Ahkaf Suresi - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 46. Sayfa
AHKAF SURESİ
4- "De ki: Dikkat edip baktınız mı hiç, Allah'ı bırakıp taptığınız şeyler yeryüzünde ne yaratmışlar gösterseni-ze bana!? Yoksa onların ortakları göklerde midir? Eğer doğru söyleyenlerden iseniz size indirilmiş bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı varsa onu bana getirin."
Ayette geçen "esareten" den kasıtı hat,[1] kitap, yazı vb. şeylerdir. İbni Abbas'm dediğine göre Esaretun: Bazı oluşumlara, varlıklara işaret edilmesi veya delil gösterilmesi için yerde çizilen çizgi, şekil veya hattır." Ata b. Yesar'dan nakledildiğine göre bilgi kalıntıları v.b. şeylerdir veya peygamberlerin kendilerine öğrettiği bilgi üzerine mutabakat sağlayan bilgi eserleridir.
10- "De ki: Hiç düşündünüz mü: Şayet bu, Allah katında ise ve siz de onu inkar etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit te bunun benzerini görüp inandığı halde siz yine de büyüklük taslamışsanız haksızlık etmiş olmaz mısınız?"
Hasan'dan[2] nakledildiğine göre îsrailoğullarından olup şahit gösterilen ve cennet ehlinden olan şahıs Abdullah b. Se-lam'dır. Ayet te onun hakkında nazil olduğu naklediliyor.
Ahkaf suresi Mekke'de nazil olduğundan Şa'bi[3] hiç bir ayetin Abdullah b. Selam hakkında nazil olmadığını zikrediyor.
Ama Ahkaf suresinin bazı ayetlerinin Medine'de[4] nazil olduğunu söylemek te caizdir. Ve Rasulullah'ın (s.a.v.), Abdullah'ın şehadetini haber vermesi, onun, ayetlerine ve mucizelerine müşahede etmesinden önce olması da caizdir.
15- "Biz insana, ana babasına iyilik etmesini tavsiye ettik."[5]
Burada izmann mutlaka olması gerekirdi izmar edildikten sonra güzel bir iş, emir veya ihsan gelsin. Veya izmar edilsin ki onun emrinde iyi bir şey vaki olsun.
Ancak ne varki "vesseyna" kelimesi iki mef ulun olmasını gerektirdiğinden izmann gerçekleşmesi vaki olmuştur. Bu iki mef ule "insan" ve "bivalideyhi" dir. İşte bu iki mef ulun oluşması için izmarı yapmaktan başka bir amele (etkene) ihtiyaç kalmamıştır.
"Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu."
Hamilenin verdiği ağırlık, hastalık, arızı şeyler ve kendinden ve ceninden dolayı olan şiddetli korku v.b. şeylerdir.
16- "İşte kendilerinden, yaptıklarımın en iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar."
Onlara verdiğimiz bu söz haktır doğrudur demektir. Fakat cümeldeki vadi kendi nefsine izafe etmiştir. Şu ayetle olduğu gibi.
"Hakkul yekin." (Vakıa: 56/96)
15- "Nihayet insan, güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki: Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et."
Zaten insanın böyle deyip yapması gerekir.
17- "Ana ve babasına "öf be size![6] Benden önce nice nesiller gelip geçmişken beni mi tekrar dirilmekle tehdit ediyorsunuz?" diyen kimseye" Bu ayetteki cümlenin cevabı 18. ayetteki: "İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında azab sabit olmuş kimselerdir." bu cümledir.
Cümlenin anlamı şudur: Böyle diyen herkese, hakkındaki azap hükmü sabit olur.
20- "İnkar edenler ateşe arz olundukları gün, dünyadaki hayatınızda bütün güzel şeyleri harcadınız, onların zevkini sürdünüz."[7]
Ayette geçen "ezhebtum" geçirmek gidermek manasın-dadır. Bu, birşeyden dem almak, onunla zevk sefa sürmek manasında olan "minezzihaki bi şeyin"den alınmış ve türetilmiştir. Ayetteki zahiri mana böyledir. Ama bu durum, dünyada yaptığı şeylerle ahirette olma ihtimali de vardır. Eğer bu şekilde olursa bu fevt (geçirmek) manası üzerine "minez zihabi bi şey'in" de olabilir.
21- "Ad kavminin kardeşini (Hud) an. Zira o, Ah-kafta kavmini uyardı."
Ahkaf kelimesi Hakefe'den türetilmiş ve ince eğri kum yığını veya büyük tümsekler halindeki kum yığınıdır.
24- "Nihayet onu, vadilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce: "bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur" dediler."
Ayette geçen "aridun" dan maksat gökyüzünde kendisine doğru gelen bir buluttur.
26- "Andolsun ki onlara da size verdiğimiz kudret ve serveti vermiştik."
Yani size ne verdiysek onlara da aynısını verdik "göz, kulak ve kalp" gibi.
Ayette geçen "in" harfi burada cahd "inkar" hususunda "ma" harfinin menzilindedir. "in" harfinde lafzın İslahı için iki vecih vardır:
1- "Fima" deki mim ile "Mekkennahum" içindeki iki mim arasına birer haciz sed koyup bir birinden ayırdedilme-si için. Çünkü "elif harfi bunun dışındaki; Gunnenm sabit olduğu cümlelerle ki; onda lafız güzel bir terennüm, ahenk alıyor işte bu gider durumlarda da elif haciz (sed) vazifesini yapıyor. Bu gibi durumlarda elif med ve liyn harflerinin üzerine gelir. Bundan dolayıdır ki elif: Kuvvetli bir ived nun'u olmayan nundan sonra kullanılır ve lafzın tahsİni için yapılmaz. Şöyle dediği gibi:
"Biz, koçun başına öyle bir darbe vurup indiririz ki dili ağzından çıkar."[8]
2- Ma'nın tekrarını düşürmek.
35- "O halde peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret."
Ayette geçen "mim" harfi tebyini cins (cinsi açıklayan) için olması da caizdir ve teb'id için olması da caizdir. Çünkü bütün peygamberler her zorluk, afet, bela ve tek tiplerle karşı karşıya kalmamıştır da ondan dolayı teb'id için gelmiştir ki hepsi böyle olsaydı azim ve sabırları açıklanmış olurdu.[9]
[1] Ahraed, İbnu Munzir ve Taberani'nin İbni Abbas'tan naklettiklerine göre Rasulullah bu ayet için:
"Ev esaretin min ilmin." Hattır demiş. Said b. Mansur'un Ata b. Yesar'dan naklettiğinde ise Rasulullah'tan Hatt hakkında sorulduğunda şöyle demiş:
"Bunun alameti olarak nebi ve onun ilmine muvafık olandır."
Safvan b, Siileym şöyle dedi: "Bunu Ebu Seleme b. Abdurrahman'a anlattığımda şöyle dedi:
"İbni Abbas'a sorduğum da dediki:
"Herhangi bir bilgi kalıntısı."
[2] Bu görüş aynı zamanda; Sa'd b. Ebu Vakkas, İbni Abbas, Mü-cahid, Katade ve İkrime'den de rivayet edilmiştir. Buhari ve Müslim'in Sa'd b. Ebu Vakkas'tan naklettikieri şöyledir: Rasulullah'ın yeryüzünde yürüyen hiç kimse hakkında, Abdullah b. Selam müstesna, o cennet ehlidir dediğini duymadım. Bu ayet te onun hakkında nazil olmuştur. Fet-hu'1-Bari: 7/128; Menakibu'l-Ensar Müslim: 2483.
[3] İbni Munzir'in Şabi'den rivayet ettiğine göre şöyle demiş: "Kur'an'da Abdullah b. Selam hakkında bir şey nazil olmamıştır. İbni Ce-rir ve îbni Ebu Hatem'in bu ayet hakkında Mesruk'tan naklettikleri haber şöyledir: "Allah'a andolsun ki Abdullah b. Selam hakkında nazil olmadı, bilakis Mekke'de nazil oldu. Abdullah b. Selam'ın islam olması Medine'de olmuştur. Bu Muhammed'in onunla husumet yaptığı bin husumettir (yani Abdullah'ın islam olma olayı).
[4] Abd ibni Humeyd ve İbni Munzir'in Muhammed b. Sirin'den naklettiklerine göre şöyle demiş: "Bazıları bu ayetlerin Abdullah b. Selam hakkında nazil olduğunu söylüyor, surenin kendisi Mekki'dir ama bu ayetler Medine'de nazil olmuştan Ayetler inince Rasulullah'a şu ayetleri şu surelerin içine koy diye emrediliyordu. Ve bunların da o ayetler içine dahil olduğu söyleniyor.
[5] Asım, Hamza ve Kesai "İhsanen" okumuşlar ve diğerleri de "Ha-senen" diye okumuşlar.
[6] Hakim Muhammed b. Ziyad şöyle dediğini çıkarmış ve sahih görmüştür: Muaviye oğluna biat ettiği zaman Mervan, tıpkı bu Ebube-kir ve Ömer'in izlediği yoldur demiş. Abdurrahman b. Ebubekir de şöyle demiş: "Herakl ve Kayser'in izlediği yoldur." Mervan; bu o kişidir ki hakkında bu ayet nazil olmuştur: "Anne babasına öf diyen kimse..." Bu haber Aişe'ye ulaştığında şöyle demiş: "İki kez Mervan yalan söyledi." demiş ve Allah'a and olsunki Abdurrahman hakkında nazil olmamıştır eğrer dilersem şu anda kim için nazil olduğunu söyleyebilirim ve Allah Rasulu Ebu Mervan'ın sulbüne lanet etmiştir. Mervan da Allah'ın lanetinde şu an yüzmektedir." Müstedrek: 4/481. Zehebi bu haberde "InV.ı-ta"olduğunu söylemiştir.
[7] Ahmed Zühd'te shf: 153'te A'meş'ten tahric ettiği haber şöyledir; Cabir b. Abdullah Ömer'in yanından geçerken omuzunda biraz et vardı ve Ömer ona bu da nedir ? der ve O da canım çekti ve biraz et aldım der ve bunun üzerine Ömer de Her canının çektiğini ahrmısın? der! Ve şu ayetin manası altına girmekten ve onun kastettiği kişilerden olmaktan korkmuyor musun? der. "İyi şeylerinizi dünya hayatınızda giderdiniz."
[8] Beyit Ebu Hayye Numeyri'nindir. Şerh Şevahid'il-îzah: 219; Muğni Lebib: 424; Kitab Sibeveyh: 1/774; Tabakat Fuh'ul-Şuara: î/38.
[9] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/314-318.
İslami Okul Okulların En Önemlisi