Muhammed Suresi - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 47. Sayfa
MUHAMMED SURESİ
1- "İnkar edenlerin ve Allah yolundan alıkoyanların işlerini Allah boşa çıkarmıştır."
Ayetle geçen "edalle" iptal etmek manasındadır. Bir rivayete göre onların amellerini kaybetti, iptal etti manasındadır. Şair şiirinde "delle" kelimesini kaybetmek anlamında kullanmıştır.
"Bana, sizden devesi kaybolan birisini getirin hak büyüktür, onun bir hürmeti vardır."[1]
4- (İnkar edenlerle savaşta) Karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice varıp sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin. Durum şuki, Allah dileseydi onlardan intikam alırdı.
Ayette geçen "hatta tadael harbu evzareha" dan maksat harp ehli serden el etek çekip bırakınca ve sadece teslim olan veya barış[2] ehli (zimmi) veya bitkin yorgun güçsüzlükten barışan harp ehli kalınca demektir. Bir rivayete göre evzareha: Silah, at v.b. şeyler gibi ağır harp mühimmatlarıdır. A'şa da şiirinde bu şekilde ifade etmiştir.
"Harp için uzun mızraklar ve asil erkek atlar gibi mühimmatlar hazırladım. Davud'un dokuduğu zırhlarla atların izleri üzerine peşi sıra kafile kafile gidiyordu."[3]
6- "Onları kendilerine tanıttığı cennete sokacak"
Onlar cennete girdiklerinden herkes daha önce duyduğu tasavvur ettiği menzilini bilecektir. Bir rivayete göre Arre-feha kelimesi tayyebeha (en güzel, en değerli) manasmda-
dır.
Şair de arrefe kelimesini bilinen tanıtılan manasında
kullanmıştır.
"Eller gırtlağa giriyor, adeti olduğu gibi yağlı unlu tanınan çorbaya ikna edildi ve kısmetine razı oldu."[4]
12- "İnkar edenler ise (dünyada) zevklenirler, hayvanların yediği gibi yerler. Onların yeri ateştir."
Bu ayet onların mertebesini düşürmek alçaltmak ve bu hisselerinin elden gideceğini ve hakir, zelil kalacaklarım belirtmek için gelmiştir.
Bu manada söylenen bir şiir de şöyle:
"Ey mağrur olan gündüzün yemek ve rahatlıktır gecelerin ise uykudur ve sana helak olmada lazımdır. Kaybolmasından hoşlanmadığın şey yorulup tırmalanıyorsun ve bu şekilde dünyada hayvanlar da yaşıyor."[5]
15- "Müttekilere va'd olunan cennetin misali şöyledir."
Meselden kasıt cennetin sıfatıdır. Yani onlara sıfatlandırılan cennet sıfatı, tam ona bir sıfat oldu.
"Ki, içinde bozulmayan sudan ırmaklar."
Esinelmau ye'snu eşinen ve esumen fehuvel'e asinun suyun (tadının, renginin kokusunun) bozulması değişmesi demektir,
Ayetteki mana iki vecihtir:
1- Halin sıfat olması ki değişmeyen, bozulmayan bir sudan demektir.
2- İstikbal sıfatı içindir ki: Dünyadaki suların hilafına bu su, her nekadar çokluğu ve makamı uzun müddet devam da etse yerinde beklemesi gelecekte asla değişmeyen ve bozulmayan bir sudur.
"Tadı değişmeyen sütten ırmaklar."
Zira onların yanında en makbul süt; bozulmayan halis saf süttür ki[6] bu süt daha faydalı, bereketli ve şifalıdır.
"İçenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır."
İçildiğinde Öyle tatlı tatlı boğazdan geçiyor ki tatlılığı bal suyu şerbetini andırır ki son derece tatlı içimi hoş bir sudur. Lezzetin leziz manasındadır.
Şair de lezzeti leziz anlamında kullanmıştır. "Çünkü ben Leyla'yla eyleniyorum isteyen için Leyla'nın konuşması lezizdir. Hayrın mesulüdür ve çaba sarfet.[7]
16- "Onların arasında öyleleri vardır ki seni dinler. Fakat senin yanından çıkınca kendilerine bilgi verilmiş olanlara "az önce ne demiş?" diye sorarlar."
Biraz önce ne dedi: Demelerinin sebebi ya yeterince ilgi göstermedikleri için anlayıp kavramadıklarından dolayıdır ya da dinden gafil olup dini ehven gördüklerinden dolayı hiç anlamadıklarını izhar etmelerinden Ötürü demişler.[8]
17- "Doğru yolu bulanlara gelince, Allah onların hidayetlerinin arttırır ve onlara takvasını ateşten nasıl korunacaklarını öğretir."
Yani onlara takvanın gidiş yolunun nasıl olduğunu öğretti bir rivayete göre de onlara ilham etti manasındadir.
18- "Kendilerine gelip çatınca ibret almakları neye yarar."
Onlar kıyametin alamet ve gelişine aldırış etmeseler bile geldikten sonra onlara bir faydası da olmaz.
Mana şöyledir: Ner de bu vakitten sonra onlara bir fayda mı olacak?
19- "Bil ki Allah'tan başka ilah yoktur."
Bu sözün tatbikatına, itikat veya kavli olarak uygulamaya, söylemeye devam et demektir.
21- "Onların vazifesi itaat ve güzel sözdür."
Bu emir ve işte onların sözü bu şekilde olması lazım.
"İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu."
Yani inkarcılar iş ciddiye bindiğinde de yüz çevirdiler, ikrah ettiler.
22- "Demek sizler işbaşına gelecek olursanız, yeryüzünde bozgunculuk yapacak, akrabalık bağlarını da koparacaksınız, öyle mi?"
Eğer insanların işlerini üstlenirseniz, yapacağınız ilk iş bozgunculuk yapmak ve sılayı rahimi kesmek mi olacak?
27- "Ya melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak?"
Burada edbar: Sırt veya arka manasındadır. İşte böyle kafirler öldüklerinde yüzlerine ve sırtlarına vurulur.
30- "Biz isteseydik onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki, sen onları konuşma üsluplarından tanırsın."
Yani (Fahvahu ve kinayetehu).[9]
35- "Sakın gevşemeyin. Üstün olduğunuz halde barışa davet etmeyin. Allah sizinle beraberdir. O amellerinizi asla eksiltmez."
Yetirekum: Selbetmek, çekip almak, eksiltmek anlamındadır,
37- "Eğer onları isteseydi ve sizi zorlasaydı, cimrilik ederdiniz ve bu da sizinkinlerinizi ortaya çıkarırdı."
Yani bu meselede sizi zora talim etseydi, sıkıştırsaydı.[10]
[1] Bu beyit 1/121'de geçti.
[2] Abd İbni Humeyd, İbnu Ebu Hatem ve îbni Merdeveyh'in Ebu Hureyre'den naklettiğine göre Rasulullah şöyle demiş;
"Sizden birinin yaşayıp: İsa b. Meryem'in; Mehdi imam, Adil bir hüküm getireceği, haçı kıracağı, domuzu Öldüreceği, Cizyeyi koyacağı ve savaşın sona erdiği günü görmesi pek yakınlaşmıştır."
[3] İki beyit te divamndadır shf; 88. İlk beyit Meani'l-Kebir: 2/921. Davud'un ördüğü sık halkalı zırhlarla mahalleliyle beraber kafile kafile sevkediyordu.
[4] Beyit Esved b. Yafur'undur ve Ukkal b. Muhammed b. Süfya-n'ı hicvetmektedir. Lisanu'1-Arap madd. Arrefe.
[5] Bu beyitlerle Ömer b. Abdulaziz temsil ediliyordu. Abdul A'la el-Kureşi'nindir, Hamasetul Basriyye shf: 178. Siyer alamu'n-nubela: 5/138. Muhakkik nisbetsîz bırakmıştır. Aynul Edeb ve Er-Riyase shf: 178; Medaricus Salikin: 3/190. Nisbetsizdir. Birincisi "Gündüzün gaflet ve aldanmadır" şeklinde rivayet ediliyor.
[6] Ellebenu's-Sarih: Halis saf ve bozulmamış süttür.
[7] Mafdaliyat shf. 94.
[8] Sahih olan kavide budur.-İbni Munzir'in îbni Cüreyc'ten tah-ric ettiği haberde İbni Cüreyc şöyle demiş: "Mümin ve münafıklar Rasu-lullah'ı dinliyorlardı ve müminler ondan hisselerini alıp basiretli oluyorlardı münafıklar ise aksine almayıp kaybediyorlardı. Rasulullah'ın yanından çıktıklarında ise müminlere ne söyledi biraz önce diye soruyorlardı. Bunun üzerine bu ayet nazil olmuştur.
[9] Münafıklar Rasuluİlah (s.a.v.) hakkında konuşurken kendi aralarında kinayeli ve fısıltıyla konuşurlardı ve Allah bu hallerini ona bildirdikten sonra hepsini'konulma üsluplarından tanırdı. Enes'in dediğine göre; bu ayetten sonra Rasr.lullah'in gözünden münafıklar kaçmazdı.
[10] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/319-323.
İslami Okul Okulların En Önemlisi