Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Zümer Suresi [1] - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 39. Sayfa

ZÜMER SURESİ[1]

 

3- "Dikkat et, halis dîn Allah'ındır. Onu bırakıp ken­dilerine bir takım dostlar edinenler; Onlara bizi Al­lah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz derler. Doğru­su Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Allah şüphesiz, yalancı ve inkarcı kimseye yo­lu göstermez."

Halisten maksat itaat bakımından içinde riya olmayan ha­lis dindir. Ayette "Vellezine"den önce mahzuf olan "kalu" kelimesi vardır ki takdiri cümlesi şöyledir:

"Kalu: ma na'buduhum."

"La yehdi"den maksat: "la yehdi lihuccetihi (yalancı ve inkarcıların) delillerine hüccetlerine yol vermez" bir riva­yete göre de sevablarını.

6- "Sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getir­miştir."

Bu cümlenin tefsirini En'am suresi 143. ayette görmek mümkündür ve şöyledir:

"Sekiz çift hayvan yarattı. Koyun ve keçiden ikişer çift; De kî: O iki erkeği mi, iki dişi mi, yoksa iki dişinin rahimlerinde kulunun yavrularını haram etti? Eğer doğ­ru iseniz bana ilimle haber verin."         (En'am: 6/143)

"Sizi annelerinizin karanlığında üç türlü karanlık içinde yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır."

Bu üç karanlık şudur: Karnın karanlığı, rahimin karan­lığı ve ceninde olan meşimenin karanlığıdır.

9- "Yoksa o inkar eden kimse geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (gibi) mi?"

Ayette "em" harfi "men" harfinde idğam edilmiştir.

Bir rivayete göre "em" harfi "bel" manasındadır. Buna göre cümle şöyledir:

"Beîillezi huve kanitun yahzerul ahirete." Bilakis o kal­kıp gece ibadet eden ahiretten sakınıyor" demektir.

Bir rivayete göre "em" istifham (soru) edatı olan elif mukabilindedir ve cevabı da mahzuftur.

Takdiri şöyledir: "Kemen huve ğayru kanıtın" (O gece kalkıp ibadet eden gibi midir?) demektir veya takdiri şöy­ledir: "Emmen ceale lillahi endaden kemen huve kanitun." (Yahut Allah'a şirk koşan, gece kalkıp ibadet eden gibi mi­dir?) demektir.

Bir rivayete göre "Emmen" kelimesini tahfif yapan (şed-desiz) artık buna istifham edatı olan elif gibi demesi doğru olmaz. Çünkü "men" harfinde elif ile istifham yapılmaz ancak ikisinin arasında "vav" harfi varsa veya "fa" harfi var­sa istifham yapılabilir ki şu ayet misali:

"Evemen yuneşşeu fil hilyeti..."        (Zuhruf: 43/18)

Ve şu ayette:

"Efemen yetteki bî vechihi suei azabi yevmel kıyame­ti."                                                           (Zümer: 39/24)

Birinci ayette elif ile men arasında vav, ikincide ise elif ile men arasına fa getirilerek istifham yapılmıştır.

Bir rivayete göre Elifin nida olması da caizdir. Buna gö­re cümlenin taktiri şöyledir:

"Ya men huve kanitun kul hel yestevi: Ey gece kalkan de­ki bir olur mu eşit olur mu?" Ahtel şöyle demiş:

"Ey Umeyyoğulları insanların yanında çoğunuzu alsam çoğunuz alınmış olmaz mı?

Ey Umeyyeoğulları, benim yanımda sizin hakkınızda öyle methiyeler vardır ki, zaman uzayıp geçerek unutulsa-nız bile onlar sizi hatırlatır."[2]

16- "De ki: gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlar­dır."

Ziyandan kasıt; ateşte kendilerini helak etmekledir.

Ayette aileden bahsetmiş oysa cehennemdekilerin aile bulmaları mümkün değildir, cennettekilerin hurileri kendi­lerine aile olarak buldukları gibi bulamayacaklardır.

21- "Summe yehicu"

Kururlar.

"Summe yecaluhu hutamen"

Yani onu kuru bir kırıntı yapar.

"Onların üstlerinde ateşten tabakalar altlarında da , ateşten tabakalar var."

Burada zulel: Duvar, çeper ve tabakalardır. Alt kısım için zülel ise: Gölgelik, örtü, duvar vb. şeylerdir. Alt kısımda da olsa zulel diye isimlendirilmesi alttan da kaplayıp yayıldı­ğı içindir.

22-  "Kalpleri Allah'ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun!"

Ayette geçen Kasiyeti'den kasıt kalpleri katılaşmış ve sertleşmiş Allah'ı anmayanlardır."[3]

23- "Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve mükerrem gelen kitabı, sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rab-Ierinden korkanların bu kitaptan derileri ürperir, son­ra hem derileri ve hem de kalpleri, Allah'ın zikrine ısı­nıp, yumuşar."

Müteşabjhen: birbirine benzeyen demektir. Mesani-ye'den kasıt: Peygamberlerin kıssasını, cennet ve cehenne­min sözü edildiği en güzel sözlerdir. Bir rivayete göre me-saniden kasıt: meyletmeyen zikzaklı olmayan en güzel kı­raatin zikridir.

29- "Allah, çekişip duran bir çok ortakların sahip olduğu bir adam ile yalnız bir kişiye bağlı olan bir ada­mı misal olarak verir."

Muteşakisun: çekişen, zıtlaşan demektir. Çeşitli tabiat­ta bir araya gelenlerin çekişmesi tabiatlarmdandır.

Raculen selemen'den kasıt: Kimsenin kendisinin Üzerin­de ortaklığı bulunmayan ve tek kişiye çalışan adamdır. Bu ayet muvazenet sağlar:

"Üzerinde ortaklık bulunan veya birden fazla kişinin onun üzerinde söz hakkı olup çalıştırılan adam ve (sele­men)[4] yani tek kişiye çalışan adam, bu da ilk verilen ma­naya yakm bir mana ifade eder."

Ebu Ubeyde'nin[5] dediği gibi (salimen) Halisen ve (se­lemen li raculin) de Sulhen manasındadır. Ama selemen mastardır vezni şöyledir: "Selime yeslemu selameten ve selemendir." Ve selemen ile vasıflandırılmıştır ki şöyle­dir: "Za selemin."

30- "Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecek­ler."

Ayet, kafirlerin, Rasulullah'ın Ölümünü temenni etmele­ri ve bunu beklemeleri üzerine nazil olmuştur, El-Meyyit: Ölen hayvan veya canlıdır. El-Meytu: Ölen kimsedir.

Halil de şiirinde nazım halinde El-Meyyiten ile El-Mey-tuyu dile getirmiştir.

"Ey ölen ve ölün dirinin (meytin ve meyyitin) irabını so­ran, eğer sen aklediyorsan senin yanında tefsir ettim. Ruh sa­hibi olan herkes meyyittir, meytun ise kabre nakledilen kimsedir."[6]

Rasulun bu şekilde hitap edişinde şu hikmetler vardır:

1- İtaate teşvik ve ölüme hazırlık.

2- Alimleri Allah'ın rasulüyle teselli etmek gibi.

42- "Allah, ölenin ölüm zamanı gelince ölmeyenin de uykusunda ruhlarını alır"

Ruh cesetlerde baki kalmakla beraber his ve idrak bakı­mından ruhları kabz eder.

"Bu suretle hakkında ölümle hükmettiği (ruhu) tutar, ötekini muayyen bir vakte kadar (bedene) salıverir."

Yani tekrar cesetlere geri dönmesi için tutar. Ali (r.a.) bu konuda şöyle buyurmuş:

"Rüya gökte olan nefeslerden (ruh) biridir. El-Edğas: Gön­derilen nefeslerden (ruh) biridir. Cesette istikrar etmeden ön­ce şeytan vesvese vermeye ve musallat olmaya çalışır."

İbni Abbas'm dediğine göre her cesette bir nefes ve ruh vardır: Allah rüyada (uykuda) nefisleri kabzeder ruhları bırakır.

45- "Allah, tek olarak anıldığı zaman, ahirete inanma­yanların kalpleri tiksinir, Ama Allah'tan başkası anıldı­ğı zaman hemen yüzleri güler."

îşmeezzet: "İnkabadet"[7] manasındadır. Yani, Kin bağ­lamak, nefret etmek ve tiksinmek anlamındadır...

49- "Sonra kendisine tarafımızdan bir nimet verdiği­miz vakit, bana ancak bilgimden dolayı verilmiştir, der."

Yani sevsibuhu (ona ulaşacağım, alacağım) demektir. Bir rivayete göre Allah'ın bana öğrettiği, ilimle onu (malı) el­de ettim.

Bir görüşe göre Allah'ın benden razı olacağı bir ilimle onu elde edeceğim.

56- "Kişinin, 'Allah'a karşı aşırı gitmemden dolayı ba­na yazıklar olsun! Gerçekten ben alay edenlerdenim' diyeceği günden sakının."

En tekule'den kasıt: li ella tekule (dememesi için) demek­tir. Bir rivayete göre kerhen ve istemeyerek yarın bana ya­zıklar olsun diyecek. "La hasreta"daki elif, izafe olan ya'dan bedeldir. Yardım dilemek için sesin kaldırılıp yükseltilme­si için böyle gelmiştir.

"Fi cenbillahi"den kasıt: Allah'ın zatıdır[8], kendisidir. Bir rivayete göre sevap işlemiş olsaydı cennetteki[9] yerinin yakınlığından sitem edip gitmediği için de hasret çekecek.

"Leminessehairin"den kasıt: "Alaya alanlardandım" de­mektir.

61- "Allah, takva sahiplerini imanları sebebiyle kur­tuluşa erdirir. Onlara hiç bir fenalık dokunmaz. Onlar mahzun da olmazlar."

"Bi mefazet"den kasıt: İradeleriyle kurtuluşa erdikleri du­rumdur.

67-  "Onlar Allah'ı gereği ve layıkı veçhiyle takdir etmediler. Halbuki kıyamet günü bütün yeryüzü, onun tasarrufundadır."

Yani hüküm ve emrindedir. Ve onu başka şeyle tebdil eder. Şu sözde olduğu gibi:

"Yeryüzü başka şeye çevrilip tebdil edildiği gün."[10]

68-  "Sura üflenince, Allah'ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde kim varsa hepsi düşüp öl­müş olacaktır."

"Saike"den kasıt ölmektir. Bir rivayete göre baygınlık­tır. Allah'ın müstesna ettikleri melek ve şehitlerdir...

73- "Rablerine karşı gelmekten sakınanlar ise bölük bölük cennete sevkcdilir, oraya varıp da kapıları açıldığında, bekçileri onlara, selam size! tertemiz geldiniz" der­ler."

"Zumeren"den maksat bölük bölük, grup grup[11] gel­meleridir. Bir rivayete göre zümre zümredir. Vefutihet üze­rindeki vav, hal[12] içindir. Yanı geldiklerinde kapıları açıl­mış bir halde bulurlar. Ama ateşin kapılan kapalıdır. Sade­ce kafir veya günahkarlar için sokulunca açılırlar.

74- "Onlar, bize verdiği sözde sadık olan ve bizi dile­diğimiz yerde oturacağımız bu cennet yurduna varis kı­lan Allah'a hamdolsun."

Ve evresen arde'den kasıt cennet yerleridir. O diledikle­ri yer kendileri için hazırlanan yerlerdir. Çünkü onlar artık onların iradesi hürdür diledikleri şeylerin tümü onlar için olur.

75- "Melekleri görürsün ki Rablerine hanı d ile teşbih ederek Arşın etrafını kuşatmışlardır. Artık aralarında adaletle hükmolunmuş ve Alemlerin rabbi olan Allah'a hamdolsun denilmiştir."

"Haffine"den maksat: Çepe çevre halkalar halinde kuşat­maktır.[13]



[1] İbni Abbas'tan nakledildiğine göre Hamza'nın katili Vahşi hakkında Medine'de inen (Ey inanan kullarım) 10-11 ve 12. ayetlerin dı­şında Zümer suresi Mekke'de nazil olmuştur.

İbni Ömer'den nakledildiğine göre bu ayet Osman b. Affan hakkın­da inmiştir. İbni Abbas'tan nakledildiğine göre bu, İbni MeVud, Ammar ve Salim Mevla Ebu Huzeyfe hakkında nazil olmuştur.

[2] İki beyit te divanında yoktur. Hamaset'ul-Basriyye: 2/39; Zehr'ul-Adeb: 3/762.

[3] Tirmizi ve Beyhaki Şuabu'l-İman'da İbni Ömer den rivayet et­tiği hadiste Rasulullah (s.a.v.) şöyle demiş; "Allah'ın zikri dışında ke­lam çoğaltmayın, zira Allah'ın zikri dışında çoğaltılan kelam kalbi katiiaşîıt ir, Çünkü Allah'tan en çok uzak olan katı kalbtir."

[4] İbni Kesir, Ebu Amr ve Yakub "Salimen" şeklinde okumuşlar. Diğerleri ise; "Selemen" şeklinde okumuşlar.

[5] Ebu Ubeyde "Salimen" kelimesine Halisen diye mana ver­miştir, "Selemen li racuIİrT'eise Sulhahdiye mana vermiştir. Mecazu'l-Kur'an: 2/189.

[6] Beyit; Tuhfetu'l-lıayriyye alal fevaidil şanşuriye shf. 91 'dedir. El-Muveddih Fit tefsir, shf. 3"6.

[7] İbni Abbas'tan nakledildiğine göre Nafi b. Ezrak bu ayet hak­kında sorduğunda şöyle demiş: "Kafirlerin kalpleri Allah'ın zikrinden nef­ret eder manasındadır."

"Araplar bunu biliyor mu?" diye sordu. O da: "Evet" dedi ve "Sen Amr b. Kelsum Salebi'nin şöyle dediğini duy­madın mı" dedi:

"Ok ustası ok tahtalarım ısırdığı zaman tiksinir.

[8] Yasin süresindeki şu ayetin tefsirine gidin: "Kel urcunil kadim."

[9] Ahmed, Nesai'nin tahriç ettiği ve Hakim'in sahih dediği Ebu Hureyre'den rivayet ettikleri hadiste Rasulullah şöyle demiş:

"Ateş ehlinden her biri cennetteki yerini veya makamını görün­ce şöyle der: "Eğer Allah bana hidayet verseydi" der ve böylece onun için özleın duyar veya hasret çeker. Cennet ehlindende her bi­ri ateşteki yerini görünce Allah'a hamd eder ve bu da kendisine şü­kür ifadesi olur." der."

Ve sonra Rasuluiîah ta bu ayeti okur:

'En tekule nefsim ya hasreta ma ferrettu fi cenbillah."

Müsned: 2/512; Müstedrek: 2/435.

[10] Ebu Ya'la ve Darekutni'nin tahric ettiği ve Hakim'in sahih gör­düğü ve Beyhaki'nin Ebu Hureyre'den naklettikleri hadiste Rasulullah şöyle demiş:

"Bu ayet hakkında Cebrail'e Allah'ın bu müstesna ettikleri kim­lerdir" diye sorduğunda şöyle demiş: "Allah'ın, öldürmek istemedi­ği kimselerdendir. "Kılıçlarıyla beraber Arş in etrafında dolaşıp tavaf eden şehitlerdir" der." Kıyamet gününde melekler onları mah­şere yakuttan binekler üzerinde getirirler. Onun yuları büyük inci­lerden eyeri ise saf ve halis ipekten, alacalı çizgili kumaş, ipekten da­ha yumuşaktır. Her bir adım, gözün görebileceği kadardır. Cennet­te yürüyüp uzun süre diyorlar ki:

"Haydi bizimle gelin, gidip bakalım Rahminiz kulları arasında na­sıl hükmediyor. Allah onlara gülümser. Bir yerde Allah kuluna gü­lümsedi mi ona hesap olmaz."

[11] Ahmed, Buhari, Müslim ve diğerlerinin Enes'ten naklettikle­ri hadiste Rasulullah şöyle demiş:

"Cennete giren ilk zümre vaya gurup ayın ondördü gibi parlaya­rak ve onlardan sonra girenler de gökte olan en parlak ve ışık saçan yıldız misali parlayarak girerler."

Fethul Bari: 6/260; Bed'ııl Halk Müslim: 2834; Ahmed Müsned: 2/230.

[12] Bu konuda geniş açıklama için Kehf suresinin şu ayetine bakıınız "Ve yekulune sabatun ve saminuhum kelbuhum."

[13] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/273-280.