Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

27-KİM ALLAH YOLUNDA SAVAŞMAK İÇİN ÇIKAR DA SAVAŞMADAN ÖLÜRSE O ŞEHİDDİR - Cihad - 30. Sayfa

27-KİM ALLAH YOLUNDA SAVAŞMAK İÇİN ÇIKAR DA SAVAŞMADAN ÖLÜRSE O ŞEHİDDİR. ONUN İÇİN CENNET VARDIR. ALLAH YOLUNDA BAŞI AĞRIYAN VEYA HASTALANAN KİŞİNİN FAZİLETİ 2

Mesele. 5

Fasıl 6


27- KİM ALLAH YOLUNDA SAVAŞMAK İÇİN ÇIKAR DA SAVAŞMADAN ÖLÜRSE O ŞEHİDDİR. ONUN İÇİN CENNET VARDIR. ALLAH YOLUNDA BAŞI AĞRIYAN VEYA HASTALANAN KİŞİNİN FAZİLETİ

 

Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Allah yolunda öldürülür ve ölürseniz, Allah'tan bir rahmet ve mağfiret vardır ki, onların topladıklarından daha hayırlıdır. Eğer ölür veya öldürülürseniz şüphesiz Allah'a dönderileceksiniz."  [1][2]

"Kim evinden çıkar, Allah'a ve Rasulü'ne hicret eder­de ona ölüm kavuşursa, şüphesiz onun ecri Allah'adır. Allah affeden ve merhametli olandır. [3]

"Allah yolunda hicret edenler, sonra öldürülen ve ölenleri Allah güzel bir rızıkla nzıklandıracaktır. Şüp­hesiz Allah rızkı verenlerin en hayırlısıdır. Onları razı olacakları yerlere koyacaktır. Şüphesiz Allah Alim ve Halim'dir."  [4]

1063- Ebu Hureyre'den gelen rivayete göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Allah yolunda mücadele edenin misali, sürekli na­maz [5] kılan ve oruç tutan kişi gibidir. Bu kişi Allah'ın kendisine verdiği ecir ve ganimetle ehline dönünceye kadar böyledir. Veya Allah onu vefat ettirir ve Cennete girdirir." [6]

İbni Hibban sahihinde rivayet etmiştir. Sahiheynde de benzeri vardır. [7]

1064- Yine Ebu Hureyre'nin rivayetine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Aranızda şehidliği ne sayıyorsunuz?" Dediler ki:

"Ya Rasulallah! Allah yolunda öldürülendir." Rasulullah (s.a.v.):

"O zaman benim ümmetimin şehidleri azdır. Allah yo­lunda öldürülen şehiddir. Allah yolunda bineğinden düşerek ölen şehiddir. Allah yolunda bağlanarak ölen şe­hiddir. Allah yolunda taun [8] hastalığıyla ölen şehiddir. Allah yolunda karın ağrısına tutulan şehiddir. Allah yo­lunda deliren şehiddir. (Yani her türlü yaralar)" [9]

Hadisi İbni Ebi Şeybe Muhammed b. İshak yoluyla Ebu Malik b. Sa'lebe'den,[10] o da Ömer b. Hakem b. Sevban'dan rivayet etmiştir. [11]

1065- Müslim'in rivayetinde şöyle diyor:

"Aranızda şehidliği ne sayarsınız?" Dediler ki:

"Ya Rasulallah! Kim Allah yolunda öldürülürse o şehid­dir," Dedi ki:

"O zaman benim ümmetimin şehidleri azdır." Dedi­ler ki:

"Onlar kimlerdir ya Rasulallah!?" şöyle buyurdu:

"Kim Allah yolunda öldürülürse o şehiddir. Kim taun'dan ölürse o şehiddîr. Kim karın ağrısından ölürse o şehiddir." Ebu Salih:

"Kim boğulursa o şehiddir." kısmını eklemiştir. [12]

1066- Ebu Malik el Eş'ari'den gelen rivayete göre şöy­le diyor:

"Rasulullah'ı (s.a.v.) şöyle derken işittim:

"Kim Allah yolunda ayrılır, ölür veya öldürülürse o şehiddir. Devesi veya atının vurduğu kişi şehiddir. Zehir­li hayvanın ısırdığı[13] kişi yatağında ölürse veya Allah'ın dilediği bir şekilde ölürse o şehiddir. Onun için Cennet vardır." [14]

Ebu Davud, Hakim, Beyhaki Sünen'inde hepsi de Bakiyye.b. Velid [15] yoluyla İbni Sevban'dan [16] o da babasından[17] rivayet etmiştir. Senedde Mekhul, Abdurrahman b. Ganem-den o da Ebu Malik'den rivayet etmektedir. Hakim şöyle di­yor:

"Bu hadis Müslim'in şartıyla sahihtir. Seneddeki İbni Sevban: Abdurrahman b. Sabit b. Sevban'dir. Müslim onun ve Bakiyye'nin hadislerini kabul etmemiştir.

Hadiste geçen "Fasl" kelimesi "çıkmak" manasına gel­mektedir. [18]

Hadiste geçen "Vakasa" kelimesi "vurdu ve Öldü" mana­sına gelmektedir. [19]

Hadiste geçen "Hamme" kelimesi zehirli olup öldüren bü­tün hayvanlar için kullanılır. Isıran fakat öldürmeyenlere "sa­vam" denilmektedir. Akreb, Arı... vb. gibi...[20]Hadiste geçen "Hatf' kelimesi ölüm manasına gelmek­tedir. [21]

1067- Akabe b. Amir'den (r.a.) gelen rivayete göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:"Beş şey vardır ki bunlardan biriyle ölen şehiddir: Al­lah yolunda öldürülen şehiddir. Allah yolunda boğulan şehiddir. Allah yolunda taun'dan ölen şehiddir. Allah yo­lunda karın ağrısından ölen şehiddir. Allah yolunda göz değmesi sonucu ölen kadın şehiddir." [22] İbni Mübarek muttasıl ve iyi bir senedle rivayet etmiştir. [23]

1068- İbni Ömer'den (r.a.) gelen rivayete göre Rasulullah (s.a.v.) Rabbinden şöyle nakletmektedir:

"Kullarımdan hangisi Allah yolunda mücahid ola­rak çıkar ve rızamı isterse, onun için güvence vermişim­dir. Eğer onu geri dönderirsem, onu ecir ve elde ettiği ga­nimetle dönderirim. Eğer onun ruhunu kabzedersem, onu affederim."[24] Nesai rivayet etmiştir. [25]

1069- Ömer b. Hattab'dan (r.a.) gelen rivayete göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

"Kim Allah yolunda öldürülür veya ölürse o Cen­nettedir." [26]

İbni Ebi Şeybe rivayet etmiştir. Ravileri sika'dır. Hakim de rivayet etmiş ve senedinin sahih olduğunu söylemiştir. [27]

1070- İbni Mübarek'in Ebu Bekir b. Ebu Meryem'den, onun da Halit b. Ma'dan'dan rivayet ettiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

,"Şehidler öldürülen veya yataklarında ölen, Allah'ın emniyetindeki kullarıdırlar."

[28]Bu hadis mürsel'dir. Halit b. Ma'dan tabiinin imamların­dan ve abidlerindendir. [29]

1071- Selmete [30] b. Şebib [31] şöyle diyor:

"Halit okuduk­larının dışında günde kırkbin kere tebihat yapardı. Ölünceyıkanmak üzere teneşire konulunca teşbih çekiyormuş gibi parmağını hareket ettirmeye başladı." [32]

Tirmizi, Cihadın faziletleri bölümünde, "Cihadın fazileti hakkında­ki rivayetler" konusunda, 4/164, No: 1620 de Enes'den (r.a.) rivayet et­miştir. Tirmizi şöyle diyor: "Bu hadis bu senedle sahih ve ğaribdir."Ahmed, 2/117 de, Ravh yoluyla Hammad b. Selme'den rivayet etmiştir.Said b. Mansur, Sünen'inde, Cihad bölümünde, "Evinden, sadece Cihad maksadıyla çıkan kimse" konusunda, 2/3/157, No: 2311 de Ebu Hureyre yoluyla rivayet etmiştir. [33]

1072- Sebrete b. Fakih'den [34] gelen rivayete göre -Saha­beden birisidir- Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Şeytan ademoğlunun yollarında [35] durur, İslama gi­den yolunda oturur ve ona şöyle der: "Müslüman olup di­nini ve babalarının dinini bırakıyor musun?" Hicretin yolunda oturur ve şöyle der: Hicret edip, doğduğun ye­ri terkedip, boynunda yular [36] olan at gibi mi oluyor­sun?" Onun cihad yolunda oturur ve şöyle der: "Cihad edip öldürülecek misin? Hanımın evlenir, mirasın pay­laşılır." [37]

Rasulullah {s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Kim bunu yaparsa Allah ona Cenneti garanti kılar. İster öldürülsün, veya ölsün veya boğulsun veya yanarak ölsün veya yırtıcı hayvan onu yesin."

Ahmed, İbni Ebi Şeybe, Nesai ve îbni Hibban sahihinde rivayet etmişlerdir. [38]

1073- Muhammed b. Abdullah b. Atik'in [39] babasın­dan [40] rivayet ettiğine göre, babası şöyle demiştir:

"Rasulullah'i şöyle derken işittim:

 "Kim Allah yolunda Cihada çıkar?"

 Sonra üç parmağını birleştirdi şöyle dedi:

 "Allah yolunda Cihad edenler nerede? Kim Allah yolunda Cihada çıkar da, bineğinden düşerek ölürse, onun ecri Allah'a kalmıştır. İsterse yatanında ölsün." [41]

Ravi diyor ki:

"Bu kelimeyi, Rasulullah'tan (s.a.v.) önce Araplardan kimsenin kullandığını görmedim. (Yani hadiste geçen burnunun üstünde ölmek manasına gelen "Hetfu en fihi" keli­mesini.) Bundan maksad "yatağında ölmektir" "Onun ecri Allah'a kalmıştır. Kim vurulduğu yerde[42] ölürse, Cennet ona vacip olur." [43]

Ahmed, İbni Ebi Şeybe, Hakim, Beyhaki hepsi İbni İshak'ın yoluyla rivayet etmişlerdir. Hakim senedinin sahih ol­duğunu söylemektedir.Hadiste geçen "Hetfu en fihi" kelimesi hakkında bazıla­rı şöyle demektedir:

"Yani yatağında ölen kişi. Böyle kullanılmaktadır. Çün­kü kişinin nefesi ağzından ve burnundan çıkmaktadır. İki isimden biri diğerine (yani burun ağıza) galip getirilmiş ve o şekilde kullanılmıştır." [44]

1074- Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Rasulul­lah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Kim hacc için yola çıkar ve ölürse, kıyamete kadar haccedenin sevabı ona yazılır. Kim umre için çıkar ve ölürse, kıyamete kadar umre yapanın ecri ona yazılır. Kim Cihad için çıkar ve ölürse, kıyamete kadar Cihad edenin ecri ona yazılır." [45]

Ebu Ya'la, İbni İshak yoluyla rivayet etmiştir. Seneddeki diğer raviler sika'dır.Yukarıda geçtiği gibi Ebu Talha deniz savaşı için çıkmış­ken yolda ölmüştü. Yanındakiler onu defnetmek için bir ada aramışlar ama, ancak yedi gün sonra bulabilmişlerdi. Bu müddet zarfında cesette bir değişiklik [46] olmamıştı. Bu şehidlerin özelliklerinden biridir. [47]

1075- Abdurrahman b. Cehdeb [48] el Hulani'den [49] riva­yet edildiğine göre Fadale b. Ubeyde (r.a.) denizde iken ölmüş iki cenazenin yanına gelmişti. Birine mancınık isabet etmiş, diğeri ise kendisi vefat etmişti. Fadale yanında otur­madığı söylenince şöyle dedi:"

Hangisinin çukuruna gönderileceğimi umursamıyorum. Çünkü Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Allah yolunda hicret edip, sonra öldürülen veya ölenleri Allah güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Şüp­hesiz Allah rızık verenlerin en hayirhsidir. Onları razı olacakları yerlere koyacaktır." [50]

"Ey Allah'ın kulu sen, razı olacağm bir yere konulmak, gü­zel bir nzıkla nzıklandınlmak istemez misin? Allah'a yemin ede­rim ki hangisinin çukuruna gönderileceğimi umursamıyo­rum."[51] İbni Mübarek, İbni Lühey'a yoluyla rivayet etmiştir. [52]

1076- Hamid b. Abdurrahman El Hadrami'den [53] rivayet edildiğine göre sahabeden, kendisine "Hammame"[54] deni­len biri, Ömer'in hilafetinde İsfehan'a [55] gelmişti şöyle di­yordu: "Allah'ım, Hammame seninle karşılaşmayı sevdiğini zannediyor. Eğer Hammame söylediğinde doğru ise doğru söylediğiyle ona muamele et. Eğer yalan söylüyorsa, kerih görsede ona söylediğiyle muamele et. Allah'ım Hammame'yi bu seferinden geri dönderme." Onu karın ağrısı tuttu ve İsfa­han'da öldü. Ebu Musa el-Eş'ari ayağa kalktı ve şöyle dedi:

"Ey insanlar Rasulullah'tan (s.a.v.) duyduğumuz ve bil­diğimiz kadarıyla Allah'a yemin olsun ki Hammame şehid­dir." İbni Mende, Ebu Nuaym sahabeden ve Bayhaki riva­yet etmişlerdir. Hepsi de Davud b. Abdullah el Evdi [56] yo­luyla rivayet etmiştir. Alimlerin çoğu Davud'un sika oldu­ğu görüşündedirler.

Şifai's-Sudur'da [57] Ebu Umame'den (r.a.) rivayet edildi­ğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Kim Allah yolunda öldürülürse, o şehiddir. Kim Al­lah yolunda kullanmak için bir at besleyip yatağında ölürse, o şehiddir. Kim Allah yolunda kullanmak üzere bir silah ve bir at hazırlamak isteyip, hazırlamadan ön­ce ölürse, o şehiddir. İsterse hazırlamak istediği şey ya­nında olmadan ölsün. Bu onun niyetidir. O şehiddir."[58]

 

Mesele

 

Bazı alimlere göre; Allah yolunda ölen ile öldürülen[59] eşittir. Ümmü Haram'ın hadisi ve Rasulullah'ın (s.a.v.) şu sözüyle delil getirmişlerdir:

"Sen ilklerdensin." [60]

Halbuki bu kadın öldürülmemiş, bineğinden düşerek öl­müştür. Ayrıca bu konuda geçen diğer hadislerle delil getirmiş­lerdir.

Diğer alimlere göre ise; Allah yolunda öldürülenin, öle­ne göre bir üstünlüğü vardır. Çünkü ona Allah'ın zatından bir şeyler isabet etmektedir. Bu görüş; ileride gelecek olan Rasulullah'ın (s.a.v.) sahih hadisleriyle daha doğrudur. Rasulullah'a (s.a.v.) hangi cihadın faziletli olduğu sorulunca,, şöyle cevap vermiştir:

"Atının yaralandığı, [61] kanının [62]kıtıldığı [63] Cihaddır.

"İnsanların genelinde de eskiden ve şimdi hakim olan kanaat öldürülenin ölenden daha üstün olduğudur. Bir işe ni­yet edip onu yapan, o işe niyet edip yapamayandan daha fa­ziletlidir. Ancak her ikisine de aynı ecir verilir. Aynı şekil­de Allah yolunda ölene de şehid ecri verilse de aynı ecir ve­rilir. Aynı şekilde Allah yolunda ölene de şehid ecri veril­se de ona ölü denilmektedir. Öldürülene ise ölü denilmemektedir. Allahu Teala bu sözü yasaklamıştır. Allahu Teala şöyle buyuruyor:

"Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyiniz." [64]

Allah yolunda öldürülenin, kıyamet günü kan akıtarak ve misk kokusuyla kokarak gelecek olan yaralarının fazileti var­dır. Ölünün ise böyle bir durumu yoktur.

Yine Allah yolunda öldürülen, tekrar dünyaya dönderilip Allah yolunda öldürülmeyi temenni edecektir. Ölenin ise bu durumu yoktur. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

"Şehid hariç, kendisine dünya ve içindekilerin hepsi verilse de, hiç bir nefis dünyaya tekrar dönmeyi istemez. Ancak şehid, şehadetin faziletini gördükten sonra geri dünyaya dönüp tekrar öldürülmeyi temenni eder."[65]"Şehid" lafzının her ikisini de kapsadığı şeklinde itiraz edilecek olursa, şöyle cevap veririz. Şehid kelimesi mutlak olarak kullanılıp, herhangi bir kayıtla kayıtlanmazsa, sade­ce Allah yolunda öldürülen için kullanılır. Allah yolunda ölende dünyaya dönüşü temenni edecektir desek bile, bunu temenni ederken öldürülmek için temenni edecektir, ölmek için değil. Bu hadiste ve diğer yollarla gelen bütün var­yantlarda açıkça belirtildiği gibi. Bunlarda öldürülmenin, öl­mekten daha faziletli olduğuna dealet etmektedirler.

Yine Allah yolunda öldürülmek, bütün günahlara keffarettir. Ölümün ise böyle bir durumu yoktur.

Yine Allah yolunda Ölenin namazı kılınır, öldürülen ise hem yıkanmaz, hem de namazı kılınmaz. Onun üzerine kı­lınacak namaz, onun günahlarının affedilmesi için, şefaat­çi olması için kılınır. Öldürülenin bütün günahları affedilmiştir. Dolayısıyla üzerine namaz kılınmaz.

Yine öldürülenin ruhu Cennette yeşil bir kuş şeklinde ge­zer. Ölenin böyle değildir.

Yine öldürülenin şefaat hakkı vardır. Ölenin yoktur.[66]

Yine öldürülen kabir fitnesine uğramaz ölü bu fitneye uğrar. Yine öldürülen kanı kurumadan hurileri görür. Ölen ise böyle değildir. Her ikisi de şehid kelimesinde ortak olsalar da aralarında bu farklar vardır.

Yine Allah yolunda ölen kimse de, taun'dan, karın ağrı­sından, boğulmadan, yangından ve şehidlerden sayılan diğerlerinden daha üstündür. Çünkü onun Allah yolunda çek­tiği sıkıntılar, yediği yemek, temin ettiği nafaka onun için ecirdir. Ecri katlanarak verilir. Diğerleri de şehidlerden sa-yılsalar da, aralarında bu farklar vardır. [67]

 

Fasıl

 

1077- Abdullah b. Ömer'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur;

"Allah yolunda başı ağrıyan [68] kimsenin geçmiş gü­nahları affolunur." [69]

İbni Ebi Şeybe, Abdurrahman b. Ziyad b. En'am'dan -bu­nun sika oluşunda ihtilaf vardır, o da Abdullah b. Zeyd'den rivayet etmiştir. [70]

1078- Aynı yolla bu hadisi Said b. Mansur Sünen'inde ve Taberani rivayet etmişlerdir. Ancak onların rivayeti şöyledir:

"Kimin Allah yolunda başı ağrırsa ve ona sabreder­se, daha önceki günahları affolunur." [71]

1079- İbni Asakir'in, Muhammed b. Mukatil er Razi [72] yoluyla Cafer b. Harun el Vasiti [73]'den, onun da Sem'anb. Mehdi'den, [74] onun da Enes b. Malik'ten (r.a.) rivayet etti­ğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Kim Allah yolunda birgün hastalanırsa, Allah ona bir senelik ibadetin sevabını verir." [75]

1080- Şifau's- Sudur sahibinin Rasulullah'tan (s.a.v.) ri­vayet ettiğine göre şöyle buyurmuştur:

"Kim Allah yolunda bir gün hastalanırsa, bu, onun bin köleyi azat edip, Allah yolunda donatmasından ve kıyamete kadar onlara infak etmesinden daha hayırlı­dır." [76]

 



[1] Al-i İmran: 3/157-158.

[2] Al-i İmran: 3/157-158.

[3] Nisa: 4/100.

[4] Hac: 22/58-59.

[5] İbni Kuteybe, Garibul hadisinde 1/171 de şöyle diyor: "Kunutun aslı, namaz kılmak için ayağa kalkmaktır. Rasulullah'a (s.a.v.) en fa­ziletli namaz sorulunca "Uzun kunuttur" demiştir.

[6] İbni Hibban, sahihi Mevaridu'z-Zaman'da, Cihadın faziletibölümünde, S. 381. No: 1584 de Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir. Buhari, Cihad bölümünde, "Mü'min insanların en faziletlisi Allah yolunda canı ve malıyla Cihad edendir" konusunda, 3/201 de, Said b. Müseyyeb yoluyla Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir. Müslim, İmaret bölümünde, "Allah yolunda şehadet'in fazileti" konusunda, 3/1498 No: 1878 de, Ebu Salih Zekvan yoluyla Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir. Nesai, Ci­had bölümünde, "Allah'ın yolunda Cihad etmekle mükellef kıldığı kimseler" konusunda, 6/17 de, Said b. Müseyyeb yoluyla Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir.

[7] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/69

[8] Buradaki "Ta'n"dan kasıt "Tain" dir. "Ya" harfi düşmüştür. Ya­ni Taun hastalığına yakalanan kimse kastediliyor. Lisanul Arab'da, 2/596 da şöyle diyor: "Taun: Bilinen hastalıktır. Çbğulu Tevain'dir.

[9]  İbni Ebi Şeybe, Cihad bölümünde, 5/332 de Sevban'dan riva­yet etmiştir. Ebu Davud, Cenazeler bölümünde, "Taun ile ölenlerin fazi­leti" konusunda 3/482, No: 3111 de, Cabir b. Atabek'den rivayet etmiş­tir. Munziri şöyle diyor: "Nesai ve İbni Mace rivayet etmişlerdir. Nemri'ye göre, hadisi bir cemaat, Malik'den rivayet etmiştir. Onun metin ve senedinde bir değişiklik olmamıştır. Başkalarına göre ise, hadis Malik'in senedi ile sahihtir. Muhtasar: 4/283.

Nesai, Cenazeler bölümünde, "ölünün üzerine ağlamanın yasaklan­ması" konusunda 4/14 de, Cabir b. Atabek yolu' a, Ebu D. vud'un lafzıy­la rivayet etmiştir. İbni Mace, Cihad bölünıünd', "Kendisine şehadet umu­lan durumlar" konusunda 3/937, No: 2803 d Cabir b. Atabek yoluyla ri­vayet etmiştir.

[10] Takrib, 2/223, No: 862 de şöyle diyor: "Malik b. Sa'lebe b. Ebi Malik el Kurazi ona Ebu Malik de deniliyordu. Hadisi kabul edilir. Be­şinci tabakadandır."

[11] Takrib, 2/53, No: 406 da şöyle diyor: "Ömer b. Hakim b. Sev-ban el Medeni saduktur. Üçüncü tabakadandır. On yedi yılında ölmüştür. Ebu Hureyre'den rivayetde bulunmuştur. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/70-71

[12] Müslim, İmaret bölümünde, "Şehidlerin beyanı" konusunda, 3/1521 de, No: 1915 de Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/71

[13] Lisanul Arab, 3/358 de şöyle diyor: "Ladeğe, ledğ: Yılan ve akreb'in ısırmasıdır."

[14] Ebu Davud, Cihad bölümünde, "savaşarak ölenler" konusun­da 3/19, No: 24/99 da Ebu Malik el Eş'ari'den rivayet etmiştir. Münziri, 3/364 de şöyle diyor: "Senedde Bakiyye ve İbni Sabit var­dır. Bunlar zayıftır." Hakim, Cihad bölümünde, 2/78 de, Muhammed b. Muhammed b. Süleyman yoluyla Abdulvahhab b. Necde'den rivayet etmiştir. Hakim şöyle diyor: "Bu hadis, Müslim'in şartı ile sahihtir. Fa­kat Buhari ve Müslim rivayet etmemişlerdir." Zehebi şöyle diyor: "Müs­lim'in delil kabul etmediği İbni Sevban bu değildir. Bakiyye sika'dır. Zannıma göre Mekhul, Abdurrahman b. Ğaneme kavuşmamıştır. "Beyhaki, Siyer bölümünde, "Allah yolunda ölenin fazileti" konusun­da, 9/166 da Abdullah b. Şerik yoluyla, Abdulvahhab b. Necde'den riva­yet etmiştir. Buna göre Hakim'in senedinde kopukluk vardır. Çünkü Ebu Davud Abdurrahman b. Sabit b. Sevban'dan rivayet etmektedir. O'da babası Sabit b. Sevban'dan rivayet etmiştir. Ancak Hakim ise, Ab­durrahman b. Sabit Sevban'dan, o da Mekhul'dan rivayet etmektedir. Bu­na göre Hakim Sabit b. Sevban'ı senedden düşürmüştür. Beyhaki'nin rivayetinde de böyledir. "Atabe'den" yerine "Abdulvah­hab b. Necde Akabe b. Velid'den" yazılmıştır. Zannıma göre bu hatayı yazanlar yapmıştır.

[15] Biyografisi, S. 242 de geçti.

[16] Abdurrahman b. Sabit b. Sevban, S. 494 de geçti.

[17] Takrib, 1/115, No: 2 de şöyle diyor: "Sabit b. Sevban el Ansi Eş Sami. Abdurrahman'ın babasıdır. Sika'dır. Altıncı tabakadandır.

[18] En Nihayetti fi Garibil hadis: 3/451.

[19] Nihaye, 5/214 de şöyle diyor: "Vaks, boynun kırılmasıdır."

[20] En Nihaye: 5/275.

[21] Cevheri'nin"Sihah'ı": 4/1340. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/71-73

[22] İbni Mübarek, Cihad kitabında, S. 154, No: 198 de, Akabe b. Amir'den rivayet etmiştir. Müslim, İmaret bölümünde, "Şehidlerin beyanı" konusunda, 3/1521, No: 1914 de, Ebu Hureyre yoluyla rivayet etmiştir. Buhari, Cihad ve siyer bölümünde, "öldürülmekten başka şehidlik ye­didir" konusunda, 3/211 de, Ebu Hureyre yoluyla rivayet etmiştir. Nesai, Cihad bölümünde, "Şehadet meselesi" konusunda, 6/37 de, İb­ni Vehb yoluyla Abdurrahman b. Şureyh'den rivayet etmiştir. Darimi, Cihad bölümünde, "Şehidlik sayılan durumlar" konusunda, 2/207 de Amir b. Malik yoluyla rivayet etmiştir. Heysemi, Mecmua'da Cihad bölümünde, "Kedisiyle şehidliğe ulaşı­lan durumlar" konusunda, 5/299 da, Taberani ve Ahmed'in rivayetlerin­den değişik olarak rivayet etmiştir.

[23] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/73

[24] Nesai, Cihad bölümünde "Harekete geçen seriyye'nin fazileti" konusunda, 6/18 de, İbni Ömer'den rivayet etmiştir.

[25] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/73

[26] Bunun tahrici yukarıda geçti.(183) Biyografisi S. 314 de geçti.

[27] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/74

[28] İbni Mübarek, Cihad kitabında, S. 55, No: 52 de Halit b. Ma'dan yoluyla rivayet etmiştir.

Ahmed, 4/200 de, Ebu Atabe el Hulani yoluyla rivayet etmiştir. Mecmau'z-Zevaid'in sahibi, Cihad bölümünde, "Şehidliğe ulaştıran du­rumlar" konusunda, 5/302 de Ebu Atabe'den rivayet etmiştir. Heysemi şöyle diyor: "Bu hadisi Ahmed rivayet etmiştir. Ravileri sika'dırlar."

[29] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/74

[30] Bütün nüshalarda "Şemlete" şeklinde geçmektedir. Fakat doğ­ru olanı Takrib'de geçtiği gibi, "Selmete"dir.

[31] Takrib, 1/316, No: 365 de, şöyle diyor: "Selmete b. Şebib el Mesmai en Nisaburi, Mekke'ye gelmiştir. Sika'dır. On birinci tabakanın büyüklerindendir. Kırk küsur yılında vefat etmiştir.

[32] Ebu Nuaym, "Hılye"de, 5/200, No: 318 de, Abdullah b. Muhammed yoluyla İbrahim b. Cafer'den, o da Selmete'den rivayet etmiştir.

[33] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/74

[34] Biyografisi S. 201 de geçti. Onun Rasulullah'tan (s.a.v.) sade­ce rivayet ettiği bir hadis vardır. Tehzib: 3/453, No: 747.

[35] Nihaye, 3/123 de şöyle diyor: "Şeytan Ademoğlunun yolunun üzerine oturur." Hadisteki "Etruk" Tarikin çoğuludur.

[36] Nesai'nin, Suyu ti Şerhli, sindi haşiyeli nüshasında şöyle diyor: "Kel feresi fit tivli." Suyuti şöyle diyor: "'TM' bir tarafı yerdeki kazığa bağlanan, diğer tarafı atın ayağına bağlanan uzun iptir. At o kazığın etrafında dolana­rak, otlanır uzağa gidemez." Sindi 6/22 de şöyle diyor: "Bu şeytanın söyle­diğidir. Maksadı şudur: "Hicret eden kimse, garip memleketlere gidip, ken­di memleketinde bağlı olan kimse gibidir. Sürekli dönüp oraya gelecektir. Yol­culuğunda sadece bazı bilgiler elde eder. O, ayağından ip ile bağlanmış at gi­bidir. At sadece belli bir bölgede yayılıp otlanır. Muhacir diğer beldelerin aha­lisi gibi değildir. Onlar memleketlerinde rahattırlar. Sıkıntıları yoktur. Onlar serbest bırakılmış at gibidirler.

[37] İbni Ebi Şeybe, Cihad bölümünde, 5/293 de, Sebre b. Ebi Fa-. kih'ten rivayet etmiştir. Nesai, Cihad bölümünde, "Müslüman olup, hicret eden ve Cihad edene verilenler" konusunda,' 2/21 de Ebu Ukeyl Abdullah b. Ukayl yo­luyla Musa b. Müseyyeb'den rivayet etmiştir.Ahmed, 3/483 de Sebre b. Ebi Fakih'den rivayet etmiştir. İbni Hibban, sahihi Mevariduz Zam'an'da Cihad bölümünde, "Ci­had'ın fazileti" konusunda, S. 385, No: 1601 de İbni Ukayl yoluyla Mu­sa b. Müseyyeb'den rivayet etmiştir. Elbani,sahihul Cami 2/73 de "Bu hadis sahihtir" demektedir.

[38] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/75

[39] Lisanul Mizan, 8/218, No: 759'da şöyle diyor: "Muhammed b. Abdullah b. Atik, babasından rivayet etmiştir. Muhammed'den de sade­ce Muhammed b. İbrahim et Teymi rivayette bulunmuştur. İbni Hibban onu sikalardan saymıştır."

[40] İsabe'de şöyle diyor: "Abbdullah b. Atik b. Kays b. Esved b. Mura b. Ka'b b. Ganem b. Selme b. Hazrec el Ensari." Sonra şöyle diyor: "Ahmed, Buhari tarihinde, İbni Ebi Şeybe, İbni Şahin, Taberani İbni İshak yoluyla Muhammed b. İbrahim'den, o da Muhammed b. Abdullah b. Atik'ten, o da babasından rivayet etmişlerdir şöyle diyor: "Rasulullah'ı şöyle derken işittim: "Kim Allah yolunda Cihad etmek için çıkarsa..." hadis Abdullah Rasulullah'ın (s.a.v.) İbni Ebi Hakik'in öldürülmesi için gönderdiği kişilerdendir.Beğavi şöyle diyor: "Bana gelen rivayete göre Abdullah b. Atik on iki yılında Ebu Bekir'in hilafeti döneminde, Yemame savaşında şehid olmuştur." İsabe: 2/332, No: 4816. Beyhaki, Siyer bölümünde, "Allah yolun­da ölenin fazileti" konusunda, 9/166 Yezid b. Harun'dan rivayet etmiş­tir. Hakim'de şöyle diyor: "Muhammed b. İbrahim et Teymi'den, o da Muhammed b. Abdullah b. Atik'den, o da Selme'den, o da babasından ri­vayet ettiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "...." Fakat doğ­ru olanı Muhammed b. Abdullah b. Atik'in, Selme oğullarından biri ol­duğudur. O da babası Abdullah b. Atik'ten rivayet etmiştir.

[41] Nihaye, 1/337 de şöyle diyor: "Kim Allah yolunda yatağında ölürse, o şehiddir." Yani adam yatağında yatarken ölüyor. Sanki burnu­nun üzerine düşüp ölüyor.

[42] Nihaye, 4/88 de şöyle diyor: "Kim vurulduğu yerde ölürse, Cen­net ona vacip olur." Ka's: Bir insana vurulması ve onun orada ölmesidir."

[43] Ahmed, 4/36 da, Abdullah b. Atik'den rivayet etmiştir. İbni Ebi Şeybe, Cihad bölümünde, 5/294 de Musannifin senediyle rivayet etmiş­tir. O da Yezid b. Harun'dan rivayet etmiştir.Hakim Cihad bölümünde, 2/88 de, Yunus b. Bukeyr yoluyla Muham­med b. İshak'dan rivayet etmiştir. Hakim şöyle diyor: "Bu hadisin isna­dı sahihtir. Fakat Buhari ve Müslim rivayet etmemişlerdir.

[44] Lisanul Arab: 1/563. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/76-77

[45] Heysemi, Mecmau'z-Zevaid'de, Cihad bölümünde, "savaş­mak için çıkan kimsenin ölmesi" konusunda, 5/382 de rivayet etmiştir. Heysemi şöyle diyor: "Bu hadisi Ebu Ya'la rivayet etmiştir. Senedde İb­ni İshak vardır. O da Müdellis'tir. Diğer raviler sika'dır."

[46] Siyeri A'tamun Nübela, 2/34. Muhakkik şöyle diyor: "İsnadı sa­hihtir. Tabakat, 3/507 de geçmektedir."

[47] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/77-78

[48] Bütün nüshalarda Muhallid geçmektedir. Bu yanlıştır. Doğru olanı Cehdeb'dir.

[49] İkmal, 2/52 de şöyle diyor: "Cehdeb, Abdurrahman b. Cehdeb elhulani'dir. Fadale b. Ubeyd'den rivayette bulunmuştur. Cehdeb'den ise Selman b. Amir rivayet etmiştir.

[50] Hac: 22/88-89.

[51] İbni Mübarek, Cihad bölümünde S. 62, No: 66 da rivayet etmiştir. Taberi Hac suresinde ayet: 58'in tefsirinde. 170/194 de rivayet etmiştir. Ha­disin senedinde, Abdurrahman b. Şureyh' Selman b. Amir'den rivayet etmek­tedir. Abdurrahman b. Şüreyh yüz altmış yedi yılında vefat etmiştir. Tehzib: 6/194 de böyle geçiyor. Selman b. Amir ise sahabidir. Buna göre Abdurrah­man Selman'a kavuşmamıştır. Dolayısıyla sened kopuktur.

[52] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/78

[53] Takrib, 1/203, No: 605 de şöyle diyor: "Humeyd b. Abdurrah­man el Himyeri el Basri. Sika ve fakih'tir. Üçüncü tabakadandır.

[54] Esedül öabe, 2/58, No: 1261 de şöyle diyor: "Hammame b. Ebi Humeyye ed Devsi, sahabedendir. Bu hadisi rivayet etmiştir."

[55] Mu'cemul-buldan, 1/206 da şöyle diyor: "İsbehan, Fars beldeleri arasında belli başlı büyük şehirlerden biridir." "İsbehan ve İsfehan İran'da bir şehir'dir. Saferilerin başkenti idi. Timur, ahalisini öldürerek, orada yetmiş bin kafatasından bir piramit yaptı." El Muncidu fil edebi vel ulum: S. 24.

[56] Takrib, 1/233, No: 23 de şöyle diyor: "Davud b. Abdullah el Ev­di ez Zeafİri Ebul A'la el Kufi, sika'dır. Altıncı tabakadandır. Abdullah b. İdris'in amcası değildir.

[57] Bu kitabı bulamadım.

[58] İbni Esir, Esedül Ğabe'de, 2/58, No: 1261 de rivayet etmiştir şöyîe diyor: "Bu hadisi üç kişi îahric etmiştir." Mema'ın sahibi, Menakıb bölümünde "Hammame (r.a.) hakkındaki rivayetler" konusunda, 9/400 de rivayet etmiştir. Heysemi şöyle diyor: "Ahmed rivayet etmiş­tir. Seneddeki raviler Davud b. Abdullah el Evdi hariç hepsi sika'dır. Davud da sika'dır. Fakat hakkında ihtilaf vardır." İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/79

[59]  (m) nüshasında "Allah yolunda" kaydı fazlalaştınlmiştır.

[60] Buhari, Cihad bölümünde, "Erkek ve kadınları Cihad ve şehadete çağırma" konusunda, 3/201 de Enes'den rivayet etmiştir. Müslim, İmaret bölümünde, "Denizde savaşmanın fazileti" konusunda, 3/1519 da Enes'den rivayet emiştir.

[61] Sihah, 2/519 da şöyle diyor: "'Akarehu': Yani onu yaraladı. Muncid, S. 519 da ise şöyle diyor: "Akare, yaralamak ve boğazlamaktır."

[62] Kamusul Muhit, 4/502 de şöyle diyor: "Hirakul mai": Suyun dökülmesidir

[63] İbni Hibban, Sahihi Mevariduz Zam'an'da, Cihad bölümünde, "Şehidlik hakkındaki rivayetler" konusunda, S. 387, No: 1608 de, Cabir'den rivayet etmiştir. İbni Mace, Cihad bölümünde, "Allah yolunda savaş" konu­sunda, 2/924 de, Amr b. Abese'den rivayet etmiştir. Zevaid'de şöyle diyor: "Senedi zayıftır. Çünkü Muhammed b. Zekvan zayıf biridir." İbni Ebi Şeybe, Cihad bölümünde, 5/290 da, veki' yoluyla A'maş'tan rivayet etmiştir. Ahmed, 3/300 de Veki' yoluyla A'maş'tan rivayet etmiştir.

[64] Bakara: 2/154.

[65] Müslim, İmaret bölümünde, "Allah yolunda şehid olmanın fa­zileti" konusunda 3/1498, No: 1877 de, Enes'den rivayet etmiştir.

[66] Rivayet edilen çokça hadise göre, melekler, peygamberler ve mü'minler şefaat edeceklerdir. Fethurrabbani: 24/128 e bakılabilir. Ay­nı şekilde Muhammed Ümmetinin'salih kullarının, salih kullarına şefaat edeceklerine dair hadis te rivayet edilmiştir. Fethurrabbani: 24/133 e ba­kılabilir. İbni Nahhas'ın görüşü-zayıf bir görüştür.

[67] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/80-82

[68] Tertibi! Kamus, 2/806 da şöyle diyor: "Suda' baş ağrısıdır."

[69] İbni Ebi Şeybe, Cihad bölümünde, 5/329 da, Abdullah b. Ömer'den rivayet etmiştir.

[70] İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/82-83

[71] Said b. Mansur, Cihad bölümünde, "Allah yolunda oruç tutan veya başı ağrıyan kimse" konusunda, 2/3/197, No: 2425 de, İsmail b. Ay­yaş yoluyla Abdurrahman b. Ziyad b. En'am'dan rivayet etmiştir. Heysemi, Mecmau'z-Zevaid'de, Cenazeler bölümünde "Hastanın günahlarının keffareti ve onun ecri" konusunda, 2/302 de Abdullah b. Ömer'den rivayet etmiştir. Heysemi şöyle diyor: "Taberani Kebir'de, Hasen senedle rivayet etmiştir." İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/83

[72] Takrib'de şöyle diyor: "Muhammed b. Mukatil er Razi, zayıf­tır. Onbirinci tabakandan dır."Lisanul Mizan'da şöyle diyor: "Muhammed b. Mukatil er Razi. Ve-ki1 ve onun tabakasından rivayet'de bulunmuştur. Hakkında konuşulmuş­tur. Fakat hadisi terk edilmemiştir." Buhari şöyle diyor: "Muhammed b. Mukatil bize şöyle dedi: "Ona "Er Razi mi?" denilince Buhari şöyle de­di: "Gökten yere indirilmem, Muhammed b. Mukatil'den rivayette bulun­mamdan bana daha sevimlidir" îkiyüz kırk sekiz yılında vefat etmiştir.Takrib: 2/210, No: 728. Lisanul Mizan: 5/388, No: 126İ.

[73] Lisanul Mizan, 2/131, 562 de şöyle diyor: "Cafer b. Harun Mu­hammed b. Kesir'den rivayette bulunarak yalan hadis rivayet etmiştir."

[74]  Lisanul Mizan, 3/114, No: 381 de şöyle diyor: "Sem'an b. Mehdi. Enes b. Malik'den rivayette bulunmuştur. Nerede ise tanınmaya­caktır. Gördüğüm yalan ile dolu olan bir nüsha nispet edilmiştir. Hadis uyduranın yüzünü Allah karartsın."Bu nüsha Muhammed b. Mukatil er Razi'nin Cafer b. Harun el Vasiti'den, onun da Sem'an'dan rivayet ettikleri nüshadır. Üçyüzden faz­la hadis içinde vardır. Çoğu rivayetleri uydurmadır. Cuzcani bu nüsha­dan bir hadis rivayet etmiştir. "Bu hadis münker'dir" demiştir. Senedin­de birden fazla bilinmeyen ravi vardır.

[75] İbn-i Asakir'in Cihad kitabı. Ben bulamadım. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/83

[76] Bunu bulamadım. İbn Nehhas, Cihad, Tevhid Yayınları: 2/84