Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Duhan Suresi [1] - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 44. Sayfa

DUHAN SURESİ[1]

 

3- "Biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz uyarıcıyızdır."

Yani Kur'an'in ilk indirilişini mübarek bir gecede[2] in­dirdik.

10- "Şimdi sen, göğün, insanlar, bürüyecek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle." Rasulullah (s.a.v.) Mekke'lilerin müslümanlara yaptık­larına karşılık şöyle niyazda bulunmuştu:

"Allah'ım! Muderlilere kıtlık ver ve kahru perişan

13- "Nerede onlarda öğüt almak"

Onlarda anlayacak, hatırlayacak öğle bir akıl yoktur de­mektir.

"Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmiş­tir."

Ve o elçiden yüz çevirip yalanlamışlardı.

16- "Zira biz büyük bir şiddetle çarpacağımız gün, ke­sinlikle intikamımızı alırız."

İbni Abbas'tan[3] nakledildiğine göre o gün kıyamet gü­nüdür, İbni Mes'ud'tan nakledildiğine göre o gün Bedir savaşının olduğu gündür.

19- "Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben si­ze apaçık bîr delil getiriyorum."

Kibirlilik taslayıp Allah'ın emrinden yüz çevirmeyin demektir.

29- "Gök ve yer onların ardından ağlamadı; Onlara mühlet te verilmedi."

Yani onların kaybolmasıyla herhangi bir boşluk veya eksiklik[4] olmadı herşey olduğu gibi yerinde, nizamında du­ruyordu. Zıddında Nabiğa'nm dediği gibi:

"Haris Culani sahibinin helakinden dolayı ağladı ve Havlan ise ondan son derece muzdarip ve üzüntülüdür. Sı­cak gözlerle onun kaybolmasını kabullenmedi. Culan'dan sonra Hazm ve Nail geride kaldı.[5]

33- "Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan ayetler verdik."

Belaun mubin'den kasıt ihsan etme ve nimetler vermek­tir.

Şair Evs b. Hacer şiirinde "bela" kelimesini ihsan ve ni­met anlamında kulanmıştır.

"Ömrüme yemin olsun ki, halime uzun bir zaman ikamet edip salat durmadı. Çünkü o, orada durmayı şiddetle bıra­kıp terketti. Bolluk bereket ve nimetlerin oluşuyla baharın her iki ayı da mükemmel geçtİ,"[6]

36- "Doğru söylüyorsanız, babalarımızı getirin."

Onların bu taleplerine cevap verilmedi. Çünkü ahiretin varlığı ceza içindir ve tekrar iade edilip sorumuluk vermek için değildir.

38- "Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanla­rı, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık."

Şayet yapılan, işlenen ameller cezasız kalsaydı karşı­lıksız olsaydı o zaman yaratılış ta buna benzer bîr eğlence ve oyun olurdu.

47- "Allah zebanilere emreder. Tutun onu, cehenne­min ortasına sürükleyin!"

Onu şiddetle, zorla sürükleyin, atın cehennemin ortası­na demektir.

El-Atli kelimesi insanın yakasından tutup, çekilmeden ve sıkı tutup sürüklemekten dolayı boynunu büküp yere doğ­ru eğilerek götürülüp şiddetli atılmasıdır. Bir rivayete göre zammeyle[7] (fat'tuluhu)'dir. Ancak en meşhur olan görüş kesreyledir.[8]

 



[1] İbni Abbas'tan nakledildiğine göre Ha-Mim-Duhan suresi Mekke'de nazil olmuştur. Tirmizİ'nin çıkardığı ve zayıf gördüğü ve Beyhaki'nin Şuab'ul-İman'da Ebu Hureyre'den çıkardığına göre Rasu­lullah (s.a.v.) şöyle dedi demiş:

"Kim ha mim duhan'ı bir gecede okursa yetmiş bin melek ona is­tiğfar dileyerek sabahlar"

Sünen Tirmizi: 2890; İbni Dureyş ve Beyhaki'nin Ebu Hureyre'den çıkardıklarında Rasulullah (s.a.v.) şöyle dedi demiş:

"Kim Cuma gecesi ha mim duhan ve yasin'i okursa mağfiret edilmiş olarak sabahlar."

[2] Said b. Mansur'un Said b. Cübeyr'den naklettiği haber şöyle; Kur'an'ın tümü Kadir gecesinde, yüce semadan dünya semasına inmiş­tir. Daha sonra yeryüzüne inişi yirmi üç seneye taksim edilmiştir.

(582) Buhari ve Ahmed'in Mesruk'tan tahric ettikleri haberde bir adam gelip Abdullah b. Mes'ud'a şöyle demiş: Mescİdte bir adama rastladım bu ayet hakkında:

"O halde" Ey resulüm", semanın aşikare bir duman "kıtlık ve açlık" getireceği azap gününü gözle." Kıyamet gününde bir duman olacak, mü­nafıkların gözlerini alacak ve kulaklarını sağır edecek ve o gün müslü-manları da nezleymiş gibi yapacak -bunu söylerken yaslanmış haldeydi ve hemen doğruldu- ve sonra şöyle dedi:

"Sizden kim bir ilim biliyorsa onu söylesin ve kim de bilmiyorsa, Al-lahu A'lem (Allah daha iyi bilir) desin. Bilmediği bir şey hakkında Al­lah daha iyi bilir demesi ilmin ta kendisidir.

Şimdi size duman olayından bahsedeceğim: Kureşy'liler oldukçı fazla Rasulullah'a zorluk çektirip İslama girmekte geciktiler. Bunun üzerine Rasulullah ta onlar hakkında şöyle niyazda bulundu:

"Allah'ım Yusuf zamanında verdiğin yedi sene kıtlığını bunların da başına getir" dedi. Öyle bir kıtlık baş gösterdi ki, artık açlıklarından kemik kemirip yiyorlardı ve açlıktan semaya baktıklarında bir duman ol­duğunu zannediyorlardı. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu:

"O halde (ey rasulum) semanın aşikare bir duman (kıtlık ve açlık) getireceği (azab) gününü gözle. Öyle bir duman ki; bütün insanları saracaktır. Bu acıklı bir azabtır." Bunun üzerine Rasulullah'a gelip:

"Ya Rasulallah Muder için yağmur taleb et" denildi ve O da diledi ve yağmur indi. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu:

"Biz o (vaad ettiğimiz açlıktan ibaret) azabı biraz kaldıracağız. Fakat siz yine küfre döneceksiniz." Ve denildi ki; Kıyamet gününde de azap on­lardan hafifletilecek mi? Bu kötü halden refaha kavuştuklarında ise tekrar es­ki halleri olan küfre döndüler ve bunun üzerine şu ayet nazil oldu:

"(Kıyamette veya bedirde) onları büyük bir şiddetle kavrayacağı­mız gün, şüphesiz biz intikam alırız." Ve bedir gününde Allah onlar­dan intikam aldı.Ve o gün şiddet, zorluk ve duman ve de azab geçti. Fet-hulbari: 8/572; Müsned: 1/431.

[3] Ve hakeza Abd İbni Humeyd'in Hasan'dan tahric ettiğinde de böyle denilmiştir. Hakeza Abd ibni Humeyd veİbniCerir'inîkrime den sahih bir senetle tahric ettikleri bir haberde İbni Abbas şöyle demiş: "İbni Mes'ud'un dediğine göre "El-Batşetul kubra" Bedir günüdür. Ben de diyorum ki: "O gün kıyamet günüdür." Tefsiri Taberi. 25/117.

[4] Tirmizi ve diğerlerinin Bnes'ten tahric ettikleri bir hadiste Ra-sulullah şöyle demiş:

"Her kulun semada iki kapısı vardır; bir kapıdan ameli semaya çıkar ve diğer kapıdan da rızkı semadan iner. Bu iki kapı sahipleri kaybettiklerinde ağlarlar" dedi ve sonra şu ayeti okudu:

"Nihayet (Firavun ye kavminin) üzerlerine ne gök ağladı, ne yer; ne de (azab bakımından) geciktirildiler."

[5] Divanı: 90-91. Divanda haleke yerine Fadake sahinetin yerine celiyyetin gelmiş.

[6] İki beyit te divanında shf. 26-27; El-Hayavan: 3/71; El beyan vettebyin: 3/319.

[7] Zammeyle; Nafi, Hbu Cafer, îbni Kesir ve İbni Amir okumuş­lar.

[8] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/306-309.