İbrahim Suresi - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 14. Sayfa
İBRAHİM SURESİ
2- "Allah öyle bir varlıktır ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi onundur."
(Allah) lafzı istinaf üzere ref yapılır.[1] Maruf olan kıraate göre bedel üzerine cer yapılır. Veya atfı beyan üzerine cer kılınmıştır. Hamid'in sıfatı olduğundan dolayı cer yapılması caiz değildir. Çünkü vasıflanan şey, kendisinden daha nakıs ve ahas olanla vasıflanır. Yüce olan bu isim bütün isimlerden daha yüce ve üstündür. Meşhur isimler menzilinde olduğundan vasf için elverişli değildir.
3- "Dünya hayatını ahirete tercih edenler." (Alıiret hayatını) dünya hayatıyla değiştirip daha çok
seviyorlar. Bir rivayete göre tercih ediyorlar.
7- "Rabbiniz size bildirmişti."
Ezine ve teezzene: Bildirmek manasındadır. Et-tefaul, ifal, ettefil ve başka manalara gelebilir.
Cerir şöyle dedi:
"Bir iyiliktir ki o, onu muhafaza ediyor. İpeğin etrafı gibi bolluk bereket dolu bir yaşama karışmış.
Yaşlı olduğumdan benden yüz çevirdiler o kadınlar. Ve-lakin söylediğim sözlere geliyorlar."[2]
9- "Ellerini ağızlarına bastılar."
Onlar kin ve hüzünlerinden Öfkelerinden ellerini ısırdı-Iar.
"Mahzun ve öfkeli elini ısırır."
Müberrid de şiirinde bu manada kullanmıştır:
"Eğer Selma zayıflığımı ayak ve el kemiklerimi de beliren kırmızı noktalar halindeki hastalığımı, ailemin uzaklığını ve hastalığımın cefasını görseydi hüznünden ellerini ısırırdı."[3]
Hasan şöyle demiş:
"Onlar ellerini peygamberlerin ağzına kapatmış gibidirler. Tabi ki darbı mesel üzerine düşünürsek. Ya peygamberlerin dediklerini reddedip dinlememekle veya onların kokularından dolayı bu durum hasıl olur."
Abdu Yağus da şiirinde bu manada kullanmıştır:
"Diyorum ki, Lisanımı bir parça ip ile bağladılar; Ey Teym kabilesi, lisanımı serbest bırakın."[4]
Amr b. Mad Yekrib'in dediğine göre bu gibi haller deve yavrsunu emzirmekten çekip almaya benzer. Şiirde de şöyle ifade etmiştir:
"Eğer kavmimin okları beni konuştursaydı, konuşurdum velakin oklar batırılmıştır."[5]
Peygamberlerin dediklerini kavimlerinin keraheti üzerine hamletmek de caizdir. Bu durum sihirlenip bir şeyi dinlemek isteyen kimsenin durumu gibidir. Bu kişi ellerini kulak kepçelerinin yanına alır ve parmaklarını kulaklarına tıkar. Ayette de olduğu gibi:
"Parmaklarını kulaklarına koyuyorlar."
(Bakara: 2/19)
İbni Naise el-Esedi de şiirinde bu manada kullanmıştır: "Çölün koruluğundaki çakıl taşlarının çok olmasıyla parmak uçlarını kulak kepçesine götürüyor. Biz dedik ki: "Ha" işte Na'man vadisine gelmekle misafiri ağırlamak İçin birşeyler bulduk, Öyleki, burada yaşam; bolluk bereketle doludur."[6]
16- "İrinli sudan."
Yani irin misali sudan ama muhtasar yapmıştır. Bir rivayete göre Öyle bir sudur ki verildiğinde şiddet ve kerahiye-tinden dolayı verilen kişi ondan kaçınır.
17- "Ona her yandan ölüm gelecek."
Ölüm sebebleri cesedinin her tarafından gelir. Sanki biten her kılın altında alem veren menba merkezi varmış gibi. Bir rivayete göre ölüm sebebleri altı cihetinden gelir.
18- "Fırtınalı gün."
Yani Asfir rih: "Şiddetli fırtınalı bir günde." Hal ile olaya delalet etmekle iktifa etmiştir. Bir rivayete göre: "Yevmin asifin; zi usufin'dir.
22- "Ne ben sizi kurtarabilirim."
Musrihikum kelimesi selbi olan Iugatlardandır. Çünkü es-Sarih: imdat ve yardım dileyendir. El-Musrih: Yardım edendir. Buna benzer misalleri çoktur. El-İşkau vel i'tabu gibi.[7]
Selame b, Cendel de şiirinde sarihun'u yardım dileyen anlamında kullanmıştır:
"Yardım dileyen bize geldiği zaman biz korkardık. Zira yardım dileyenler işe gayret ve azmederler."[8]. Başka şiirde de aynı nlamda kullanılmıştır:
"Her yardım dileyen çağırdığı zaman onlara yönelir, istedikleri ve azmettikleri şeyler hakkında yardım ederiz."[9]
"Ne de siz beni kurtarabilirsiniz."
Bütün nahivciler Hemze'nin kıraatini ya'nın kesresiyle (bimusrihiyyi) şeklinde okumasını kabul etmiyorlar. Beni Yerbu kabilesinin lugatına göredir. Bu konuda iki görüş vardır:
1- İzafe ya'sının işbaıyla (bi musrihiyyi) şeklinde olur ve sonra zaid olan hazfedilir, hazfın delaleti olarak da harekesi olduğu gibi bırakılır.
2- Cem nun'u izafe için hazfedildiğinde, ya harfi[10] cem ya'sıyla karşılaşmış ki, ikisi de sakindir, bu durumda izafe için olan ya'nın harekesi kesre yapılmışın-.
26- "Uctusset"
Yani infezeat (yerinden söküldü veya sökülmüş) mana-sındadir.
Huzeli de şiirinde bu manada kullanmıştır:
"Yahut deve kuşu misali, çünkü evinden ayıpsız kusursuz bir şekilde iki boynuz edinmek istedi ki, (bu arada) iki kulağından da oldu. Kökünden kulaktan oldu boynuz sahibi de olamadı."[11]
"La bey'un fihi."
El-bey', lafzını seçmedeki kasıt şudur: Bu lafızda karşılıklı birşeyi yapma olan (mubayea) da (muavede) karşılıklı bedel olduğundandır. Bunun kurtuluş bakımından fidye gibi olduğu zannediliyor. Çünkü fidyede; fidye verip kurtuluş vardır. Mana bakımından şu ayette olduğu gibidir:
"O bütün varlığını fidye olarak verse ondan kabul edilmez." (En'am: 6/70)
31- "Velahilalun."
Haleltuhu, muhaleten ve hilalen kelimesinin mastarıdır. Dostluk olmayan anlamındadır.
33- "Daibine."
Allah'ın, güneş ve ayı musahhar kıldığı şey üzere devam edip giderler.
37- "Ef'ideten minennasi."
İnsanlardan bir kısmının kalpleri manasmdadır. Bir rivayete göre ef'ideten lafzı; uf'ude'nin[12] evfideten vezni üzerine olan kırık cemidir (cem'u teksir). Sonra lafız kalp edilmiş ve daha sonra vav kalbedilmiştir. Tıpkı fuad lafzının cemi olan ef'ideten gibi.
"Tehvi ileyhim."
Onlara doğru meyledip gitsinler.
40- "Duamı kabul et." Yani ibadetlerimi kabul et.
41- "Beni ve ana-babamı bağışla."
Anne babası ikisi de sağ olduğundan onların iman etmelerini temenni ve rica etmiştir.
42- "Gözlerin d.'şarı fırlayacağı bir günde." Turfeu havaya kdldırıhp dikilir. Şu misaldeki durum da
bunun gibidir:
"Şahhase basarul ineridi: Hastanın gözleri havaya dikildi. Şuhusen ve şakke şukuken"
43- "Muhtiine."
Başlarını dikerek koşuşurlar demektir. İtrak (başım Önüne eğip susmak) ile tefsir edilmez. Çünkü şu ayet vardır:
"Başlarını dikerek."
El-îkna başını sağ sola oynatmadan havaya kaldırıp dikmektir.
Rai de şiirinde bu manada kullanmıştır:
"Şarkı söyleyerek deveyi süren oynayıp öteye beriye giderek şamata etti. Sanki boynunda veya boğazında kamış var ve tutuktur ve yavrusu ölen devenin iniltisi ve figanından boynu eğiktir."[13]
El-Acul: Yavrusu Öldüğünden dolayı üzüntü ve kederden ses çıkaran devedir. Sesi çıkardiğızaman başını havaya diker.
"Kalpleri bomboş olarak."
"Şiddetli korkudan dolayı kalpleri bomboştur. Yani kalpsizdirler."
Ebu Zeyd de şiirinde bu manada kullanmıştır:
"Cisimlerden ve silahlardan dolayı beni hayrete düşürdünüz velakin kalp yoktur (kalpsizdir)."[14]
Rai de şiirinde böyle kullanmıştır:
"Erkenden bütün kuvvetleriyle vurdular. Ve kambur-laştı kamçı ondan dolayı korkaktan korku sesi çıkarttı."[15]
Yani isterse onların kurdukları hile ve tuzaklar dağlan yerinden oynatsın. Zaten hilelerinin ehven ve emirlerinin hakir olduğundan dolayı dağları oynatamazlar.
47- "O halde sakın Allah'ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma."
Bir rivayete göre cümlenin takdiri şöyledir: ' "Muhlife rusulehu va'dihi." Ama cümle maklub olmuştur. Yani o halde sakın Allah, peygamberine (s.a.v.) olan vaadinden cayar sanma demektir.
Şair şöyle demiş:
"Bütün kemmiyetler sanki derinin üzerindeki kıllara yağ sürülmüş."[16]
Başka şair şöyle demiş:
"Öküzü başına gölge düşmüş görürsün ve geri kalan kısmı ise tamamen güneşe dönüktür."[17]
Burada evla olan lafız üzerine karar kılınmasıdır. Çünkü cari olan fiillerde ihlaf iki vecih üzerinedir:
1- Ahlefe zeydün vaadehu: "Zeyd vaadine muhalefet etti."
2- Ve ahlefe vaadühu zeyden. Buna benzer misali: Esa-be zeydun malen: Zeyd mal, meta sahibi oldu ve esabe zeyden malun. Ve vafeke zeydun hadisen: Zeyd onların konuşmalarına tesadüf etti. Ve vafeke zeydun hedisuna: Konuşmamıza muvafık olup hayret etti.
Ahreze zeydun seyfehu: Zeyd kılıcı kınına koyup korudu. Ahreze zeyden seyfuhu: Zeyd'in kılıcı Zeyd'i katledilmekten korudu.[18]
49- "Zincire vurulmuş."
Yani kafirler kıyamet gününde kelepçelenerek bir araya getirilirler. Tıpkı dünyada hep beraber küfür üzerinde toplandıkları gibi.
Es'eret: çıktı. Yeraatu: Deve kuşu. İcfil: Korkaktır.[19]
Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 1/502-511.
[1] (Allahu) şeklinde ref'ayla Nafi, İbni Amr ve Ebu Cafer okumuştur. Diğerleri cer ile okumuşlar.
[2] Beyitler onun divanında Ahtal 'ı hicvettiği kasidesinde. Divan: 222 ve burada ikinci beyit vardır: Onu tanıdıktan sonra sen ahdini inkar ettin, velakin yüzeysel olarak senin sözüne geliyorlar. El-Ayşu'l-Garir: Rahat yaşamdır.
[3] Bahru'l-Muhit: 5/408. Nisbetsizdir. Tefsiri Kurtubi: 9/345; Kamil Lil Muberrid: 1/39; Tefsiri Maverdi: 2/340. Ibni Zeb'ari'nindir. Bazı değişikiliklerle beraber divamndadır. Sh.: 34.
[4] Mafdaliyat sh.: 157. Şerh Mafdaliyat Tebrizi: 2/769. Şer-hu'1-HamaseTebrizi'nin: 1/84; Hazanetu'1-Edeb: 2/199.
Ennes'atu yük bağlanan iptir. Tebrizi demiş ki: Bu bir darbı meseldir. Çünkü dil nes'ayla bağlanmaz. Ancak şunu murad etmiş:
"Hayır yapın ki, size şükretmekle dilim açılsın. Eğer yapmazsanız dilim bağlanır." Ebu Ube'yde'nin dediğine göre şiirle saldırmasın hicvetmesin diye dilini bağlamışlardı.
[5] Divanı sh.: 56; Şerh Hamase Tebrizi: 1/84; Şerh Makamat Ha-riri: 1/281; Zehrul Adab: 2/437. Mahtutada: Ecreb'tir ve hatadır.
[6] O, Esed b. Naise Tennuhi Esed'idir. Eski cahili şairlerindendir. Şiirlerinde garip ve yabancı lafızlar vardır. Ayn'ın sahibi: Şiirleri tefsir edilemeyecek kadar zordur demiş. Veya zorlukla tefsir edilir. İbni Na-
iseh, Anteretu'I-Absi'yi Öldürdüğünü iddia etmiş. Mu'cemu'ş-Şuara sh.: 194.
[7] Birine şikayetinden dolayı birini kınadığın zaman şöyle denilir: "Eşkeytu fulanen." ve şikayetlerini kaldırıp şikayet edilen şeyden onu izale etmendir. Yine "eşkeytu fulanen" Kendisine öyle bir fiil yapılıyor ki şikayet ihtiyacı duyuyor. Bu kelime zıt anlamlılardandır. Mesela a'tebeni fulanin: Kendisinden hoşlanmadığım şeyi terkedip ondan dolayı kınadıktan sonra benim razı olduğum şeyi yapmaya yöneldi. Lisan şeka ve atebe.
[8] Tefsiri Kurtubi: 9/357; Bahra'l-Muhit: 5/414; Beyan ve't-Teb-yin: 3/87; Divan Selame.: 123; Mücmel İbni Faris: 2/602. Esmai şöyle demiş: Kişi bir işte azimli ve ciddi olduğunda: "Darebe bihaze'1-emri ze-nubehu" denilir.
[9] Onu bulamadım demiş.
[10] Mahtutada (ya) düşmüş.
[11] Beyitler Ebi İya!, İbni Ebu Uteyr Huzeli'nindir. "Min" harfi mahtutada ikinci beyitten düşmüş. "Deve kuşu kendine iki boynuz aramaya giderken iki kulağı da yerinden koptu," Şu mana murad ediliyor: Seni yanımda çekiştirmekle hayır taleb ediyor.,sen de hayırsız döndün.
Divan Huzeliyin: 2/268; ;jerh Divan Huzeliyin Lil-Sukkeri: 1/422; Faslu'l-Mekal sh.: 361; Mean'il-Kebir: 1/337. Hayayan: 4/324.
[12] Mahtutada Vakud'tur. Ama hatadır. Ef'ud: İçinde eti pişirmek için küle gömülen yerdir.
[13] Divanı sh.: 221; EI-Ef'al lil-Serkisti: 3/468; Esasu'l-Belağa madde. Kanaa. Lisan madde. Kenaa. El-Faik: 2/379; Muhassas: 2/143.
[14] Beyit, Burç b. Mushİr Taİnin'dir. Cahili şairdir. Amr b. Cu-veynTai'nin olduğu da söylenir. Nevadir Ebu Zeyd sh.: 299; Vahşiyat sh.: 232.
[15] Divanı sh.: 237; Mecazu'l-Kur'an: 1/344; Muhteseb: 1/226; Cem-hcre:2/3S2; Şerh Divan Huzeliyin Sukken: l/281;Tehzibu'l-Eifazsh.: 177;
[16] Mahtutada (kana)den (ka) harfi düşmüş.
[17] Beyit: Lisan'da mad. Şuara'dadır. Nisbetsizdir. İştikak H îb-ni Dureyd: sh. 422. Muhakkik nisbetsiz bırakmış oysa beyit A'şa'mndir. Divan; 84; El-Vesafetu beynel Mütenebbi ve Husumihi: 469. Mahtutada: "Haysu yerine habebe - Vara yerine veledi- Eşiara yerine Eş-Şiğara gelmiş) hatadır. Murad olunan: Sanki atın kıllarında olan yağ asli sıfatıy-mış gibi. Eş-Şiar: Şaare'nin cemidir. Atın kıllarının temiz ve berraklığından dolayı sanki kılları yağla yağlanmış gibidir haberini vermek istemiştir. Hakikatte el-Muvariy: Kıllardır. El-Muvara: deridir. Çünkü kıllar deriden biter ve cümle kalbedilmiş.
[18] Tefsiru'l-Kurtubi: 9/382; Meani'l-Kur'an Ferra: 2/80; Kitab Sibeveyh: 1/92; BahrıTl-Muhit: 5/439; Tefsirti'l-Taberi: 13/248.
[19] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 1/512-519.
İslami Okul Okulların En Önemlisi