'den ona da Er-taa İbni'l-Munzir söylemiş. (İbni'l-Munzir):

"Ömer b. Abdulaziz'in süvarileri arasındayken bana şöyle dedi:

"Ey delikanlı! Bizde hazinede olan bir hadisi sana söy­leyeceğim. Denizin yanında abdest aldığında ona yönel ve şöyle söyle:

"Ey mağfireti geniş olan, beni bağışla. Çünkü gözlerin kapanmadan Allah günahlarını bağışlar."Kitab'ul Vazi ve'r-Rekaik'in sahibi Ebu Kalabe'den nakletmiştir. Şöyle der:"Benim içki mübtelası bir yeğenim vardı. Bir gece ken­disine varmam için bana haber gönderdi. Ona vardığımda ona iki siyah meleğin yaklaştığını gördüm. "İnna lilîah ve inna ileyhi raciun. Yeğenim helak oldu" dedim. Bir de bak­tım ki evdeki bacadan iki beyaz melek çıkageldi. Biri arka­daşına"Ona in" dedi.

Ona (hastaya) inince iki siyah melek on­dan ondan uzaklaştılar. Ona gelip ağızını yokladı."Onda zikir görmüyorum" dedi. Karnını kokladı"Onda oruç görmüyorum" dedi. Ayaklarını kokladı"Onda namaz görmüyorum" dedi. Sonra tekrar ağza ge­lip dilini çıkartıp kokladı. Bunun üzerine"Allahu ekber" dedi. Onu Antakya'da Allah'ın rızasını dileyerek tekbir getirdiğini görüyorum" dedi. (Ebu Kalabe) derki:"Sonra can verdi. Evde misk kokuyordu. Sabah namazı kılınca mescid ehlinden, size cennet ehlinden birini haber ve­reyim mi? dedim. Sonra onlara yeğenim kıssasını anlat­tım. Onlar

"Antakya (ince t ile) değil Antakya (kaim t ile) dır." de­di. Ben"Vallahi hayır. Onu ancak meleğin isimlendirdiği şe­kilde isimlendiririm." dedim.Müellif-Allah onu affetsin- der ki:

Bu kıssa isnadlı ola­rak Şehr b. Havşeb ve yeğeninden rivayet edilmiş, İbni Ebi'd-Dünya da "Kitab'ul-Cihad"ta tahric etmiştir. Şehr b. Havşeb der ki:

"Gaza etmek istedim. Ancak haramlara dalan bir yeğe­nim vardı onu geri bırakmayı uğun görmedim. Onu da ga­za için çıkardım. Dönüşümüzde o çok şiddetli bir hastalı­ğa yakalandı. Devamla "Kiliselerden birine girdim. Namaz kıldım. Kilise yarılıp içinden iki beyaz melek ve iki siyah melek girdi. Beyazlar onun sağına siyahlar onun soluna oturdu. İki beyaz eileriyfe hastayı elleyince, siyah olanlar:

"Bizlerin onun canını alması gerekir" deyince, beyazlar "hayır" dediler. Beyazlardan biri iki parmağını onun ağızına sokup dilini çevirdi. "Allahu Ekber" dedi. "Bizler ona da­ha yakınız (canını almağa layıkız). O Antakya'nın fethinde tekbir getirmiştir." dedi. Bunun üzerine Şehr b. Havşeb in­sanların arasına çıkıp şunu sesleniyordu. "Kim cennet ehlinden birinin cenazesinde bulunmak is­tiyorsa benim yeğenimin.cenazesine gelsin." İnsanlar"Şehr delirdi. Dün (yeğeni hakkında) söylediğini söylüyordu, bugün de ona cennet ehlinden biri diyor" dediler. Onun bu haberi emire ulşamca ona haber yolladı. Geldiğin­de ona gördüklerini anlattı. Bunun üzerine insanlarla bera­ber üzerinde namaz kıldı.İbnu'l-Munzirel-Evsat adlı eserinde şöyle der: Eşheb de­di ki:

"Düşman karşısında veya düşan olmaksızın deniz sahi­linde ribatta yüksek sesle tekbir getirmeyi sordum. Mekruh mu? Yoksa adam sesini kendisinin duyabileceği kadar mı yükseltecek?" Şöyle dedi:

"Düşman olmasa da sahilde tekbir getirmede bir beis yoktur. Ancak sesini yükselterek insanların namaz ve kıra­atlerine engel olup onlara eziyet ediyorsa bunu doğru gör­müyorum. Leys b. Sa'd der ki:

Geçmişte savaşlarda ve gece seher­lerinde tekbir getirirlerdi. Bununla bekçilikte kuvvet alıyor­lardı. Şu günler gelmeden kimsenin bunu ayıpladığını görmedim. İbni Kasım der ki:

Malik'e Ribat'ta sahilde tekbir ve tehlil getirip nağme yapan bir kavim sorulduğunda şöyle de­di:

Nağme haşuma gitmiyor Ancak tekbir ve tehlil -bunun­la savaştakini kastediyor- onda bir beis görmüyorum ve onu güzel görüyorum. [77]

340- Îhnu's-Sunni "Gece ve gündüz ameli" konusuntta Taberani, İbni Asakir ve başkaları da Hüseyn b. Ali'den ri­vayet etmişler:

 Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Bindiklerinde -İbni Mukri" denize bindiklerinde ekleyerek -ümmetimin boğulmama emniyeti şu ayetleri okumalarıdır:

"...Onun akıp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Rabbim, elbette bağışlayan, esirgeyendir." [78]

"Allah'ı gereği gibi bilemediler. Halbuki kıyamet gü­nü yer, tamamen O'nun avucu içindedir, gökler de sağ elinde durulmuştur. O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir."[79]

 



[1] Feth'ul-Bari: 6/10; H. no: 2788,2789; 6/87-88 H. no: 2894,2895; 11/70-71 H. no: 6252, 6283; 12/391-392 H. no: 7001, 7002; Müslim: 3/1518-1519 H. no: 1912

Ümmü Haram binti Melhan b. Halid b. Zeyd b. Haram el-Ensariyye, Enes'in halası ve meşhur hanım sahabelerdendir. Osman'ın hilafetinde vefat etti. Takrib s: 474.Nevevi der ki: Onun (Ümmü Haram'ın) Rasulullah'a (s.a.v.) nikahı­nın düşmediği hususunda alimler müttefiktirler. Bunun keyfiyetinde İse ihtilaf etmişler. İbni Âbdi'I-Berr ve başkaları şunu demişler:

"Rasulullah'ın (s.a.v.) sütten teyzelerindendir." Başkaları da:

"Rasulullah'ın (s.a.v.) babasının veya dedesinin teyzelerindendi. Çünü Abdulmuttalib'in annesi Beni Neccar'dandı" demişler. El-Minhac Ala Şerh'i Müslim Fadlu Gazvi'l-Bahri: 13/58.

[2] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/243-244

[3] Yeşil genel bir vasıfftır. Yoksa belirleyici (tahsis edici) bir vasıf değildir. Bunu Hafız Kermani'den nakletmiştîr. Feth: 11/74.

[4] Feth'ul-Bari: 6/76. H. no: 2577, 2878.

[5] Bu kabir(ler)le yağmur dilemek, Rasululah'ın (s.a.v.) öğretti­ği yağmur duasına muhaliftir. Bunu yapan (fail) cezaya uğrayacaktır

[6] Bakınız; Siyer Alamu'n-Nübela: 4/502; Tarih'ul-Ümemi ve'l-Mülük: 5/291-293; Vefeyat'ul-Ayan: 2/40-421; El-Kamil- fi't-Tarih ibn'ul-Esir: 4/146-147; El-Bidaye ve'n-Nihaye: 9/174; Tarih'ul-lslam: 3/330-332

[7] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/244-246

[8] Heysemi "Onda leys'in katibi Salih var Abdulmelik b. Şuayb onu emin görürken.başkaları da zayıf görmüşler. Mecma'uz-Zevaid : 5/581; Sünen'ul-Kübra: 4/334-335; El-Müstedrek: 2/143.

[9] Saduk'tur ancak bazan hata da etmiştir.

[10] Saduk'tur ancak hataları (karıştırması) çoktur. Onda gaflet te vardır. Et-Takrib s: 177.

[11] Müellif böyle diyor. Ancak Beyhaki ve Hakim de "Abdullah b. Salih'in Yahya b. Eyyub'un düşmüş (yazılmamış) ihtimali vardır. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/246

[12] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/247

[13] El-Musannef Kitab'ul-Cihad: 5/315. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/247

[14] Ebu Davud Cihad: 3/16.Munziri "isnadında Hilal b. Meymun er-Remli var. ibni Muin onu si­ka görürken, Ebu Hatem er-Razi onun kuvvetli olmadığını ve hadisleri­ni yazdığını söyler" der. Hafız Takrib'te "güvenilirdir" der. Buna göre ha­dis -inşaallah- Hasen olur. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/247

[15] Kitab'us-Sunen: 2/3/165

[16] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/247-248

[17] Heysemi; Hadisi Taberani rivayet etmiş ancak senedde tanıma­dıklarım var, demiştir. Mecma'uz-Zevaid: 5/296. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/248

[18] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/248

[19] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/248-249

[20] Heysemi: Taberani el-Evsat'ta rivayet etmiş. Onda Amr b. Haşin var ( o da) "zayıftır" der. Mecma'uz-Zevaid: 5/281. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/249

[21] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/249-250

[22] Kitabu'l-cihad: 2/173.

[23] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/250

[24] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/250

[25] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/250

[26] Heysemi: "Onların isnadında Leys b. Ebi Selim var ki o da mudellistir. Geri kalan ricali sikadır. Bazıları hakkında da bir şey­ler söylenmiş, ancak bu onların adaletine bir halel getirmez.

Mecma'uz-Zevaid: 5/267.

[27] Heysemi: "Onların isnadında Leys b. Ebi Selim var ki o da mudellistir. Geri kalan ricali sikadır. Bazıları hakkında da bir şey­ler söylenmiş, ancak bu onların adaletine bir halel getirmez.

Mecma'uz-Zevaid: 5/267. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/251

[28] Heysemi: "Onların isnadında Leys b. Ebi Selim var ki o da mudellistir. Geri kalan ricali sikadır. Bazıları hakkında da bir şey­ler söylenmiş, ancak bu onların adaletine bir halel getirmez.

Mecma'uz-Zevaid: 5/267.

[29] Kitab'ul-Musannef, Kitab'ul-Cihad: 5/340.

[30] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/251

[31] İbn Mace Cihad: 2/928. Ufayr b. Madan'ın zayıf oluşundan do­layı hadis te zayıftır. Buradan hareketle derim ki:

"Bu hadis çok zayıftır. Dolayısıyla Müslim'in Abdullah b. Amr b. As'tan rivayet ettiği hadsilerin umumi hükümlerini tahsis etmeye de uygun değildir. Müslim'de: Rasulullah şöyle buyurmuş: "Şehidin tüm günahları borçları hariç bağışlanır." Başka bir lafızla da: "Allah yolunda ölmek borç hariç her şeye keffarettir."Müslim 1886.

[32] Bakınız hadis no: 300

[33] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/251-252

[34] El-Musannef, Kitab'ul-Cihad, Bab'ul-Gazvi fi'1-Bahri: 5/286. Sened'te geçen Abdulkuddus'u Darekutni metruklerden saymış. Ba­kınız: Ed-Duafa'u ve'1-Metrukin s: 290.Abdurrezzak da "İbni Mübarek'in Abdulkuddus hakkında "yalancı­dır" demesi dışında başkaları hakkında sarih bir şekilde bu sözü kullan­dığını görmedim." der. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/250-251

[35] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/252-253

[36] Kitab'ul-Musannef Kitab'ul-Cihad: 5/314.

[37] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/253

[38] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/253-254

[39] Daha önce 310 nolu hadiste geçmişti. Onun dipnotunda bu hadisin Müslim'in hadisini tahsis edemeyeceği belirtilmişti'"

[40] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/254

[41] Kİtab'us-Sunen, Kitab'ul-Cihad deniz ve onda şehid olmanın fazileti: 2/3/165. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/254-255

[42] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/255

[43] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/255

[44] El-Musannef-Abdurrezzak Kitab'ul-Cihad: 5/286. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/255

[45] El-Musannef İbni Ebi Şeybe Kitab'ul-Cihad: 5/336. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/255

[46] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/255-256

[47] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/256

[48] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/256

[49] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/256-257

[50] Kitab'ul-Cihad: 2/176. Onda Halid b. Ebi Müslim el-Taifi var. İbni Ebi Hatem cerh ve tadilde onu zikretmiş, ancak onu cerhetmeyle ilgili bir şey zikretmemiş. Senedin geri kalan kısmı sahihtir.

El-Musannef İbni Ebi Şeybe: 5/314;

Kitab'us-Sunen Kitab'ul-Cihad: 2/3/164

[51] EI-Muğni: 5/350.

[52] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/257-258

[53] El-Müsned: 5/79, 271; Sünen Said: 2/3/162;Tarih'ul-Kebir Buhari: 3/426; Edeb'ul-Müfred Buhari: 2/623, 2/621; Ebu Davud Sünen: 5/295.

[54] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/258

[55] Tecrid'u Esmai's-Sahabe: 1/192. Ancak onda hadisi zikrettiğini görmedim.

[56] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/259

[57] Yusuf b. es-Sefr Eb'ul-Feyz ed-Dimeşki, Evzai'nin katibidir. Nesai "Güvenilir değildir" Darekutni "Metruk ve yalancıdır." İbni Adiy "Batıl şeyleri rivayet eder" Beyhaki "Hadis uyduranlardan sayılır." Ebu Zer'a ve başkaları da "Metruktür" demişler. Mizan'ul-İtidal: 4/466.

[58]Hasan b.Atiyye el-Mearibi Ebubekir ed-Dimeşki sika, fakih ve abidtir.Takrib'ut-Tehzibs:68.

[59] Onda bir beis yoktur. Takrib'ut-Tehzib s: 303.

[60] Heysemi "Onda Yusuf b. es-Sefr var ki o metruktür. İsnadı da munkatidir" der. Mecma'uz-Zevaid: 5/288. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/259

[61] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/259-260

[62] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/260

[63] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/260

[64] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/260

[65] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/260-261

[66] Feth'ul-Bari Menakib: 3647; Cihad: 2991; Müslim Cihad ve's-Siyer: 3; Beyhaki Sünen Siyer: 9/153.

[67] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/261

[68] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/261

[69] Zeyd b. Cebire İbni Mahmud b. Cebire b. Dahhak el-Ensari el-Medeni'dir. Kendisi metruktür. Et-Takrib s: 112.

[70] İbni Ömer'in mevlası Ebu Abdillah el-Medeni'dir. Sika, fakih ve meşhurdur. Et-Takrib s: 355.

[71] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/261

[72] Kurre b. lyas Riab el-Medeni Basra'daiskan etti. Ona Kurre b. Eğar da denilir. Sohbeti olmuştur, ondan sadece oğlu Muaviye b. Kurre rivayet etmiş. Onu Ezarike grubu öldürdü. El-İsabe: 3/232.

[73] Mecma'uz-Zevaid: 5/288. .

[74] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/262

[75] Zehebi Abdullah b. Amr hadisinden bunu zikretmiş ve "bu batıldır" demiş. Mizan'ul-ltidal: 1/178. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/262

[76]EbuAbdurrahman es-Selmi, hafız, alim ve zahid olan Muhammed b. Huseyn b. Muhammed en-Nisaburi el-Ezdi'dir. Hatib: Bana Muhammed b. Yusuf el-Kattan en-Nisaburi şöylededi:

Ebu Abdurrahman sika değildi, tasavvufta hadis uydururdu." der. Zehebi:

"Hakaik'ut-Tefsir'i telif etti.Onda musibetleri getirdi. Batıni tevil­leri getirdi. Allah'tan afiyet diliyoruz" der. 412 yılında vefat etti.Tarihu Bağdad: 2/248, Tezkiret'ul-Huffaz:3/1046-47.    .

[77] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/262-265

[78] Hud: 11/41

[79] Zümer: 39/67 Amel'ul-Yevmi ve'1-Leyle s: 147. Senedinde Cebbare b. el-Muğlis var. Hafız "zayıftır" der. Şeyhi Yahya b. Ala hakkında da Hafız hadis uydurmakla suçlanmış" der;

Hafız bunu "el-Metalib'ul-Aliye"de tahric etmiş 3/237 ve "onda za­yıflık var" demiş.Heysemi: "Ebu Ya'Ia şeyhinden -ki zayfıtır- rivayet etmiş" der. Mecma'uz-Zevaid 10/132. Sonra İbni Abbas'ın hadisinden tahric etmiş ve "Bunu Taberani el-Evsat ve el-Kebir'de rivayet etmiş. Onda Nehsel b. Sa'd var, o da metruktür" der. 10/132. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 1/265-266