Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

MÜMTEHİNE SURESİ - Vedeulburhan - 60. Sayfa

MÜMTEHİNE SURESİ[1]

 

4- "İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır"

Ayette geçen "Usvetun" kelimesi örnek ve misal mana­sında olan "Kudvetun" demektir.

Bir rivayete göre "usvetun" kelimesi ibret manasında olduğu söyleniyor.

4- "...Siz bir tek Allah'a inanincaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve öfke belirmiş­tir."

Düşmanlıktan kasıt fiili bir düşmanlık. Buğz ve öfkeden kasıt ise kalp ile olandır.

4- "...Yalnız İbrahim'in babasına, andolsun ki senin için mağfiret dileyeceğim..."

Ayetin mefhumu şöyledir: İbrahim'in (a.s.) talebi müş­rik olan babası için mağfiret dilemesi hususundaydı.[2]

5- "Rabbimiz! Bizi, inkar edenler için bir fitne kılma, bizi bağışla, ey Rabbimiz! Yegane galip ve hikmet sahi­bi sensin, ancak sen!"

Mefhum şudur: Allah'ım inkarcıları bizim üzerimize galip getirme ki onlar hak yol üzere olduklarını sanmasın ve işte İbrahim'in (a.s.) dualarından biri de budur.

6-  "Andolsun, onlarda sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü arzu edenler için güzel bir örnek vardır..."

Bu ayeti celilede de (usvetun) lafzı bununla tekrar edil­di nedeni ise: Çünkü İbrahim'den (a.s.) olan bu fiil güzel­dir. Bu durum onun müşrik olan babasından ve kafir olan kavminden beraatını dile getirdiği ve onlardan olmadığım ifade ettiği bir söz .ve duadır adeta. Ve güzel sözdür.

7- "Olur ki Allah sizinle, düşmanlarınız arasında ya­kında bir dostluk meydana getirir. Allah gücü yeten­dir..."

Bu konuda Zühri şöyle buyurmuştur: "Bu ayet Ebu Süfyan hakkında nazil olmuştur." Rasulullah (s.a.v.) onu Yemen diyarının bazı beldeleri­ne elçilik vb. vazifeler, için istihdam etti. Rasulullah (s.a.v.) hayata gözlerini kapayıp veda edince tekrar döndü ve dönü­şü sırasında Zalhimar'ın dinden dönüp mürted olduğunu görünce onu mürted olduğundan öldürdü. İşte katledilen bu adam mürtedlik üzerine öldürülen ilk adamdır ve işte ayette tasviri yapılan düşmanlık ve öfkeden sonraki sevgi­nin pekişmesi olayı budur der.[3]

8-  "Allah, sîzinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkartmayanlara iyilik yapmanızı ve adil davranmanızı yasaklamaz..."

Bazı rivayetlerde bu şartlara haiz olan kabilenin Huzaa kabilesi olduğu söylenir.[4]

9- "Allah sizinle yalnız din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için yardım edenleri dost edinmenizi yasakladı..."

Ayetin ifade ettiği bu insanlar Mekke halkıdır.

10- "Ey iman edenler! Mü'min kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin. Allah onların imanını daha iyi bilir..."

Yani onların islam uğruna hicret edip etmediklerini ve ko­calarına karşı herhangi bir buğzda olup olmadıklarını bilme­niz için onları yemine çağırınız.

"Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kafirlere geri döndürmeyin. Bunlar onlara helal değildir"

Hudeybiye'den sonra müslüman olarak gelen Subeyate el-Eslemiye'nin peşinden misafir olarak müşrik kocası da ge­lir ve Rasuhıllah'a (s.a.v.):

"Ey Muhammed, aramızda olan anlaşmada gelen kadın­ların geri verme şartını bize şart koşmuştun. Aramızdaki an­laşma metnine haiz olan kitap dürüldü ama henüz iptal edi­lip geçersizliği ilan edilmedi ve karımı tekrar bana ver" dedi.[5]

10- "Onlar da bunlara helal olmazlar. Onların sarf ettiklerini geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur"

Ayette geçen "ve atuhum ma enfeku" dan kasıt kocala­rının onlara verdikleri mihirleridir. Şart koşulduğundan do­layı bu vacip olmuştu ama daha sonra nesh olmuştur.[6]

11- "Eğer eşlerinizden biri, sizden kafirlere kaçar da siz de savaşta galip durumda olursanız, eşleri gitmiş olanlara ganimetten harcadıkları kadar verin"[7]

Mefhum şöyledir: Sizinle savaşanlarla savaşıp galip ge­lip ganimet aldığınız zaman demektir.

Ayette geçen "Akebtum" kelimesinin iki manası ve iki lü­gati vardır: Akebe ve akkabe. Manalardan biri şöyledir: EI-Munavebe (nöbetleşe karşılıklı olan şey) manasında olan el-Muakabe'dir. İkincisi şöyledir: El-Akibe (savaşta)de esir alman ve ganimet olarak elde edilen isabet edilen alman ma-nasmdadır.

12- "Ey peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şey ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri za­man, biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile..."

Ayette geçen (vela ye'tine bibuhtanın yefterinihu beyne eydihinnedun) kasıt şudur:

Kadının bizzat kendi eliyle sözlü bir iftira uydurup çıkar­tarak onu (sözlü iftirayı) kocasına iltihak etmesi veya atma­sıdır.

(Ve erculihinne)'den kasıt ise zina ettiğini uydurup ifti­ra atmaktır.[8]

 



[1] İbni Abbas'tan nakledildiğine göre Mumtehine Mediiıe'de na­zil olmuştur.

[2] Hakim: 2/485'te Said b. Cübeyr'in tarikiyle İbni Abbas'tan çı­karmış ve sahih görmüş:

"Sizin için güzel bir Örnek vardır" ve şöyle dedi:

"İbrahim'in babasına mağfiret dilemesi müstesna bütün yaptıkların­da sizin için örnek vardır. Çünkü onun babası müşrik olduğundan dola­yı ona mağfiret talep edilmez."

[3] Bu haberi İbni Ebu Hatem, İbni Şihab ez-Zuhri'den çıkarmıştır.

[4] Buhari'nin Esma binti Ebubekir'den (r.a.) naklettiği bir hadis şöyle: Esma Kureyş'lilerin Rasulullah'la (s.a.v.) anlaşma veya muahade yaptığı sıralarda müşrik olan annem Rağibe beni ziyarete geldi ve sılai rahim yapıp yapmamam hususunda Rasulullah'a (s.a.v.) sorduğumda ise bu ayeti celile nazil oldu ve bundan sonra Rasulullah (s.a.v.) benim, anneme karşı olan sılayı rahim ve belirli vecibeleri yapmamı buyurdular.

[5] Taberani ve Ibni Murdeveyh'in zayıf bir senetle Abdullah b. Ah­met'ten çıkardığına göre şöyle demiş:

"Barış zamanında, Ümmii Gülsüm binti Ukbe b. Ebu Muit hicret et­ti. Onun iki kardeşi Ammare ve Velid te onun peşine düştüler, ta ki Ra-sulullah'a (s.a.v.) geldiler ve Ümmü Gülsüm'ü kendilerine geri verme­si için ikisi de onunla konuştu. Allahu Teala, onunla müşrikler arasında olan anlaşmayı bozdu. Özellikle kadınlar hususunda olan kısmını ve ka­dınların müşriklerle geri verilmesini kesinlikle menetti ve Allahu Teala imtihan ayetini nazil etti. Durru'l-Mensur: 8/132. El-İsabe'deki Subaya'-nın haberine bak. 4/325.

[6] Abdubnu Humeyd'in Zühri'den çıkardığına göre şöyle demiş: Bu ayet nazil olduğunda onlar Hudeybiyede'ydiler. Kadınlar geldiği za­man ona mihirlerini kocalarına vermesini emretti. Müşrikler üzerine de hakeza aynı hükmü verdi. Müslüman kadınlardan biri onlara geldiği za­man mihirlerini kocalarına vermelerini emretti. Mü'minler Allah'ın hük­münü inkar ettiler, müşrikler ise ikrar etmeye karşı çıktılar.

[7] Ayet hakkında İbni Ebu Hatem'in Hasan'dan çıkardığına göre Şöyle demiş: "Ebu Süfyan'ın kızı Ümmü Hakem hakkında nazil olmuş­tur. Mürted oldu ve Sakif li biriyle evlendi. Bu kadın müstesna. Kureyşlil-erden başka kadın mürted olmadı. Sakiflüer müslüman oldukları zaman o kadın da onlarla beraber müslüman oldu.

[8] Buhari ve Müslim'in îbni Abbas'tan çıkardığına göre şöyle de­miş:

Ramazan bayramı günkü namazı Rasulullah (s.a.v.) ile beraber kıl­dım ve bu esnada ayet nazil oldu. ve kadınlara yönelip şöyle dedi:

"Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah' a hiç bir şey ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek..." ayetin sonuna dek okudu. Bitirdikten sonra şöyle dedi:

"Siz kadınlar bütün bu hükümlere muhatabsınız ve kabul ediyor­sunuz değil mi?" Kadınlar:

"Evet" dedi.

Feth'ul-Bari: 8/638; Müslim: 1866.

Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/426-430.