MELEKLER (FATIR ) SURESİ - Vedeulburhan - 35. Sayfa
MELEKLER (FATIR[1]) SURESİ
1- "Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a hamd olsun."
Ayette geçen mesna ve sülasa ve rubaa şeklinde gelmesinin sebebini adetlerin tekrarından dolayı olduğunu söylemiştik.[2] Bu adetler (ucme ve adi)'dan dolayı gayrı munsa-rıftırlar. Bazı bozguncular ve ortalığı velveleye verenler şöyle demiş; aralarında itidal olmadığından dolayı üç kanatlı bir şey havada uçamaz. Yani bu kanatlarından birinin yolunmuş bir kuşun uçamamasına benzer.
Cahiz bu tip insanlara şöyle cevap vermiş: "Bu olay konumunun dışında bir şekilde düşünüldüğü zaman havada bu şekilde uçamaması gayet makul bir reydir ve üç kanatlı olması bu tabiata gayet uygun bir vaziyettedir. Böyle düşünülürse, yarasanın bu ileri sürülen görüş dpğrultusunda, diğer normal kuşlara göre tüyleri olmadığından uçmaması gerekirdi."[3]
Her insanın dizleri ayaklarında, dört ayaklılarda ise dizleri ellerindedir, aynı şekilde her insan ye yırtıcı varlıkların avucu veya pençesi veya ayası ellerinde, kuşun ise ayası veya pençesi ayaklarındadır.
Mesela üçüncü kanadın yeri iki kanadın arasında olması da caizdir. Ki bu durumda her iki kanada da bir destek mahiyetinde olmuş olur. Bu şekilde üçü de yani az tüylü olan da olmayan da eşitlenmiş olur.[4] Yani bu tür şeyler bir kulun hatırına geliyor da nasıl olur da yaratıcısı olan Allah'ın hatırına haşa gelmez?! Haşa ve bin kez haşa.
Yine denildi ki bu sayıların kalıbı, isimlendirilenlerin (musemma bihi) çok sayıda olmasından dolayı bu kalıpta gelmiş ve bundan dolayıdır ki İlk evvelki bina veya kalıbının şeklinde olmamıştır.
Öyleyse sülase kelimesi üçer üçerden ibarettir. Yani üç kanadın bir tarafta ve üçünün de diğer tarafta olmasıyle eşitlik sağlanmış oldu.
8- "Kötü işi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse kötülüğü hiç istemeyen kimseye benzer mi?" Ayette gelen istifhamın cevabı mahzuftur. Ve cevabının şu şekilde ohnasıda caizdir; (turidu en tehdiyehu), şu şekilde olması da caizdir; (fe innehu yetehasseru aleyhi) ve şu şekilde olması da caizdir; (Kemen amene ve amile salihan) ve şu şekilde olması da caizdir; (kemen alimel hasene vel kabin) ve şu şekilde olması da caizdir; (fe innellahe yudillu-hu) işte bunların hepsi bir tarafa itiliyor çünkü ayette şu ifade yer alıyor; "Men yeşau" yani dilediği kimse demesiyle bütün saydıklarımız cevapların yerine geçmiş oluyor. Kur'an'da gelen istifhamların tamamı iki sebepten dolayı cevapsız kalmıştır;
1- Caiz olan bütün ihtimallerin düşünülmesi için.
2- Çünkü bu istifhamlar alim olan Allah'tan gelmiştir ve hiç bir zaman sorup ta bilmesi için cevabını başkasından gelmesini beklememiştir. Çünkü O her şeyden müstağnidir.
10- "Kim izzet ve şeref istiyor idiyse, bilsin ki izzet ve şerefin tümü Allah'ındır."
Bu konuda Katade şöyle demiş: Yani kim izzet ve şeref istiyorsa Allah'a itaatle izzet ve şeref bulsun.
Ali bu konuda şöyle demiş;
"Malsız mülk, sultansız izzet ve şeref, aşiretsiz çokluk isteyen kimse Allah'a masiyette bulunarak zilletinde kairnyi bırakıp, O'na itaat etmeye çalışsın ki izzet bulsun. Kim kainatta, sultansız ve malsız bir mülke sahip olur, dost ve aşiretlerinin izzet ve şerefi olmadanizzet bulmak isterse zülce-lalın ittaat izzetine girmekle koruyup muhafaza etsin."[5]
"O'na ancak güzel sözle yükselir."
Ayette geçen tayyib ten kasıt tevhidtir.Bir rivayete göre salihlerin ardından yapılan güzel övgülerdir.
"Onları da Allah'a ameli salih ulaştırır."
Yani güzel sözler ameli şalinle ulaşır.
11- "Bir canlıya ömür verilmesi de, onun ömründen uzatılması da mutlaka bir kitaptadır. Şüphesiz onlar Allah'a kolaydır."
El-Belhi[6] bu konuda şöyledemiş; bu, ilk ömrün dışında başka bir ömürdür. Mesela şöyle denilmesi gibi; bende bir dirhem ve bir de onun yarısı vardır. Yani başka bir yarım daha vardır demektir. Zira Allah'ın ömürleri uzatması veya kısaltması ihtimal dışı değildir ve uzata bilir de kısal-ta bilir de. Mesela şu şekilde bir hadis rivayeti vardır:
"Sılayı rahim ömrü şüphesi/,, uzatır."[7] Zira bütün amel ve haller değişiklikten önce de ve sonra da ezelde Allah'ın ilminde sabit ve müstakirdir.
27- "Allah'ın gökten indirdiği suyu görmedinmi? Biz onunla renkleri çeşit çeşit meyvalar çıkardık. Dağlardan beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar yaptık."
Ayette geçen "Cuded" yollar demektir. Ve el-Ceddetu İse yol demektir. Te'kidin şartlarından biri de en zahir olanın takdim edilmesidir. Mesela; esvedun halikım (simsiyah), es-ferun fakiun (sapsarı) da olduğu gibi ayette geçen (Gerabi-bus-sud)'ta da gelmesi de caizdir. Ama ne yazık ki araplar siyah renkten pek hoşlanmadıkları için "Gerabib"in "Sud" üzerine takdimi yapılmamıştır. Hatta rengi siyah olan At'a bile siyah demeyip, buna "edhem" ve siyah olan Deveye de esfar yani sarı diyorlar. Ebu Ubeyde, Aşa'nın beyitinde şiirinde aynı şekilde ifade etmiştir:
"O atlarım onlardandır. Benim bineklerim sarı yavruları kuru üzüm gibi sarıdır."[8]
At yavrularını çok siyah olduğundan ve belirtildiği gibi bu renkten de hoşlanmadıkları için üzüm sarısına benzetmiştir. Bundan dolayı AHatj da onların yanında en evla olanıy-le başlamıştır. İkrah edip kulaklarına hoş gelmeyeni de tehir etmiştir.
32- "Onlardan kimi kendisine zuhn eder/'
Mefhum mana şudur; büyük ve küçük günah sahiplerine atf olunmaktadır. Şu ayeti celile ise bu ümmetin, başka ümmetler arasında seçilen hayırlı bir ümmet olduğuna bir delildir ve her ne kadar içlerinde günahlarda boğulan ve bataklıkta olanlar da olsa; (kullarımız arasında seçkin kıldığımız kimseler).
"Onlardan kimi orta yolda gider."
Ayette geçen "Muktasid" itaat bakımından mutedil olandır.
"Kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda, öne geçmek için yarışır."
Ayette geçen "Es-Sabık" hayır hususunda son zirveye ulaş ani ardır.
34- "Cennette şöyle derler bizden tasayı gideren Allah'a hamd olsun."
Yani dünyanın gam ve kederlerini.
37- "Size düşünecek kimsenin düşünebileceği öğüt. alabileceği kadar, bir ömür vermedik mi? Size uyarıcıda gelmemiş miydi?"
Uyarıcıdan kasıt Peygamber'dir. Bir rivayete göre ihtiyarlıktır.
Nezir'in uyarıcı olduğuna dair şairde dile getirmiştir: "Geçim darlığının baş göstermesinden ve zorluklardan beyazlıyor diyor ki yaşlılık rabbimin korkutucusu ve uyarıcısı değil midir, ben uyarıcının vechini karartacak değilim"[9]
Sari; ihtiyarlık Allah'ın ikazlarından ve uyarıcılarından biri değil midir diyor.
43- "Onlar öncekilerin kanunundan başkasını mı bekliyorlar?"
Yani karşılaştıkları türlü türlü azap ve ölüm çeşitleridir.
45- "Eğer Allah, yaptıkları yüzünden insanları ce-zalandırsaydı, yer yüzünde hiç bir canlı varlık bırakmazdı. Fakat Allah onları, belirtilmiş bir süreye kadar erteliyor. Vakitleri gelince gerekeni yapar."
Zira Allah kullarını görmektedir. "Gözetlemektedir." Zira Allah yer yüzünde olan her şeyi insan için yaratmıştır.[10]
[1] İbni Abbas'tan şöyle nakledilmiştir; Ta ki iki arap bedevisi gelip bir kuyu üzerinde münakaşa edip, biri diğerine ben başladım (Fater-tu) diyene kadar ben (Fatiri's-semavati ve'l-ardi)'nin ne anlam ifade ettiğini bilmiyordum.
[2] 1/273'edön.
[3] Cahiz'in el-Hayavan adlı eseri: 3/232.
[4] Saçı az olan adama ve kanatlarında tüyü az olan kuşa şöyle denilir; raculun ahessu beyyinul hases ve tairun ahessul cenah kamus hassedir.
[5] Beyitler divanında yoktur.
[6] O, Abdullah b. Ahmet Ebul Kasım el-Belhi el-Kabi el-Hanefi-'dir. Kabi gurubunun lideri ve Bağdat'ın Mutezilı kelamcılarından biridir. Uzun süre Bağdat'ta ikamet etmiş ve kitapları orada meşhur olmuş ve daha sonra Belh şehrine dönmüş ve hicri 319 yılında vefat etmiş ve onun (Tefsiri kebir lil kur'anil azim) ve Kitabul Makalat gibi başka eserleri de vardır.
[7] Bu hadis Ebu Umame'den merfü olarak gelmiştir ve lafzı şöyledir; "Maruf (iyi) olan hasletier-kötü olan konumlardan korur, gizli verilen sadaka Rabbm gazabını dindirir, sılayı rahim de ömrü uzatır." Taberi Kebİr'de hasen bir senetle nakl etmiştir.
İbni Mes'ud'un lafzı da şöyledir: "Gizli sadaka Rabbın gazabını dindirir, sılayı rahim de ömrü uzatır." Zayıf hadistir. Makasıd el-Hase-ne-shf: 260-261.
[8] Divanı, shf: 27; Şevahidu'l-izah'ta olan ve Ma'di Yekribi meth ettiği kasidesindedir.shf: 114.
[9] Ruhul Meani: 22/201. Nisbetsizdir. Uyunu'l-Ahbar: 4/51; Ak-dul Ferid: 2/326. Nisbetsizdir. El-Kamil'de: 1/342'de Atbi'ye aittir. Tefsiri Kurtubi: 14/254. Akd'ul-Ferid'in rivayeti şöyle:
"Diyen şöyle diyordu:
"Obeni gördü ki ben darlıktan Ötürü bana arız olan şeyleri izhar ediyorum. Sende tehlike sinyalleri vardır. Nerdeyse bana yaklaşmış durumda." Ben de ona dedimki:
"İhtiyarlık Ömrümün uyarıcısıdır ve ben de uyarıcının üzerini karartacak değilim."
[10] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/219-223.
İslami Okul Okulların En Önemlisi