Casiye Suresi - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 45. Sayfa
CASİYE SURESİ
4- "Sizin yaratılışınızda ve yeryüzünde yaydığı canlılarda, kesin olarak inanan topluluklar için nice ibret verici işaretler vardır."
Ayeti celilede geçen "Ayetim" kelimesi lafzı üzerine değil "inne" konumunun üzerine atfedilmekle ref olmuştur. Şu misalde olduğu gibi "İnne Zeydin kaimun, ve Amrun ka-idun. Şüphesiz Zeyd ayaktadır Amr ise oturuyor" Aminin Kaidun'da inne Zeyd'en kaimun cümlesine atfedildiğinden ref olmuştur.
Kufi'ler şöyle demişler: Bu gibi durumlarda "ref fail[1] manasındadn. Aynı şekilde zarflardan sonra gelen (ve ref yapılan) kelimeler de bu konumdadır. Şu misalde olduğu gibi: "Fiddari Zeydun." Faile yakınlaştıran takdiri cümlesi şöyledir: "İstekarre fiddari Zeydun." İşte ayette de şöyledir: "Se-bete fi halkikum ayatun: yaratılışınızda ibretler olduğu sa-bitleşmiştir." Ama "ayatın" şeklinde cer yapılması durumunda ise ilk gelen ayetlere[2] atfedilmiş demektir. Veyahut ta birinci amilden (etken) veya başka bir amilin (etken) takdir edilmesiyle cer olmuştur şöyleki:
"Ve inne fi halkikum ayatın. Şüphesiz sizin yaratılışınızda ibretler vardır."
13- "O göklerde ve yerde ne varsa hepsini boyun eğ-
dirmiştir."
Yani güneş hilal, yıldızlar ve yağmur gibi herşey kulların menfaatleri için yaratılmıştır.
14- "İman edenlere söyle Allah'ın cezalandırma günlerinin geleceğini beklemeyenleri bağışlasınlar."
Ne dünyada ona yadım edeceğini nede ahirette yaptıklarına karşın ceza (karşılık) vereceğini ummayanlar.
21- "Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini, inanıp iyi amel işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar?"
Kinayede gizli olan zamirin sadece müminler için olması da ve sadece kötülük yapanlar için olması da veya raci olması da caizdir.
Şu kavle baktığında "sae ma yahkumun" ne kötü hüküm veriyorlar. O zaman zamirin kötülük yapanlara dönmesi tercih edilir. Eğer haber olduğunu söyleyip te mubteda-sının mahzuf olduğunu söyleyen şöyleki "hum sevaun meh-yahum ve mematuhum" o zaman zamirin müminlere raci olduğu tercih edilir. Çünkü o zaman o, teşrif için onları zikreden nassın istinaf olması gibidir.
23- "Hevasını ilah edinen kimseyi görmedin mi?"
Yani Allah'ın korkusu onu masiyetten, hevasını tanrı edinmekten alıkoymuyor.
28- "O gün her ümmeti, diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır, onlara, "Bugün yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız!" denilir,"
Yani kendilerine gönderilen elçiye inen kitaptır. Ki-tab'm bir cins isim olması caizdir. Şöyleki kendi amellerinin sahifelerine (kitabına) ne yazılı olduğuna çağrılır.
29- "Çünkü biz yaptıklarınızı kaydediyorduk." Ayetteki nestensihu'nun aslı nensihudur. Şu ayette de olduğu gibi:
"Ve iza reev ayeten yesjteshirun: Bir ayet gördüklerinde alay ediyorlardı." (Saffat: 37/14) Buradaki yesteshirun da yesherun'dur. Bir rivayete göre "nestensihu"nun aslı "nestedi zalike"dir. Şöyleki: Meleklere onlar hakkında zayıf muhafaza ettikleri (ve onların aleyhine veya lehlerine) amellerinin karşılığı yazılı olan kitabeti (levhayı) getirmelerini emrederiz ki onlara karşı delil olsun.
Burada şu ayete işaret ediyor:
"Yoksa onlar, bizim kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Aksine işitiriz ve yanlarındaki elçilerimiz (hafaza melekleri de) yazmaktadırlar." (Zuhruf: 43/80)
30- "İnanıp iyi işler yapanlara gelince, Rableri onları rahmetine kabul eder. İşte apaçık kurtuluş budur."
Rahmetin müminlere verilmesi onların da rahmetin altına gimeleri için cümle bir istişare ve mecazdır. Mecazın üç sıfatı vardır:
1- İttisa (genişlik).
2- Te'kid.
3- Teşbih.
Bu şartların üçü de ayetin lafzında mevcuttur.
İttisa'a gelince: Sanki burada cihet ve mahallerin bir ismi vardır onun da adı rahmettir gibi bir mana ayette vardır.
Teşbih ise: Her ne kadar girilmesi gerçekte olmasa bile rahmeti içine girilen ve girilen bir şeyin konumuna koymuş ve benzetmiş gibi bir mana vardır ayette.
Tekid ise: Çünkü lafızda şu manayı tabir edip canlandırmıştır: Haber verdiği şeyi tasavvur edilen ve hissedilen bir cevher gibi tabir etmiş ve sunmuştur.
Bu konuma benzer, üç manayı da içinde derleyip bir nizamla sunan bir misalde şu şiirin mısralarında görmek mümkündür.
"İyi günde ve tedavi gününde havanın tesirini kırdım yumuşattım, küçülttüm ve ona galip geldim."[3]
Bir başka şiiri:
"Hırkanın gamrı tebessüm edip güldüğü zaman onun gülüşünden dolayı malın gözetleyicisi onu kapattı."[4]
Başka şiir:
"İsmetenin sevgisi kalbimde gidip geldi. Korkuyla beraber onu izhar edip yürüyor."[5]
Burada muhabbeti teğalğul (bir şeyin içine sokulup girmek) ile bir yerden başka bir mekana gitme gibi vasıflandır-mıştır. Bu da ancak birincisini bırakıp ikincisiyle iştigal etmekle olur ki bu da gözle görülen apaçık vasıflarla olur ve masalvari hikaye türü şeylerle olmaz.[6]
[1] Ferra şöyle demiş; Ref a yapmak "İnne" den sonra, insanların istinaf üzerine okuduğu kıraata göredir. Araplar şöyle derler: "İnne liye aleyke makn ve al i ahike malun kesinin." Burda ikinci cümleyi nasbta yapıyorlar ref a da." Meanil Kur'an: 3/45.
[2] Kesra ile "Ayatin" kelimesi nasb şeklinde okunması Yakub ve Kesai'nin kıtaatına göredir. İthaf shf. 389.
[3] Beyit El Hasais'te: 2/445; Lisan maddet. Zanebe. Bir rivayete göre Karaa zenabibuş şeyi demek; onu zelil etmek manasındadır. Bu iki beyitte de iki maşukun birleşmesiyle de hava yumuşamıştır.
[4] Beyit izzet sahibi Kuseyr'indir. El Hasais: 2/445; îhtiyareyn shf: 7; Divanu'l-Meani: 1/38; El-Kali'nin Nevadir'inde: 2/291.
[5] Beyit: Yedi fakihlerden biri olan Abdullah b. Abdullah b.Ut-be'nindir. Zehru'1-Edeb: 1/212; El Hasais: 2/444; Eğani: 8/94; Kali'nin Nevadir'i shf: 217; Mecalisu's-Saleb shf: 236.
[6] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/310-313.
İslami Okul Okulların En Önemlisi