Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Ankebut Suresi [1] - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 29. Sayfa

 

ANKEBUT SURESİ[1]

 

1,2- "Elif, Mim. İnsanlar imtihandan geçirilmeden, sa­dece iman ettik demeleriyle bırakılıverileceklerini mi sandılar?"

Yani Emir ve Nehiyleri hususunda,[2] Bir rivayete göre mal ve canları hususunda.[3] Ayette gelen birinci "En" Hus-banın onun üzerine vaki olmasıyla Nasb konumundadır. İkinci "En" ise Cer konumundadır ve buna göre ifade şöy­ledir; Li en yekulu (..demeleri için..).

3- "Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalan­cıları da mutlaka ortaya koyacaktır."

Yani Allahu Teala Rasulune zahir edip bildirecektir. Bir rivayete göre bizzat Allahu Teala kendisi bunları temyiz ede­cektir. Bir rivayete göre varolan bir varlık olarak vaki ola­cak şekilde bilinecek. Bir rivayete göre vaki olmayan bir varlık olarak bilinecek.

4- "Yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaça bilecek­lerini mi sandılar?"

Ayette geçen "Yesbikune" kaçıp kurtulabilme manasın­dadır.

10- "Kimi insanlar vardır ki, Allah'a inandık derler; fakat Allah uğrunda eziyete uğratıldığı zaman, insanla­rın işkencesini Allah'ın azabı gibi tutar."

Bunlar Mekke'de teslim olan bir guruptur. İmtihana ta­bi tutularak Allah yolunda bir müddet işkence gördüler ve buna dayanamayarak dinden dönüp mürted oldular.

12- "Kafirler, iman edenlere, bizim yolumuza uyun si­zin günahlarınızı biz yüklenelim."

Ayetteki ifade Lafzi olarak bir emirdir fakat ceza mana-sındadır. Yani siz kafir olun eğer cezası varsa, merak etme­yin onu biz üstleniriz demektir.[4]

13- "Fakat gerçek şu ki, elbette kendi yüklerini ve ken­di yükleriyle birlikte nice yükleri taşıyacaklar."

Yani hem dalalette oldukları yükü hem de başkasını da­lalete düşürme yükünü taşıyacaklar. Bir rivayete göre o yük, zalimlerin veya zorbacilarm bıraktıkları kötü eser ve iz­lenimlerinin yüküdür.

14- "O, dokuz yüzelli sene onların arasında kaldı." Ayetteki bu ifade bu şekliyle gelmesi, en güzel bir nazım

şekliyle ve lafız bakımından şu şekilde gelmesinden daha uy­gundur: Tis'a mietin ve hamsine amen.

20- "İşte Allah bundan sonra, ahiret hayatını da ya­ratacaktır." .

Ayetteki ifade alışıla gelmemiş bir mastar şeklinde va-rid olmuştur. Buna göre takdiri şöyledir: Summellahu yun-şiul-halke Fe yunşiunenneş'etel ahirete.

21- "O, dilediğine azab eder."

Bir rivayete göre bu, dünya ile ilişkisini kesmesiyledir. Bir rivayete görede; kötü ahlak iledir.

22- "Siz ne yer yüzünde ne de gökte aciz bırakamaz­sınız."

Yani siz yerde bırakamadığınız gibi, şayet gökte olsay­dınız da aciz bırakamayacaktınız. Bir rivayete göre yer yü-zündekiler yerde göklerdeki de gökte aciz bırakamazlar,ancak bu arada bir zamir muzmer olduğundan dolayı bu alenen pek farkına varılmıyor.

25- Dedi ki: Siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has muhabbet uğruna Allah'ı bırakıp bir takım putlar edin­diniz. Sonra kıyamet günü geldiğinde ise, kiminiz kimi­nizi tanımayacak, kiminiz kiminizi lanetleyecektir."

Bunlar putlara karşı dünyada muhabbet besleyecek ama kıyamet gününde onlara sahip çıkmayıp terk edeceklerdir. Aslında ayetin kelamı yani ifadesi şu ayetin üzerinde tamam­lanıyor (İnnemet-tahaztum min dunillahi evsanen) Alla­h'ın dışında putlar edindiniz. Ve daha sonra şöyle oluyor: "Meveddetün beynekum."[5] Bu kavi mubtedadir, haberi de şudur: "Fil hayati'd-dunya" Buna göre mana şöyledir: Ara­nızdaki muhabbet dünyada hasıl olacak ama daha sonra kı­yamet gününde kesilecektir. Bir rivayete göre buradaki ke­lam bir önceki cümleye muttasıldır ve bu konuda iki görüş vardır: "İnnema"daki "Ma" harfi isimdir. Ve fiille beraber mastar manasındadır şöyle ki:

1- "İttihazukum min dunillahi evsanen meveddetu bey: nikum" yani Allah'ın dışmda putları dost edinmeniz aranız­daki muhabbete sebebtir.

2- "Ma" harfi ellezi manasındadır ve şöyle ki: "İnnelle-zi ittahaztum min dunillahi evsanen meveddete beynikum" Yani "Zevu meveddetin beynikum."

26-  "Doğrusu ben, Rabbimin emrettiği yere hicret ediyorum."

İbrahim (a.s.) bunu demiştir. Yani zalimler için oraya gi­diyorum der ve Harran'a hicret eder.[6]

29- "Bu ilahi ikazdan sonra hala siz, ille de erkekle­re yaklaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsiz-likler yapacak mısınız?"

Bu hadise, kadınların bir kenara itilip azledilmeleriyle nesli veya zürriyeti kurutma taktik veya yoludur.

38- "Oysa bakıp görebilecek durumdaydılar Ad ve Se-mud harabeleri hala gözler önündedir."

Yani akıl ve basiret sahibiydiler. Katade'den şöyle nak­ledilmiştir; onlar sapıklıkta olduklarını bile bile ve göre göre beğenerek tercih etmişlerdi.

41- "Halbuki, evlerin en çürüğü, şüphesiz örümcek yu­vasıdır. Keşke bilselerdi."

Çünkü bütün evlerde bütün hayvanlar için sıcak veya so­ğuktan korunmaları için elverişli değildir anlamına gelmez ve örümcek yuvası müstesna diğer barınakların bazılarında bu durumlar hasıl olabilir.[7]

Ferezdak şöyle demiş:

"Örümceğin ağını örmesi senin aleyhine bir darbı mesel olarak verildi. İndirilen kitap, nunla senin aleyhine hük­metti."[8]

45- "Allah'ı anmak elbette büyük ibadettir." Allah'ın sizi rahmetiyle zikretmesi, sizin onu itaatiniz­le zikretmenizden daha büyüktür.

46-  "İçinizden zulm edenleri bir yana, ehli kitapla ancak en güzel yoldan mücadele edin."

Yani hüccet getirme konusunda sövüp saymaksızm usu­lüne uygun bir şekilde ve ifsad etmeden mücadele edin demektir."[9]

"Onlardan zulm edenler müstesna."

Yani cizye vermeyi reddedip savaşanlardır. Bir rivaye­te göre onlar; caydırıcı ve ikna edici bütün delillerden son­ra hala küfürlerinde direnip kalanlardır.

47- "Şunlardan araplardan"da ona iman eden nice kimseler vardır."

Bunlar Mekke halkı veya Araplardır.

49- "Hayır o kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde apaçık ayetlerdir."

Yani Kur'an* in ezberlenme ve kitabın muhafazası ta­mamen bu ümmet içindir. Bir hadiste şöyle bir ifade yer alı­yor:

"Onların incilleri sinelerindedir kurbanları ise ken­di nefislerindendir."[10] Yani cihadtır.

60- "Nice hayvanlar varki, rızkını taşırmyor.Çünkü onların da, sizin de rızkınızı Allah veriyor."

Hicretle emrolunduklannda şöyle dediler:

"Bizim Medine'de ne evlerimiz ne de mallarımız vardır. Ayette geçen "La.tahmüu rızkaha"dan kasıt; depolamak veya beraberinde taşıyıp götürmektir.

64- "Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur Keşke bilmiş olsalar."

Ayette geçen (el-Heyevan)'dan kasıt hayat ve yaşamdır Veya asıl hayat ve yaşam yurdu orasıdır demektir.[11] Yur­dun bizzat kendisi hayat olursa varın içindekileri, yani yur_ dun halkını da nasıl olacağım artık siz düşünün.

66- "Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler-ve sefa görsünler bakalım!"

Ayette ki bu ifade; ruhsat için değil bilakis vaid (Azap) olacağı üzerine cereyan eden bir ifadedir. Şu ayette de ol­duğu gibi:

"Dileyen iman etsin, dileyen de inkar etsin."[12] (Kehf: 18/29)[13]



[1] İbni Abbas'tan nakledildiğine göre, Ankebut suresi Mekke'de nazil olmuştur demiş.

[2] Katade'den nakledildiğine göre bu ayetler, müşrikler tarafın­dan Mekke'ye geri çevrilen bir gurup hakkında nazil olmuştur. İşte o on ayet Medeni'dir geri kalanlar ise Mekki'dİr.

[3] Bu Miicahid'in görüşüdür. Firyabi, İbni Ebu Şeybe, Abdubnu Humeyd ve İbni Cerir nakletmişlerdir.

[4] Bu; İbni Ebu Şeybe, Abdubnu Humeyd, İbni Ebu Hatem'in Mu-cahid'ten naklettikleri ayet hakkındaki görüşü şöyledir; bu Mekke'de iman edenler hakkında Kureyş müşriklerinin bir beyanıdır. Onlar; ne biz ne­de siz öldükten sonra dirileceğiz, gelin bize tabi olun size bir şey olur­sa biz onu yükleniriz.

[5] "Meveddetu" yu ref'a ile tenvinsiz olarak okuma kıraati, İb­ni Kesir, Ebu Amr ve Kesai'ye aittir. İthaf shf: 345.

[6] Bu kavi İbni Ebu Hatem'in Ka'b'tan naklettiği bir görüştür. İb­ni Munde ve îbni Asakir'in Esma binti Ebubekir'den şöyle nakletmişler; Osman (r.a.) Habeş'e hicret etti ve bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) şöyle dedi; "Şüphesiz Osman, İbrahim ve Lut'dan (a.s.) sonra bura­ya hicret eden ilk kişidir."

[7] Katade'ye göre bu Allah'ın müşrikler için verdiği bir darb'ı me­seldir. Örümcek ağının zayıflığı misali, zayıflık ve cüzlerinin az olma­sına rağmen müşriklerin ilahları yine de bundan müstağni olamayacak­lar.

[8]

[9] Ebu Davud Sahihinde İbni Cerir'de: 21/2'de şu ayet hakkında Katade'den nakletmişlerdir: "Ehli kitapla ancak en güzel bir yoldan mü­cadele edin." Bu ayetin gelmesiyle beraber onlarla mücadele yasaklan­dı ve sonra neshedildi ve şu ayet geldi diyor:

"Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlarla savaşın." Anlaşılıyor ki kılıçtan daha şiddetli bir mücadele yoktur.

[10] Hadisi Ebu Nuaym Delail'de çıkarmış. Ebu Hureyre'den nak­len Rasulullah (s.a.v.) şöyle demiş:

"Musa'ya Tevrat geldiğinde okudu ve bu ümmetin orada zikre-dildiğini buldu." Ve şöyle dedi: Allah'ım bu levhalarda öyle bir ümmet buldum ki, onlar istiyorlar ve onlar için icabet yapılıyor ve onları benim ümmetim kıl diyor. Allah şöyle der:

"Hayır onlar Ahmed'in ümmetidir." Tekrar şöyle der:

"Allah'ım ben levhalarda, indileri sinelerimi edir ve onu zahiren ve aleni okuyorlar onları benim ümmetim kıl." der, Allah şöyle der:

"Onlar Ahmed'in ümmetidir." Ebu Nuaym'ın Delailu Nübüvve shf.31,ve Durru'l-Mensur Suyuti: 3/557.

[11] İbni Ebud-Dünya ve Beyhaki de "Şuabu'l-iman'da" Ebu Cafer­'den naklettiklerine göre Rasulullah şöyle dedi demişler:

"Ne mutlu o kişiye ki, asıl yaşam yurdunun ofcağını tasdik edip ve o asıl karar yeri için çırpınıp çalışıyor."

[12] Yani her kes yaptığının karşılığını mutlaka görecektir. (Müter­cim)

[13] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/173-178.