Ankebut Suresi [1] - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 29. Sayfa
ANKEBUT SURESİ[1]
1,2- "Elif, Mim. İnsanlar imtihandan geçirilmeden, sadece iman ettik demeleriyle bırakılıverileceklerini mi sandılar?"
Yani Emir ve Nehiyleri hususunda,[2] Bir rivayete göre mal ve canları hususunda.[3] Ayette gelen birinci "En" Hus-banın onun üzerine vaki olmasıyla Nasb konumundadır. İkinci "En" ise Cer konumundadır ve buna göre ifade şöyledir; Li en yekulu (..demeleri için..).
3- "Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır."
Yani Allahu Teala Rasulune zahir edip bildirecektir. Bir rivayete göre bizzat Allahu Teala kendisi bunları temyiz edecektir. Bir rivayete göre varolan bir varlık olarak vaki olacak şekilde bilinecek. Bir rivayete göre vaki olmayan bir varlık olarak bilinecek.
4- "Yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaça bileceklerini mi sandılar?"
Ayette geçen "Yesbikune" kaçıp kurtulabilme manasındadır.
10- "Kimi insanlar vardır ki, Allah'a inandık derler; fakat Allah uğrunda eziyete uğratıldığı zaman, insanların işkencesini Allah'ın azabı gibi tutar."
Bunlar Mekke'de teslim olan bir guruptur. İmtihana tabi tutularak Allah yolunda bir müddet işkence gördüler ve buna dayanamayarak dinden dönüp mürted oldular.
12- "Kafirler, iman edenlere, bizim yolumuza uyun sizin günahlarınızı biz yüklenelim."
Ayetteki ifade Lafzi olarak bir emirdir fakat ceza mana-sındadır. Yani siz kafir olun eğer cezası varsa, merak etmeyin onu biz üstleniriz demektir.[4]
13- "Fakat gerçek şu ki, elbette kendi yüklerini ve kendi yükleriyle birlikte nice yükleri taşıyacaklar."
Yani hem dalalette oldukları yükü hem de başkasını dalalete düşürme yükünü taşıyacaklar. Bir rivayete göre o yük, zalimlerin veya zorbacilarm bıraktıkları kötü eser ve izlenimlerinin yüküdür.
14- "O, dokuz yüzelli sene onların arasında kaldı." Ayetteki bu ifade bu şekliyle gelmesi, en güzel bir nazım
şekliyle ve lafız bakımından şu şekilde gelmesinden daha uygundur: Tis'a mietin ve hamsine amen.
20- "İşte Allah bundan sonra, ahiret hayatını da yaratacaktır." .
Ayetteki ifade alışıla gelmemiş bir mastar şeklinde va-rid olmuştur. Buna göre takdiri şöyledir: Summellahu yun-şiul-halke Fe yunşiunenneş'etel ahirete.
21- "O, dilediğine azab eder."
Bir rivayete göre bu, dünya ile ilişkisini kesmesiyledir. Bir rivayete görede; kötü ahlak iledir.
22- "Siz ne yer yüzünde ne de gökte aciz bırakamazsınız."
Yani siz yerde bırakamadığınız gibi, şayet gökte olsaydınız da aciz bırakamayacaktınız. Bir rivayete göre yer yü-zündekiler yerde göklerdeki de gökte aciz bırakamazlar,ancak bu arada bir zamir muzmer olduğundan dolayı bu alenen pek farkına varılmıyor.
25- Dedi ki: Siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has muhabbet uğruna Allah'ı bırakıp bir takım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü geldiğinde ise, kiminiz kiminizi tanımayacak, kiminiz kiminizi lanetleyecektir."
Bunlar putlara karşı dünyada muhabbet besleyecek ama kıyamet gününde onlara sahip çıkmayıp terk edeceklerdir. Aslında ayetin kelamı yani ifadesi şu ayetin üzerinde tamamlanıyor (İnnemet-tahaztum min dunillahi evsanen) Allah'ın dışında putlar edindiniz. Ve daha sonra şöyle oluyor: "Meveddetün beynekum."[5] Bu kavi mubtedadir, haberi de şudur: "Fil hayati'd-dunya" Buna göre mana şöyledir: Aranızdaki muhabbet dünyada hasıl olacak ama daha sonra kıyamet gününde kesilecektir. Bir rivayete göre buradaki kelam bir önceki cümleye muttasıldır ve bu konuda iki görüş vardır: "İnnema"daki "Ma" harfi isimdir. Ve fiille beraber mastar manasındadır şöyle ki:
1- "İttihazukum min dunillahi evsanen meveddetu bey: nikum" yani Allah'ın dışmda putları dost edinmeniz aranızdaki muhabbete sebebtir.
2- "Ma" harfi ellezi manasındadır ve şöyle ki: "İnnelle-zi ittahaztum min dunillahi evsanen meveddete beynikum" Yani "Zevu meveddetin beynikum."
26- "Doğrusu ben, Rabbimin emrettiği yere hicret ediyorum."
İbrahim (a.s.) bunu demiştir. Yani zalimler için oraya gidiyorum der ve Harran'a hicret eder.[6]
29- "Bu ilahi ikazdan sonra hala siz, ille de erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsiz-likler yapacak mısınız?"
Bu hadise, kadınların bir kenara itilip azledilmeleriyle nesli veya zürriyeti kurutma taktik veya yoludur.
38- "Oysa bakıp görebilecek durumdaydılar Ad ve Se-mud harabeleri hala gözler önündedir."
Yani akıl ve basiret sahibiydiler. Katade'den şöyle nakledilmiştir; onlar sapıklıkta olduklarını bile bile ve göre göre beğenerek tercih etmişlerdi.
41- "Halbuki, evlerin en çürüğü, şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi."
Çünkü bütün evlerde bütün hayvanlar için sıcak veya soğuktan korunmaları için elverişli değildir anlamına gelmez ve örümcek yuvası müstesna diğer barınakların bazılarında bu durumlar hasıl olabilir.[7]
Ferezdak şöyle demiş:
"Örümceğin ağını örmesi senin aleyhine bir darbı mesel olarak verildi. İndirilen kitap, nunla senin aleyhine hükmetti."[8]
45- "Allah'ı anmak elbette büyük ibadettir." Allah'ın sizi rahmetiyle zikretmesi, sizin onu itaatinizle zikretmenizden daha büyüktür.
46- "İçinizden zulm edenleri bir yana, ehli kitapla ancak en güzel yoldan mücadele edin."
Yani hüccet getirme konusunda sövüp saymaksızm usulüne uygun bir şekilde ve ifsad etmeden mücadele edin demektir."[9]
"Onlardan zulm edenler müstesna."
Yani cizye vermeyi reddedip savaşanlardır. Bir rivayete göre onlar; caydırıcı ve ikna edici bütün delillerden sonra hala küfürlerinde direnip kalanlardır.
47- "Şunlardan araplardan"da ona iman eden nice kimseler vardır."
Bunlar Mekke halkı veya Araplardır.
49- "Hayır o kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde apaçık ayetlerdir."
Yani Kur'an* in ezberlenme ve kitabın muhafazası tamamen bu ümmet içindir. Bir hadiste şöyle bir ifade yer alıyor:
"Onların incilleri sinelerindedir kurbanları ise kendi nefislerindendir."[10] Yani cihadtır.
60- "Nice hayvanlar varki, rızkını taşırmyor.Çünkü onların da, sizin de rızkınızı Allah veriyor."
Hicretle emrolunduklannda şöyle dediler:
"Bizim Medine'de ne evlerimiz ne de mallarımız vardır. Ayette geçen "La.tahmüu rızkaha"dan kasıt; depolamak veya beraberinde taşıyıp götürmektir.
64- "Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur Keşke bilmiş olsalar."
Ayette geçen (el-Heyevan)'dan kasıt hayat ve yaşamdır Veya asıl hayat ve yaşam yurdu orasıdır demektir.[11] Yurdun bizzat kendisi hayat olursa varın içindekileri, yani yur_ dun halkını da nasıl olacağım artık siz düşünün.
66- "Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler-ve sefa görsünler bakalım!"
Ayette ki bu ifade; ruhsat için değil bilakis vaid (Azap) olacağı üzerine cereyan eden bir ifadedir. Şu ayette de olduğu gibi:
"Dileyen iman etsin, dileyen de inkar etsin."[12] (Kehf: 18/29)[13]
[1] İbni Abbas'tan nakledildiğine göre, Ankebut suresi Mekke'de nazil olmuştur demiş.
[2] Katade'den nakledildiğine göre bu ayetler, müşrikler tarafından Mekke'ye geri çevrilen bir gurup hakkında nazil olmuştur. İşte o on ayet Medeni'dir geri kalanlar ise Mekki'dİr.
[3] Bu Miicahid'in görüşüdür. Firyabi, İbni Ebu Şeybe, Abdubnu Humeyd ve İbni Cerir nakletmişlerdir.
[4] Bu; İbni Ebu Şeybe, Abdubnu Humeyd, İbni Ebu Hatem'in Mu-cahid'ten naklettikleri ayet hakkındaki görüşü şöyledir; bu Mekke'de iman edenler hakkında Kureyş müşriklerinin bir beyanıdır. Onlar; ne biz nede siz öldükten sonra dirileceğiz, gelin bize tabi olun size bir şey olursa biz onu yükleniriz.
[5] "Meveddetu" yu ref'a ile tenvinsiz olarak okuma kıraati, İbni Kesir, Ebu Amr ve Kesai'ye aittir. İthaf shf: 345.
[6] Bu kavi İbni Ebu Hatem'in Ka'b'tan naklettiği bir görüştür. İbni Munde ve îbni Asakir'in Esma binti Ebubekir'den şöyle nakletmişler; Osman (r.a.) Habeş'e hicret etti ve bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) şöyle dedi; "Şüphesiz Osman, İbrahim ve Lut'dan (a.s.) sonra buraya hicret eden ilk kişidir."
[7] Katade'ye göre bu Allah'ın müşrikler için verdiği bir darb'ı meseldir. Örümcek ağının zayıflığı misali, zayıflık ve cüzlerinin az olmasına rağmen müşriklerin ilahları yine de bundan müstağni olamayacaklar.
[9] Ebu Davud Sahihinde İbni Cerir'de: 21/2'de şu ayet hakkında Katade'den nakletmişlerdir: "Ehli kitapla ancak en güzel bir yoldan mücadele edin." Bu ayetin gelmesiyle beraber onlarla mücadele yasaklandı ve sonra neshedildi ve şu ayet geldi diyor:
"Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlarla savaşın." Anlaşılıyor ki kılıçtan daha şiddetli bir mücadele yoktur.
[10] Hadisi Ebu Nuaym Delail'de çıkarmış. Ebu Hureyre'den naklen Rasulullah (s.a.v.) şöyle demiş:
"Musa'ya Tevrat geldiğinde okudu ve bu ümmetin orada zikre-dildiğini buldu." Ve şöyle dedi: Allah'ım bu levhalarda öyle bir ümmet buldum ki, onlar istiyorlar ve onlar için icabet yapılıyor ve onları benim ümmetim kıl diyor. Allah şöyle der:
"Hayır onlar Ahmed'in ümmetidir." Tekrar şöyle der:
"Allah'ım ben levhalarda, indileri sinelerimi edir ve onu zahiren ve aleni okuyorlar onları benim ümmetim kıl." der, Allah şöyle der:
"Onlar Ahmed'in ümmetidir." Ebu Nuaym'ın Delailu Nübüvve shf.31,ve Durru'l-Mensur Suyuti: 3/557.
[11] İbni Ebud-Dünya ve Beyhaki de "Şuabu'l-iman'da" Ebu Cafer'den naklettiklerine göre Rasulullah şöyle dedi demişler:
"Ne mutlu o kişiye ki, asıl yaşam yurdunun ofcağını tasdik edip ve o asıl karar yeri için çırpınıp çalışıyor."
[12] Yani her kes yaptığının karşılığını mutlaka görecektir. (Mütercim)
[13] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/173-178.
İslami Okul Okulların En Önemlisi