Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Casiye Suresi - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 45. Sayfa

CASİYE SURESİ

 

4- "Sizin yaratılışınızda ve yeryüzünde yaydığı can­lılarda, kesin olarak inanan topluluklar için nice ibret ve­rici işaretler vardır."

Ayeti celilede geçen "Ayetim" kelimesi lafzı üzerine değil "inne" konumunun üzerine atfedilmekle ref olmuştur. Şu misalde olduğu gibi "İnne Zeydin kaimun, ve Amrun ka-idun. Şüphesiz Zeyd ayaktadır Amr ise oturuyor" Aminin Kaidun'da inne Zeyd'en kaimun cümlesine atfedildiğin­den ref olmuştur.

Kufi'ler şöyle demişler: Bu gibi durumlarda "ref fail[1] manasındadn. Aynı şekilde zarflardan sonra gelen (ve ref ya­pılan) kelimeler de bu konumdadır. Şu misalde olduğu gi­bi: "Fiddari Zeydun." Faile yakınlaştıran takdiri cümlesi şöy­ledir: "İstekarre fiddari Zeydun." İşte ayette de şöyledir: "Se-bete fi halkikum ayatun: yaratılışınızda ibretler olduğu sa-bitleşmiştir." Ama "ayatın" şeklinde cer yapılması durumun­da ise ilk gelen ayetlere[2] atfedilmiş demektir. Veyahut ta birinci amilden (etken) veya başka bir amilin (etken) takdir edilmesiyle cer olmuştur şöyleki:

"Ve inne fi halkikum ayatın. Şüphesiz sizin yaratılı­şınızda ibretler vardır."

13- "O göklerde ve yerde ne varsa hepsini boyun eğ-

dirmiştir."

Yani güneş hilal, yıldızlar ve yağmur gibi herşey kulla­rın menfaatleri için yaratılmıştır.

14- "İman edenlere söyle Allah'ın cezalandırma gün­lerinin geleceğini beklemeyenleri bağışlasınlar."

Ne dünyada ona yadım edeceğini nede ahirette yaptıkla­rına karşın ceza (karşılık) vereceğini ummayanlar.

21- "Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve sağlık­larında kendilerini, inanıp iyi amel işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar?"

Kinayede gizli olan zamirin sadece müminler için olma­sı da ve sadece kötülük yapanlar için olması da veya raci ol­ması da caizdir.

Şu kavle baktığında "sae ma yahkumun" ne kötü hü­küm veriyorlar. O zaman zamirin kötülük yapanlara dönme­si tercih edilir. Eğer haber olduğunu söyleyip te mubteda-sının mahzuf olduğunu söyleyen şöyleki "hum sevaun meh-yahum ve mematuhum" o zaman zamirin müminlere raci ol­duğu tercih edilir. Çünkü o zaman o, teşrif için onları zik­reden nassın istinaf olması gibidir.

23- "Hevasını ilah edinen kimseyi görmedin mi?"

Yani Allah'ın korkusu onu masiyetten, hevasını tanrı edinmekten alıkoymuyor.

28-  "O gün her ümmeti, diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır, onlara, "Bugün yaptık­larınızla cezalandırılacaksınız!" denilir,"

Yani kendilerine gönderilen elçiye inen kitaptır. Ki-tab'm bir cins isim olması caizdir. Şöyleki kendi amelleri­nin sahifelerine (kitabına) ne yazılı olduğuna çağrılır.

29- "Çünkü biz yaptıklarınızı kaydediyorduk." Ayetteki nestensihu'nun aslı nensihudur. Şu ayette de ol­duğu gibi:

"Ve iza reev ayeten yesjteshirun: Bir ayet gördüklerin­de alay ediyorlardı."                                (Saffat: 37/14) Buradaki yesteshirun da yesherun'dur. Bir rivayete göre "nestensihu"nun aslı "nestedi zalike"dir. Şöyleki: Meleklere onlar hakkında zayıf muhafaza ettikleri (ve onların aleyhine veya lehlerine) amellerinin karşılığı yazılı olan kitabeti (levhayı) getirmelerini emrede­riz ki onlara karşı delil olsun.

Burada şu ayete işaret ediyor:

"Yoksa onlar, bizim kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Aksine işi­tiriz ve yanlarındaki elçilerimiz (hafaza melekleri de) yazmaktadırlar."                                (Zuhruf: 43/80)

30- "İnanıp iyi işler yapanlara gelince, Rableri onla­rı rahmetine kabul eder. İşte apaçık kurtuluş budur."

Rahmetin müminlere verilmesi onların da rahmetin altı­na gimeleri için cümle bir istişare ve mecazdır. Mecazın üç sıfatı vardır:

1- İttisa (genişlik).

2- Te'kid.

3- Teşbih.

Bu şartların üçü de ayetin lafzında mevcuttur.

İttisa'a gelince: Sanki burada cihet ve mahallerin bir is­mi vardır onun da adı rahmettir gibi bir mana ayette vardır.

Teşbih ise: Her ne kadar girilmesi gerçekte olmasa bile rahmeti içine girilen ve girilen bir şeyin konumuna koymuş ve benzetmiş gibi bir mana vardır ayette.

Tekid ise: Çünkü lafızda şu manayı tabir edip canlandır­mıştır: Haber verdiği şeyi tasavvur edilen ve hissedilen bir cevher gibi tabir etmiş ve sunmuştur.

Bu konuma benzer, üç manayı da içinde derleyip bir ni­zamla sunan bir misalde şu şiirin mısralarında görmek mümkündür.

"İyi günde ve tedavi gününde havanın tesirini kırdım yumuşattım, küçülttüm ve ona galip geldim."[3]

Bir başka şiiri:

"Hırkanın gamrı tebessüm edip güldüğü zaman onun gülüşünden dolayı malın gözetleyicisi onu kapattı."[4]

Başka şiir:

"İsmetenin sevgisi kalbimde gidip geldi. Korkuyla bera­ber onu izhar edip yürüyor."[5]

Burada muhabbeti teğalğul (bir şeyin içine sokulup gir­mek) ile bir yerden başka bir mekana gitme gibi vasıflandır-mıştır. Bu da ancak birincisini bırakıp ikincisiyle iştigal etmekle olur ki bu da gözle görülen apaçık vasıflarla olur ve masalvari hikaye türü şeylerle olmaz.[6]

 



[1] Ferra şöyle demiş; Ref a yapmak "İnne" den sonra, insanların istinaf üzerine okuduğu kıraata göredir. Araplar şöyle derler: "İnne liye aleyke makn ve al i ahike malun kesinin." Burda ikinci cümleyi nasbta yapıyorlar ref a da." Meanil Kur'an: 3/45.

[2] Kesra ile "Ayatin" kelimesi nasb şeklinde okunması Yakub ve Kesai'nin kıtaatına göredir. İthaf shf. 389.

[3] Beyit El Hasais'te: 2/445; Lisan maddet. Zanebe. Bir rivaye­te göre Karaa zenabibuş şeyi demek; onu zelil etmek manasındadır. Bu iki beyitte de iki maşukun birleşmesiyle de hava yumuşamıştır.

[4] Beyit izzet sahibi Kuseyr'indir. El Hasais: 2/445; îhtiyareyn shf: 7; Divanu'l-Meani: 1/38; El-Kali'nin Nevadir'inde: 2/291.

[5] Beyit: Yedi fakihlerden biri olan Abdullah b. Abdullah b.Ut-be'nindir. Zehru'1-Edeb: 1/212; El Hasais: 2/444; Eğani: 8/94; Kali'nin Nevadir'i shf: 217; Mecalisu's-Saleb shf: 236.

[6] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/310-313.