Rad Suresi [1] - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 13. Sayfa
RAD SURESİ[1]
2- "Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten."
Yani biamedin la terevneha:
"Allah'ın gökleri direkle yükselttiğini göremezsiniz. Zira direksizdir."
İbni Hurmeninde şiirinde belirttiği gibi:
"Süleyma'yi Allah gözetip korusun öyle bir şeyde cimrilik yapmıştır ki hiç böyle bir eksiklik yapmamıştı. Bu zuftnun devam edeceğini samıyorum. Öyle ki hakkımda nahoş şeyler ve kırıcı, yaralayıcı şeyler anlatıyor."[2]
Katade de manası şöyledir demiş: "Bel refeaha biğayri amadin ve terevneha kezalike." Bilakis gökleri direksiz olarak yükseltmiştir ve Öyle de görürsünüz.
Bu görüş kudret üzerine daha çok delalet ediyor ve ay-nca görüş ve müşahedeye de daha uygun ve tespitlidir.
"Hepsi muayyen bir vakte kadar akıp gitmektedirler."
Bunlardan herbiri belirli bir vakte kadar devirlerini dolaşıp duracak.
3- "Ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan."
Her semereden iki çift yarattık: Tatlı ekşimsi, yaş kuru faydalı zararlı gibi. Bu kural bir şeyin zıddı ile kaim olup şe-killenmesiyle bilinmesidir. Çünkü eşyalar eş veya benzerleri ile bilinmekten ziyade daha çok zıdlanyla mukabil olup bilinir.
4- "Sinvanun."
Toplu halde bir arada biribirine uygun hurma ve benzeri şeyler vardır. İbni Abbas'ın dediğine göre bunlar aslı bir olan hurmalardır.
6- "Elmesulatu."
Muakeb'in (ceza verilenin) cezasından ibret alınacak temsili cezalardır. Müfredi mesuletun'dur. Sadukaîen ve sadukat gibi.
7- "Her toplumun bir rehberi vardır."
Her kavmin geçmişte kendilerini hidayete götüren bir rehberi vardır.
8- "Rahimlerin neyi eksik, neyi ziyade edeceğini Allah bilir."
Rahim içinde olan ceninin doğumunun müddetini ne eksik yapar ne de fazla.
Bir rivayete göre (vema teğidu'l-erham) ceninin tam mutedil yaratıldığı, (vema tezdadu) güzellik, bünyesinin selametinden, cesedteki uzunluk ve enlilik bakımından zi-yadelik yapmaz demektir.
10- "Geceleyin gizlenenle."
Gecenin karanlığında yaptığı ameli, işi gizli olan. Şair şöyle demiş:
"Ey Cenab'm iki oğlu! Sizler, emekleyip yavaş yavaş yürüyüp gizlenen ve boynunda küçük zil olan kimseler gibi bulundunuz."[3]
"gündüzün yürüyen."
Sözü, işi açığa vurup götüren.
Şiirde de saribun aynı anlamda kullanılmıştır:
"Sen o guruba uzun atları ve büyük ölçüde develer verdin öyle ki onları sağan geri dönüyor vazgeçiyor.
Öyle ki çekirge misali yayılan çok sayıda koyunlar verdin. Bunlar günlerin metaldir hepsi gidicidir."[4]
11- "Onun takipçileri vardır."
İnsan İçin takip eden melekler, murakıplar vardır.
"Allah'ın emriyle onu koruyan."
Onu Allah'ın emri ve hükmüyle alemde muhafaza ediyorlar. üVezni akabe akibu ve tuakibu.
İbrahim şöyle demiş: "Burada takdim ve tehir vardır." Yani "lehu muakkibatun min emrillahi yehfezunehu min beyni yedeyhi vemin haîfihi: Onu Allah'ın emriyle, önünden arkasından koruyan murakıplar vardır."
"Onların Allah'tan başka yardımcıları da vardır."
Yani kendilerini koruyacak ne bir dost ne de bir veli vardır. Bir rivayete göre sığınacakları bir sığınak yoktur.
13- "O, azabı şiddetli olandır."
Mücahid'ten nakledildiğine göre Allah'ın vereceği karşılık ve kuvvet çok şiddetlidir. Sa'leb'ten nakledildiğine göre hile veya plandır. Şiirde de böyle ifade edilmiştir:
"Ey Mesad b. Amr! Durumlar, meseleler çeşitlidir, çoktur sen Allahu Teala'nın elif ile karşılık verdiğini bilmiyor musun?
Tıpkı Hicaz keçilerinin yeşil hurma yaprağından kaçtıkları gibi şaşırma yoktur ancak onları oklarımızla ayın-rız."[5]
14- "Suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir."
Araplar ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açanın misalini darbı mesel olarak geçip gideni, elle tutulmayanı veya idrak edilemeyen şeyleri verirler. Şair de şiirinde böyle kullanmıştır:
"Sabahleyin Leyla'yı kaçırmış olarak sabahladım, tıpkı ağzına gelsin diye iki aucunu suya uzatıp parmaklarının arasından akan gibi."[6]
Başkası da şöyle dile getirmiş:
"Sabahladığımda veya öyle bir hale geldim ki sevgilimle aramdaki sevgi tıpkı iki avucuyla suya uzanan misaliydi."[7]
Biri daha aynı şekilde kullanmış:
"Benim size olan durumum süratli ve hafif hafif gelmektir, tıpkı suyu avuçlayıp da parmaklarının ucunda durmayan misalidir."[8]
17- "O gökten su indirdi de vadiler kendi hacimlerince sel olup aktı."
Gökten su indirdi'den kasıt Kur'an-ı Kerim'dir. Zira faydalarının çokluğundan gökten inen yağmur misalidir. Düştüğü yere fayda verir. Şiirde de dile getirildiği gibi:
"Sakin olacaksın, ben sende kıskançlık dışında bir kusur görmedim. Kıskançlar ise çoktur. Sen bir yağmur misalisin, onun düşmesi bereket, suyu ise temiz ve temizleyicidir."[9]
Hakeza yağmurun faydası düştüğü toprağa göre değişir. Hakeza Kur'an'ın faydası da düşünüp amel edenlerin durumuna göre değişir,
"Köpük atılıp gider."
Selin üzerinde giden çerçöp cevherlerin eriyip giden kalıntı ve pislikleri, batıl ve gidişinin misalidir. Suyun saflığı, bakiliği ve berraklığı bakımından hakka benzer.
29- "Ne mutlu onlara."
Bir rivayete göre ne güzel onlara. Ettib'ten fu 'la veznin-dedir.
31- "Eğer bir Kur'an'Ia dağlar yürütülseydi veya onunla yer parçalanmaydı, ya da onunla ölüler konuştu-rulsaydı. (O Kur'an yine bu kitap olacaktı.) Fakat bütün işler Allah'a aittir."
Kureyş'İilerin Kur'an'ia dağların yürütülmesini, arz'in parçalanmasını, onunla Ölülerin konuşturulmasını istemeleri[10] üzerine bu ayet nazil olmuş. Zira bu isteklerinin cevabı hazfedilmiştir ki, ibare ifade noktasında daha beliğ ve fayda bakımındanda daha kapsamlı olsun. İmru'l-Kays'ın şiirinde belittiği gibi.
"Eğer onun ölen iyi ve cömert bir nefsi varsa, veİakin o nefis daha enfesini düşürüyor."[11]
31- "İman edenler hala bilmediler mi?"
Cürhum'luların lugatına göre bilmediler mi onlara açıklanmadılar mı?
Suhaym da şiirinde bilmiyorlar mı manasında kullanmış:
"Ben onlara halk üe diyorum. Çünkü onlar beni kumar ile paylaşıyorlar. Onlar hala bilmediler mi kî ben İbin Faris Zeh-dem'im."[12]
Yuyessiruneni: Yani beni kumar ile paylaşıyorlar.
Zira alemin yaisu diye i s imlendirilmesinin sebebi: Çünkü alem, olmayacak şeyin olmayacağını bildiğinden dolayıdır. Ve cahilin hilafına alim onu bilir.
Kesai ve Ferra şöyle demişler: "Ümitsizlik manasında olan bildiğimiz ye'stir."
Ayette hazf vardır. Ferra'mn yanında şöyledir[13]
"Onlar hala bilmediler mi, çünkü onlar biliyorlar ki Allah'ın ayetleri maslahatlara binaen gelir, inadı sunuşlarla değil?"
Kesai'nin yanında şöyledir: "Elem yey'esu min imanİhim fi'1-kafirine."
33- "Ve Allah'a ortak isnad ettiler. 0e ki: Onları isimlendirin."
Yani zannettikleri gibi ilahlar ortak kılarak nisbet ettiler. Bir rivayete göre manası: Onlarda olanı vasiflandınnki, onların ilah olmadıklarını bilesiniz.
33- "Yoksa siz Allah'a yeryüzünde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz."
Yeryüzünde Allah'a bilmediği şeyi mi haber vereceksi-niz'den kasıt ortak koşmakladır. Bu konuda Allah'a kendisine ortak olan bir şeyi tanımıyor. Ayette olduğu gibi:
"De ki: "Göklerde ve yerde Allah'ın bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz." (Yunus: 10/18)
"Yahut boş laf mı ediyorsunuz."
Yahut batıl ve gerçeği olmayan bir söz ile mi? Şiirde de bu manada kullanılmıştır:
"Sen bizi onun sütünden ve etinden Ötürü ayıplıyor musun? Ey İbni Rita bu da batıl bir kınamadır."[14]
Huzeli şiirinde şöyle dedi:
"Dalkavuklar onu sevdiğimden dolayı ayıpladı. Bu senin üzerine olan kınamalar batıl şikayetlerdir. Dalkavuklar onu bıraktığımdan dolayı sevinmesinler. Onun bensiz olan gecesi ve gündüzü karanlıktır."[15]
Ebu Kasım b. Habib[16] bu hususta şöyle demiş: "Ayet ilzam ve taksim içermektedir. Yani etunebbiunel-lahe bibatinin la ya'lemuhu embi zahirin ya'lemuhu: Yani sîz Allah-u Teala'ya bilmediği batini bir şeyden yahut bildiği zahiri bir şeyi mi haber veriyorsunuz." "De ki ilahlarınızı isimlendirin bakalım." Zira Allahu Teala ne kendisine takılan bir ismi, ne de ortak koşulan birini tanıyor.
35- "Cennetin misali."
Yani vad olunanın cennetin sıfatı. Ayette olduğu gibi: "En yüce sıfatlar Allah'ındır." (Nahl: 16/60)
39- "Allah dilediğini siler, sabit bırakır." Allah dilediği şeyi kaldırır, dilediğni de yerinde bırakır. Yani hafaza meleklerinin Allah'a takdim ettiği amellerdir. Ancak sevap verilecek veya cezası gerektirecek amelleri yerinde bırakır.[17]
İbni Abbas'tan nakledildiğine göre Allahu Teala kitaplarda olan hüküm ve emirleri kulların maslahatlarına binaen kaldırır veya yerinde bırakır.
"Kitapların aslı onun katımladır."
Yani saadet ve şekavetin aslı onun katındadır. Bunlar Ummul Kitapta olduğu gibi dururlar ve değiştirilmezler.
41- "Onun hükmünü bozacak hiç kimse yoktur."
Hüküm verdiği şeyleri hiç kimse murakebe edemez.
Mesele hakimin, verdiği hükmü murakebe edip reddettiği zaman şöyle denilir:
"Akabel hakimu hükme minkablihi." i43- "Allah ve yanında kitap bilgisi olan yeter."
Bir rivayete göre levhi mahfuzd.akilerden haberdar olan Cibril'dir (a.s.).[18] Bir rivayete göre ehli kitaptan olup bunda ilmi olan kişiler Abdullah b. Selam ve Temim ed-Dari misali kişilerdir.[19]
[1] îbni Abbas'tan nakledildiğine göre Rad suresi Mekke'de nazil oldu demiş. İbni Ebu Şeybe ve Mervezi'nin Cenaiz'de Cabir b. Zeyd'ten (r.a.) çıkardıklarına göre şöyle demiş:
"Bir cenaze getirür iğinde, Üzerinde Rad suresinin okunması uygun görülürdü. Bu sure, Cenaze (ölü) için hafiflik teskinlik oluşturur. Bu onun kabzedilmesi için daha ehven ve durumu için daha güzel bir kolaylıktır.
[2] Divanı sh.: 55-56. Kasidesinden alınmıştır. Birinci beyit Lisan: 1/141; İkinci beyi! Tefsiri Taberi: 13/94. Bu kasideyi söylemesinde-ki gayesi ise: Kur^yş'liler hemzeli söylemezler denilmesindendir.
" De ki bir kaside söyleyeceğim hepsini de Kureyş'lilerin lisanına göre r'emzeli yapacağım."
[3] Beyit Evs b. Hacer'indir. Divanı: 98; Mecmau'1-Emsal: 2/351; Garibu'l-Hadis İi'1-Harbi: 2/848.
[4] Beyan ve Tebyin: 3/162. Nisbetsizdir. Hayavan: 3/75. Beytulla-hı tavaf eden bir kadına nisbet edilmiş. El-Munsef: 3/4. EI-Münemmek fi Ah-bar Kureyş sh.: 330. Cürhum 'lu bir kadına nisbet edilmiş. Kıssa anlatılmış. Selahib uzun atlardır. Hecmeten çok sayıda deve. Sarip; yayılan.
[5] Birinci beyit Lisan mehele: 11/619. Muhkem: 2/313. İkinci beyitte vardır, md. Safere; 4/458. İsanferetil mazi: Keçi kaçtı. Yurva: Nuzvihim. Yani onları ayırırız.
[6] Beyit Mecnun'ımdur. Hayavan: 5/139. Mahtutada: Hafetehu yerine hanetehu gelmiş. Hatadır.
[7] Tefsiri Kurtubi: 9/301; Tefsiri Taberi.: 13/76; Mecazu'l-Kur'an: 1/327. Muhakkikçiler nisbetsiz bırakmış. Bahru'l-Muhit: 5/377; Hayavan: 5/139-76. Muhakkik nisbetsiz bırakmış. Mecmeu'I-Emsal: 1/256; Tefsiri Maverdi: 2/325. Beyit Ebu Dehbel Cumhi'nindir. Divanı sn.: 115; Eğani: 6/162. Ebu Huzeyl'e nisbet edilmiş ama hatadır, Suhey-li Dabi b. Haris'e nisbet etmiş. Ravdu'I-Enf: 3/42. Muhammed b. Davud Isbahani Ahves'e nisbet etmiş. İkisi de isabetsizir.Ez-Zehre: 1/257. ve ondan önce şu vardır: "Eyvah pişmanlığım, dönüşüm! Çünkü sen bana, geri dön, biz yarının kuşluk vaktine girdik dedin ben ise meyletmedim."
[8] Beyit Dabi b. Haris Burcumin'indir. "Malem Tesikhu" şeklinde de rivayet edilir: Onu taşımadı demektir.Hazanetu'1-Edeb: 9/323; Tefsiri Taberi: 13/76; Mecazu'l-Kur'an: 1/327; El-Lisan Vesaka. Bahru'l-Muhit: 5/377.
[9] Beyit MaJik b. Errayb'mdır. Hamasat Basriye: 1/156; Muce-ımı'l-Edibba: 15/89.
[10] îbni Ebu Hatem Ebu Şeyh ve İbni Mürdeveyh 'in Atiyye Av-fi 'den naklettiklerine göre Muhammed'e (s.a.v.) şöyle dedi dedilerr:
"Mekke'nin dağları bize yürütülseydi genişlenene dek ve orada Kurban kesseydim veya yer parçalanmaydı her yer geçit ofsaydı iste-diğmiz yere gidebilseydik, tıpkı Süleyman'ın (a.s.) rüzgarJa kavimi-ni istediği yere götürdüğü gibi. Veya Ölüler diriltilseydi de tıpkı İsa'nın (a.s.) ölüleri dirilttiği gibi."
Bunun üzerine ayet nazil oldu.
[11] Divanı sh.-. 87; (Kerimetun yerine temutu cemiaten) şeklinde de rivayet ediliyor. Tefsiri Kurtubi: 9/319. Bir kerede ölseydi demek istiyor. Lakin hastalık ondan peyderpey bir şeyler alıp götürür.
[12] Beyit Suhaym b. Vesil 'indir. Esasu'J-Belağa Yeis'e sh.: 511;
Mecazu'l-Kur'an: 1/332; Tefsiri Kurtubi: 9/320; Tefsiri Taberi: 13/90;
Bahru'l-Muhit: 5/392. Beyitin Suhaym'ın değil oğlunun olduğu söyleniyor. (Yuyessiruneni yerine ye'suruneni) rivayet edüiyor.Zamahşeri şöyle demiş:
"Şu söz mecazdandır:
"Kad yeistu enneke reculun sıdki. Senin iyi bir adam olduğunu bildim." Yani alimtu manasmdadır. Bu şey ettama ile beraber telaş'ı, inkıta ile beraber sükunet ve mutmain!iği ifade eder. Tıpkı ilim ile olduğu gibi. Bundan Ötürü ye's iki rahatlıktan biridir demişler. İbni Abbas'tan nakledildiğine göre Nafİ b. Ezrak ona ayet hususunda sorduğunda o da:
"Beni Malik'İn diliyle bilmiyorlar mı manasmdadır" der. O da:
"Araplar bunu biliyor mu?" der. O da:
"Evet sen Malik b. Avf'ın şöyle dediğini duymadın mı?" der.
"Kavimler de bitiyorlar ki onun oğluyum. Her ne kadar aşiret toprağında yetişmiş de olsam."
[13] Meanil Kur'an: 2/63.
[14] Beyit Bahrul Muhit'tenisbetsizdir. 5/395. Sebrete b. Amr'in-dir. Emaliş-Şeceriyye: 1/219; Tefsiri Kurtubi: 9/323.
[15] Beyitler Ebu Zueyb Huzeii'nindir. Şerh Divan Huzeliyin: 1/70, Birinci beyit: Lisan madde. Zahara. Ez-Zehra; 1/418.
[16] İsmi Hasan b. Muhammed b. Hasan b. Habib. Ebu Kasım en-Nisaburi vaiz müfessir olandır. Meani'I-Kur'an ve ilimlerinde asrının imamıydı. Meşhur olan tefsiri'tasnif etmiştir. Ondan da ilmi Ebu Kasım, Salebi müfessir olan, Ebu AH Muniİ Şafii'lerin şeyhi almıştır. Yani basılan (Ukalau'l-Mecanin) adlı eseri v ardır. Hicri 406'da vefat etmiştir.
[17] Merhum müellif bu görüş hakkında, bedi ve çok güzel bir görüş belirtmiştir. Çünkü melekler, insanın her dediğini yazıyorlar. Elleka-ni'nin şiirde belirttiği gibi:
"Her kul için müvekkil hafaza melekleri ve hayırları yazıp ihmal etmeyecek katipler vardır."
Öyleki bunlar yapılan fiilden bir şeyi ihmal etmez, her ne kadar dikkati başka yöne kayşa da, nakledildiği gibi hastalık anındaki iniltiyi de kaydederler. Bunu şu ayet te'yid ediyor:
"Çünkü onun sağında ve solunda oturan her davranışı, yakalayıp tespit eden iki melek vardır. İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında gözetleyen, dediklerini zapteden (bir) melek hazır bulunmasın."
(Kaf: 50/17-18)
İbni Cerir ve İbni Ebu Halem'in İbni Abbas'tan çıkardıklarına göre (ma yelfezu min kavlin) ayeti hakkında şöyle demiş: Hayır ve şer her hususta söylediğini yazar. Halta kişinin yedim, içtim, gittim, geldim, gördüm gibi ifadeleri de yazarlar. Perşembe günü geldiği zaman kişinin söz ve fiilleri sunulur, hayır ve şer hususunda olanlar bırakılır, diğerleri atılır. Buna ise ayetteki:
"Allah, dilediğini bırakır dilediğini de imha eder." ifadesinin taşıdığı anlamdır.
İbni Murdeveyh ve îbni Asakir'in Ali'den (r.a.) çıkardıklarına göre, o, Rasulullah'dan (s.a.v.) bu ayet hakkında sorduğunda: Ona şöyle dedi:
"Senin göz aydınlığın olacaktır." tefsiriyle yapmış, söylemiştir.
Bizzat sadakanın verilişi, ana babaya iyilik etme ve maruf olanı yapmak, şakiliği saadete çevirir, Ömrü uzatır ve gelecek kötülükleri korur. Bu manada örnekler çoktur.
İbni Ebu Şeybe'nİn Musannef'te ve İbni Ebu Dünya'nın Ed-Da-avat'ta İbni Mesud'tan çıkardıklarına göre şöyle dedi: Kul, şu dualarla çağırdığı zaman, maişetinde mutlak surette bolluk olur:
"Ya zal-menni-vela yumennu aleyh, ya zel-celali vel ikram, ya zat-tavl-la ilahe illa ente zahrella cin, ve carel müstecirin, ve me'menel ha-ifin, inkunteni ketebte indeke fi ummil kitabı şakiyyen femhu annİ ismeş şakai ve esbitni indeke saiden, ve inkunte ketebteni indeke fi ummil ki-tab: Mahrunıen muktarren aleyye rizkiy, -femhu hirmaniy ve yessir riz-kiy ve esbitni indeke saiden muvaffakan lil hayri. ve zira sen kitabında şöyle buyurdun: "Allah dilediğini bırakır dilediğini de imha eder, bütün kitapların anası onun yanındadır."
[18] îbni Ebu Hatem'in Saİd b. Cübeyr'den naklettiğine göre: "Vemen indehu ilmu'l-Kitabi"den kasıt Cibril'dir (a.s.)-
[19] Abdurezzak, İbnİ Cerir, İbni Münzir ve İbni Ebu Hatem'in Ka-tade'den naklettiğine göre ayet hakkında şöyle demiş:
"Ehli kitaptan bazıları hakkı müşahede edip biliyorlardı. Onlardan bazıları:
"Abdullah b. Selam, Carud, Temim ed-Dari ve Selman Farisi'dir."
İslami Okul Okulların En Önemlisi