Rum Suresi [1] - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 30. Sayfa
RUM SURESİ[1]
2 3- "Rumlar en yakın yerde yenilgiye uğradılar, «albuki onlar bu yenilgilerinden sonra bir kaç yıl içinde galip gelecekler."
Eno Şirvan döneminde Fars'lılar onları yendiler. Allahu Teala da, Rasulullah'a, Rumların bir kaç yıl içinde Fars'lı-lara galip geleceğini haber vermiştir. Nitekim Hudeybiye anlaşmasının olduğu yıl Rumlar, Fars'lılara galip geldiler. Ayette geçen "Fi ednal-ardi" den kasıt "el-cezire" denilen yerdir. Burası Rum'ların Fars'lılara en yakın olduğu bir bölgedir. Bir rivayete göre o yer "Ezraat ve Busra" dır.
4- "Eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün müminler de Allahin yardımıyla sevineceklerdir."
Yani o günden kasıt Allah'ın vadinin gerçekleşmesi bakımından Rum'ların Fars'lılara galip geleceği gündür. Veyahut ta Fars'hların zayıflığı demek araplarm kuvveti demektir. Çünkü o gün Fars'lılar kitap ehlinden değildi ve Rum'lar ise Hristiyan ve İncil ehlindendiler.
8- "Kendi kendilerine, Allah'ın gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak olarak muayyen bir süre için yarattığını hiç düşünmediler mi?"
Ayette geçen "İlla bil hak" tan kasıt "İlla bil adi" dır. Bir rivayete göre "İlla Hl hak" tır. Yani hakkın ikame edilmesi için.
10- "Sonunda Allah'ın ayetlerini yalan sayarak ve onları alaya alarak kötülük yapanların akıbetleri pek fena oldu."
Ayette geçen "Akıbe" kelimesi Kane'nin haberi olduğundan nasbolmuştur. Kendi ismi üzerine takdim olmuştur. İsmi de "Es-Sua" dır. (En Kezzebu ) üzerindeki lam harfiyse mukadderdir. Ayette geçen (Es, Sua)'mn anlamı; burada ateş demektir. Şu ayette bulunan "el-Husna"nın da cennet manasında olduğu gibi:
"Lillezine ahsenul husna." (Yunus: 10/26)
15- "İman edip iyi işler yapanlara gelince. Onlar, cennete nimetlere mazhar olacaklardır."
Ayette geçen "Yuhberun" dan kasıt ikram edileceklerdir demektir. Bir rivayete göre onlar verilen nimetlerden dolayı sev indirileceklerdir.[2]
17,18- "Haydi siz, akşama ulaştığınızda, sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde, Allah ki göklerde ve yerde ha m d ona mahsustur. Teşbih edin."
Yani sayılan bu vakitlerde Allah'ı zikredin.[3] Ayette geçen "Subhan" kelimesi her ne kadar akim bir mastar cin-sindende olsa "yine Allah'ı teşbih etme" manasındadır.
24- "Yine onun delillerindendir ki size korku ve ümit yermek üzere şimşeği gösteriyor."
Korku şimşeklerin çakmasından, ümit ise yağmurun yağmasındandır. Bir rivayete göre seferi olan için korku ve mukim olan için ise ümit veya yağmuru bekleme arzusudur. Ayetteki ifade "Ve min ayatihi halkus-semavati) üzerine atf olduğundan dolayı "En yuriyekumul barke" şeklinde gelmemiştir. İsmin isim üzerine atfolabilmesi için rnatuf olan mastar manasında gelmiştir.
Bîr rivayete göre takdiri şöyledir; Ve yurikumul barke havfen ve tamaan min ayatihi. Bu şekilde cümle cümle üzerine atfedilmiş oluyor.
27- "İlkin mahlukunu yaratıp sonra bunu tekrarlayan odur ki bu, O' nun için pek kolaydır."
Yani yanınızda demek istiyor. Bir rivayete göre başlangıca göre tekrar diriltmek ve iade etmek daha kolaydır. Çünkü ilk yaratılışta halden hale, şekilden sekile geçirilerek çeşitli huy ve tabiatlarda yaratılır. Tekrar iadede ise bu iş "Kun" emriyle ol denilir ve olur. Bir rivayete göre ayette geçen "Ehven" den kasıt Heyyin (kolay)'dır.
"Göklerde ve yerde bulunan en yüce sıfatlar O'nun-dur."
Ayette geçen -Meselul ulya- dan kasıt yüce sıfatlardır. Fe-rezdak şöyle demiş:
"Üzerimize semayı yücelten kişi bize öyle bir ev bina etti ki, onun direkleri en büyük ve en uzundur.
Bu ev ki ilah onu bize bina etmiştir ve semanın melikinin bina ettiği şey nakledilmez."[4]
28- "Allah size, kendinizden bir temsil getirmektedir. Mülkiyetiniz altında bulunan köleler içinde, size verdiğimiz rızıklarda birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekineceğiniz derecede sizinle eşit ortaklarınız var mı?"
Yani siz kölelerinizi ortak yapmıyorsunuz da, bile bile Allah'ın yaratıklarından birini ona nasıl ortak koşuyorsunuz böyle şey olur mu hiç?
"Ticarette, alış verişte köle olmayan hür ortaklarınızdan korktuğunuz gibi kendinizden korkuyor musunuz." Ayette geçen "Tehafunehum"dan kasıt ticarette hür olan ortaklarından korkmalarıdır: Şu ayette de olduğu gibi:
"Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın." (Hucurat: 49/11)
32- "Ki onlardan dinlerini parçalayanlar ve kendileri de bölük bölük olanlar vardır."
Ayete geçen "Şiyaan" fırkalar manasmdadir.
38- "O halde sen akrabaya hakkını ver."
Bunlar iyilik, sadaka ve sılayı rahim gibi haklardır.
41- "İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde fesat belirdi."
Karada ekin ve benzeri şeylerde kıtlık ve kuraklığın baş göstermesi, denizdeyse, su seviyelerinin düşmesi ve benzeri durumların hasıl olmasıdır. Bir rivayete göre el-Ber-ru'dan kasıt bölgede olan şehirlerdir el-Bahr'dan kasıt ise med cezir olayıdır (yani su seviyesinin düşüp kalkmasıdır.)
43- "O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır."
Ayette geçen "Yesseddeun" fırkalara ayrılmalarıdır.
49- "Oysa insa'Jar daha önce üzerlerine yağmur yağdırılmasından iyice ümitlerini kesmişlerdi."
Birincisi inzal bakımından ikincisindeyse irsal (gönderme", bakımındandır.
51- "Andolsunki bîr rüzgar göndersekte onu sararmış görseler ardından muhakkak nankörlüğe başlarlar."
Ayette geçen rüzgarlardan kasıt buluttur. Zira bulut'un sararması yağmur yağdırmayacağına alamettir. Bir rivayete göre gerçekten ekinin sarardığını görmüşler. Bu da zikri olmayan bir şeyden kinayeten söylenmiştir. Ancak surda olduğuna dair bir işaret vardır:
"Yeri nasıl tekrar canlandırıyor."
56- "Andolsun ki siz Allah'ın yazısında yeniden dirilme gününe kadar kaldınız."
Ayette geçen Kitabullah'tan[5] kasıt Allah'ın ilmidir. Bir rivayete göre kitabından beyan ettiğidir.[6]
[1] İbni Abbas'tan nakledildiğine göre Rum suresi Mekke'de nazil olmuştur. Nesai'nin: 2/156'da Ahmed'in: 3/471'de. Ebu Ruh'tan (r.a.) çıkardığına göre şöyle demiş:
"Rasulullah (s.a.v.) sabah namazım kıldırdığı zaman Rumsuresini okudu ve tereddüt etti, kekelemeye başladı. Namazı kıldıktan sonra şöyle dedi:
"Temizlenip iyice taharetlenmeden gelen bir grup yüzünden namazımız karıştırılıyor. Namaza gelen kimse, temizliğini iyi yapsın."
[2] Şu kavi hakkında Abdubnu Humeyd'in Yahya b. Kesir'den naklettiği görüş şöyle, denildi ki, ya Rasulallah el-Hibr nedir? o da, "lezzet ve sima (duyum)'dır." der.
[3] Ebu Davud ve Taberani'nin İbnı Abbas'tan naklettikleri bir hadiste Rasulullah (s.a.v) şöyle demiş:
"Sabahladığında kim şunu derse "Fe subhanal-Iahi hine tumsu-ne vehine tusbihıme ve lehul hamdu fis-semavati vel ardi ve aşiyyen hine tuzhirune, yuhricul hayye minel meyyiti ve yuhricul meyyite mi-nel hayyi ve yuhyil-arde bade mevtiha ve kezalike tuhrecun" işte o gün gafletle geçirdiği günahları af olur ve sevap yazılır ve bunu gece diyen de hakeza aynı durum hasıl olur." Süneni Ebu Davud hadis rakam: 5076.
[4] Divan: 489; Hazenetu'1-Edeb 8/242-243; El-Mumtif Suna-tı'şşir: 93; Eğani: 7/538. Birincisi Tefsiru'l-Kurtubi: 4/21; Taberi Tefsiri: 21/12; Mecazu'J-Kur'an: 2/21; Kamil: 2/14.
[5] Nakledildiğine göre Rabi b. Enes bu ayet hakkında şöyle demiştir; Berzah'tan kıyamet gününe kadar Allah'ın ilmi dahilindedirler. Allah'tan başka kimse kıyamet saatini bilmez. Ayette de olduğu gibi (O belirli muayyen vakit onun ilmi dahilindedir) İbni Ebu Hatem.
[6] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/179-183.
İslami Okul Okulların En Önemlisi