26- CİHAD'DA SEVAP ANCAK SALİH NİYETLE OLUŞUR - Cihad - 29. Sayfa
26- CİHAD'DA SEVAP ANCAK SALİH NİYETLE OLUŞUR. NİYET ÇEŞİTLERİNİN AYRINTILARI:
26- CİHAD'DA SEVAP ANCAK
SALİH NİYETLE OLUŞUR. NİYET ÇEŞİTLERİNİN AYRINTILARI:
Allah Teala şöyle buyuruyor:
"Dikkat edin! Halis din sadece Allah'a aittir." [1] Yine şöyle buyuruyor:
"Onlar dini sadece Allah'a tahsis edip sadece ona ibadetle emrolundular. [2]
995- Ömer b. Hattab'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre şöyle diyor:"Rasulullah'tan (s.a.v.) şöyle işittim:
"Şüphesiz ki ameller niyetlere göredir"
Bir rivayette
"Niyetlere göredir Herkes için niyet ettiği şey vardır. Kim ki Allah ve Rasulü için hicret ederse, o Allah ve Rasulü için hicret etmiş olur. Kim ki dünyalık elde etmek için[3] veya bir kadını nikahlamak için hicret ederse, onun hicreti, hicret ettiği şeyedir." [4]
Buhari Müslim ve diğerleri rivayet etmiştir.
996- Ahmed ve başkalarının İbrahim b. Abid b. Rufaa’dan rivayet ettiğine göre ibni mes’ud’un arkadaşlarından ebu Muhammet ona resullulah’ın (s.a .v. ) şöyle dediğini haber vermiştir
.”muhakkak ki ümmetimin şehitlerinin çoğunluğu yatak ehillerindendir “
iki saf arasında ölen nice kimseler vardır ki Allah onların niyetlerini daha iyi bilir.
”Bu hadis mürseldir.senedden İbni mesud’un düşürülmüş olması büyük ihtimaldir.Allah daha iyisini bilir.
997- Cabir b. Abdullah'tan (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmektedir:
"Bizler birçok gazvede Rasulullah'la (s.a.v.) birlikte idik. Şöyle dedi:
"Muhakkak ki Medine'de nice kimseler vardır ki, siz ne kadar yol alırsanız ve hangi vadiyi geçerseniz onlar da sizinle beraberdirler. Fakat hastalık onları alıkoymuştur.
"Bir rivayette
"Onlar da ecirde size ortaktırlar"[5]şeklinde geçmektedir. Müslim rivayet etmiştir.Muhammed'den rivayet etmiştir. Ebu Muhammed İbni Mes'ud'un arkadaşlarındandır.Heysemibu hadisi Mecmeuz Zevaid'deCihad bahsinde "İki saf arasında nice ölü vardır ki Allah onların niyetini en iyi bilir" babında 5/302 zikretmiştir. Heysemi diyor ki: "Ahmed böyle rivayet etti. İbni Mes'ud'un onu zikrettiğini görmedim. Sened'de İbni Luhey'a vardır. Onun hadisi hasendİr, içinde biraz zayıflık vardır". Fakat sahih olan görüş; onun hadislerinin mürsel ravilerinin ise sika olduklarıdır.
Münavi "Fethu'l-Kadir'de Suyuti'nin" bu hadis zayıftır şeklindeki görüşüne işaret ettikten sonra musannifin bu hadisi İbni Mes'ud'dan rivayetle Ahnıed'e nispet etmesinin iyi olmadığını söylemektedir. Çünkü Ahmed İbrahim b. Ubeyd b. Rufaa'dan, o da Ebu Muhammed'den rivayet etmektedir. Ebu Muhammed de İbni Mes'ud'un arkadaşlarındandır.İbn Hacer Fetih'te şöyle diyor: "Senedde geçen "O" zamiri İbni Mes'ud'a dönmektedir. Ahmet bu hadisi İbni Mes'ud'un Müsned'inde zikretmektedir. Hadisin ravileri de güvenilirdirler." 2/430 No: 2218.
"Elbani bu hadisin zayıf olduğunu söylemektedir" Camiu's-Sağirin zayıflan 2/34 No: 1404. Bu hadis hakkında belirtilen görüşlerin en sahihi İbni Hacer'in görüşüdür. Bu hadisin ravileri de güvenilirdirler.İbni Mace- Cihadbahsinde, "özrün Cihad'dan alıkoyduğu kimseler" babında 2/923 No: 272'de A'maş'tan Ebu Muaviye yoluyla rivayet etmiştir. [6]
998- Buhari, Enes'den (r.a.) şöyle rivayet ediyor:
"Rasulullah (s.a.v.) Tebuk gazvesinden geri dönüyordu. Medine'ye yaklaşınca şöyle buyurdu:
"Muhakkak ki Medine'de bazı kavimler vardır ki, siz ne kadar yol alırsanız alın,[7]ne kadar vadi geçerseniz geçin, onlar da sizinle beraberdirler." Dediler ki:
"Ya Rasulallah! Onlar Medine'dedirler." Rasulullah(s.a.v.):
"Onlar Medine'dedirler, onları özür alıkoymuştur"
buyurdu.[8] Kurtubi şöyle diyor:
"Bu hadise göre, özür sahibine de, savaşan kimsenin ecri kadar ecir verilmesi gerekir. Deniliyor ki: İkisinin sevaplarının eşit olması muhtemeldir. Allah'ın fazlı geniştir. O'nun verdiği sevap, hak edilen değil Allah'ın fazlıdır. Allah doğru niyete karşılık verdiğini, işlenen fiile karşılık vermeyebilir. Başka bir görüşe göre; Özür sahibine ecri katlanarak verilmez. Ancak savaşana ecri katlanarak ve hemen verilir. Kurtubi diyor ki: Birinci görüş, bu hadise göre [9] ve Ebu Kebşe'nin rivayet ettiği:
"Muhakkak ki dünya dört çeşit insan içindir..." [10] hadise göre daha sahihtir. [11]
Kurtubi bunu
"Oturanlarla Allah yolunda Cihad edenler bir olmazlar" [12]
ayetinin tefsirinde zikretmektedir.Müellif şöyle diyor: Bu konu yirmi yedinci bölümde daha detaylı olarak anlatılacaktır. [13]
999- Buhari ve Müslim, Ebu Musa'dan şöyle rivayet etmektedirler:
"Bir arap Rasulullah'a (s.a.v.) geldi ve şöyle dedi:
"Ya Rasulallah! Bir adam ganimet için savaşır, biri anılmak için, biri de kendi konumunu görmek için savaşır. Hangisi Allah yolundadır." Rasulullah (s.a.v.):
"Kim ki Allah kelimesi üstün olsun diye savaşırsa, o Allah yolundadır." buyurdu.[14]
1000- Başka bir rivayette, Rasulullah'a (s.a.v.), cesaret, hamiyyet, ve riyakarlık için savaşanlardan hangisi Allah yolundadır? diye soruldu. Rasulullah (s.a.v.):
"Kim, Allah kelimesi üstün olsun diye savaşırsa, o Allah yolundadır" buyurdu. [15]
1001- Başka bir rivayette, bir adam Rasulullah'a (s.a.v.) Allah yolunda savaşmayı sorarak şöyle dedi:
"Bir adam kızgınlığından savaşıyor, biri hamiyyet duygusundan savaşıyor." Rasululah ayağa kalkarak adama baktı ve şöyle dedi:
"Kim, Allah kelimesi üstün olsun diye savaşırsa, o Allah yolundadır.” [16]
1002- Ebu Davud şu hadisi rivayet etmektedir:
"Bir arap Rasulullah'a (s.a.v.) gelerek şöyle dedi: "Bir adam anılmak için, biri övülmek için, biri ganimet için, biri kendi konumunu görmek için savaşıyor" Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Kim, Allah kelimesi üstün olsun diye savaşırsa, o Allah yolundadır." [17]
1003- Abdullah b. Amr'dan gelen rivayete göre şöyle diyor: [18]
"Ya Rasulallah! Bana savaş ve Cihad'dan haber ver" Rasulullah (s.a.v.):
"Ey Amr'ın oğlu Abdullah, eğer sonunu düşünerek, sabrederek savaşırsan, Alah da seni sabırlı ve güzel sona kavuşmuş olarak haşreder. Eğer riyakar ve yaptığını büyüterek savaşırsan, Allah ta seni riyakar ve yaptığını büyüten olarak haşreder: Hangi hal üzerine savaşırsan ve öldürülürsen, Allah seni o hal üzerine haşreder." [19]
Ebu Davud, Beyhaki ve Hakim rivayet etmiştir. Hakim, hadisin senedinin sahih olduğunu söylemiştir. [20]
1004- Ebu Hureyre'den gelen bir rivayete göre, bir adam şöyle dedi:
"Ya Rasulallah! Bir adam Allah yolunda Cihad etmekle beraber dünyalık ta elde etmek istemektedir". Rasulullah(s.a.v.):
"Onun için ecir yoktur" dedi. İnsanlara bu çok ağır geldi. Adama dediler ki:
"Rasulullah'a (s.a.v.) dön. Belki sen anlamamışsındır."Adam gelerek:
"Ya Rasulallah! Adam Allah yolunda Cihad etmekle beraber dünyalık da elde etmek istemektedir" dedi. Rasulullah (s.a.v.):
"Onun için ecir yoktur" [21] dedi. İnsanlar yine:
"Rasulullah'a (s.a.v.) dön" dediler. Adam üçüncü sefer sorunca Rasulullah (s.a.v.) yine:
"Onun için ecir yoktur" buyurdu. [22]
Hadisi Ebu Davud, İbni Hibban sahihinde ve Hakim rivayet etmiştir. Hakim: Hadisin senedi sahihtir, demektedir. Hadiste geçen "araz [23] kelimesi: Kendisiyle kanaat getirilen mal veya başka şeyler manasına gelmektedir. [24]
1005- Ebu Umame'den (r.a.) gelen rivayete göre, Ebu Umame şöyle diyor:
"Bir adam Rasulullah'a (s.a.v.) gelerek şöyle dedi:
"Savaşan ve buna karşılık ecir ve övülmeyi bekleyen bir kimse hakkında ne dersin? Onun için ne vardır?" Rasulullah (s.a.v.):
"Onun için bir şey yoktur" buyurdu. Adam üç sefer tekrar etti. Her seferinde:
"Onun için bir şey yoktur" cevabını aldı. Rasulullah (s.a.v.) sonunda şöyle buyurdu:
"Şüphesiz ki Allah amellerden sadece ihlash olanı ve onun rızası için yapılanı kabul eder. [25]
1006- İbni Abbas'dan gelen rivayete göre şöyle diyor:
"Bir adam Rasulullah'a (s.a.v.) şöyle dedi:
"YaRasulallah! Ben öyle bir yerde duruyorum ki Allah'ın rızasını da istiyorum, benim konumumun görülmesini de." Rasulullah (s.a.v.) ona cevap vermedi, ta ki şu ayet ininceye kadar:
"Kim Rabbiyle karşılaşmak istiyorsa salih amel işlesin ve ibadetinde Rabbine ortak koşmasın" [26]
İbni Mübarek ve başkaları rivayet etmişlerdir. Tavus'un mürsel rivayetinde İbni Abbas yoktur. Hakim bitişik senedle rivayet etmiştir. Sahiheyn şartı üzerine sahih olduğunu söylemiştir. [27]
1007- Said b. Mansur süneninde Ferec b. Fadale'den, [28] Esed [29] b. Vedaa'dan [30] Ebu Bahriyye Essukuni'den [31] Ebu'd Derda'dan (r.a.) şöyle rivayet etmektedir: Rasulullah'a bir adam geldi ve şöyle dedi: [32]
1008- Yine Abdullah b. Vehb'den, Amr İbni Haris'ten, Yezid b. Ebi Habib'den, Ebun Nadr'dan [33] Amr b. Ubeydullah'dan[34] onun Abdullah b. Ömer'e şöyle sorduğunu rivayet etmektedir:
"Allah seni ıslah etsin. Savaşa çıkıyorum ve Allah rızası için infak ediyorum. Ben böyle çıkıyorum. Savaş sırasında benim savaşmamın ve şiddetimin görülmesini istiyorum."Abdullah b.Ömer şöyle dedi:
"Ben seni riyakar bir adam olarak işitiyorum." [35]
1009- Mürre'den [36] gelen rivayete göre Abdullah b. Mes'ud'un yanında bir topluluğu anarak onların Allah yolunda savaştıklarını söylediler Abdullah şöyle dedi:
"Durum sizin bildiğiniz ve gördüğünüz gibi değildir. İki taraf karşılaşınca meleler iner ve herkesi kendi konumuna göre yazarlar. Falan dünyalık [37] için savaştı. Falan mal için, falan Övülmek için.vb. savaştı. Falan da Allah rızası için savaştı. Kim Allah rızası için savaşırsa, o cennet'tedir." [38]
İbni Mübarek Şube'den, o da Sedi'den [39] rivayet etmiştir. Hadis mevkuftur. [40]
1010- Hakim'in, Ebu İshak El Fezari yoluyla Ata b. Es Saib'den [41] naklettiğine göre Ata, Ebu Ubeyde b. Abdullah'ı [42] şöyle derken işitmiş:.
"Babam diyordu ki:
"Falan adam şehid olarak öldü diyerek şehadette bulunmaktan sakının. Adam hamiyetten, dünyalık için, intikam için savaşabilir. Ben sizin şahitliğinizi size haber vereyim. Rasulullah (s.a.v.) bir gün bir seriyye gönderdi. Fazla zaman geçmeden kalktı ve Allah'a hamd etti ve onu övdü, sonra şöyle dedi:
"Sizin kardeşleriniz müşriklerle karşılaştılar. Onlardan kimse kalmaymcaya kadar onları öldürdüler." Sonra da şöyle dediler:
"Ey Rabbimiz kavmimize haberimizi ulaştır. Biz Rabbimizden, Rabbimiz bizden razı oldu." Ben onların size elçisiyim. Onlar Allah'tan, Allah ta onlardan razı oldu." [43]
Hakim şöyle diyor: îsnadı sahihtir. Ebu Ubeyde'nin babasından hadis işitmesi ihtilaflıdır. Müellif diyor ki babası Abdullah b. Mes'ud'dur. [44]
1011- İbni Mübarek'in sahih senetle rivayet ettiğine göre Ömer b. Hattab Rasulullah'ın (s.a.v.) mescidinde, Allah yolunda Cihad'a çıkıp helak olan bir seriyyeyi anan bir topluluğun yanına geldi. Onlardan bazıları:
"Onlar Allah'ın işçileridirler. Allah yolunda öldüler. Onların ecirleri Allah'a vacib oldu" diyordu. Bazıları:
"Allah onları daha iyi bilir. Onlar için niyetlendikleri şey vardır" diyordu. Ömer (r.a.) onları görünce:
"Ne hakkında konuşuyor sunuz?" dedi. Onlar:
"Şu seriyye hakkında konuşuyoruz. Kimisi böyle diyor. Kimisi şöyle diyor" Ömer (r.a.) şöyle dedi:
"Allah'a yemin ederim ki insanlardan bazıları vardır, dünyalık için savaşır, bazıları riyakarlık için, bazıları savaş aniden karşılarına çıktığı için ondan başkasını yapmazlar, bazıları da sadece Allah rızası için savaşırlar. İşte sonuncuları şehid olanlardır. Onlardan herbiri öldüğü hal üzere diriltilir. Allah'a yemin olsun ki kimse kimsenin ne yaptığını bilemez. Bu adamın geçmiş ve gelecek günahlarının af edildiğini bizler bilemeyiz."[45]Bu hadisi Hakim'de rivayet ederek isnadı sahihtir demiştir. [46]
1012- Ubade b. Samit'den (r.a.) gelen rivayete göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Kim Allah yolunda savaşırsa sadece bir deve yularına [47] niyet ederse, onun için niyet ettiği şey vardır." [48]
Nesai ve Hakim rivayet etmiş ve Hakim: İsnadı sahihtir demiştir. [49]
1013- Ya'la b. Münye'den [50] gelen rivayete göre şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.) savaş için çağrıda bulunduğu sırada ben ihtiyar birisiydim. Hizmetçim yoktu. Ben de, bana yeterli olarak ücretli bir adam yanıma almak istedim... Karşılığında da ganimetlerden kendisine bir ok hissesi vereceğimi söyledim. Sefer yaklaştığı zaman adam bana geldi ve şöyle dedi:"Oklar nedir, benim okuma ne isabet eder bilmiyorum." Bana belli bir şey söyledi. Ben de ona üç dinar vereceğimi söyledim. Ganimetler gelince ona bir ok ayırmak istedim ama, dinarlar aklıma geldi. Rasulullah'a (s.a.v.) geldim ve adamın durumunu anlattım. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Bu gazvede dünya ve ahiretlik olarak sadece söylediği dinarlarından başka bir şey onun için bulamıyorum." [51]
Ebu Davud, Beyhaki, Hakim rivayet etmişlerdir. Hakim diyor ki:
"Hadis, Buhari ve Müslim'in şartlarıyla sahihtir". Seneddeki Yahya b. Ebu Amr Essibani [52] sika'dır. Fakat Buhari ve Müslim onun hadislerini rivayet etmemişlerdir. [53]
1014- Ebu Acfa Essilmi'den [54] gelen rivayete göre şöyle diyor:
"Ömer'i şöyle derken işittim:
"Sizin savaşlarınızda ölen veya öldürülen başkalarıda vardır ki, onlar hakkında: "Falan şehid olarak öldürüldü veya şehid olarak öldü" diyorsunuz. Belki de hayvanın acizliği ona ağır gelmiştir, veya ticaret maksadıyla gitmiştir. Siz bunları söylemeyin. Rasulullah'ın (s.a.v.) dediği gibi söyleyin:
"Kim Allah yolunda ölür veya öldürülürse, o Cennet'ted ir." [55]
Hakim rivayet etmiş ve "isnadı sahihtir" demiştir. [56]
1015- Ebu Hureyre'den gelen rivayete göre Amr b. Ekyeşin [57] cahiliyyede bir putu vardı. Onu almadan müslüman olmayı kerih görüyordu. Uhud günü geldi ve:
"Amcamın oğulları nerede?" dedi:
"Uhud'da" dediler. Üstünü giyindi, atına bindi ve onlara doğru yola çıktı. Müslümanlar onu görünce:
"Ey Amr! bize yaklaşma" dediler- Amr:
"Ben iman ettim" dedi. Yaralanıncaya kadar savaştı. Yaralanınca ehlinin yanına götürüldü. Sa'd b. Muaz yanına gelerek kızkardeşine şöyle dedi:
"Sor bakalım, kavmini korumak için mi, onlara kızdığın için mi, yoksa Allah ve Rasulu için kızdığından dolayı mı savaştın?" Amr:
"Allah ve Rasulu için kızdığımdan dolayı." dedi. Öldü ve cennete girdi. Allah için bir vakit namaz bile kılmamıştı. [58] Ebu Davud ve Hakim rivayet etmişlerdir. Hakim isnadının sahih olduğunu söylemektedir. [59]
1016- Muaz b. Cebel'den (r.a.) gelen rivayete göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Gazve iki çeşittir. Kim Allah rızası için savaşırsa, îmamına-itaat edip, infak ederse, ortağına kolaylık gösterip, fesattan kaçınırsa, onun uykusu, uyanması hepsi ecirdir. Kim de övünme, riya ve gösteriş için savaşırsa, imamına isyan edip yeryüzünde fesad çıkarırsa, şüphesiz o aynı şekilde dönmez." [60]
Ebu DaVud itfesen senedle, Nesai ve Hakim rivayet etmişlerdir.
Hakim diyorki: "Müslim'in şartıyla sahihtir." Hadiste geçen ortak kelimesi" yolda kendisine eşlik eden işçisi manasınadır. [61]
1017- Ebu Hureyre'de'n gelen rivayete göre şöyle diyor: "Rasulullah'ı (s.a.v.) şöyle derken işittim:
"Kıyamet gününde hakkında hüküm verilecek ilk kişi şehid olandır. Getirilir, nimetleri kendisine gösterilir ve o da onları tanır. "Bunlarla ne yaptın?" der. Der ki: "Senin yolunda şehid oluncaya kadar savaştım." AllahuTeala: "Yalan söyledin. Sen "cüretli kimsedir" denilmesi için savaştın. Bu da söylendi." Sonra emredilir ve yüzüstü sürülerek ateşe atılır. Sonra ilim öğrenen, öğreten ve Kur'an okuyan kimse getirilir. Nimetleri ona gösterilir ve onları tanır. Allahu Teala: "Onlarla ne yaptın" der. Adam: "İlim öğrendim, öğrettim ve senin için Kur'an okudum" der. Allahu Teala: "Yalan söyledin. Sen "alimdir ve Kurra'dır" denilmesi için ilim öğrendin ve Kur'an okudun. Bunlar da söylendi." Sonra emredilir ve yüzüstü sürülerek ateşe atılır. Sonra Allah'ın kendisine genişlik ve çeşitli mallar verdiği kimse getirilir. Nimetleri getirilir ve birbirlerini tanırlar. Allahu Teala: "Bunlarla ne yaptın?" der. Adam: "Senin infak edilmesini istediğin bütün yollarda senin için infak ettim" der. Allahu Teala: "Yalan söyledin. Sen "cömerttir" denilmesi için bunu yaptın. Bu da söylendi." Sonra emredilir ve yüzüstü sürülerek ateşe atılır." [62]
Müslim, Nesai ve Hakim rivayet etmişlerdir. Hakim diyor ki:
"Hadis Buhari ve Müslim'in şartları üzerine olmasına rağmen Buhari rivayet etmemiştir." [63]
1018- Hakim sahih rivayetinde şöyle diyor:
"İnsanlardan ateşe ilk atılanlar üç tanedir: Kurra'dır denilmesi için Kur'an okuyan,..." Hadisin gerisini aynı şekilde nakletmektedir. [64]
1019- Tirmizi'nin "hasen'dir" deyip rivayet ettiği, İbni Huzeyme ve İbni Hibban'm sahihlerinde Velid b. Ebul Velid Ebu Osman El Medeni'den [65], o da Akabe b. Müslim'den [66], o da Şufey el İsbahi'den [67] rivayet ettiğine göre Şufey Medine'ye girdiği sırada bir adamın başında insanların toplandığını görür şöyle der:
"Bu kim?"
"Ebu Hureyre" derler. Şufey diyor ki:
"Ona yaklaştım, yanına oturdum. O insanlarla konuşuyordu. Susup etrafı boşalınca ona şöyle dedim:
"Hak için sana soruyorum, sende bana Rasulullah'tan (s.a.v.) duyduğun, anlayıp ve öğrendiğin bir şey bana cevap verir misin?" Ebu Hureyre:
"Yaparım" dedi."Sana öyle bir hadis söyleyeceğim ki onu Rasulullah'tan (s.a.v.) duydum, anladım ve öğrendim." Sonra Ebu Hureyre hıçkırmaya başladı. Uzan bir müddet kaldık kendine gelince:"Rasulullah'ın (s.a.v.) bu evde bana söylediği bir hadisi sana söyleyeceğim. Burada Rasulullah (s.a.v.) ve benden başka kimse yoktu." Sonra yine hıçkırdı. Sonra kendine geldi ve yüzünü sildi şöyle dedi: "Yapacağım bu evde ben ve ondan başka kimsenin olmadığı bir zamanda Rasulullah'ın (s.a.v.) bana söylediği bir hadisi sana söyleyeceğim." Sonra Ebu Hureyre şiddetli bir şekilde hıçkırmaya başladı. Sonra yüzüstü eğildi. Uzun müddet onu tuttum. Sonra kendine geldi ve şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.) şöyle dedi:
"Kıyamet gününde Allahu Teala kulları arasında hükmetmek için iner. Bütün ümmetler [68] dizüstü çökmüşlerdir. [69] İlk çağrlacaklar; Kur'an-ı ezberleyen bir adam, Allah yolunda öldürülen biri ve malı çok olan biridir. Allahu Teala Kur'an okuyucusuna: "Rasulü'me indirdiğimi sana öğretmedim mi?" der. Adam: "Evet ya Rabbi!" der. Allahu Teala: "Sana öğrettiğimle ne yaptın?" der. Adam: "Gece ve gündüz onunla amel eder okurdum" der. Allahu Teala: "Yalan söyledin" der. Meleklerde: "Yalan söyledin" derler. Allahu Teala: "Sen "falan Kürra'dır" denilmesini istiyordum. Bu da söylendi." Mal sahibi getirilir. Allahu Teala: "Başkalarına muhtaç olmayacak şekilde sana genişlik vermedim mi?" der. Adam: "Evet ya Rabbi!" der. Allahu Teala: "Sana verdiklerimle ne yaptın?" der. Adam: "Akrabayı gözetir ve dağıtırdım" der. Allahu Teala: "Yalan söyledin" der. Melekler de: "Yalan söyledin" derler. Allahu Teala: "Sen falan cömerttir" denilmesini istedin. Bu da söylendi." Sonra Allah yolunda öldürülen getirilir. Allahu Teala: "Niçin öldürüldün?" der. Adam: "Ya Rabbi sen yolunda cihad etmeyi emrettin. Ben de öldürülünceye kadar savaştım." Allahu Teala: "Yalan söyledin" der. Melekler de: "Yalan söyledin" derler. Allahu Teala: "Sen "falan cesaretlidir" denilmesini istedin. Bu da söylendi.
"Sonra Rasulullah (s.a.v.) dizlerime vurdu ve şöyle dedi:
"Ey Ebu Hureyre bu üçü kıyamet gününde ateşin tutuşturulacakları ilk mahluklardır." [70]
Velid b. Osman el Medini [71] şöyle diyor:
"Akabe bana şöyle dedi: Muaviye'nin ki: A'la b. Ebu Hakim [72] dedi ki:
"O Muaviye'nin yanında kılıçlı idi. Bir adam Muaviye'nin yanına girdi ve Ebu Hureyre'den bu hadisi ona nakletti. Muaviye şöyle dedi:
"Onlara bu yapılıyor. İnsanların geri kalanlarına ne yapıyor?" Sonra Muaviye ağladı. Ta ki onun helak olacağını sandık:
"Bu adam bize şer ile geldi" dedik. Sonra Muaviye kendine geldi ve yüzünü sildi. Sonra şöyle dedi:
"Allah ve Rasulü doğru söylüyorlar:
"Kim ki dünya ve ondaki süsleri isterse, onlara dünyada amellerinin karşılığını veririz. Dünyada onlara haksızlık yapılmaz. İşte onlara ahirette sadece ateş vardır. Dünyada yaptıkları boşa gitmiştir. Amelleri batıl olmuştur.” [73]
Hadiste geçen "Neşeğe" kelimesi: bayıltacak kadar hıçkırmak manasına gelmektedir. Ebu Ubeyd diyor ki:
"İnsan bunu arkadaşına olan iştiyakı ve onun için üzülmeden dolayı yapar." [74]
Hadiste geçen "ceriun" kelimesi; önde giden cesaretli manasınadır. [75]
Fasıl
Büyük kurtuluş, üstün kar, nimet ve mutluluk diyarından Allahu Teala'ya yakınlık ibadette ihlas ve Allah rızasını kast etmekle oluşur. Bununla beraber ameller çeşitlidir. Yakınlık değişik yollarladır. İbadet ve itaatin sebepleri yok olsa da, çeşitli ibadetlerin sahiplerinin maksatları değişik olsa da, ibadette riya ve nifak'ın kokusu bulunsa da, sahiplerinin o ibadeti başka bir zamanda ihlasla yapmaları mümkündür. Bu hataları telafi edecek bir ameli başka bir zamanda yapması mümkündür. Kişi hayatta olduğu müddetçe Allah'a tevbe etmesi mümkündür. Ancak savaşta böyle bir şekilde hayatını kaybeden kişinin durumu farklıdır. Onun için sadece Rabbinin rızası lazımdır. Aksi taktirde şiddetli bir vebal altında kalır. Nefsini kaybeden kimse, kendisiyle kazanç elde edeceği bir başka nefis bulamaz. Kim sonunu ifsad ederse, güzelleştireceği başka bir sona sahip olamaz. Ana sermayeyi kaybeden, karıda zararı ona kaybetmiş demektir. Öldürülen kimse ya nimet ve şerefe kavuşur veya zorluk ve rezilliğe girer. Madem ki durum böyledir, o zaman Cihad'da ve kısımlarında niyeti netleştirmek gerekir. Bu konudaki hükümleri açıklığa kavuşturmak gerekir. Allah sevabı ilham edendir.Cihad da maksatlar çeşitlilik arzettiğinden, ondaki niyetler de çeşitlilik arzeder. Bu niyet ve maksatlardan başlıcalarını ve çoğunlukta olanını burada zikredelim. Cihad edenlerden bazıları Cihad'ında Allah'ın rızasını kast eder. Allah bunu emrettiği için onun ahiretteki ceza ve mükafatına bakmaksızın sırf emir olduğu için yapar. Böyle durumda olanlar çok nadirdir.
Bu çeşit niyetle ilgili olarak Ebu Muzaffer b. El Cevzi "Cevheretü'z-Zaman" adlı kitapta Abbas b. Yusuf'tan şunu rivayet ediyor: "Mesiretü'l-Hadim şöyle diyor:
"Bazı savaşlarda savaşıyorduk ki bir genç sağ tarafa yüklenip orayı dağıtıyor, sol tarafa hücum edip orayı da dağıtıyor ve merkeze hücum edip ikiye bölünceye kadar oraya saldırıyordu. Sonra şöyle diyordu:
"Mevlana beslediğin zannı güzelleştir- Bu temenni etmekfe olduğun şeydir. Ey cennet hurileri bizden uzak durun-Senin için savaşmadık ve öldürülmedik. Fakat biz efendimize iştiyak duyduk- O bizim gizlimizi açığımızı bilir." Sonra hücum ederek şöyle diyordu:
"Ben ümit ediyordum ve ümidim kaybolmadı ki bu günkü şiddetim ve yorgunluğum kaybolmasın. Ey şu köşkleri oyunlarla dolduran sen olmasaydın iyi olmazdı, sevinçte güzel olmazdı." Sonra yine hücuma kalktı ve düşmandan çokça kişiyi öldürdü ve geri dönerek yine hücuma kalktı ve şöyle diyordu:
"Ey benim oyuncağım ebedilik dur ve dinle- Senin için savaşmadık, dur ve geri dön sonra Cennet'e geri dön ve çabuk ol- ümid etme, ümid etme, ümid etme!" Sonra hücuma kalktı, savaştı ve öldürüldü.
"Bazılarını ise Allah kelimesini yüceltmeye olan hırs, îslam-i gayret ve küfür kelimesini ve ehlini yok etme hırsı Ci-had'a teşvik eder. Bu iki çeşit niyetin doğru olduğunda şüphe yoktur. Bunlarla Allah katında kurtuluşa erilir. Kişinin amelini o anda saklamaya çalışması, ahirette yaptığı amele karşı alacağı mükafata sevinmemesi bu niyetteki ihlasma delalet eder. Yaptıklarından bir şeyin anılmasından hoşlanmaması orada öldürülürse hesabını Allah'a bırakması, Allah'ın bilmesiyle yetinip başkasının farkına varmasından hoşlanmaması ve başına gelenleri Allah katında kendisine mükafat sayması bu niyetlerin sıhhatine işaret eder. Bazıları da Cihad ile Cenneti, sevabını, hurilerini, ateş ve azabından kurtuluşu, etem verici cezadan kurtuluşu kast ederler. Bundan başkasını kastetmezler. Bu çeşit niyet çoğunlukta olan çeşittir. Bazıları, bu çeşit niyetin şehitlik rütbesine kavuşmak için yeterli olmayacağını söylemektedirler. Fakat sahih olan görüş; bu çeşit niyetin şehitlik rütbesine kavuşmak için yeterli olacağı, sahibinin Cennet'le kurtuluşa erenlerden olacağı görüşüdür. Yediyüz doksanbeş veya altı da bazı hocalarımıza sordum ve bu cevabı aldım. Bu niyetin sahih olduğuna, Allahu Teala'nın Kur'an'da, Cihad edenleri Cennet'le teşvik etmeside delalet etmektedir. Allahu Teala şöyle buyuruyor:
"Allah mü'mini erden canlarınım ve mallarını Cennet karşılığında satın almıştır." [76]
Başka bir ayette şöyle diyor:
"Ey iman edenler! Sizlere elem verici bir azaptan kurtarıcı bir ticareti haber vereyim mi? Allah'a ve Rasulü'ne iman edeceksiniz. Allah yolunda canlarınız ve mallarınızla cihad edeceksiniz. İşte eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır. Sizin günahlarınızı affeder ve sizleri adn Cennet'inde güzel meskenlere, altından ırmaklar akan Cennet'lere koyar. İşte bu büyük kurtuluştur." [77]
Bu konudaki ayetler çoktur. Aynı şekilde Rasulullah'ta (s.a.v.) şu hadisiyle Cihad'a teşvik etmekte ve karşılığında Cenneti va'd etmektedir: [78]
1020- "Kim bir devenin üzerinde Allah yolunda Cihad ederse, ona Cennet vacip olur." [79]
1021- "Allah'ın sizleri affedip Cennete koymasını istemez misiniz? Allah yolunda savaşınız." [80]
Daha önce geçen ve ileride gelecek olan hadisler buna delalet etmektedir.İmam Takıyüddin b. Dakikil İyd "Şerhil Umde" de şöyle diyor:
"Allah'ın sevabını, ebedi nimetleri istemek için cihad eden, Allah yolunda cihat etmektedir. Sahabenin yaptıkları da buna şahitlik etmektedir. Rasulullah (s.a.v.) şöyle derken işitilmiştir: [81]
1022- "Haydi genişliği yer ile gök arası olan Cennete kalkınız." [82]
Elindeki hurmaları atmış ve öldürülünceye kadar savaşmışlardır. Bu olayın dış görünüşüne göre sahabi Cennet sevabı için savaşmıştır." [83]
Müellif şöyle diyor: "Şeriat cennet için yapılan amellerin sahihliğine dair hükümlerle doludur. [84]
1023- Nesai ve başkalarının kendileriyle hadis sıhhatine delil getirdikleri senedle Abdürrezzak Şeddad b. Had'dan (r.a.) [85] şunu rivayet etmektedir:
"Araplardan biri Rasulullah'a (s.a.v.) gelerek iman etti ve ona tabi oldu. Sonra şöyle dedi:
"Seninle hicret edeyim." Rasulullah (s.a.v.) ona bazı arkadaşlarını tavsiye etti. Hayber savaşı olunca Rasulullah (s.a.v.) ganimetleri paylaştırırken ona da bir pay ayırdı. Onun payına düşeni arkadaşlarına verdi. O adam arkadaşlarına çobanlık yapıyordu. Gelince payını ona verdiler
.Bu ne?" dedi:
"Rasulullah'm (s.a.v.) sana ayırdığı pay" dediler.
Payını alarak Rasulullah'a (s.a.v.) geldi:Hakim- Mari'fetü's-Sahabe: 3/426 Ebu Nadr Süleyman b. Muğire yoluyla rivayet etmiştir. Hakim, hadisin Müslim'in şartı üzere sahih söylemiş, Zehebi de ona uymuştur. İbni Sa'd, Tabakat: 2/25 İkrime yoluyla rivayet etmiştir.Beyhaki- Siyer, iki iyilikten birini umarak ölüme kendini arzedip (dünyadan) beraat etme bölümü: 9/43 Muhammed b. İshak es-Sanani ve Ebu Nadr yoluyla hadisin benzerini rivayet etmiştir."Bu ne?" dedi. Rasulullah (s.a.v.):
"Sana ayırdığım pay" [86] dedi. Adam:
"Bunun için sana tabi olmadım. Ben buramdan (boğazını işaret ederek) bir okla vurulup ölmek ve Cennete girmek için sana tabi oldum" dedi. Rasulullah (s.a.v.):
"Eğer sen Allah'ı doğrularsan, Allah ta seni doğrular'
dedi. Az bir müddet kaldılar. Sonra düşmanla savaşa gittiler. Onu Rasulullah'a (s.a.v.) getirdiler. İşaret ettiği yerden vurulmuş ve taşınıyordu. Rasulullah (s.a.v.):
"Bu o mu?" diye sordu:
"Evet" dediler. Rasulullah (s.a..v):
"O Allah'ı doğruladı, Allah ta onu doğruladı"
buyurdu. Sonra onu önüne alarak namazını kıldı. Cenaze namazında şu sözün söylendiği kişidir:
"Allah'ım bu senin kulundur. Yolunda hicret etti ve şehid olarak öldü. Ben buna şahidim." [87]
Adam Cennetten başka bir şey istemediğini söylemesine rağmen Rasulullah'ın (s.a.v.) onun şehidliğine şahitlik etmesine bak. Eğer bu niyet doğru olmasaydı, adam söylediği zaman Rasulullah (s.a.v.) onu başka niyete iletirdi.[88]
1024- İmam Ahmed, Ebu Davud, îbni Hibban'ın sahibinde İbni Mes'ud'dan rivayet ettiklerine göre şöyle diyor: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle dedi:
"Rabbimiz, Allah yolunda savaşan bir adamın durumundan hoşlanır. Adamın arkadaşları yenilgiye [89] uğrarlar. Adam başına gelecekleri anlar, geriye döner, kan akitılıncaya kadar savaşır. Allahu Teala meleklerine şöyle der: "Kuluma bakın. Katımda bulunanlara rağbetimden, yanımda bulunanlara isteğinden geri döndü. Kanı akıtılıncaya kadar savaştı." [90]
1025- İbni Mübarek, Ahmed iyi bir senedle, Taberani, îbni Hibban sahihinde Utbe b. Abdus Silmi de (r.a.) rivayet ettiklerine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Ölüler üç çeşittir. Nefsiyle, malıyla Allah yolunda savaşan, düşmanla karşılaştığında öldürülünceye kadar onlarla savaşan mü'min kimse. Bu kişi şehiddir. Allah'ın Arş'ının altında Cennetle nimetlenir. Peygamberler bile peygamberlik derecesinin dışında başka bir şeyle onu geçemezler. Başka biri nefsine, hatalar ve günahlarla haksızlık yapmıştır. Nefsiyle mücadele eder. Canı ve malıyla Allah yolunda mücadele eder. Düşmanla karşılaşınca öldürülünceye kadar onlarla savaşır. Bu kişi temizlenmiş[91] hata ve günahları silinmiştir (kılıç hataları yok edicidir) Cennetin istediği kapısından girer Cennetin sekiz kapısı vardır. Cehennemin ise yedi kapısı vardır. Bazısı bazısından daha iyidir. Diğer biri ise münafıktır. Canı ve malıyla mücadele eder. Allah yolunda düşmanla karşılaştığı zaman öldürülünceye kadar savaşır. Bu adam ateştedir. (Kılıç nifakı silemez). Hata ve günahlarından dolayı nefsinden korkan ve savaşan ikinci adama bak. Günahları onu kuşatmışken Allahu Teala onu nasıl affediyor ve adam Cennete giriyor." [92]
1026- Enes (r.a.) hadisinde Rasulullah (s.a.v.) Bedir günü şöyle dedi:
"Genişliği yer ile gök arası kadar olan Cennete kalkınız."
Umeyr b. Himam şöyle dedi:
"Ya Rasulallah! Genişliği yer ile gök arası kadar olan Cennet mi?"
"Evet" dedi."Vay vay" dedi. Rasulullah (s.a.v.):
"Vay vay demene sebep ne?" dedi. Adam:
"Hayır ya Rasulullah! Başka bir sebep yok. Sadece oranın ehlinden olmayı ümid etmemdir" dedi. Rasulullah (s.a.v.):
"Sen oranın ehlindensin" buyurdu. Torbasından biraz hurma çıkarmış yiyordu. Sonra şöyle dedi:
"Ben bu hurmalarımı yemek için mi yaratıldım. Bu çok uzun bir hayat" sonra elindeki hurmaları fırlattı ve düşmanla ölünceye kadar savaştı. [93]
Müslim rivayet etmiştir. [94]
1027- İbni Mübarek bu hadisi şöyle naklediyor:
"Rasulullah (s.a.v.):
"Vay vay sözünle neyi kasdettin?" dedi. Sahabi:
"Ya Rasulallah! Anladım ki eğer ben oraya girersem, orada benim için genişlik vardır" dedi. Rasulullah (s.a.v.):
"Evet" dedi. Adam şöyle dedi:
"Ya Rasulallah! Benimle onun arasında ne kadar var?" Rasulullah (s.a.v.):
"Şu kavme saldırman ve Allah'ı tasdik etmendir" dedi. Adam elindeki hurmaları attı ve
"Dünya yiyeceklerinden sıyrıl" dedi ve ilerledi. Öldürülünceye kadar savaştı.[95]
.1028- İbni İshak siretinde bu hadisi şöyle naklediyor:
"Rasulullah (s.a.v.) Bedir günü insanların karşısına geçerek onları teşvik etti şöyle dedi:
Muhammed'in nefsi elinde olan Allah'a yemin ederim ki bu gün kim sabreder, direnir, sevabını Allah'tan isteyerek sırtını dönmeden savaşır ve öldürülürse muhakkak Allah onu Cennete sokar." [96]
Umeyr b. Himam -elindeki hurmaları yerken. "Vay vay, benimle Cennete girmem arasında şunlarm beni öldürmesi mi var?" Sonra elindeki hurmaları attı ve kılıcını eline aldı. Öldürülünceye kadar onlarla savaştı."
İbni Akabe [97] bu sahabinin savaşlarında onun o gün müslümanlardan ilk ölen kişi olduğunu zikretmektedir. [98]
Bu hadiste Umeyr (r.a.), Cennete girme umuduyla savaşmaktadır. Rasulullah (s.a.v.) da onun Cennet ehlinden olduğuna şahitlik etmektedir. [99]
1029- Hakim'in Enes'den (r.a.) rivayet ettiğine göre; siyah bir adam[100] Rasulullah'a (s.a.v.) gelerek şöyle dedi;
."Ya Rasulallah! Ben siyah bir adamım. Koltuk altlarım kokar ve malım yoktur. Eğer ben şunlarla ölünceye kadar savaşırsam ben neredeyim?" Rasulullah (s.a.v.):
"Cennette" buyurdu. Adam öldürülünceye kadar savaştı. Öldürülünce Rasulullah'a (s.a.v.) getirildi. Rasulullah (s.a.v.):
"Allah yüzünü beyazlattı, kokunu güzelleştirdi ve malını çoğalttı" buyurdu. [101]
Bu şekildeki çokça hadis inşallah ileride gelecektir. İsteyen onları da okusun. Tevfik Allah'tandır.
Bu üç niyet maksada kavuşmak için yeterlidirler. Ebedilik yurduna kefildirler. Ancak sonuncu niyet birinci ve ikinciye nispetle kabul konumundadırlar.
İkinci niyetin sahiplerinden caiz olan bir şekilde savaştan kaçıp Öldürülürler. Üçüncünün rütbesindedirler. Aynı şekilde birinci ve ikinci [102] niyet sahiplerinden kaçmadan ağırdan alan birinci niyet sahibinin, yüzünü dönen üçüncü niyet sahibinden [103] daha faziletli olma ihtimali de vardır.
1029-Taberani'nin Cüveybir [104] yoluyla Dahhak'dan,[105] onun da İbni Abbas'dan rivayet ettiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Allah yolunda yüzünü dönmüşken öldürülen, sırtını dönmüşken öldürülenden yetmiş derece daha efdaldir." [106]
Kimisi de vardır ki savaş zorlaştığı zaman yüzünü dönerek savaşmaya başlar. Ancak nefsini savunmadan başka niyeti yoktur. Böyleleri üçüncü niyet sahiplerinin rütbesine yalandırlar. Onlar gibi değildirler. Şehid olurlar. Çünkü yol kesenlere karşı nefsini savunan ve Öldürülen kimse şehiddir. Düşman kılıçlarıyla öldürülen kimse nasıl şehid olmaz. O kimse hüküm ve fazilete şehid'dir.
Savaşçılardan; teslim olduğunda hayatta kalacağını bilen, teslim olduğunda öldürüleceğini bilenden daha faziletlidir.Savaşta haram olan bir şekilde sırtını dönerek kaçarken öldürülen kimse şehid değildir. Ancak ona da bu dünyada şehid muamelesi yapılır. [107]
1030- Müslim'in Ebu Katade'den (r.a.) [108] rivayet ettiğine göre Rasulullah (s.a.v.) ayağa kalmış ve şöyle demiştir:
"Allah'a iman ve Allah yolunda Cihad, amellerin en faziletlileridirler." Bir adam kalkıp şöyle der:
"Ya Rasulallah! Eğer Allah yolunda öldürülürsem, hatalarıma kefaret olur mu?" Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Evet. Eğer Allah yolunda sabrederek, sevabını Allah'tan bekleyerek yüzünü dönüp sırtını dönmeden öldürülürsen olur." Sonra şöyle dedi:"Nasıl dedin?" Adam:
"Eğer Allah yolunda öldürülürsem hatalarıma kefaret olur mu?" dedi. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu
"Evet. Sabreder, sevabını Allah'tan bekler, yüzünü dönüp sırtını dönmezsen kefaret olur. Ancak din hariç. Cebrail bana bunu söyledi." [109]
Bu hadis sırtını dönüp kaçması caiz olmayacak şekilde kaçarken öldürülen kişinin şehid olmadığına delalet etmektedir. Bilakis Allahu Teala'nm şu ayetiyle Allah'ın gazabıyla hüsrana uğramıştır:
"Kim ki onlara öyle bir günde (yine savaşmak için bir yana çekilen veya bir başka bölüğe katılmak için yer tutanın dışında) arkasını çevirirse, gerçekten o, Allah'tan bir gazaba uğramıştır ve onun barınma yeri Cehennem'dir. Ne kötü bir gidiş yeridir orası." [110]
Bunun şehidlik mertebesiyle kurtuluşu nerede? Bunun için Rasulullah (s.a.v.) duasında şöyle buyuruyor: [111]
1031- "Ya Rabbi! Senin yolunda sırtımı dönerek ödürülmekten sana sığınırım."
[112]Nevevi, Müslim'in şerhinde şöyle diyor:
"Şehidler üç kısımdır. Dünya ve ahirette şehid olanlar. Ahirette şehid olup dünyada şehid hükümleri uygulanmayanlar. Dünyada şehid hükmü uygulanıp ahirette şehid olmayanlar. Bu sonuncusu ganimetlerde hile yapan veya sırtını dönmüşken öldürülendir." [113]
Kimisi de vardır ki savaşta müslürnanların sayısının çok görünmesi için Cihada çıkar. Öldürme veya öldürülme niyeti yoktur. Böyle kimseler öldürülürlerse şehid'dirler. Çünkü kim bir topluluğun sayısını çoğaltırsa, o onlardandır. [114]
1032- Bezzar, Beyhaki Şuab'da, İsfehani terğib'de Enes'den (r.a.) şöyle rivayet ediyorlar
"Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Şehidler üç çeşittir. Canıyla, malıyla Allah yolunda çıkan, fakat savaşmak veya öldürülmek niyetinde olmayan kimse, sadece müslümanlann sayısını çoğaltmak istemektedir. Bu kişi eğer bu yolda ölür veya öldürülürse bütün günahları affedilir. Kabir azabından kurtulur, korkudan emin olur, hurilerle evlendirilir, keramet süsüyle süslenir ve başına vakar ve ebedilik tacı konur." [115]
Hadisin devamı şehidler bölümünde inşaallah gelecektir.Bazıları da vardır ki Cihad etmekten maksadı Allah rızası ve ganimet elde etmektir. Böyle bir kimse sadece Cihada çağrılsa, gücünü toplar ve Cihada çıkar. Öyleki ganimet alınacak malları olmayan bir topluluk ile savaşmaya çağrılsa, Cihaddan geri kalmaz. Ancak biri fakir, diğeri zengin iki toplulukla Cihada çağrılırsa ganimet ümidiyle zengin toplulukla savaşa iştirak etmeyi ister. Böyle bir niyet hakkında selefin imamları ihtilaf etmişlerdir. Bazıları bu niyetin fasid olduğunu, sahibinin ahiret ameline dünyalık işini karıştırdığı için cezalandırılacağını söylemektedirler
.Bazıları da bu niyetin sahih olduğunu söylemektedirler. Sahih olan görüş te budur. Ebu Hamid Gazzali'de bu görüştedir. Gazzali İhya(nın "iyiliği emretme" konusunda şöyle diyor:
"Bana göre savaşçıların ganimeti çok olan ile ganimeti az olan iki topluluğun arasını ayırmamaları gerekir. Ancak eğer böyle bir ayırıma giderlerse, Cihad sevaplarının toptan yok olması[116] uzak bir görüştür. Bilakis adaletli olan görüş şudur: Savaşa çıkmanın asıl faktörü Allah kelimesinin yüceltilmesi ise ve ganimete rağbet etme sonradan gelen bir faktör ise, öyleki ganimetin olmaması durumunda Cihad terk edilmiyorsa böyle bir niyetle sevaplar yok olmaz. Evet böyle bir niyet,, kalbin ganimete iltifat etmemesi durumuna eşit değildir. Ganimete rağbet etmek şüphesiz bir eksikliktir." [117]
Bundan anlaşıldığına göre Gazzali'ye göre bu niyet sahihtir. Bu niyetle öldürülen kimse şehid'dir. Ancak ilk üç çeşit niyet sahiplerinden derece olarak daha düşüktür.Kurtubi'de bu niyetin sahih olduğunu seylemektedir. Tefsirinde şöyle diyor:
"Rasulullah'm (s.a.v.) Ebu Süfyan'ın kervanıyla karşılaşmak için Medine'den çıkışı, ganimet için çıkışın cevazına delalet etmektedir. Çünkü helal bir kazançtır. Malik'in bu konuda kerih görerek belirttiği görüş kabul edilmez. Malik şöyle diyor:
"Bu dünyalık için yapılan bir savaştır. Hadise göre sadece Allah kelimesi üstün olsun diye savaşan kimse Allah yolundadır. Ganimet için savaşan değil. Bundan maksat eğer savaş, dinin herhangi bir payı yoksa ve sadece ganimet için yapılmışsa bu Allah yolunda değildir." [118] Kurtubi'nin getirdiği bu delil, bu konuda güzel bir delildir. Ebu Süfyan b. Haris Şam'dan kervanla dönünce ki kervanda Kureyş'in [119] mallan, ticaret eşyaları ve otuz adamları -İbni Akabe'ye göre yetmiş adamları- vardı, kervanda bin deve vardı, Ra-sulullah (s.a.v.) bunu işitince müslümanları kervan için çağırdı şöyle buyurdu:
"İşte Kureyş'in kervanı. Onda Kureyş'in malları var. Onun için çıkınız. Umulur ki Allah onu sizlere verir."
İnsanlar hızla buna koştular."Büyük Bedir savaşı hakkındaki hadis. [120] Yine aynı şekilde Rasulullah (s.a.v.) Zeyd b. Harise'yi, kervanı rahatsız etmesi için göndermiştir. İbni Sa'd'ın rivayetine göre kervanda Safvan b. Ümeyye, [121] Hatib [122], b. AbduIuzza [123], Abdullah b. Ebi Rabia [124] ve onlarla beraber çokça mal gümüş ve otuz b. dirhem miktarı para vardı. Kervanın rehberi Furatb. Hayan [125] idi. Kervanın ileri gelenleri öldürüldü ve kervan alınarak Rasulullah'a (s.a.v.) getirildi. Rasulullah (s.a.v.) ganimetin beşte birini aldı. Beşte biri yirmi bin dirhem tutuyordu. Geriye kalanları ise Seriyye'deki adamlara dağıttı. Furat b. Hayyan müslüman oldu."
[126]Bu niyetin sahih olduğuna ve şehidliğe bununla kavuşulacağına dair bir başka delil de: Allahu Teala'nın mü'min kullarını birçok ayette ganimetlere teşvik etmesidir. Şöyle buyuruyor:
"Allah sizlere çokça ganimetler va'd etmektedir." [127]
ve benzeri ayetler. Allah'ın kullarını ganimete [128] teşvik etmesi, onlara ganimetleri hazırlayıp onların eline ulaşmasını sağladıktan sonra, onları böyle bir ney itten ve maksattan alıkoyması ve sakındırması uzak bir görüştür. Bu konudaki büyük delillerden biri de, Rasulullah'ın (s.a.v.) müşriklerin nimetlerini, mallarım ve eşyalarım engellemek için Seriyye'ler göndermesidir. Müşriklerle karşılaştıkları zaman onlarla savaşıyorlardı. Ta ki onlarda bulunan mal ve ganimetlere el koysunlar ve Allah kelimesini yüceltsinler. Bazen müslümanlar galip gelip ganimetleri alıyorlar, bazen de diğer taraf galip geliyordu. Bu savaşlarda birçok insan şehid oldu. Bu konuda savaşlar ve siyer kitaplarına bakılabilir. Bu savaşlarda müşrikleri yenilince, müslümanlar onları takip etmiyorlar ve onlarda bulunan ganimetleri alıp geri dönüyorlardı. [129]
1033- Ebu Davud Sünen'inde, "Savaşan ve dünyalık isteyen kimse" konusunda Ebu Hureyre'nin hadisini zekretinektedir. Buna göre bir adam şöyle diyor:
“Ya Rasulallah! Bir adam Allah yolunda savaşmak istemekte ve dünyalık da elde etmek istemektedir." Rasulullah (s.a.v.):
"Onun için ecir yoktur" dedi. [130]
1034- Sonra Ebu Davud "savaşan, ecir ve ganimet isteyen kimse" konusunda Abdullah b. Havale[131] den şunu rivayet etmektedir:
"Rasulullah (s.a.v.) bizleri ganimet almamız için yaya olarak gönderdi. Bizler ganimet alamadan geri döndük. Bizim yüzlerimizdeki çaba izlerini görünce kalktı ve şöyle dedi:
"Allah'ım! Onları bana bırakma. Ben zayıfım. Kendilerine de bırakma, nefislerine güç yetiremezler. İnsanlara da bırakma, onları baskı altına alırlar."
[132]Bu kısımlandırma, Ebu Davud'un, Ebu Hureyre'nin hadisini; Allah'a yakınlık olmaksızın sadece ganimet için savaşanlara hamlettiğine delalet etmektedir. Ebu Davud, Abdullah b. Havale'nin hadisiyle ecir ganimet için savaşmanın caiz oluşuna delil getirmektedir. Sahih görüş te budur.Hadisteki delil yönü şudur:
"Ganimet almak için gönderildik." Beyhaki Sünen'inde, bu konuya değinmiş, Ebu Hureyre'nin hadisini zikrettikten sonra şöyle diyor:
"Herhalde bu hadis, savaşıyla sadece dünyalık elde etmeyi kasteden kimseye İşaret etmektedir. Ahiretle birlikte ganimet te isteyen kimse hakkında ise falanın falandan rivayet ettiğine göre...." diyerek Abdullah b. Havale'nin hadisini nakletmektedir. [133]
1035- Taberani'nin, şeyhi Musa b. Zekeriyya'dan[134] ravileri sika olan bir senedle rivayet ettiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Savaşınız ganimet alırsınız. Oruç tutunuz, sıhhatli olursunuz. Yolculuk yapınız, zengin olursunuz." [135]
1036- Müslim'in sahih'inde, Cabir b. Abdullah'dan (r.a.) rivayet ettiğine göre şöyle diyor:
"Rasulullah (s.a.v.) bizi Ebu Ubeyde'nin komutasında üç-yüz atlıyla Kureyş'in kervanını gözetlemek için gönderdi. Sahilde yarım ay bekledik. Açlıktan öyle bir hale geldik ki toprak yemeye başladık."[136]
1037- Bir rivayette: "Rasulullah (s.a.v.) bizleri gönderdi. Biz üçyüç kişi idik yiyeceklerimizi omuzlarımızda taşıyorduk." [137]
1038- Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Rasulullah'tan (s.a.v.) şöyle işitmiştir:
"Başınıza karanlık gece gibi fitneler gelecek ki, insanların ondan en çok kurtulanı şiddetli ses sahibi olup koyunlarından kolayca yiyen veya savaşların arkasında duran, atının yularını tutup kılıcının kazancını yiyendir."[138]
Hakim rivayet etmiştir. İsnadı sahihtir demiştir. [139]
1039- İbni Ebi Şeybe'nin İsmail b. Rafi[140] yoluyla Zeyd b. Eslem'den rivayet ettiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
"Savaşınız, sıhhatli olur ve ganimet alırsınız." [141]
1040- Mekhul'den rivayet ettiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Allahu Teala bu ümmetin rızkını ziraat yapmadıkları müddetçe atlarının tırnağı ve oklarının seriliğine bağlamıştır. Eğer ziraate başlarsa diğer insanlar gibi olurlar.” [142]
Bu iki hadis mürsel'dirler. İkincisinin senedi iyidir. [143]
1041- Beyhaki'nin Şua'b'da iyi bir isnadla İbni Ömer'den (r.a.) rivayet ettiğine göre Rasulullah (s.a.v.) ashabından savaşa gitmek isteyen bir arabın çadırının yanından geçiyordu. Arap çadırın bir tarafını kaldırarak:
"Gelenler kim?" diye sordu:
"Rasulullah (s.a.v.) ve ashabı savaşa gitmek istiyorlar" denildi.[144] Adam:
"Herhangi bir dünyalık elde ediyorlar mı?" Ona:
"Evet ganimetler alınıp müslümanlar arasında dağıtılır" denildi. Adam genç devesine dayandı. Onu bağladı. Deve-siyle sürekli [145] Rasulullah'a (s.a.v.) yaklaşıyordu. Ashab onun devesini ondan uzak tutmaya çalışıyorlardı. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Kurtulanı bana bırakınız. Nefsim elinde olana yemin ederim ki o Cennet meliklerinden biridir.
"Düşmanla karşılaşınca şehid edildi. Bu Rasulullah'a (s.a.v.) bildirilince yanına geldi. Başının yanında oturarak onu müjdeledi veya "mutlulukla gülüyor" dedi. Sonra yüzünü çevirdi:
"Ya Rasulallah! Seni gülerek müjdelerken gördük. Sonra ondan yüz çevirdin." dedik. Rasulullah (s.a.v.):
"Görmüş olduğunuz müjdelemem (veya mutluluğum) onun ruhunun Allah katındaki kerametini görmemdendi. Ondan yüz çevirmem ise onun hurilerden olan zevcesi başının ucunda duruyordu. [146]
Bu hadis yalnız başına söylediklerimize delildir. Hadis adamın kasdınm ganimet olduğunu açıklıkla söylemektedir.Rasulullah (s.a.v.) da onun ruhunun Allah katındaki değerini haber vermektedir. Onun Cennet meleklerinden olduğunu söylemektedir. Bu, şeref ve fazilet olarak yeterlidir. Ancak ganimete meyil edenle, ganimete iltifat etmeyip sadece Allah rızası için Cihad eden elbetteki bir değildir. Çünkü savaşta ganimete ulaşma Cihadın ecrini azaltır. Her ne kadar ganimete niyet etmeseler bile. Sahihi Müslim'deki hadis buna delalet etmektedir. [147]
1042- Abdullah b. Amr b. As'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Izdirap, korku ve musibetin olduğu her savaş ve seriyyenin ecri tamamdır." [148]
1043- Bir rivayette
"Allah yolunda yapılan her savaş ve seriyye'de eğer ganimete kavuşurlarsa muhakkak ki ecirlerinin üçte ikisini acilen almışlardır. Geriye onlara üçte biri kalmıştır. Eğer ganimet elde edemezlerse ecirleri ahırette tamam olur." [149] Deniliyor ki:
"En ızdıraplı gazi, savaştığında ganimet ve zafer elde edemeyendir.
"Savaşta ganimet almanın ecri azalttığı şaibesi, bazılarının ganimetleri almamalarına sebep olmuştur. İbrahim b. Edhem [150] bunlardan biridir. Savaşa çıktığı zaman ganimetleri almazdı, "ganimetin helalliğinden şüphe mi ediyorsun?" denildiği zaman "Zühd helaldadır" derdi. Şu şiiri bazıları söylemektedir:
Ata sormadın mı ey Malik'in kızı- Bilmediklerinden cahil olduysan olaya şahid olanlar sana haber verecektir ki ben-Arı sesinden korkar ganimetten el çekerim.
[151]Ganimetten payına düşeni almayan kimseler ya Zühd'den dolayı ganimeti terkederler veya nefislerini şereflendirmeyi kesmek için terkederler. Eğer dünyada Zühd ve ahirette ecrine tam kavuşma kastıyla terkederse, bunun efdaliyetinin benzeri yoktur. Alması da bazen aynı durumdadır
.Ganimeti almak, bazıları için bazı durumlarda Zühd'den daha selametli ve daha efdaldir. Çünkü alınıp terkedilmesinin sıhhatinin bilinen ölçüleri bellidir. Bu konunun tafsilatını uzatmayacağız. Çünkü şahıslara göre durum değişir. Bunu belli kalıplarda toplamak mümkün değildir.
Eğer ganimeti, nefsini şereflendirmeyi kesmek ve ganimete kavuşmasını engellemek için terkederse güzeldir. Çünkü nefsin ganimeti görmesi ve onun varlığına şahitlik etmesi ihlastaki eksikliğe delalet eder. Her ne kadar esas kasdın sıhhatine hükmetsek de sonucu böyledir.
Kişi ganimetlerin yanma gelmese de, ganimetin kendisine düşen payını nefis terketmiyeceğini söylüyorsa belki de gelip görme hilesini kendi içinde gizlemektedir. Sahibi de bu hilenin farkına varmayabilir. Eğer nefis kesinlikle ganimeti alamayacağını bilirse ganimetin varlığı ile yokluğu onun için bir olur. Onun hilelerinden emin olunur. Dolayısıyla ihlas selâmette kalır
.Fakat ganimetin terkinde riya tehlikesi de gizlidir. Bunun için bu durumlarda hileleri ve tuzakları araştırmak gerekir. Özellikle bu durum ve benzerlerinde olayı önemsemek ve iyice araştırmak gerekir. Allah muvaffak edendir.
Bazıları vardır ki, Cihad eder ve niyeti herhangi bir ibadet kastı olmaksızın dünyalık elde emektir. Öyleki kafirlerden bir toplulukla savaşacağı, fakat onların ganimet alınacak mallarının olmadığı veya olsa da ganimetlerin dağıtılmayacağı söylense, adam savaştan vazgeçecektir. Bu kişi eğer öldürülürse şehid değildir. Dünyada ona şehidlik hükümleri uygulunsa da şehid değildir. Onun için ecir de yoktur. [152]
1044- Ebu Hureyre'nin geçen hadisinde Rasulullah'a (s.a.v.) Cihad edip dünyalık bir şeyler elde etmeye çalışan adamın durumu sorulunca:
"Onun için ecir yoktur" diye cevap vermişti. [153]
1045- Aynı şekilde Ya'la b. Münye'nin geçen hadisinde de Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Onun bu savaşında dünya ve ahiretlik olarak ona söylediği dinarlarından başka bir şey yoktur."
[154]Acaba kişi bu niyetinde ahirette cezalandırılacak mı? Selef bu konuda iki görüş üzerinde ihtilaf etmiştir. Bazıları "cezalandırılır."îkinci görüş ise: Bu kişi sevap da almaz, cezalandırılmaz da. Sahih görüş budur. Bu görüşün delilleri şöyledir: [155]
1046- Rasulullah'ın (s.a.v.) şu sözü:
"Kim savaşa çıkar ve deve yularından başka bir şeye niyetlenmezse, onun için niyet ettiği vardır." [156]
Bunun benzeri hadisler.
Eğer kişinin bu savaşta ibadet maksadıda var ise, öyleki savaştan beklediği ganimetin aynısı, kendileriyle savaşın mubah olduğu kişilerle savaşması için kendisine rüşvet olarak verilse, dünyalık için savaşmaz.
Böyle durumlar için bazıları yukarıda geçtiği gibi amelinin boşa gittiği görüşündedirler.
Gazzali ile bir cemaat ise şu görüştedirler:
Eğer savaştaki etkin faktörlerden ahiretle ilgili olan etken dünyalık etkeninden daha güçlü ise fazlalık miktarı kadar ecir alır. Ancak heriki etken eşit veya dünyalık etkeni daha güçlü ise ameli boşa gider. Sanki hiç yoktur.
[157]Kurtubi yukarıda geçen görüşünde, ibadet kastının olmasıyla niyetin sahih olduğunu belirtmektedir. Çünkü dünyalık faktörünün galip olup olmamasının arasını ayırmamaktadır. Fakat Gazzali'nin görüşü sahih olanıdır
.Falan savaşçıdır, cesaretlidir... v.b. denilmesi için gösteriş ve riyakarlık için savaşa çıkan, Allah'a yakınlaşma, onun rızası hatırına gelmeyen, Öyleki eğer beklediği başkalarının görmesi, övmesi etkenleri ortadan kaldırılırsa Cihad'dan vazgeçip, nefsini orada yormaktan vazgeçen kimse eğer bu savaş sırasında öldürülürse ihtilafsız Allah katında şehid değildir. Bilakis bu kişi yaptığı işten zarar etmiş, ahirette zillet ve rezilliğe düşmüştür. O, Cehennemin kendileriyle ilk defa tutuşturulduğu üç kişiden biridir. Bu kişi ibadet mahiyeti taşıyan bir ameli, olanının dışında kullandığında Allah'ın azabına müstehak olmuştur. Aynı amelle başka şeylere ibadet etmiş olmaktadır. Sonuçta şirke düşmüş olmaktadır. [158]
1047- Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
"Şirkin kolay olanı riya'dır."
[159]İbni Mace ve Hakim rivayet etmiştir. Hakim, Müslim'in hadisiyle bunun sahih olduğunu söylemiştir
.Eğer şirkin en kolayı, en azı riya ise, çoğu nasıl olur. Özellikle ömrün sonunda. Onun gazabından ve azabından Allah'a sığınırız.
Bir kimse hem ecir, hem de övülme ve gösteriş için savaşırsa, öyleki kendisini tanımayan, onu övmeyecek veya değer vermeyecek olan birilerinin savaşını görse veya kimsenin birşey göremeyeceği karanlık bir gecede bir savaş görse savaşa katılmaktan imtina eder, veya kafir olmayan yol kesicileri görse bu durumda insanların kendisini görmesiyle savaşa girişmekten geri durur. Böyle bir kimse görünüşte kendisine şehidlerin hükmü uygulansa da, ecir'de şehid değildir. Çünkü sadece övgü için savaşmaktadır. [160]
1048- Ebu Umame'nin yukarıda geçen hadisinde Rasulullah (s.a.v.) hem ecir hem de övülme için savaşan kimse için:
"Onun için ecir yoktur" buyurmuştur. [161]
1049- Buun için Ebu Derda (r.a.) hem övülmek, hem de ecir almak için savaşan kimse hakkında "onun için ecir yoktur. İsterse kılıcıyla koparıncaya kadar vursun" demiştir. Said b. Mansur rivayet etmiştir.[162]
Bazıları; iki etkenden güçlü olana göre muamele görür, güçlü olan hayır ise ecir, şer ise günah alır şeklinde görüş beyan etmişlerdir. Ancak şerre karşılık cezalandırılır mı? Bu konuda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları "ibadet ameliyle başka şeyi kasdettiğinden dolayı cezalandırılır" demişlerdir.
Başkaları İse ne ecir ne de ceza almayacağı görüşündedirler. Bunlara göre; kişinin nefsim feda ettiği olayda ecir almaması ceza olarak yeterlidir. Bu görüşün delili bir çok hadis vardır. [163]
1050- Rasulullah'ın (s.a.v.) şu sözü:
"Allahu Teala şöyle buyurdu: Ben ortaklıktan en müstağni olan ortağım. Kim bana bir ibadet yapar da, o amelde bana ortak koşarsa, ben ondan beriyim. Onu ortak koştuğu kimseye versin." [164]
İbni Mace sahih bir senedle, İbni Huzeyme sahihinde Ebu Hureyre'nin hadisinden rivayet etmişlerdir. [165]
1051- Tirmizi, İbni Mace, İbni Hibban'ın sahih'inde Ebu Sa'd b. Ebu Fadale'den[166] rivayet ettiklerine göre Ebu Sa'd Rasulullah'ı (s.a.v.) şöyle derken işitmiştir:şöyledir: "Ebu Said b. Fadale b. Ebi Fadale, sahabedendir. Bir
"Tehzib'de şöyle diyor: "Rasulullah'tân (s.a.v.) şöyle derken işitmiştir:
"Allah öncekileri ve sonrakileri kendisinde şüphe olmayan kıyamet gününde topladığı zaman bir çağırıcı şöyle çağırır: Kim amelinde başka birini ortak koşmuş ise sevabını ondan istesin. Allah şirkten en münezzeh ve müstağni olanıdır." [167]
Yukarıda geçen Ebu Umame'nin hadisinde bir adam Rasulullah'a (s.a.v.) gelip:
"Bir adam hem ecir, hem de övgü için savaşmak istemektedir. Onun için ne vardır?" diye sorunca Rasulullah (s.a.v.): "Onun için bir şey yoktur" buyurmuştur. Bütün bu hadisler bu görüşün delillerini teşkil etmektedirler. Çünkü Rasulullah (s.a.v.) herhangi bir ceza zikretmem ektedir.
Burada şöyle bir itiraz olursa: "Amelinde ibadet kasdı kadar ihlaslı kişinin aldığı gibi ecir, riyakarlığı kadar da tam riyakarın aldığı gibi ceza alması lazım. Çünkü Allahu Teala şöyle buyuruyor:
"Kim zerre kadar iyilik yaparsa onu görür. Kim zerre kadar şer yaparsa onu da görür.[168]
Cevap olarak şöyle deriz: Ceza olarak adamın canını vermesine karşılık amelinin boşa gitmesi, ölüm acısını tatmasına rağmen şehitlik derecesine ulaşmaması yeterlidir. Çünkü bunun acısı ihlasli kişide azaltıldığı halde onda azaltılmaz. Mükafat olarak da azap çekmemesi yeterlidir. Çünkü bu ibadet kasdı olmasaydı, Cehennemin kendileriyle tutuşturulduğu üç kişiden biri olurdu. Bu ibadet kasdı onu tam riyakar kimsenin çarptırıldığı cezadan kurtarmaktadır. Amelde riyanın bulunuşu ise onu ihlash kişinin aldığı ecirden mahrum etmektedir. İhlasın hakikati onda bulunmadığı için ona ecir yoktur, riya tam netleşmediği ve ibadet maksadı olduğu için de azaba duçar olmaz.
Acı veren bir zayıflığı, üzerinde bulunan bir borcu, fakirliği, başına gelerek bir şerri veya başına gelmiş olan bir musibeti açıkça söyleyerek savaşıp ölmek isteyen, Allah'a yaklaşma veya onun kelimesini yüceltme hatırına gelmeyen bir kimse, öyleki kendisinin bir zalimin veya yol kesenlerin öldüreceği veya taun hastalığından öleceği söylense, sonuçta şehidlik derecesine ulaşsada savaşa katılmaktan vazgeçen bir kimse için değişik durumlar vardır. Bu kişinin Allah katında şehid olmadığı, çünkü amelinde Allah'a yakınlaşma ve onun kelimesini yüceltme maksadı netleşmemiştir diye söylenebilme ihtimali olduğu gibi, bu kişi şehid'dir, çünkü kendi nefsini başka yollara değil de bu yola sevketmiştir, zalim veya yol kesiciler tarafından öldürüldüğü veya taun hastalığından öldüğü zaman da şehid olduğu halde o bu yolla ölmeyi tercih etmiştir, onan için de Allah'a yaklaşma, kafirler tarafından öldürülen kimsenin şehid olduğu şeklinde haber veren Allah ve Rasulü'nün sözlerine inancına delalet eden alametler vardır da denebilir. Bu ikinci ihtimal doğruya daha yakındır. Fakat bu durumda ihlaslı kimseler ve şehidler derecelerine yükselemez.
Bu maksadın[169] görüntüsü gizli kalmıştır. Çünkü kişi içinde bulunduğu durumun etkisi altındadır. Başına gelen olay kalbini istila etmiştir. Bunun için şiddetle ölmek istemektedir. Bu durumda diğer maksad ve amaçların görülmesi zorlaşmaktadır. Tıpkı güneş doğduğunda ayın kaybolması gibi. Kişinin nefsini bu yola sevketmesi onun yakınlaşma amacına delalet etmektedir. Tıpkı güneşin batışında ayın ortaya çıkması gibi. Ayın o zaman ortaya çıkışı, güneşin batışından önce de var olduğuna delalet etmektedir. Hasta bir kişinin kıvraması veya terlemesinin içteki bir hastalığa delalet etmesi gibi. Bu hastalığın ne olduğunu ancak uzman doktor bilir. Fakat hasta olduğunu herkes görür. [170]
Ücretle Savaşan Kimse [171]
İmamlar bu konuda ihtilaf etmişlerdir. Kimisi caiz görürken, kimisi caiz görmemiştir. Kitabın sonunda konu detaylı olarak gelecektir inşaallah. Caizdir görüşüne göre bu kişinin niyetinin gözönüne alınıp yukarıdaki meselelerle kıyaslanması lazım. Dolayısıyla şöyle denilebilir: Eğer bu verilen ücret olmasa adam savaşı terk edecekse bu kişi için bir ecir yoktur. Zengin ve fakir oluşunun buna etkisi yoktur. Eğer öldürülürse Allah katında şehid değildir.
1052- Rasulullah'ın (s.a.v.) yukarıda geçen Ya'la b. Münye'nin hadisinde geçen şu sözünden dolayı:
"Bu savaşta onun için söylediği dinarlardan başka dünya ve ahirette birşey yoktur." [172]
Bu kişi savaş safına geldiği zaman Allah kendisine ihlas nasip etmiş ve sırtını çevirmeden savaşmış ise, istese savaşı terkedebildiği halde terketmemiş ise ve savaşta öldürülmüş ise bu durumda şüphesiz şehid'dir. Fakat bu kimsenin daha önce yapmakta olduğu yemek yeme, geceleyin kavminin yanına gitme, tozda kalma ve korkma gibi şeylerden dolayı bir ecir yoktur. Çünkü eğer ücreti olmasaydı bunların hiçbirini yapmayacaktı.
Bir kimse fakir ise ve kendisine savaşta yetecek nafakası yok ise, öyleki ihtiyacını karşılayacak malı olsa ücret verilse bu savaşa rağbet etmeyecekse, savaşa olan isteğinden dolayı ücreti almaya mecbur kalmış ise bu kişi savaşından Allah daha iyi bilir- ecir alır. Ücret almadan savaşan kişi gibidir. Eğer bu savaşta öldürülürse Rasulullah'ın (s.a.v.) şu sözüyle şehid'dir: [173]
1053- "Savaşçı için ecri vardır. Ücretli için ise ecri ve ücreti vardır." [174]
Ebu Davud İbni Ömer'den rivayet etmiştir. [175]
1054- Taberani'nin kopuk bir senedle Meymune binti Sa'd'dan (r.a.) rivayet ettiğine göre şöyle diyor:
"Ya Rasulallah! Savaşa çıkmayıp malını savaşmak için ücret olarak veren hakkında ne dersin? Ecir onun mu yoksa savaşa gidenin mi?" diye sorduk:
"Onun için malının ecri vardır. Savaşa geden için ise bu işte bilinen hesabı vardır." [176] buyurdu. [177]
1055- Said b. Mansur'un süneninde İsmail b. Ayyaş'dan[178], onun da Ma'dan b. Cedir el-Hadremi'den [179] onun da Abdurrahman b. Cübeyr b. Nefir'den [180] onun da babasından rivayet ettiğine göre şöyle diyor:"Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Benim ümmetimden ücret olarak savaşa çıkan ve düşmanlarına karşı güçlenen kimseler, Musa'nın annesi gibidirler. O hem çocuğunu emzirmekte, hem de ücretini almaktaydı." [181]
Bu hadis mürsel'dir. Ebu Davud bu hadisi, mürseller arasında Said'den o da İsmail'den [182] rivayet etmiştir.
Bundan dolayı ücret alanın niyetini göz önüne alarak hükmetme lazımdır.
Savaşta, savaş için değilde hizmet için ücretle tutulan kimse ise eğer ihlasla savaşa katılırsa onun Allah yolundayken yemeğinde, yorgunluğunda istirahatında onun için ecir vardır.
Yine aynı şekilde tüccarlar, sanaatkarlar halis bir niyetle savaşa katıldıkları zaman onlar içinde bu ayrıntılarla ecir vardır. Eğer öldürülürlerse dünya ve ahirette şehid'dirler. Bunların savaşa katılma sebepleri olan işleri olmasaydı, savaşa katılmazlardı. - Halbuki bu sebepler olmadan da savaşa katılabilirlerdi.- Onların savaşa katılma sebeplerinden başka niyetleri yoksa, bu durumda onlar için ecir yoktur. Eğer onlardan birine savaşmaya niyeti olmadığı halde bir ok isabet ederse, ahirettekİ şehidler gibi olamaz. Savaşta ellerindeki imkanlardan yararlanırlarsa, bu imkanlar olmadığı zaman savaşa güç yetiremeyeceklerse bu durumda ecir alırlar ve şehid'dirler. Eğer savaşta ellerindeki imkanları kullanmadan ahiret ve dünyalık faktörlerinin etkesi eşit veya biri daha etkin ise hesapları bu duruma göre olur. Bize zahir olan görüş budur. Allah daha iyisini bilir. [183]
Fasıl
Bir kimse halis ve doğru bir niyetle Allah yolunda Cihada çıktıktan sonra, savaşa başladıktan sonra riya durumu ortaya çıkarsa durumuna bakılır. Eğer bu riyakarlık durumundan önce savaşın kendisiyle doğrudan ilgili olmayan Allah yolunda mal infak etme, Allah yolunda savaşan birini donatma, bu yolda zorluğa girme, bu yolda at beslenme, bekçilik yapma... vb. gibi ibadetler yapmış ise riyadan önceki bu işlerinden dolayı ecir olur. Gazzali[184] bu ve benzeri meselelerde bu görüştedir.
Müellif şöyle diyor: Bu konuda yukarıda geçtiği şekilde kendisinde riyanın ortaya çıktığı işlerin açık bir şekilde riyaya delalet etmemesi şarttır. Örneğin bir çok kişiyi savaş için ücretle tutma, silah alma, binek alma... vb. gibi şeyleri adam yapmışsa, riya tehlikesi ortaya çıkınca adamın kalbine infak ettiği şeylerle ilgili riyakarlık gelirde buna aç'ıkca delalet ederse bu durumda yine zor durumda kalır.
Şöyle denilmesi mümkündür: O kimse yaptığı işlerden ecir alır. Çünkü bu işleri ihlaslı [185] iken yapmıştır. Sonradan ortaya çıkan bir durumla ameli boşa gitmez. Riyanın ameli değil de, tehlikesiyle ameller boşa gitmez.Bazıları da şöyle söylemektedir
"Onun riyasıyla amelinin sevabı boşa gitmiştir.
"Fakat birinci görüş daha sahihtir. Çünkü bu görüş Allah'ın geniş rahmetiyle, fazl ve insanıyla kullarına muamelesine daha uygundur.
Eğer bu riyadan önce Allah rızası kasd edilerek yapılan bir iş yoksa, savaşa çıkar çıkmaz insanların kendisini görmesinden dolayı içine sevinç ve ferahlık gelmişse veya yaptığı infakı bilmelerinden huzur duymuşsa ve bundan dolayı onların övgüsünü beklemeye başlamışsa, bu kişi Allah'ın rızasından uzaklaşıp insanlara yönelmişse ve onların verecekleri ödül ve makamlardan hoşlanır duruma gelmişse amellerinin hepsini kaybetmiştir.[186] Allah'ın azabına ve gazabına da duçar olacaktır.
Ancak bu beklentileriyle beraber Allah'ın rızasını da gözönünde bulunduruyorsa, her iki istek birbirine karışık şekilde adamın içinde duruyorsa bunun hükmü de, yukarıda geçen ecir ve övgü için savaşan kimsenin hükmü gibidir.
Eğer kişi, insanlar kendisinin yaptığı amelleri görmese-lerdi, amellerini baştaki ihlasla sonuna kadar ettirecek durumda ise böyleleri hakkında ihtilaf edilmiştir. Muhasibi ve onun görüşünde olanlara göre, insanların amelini görmelerinden dolayı içine huzurun ve sevincin girmesi, onların övgülerini beklemesi, onların yanında saygın bir konuma gelmeyi beklemesiyle ameli boşa gider. [187]
Gazzali ise şöyle diyor: Bu durumda ortaya çıkan riya amelde etki edip görülmüyorsa -yani ameli daha iyi ve fazla yapma çabası- bilakis ameli yine uhrevi faktörlerle yapıyorsa, sadece görünmekle huzurlu olmuşsa, bu kişinin ameli bozulmaz. Çünkü niyetinin aslı bozulmamıştır. Bu niyet onun bu işi yapma ve tamamlama etkenidir. [188]
Eğer kişi halis bir niyetle Cihada çıkmışsa, iki taraf karşılaşıp insanlar saf tutunca ondan halis niyet gitmişse, fakat bu niyete ters bir hareket ondan peydah olmamışsa, sahih görüşe göre ilk niyeti [189] onun için yeterlidir. Savaş başlamadan önceki niyetle kıyaslanmasada o niyet, onun için ecir almasına sebeptir.
Allame İbni dakik elîyd bunu açıkça söylemektedir. Rasuluılah (s.a.v.):
"Kim ki Allah kelimesi üstün olsun diye savaşırsa, o Allah yolundadır."
Hadisinde şöyle diyor:
"Hadisten şart anlaşılmaktadır. Fakat bunu söylediğimiz zaman, olayı daraltmamamız gerekir. Öyleki savaşın başlangıç saatindekiyle karşılaştırmamamız gerekir. Bilakis olayı daha geniş tutmamız lazım. Savaşa gelişiyle oluşan genel maksadla yetinip, onun savaşa çıkışının Allah kelimesini yüceltmek için olduğunu söylemekle yetinmemiz lazım. Sahih hadis te buna delalet etmektedir. Hadise göre Mücahide savaş kastı olmaksızın atının yürüyüşü ve nehirden su içişi ona ecir olarak yazılır. Cihada ilk başta niyet etme olayı meydana gelmişse, bunun ayrıntılarda da olması şart değildir. Genel ile ayrıntı arasında fark olduğu açıktır.[190]
Bize göre en sahih görüş belirttiğimiz gibi; bir fiildeki maksad fiilin başlangıcındaki maksad ile karşılaştırılmaz. Madem ki işin başında niyet Allah kelimesini yüceltmek için146 Cihad'dır, zorluk ve meşakkate işi sürüklememek için bunun sonuna kadar devam etmesi gerekmez.
Korku anı, dehşet anıdır. Bazen insan gaflette iken gelir. İnsanın sürekli uyanık olmasını şart koşmak zorluk ve meşakkattir." [191] Allamenin bu görüşü güzeldir. Ancak birinci niyete ters düşen bir durumun olmamasının şart koşulması yukarıda geçtiği gibi gerekir.
Eğer kişi halis niyetle Cihada çıkarsa, niyeti de iki taraf karşılaşıncaya kadar devam ederse, insanlar saf tutunca savaşmaktan ve öne geçmekten korkarsa, fakat yenilme konusunda insanlardan utanırsa, öyleki kimse onu görmese veya gece olsa yenilgiyi kabul edip kurtulacaksa, ancak insanların yenilgiden dolayı onu ayıplayacaklarını ve kınayacaklarım bildiğinden dolayı savaşırsa; bu durumdaki utanç, Allah'a yakınlaştıran bir çeşit utanca benzemektedir. Çünkü aynı adama aynı sahne yol kesenlerle vb. ile oluşturulsa adam yenilgiyi kabul edecektir. Bu durumda kınama ve utanç korkusuna kapılmayacaktır Fakat kafirlerle savaştaki bu sebat, kınama korkusuyla, ecir kasdmın karışık bir sebatıdır. Bu durumda yukandakiyle kıyaslanınca bu kişinin ahiret şehidleri gibi olmaması gerekir. Çünkü kınama korkusu ile övülme isteği arasında herhangi bir fark yoktur. Her iki durumda da yenilen riyakarlık vardır.
Eğer kişi yol kesenlerle yapılan çatışmada da yenilmeyi kabul etmeyecek durumda ise, her iki durumda da ayıplama ve kınama korkusundan dolayı savaşa devam ederse, işte bu kişinin durumundan ibret alınması gerekir. Bu kişi zarar etmiştir. Çünkü savaşta ihlaslı olmaktan aciz kalmıştır. Savaş saffından kaçması da kendisine haram kılınmıştır. - Böyle bir durumdan Allah'a sığınırız- Bu adamın sebat etmesi veriya tehlikesine karşı da nefsiyle mücadele etmesi gerekir. İhlası oluşturmak için Allah'a sığınması lazımdır. Umulur ki Allah aciz ve ızdıraplı olan bu kişiye bakar ve ona ihlası nasip eder. Dolayısıyla şehadete kavuşarak kurtulur. Fakirlikten sonra saadet hazinesiyle zengin olur. Allah dilediğini korur, dilediğini doğru yola eriştirir. [192]
Fasıl
Savaş ihlasla tamamlandıktan sonra, kişi kendisinin savaştığını bilmeyen birine savaşını anlatırsa veya genel hatlarıyla savaşı bilen birine cesaretini anlatmak için veya sabrım veya savaştaki maharetini... vb. anlatmak için ayrıntılı olarak anlatırsa ne olur? Gazali şöyle diyor:
"Böylelerinden korkulur. Hadisler ve gelen haberler onun amelinin boşa gittiğine delalet etmektedirler.
1056- İbni Mes'ud'dan rivayet edildiğine göre bir adam şöyle diyordu:
"Dün Bakara suresini okudum." İbni Mes'ud bunu duyunca:
"Bu onun Bakara'dan aldığı nasibidir" dedi. [193]
1057- Rasulullah'tan (s.a.v.) rivayet edildiğine göre bir adam şöyle soruyor:
"Ya Rasulallah! Bütün zamanlarda oruç tuttum." Rasulullah (s.a.v.):
"Sen oruç da tutmadın, iftar da etmedin" buyurdu.
Rasulullah'tan (s.a.v.) gelen hadis ve İbni Mes'ud'dan gelen haberin; ibadet sırasında kalbin riyadan arınamaması durumuna delalet etme ihtimali vardır. Bunlarda amelde ortaya çıkıp amelin sevabım yok eden bir durumun kastedilmesi uzak bir ihtimaldir
Burada kıyasa en uygun olan görüş şudur: Bu durumda kişi geçmiş olan ameline karşılık ecir alır, ibadetten sonra yaptığı riyakarlığa karşılık da cezasını çeker.
Kişinin, yaptığı cihadı zikretmemesi ısrarla vurgulanmaktadır. Salih amelinin boşa çıkma korkusundan dolayı, faydası olmadığı halde hiçbir amelini açığa vurmaması gerekir. [194]
1057-Beyhaki'nin "şuab"da kendi isnadıyla Ebud Derda'dan (r.a.) rivayet ettiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Ameli koruyabilmek, onu yapmaktan daha zordur. Kişi bir amel yapar, ona gizliden yapılmış salih bir amelin ecri yazılır. Ecri yetmiş katına kadar çıkarılır. Şeytan o kişiyi amelini insanların yanında söyleyene kadar bırakmaz. Kişi amelini açıktan söyleyince, açıktan yapılmış amelin ecri yazılır, katlanarak kendisine verilen ecirlerin hepsi silinir. Şeytan, ikinci sefer insanların yanında amelini açıkça söyleyene kadar o kişiyi yine bırakmaz. Kişi o ameliyle anılmak ve ona karşılık övülmek isteyinceye kadar onunla uğraşır. Bunu yapınca açıkça yapılan amelin ecri de silinir ve ona riyakarlık yazılır. Allah'tan sakınan kişi dinini korur. Şüphesiz riya şirktir." [195]
İnsanın Cİhad ve başka amellerini açıklamaktan kaçınması lazım. Ancak halis bir niyetli, kendine güvenerek, kendisine uyacak birine anlatırsa ve anlattığında onun kalbinde ibadete karşı daha fazla kuvvet, cesaret ve iştiyak meydana gelirse o zaman durum farklıdır, örneğin adama şöyle demesi gibi: Ben şuradaydım, şuradan ata binmiştim, Allah yolunda şöyle infak ettim, içimden şöyle geçiyordu, ... vb. gibi. Dinleyen kimse de bunları duyunca kalbi güçlenip nefsi ve malıyla mücadeleye katılıyorsa, kalbinden korkaklık ve cimrilik karanlığı gidiyorsa bunda bir mahzur yoktur. Çünkü nefisler kendi akranlarına benzeme, zamanının insanlarıyla yarışma tabiatı üzerine yaratılmıştır. Selefin yaptıklarını anlatmadaki maksat budur.
Bir kimse, muhatabının anlattıklarını başkasına nispet etmekle ona da tabi olacağını biliyorsa, bu durumda kendi amellerini anlatmasına herhangi bir ruhsat bulamamaktayım. Bazı savaşçıların şöyle yaptıklarında ittifak edilmiştir, bazı gördüklerimiz şöyle yapıyorlardı, başına şöyle bir olayın başına geldiği bir kişi gördüm, şöyle yapan birini tanıyorum... vb. gibi sözler. Bu gibi ibarelerde muhatab, işi yapan kişinin karşısındaki adam olduğunun farkına varmaz. Aynı zamanda adamın bu işlerde başkasına tabi olması da meydana gelmiş olur. Selefin çoğu, yaptıkları amelleri gizlemek için çabalarlardı. Bazıları kendilerine uyulacağını bildikleri halde bunu yaparlardı. Çünkü kişi çoğu zaman kendi nefsine güvenememektedir. Riya hadiste söylediği gibi: [196]
1058- "Karıncanın yürüyüşünden daha gizlidir." [197]
Ahmed ve Taberani Ebu Musa'dan (r.a.) rivayet etmişlerdir. [198]
1059- Rasulullah (s.a.v,) şöyle buyuruyor:
"Kim kendi amelini başkalarına duyurursa, Allah da onu işiten mahluklarına duyurur, onu küçültür ve tahkir eder."[199]
Taberani iyi bir senedie İbni Ömer'den rivayet etmiştir. [200]
1060- Sahihi Buhari ve Müslim'de şöyle diyor:
"Kim duyurursa, Allah da onu duyurur.” [201]
Yani kim amelini açıklar ve riyakarlıkla insanlara duyurursa, Allah da onun bu bozuk niyetini açıklar ve onu mah-lukatmm ileri gelenlerinin yanında rezil eder.
Salih kimseler, ibadetlerin açıklanmasının büyük bir tehlike olduğunu ve nefsin hilelerinin sayılamayacak kadar çok olduğunu bildikleri için, ibadetlerim korumak için gizlemişlerdir. Boşa gitme korkusundan dolayı bu yolu seçmişler ve Allah'ın bu amelleri bilmesiyle yetinmişlerdir. Çünkü onlara karşılık olarak ecir verecek olan odur. İbadetlerin gizlenmeye ve korunmaya en çok değer olanı ve en evla olanı, yalnız başına ebedi saadeti veya ebedi azabı gerektirenCihad'dır. [202]
1061- İbni Asakir'in Muhammed b. El Müsenna'dan [203], onun da Abdullah b. Sinan'dan [204] rivayet ettiğine göre Abdullah şöyle diyor:
"Ben İbni Mübarek ve Mu'temir b. Süleyman [205] ile Tarsus'ta [206] beraberdim. Birden insanlar "Savaşçılar! Savaşçılar diye bağırdılar. İbni Mübarek ve Mu'temir ile beraber insanlar da çıktılar. Müslümanlar ve düşman saf oluşturduktan sonra Rum'lardan biri ortaya çıkıp müslümanlardan düello istedi. Bir müslüman karşı çıktı. Kafir [207] müslümanı sıkıştırdı ve öldürdü. Sonra başkalarıyla beraber altı müslümanı öldürdü. İki saf arasında dolaşmaya ve karşısına çıkacak birini istemeye başladı. Kimse karşı çıkmadı. Adam İbni Mübarek'e döndü ve şöyle dedi:
"Ey Abdullah eğer başıma ölüm gelecek ise bunu yap." İbni Mübarek bineğini sürdü ve kafire karşı çıktı. Onunla bir saat mücadele etti. Sonra onu öldürdü. Sonra düello istedi. Başka biri geldi, onu da öldürdü. Taki sonunda altı kafiri öldürdü. Sonra yine düello istedi. Düşman sanki ondan korkmuştu. [208] Bineğini hareket ettirdi ve iki saf arasından kayboldu. Ben bir şeyin farkına varmadan baktım ki İbni Mübarek yanımda duruyor. Bana şöyle dedi:
"Ey Abdullah ben sağ iken kimseye bir şey söylerse...-bir kelime söyledi-." O sağ İken hiç kimseye bir şey söylemedim." Bu hikayeyi birden fazla kişi anlatmıştır. [209]
1062- İbni Asakir'in Esmai'den rivayet ettiğine göre şöyle diyor:
"Mesleme b. Abdulmelik [210] bir kaleyi kuşattı. Bu kuşatmada büyük bir sıkıntıya düştüler. İnsanlar tüne [211] açmaya başladılar. Kimse içeriye geremedi. Askerlerden biri geldi ve içeri girmeyi başardı. Allah kaleyi fethetmeyi onlara nasip etti. Mesleme'nin tellalı:
"Tünel sahibi nerede?" diye bağırdı. Kimse gelmedi. Çağrı iki, üç ve dört sefer tekrarlandı. Dördüncüde bir adam geldi ve şöyle dedi:
"Tünel sahibi benim ey emir. Üçer sefer söz ve güvence almak istiyorum. İsmimi kayıtlara geçirmeyeceksiniz. Benim için bir şey emretmeyeceksiniz. Beni işimde meşgul etmeyeceksiniz." Mesleme ona şöyle dedi:
"Sana bunu yapıyoruz." Sonra adam ortadan kayboldu ve bir daha görülmedi. Mesleme bundan sonra namazlarından sonra şöyle diyordu:
"Allah'ım beni tünel sahibiyle beraber kıl." [212]
Selefin amellerini gizlemeleriyle ilgili hikayeler çoktur. Allah muvaffak kılandır. [213]
[1] Zümer: 38/3.
[2] Beyyine: 98/5.
[3] Tirmizi'de "Dünya'ya" şeklinde rivayet edilmiştir
[4] Buhari bu hadisi; vahyin başlangıcı bahsinde 'Rasulullah'a vahiy nasıl başlamıştır' babında 1/2, Ömer b. Hattab'ın lafzıyla iman bahsinde; 'Ameller niyet ve hesaba göredir' babında 1/2 rivayet etmiştir.
Hadisteki "Niyete göre" ve "Onunla evlenmek için" lafızları Yahya b. Said'den Malik yoluyla rivayet edilmiştir.
Müslim hadisi; imaret bahsinde "Ameller niyete göredir" babında 3/1515 rivayet etmiştir. "Hadiste geçen "Niyete göre" ve "Onunla evlenmek için" lafızları Yahya b. Said'den Malik yoluyla rivayet edilmiştir.
Ebu Davud- Talak bahsinde "Niyetler ve talakda önemli olan şeyler" babında 2/651 rivayet etmiştir. Hadiste geçen "Niyetlere göre" ve 996- Ahmed ve başkalarının İbrahim b. Abid b. Rufaa'dan rivayet ettiğine göre, İbni Mes'ud'un arkadaşlarından Ebu Muhammed ona Rasulullah'ın (s.a.v.) şöyle dediğini haber vermiştir:
"Muhakkak ki ümmetimin şehidlerinin çoğunluğu yatak ehillerindendir." 5
"İki saf arasında ölen nice kimseler vardır ki Allah onların niyetlerini daha iyi bilir."6 Bu hadis mürseldir. Senedden İbni Mes'ud'un düşürülmüş olması büyük ihtimaldir. Allah daha iyisini bilir. "Onunla evlenmek için" lafızlarını Yahya b. Said'den Süfyan yoluyla rivayet etmiştir.
[5] Müslim rivayet etmiştir. İmare bahsinde "Hastalık veya başlıca bir özrün gazveden alıkoyduğu kimseler" babında rivayet etmiştir. 3/1518 Cabir'den, bu lafızla rivayet etmiştir.
[6] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/4
[7] (t) Nüshasında: "Mesiren" lafzı yerine "seyren" lafzı geçmektedir.
[8] Buhari bu hadisi Meğazi bahsinde, "özrün Cihad'dan alıkoyduğu kimseler" babında, 5/136 da Enes'ten onun lafzıyla rivayet etmiştir.
Ebu Davud- Cihad bahsinde, "özürden dolayı oturmanın ruhsatı" babında 3/25 No: 2508 de Enes'ten Musa b.Enes yoluyla rivayet etmiştir.
İbni Mace Cihad bahsinde, "özrün Cihad'dan alıkoyduğu kimseler" babında 2/923 No: 2764'de, Humeyd'den Ebu Adiy yoluyla rivayet etmiştir.
[9] Hadisin tahrici için bir önceki.sayfadaki kaynağa bakın.
[10] Tirmizi bu hadisi; Zühd bahsinde, "Dört grup insan gibi dünya kadar gelenler" babında, 4/562 de Ebu Kebşe'den, onun lafzıyla rivayet etmiştir. Onun Rasulullah'tan (s.a.v.) şöyle duyduğunu rivayet etmiştir:
"Üç şey üzerine yemin ederim, size bir hadis söyleyeyim, onu ezberleyin. Hiçbir kutun malı sadakadan eksilmez. Hangi kul bir haksızlığa uğrarda ona karşı sabrederse Allah muhakkak onun izzetini artırır. Her kim bir müşkilenin kapısını açarsa, muhakkak ki Allah da ona fakirlik kapısını açar. Size bir söz söylüyorum, onu ezberleyin: "Muhakkak ki dünya dört grup insan içindir. Bir kul vardır. Allah ona mal vermiştir. O'da malı ve ilminde Allah'tan sakınır, akrabalarını gözetir, Allah'ın onlarda belli bir hakkının olduğunu bilir. İşte bu en güzel konumdur. Başka bir kul vardır. Allah ona ilim vermiştir, fakat mal vermemiştir. O kişi niyetinde doğrudur şöyle der:
"Eğer benim malım olsaydı, ben de falan gibi yapardım." Bu onun niyetidir. İkisinin ecri eşittir. Başka biri daha vardır. Allah ona mal vermiş, ilim vermemiştir. O, malında bilinçsizce tasarrufta bulunur. Malında Allah'tan sakınmaz, akrabasını gözetmez ve Allah'ın onda belli bir hakkının olduğunu bilmez. İşte bu en kötü konumdur. Bir başkası da vardır ki Allah ona mal da, ilim de vermemiştir.
O'da şöyle der: "Eğer benim malım olsaydı, ben de falanın yaptığı gibi yapardım." Bu onun niyetidir. Günahları da eşittir."
Ebu İsa şöyle diyor: Bu
hadis, hasen ve sahihtir. Ahmed bu hadisi 4/231 de Abdullah b. Muhammed b.
Nemir yoluy
[11] Kurtubi Tefsiri: 5/342.
[12] Nisa: 4/95.
[13] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/6-7
[14] Müslim bu hadisi imaret bahsinde, "Kim ki, Allah kelimesi üstün olsun diye savaşırsa, o Allah yolundadır" babında 3/1512 No: 1904 de rivayet etmiştir.
Buhari- Cihad bahsinde, "Allah kelimesi üstün olsun diye savaşan kimse" babında 3/206 da Selman b. Harb yoluyla Şube'den nakletmiştir. Cihad bahsinde, "Ganimet için savaşanın ecri azalır mı?" babında, 4/51 de Gander yoluyla Şu'be'den aynısını nakletmiştir.
Nesai- Cihad bahsinde, "Allah kelimesi üstün olsun diye savaşan kimse" babında 6/23 de Halit yoluyla Şu'be'den rivayet etmiştir. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/7-8
[15] Müslim bu hadisi, İmaret bahsinde "Kim Allah kelimesi üstün olsun diye savaşırsa, o Allah yolundadır" babında 3/1513 No: 1904 de rivayet etmiştir.
Buhari- Tevhid bahsinde, "Allahu Teala'nın "Muhakkak ki bizim, kullarımızdan rasullerimiz için sözümüz geçmiştir" ayetinin, babında 8/189 da Süfyan yoluyla, A'maş'tan rivayet etmiştir.
Tirmizi- Cihadın faziletleri bahsinde, "Riyakarlık ve dünyalık için savaşan hakkında varid olanlar" babında 4/179 No: 1646 da Hannad yoluyla, Ebu Muaviye'den nakletmiştir.
İbni Mace- Cihad bahsinde "Savaşta niyet" babında 2/931 No: 2713 de Muhammed b. Abdullah b. Nemir yoluyla Muaviye'den nakletmiştir. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/8
[16] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/8
[17] Müslim bu hadisi, imaret bahsinde., "Kim, Allah kelimesi üstün olsun diye savaşırsa, o Allah yolundadır" babında 3/1513 No: 1904 de bu lafızla rivayet etmiştir.
Buhari- İlim bahsinde, "Ayaktaki adamın oturan adama soru sorması" babında 1/40 da Osman yoluyla Cerir'den aynısını rivayet etmiştir. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/9
[18] Ebu Davud- Cihad bahsinde "Allah kelimesi üstün olsun diye savaşan kimse" babında 3/31 de nakletmiştir.
[19] Ebu Davud- Cihad bahsinde, "Allah kelimesi üstün olsun diye savaşan kimse" babında 3/32 No: 2519 da nakletmiştir.
Beyhaki- Siyer bahsinde, "Allah yolunda olabilmek için, üzerinde savaşılan niyet" babında 9/168 de Ahmed b. Hanbel yoluyla Abdurrahman b. Mehdi'den rivayet etmiştir.
Hakim- Cihad bahsinde 2/85 de, İshak b. Mansur yoluyla Abdurrahman b. Mehdi'den rivayet etmiştir. Hakim şöyle diyor:
"Bu hadisin senedi sahihtir. Buhari ve Müslim bu hadisi tahric etmemişlerdir. Seneddeki Muhammed b. Ebul Vaddah; Ebu Said Muhammed b. Müslim b. Ebul Vaddah El Müddeb'dir güvenilir, emin bir kişidir." Beyhaki de bu görüşe katılmaktadır.
Takrib'de şöyle diyor: Muhammed b. Müslim b. Ebul Vaddah el müsenna El Kadai Cezeri. Bağdat'a gelmiştir. Ebu Said el Müddeb meşhur künyesidir. Saduktur, önemsenir, seksen yılından sonra ölmüştür. Takrib: 2/208 No: 705.
[20] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/9-10
[21] Bu fazlalık (t) nüshasında geçmektedir. Kitabın aslında yoktur. Ebu Davud ve başkalarının yanındaki rivayetler bu teyid etmektedir.
[22] Ebu Davud bu hadisi, Cihad bahsinde "savaşan ve dünyalık isteyen kimse" babında 3/30, No: 2516 da bu lafızla nakletmiştir.
Münziri Muhtasarda şöyle diyor: İbni Mükerriz buradan daha fazla zikredilmemiştir. Bilinmemektedir. Muhtasarı Ebu Davud: 3/372 No: 2406. İbni Hibban- Cihad bahsinde, "Cihadda niyet" babında rivayet etmiştir.
Mevariduz Zem'an ila zevaidi İbni Hibban: s. 386 No: 1604 de Hibban b. Musa yoluyla Abdullah b. Mübarek'ten rivayet edilmiştir. Hakim- Cihad bahsinde 2/85, Ali b. Hüseyn b. Şakik yoluyla Abdullah b. Mübarek'ten nakletmiştir. Hakim: "Bu hadisin isnadı sahihtir. Buhari ve Müslim bunu rivayet etmemişlerdir" demektedir. Zehebi de bu görüştedir. Hakim hadisin senedindeki İbni Mükerriz'in Eyyüp İbni Mü-keriz olduğunu açıklamaktadır.
Ahmed- 2/290 da Yezİd yoluyla İbni Ebi Zi'b'den nakletmektedir.
İbni Mübarek- Cihad kitabında s. 169, No: 227 de musannifin senediyle rivayet etmektedir.
Elbani Ebu Davud'un rivayetinin ta'likinde şöyle diyor: Ahidleri sahihtir. Mişkatül Mesabih fil Cihad: 2/1129.Takrib'de şöyle diyor: Eyyüp b, Abdullah b. Mükerriz El amiri, el kureşi el hatib. Mestur bip tir. Üçüncü tabakadandır. Ebu Davud'un ondan rivayet'te bulunduğu sabit değildir.
Tehzib'de şöyle diyor: Ebu Davud; İbni Ebi Zi'b, Kasım b. Abbas'dan, Bekir b. Eşec'den, İbni Mükerriz'den Ebu Hureyre'den şu hadisi rivayet etmektedir:
"Ya Rasulallah! Adam Allah yolunda cihad'la beraber dünyalık da elde etmek istemektedir..." Hadisi Ahmed müsnedinde başka bir yolla İbni Ebi Zi'b'den naklederken İbni Mükerriz'i, Yezid b. Mükerriz diye isimlendirmektedir. Buradan da anlaşılıyor ki Ebu Davud'un kendisinden rivayet ettiği kişi Eyyüb değildir. Elberra bu hadis hakkında İb'nil Medeni'den şunu nakletmektedir: Bu hadisi İbni Ebi Zi'b'den başkası nakletmemîştir. İbni Mükerriz meçhul biridir." Fakat bana göre Eyyüb'ü İbni Hibban sika Mardan saymaktadır.
Tehzib: 1/407-408 No: 747, Takrib: 1/90 No: 701. Muğni s. 239 da şöyle diyor: "Mikaez b. Hafs başka bir görüşe göre Mekrez b. Hafs'tın"
[23] Nihaye 2/214 de şöyle diyor: "Elaraz" dünya meta'sıdır.
[24] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/10-11
[25] Nesai bu hadisi Cihâd bahsinde, "savaşta ecir ve övgüyü isteyen kimse" babında 6/25 Ebu Umame'den rivayet etmiştir. Ebu Davud'un rivayetini sadece yukarıdaki şekliyle bulabildik.
Neylül evtar 7/243 te şöyle diyor: "Bu hadisi Ahmed, Nesai rivayet etmişlerdir. Ebu Umame'nin hadisi hıfz yönünden güzeldir. Senedi Fetih'tedir. İ
bn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/11
[26] Kehf: 18/110.
[27] İbni Mübarek- Cihad bahsinde s. 34 No: 12 de nakletmiştir. Hakim- Cihad bahsinde 2/11 de Nuaym b. Hammad yoluyla İbni Mubarek'ten nakletmiştir. Burada İbni' Abbas'ı da zikretmektedir, şöyle diyor: "Bu hadis Buhari ve Müslim'in şartlarıyla sahihtir. Fakat onlar rivayet etmemişlerdir. Zehebi de bu görüştedir.
" İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/12
[28] Takrib'de şöyle diyor: Fecer b. Fadale b. Nu'man, et-Tenuhi Eşşami zayıftır. Sekizinci tabakadandır. Yetmiş dokuz yılında vefat etmiştir. Buhari "Duafai sağir'de" Yahya b. Said'den nakille hadisin münker olduğunu söylemektedir. Nesai, Duafa ve Metrukin'de zayıf olduğunu söylemektedir. Cerh'te şöyle diyor: Onu Yahya b. Main'den sordular şöyle dedi:
"Hadisi zayıftır". Ebu Hatim şöyle diyor: "Saduktur. Hadisi yazılır ama delil olmaz. Yahya b. Said'den rivayet ettiği hadiste münkerük vardır. Diğer hadislerde daha iyidir. Sabit'ten yaptığı rivayet sahih değildir.Takrib: s. 2/108 No: 15. Buhari'nin Duafa kitabı: s. 95 No: 30 Nesai'nin Duafa kitabı: s. 87 No: 491, Cerh: 7/85 No: 483.
[29] Bütün nüshalarda şöyle geçmektedir. Eşlem b. Vedaa bu hatadır sahih olanı diğer kitapların söylediği gibidir.
[30] Tarihi Kebirde şöyle diyor: "Abdullah b. Salih bize dedi ki: Muaviye Esed'in hasta olduğunu bana söyledi." Lisamil Mizanda şöyle diyor: Esed b. Vedaa Şam'lıdır. Tabiinin küçüklerindendir. İbni Main şöyle diyor: "O Ezherül Harrani ve bir cemaat Aliye söverlerdi." Nesai diyor ki: O sika'dır. İbni Hibban'da onu sika'lardan saymıştır. Buhari'nin Tarihül Kebiri: 2/50 No: 1647. Usanul Mizan: 1/382.
[31] Takrib'de 1/442, No: 553 de şöyle diyor: Abdullah b. Kays E! kindi essukuni etterağimi, Ebu Bahriyye, humusludur. Muhadramların meşhurlarındandır. Sika'dır. Yetmiş yedi yılında öldü.
[32] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/12
[33] Bu isnadda künyesi Ebun Nadr olan bir ravi vardır. Yezid b. Ebu Habib'in ondan ve Ömer İbni Ubeydullah'tan rivayet ettiğine göre bu ravi Abdullah b. Ömer'e soru sordu.Araştırmalardan sonra, Müslim'in künyeler kitabında, künyesi Ebu Nadr olanın Ömer b. Ubeydullah'ın kölesi olduğunu buldum. İkinci mesele: Bu adam Ömer b. Ubeydullah b. Abdullah b. Ömer b. Hattab'ın kölesi midir? -Bunu bulamadım- yoksa Ömer b. Ubeydullah etteymi'nin kölesi midir? İkincisi tercih edilen görüştür.
Takrib'de şöyle diyor: "Salim b. Ebu Ümeyye Ebu Nadr, Ömer b. Ubeydullah'ın kölesidir. Teym kabilesinden Medine'lidir. Sika'dır. Mürsel hadis nakleder. Beşinci tabakadandır. Yirmi dokuz yılında ölmüştür.
Tehzibul Kemal'de söylenilenler benim söylediğimi teyid etmektedir. "Ebu Nadr Salim b. Ebu Ümeyye'den Yezid b. Ebu Habib rivayette bulunmuştur. Fakat o, Ömer b. Ubeydullah'tan rivayet etmemiştir". Onun Ömer'den rivayet etme ihtimali de vardır. Çünkü efendisidir. Fakat Tehzibul Kemal'in sahibi onu zikretmemiştir
[34] Bütün nüshalarda şöyle geçiyor: "Ebun Nadr b. Ömer b. Ubeydullah" bu ravi'yi tercümesini bulamadım, Said b. Mansur'un sünenine baktıktan sonra bunun hata olduğunu anladım. Sünende "Ebun-Nadr Ömer b. Ubeydullah'tan" şeklinde geçmektedir. Benimde kabul ettiğim budur. Cerh'te şöyle diyor: Ömer b. Ubeydullah b. Ma'mer el Kureşi etteymi. Eban b. Osman'dan rivayette bulunmuştur.
Takrib: 1/279 No: 2, Cerh: 6/120 No: 646, Müslim'in El Küna'sı: S. 187. Tehzibul Kemal: 2/459
[35] Said b. Mansur Cihad bahsinde, "Cihad'da riya hakkında varid olanlar" babında 2/3/249 No: 2541 de nakletmektedir. Bu hadisin senedinde Ferec b. Fadale vardır. Bu adam zayıftır. İsnadı da zayıftır.
İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/13
[36] Takrib 2/238 No: 1007 de şöyle diyor: "Mürre b. Şürahil ElHedani Ebu İsmail El Kufi. Kedisi için "Mürre ettib" denilen adamdır. Abid ve sika'dır. İkinci tabakadandır. Yetmiş altıyılında vefat etmiştir. Bir görüşe göre daha sonra vefat etmiştir.
[37] (t) nüshasında: "Dinarlar için" şeklinde geçmektedir.
[38] İbni Mübarek Cihad bahsinde S. 32 No: 9 da nakletmiştir
[39] S. 291 de tercümesi geçmiştir.
[40] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/14
[41] Takrib'de şöyle diyor: Ata b. Essaib Ebu Muhammed kendisine Ebus Saib essekafi el kufi'de deniliyordu. Saduktur. Fakat karıştırmıştır. Beşinci tabakadandır. Otuz altı yılında vefat etmiştir.
Tehzib'de şöyle diyor: "Süfyan'ı Sevri, Şu'be, Züheyr, Zaide, Hammad b. Zeyd ve Eyyub onun sahih olduğu görüşündedirler. Onların dışındakiler ise Hammad b. Selmete hariç onun hakkında tavakkuf etmişlerdir. Meşayihin görüşleri bu konuda ihtilaflıdır.
İbni Keyyal şöyle diyor: Ahmed b. Hanbel diyor ki: Sika'dır. Salih bir adamdır. Kim ondan, eskiden hadis işittiyse hadisi,sahihtir. Kim onda yeni hadis işitti ise onun hadisi bir şey değildir.
Takrib: 2/22, 191, Tehzib: 7/207, Kevakibün nirat: S. 322.
[42] Takrib'de şöyle diyor: Ebu Ubeyde b. Abdullah b. Mes'ud künyesiyle meşhurdur. Meşhur olanı onun künyesinden başka isminin olmadığıdır. Deniliyor ki onun ismi Amir'di. Kufelidir, sika'dır. Üçüncü tabakanın büyüklerindendir. Fakat sahih olanı onun babasından hadis işitmediğidir. Seksen yılından sonra ölmüştür.
Tehzib'de şöyle diyor: Babasından işitmemiştir ama ondan rivayette bulunmuştur. Şu'be Amr b. Mürre'den şunu nakleder: Ebu Ubeyde'ye sordum. Abdullah'tan bir şey hatırlıyor musun? "Hayır" dedi. İbni Hibban onu sika'lar.
[43] Hakim hadisi Cihad bahsinde 2/110 da nakletmiştir. Hakim şöyle diyor: Bu hadisin senedi eğer mürsellikten kurtulmuşsa sahihtir. Hocalarımız Ebu Ubeyde'nin babasından hadis işitmesinde İhtilaf etmişlerdir. Zehebi'de bu görüştedir.
[44] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/14-15
[45] İbni Mübarek hadisi Cihad kitabında S. 33 No: 10 da nekletmiştir. Hakim Müstedrek'te Cihad bahsinde 2/108 de Malik b. Enes b. Haddesan yoluyla Ömer b. Hattab'dan rivayet etmiştir. Hakim diyor ki: Bu hadis Buhari'nin şartıyla sahihtir. Buhari ve Müslim bunu rivayet etmemişlerdir. Bu konuda Ebu Musa'nın hadisi üzerine ittifak etmişlerdir: "Kim Allah kelimesi üstün olsun diye savaşırsa, o Allah yolundadır."
[46] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/15-16
[47] Nihaye: 3/280 şöyle diyor: "Hadiste geçen "ikal" kelimesi, devenin kendisiyle bağlandığı şeye denir.
[48] Nesai Cihad bahsinde "Allah yolunda savaşırda savaşında sadece deve yularına niyet eden kimse" babında 6/24 de Ubade b. Samit'den rivayet etmiştir.Hakim- Müstedrek'de Cihad bahsinde 2/109 da, Yezid b. Harun yoluyla Hammad b. Selmete'den rivayet etmiştir. Hakim diyor ki: "Bu hadis sahihtir. Buhari ve Müslim rivayet etmemişlerdir". Zehebi'de bu görüştedir. İbni'Hibban- Cihad bahsinde, "Cihad'da niyet" babında, Mevaridüz Zam'an'da S. 386 No: 1605 de Abdulvahid b. Gayya yoluyla Hammad b. Selmete'den rivayet etmiştir. Ahmed-5/315 de, Yezid b. Harun, yoluyla Hammad b. Selmete'den rivayet etmiştir. Elbani, Nesai'nin rivayetine yazdığı ta'Iikde şöyle diyor: "Bu sahih bir hadistir". Mişkatul Mesabih fil Cihad: 2/1130.
[49] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/16
[50] Takrib'de şöyle diyor: 2/377, No: 401, Ya'la b. Ümeyye Ebu Ubeyde b. Humam etteymi, kureyşin müttefiki. O Ya'la b. Münye'dir. Münye adamın annesinin ismidir. Meşhur bir sahabidir. Kırk küsur yılında vefat etmiştir.
[51] Ebü Davud, Cihad bahsinde, "Cihad'a hizmet ücretiyle çıkan kimse" babında, 3/37, No: 2527 de rivayet etmiştir. Beyhaki- Sünen'inde, "Seyr" bahsinde, "Gazvede hizmeti için adam ' tutan kimse" babında, 9/29 da Halit b- Derik yoluyla Ya'la b. Münye'den rivayet etmiştir. Hakim- Cihad bahsinde, 2/112 de, Ali b. Hüseyin b. Cündi El Maliki yoluyla Ahmed b. Salih'ten rivayet etmiştir. Hakim diyor ki: Bu hadis Buhari ve Müslim'in şartlarıyla sahihtir. Fakat hadisi rivayet etmemişlerdir.
[52] Bütün nüshalarda "Eşşibani" şeklinde geçmektedir. Fakat bu hatadır. Sahih olanı Muğni kitabının isimlerin zaptı konusunda söylediği şekildir. İbni Hacer de "es sibani" şeklinde olduğunu söylemektedir. Takrib'de şöyle diyor: 2/355, No: 142: "Yahya b. Ebu Amr Essibani Ebu Zurate El Himsi. Sika'dır. Altıncı tabakadandır. Sahabelerden yaptığı rivayetler mürsel'dir. Kırk sekiz veya daha sonra vefat etmiştir.
[53] Anlaşıldığına göre bu ibare Hakim'e aittir. Başka yerde "Buharı ve Müslim'in yanında" şeklinde geçmektedir.
İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/17
[54] Takrib'de şöyle diyor: "Ebul Acfa Essilmi Elbasri. İsminin Herem b. Nesib olduğu söyleniyor. Tersi de söyleniyor. İkinci tabakadan kabul edilir birisidir. Buhari'nin söylediğine göre doksandan sonra vefat etmiştir.
Tehzib'de şöyle diyor: "İbni Ebu Hayseme şöyle diyor: "İbni Main'e Ebul Acfa'yı sordum, isminin Harem olduğunu söyledi. Basralıdır. Sika'dır". İbni Hibban'da sika'lardan saymıştır. Buhari hadisinde şüphe olduğunu söylemiştir.
Hakim diyor ki: "Ebu Ahmed'in hadisi sağlam değildir." Darekutni sika olduğunu söylemiştir." Tehzib: 12/165, No: 790, Takrıb: 2/450, No: 115
[55] Hakim hadisi Cihad bahsinde 2/109 da rivayet etmiştir. Hakim şöyle diyor: Bu büyük ve sahih bir hadistir. Buhari ve Müslim'den biri bile rivayet etmemiştir. Bunun sebebi Selmete b. Alkame'nin İbni Sirin'den şunu nakletmesidir: "Ebul Acfa'dan hadis naklettim." İnşallah nikah kitabında hadisin sıhhatinin delillerini sıralayacağız. Zehebi de bu görüştedir.Hakim şöyle diyor: "Ebu Acfa Essilmi. İsmi Herem b. Hayyan'dır. Sika'lardandır. Ebul Abbas Muhammed b. Yakub'u şöyle derken işittim: "Abbas b. Muhammed eddevriyi şöyle derken işittim: "Yahya b. Maini şöyle derken işittim: "Abdurrahman b. Mehdi, Ebul Acfa'nın adının Herem olduğunu bize haber verdi". 2/176.İbni Hibban- Nikah bahsinde "Ganimetler" babında, Mevariduz Zem'an'da S. 307, No: 1259 da, Hişam b. Hasan yoluyla Muhammed b. Sirin'den aynısın nakletmiştir.
Nesai- Nikah bahsinde "kadınlar arasında adalet" babında, 6/117 de, Eyyüb Avn ve Selmete yoluyla Alkame ve Hişam b. Hasan'dan, onlar da Muhammed b. Sirin'den rivayet etmişlerdir. İbni Ebi Şeybe kitabında Cihad bahsinde 5/341 de, Ebud-Duha No: 2426.Essilmi yoluyla Ömer b. Hattab'dan nakletmiştir.
[56] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/18
[57] Esedül Ğabe'de şöyle diyor: "Amr İbni Ekyeş Rasulullah'a (s.a.v.) geldi." Ebu Hureyre de ondan nakletmiştir.
[58] Ebu Davud- Cihad bahsinde "Müslüman olup Allah yolunda öldürülen kimse" babında 3/43, No: 2537 de nakletmiştir. Münziri Muhtasar'ında şöyle diyor: "Darekutni, Hammad b. Selmete'nin yalnız başına rivayet ettiğini söylemektedir. Ahmed Şakir yazdığı ta'likde Darekuni'nin hata yaptığını söylemektedir. Bu hadisi İbni İshak manayla rivayet etmiştir. Hadisi Haşin b. Abdurrahman'dan, o da İbni Ebu Ahmed'in kölesi Ebu Süfyan'dan, o da Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir. Sireti İbni Hişam: S. 579-580 Hafız, hadisi İsabe adlı kitapta nakletmiştir. 4/287. Hafız İsnadının Hasen olduğunu söylemektedir. Hadisi, Hakim'e nispet etmektedir. 3/382,
Hakim- Cihad bahsinde 2/113 de Osman b. Said Ed-Darimi yoluyla Musa b. İsmail'den rivayet etmiştir. Hakim şöyle diyor: "Bu hadis Müslim'in şartıyla sahihtir. Buhari ve Müslim bunu rivayet etmemişlerdir." Zehebi'de bu görüştedir.
[59] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/19
[60] Ebu Davud- Cihad bahsinde "savaşta dünyalık isteyen kimse" babında 3/30, No: 2515'de rivayet etmiştir.
Münziri şöyle diyor: "Nesai'de rivayet etmiştir. Onun senedinde Bakiyye b. Velid vardır. Onun hakkında konuşulmuştur.Nesai- Cihad bahsinde, "Allah yolunda sadaka" babında, 6/49 da, Amr b. Osman yoluyla Bakiyye'den nakletmiştir. Hakim- Cihad bahsinde, 2/85 de Muhammed b. Heysem yoluyla Hayve b. Şüreyh el-Hadremi'den nakletmiştir. Hakim şöyle diyor; "Bu hadis Müslim'in şartıyla sahihtir. Buhari ve Müslim bunu rivayet etmişlerdir. Zehebi de bu görüştedir.Ahmed- 5/234 de, Hayve b. Şüreyh el-Hadremi yoluyla rivayet etmiştir. Malik- Muvatta'da, Cihad bahsinde, "Cihad'da terğib" babında, 2/466 da, Yahya b. Said yoluyla Muaz (b. Cebel'den nakletmiştir. Muhammed Fuat Abdulbaki şöyle diyor: "Bu hadîs mevkuftur. Muaz'dan Merfu' olarak rivayet edilmiştir."Elbani şöyle diyor: Ebu Davud ve Nesai'nin rivayetlerine yazdığı ta'likte isnadı Hasen'dir". Mişkatul Mesabih: 2/1129. .
[61] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/20
[62] Müslim- İmaret bahsinde, "riya, gösteriş için
savaşan, ateşi hakkeder" babında, 3/1513 No: 1905 de rivayet etmiştir, Nesai-
Cihad bahsinde, "Falan cüretlidir denilmesi için savaşan kimse"
babında 6/23-24 de, Muhammed b. Abdul A'la yoluyla Halit b. Haris'ten Müslim'in
lafzının benzeriyle rivayet etmiştir. Hakim- Cihad bahsinde 2/100 de, Osman b.
Ömer b. Cüreye yoluy
[63] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/20-21
[64] Hakim-Cihad bahsinde, 2/111-112 de Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir. Hakim şöyle diyor: "Bu hadisin İsnadı sahihtir. Buhari ve Müslim bu şekliyle rivayet etmemişlerdir." Zehebi de bu görüştedir.
İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/21
[65] Bütün nüshalarda "el Medaini" şeklinde geçmektedir. Bu hatadır. Doğru olanı "Medini" dîr. Takrib'de bu şekilde söylemektedir.Takrib'de şöyle diyor: "Velid b. Ebul Velid Osman. Deniliyor ki Velid'in oğlu, Osman'ın veya İbni Ömer'in kölesidir. Medine'lidir. Ebu Osman'ın hadisi Leyy'in'dir. Yani zayıftır. Dördüncü tabakadandır. Tehzib'ul Kemal'de şöyle diyor: "Ebu Zur'a sika olduğunu söylemektedir. Ebu Davud hayırlı olduğunu söylemekte, İbni Hibban'da sika'lardan saymaktadır. Belkide rivayetlerinin azlığına muhalefet edilmektedir.Tehzib'ul Kemal: 3/1477. Takrib: 2/336, No: 97.
[66] Akabe b. Müslim ettucibi Ebu Muhammed el Basri caminin imamıdır. Sika'dır dördüncü tabakadandır. Yirmi yılına yakın ölmüştür. Takrib: 2/28. No: 252.
[67] Takrib'de şöyle diyor: 1/253, No: 93: Şufey b. Mati' el İsbahi si" ka'dır. Üçüncü tabakadandır. Hadisi mür'sel olarak rivayet etmiştir. Bazılarının onu sahabeden saymaları hatadır. Hişam'ın hilafetinde vefat etmiştir.
[68] Tertibul Kamus 1/445 de şöyle diyor: Hadiste geçen "cesa" kelimesi "dizleri üstüne oturmak" veya "parmaklarının üzerinde durmak" manalarına gelir.
[69] (m) nüshasında bu düşürülmüştür.
[70] Tirmizi- Zühd bahsinde, "riya ve gösteriş
hakkında varid olanlar" babında 4/591, No: 2382 de rivayet etmiştir. Ebu
İsa diyor ki: "Bu hadis Hasen ve garibdir."Abdulkadir Arnavuti Camiul
Usul kitabının ta'likinde şöyle diyor: "Tirmizi'nin senedinde Velid b.
Ebul Velid el Medeni Ebu Osman vardır. Hadisi hafiftir. Fakat Müslim'in ve
Nesai'nin hadisleri mana yönüyle ona şahid olmaktadırlar. 4/540. Müslim ve
Nesai'nin hadislerini 1017 nolu hadiste zikretmiştir İbni Hibban- Zühd bahsinde
"riyakarlık hakkında varid olanlar" babında, Mevariduz Zam'an'da, S.
618-619-620 de, Hibbanb. Musa yoluy
[71] Bütün nüshalarda bu kelime "Medaini" şeklinde geçmektedir. Ayrıntısı yukarda geçti.
[72] Takrib'de 4/91, No: 811 de şöyle diyor: A'la b. Ebu Hakim Yahya Eşşami, sika'dır. Muaviye'nin kılççısıdır ve dördüncü tabakadandır.
[73] Hud: 11/15-16.
[74] Ebu Ubeyd'in Garib'ul Hadisi: 4/194-195.
[75] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/22-25
[76] Tevbe: 9/111.
[77] Saf: 61/10-11-12.
[78] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/25-28
[79] İbni Hibban, Cihad. Cihad'ın fazileti bölümü, Mevariduz Zaman:
384, No: 1596 Muaz b. Cebel'den aynı lafızla rivayet etmiştir.Nesai- Cihad, Allah yolunda savaşanların sevabı bölümü: 6/25 Malik b. Yuhamir ve Muaz b. Cebel yoluyla rivayet etmiştir.
Tirmizi- Fazaüu'l Cihad, Allah yolunda savaşta çabukluk ve acelecilik bölümü: 4/181, No: 165, Ebu Hureyre yoluyla rivayet etmiştir.
Tirmizi hadisin hasen olduğunu söylemiştir.Darimi- Cihad, deve üstünde Allah yolunda savaşan kimse bölümü: 2/201 Malik b. Yuhamir ve Muaz b. Cebel yoluyla rivayet etmiştir ki Muaz b. Cebel'de " O sağan için sütün bol olduğu miktardır" fazlalığı vardır. Ahmed b. Hanbel: 4/387 Amr b. Abbas yoluyla rivayet etmiştir.
İbn Mace; cihad, Allah Teala yolunda savaş bölümü: 2/933, No: 2792 Malik b. Yuhamir ve Muaz b. Cebel yoluyla rivayet etmiştir. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/28
[80] Tirmizi, Cihad'ın faziletleri, Allah yolunda (savaşta) çabukluk ve acelenin fazileti bölümü: 4/1810, No: 165 Ebu Hureyre'den hadisin bir parçasını nakletmiştir. Tirmizi hadisin hasen olduğunu söylemiştir. Ahmet b. Hanbel, 2/524 Abdülmelik b. Amr ve Hişam b; Said yoluyla rivayet etmiştir. Onda hadisin bir parçası vardır.
[81] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/28
[82] Müslim İmare, şehitlere Cennet'in sabit oluşu bölümü: 3/1510, No: 1899 Enes'ten hadisin bir parçasını rivayet etmiştir.
[83] İhkamu'l Ahkami'l Şerhi'l Umdeti'l Ahkam, İbni Dakik el-Iyd: 4/248.
[84] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/29
[85] Takrib: S. 1/348, No: 33 de şöyle diyor: Şeddad b. Hadi'nin ismi Usame'dir. Babasının adının Usame olduğu da söylenmiştir. Sahabidir. Hendek ve daha sonrasında hazır bulunmuştur.
[86] (m) nüshasında: Kısmın: (....) şeklindedir. Geri kalan nüshalarda sabit değildir. Aynı şekilde İhkamul Ahkam'da da sabit değildir.
Abdurezzak, Musannef, Cihad, Şehidin namazı ve yıkanması bölümü: 5/276, Şeddad b. Hadi' yoluyla'rivayet etmiştir. Nesai- Cenaiz; şehidin namazı bölümü: 4/61 Abdullah b. Ceric'den nakletmiştir.
[88] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/29-30
[89] Bu kelime asılda sabit, geri kalan nüshalarda ise sabit değildir.
[90] Ebu Davud, Cihad, Nefsini satan kişi bölümü: 3/42, No: 2536 Abdullah b. Mes'ud'dan aynı lafızla rivayet etmiştir. Ahmed Şakir. Ebu Davud'un Muhtasar'ında bu hadis üzerine yaptığı yorumda şöyle diyor: Ahmet b. Hanbel hadisi 3949 numarasıyla uzunca rivayet. Bu hadisi Ahmed ve Ebu Davud Hammad b. Selme'den o da Ata b. Saib'den rivayet etmişlerdir. Hammad, Ata'dan hali değişmeden önce duymuştur. Hadis sahihtir. 3/382, No: 2425.
İbni Hibban, Mevakit, Geceleyin namaza kalkan kimse bölümü, Mevaridu'z-Zaman S. 168, No: 643, Rauh b. Eşlem ve Hammad b. Selme yoluyla benzerini rivayet etmiştir. Ahmed b. Hanbel: 1/416 Affan ve Ata b. Saib yoluyla benzerini rivayet etmiştir. Hakim, Müstedrek, Cihad: 2/112, Osman b. Said ed-Darimi, ve Musa b. İsmail yoluyla rivayet edip şöyle demiştir: Bu hadisin senedi sahihtir. Ama Buhari ve Müslim almamışlardır. Zehebi de ona uymuştur. Elbani bu hadisin hasen olduğunu söylemiştir. Tabi Suyuti, Camiu's-Sağir'de bu hadisin hasen olduğuna işaret ettikten sonra: 4/26, No: 3876. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/30-31
[91] İbni Esir: Nihaye: 4/337: Allah yolunda ölmek temizliktir. Yani kirlerinden temizliktir. Denilr ki: (Kişi) temizlemek işin kaba su koyup hareket ettirdiğinde kabını temizledi yani çalkaladı denilir. (Yazar burada kelimeyi) tesniye kalıbında getirmiştir. Oysa "katı müzekker (erkek)dir. Çünkü o, (dişi) (bu kelimeyle) şehadet manasını kastediyor. Ya da "hasleten mumasmasaten" şeklinde irade etti. Böylelik sıfatı, mevsufun yerine ikame etti.
[92] İbn Mübarek Cihad, S. 30, No: 7 Utbe b. Abdusselma'dan aynı lafızla rivayet etmiştir. Ahmed b. Hanbel: 4/185 Ebu İshak el-Fazari ve Safvan b. Ömer yoluyla hadisin benzerini rivayet etmiştir. El-Benna, Fethu'r Rabbani 14/32 de hadisin senedinin iyi (ceyyid) olduğunu söylemiştir. Beyhaki, Sünen, Siyer bölümü, Allah yolunda şehid olmanın fazileti konusu: 9/164.
İbn Hibban: Cihad, Şehadet bölümü: Mevaridu'z-Zaman: S. 388, No: 1214. Abdullah b. Mübarek yoluyla rivayet etmiştir. Mecmau'z Zevaid: Cihad; Şehadet ve fazileti bölümü: S. 291, Utbe b. Abdusselma yoluyla rivayet etmiştir. El-Haysemi şöyle demiştir:
"Ahmed ve Taberani rivayet etmişlerdir. Ancak Taberani şöyle demiştir: "Cennetin istediğin kapısından gir. Onun 70 kapısı vardır. Biri birinden üstündür."
Ahmed b. Hanbel'in (hadisininsenedindeki) adamları sağlamdır, (Sahihtir). Ancak Müsenna el-Emluki hariç... O ise sika (güvenilir)dir. Takrib'de şöyle diyor: 1/375, No: 33: Ebu'l Müsenna et-Hımsi'yi el-İcli güvenilir saymıştır ki o, dördüncü tabakadandır. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/31-32
[93] Hadisin Tahrici 1023 de geçmiştir.(72) Hadisin Tahriri 1023 de geçmişti
[94] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/33
[95] İbn Mübarek, Cihad S. 68, No: 77, Ebu Bekr b. Hafs'dan rivayet etmiştir. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/33
[96] İbni İshak, Siyre, 3/19
[97] Takrib'de şöyle diyor: 2/276, No: 1486: Musab. Ukbe b. Ebu Ayyaş el-Esedi: Bu kimse Al-i Zebir'in kölesidir (azatlı). Sika'dır. Fakihtir savaşların imamıdır. Beşinci tabakadandır. İbni Main'in onu yumuşak (zayıf) görmesi sahih olmaz. 141 senesinde ölmüştür. Bundan önce öldüğü de söylenir.
[98] Uyunu'l Eser: 1/257.
[99] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/34
[100] Cualul Habeşi, el-İsabe'de şöyle diyor: İbn Şahin zayıf bir isnad-a Ameş b. Mücahit ve İbn Ömer yoluyla, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet eder: "... Adam geldi..." deyip hadise devam eder. Ebu Musa ise bizdeki hadisi zikrettikten sonra şöyle demiştir: Mezhepsizdir. Onun bu yani İbn Süraka veya başkası olup olmadığını bilmiyorum. İbn Esir ise onun başkası olduğunu söylemiştir. Ben derim ki Suffar ise 'insab' kitabında aynısını söylemiştir. Habeşi de "Onun başkası olduğu açıktır" demiştir. Allah bilir. El-İsabe: 1/237, No: 1156, Üsüdü'l Ğabe; 1/339, No: 749.
[101] Hakim Cihad 2/93 Enes'ten rivayet etmiş ve şöyle demiştir: Bu hadis, Müslim'in şartı üzere sahihtir ama ikisi de (Buhari-Müslim) almamışlardır. Zehebi de ona uymuştur (Hakim'e). İbn Esir, Üsüdü'l Ğabe, 1/339, No: 749 Cehal Tercümesinde rivayet etmiş ancak hadisin sonunda Cemal.
[102] (m) nüshasında kelime ta'lıdır. Yani "evreleteyni" şeklindedir.
[103] (m) nüshasında kelime "rütbe" şeklindedir.
[104] Takrib'de şöyle diyor: Cüreybir, Cabir'in ismi Tasgiri (küçümseme)dir. Onun isminin Cabir olduğu da söylenir. Cüreybir ise onun lakabıdır. İbn Said el-Ezdi'nin oğludur. Ebu'l Kasım el-Belhi ise künyesidir. Bağdat'ta ikamet etmiştir. Tefsir rivayet etmiştir. Gerçekten zayıftır. Beşinci tabakadandır. Kırkından sonra ölmüştür.
Buhari Duafa-i Sağir'de şöyle demiştir: Cüreybir b. Said el-Belhi, Dahhak'tan rivayet etmiştir. Ali ise Yahya'nın şöyle söylediğini nakleder: Cüreybir'in pek çok hadisini tanıyordum. Sonra bu hadisleri çıkardı ve zayıf gördü.
Nesai zayıf ve Metruk raviler hakkında şöyle diyor: Cüreybir b. Said el-Haraşani Metrukul hadis (yani hadisi terkedilen)tir. Cerh (tenkit yaralama) hususunda ise Ahmet b. Hanbel'in şöyle dediğini nakleder: Cüreybir, Dahhak'tan yaptığı rivayetler bu durumuyla kolaycı, Rasulullah'tan (s.a.v.) yaptığı rivayetler ise münker'dir. İbn Main de şöyle der: Cüreybir başka bir şey değil zayıftır. Ubeyde ed-Dabbi, Muhammed b. Salim ve Cabir el-Cufi'ye yaklaşamaz bile. Ebu Hatem ve Ebu Zur'a ise Cüreybir'in, Horasan'lı olduğunu ve güçlü olmadığını söylemişlerdir. Et-Takrib: 1/136, No: 131; Buhari, Duafa: S. 27, No: 58; Nesai, Duafa Ve'l Metrukin S. 28, No: 104, El-Cerh: 2/540.
[105] Bu kimse İbn Müzahim'dir. S. 97 de geçmişti.
[106] Haysemi, Mecmu, Cih'ad, yüzünü (düşmana) dönerek Allah yolunda savaşanlar bölümü: 5/6 da rivayet edip fazladan aşağıdaki ibareyi eklemiştir: "Süleyman b. Davud'dan önceki peygamberler, içlerinde hükümdarlar bulunduğu için kırk derecedirler. "Haysemi ise şöyle demiştir: "Taberani, Cüreybir'in rivayetinden rivayet etmiştir. O da Dahhak'tan rivayet etmiştir ki ikisi de zayıftırlar."
[107] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/35-36
[108] Takrib 2/463, No: 5: Ebu Katade el-Ensari el-Haris'ten Amr ya da Numan b. Rib'i b. Buldeme es-Selemi el-Medeni olduğu da söylenir. Uhud'da ya da daha sonra şehid olmuştur. Otuz sekiz senesinde öldüğü de söylenir. Ama birincisi daha doğru ve daha meşhurdur.
[109] Müslim İmare, kim Allah yolunda savaşırsa borcu hariç tüm günahları affolunur bölümü: 3/1501 Ebu Katade'den rivayet etmiştir. Malik, Muvatta, Cihad, Allah yolundaki şehitler bölümü: 2/461, No: 31 Yahya b. Said yoluyla benzerini rivayet etmiştir.
Nesai, Cihad Üzerinde borç olduğu halde Allah yolunda savaşanlar bölümü: 6/34, Kuteybe b. Said yoluyla benzerini rivayet etmiştir. Ahmed b. Hanbel: 2/308. Ebu Hureyre yoluyla benzerini: 3/297 ve el-Leys, Said b. Ebu Said yoluyla da benzerini rivayet etmiştir. Darimi, Cihad, Allah yolunda sabrederek ve sevabını Allah'tan umarak savaşan kimse: 2/208, İbn Ebi Zi'b ve el-Makberi yoluyla rivayet etmiştir.
[110] Enfal: 8/16.
[111] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/37
[112] Nesai, İstiaze, Düşkünlük ve acizlikten Allah'a sığınma bölümü: 8/282, Ebu'l Yusr'da aynı lafızla hadisin bir parçasını rivayet etmiştir. Hakim, Dua: 1/531, Abdullah b. Said b. Ebu Hind, dedesi Ebu Hind ve Eyyub'un azadlı kölesi Sufi yoluyla hadisin bir parçasını aynen rivayet etmiştir. Hakim, bu hadisin senedinin sahih olduğunu ama ikisinin (Buhari Müslim)de almadıklarım söylemiştir. Zehebi de ona uyarak Ebu Davud ve Nesai'nin çeşitli yollarla rivayet ettiklerini ve Leys'in de dedesinden rivayet ettiğini söylemiştir.
Ebu Davud: Salat; İstiaze bölümü: 2/194, No: 1552; Mekkil: İbrahim ve Abdullah b. Said yoluyla hadisin benzerini rivayet etmiştir.
[113] Sahihu Müslim Nevevi Şerhi, İmare bölümü; şehitlerin beyanı konusu:13/23.
[114] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/38
[115] Bezzar, Keşfu'l Estar an Zevaid'i Bezzar, Cihad bölümü, şehadet ve fazileti konusu: 2/283, No: 1715; Bezzar: "Onun Enes'ten bu yoldan başka bir yolla rivayette bulunduğunu bilmiyoruz" demiştir. Çünkü Muhammed b. Muaviye mutavaatı olmayan hadisler rivayet etmiştir. Muhtemelen bu hadisler ona başka yoldan gelmiştir. Çünkü Müslim b. Halid hafız değildir.
Beyhaki: Şuabu'l iman (el yazması), ayrıca el-Memune li'tturasi'd Dımeşk yayınevince de basılmıştır. Ümmü'l Kura yayınevinin el yazmalarına bakılabilir. No: 2133, 1/2/49. -El-İsfahani, et-Terğib ve't Terhib (el yazmasıdır.) Ayrıca Ameri ka'daki Boston Üniversitesi tarafından basılmıştır. No: 216, Yine ayrıca Merkezu'lBahsi'l Alemiyyi'l Mekke yaymevince de basılmıştır. No: 815, S. 84.
El-Münziri, et-Terğib ve't Terhib, Cihad'da şehitleri teşvik etmek ve şehitlerin fazileti bölümü: 2/317, Münziri burada şöyle demiştir: Bu hadisi Bezzar, Beyhaki, İsfehani rivayet etmişlerdir. Bu, garip bir hadistir. Mecmau'z Zevaid, Cihad bölümü, Şehadet ve fazileti konusu: 5/291-292 Haysemi burada şöyle diyor: (Hadisi) Bezzar rivayet etmiştir. Ama şeyhi Muhammed b. Muaviye onu zayıf görmüştür. Her ne kadar bu (kimse) Nişaburi olsa da metruktür. Aynı şekilde hadiste (senedinde) Müslim b. Halid ez-Zenci vardır ki bu da zayıftır. Güvenilir sayıldığı da olmuştur.
[116] (m) nüshasında da "tehbetu" şeklindedir. Yani kelime ta'lıdır.
[117] Gazzali, İhya-u Ulumiddin, Niyyet: İhlas ve Sidk bölümü, İhlası.. fazileti, hakikati ve derecelerinin izahı ve sevabın hükmünün beyanı ve gerçekleşmesi konusu: 14/2733, Danı'ş-Şa'b baskısı.
[118] Kurtubi Tefsiri, 4/2812, Enfal suresinin tefsiri.
[119] Uyunu'l Eser: 1/241.
[120] İbn Hişam'ın Siyreti, büyük Bedir savaşı: 2/182.
[121] Et-Takrib: l/367, No: 102: Safvan b. Ümeyye b. Halef b. Vehb b. Kudame b. Cemhil-Kurşi el-Mekki şahabıdır. Müellefe-i Kulub'dan'dır. Osman'ın (r.a.) öldürülmesi günlerinde ölmüştür. Muaviye'nin hilafetinin başlarında 41 veya 42 de öldüğü de söylenir.
[122] (m) ve (a) da Hureytib (yani ism-i Tasgir) şeklindedir. Doğrusu ise "a" nüshasındakidir.
[123] Usudu'l Gabe: 1/433, No: 1013: Hatib b. Abdül İzzi b. Ebu Kays b. Abdud b. Nasr b. Malik b. Hasel b. Amir b. Lüey. Bunun Abdullah b. el-Ele, o babasından o da Bişr b. Teym ve daha başkalarından zikretmiştir. (Sözkonusu bu kimsenin) müellefe-i Kulub'dan, Beni Amir b. Lüey kabilesine mensup Hatib b. Abdul İzzi olduğunu söylemişlerdir.
[124] El-Takrib: 1/414,No: 294: Abdullahb. Ebu Rabia, Amrb. Muğire b. Abdullah b. Ömer b. Mahzum, Ebu Abdurrahman el-Mekki: Sahabidir. Osman'ın (r.a.) şehadeti sırasında ölmüştür. Bu kişi Ömer b. Abdullah b. Ebu Rabia es-Şair'in babasıdır.
[125] Et-Takrib: 2/107, No: 8, Furat b. Hayyan b. Atit b. Abdül İzzi el-Cali Halif b. Sehm: Sahabidir. Kufe'ye gelmiş ve orada öldürülmüştür.
[126] Tabakatu İbn Sa'd, Zeyd b. Harise'nin hayatı bölümü: 2/36 da aynı lafızla vermiştir. Vakidi ise Meğa'zi'sinin Kirade seriyyesinin durumu bölümünde aynı manaya gelecek cümlelerle vermiştir. 1/197-198.
[127] Fetih: 48/20.
[128] Bu kelime "e" de yoktur, (m) de ise vardır.
[129] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/38-43
[130] Bunun tahrici 1005 nolu hadiste geçti. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/43
[131] Et-Takrib: 1/411, No: 468: Abdullah b. Havale el-Ezdi sahabidir. Şam'a gelmiş ve orada 58 senesinde ölmüştür. 72 yıl yaşamıştır. 80 olduğu da söylenmiştir.
[132] Ebu Davud, Cihad, 'Savaşıp ecir ve ganimet kazanan kimse' bölümü: 3141, No: 2535: Aynı lafızla hadisin bir cüzünü rivayet etmiştir.
Beyhaki, Sünen, Siyer bölümü, Allah yolunda olması uğruna savaşanın niyyetinin açıklanması konusu: 9/169, Ebu Salih ve Muaviye b. Salih yoluyla hadisin bir cüzünü rivayet etmiştir. Ebu Davud ve Münziri bu hadis hakkıda sükût etmişlerdir. İnşallah doğrudur.
[133] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/43-44
[134] Mizanu'l İtidal, 4/205, No: 8864 de şöyle diyor: Şebab el-Us-furi v.b. den rivayette bulunan Musa b. Zekeriyya et-Tüsteri hakkında Darekutni (bir miktar) konuşmuştur. Hakim, Darakutni'nin onu Metruk saydığını hikaye etmiştir.
[135] Mecmau'z Zevaid: Cihad bölümü: 'Savaşın; ganimet alın, sefere çıkın; sıhhat bulun." Konusu: 5/324.. (Yazar burada Haysemi'nin şöyle dediğini rivayet eder: Taberani Evsafta hocası Musa b. Zekeriyya'dan (hadisi) rivayet etmiştir. Eğer Ravi, Şebab'dan rivayet etmişse, Darekutni onun hakkında konuşmuştur. Eğer başkasından rivayet etmişse onu tanımıyorum. Geri kalanlar ise sika'dır. Münziri, Terğib, 2/83 de şöyle diyor: Darekutni, Evsat'ta rivayet etmiştir ve ravileri de sika'dırlar. Elbani, es-Silsiletu'z-Zaife: 1/278'de onun zayıf olduğunu söylüyor. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/4
[136] Müslim, Av ve Boğazlananalar Bölümü, Deniz Ölülerinin Mübağlığı konusu: 3/1536, No: 1935-18 Bu hadisin bir cüzüdür. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/44
[137] Müslim, Av ve Boğazlananlar Bölümü, Deniz Ölülerinin Mübağlığı Konusu: 3/1536, No: 1935-20. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/45
[138] Hakim, Müstedrek, Cihad Bölümü: 2/93: Hadisin senedinin sahih olduğunu ama ikisinin (Buhari-Müslim)de almadıklarını söylemiş, Zehebi de ona uymuştur.
[139] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/45
[140] S. 111 de tercümesi geçti.
[141] İbni Ebi Şeybe, Musannef, Cihad Bölümü: 5/349: Zeyd b. Eşlem 'den rivayet etmiştir. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/45
[142] İbn Ebi Şeybe, Musannef, Cihad Bölümü: 5/335.
[143] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/45
[144] (m) de "Kalu" (yani cemi) şeklindedir.
[145] Cevheri, Sihah, 2/595 de bu kelime (yani 'bekr') genç deve olarak anlamandırılmıştır.
[146] Beyhaki, İmanın Şube'leri Bölümü: 1/2/106-107, No: 2133, Bu eser el yazmasıdır. Ayrıca Daru'l Me'mune li't-Turas yayınevinde de fotokopisi vardır. Mekke'deki Ümmü'l Kura yayınevince de basılmıştır. Et-Terğib ve't Terhib, Cihad Bölümü: 2/324, No: 307. Münziri burada Beyhaki'nin hadisi hasen bir senetle rivayet ettiğini söyler.
[147] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/45-47
[148] Müslim İmare Bölümü, savaşıp ganimet kazanan ve kazanmayan kimsenin sevabının açıklanması konusu: 3/1515, No: 1907-354 İbn Ömer'den aynı lafızla rivayet etmiştir. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/47
[149] Müslim, İmare Bölümü, savaşıp ganimet kazanan ve kazanmayan kimsenin sevabının miktarı (hususunun) açıklanması konusu: 3/1514-1515, No: 1907-153 İbn Ömer'den aynı lafızla rivayet etmiştir.
Nesai: Cihad Bölümü, Eliboş dönülen seriye'nin sevabı konusu: 6/8 Muhammed b. Abdullah b. Yezid ve babası yoluyla rivayet etmiştir. Bu sonuncuda ikinci bir rivayet var.
Ebu Davud: Cihad Bölümü; boş dönülen seriyye konusu: 3/18 Abdullah b. Ömer b. Meysere ve Abdullah b. Yezid yoluyla rivayet etmiştir ki bu sonuncuda ikinci bir rivayet vardır. İbn Mace, Cihad, savaşta niyyet konusu: 2/931, Ho: 2785 Abdurrahman b. İbrahim ve Abdullah b. Yezid yoluyla benzerini ikinci bir rivayetle rivayet etmiştir. Ahmed b. Hanbel: 2/169 Ebu Abdurrahman'dan Musannef tarikiyle birinci rivayeti rivayet etmiştir.
[150] Bunun tercümesi S. 463 de geçti.
[151] Muallaka-i Seba'nın şerhi, ez-Zevavi, Antere b. Şeddad el-Abbasi'nın altıncı muallakası, S. 152.
[152] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/47-49
[153] Tahrici geçti. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/49
[154] Tahrici geçti.
[155] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/49
[156] Tahrici geçti.
[157] İhya-u Ulumid Din, Niyyet; ihlas; sıdk; sevap amelin hükmün ve onunla sevabın gerçekleşmesi konusu: 14/2721.
[158] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/49-50
[159] İbn Mace, Fiten Bölümü, Fitne'den'Selamete Dönen Kimse Konusu: 2/1320, H: 3989, Muazb. Cebel'den aynı lafızla hadisin bir kısmını rivayet etmiştir. Araştırmacı Muhammed Fuad Abdülbaki, ez-Zevaid'de şöyle diyor: Onun senedinde Abdullah b. Lehia vardır ki bu kişi zayıftır. Hakim, Rikak Bölümü 4/328 Abbas b. Ayyaş ve İsa b. Abdurrahman yoluyla hadisin bir cüzünü rivayet ederek şöyle demiştir: Bu hadisin senedi sahihtir. Ama ikisi de (Buhari-Müslim) almamışlardır. Zehebi'de onlara uymuştur.
[160] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/51
[161] Tahrici geçti. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/51
[162] Tahriri geçti.
[163] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/51-52
[164] İbni Mace: Zühd Bölümü, Riya ve Gösteriş Konusu: 2/1045, No: 4202 Ebu Hureyre'den aynı lafızla rivayet etmiştir. Ez-Zevaid'de şöyle diyor: Senedi sahihtir. Ravileri sika'dır. Müslim: Zühd ve Rekaik Bölümü, Amelinde Allah'tan başkasını şirk koşan kimse konusu: 4/2289, Ho: 2985 Ruh b. Kasım ve Ala b. Abdurrahman yoluyla benzerini rivayet etmiştir. İbn Hazime'nin yanında bunu bulamadım. Çünkü o tam değildir.
[165] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/52
[166] "Allahu Teala ortakların, ortaklıktan en münezzeh olanıdır" hadisini rivayet etmiştir. Onun hakkında bir kıssa vardır. Süheyl b. Amr'dan, ondan da Ziyad b. Mina rivayet etmiştir. İbni Bera İbni Medeni'den rivayetle şöyle diyor: "Ziyad b. Mina', Ebu Said b. Ebi Fadale'den, o da Rasulullah'tân (s.a.v.):"Allahu Teala ortakların, ortaklıktan en münezzeh olanıdır"hadisini rivayet edendir. Salihin isnadında değişiklik vardır. Bazı isnadları değişiklik, münker hale getirir. Ziyad b. Mina' meçhul biridir. Ben onu tanımıyorum." Fakat İbni Sa'd onu hendek ehlinin takasından saymıştır. Tehzib: 12/105-106 H: 487. Takrib: 2/426, Ho: 10.
[167] İbni Mace: Zühd Bölümü, Riya ve Gösteriş Konusu: 2/1406, No: 4203, Ebu Said b. Ebu Fudale'den aynı lafızla rivayet etmiştir.Tirmizi: Tefsir: Kehf süresindeki "Allah kıyamet günü insanları topladığı zaman" ayetim izahı konusu: 5/314, H: 3154: Muhammed b. Bişar ve Muhammed b. Bekir yoluyla benzerini rivayet ederek şöyle demiştir: Bu Muhammed b. Bekir'in hadisi hariç tanımadığımız garip ve hasen bir hadistir. İbn Hibban, sahih, Zühd Bölümü, Riya konusu Mevaridu'z-Zaman, S. 618, No: 2499 Yahya b. Main ve Muhammed b. Bekir el-Bursani yoluyla rivayet etmiştir. Ahmed 3/466 da Ahmed b. Muhammed Bekr El-Bursani yoluyla rivayet etmiştir.
[168] Zilzal: 99/6-8.
[169] (m) nüshasında maksad yerine "kasd" geçmektedir.
[170] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/52-55
[171] Cu'pu Cürcani şöyle tanımlıyor: "İşçiye, yaptığı işten dolayı verilen ücrettir." İbni Rüşd ise Bidayetül müctehid'de "Cu'l: Meydana geleceği zannedilen birmenfaata karşılık ödenen ücrettir." Ta'rifat: S.41 Bidayetul Müctehid: 2/267.
[172] Bunun tahrici yukarıda geçti.
[173] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/55-56
[174] Ebu Davud Cihad bölümünde, "Cu'l'un alınmasındaki cevaz" konusunda 3/37, Ho: 2526 da zikretmiştir. Ebu Davud onun hakkında sukut etmiştir. Münziri'de ona uymuştur. O salih bir adamdır.
[175] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/56
[176] Mema'ın sahibi Cihad bölümünde, "Başkasının malı iie Cihad edenler" konusunda rivayet etmiştir. Heysemi şöyle diyor: "Bu hadisi Taberani'de rivayet etmiştir, onun isnadında tanımadığım kimseler vardır." 5/323.
[177] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/56
[178] Biyografisi S. 184 de geçti.
[179] Takrib 2/263, H: 1261 de şöyle diyor: "Ma'dan b. Cedir Ebul Cemahir el-Hımsi hadisi kabul edilir. Yedinci tabakadandır."
[180] Takrib 1/475, H: 894 de şöyle diyor: "Abdurrahman b. Cubeyr b. Nufeyr el-Hadrami, el-Hımsi, sika'dır. Dördüncü tabakadandır. Onsekiz yılında ölmüştür.
[181] Said b. Mansur sünen'inde: Cihad bölümünde, "Ücretle savaşan adam hakkındaki rivayetler" konusunda, 2/3/150, H: 2361 de rivayet etmiştir. Muhakkik şöyle diyor: "Buhari bu hadise tarihinde işaret etmiştir."
Beyhaki, Sünen'inde; siyer bölümünde, "savaşta ücret almanın mekruh oluşu ve sultandan ücret alarak savaşa gitmenin ruhsatı" konusunda, 9/27 de Musannifin yolu ile rivayet etmiştir. Ebu Davud'da Said b. Mansur'dan Mürsel olarak rivayet etmiştir. Ebu Davud'un "Kitabul Merasil" S. 36
[182] Biyografisi S. 401 de geçti.
[183] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/57-58
[184] Gazzalinin ihyai Ulumiddin: 10/1883. Danış Şa'b baskısı.
[185] (m) Nüshasında "Çünkü o bu işleri yaparken ihlash olarak yapmıştır" şeklinde geçmektedir.
[186] (e) Nüshasında "Bu niyetle beraber" şeklinde geçmektedir. Fakat bu yanlıştır, (m) ve (a) nüshalarında ise "ondan" şeklinde geçmektedir.
[187] İhyai Ulumiddin: 10/1884. Muhasibi'nin sözünü nakletmiştir.
[188] İhyai Ulumiddin: 10/1885.
[189] Bütün nüshalarda "birinci niyeti" geçmektedir. Fakat bu hatadır.
[190] Bu fazlalık İbni Dakil Elid'in şerhül umdesinden nakledilmiştir. Bu bütün nüshalarda yoktur. 4/247.
[191] Şerhül Umde: 4/247.
[192] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/58-62
[193] Gazzali'nin ihyai Ulumiddin tehzibi: Gizli riyanın açıklaması:2/117. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/62
[194] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/62-63
[195] Müslim, Oruç bölümünde: "Her aydan üçgün oruç tutmanın müstehab oluşu" konusunda, 2/818, No: 1162 de Ebu Katade'den rivayet etmiştir. Tirmizi, Oruç bölümünde, "Sürekli oruç tutma" konusunda, 3/138, No: 767 de Ebu Katade'den rivayet etmiş ve "bu hadis hasen'dir" demiştir. Ebu Davud, oruç bölümünde, "sürekli oruç tutma" konusunda, 3/807, No: 2425 de, Ebu Katade'den rivayet etmiştir. Nesai, oruç bölümünde, "sürekli oruç tutmanın yasaklanması" konusunda, 4/206 da, Abdullah b. Şuheyr'den rivayet etmiştir. Beyhaki, Şuab'da rivayet etmiştir. "El yazması, Darul memun litturas'da basılmıştır. Ümmül kura üniversitesi kütüphanesi, 2/3/394, No: 2135 e bakılabilir. Beyhaki şöyle diyor: "Bu, onun meçhul şeyhlerinden rivayet ettiği fert hadislerindendir. "Terğib ve Terhibin sahibi, Riya bölümünde, 1/72, No: 29'da rivayet etmiştir. Münziri şöyle diyor: "Beyhaki bunu rivayet etmiştir." Hafız Abdülazim şöyle diyor: "Hadisin mevkuf olduğunu zannediyorum."
[196] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/63-64
[197] Mecmaü'z-Zevaid'in sahibi, Zühd bölümünde, "Riya ve gizliliği" konusunda 10/223 de rivayet etmiştir. Heysemi şöyle diyor: "Bunu Bezzar rivayet etmiştir. Onun rivayeti şöyledir: "Ümmetimdeki şirk, karıncanın kaya üzerindeki yürüyüşünden daha gizlidir." Seneddeki Abdul A'lab. A'yun zayıftır. Takrib 1/464, No: 779 da şöyle diyor: "Abdul A'la b. A'yun el Kufi. Şeyban oğullarının azadlı kölesidir. Zayıftır. Yedinci tabakadandır. Terğibin sahibi, korkutma bölümünde, "riyadan bir şey saklayan" konusunda rivayet emiştir. Münziri şöyle diyor: "Ahmed ve Taberani rivayet etmişlerdir. Seneddeki raviler, Ebu Aliye kadar olanlar sika'dırlar. Ebu Ali'yi
İbni Hibban sika saymıştır, onu Cerh eden kimseyi görmedim. Ebu Ya'la benzer bir hadisi Huzeyfe'den, 1/76 da, No: 33 de rivayet etmiştir.Metalibu'l-Aliye'nin sahibi, Zühd ve incelik bölümünde, "riyadan sakınma" konusunda rivayet etmiştir. Muhakkik şöyle diyor: "Busayri şöyle diyor: "Hadisi İshak zayıf bir senedie rivayet etmiştir. 3/183.Heysemi rivayet ederek şöyle diyor: "Ahmed, Taberani Kebir ve Evsat'da rivayet etmişlerdir. Ahmed'in raviferi Ebu Ali hariç hepsi sika'dır. Ebu Ali'yi, İbni Hibban sika saymıştır." 10/224.
[198] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/64
[199] Heysemi Mecma'da Zühd bölümünde, "Riya hakkındaki rivayetler" konusunda Amr b. Mürre'den, o da Ebu Yezid künyeli birisinden rivayet etmiştir. Ebu Yezid şöyle diyor: "Abdullah b. Amr ile Abdullah b. Ömer'in yanında oturuyordum. Abdullah b. Ömer "Şeytan insanın, ruh ve kan damarlarında dolaşır" dedi. Abdullah b. Amr ağladı ve şöyle dedi: "Rasulullah'ı (s.a.v.) şöyle derken işittim: "Kim amelini işittirîrse ...." hadisi söyledi." Taberani Kebir'de ve Evsat'da rivayet etmiştir. Ahmed, İbni Ömer'in sözlerini özetle rivayet etmiştir şöyle diyor: "Abdullah b. Ömer'in gözleri şişti." Taberani, seddeki adamın Hayseme b. Abdurrahman olduğunu söylemiştir. Buna göre Ahmed'in ravileri ve Taberani'nin bir senedinin ravileri sika'dırlar. 10/222.
[200] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/65
[201] Buhari incelik bölümünde, "Riya ve işittirme" konusunda, 7/189 da rivayet etmiştir. Müslim, Zühd ve incelik bölümünde, "Ameline Allah'tan başkasını ortak eden kimse" konusunda, bir nüshada "Riyanın haramlığı" konusunda, 4/2289, No: 2987 de yeki' yoluyla Süfyan'dan rivayet etmiştir.
[202] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/65-66
[203] Takrib 2/204, No: 666 da şöyle diyor: "Muhammed b. Müsennab. Ubeydelanza Ebu Musa el Basri. Zamanında bilinirdi. İsmi ve künyesi ile meşhurdur. Sika'dır. Onuncu tabakadandır.
[204] Cerh'de şöyle diyor; "Abdullah b. Sinan el Herevi. Basra'ya geldi. Yakub el Eş'ari ve İbni Mübarek'den rivayetle bulundu. Ali b. Medeni, Muhammed b. Müsenna ondan rivayette bulunmuşlardır. Babamı böyle derken işittim."Mizan'da şöyle diyor: "Ebu Davud ve başkaları onu güvenilir saymışlardır. İki yüz onüç yılında vefat etmiştir. "Buhari Tarihin'de şöyle diyor: "Abdullah b. Sinan. Basra'ya geldi. İbni Mübarek'i dinledi. Ondan bilinen meşhur hadisler dinlenmiştir."Cerh: 5/68, No: 325. Mizan: 2/427, No: 4371. Tarihi Buhari: 5/112.
[205] Takrib, 2/263, No: 1260 da şöyle diyor: "Mu'temir b. Süleyman et-Teymi. Ebu Muhammed el-Basri. Tufeyl diye lakablanmıştır. Sika'dır. Dokuzunca tabakanın büyüklerindendir. Seksen yaşım geçmişken seksen yedi yılında vefat etmiştir.
[206] Mucemu'l-Buldan'da şöyle diyor: "Tarasus Rumca bir kelimedir. Tarsus denilmesi caiz değildir. Şam smmnda, Antakya, Haleb ve Rum beldeleri arasında bir şehirdir."Muncid'de şöyle diyor: "Türkiye'de bir şehirdir. -Kilikya- Eskiden başkent idi. Me'mun, Miladi 788 yılında fethetmiştir. Mu'cemul Buldan: 4/28. Ferdinand Tutel'in "elmuncîd fil edebi vel ulum." s. 319.
[207] Kamusu'l-Muhit'de şöyle diyor: 3/291: "İle" Acem kafirlerinden olan adamdır.
[208] Nihaye 4/180 de şöylediyor: "Ka'a raculun an şey'in. Ondan korkup kaçtığı zaman söylenir."
[209] İbni Asakir Cihad bölümünde rivayet etmiştir. Fakat ben bulamadım. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/66-67
[210] Takrib, 2/248, No: 1123 de şöyle diyor: "Mesleme b. Abdülmelik b. Mervan b. Hakem el Emevi. El Emir. Hadisi kabul edilir. Altıncı tabakandandır. Yirmi yılında veya daha sonra ölmüştür.
[211] Kamusul Muhit 4/420 de şöyle diyor: "enneke bu, deliktir."
[212] İbni Asakir Cihad kitabında rivayet etmiştir. Fakat ben bulamadım.
[213] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/67-68
İslami Okul Okulların En Önemlisi