Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

MUNAFIKUN SURESİ - Vedeulburhan - 63. Sayfa

 

MUNAFIKUN SURESİ[1]

 

4- "...Onlar sanki elbise giydirilmiş kütüklerdir. Her gürültüyü aleyhlerine sanırlar..."

Ayette geçen "keennehum huşubun müsennedetun" dan kasıt şudur: Yani o kadar ayak üzerinde durup dikilirler ki, sen onları duvara yaslanmış tahtalar zannedersin.

Bir rivayete göre hak önünde (delilleri olmadığından) ses­siz kaldıklarından ve hidayetten o kadar mahrum kalıp dur-gunlaşmışlardir ki sen onları duvara yaslanmış tahtalar sa­mısın. Sealibi[2] tefsirinde[3] bunları şöyle tasvir etmiş:

"Onlar ruhsuz olan kalıp gölge ve hayal gibidirler ve on­lar akılsız cisimlerdir. Onlar o kadar korkak ve ürkektirler ki en ufak bir kıpırdanış ve gürültünün aleyhlerine olduğu­nu sanırlar."

Bu manada şiirde şöyle ifade edilmiş:

"Onların izzetinden sonra onların kabirleri tenha kal­mış. Saba yeli ve soğuk rüzgarlar, onların üzerine tozları sa­çıyor, en ufak bir şeyi bile yüzlerinden kovamıyorlar ve onlar sanki onlar dipte bırakılmış tahta gibi yıkılmış duru­yorlar."[4]

Cerir'in bu konuda bir kavli vardır ki o, Ahtel onu duy­duğu zamandır:

"Kays'ın savunucuları senin üzerine atlarını gönderdi. Bitkin ve kötü şekilde gazileri taşıyordu. Onlardan sonra ha­la herşeyi at zennedip üzerinize tekrar tekrar adamlarını gönderdiğini sanıyorsun."[5] Ve şöyle demiş:

"Onu, onların kitabından almış:

"Onlar en ufak bir kıpırdanış ve gürültünün aleyhle­rine olduğunu sanırlar."

Bu kavle yakın manada, Mütemmim b. Nüveyre'nin kar­deşi hakkındaki şu sözüdür:

"Ve dediler ki:

"Her bir mezar gördüğünde ağlıyor musun? Her bir me­zar arasında uzun zaman vardır ve yerle bir olmuştur. On­lara dedim ki:

"Hüzün, hüzünü getirir. Beni yalnız bırakın, bütün bu me­zarlar Malik'in mezarıdır."[6]

10- "Herhangi birinize ölüm gelip te "Rabbim! beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyi­lerden olsam" demesinden önce size, verdiğimiz rızıktan harcayın."

Ayette geçen "fe es-Saddaka' nın konumunun üzerine at-folunmuştur. O da meczumdur (cezmederdi) eğer "fa" olma­saydı. Çünkü "levla ahharteni" cümlesi emir cümlesi konu­mundadır. Zira "levla"nın kendisi tahdid (teşvik) içindir.[7]

Buna göre şöyledir: Fe ehhirni ila ecelin karib es-Sadda-ke. (Beni yakın bir zamana tehir et ki sadaka vereyim) de­mektir.[8]

 



[1] îbni Abbas'tan nakledildiğine göre: "Münafikun Suresi Medine'de nazil oldu" demiş.

[2] O, Ebu ishak Ahmet b. Muhammed es-Saalibi en-Nisaburi'dir. Tefsir ilminde kendi zamanında tek kişiydi. Tefsir'ul-Kebir'i tasnif et­miş. Abd'ul-Gafir, Siyak'ta onu zikretmiş ve överek şöyle demiş:

"O, sahih bir nakilci ve güvenilirdir. Çok hadis nakletmiş ve çok şeyh­leri vardı. H. 427'de vefat etmiş. Vefayat'ul-Ayan: 1/79.

[3] Onun tefsiri el yazmadır. Ondan, Ümmü'1-Kura üniversite­sinde nüshalar "vardır.

[4] Es-Sefa: Rüzgarın üzerine savurduğ u tozdur. Harcef: Soğuk rüz­gardır. İki beyit, Ebu Atahiyye'nindif. Eğani: 8/156. İki beyit için kıssa da zikredilmiş.

[5] Divanı sh. 450. İkinci beyit: Hayavan: 5/240; Tefsir'ul-Kurtu-bi: 18/125; Muvazene: 71.

[6] İki beyit te Hamaset'ul-Basriyye: 1/210; Şerh'ul-Hamase, Teb-rizi'nin: 2/148; Emal'il-Kali: 2/1.

[7] Tahdid harfleri şunlardır:"EUa, hella, levma, levla ve ela." Ve levla şart manası içermektedir. (Mütercim)

[8] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/435-436.