Zümer Suresi [1] - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 39. Sayfa
ZÜMER SURESİ[1]
3- "Dikkat et, halis dîn Allah'ındır. Onu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler; Onlara bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Allah şüphesiz, yalancı ve inkarcı kimseye yolu göstermez."
Halisten maksat itaat bakımından içinde riya olmayan halis dindir. Ayette "Vellezine"den önce mahzuf olan "kalu" kelimesi vardır ki takdiri cümlesi şöyledir:
"Kalu: ma na'buduhum."
"La yehdi"den maksat: "la yehdi lihuccetihi (yalancı ve inkarcıların) delillerine hüccetlerine yol vermez" bir rivayete göre de sevablarını.
6- "Sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir."
Bu cümlenin tefsirini En'am suresi 143. ayette görmek mümkündür ve şöyledir:
"Sekiz çift hayvan yarattı. Koyun ve keçiden ikişer çift; De kî: O iki erkeği mi, iki dişi mi, yoksa iki dişinin rahimlerinde kulunun yavrularını haram etti? Eğer doğru iseniz bana ilimle haber verin." (En'am: 6/143)
"Sizi annelerinizin karanlığında üç türlü karanlık içinde yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır."
Bu üç karanlık şudur: Karnın karanlığı, rahimin karanlığı ve ceninde olan meşimenin karanlığıdır.
9- "Yoksa o inkar eden kimse geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (gibi) mi?"
Ayette "em" harfi "men" harfinde idğam edilmiştir.
Bir rivayete göre "em" harfi "bel" manasındadır. Buna göre cümle şöyledir:
"Beîillezi huve kanitun yahzerul ahirete." Bilakis o kalkıp gece ibadet eden ahiretten sakınıyor" demektir.
Bir rivayete göre "em" istifham (soru) edatı olan elif mukabilindedir ve cevabı da mahzuftur.
Takdiri şöyledir: "Kemen huve ğayru kanıtın" (O gece kalkıp ibadet eden gibi midir?) demektir veya takdiri şöyledir: "Emmen ceale lillahi endaden kemen huve kanitun." (Yahut Allah'a şirk koşan, gece kalkıp ibadet eden gibi midir?) demektir.
Bir rivayete göre "Emmen" kelimesini tahfif yapan (şed-desiz) artık buna istifham edatı olan elif gibi demesi doğru olmaz. Çünkü "men" harfinde elif ile istifham yapılmaz ancak ikisinin arasında "vav" harfi varsa veya "fa" harfi varsa istifham yapılabilir ki şu ayet misali:
"Evemen yuneşşeu fil hilyeti..." (Zuhruf: 43/18)
Ve şu ayette:
"Efemen yetteki bî vechihi suei azabi yevmel kıyameti." (Zümer: 39/24)
Birinci ayette elif ile men arasında vav, ikincide ise elif ile men arasına fa getirilerek istifham yapılmıştır.
Bir rivayete göre Elifin nida olması da caizdir. Buna göre cümlenin taktiri şöyledir:
"Ya men huve kanitun kul hel yestevi: Ey gece kalkan deki bir olur mu eşit olur mu?" Ahtel şöyle demiş:
"Ey Umeyyoğulları insanların yanında çoğunuzu alsam çoğunuz alınmış olmaz mı?
Ey Umeyyeoğulları, benim yanımda sizin hakkınızda öyle methiyeler vardır ki, zaman uzayıp geçerek unutulsa-nız bile onlar sizi hatırlatır."[2]
16- "De ki: gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlardır."
Ziyandan kasıt; ateşte kendilerini helak etmekledir.
Ayette aileden bahsetmiş oysa cehennemdekilerin aile bulmaları mümkün değildir, cennettekilerin hurileri kendilerine aile olarak buldukları gibi bulamayacaklardır.
21- "Summe yehicu"
Kururlar.
"Summe yecaluhu hutamen"
Yani onu kuru bir kırıntı yapar.
"Onların üstlerinde ateşten tabakalar altlarında da , ateşten tabakalar var."
Burada zulel: Duvar, çeper ve tabakalardır. Alt kısım için zülel ise: Gölgelik, örtü, duvar vb. şeylerdir. Alt kısımda da olsa zulel diye isimlendirilmesi alttan da kaplayıp yayıldığı içindir.
22- "Kalpleri Allah'ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun!"
Ayette geçen Kasiyeti'den kasıt kalpleri katılaşmış ve sertleşmiş Allah'ı anmayanlardır."[3]
23- "Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve mükerrem gelen kitabı, sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rab-Ierinden korkanların bu kitaptan derileri ürperir, sonra hem derileri ve hem de kalpleri, Allah'ın zikrine ısınıp, yumuşar."
Müteşabjhen: birbirine benzeyen demektir. Mesani-ye'den kasıt: Peygamberlerin kıssasını, cennet ve cehennemin sözü edildiği en güzel sözlerdir. Bir rivayete göre me-saniden kasıt: meyletmeyen zikzaklı olmayan en güzel kıraatin zikridir.
29- "Allah, çekişip duran bir çok ortakların sahip olduğu bir adam ile yalnız bir kişiye bağlı olan bir adamı misal olarak verir."
Muteşakisun: çekişen, zıtlaşan demektir. Çeşitli tabiatta bir araya gelenlerin çekişmesi tabiatlarmdandır.
Raculen selemen'den kasıt: Kimsenin kendisinin Üzerinde ortaklığı bulunmayan ve tek kişiye çalışan adamdır. Bu ayet muvazenet sağlar:
"Üzerinde ortaklık bulunan veya birden fazla kişinin onun üzerinde söz hakkı olup çalıştırılan adam ve (selemen)[4] yani tek kişiye çalışan adam, bu da ilk verilen manaya yakm bir mana ifade eder."
Ebu Ubeyde'nin[5] dediği gibi (salimen) Halisen ve (selemen li raculin) de Sulhen manasındadır. Ama selemen mastardır vezni şöyledir: "Selime yeslemu selameten ve selemendir." Ve selemen ile vasıflandırılmıştır ki şöyledir: "Za selemin."
30- "Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler."
Ayet, kafirlerin, Rasulullah'ın Ölümünü temenni etmeleri ve bunu beklemeleri üzerine nazil olmuştur, El-Meyyit: Ölen hayvan veya canlıdır. El-Meytu: Ölen kimsedir.
Halil de şiirinde nazım halinde El-Meyyiten ile El-Mey-tuyu dile getirmiştir.
"Ey ölen ve ölün dirinin (meytin ve meyyitin) irabını soran, eğer sen aklediyorsan senin yanında tefsir ettim. Ruh sahibi olan herkes meyyittir, meytun ise kabre nakledilen kimsedir."[6]
Rasulun bu şekilde hitap edişinde şu hikmetler vardır:
1- İtaate teşvik ve ölüme hazırlık.
2- Alimleri Allah'ın rasulüyle teselli etmek gibi.
42- "Allah, ölenin ölüm zamanı gelince ölmeyenin de uykusunda ruhlarını alır"
Ruh cesetlerde baki kalmakla beraber his ve idrak bakımından ruhları kabz eder.
"Bu suretle hakkında ölümle hükmettiği (ruhu) tutar, ötekini muayyen bir vakte kadar (bedene) salıverir."
Yani tekrar cesetlere geri dönmesi için tutar. Ali (r.a.) bu konuda şöyle buyurmuş:
"Rüya gökte olan nefeslerden (ruh) biridir. El-Edğas: Gönderilen nefeslerden (ruh) biridir. Cesette istikrar etmeden önce şeytan vesvese vermeye ve musallat olmaya çalışır."
İbni Abbas'm dediğine göre her cesette bir nefes ve ruh vardır: Allah rüyada (uykuda) nefisleri kabzeder ruhları bırakır.
45- "Allah, tek olarak anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalpleri tiksinir, Ama Allah'tan başkası anıldığı zaman hemen yüzleri güler."
îşmeezzet: "İnkabadet"[7] manasındadır. Yani, Kin bağlamak, nefret etmek ve tiksinmek anlamındadır...
49- "Sonra kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimiz vakit, bana ancak bilgimden dolayı verilmiştir, der."
Yani sevsibuhu (ona ulaşacağım, alacağım) demektir. Bir rivayete göre Allah'ın bana öğrettiği, ilimle onu (malı) elde ettim.
Bir görüşe göre Allah'ın benden razı olacağı bir ilimle onu elde edeceğim.
56- "Kişinin, 'Allah'a karşı aşırı gitmemden dolayı bana yazıklar olsun! Gerçekten ben alay edenlerdenim' diyeceği günden sakının."
En tekule'den kasıt: li ella tekule (dememesi için) demektir. Bir rivayete göre kerhen ve istemeyerek yarın bana yazıklar olsun diyecek. "La hasreta"daki elif, izafe olan ya'dan bedeldir. Yardım dilemek için sesin kaldırılıp yükseltilmesi için böyle gelmiştir.
"Fi cenbillahi"den kasıt: Allah'ın zatıdır[8], kendisidir. Bir rivayete göre sevap işlemiş olsaydı cennetteki[9] yerinin yakınlığından sitem edip gitmediği için de hasret çekecek.
"Leminessehairin"den kasıt: "Alaya alanlardandım" demektir.
61- "Allah, takva sahiplerini imanları sebebiyle kurtuluşa erdirir. Onlara hiç bir fenalık dokunmaz. Onlar mahzun da olmazlar."
"Bi mefazet"den kasıt: İradeleriyle kurtuluşa erdikleri durumdur.
67- "Onlar Allah'ı gereği ve layıkı veçhiyle takdir etmediler. Halbuki kıyamet günü bütün yeryüzü, onun tasarrufundadır."
Yani hüküm ve emrindedir. Ve onu başka şeyle tebdil eder. Şu sözde olduğu gibi:
"Yeryüzü başka şeye çevrilip tebdil edildiği gün."[10]
68- "Sura üflenince, Allah'ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde kim varsa hepsi düşüp ölmüş olacaktır."
"Saike"den kasıt ölmektir. Bir rivayete göre baygınlıktır. Allah'ın müstesna ettikleri melek ve şehitlerdir...
73- "Rablerine karşı gelmekten sakınanlar ise bölük bölük cennete sevkcdilir, oraya varıp da kapıları açıldığında, bekçileri onlara, selam size! tertemiz geldiniz" derler."
"Zumeren"den maksat bölük bölük, grup grup[11] gelmeleridir. Bir rivayete göre zümre zümredir. Vefutihet üzerindeki vav, hal[12] içindir. Yanı geldiklerinde kapıları açılmış bir halde bulurlar. Ama ateşin kapılan kapalıdır. Sadece kafir veya günahkarlar için sokulunca açılırlar.
74- "Onlar, bize verdiği sözde sadık olan ve bizi dilediğimiz yerde oturacağımız bu cennet yurduna varis kılan Allah'a hamdolsun."
Ve evresen arde'den kasıt cennet yerleridir. O diledikleri yer kendileri için hazırlanan yerlerdir. Çünkü onlar artık onların iradesi hürdür diledikleri şeylerin tümü onlar için olur.
75- "Melekleri görürsün ki Rablerine hanı d ile teşbih ederek Arşın etrafını kuşatmışlardır. Artık aralarında adaletle hükmolunmuş ve Alemlerin rabbi olan Allah'a hamdolsun denilmiştir."
"Haffine"den maksat: Çepe çevre halkalar halinde kuşatmaktır.[13]
[1] İbni Abbas'tan nakledildiğine göre Hamza'nın katili Vahşi hakkında Medine'de inen (Ey inanan kullarım) 10-11 ve 12. ayetlerin dışında Zümer suresi Mekke'de nazil olmuştur.
İbni Ömer'den nakledildiğine göre bu ayet Osman b. Affan hakkında inmiştir. İbni Abbas'tan nakledildiğine göre bu, İbni MeVud, Ammar ve Salim Mevla Ebu Huzeyfe hakkında nazil olmuştur.
[2] İki beyit te divanında yoktur. Hamaset'ul-Basriyye: 2/39; Zehr'ul-Adeb: 3/762.
[3] Tirmizi ve Beyhaki Şuabu'l-İman'da İbni Ömer den rivayet ettiği hadiste Rasulullah (s.a.v.) şöyle demiş; "Allah'ın zikri dışında kelam çoğaltmayın, zira Allah'ın zikri dışında çoğaltılan kelam kalbi katiiaşîıt ir, Çünkü Allah'tan en çok uzak olan katı kalbtir."
[4] İbni Kesir, Ebu Amr ve Yakub "Salimen" şeklinde okumuşlar. Diğerleri ise; "Selemen" şeklinde okumuşlar.
[5] Ebu Ubeyde "Salimen" kelimesine Halisen diye mana vermiştir, "Selemen li racuIİrT'eise Sulhahdiye mana vermiştir. Mecazu'l-Kur'an: 2/189.
[6] Beyit; Tuhfetu'l-lıayriyye alal fevaidil şanşuriye shf. 91 'dedir. El-Muveddih Fit tefsir, shf. 3"6.
[7] İbni Abbas'tan nakledildiğine göre Nafi b. Ezrak bu ayet hakkında sorduğunda şöyle demiş: "Kafirlerin kalpleri Allah'ın zikrinden nefret eder manasındadır."
"Araplar bunu biliyor mu?" diye sordu. O da: "Evet" dedi ve "Sen Amr b. Kelsum Salebi'nin şöyle dediğini duymadın mı" dedi:
"Ok ustası ok tahtalarım ısırdığı zaman tiksinir.
[8] Yasin süresindeki şu ayetin tefsirine gidin: "Kel urcunil kadim."
[9] Ahmed, Nesai'nin tahriç ettiği ve Hakim'in sahih dediği Ebu Hureyre'den rivayet ettikleri hadiste Rasulullah şöyle demiş:
"Ateş ehlinden her biri cennetteki yerini veya makamını görünce şöyle der: "Eğer Allah bana hidayet verseydi" der ve böylece onun için özleın duyar veya hasret çeker. Cennet ehlindende her biri ateşteki yerini görünce Allah'a hamd eder ve bu da kendisine şükür ifadesi olur." der."
Ve sonra Rasuluiîah ta bu ayeti okur:
'En tekule nefsim ya hasreta ma ferrettu fi cenbillah."
Müsned: 2/512; Müstedrek: 2/435.
[10] Ebu Ya'la ve Darekutni'nin tahric ettiği ve Hakim'in sahih gördüğü ve Beyhaki'nin Ebu Hureyre'den naklettikleri hadiste Rasulullah şöyle demiş:
"Bu ayet hakkında Cebrail'e Allah'ın bu müstesna ettikleri kimlerdir" diye sorduğunda şöyle demiş: "Allah'ın, öldürmek istemediği kimselerdendir. "Kılıçlarıyla beraber Arş in etrafında dolaşıp tavaf eden şehitlerdir" der." Kıyamet gününde melekler onları mahşere yakuttan binekler üzerinde getirirler. Onun yuları büyük incilerden eyeri ise saf ve halis ipekten, alacalı çizgili kumaş, ipekten daha yumuşaktır. Her bir adım, gözün görebileceği kadardır. Cennette yürüyüp uzun süre diyorlar ki:
"Haydi bizimle gelin, gidip bakalım Rahminiz kulları arasında nasıl hükmediyor. Allah onlara gülümser. Bir yerde Allah kuluna gülümsedi mi ona hesap olmaz."
[11] Ahmed, Buhari, Müslim ve diğerlerinin Enes'ten naklettikleri hadiste Rasulullah şöyle demiş:
"Cennete giren ilk zümre vaya gurup ayın ondördü gibi parlayarak ve onlardan sonra girenler de gökte olan en parlak ve ışık saçan yıldız misali parlayarak girerler."
Fethul Bari: 6/260; Bed'ııl Halk Müslim: 2834; Ahmed Müsned: 2/230.
[12] Bu konuda geniş açıklama için Kehf suresinin şu ayetine bakıınız "Ve yekulune sabatun ve saminuhum kelbuhum."
[13] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/273-280.
İslami Okul Okulların En Önemlisi