Mearic Suresi [1] - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 70. Sayfa
MEARİC SURESİ[1]
1- "İnecek olan bir azabı istedi bir isteyen."
Ayette geçen seele kelimesi (dain) istedi manasındadır. İsteyen istedi ki o (isteyen) Rasulullah (s.a.v.)'tır onların aleyhine istedi.
Bir rivayete göre Nadr b. Haris'tir bunu isteyen. O şöyle demiştir:
"Allah'ım! Eğer bu (Muhammed'in getirdiği) hak (doğru) ise üzerimize gökten taşlar yağdır." (Enfal: 8/32)
İbni Abbas'tan nakledilen bir rivayete göre Nadr b. Haris Bedir gününde öldürülmüştür.[2]
3- "(O azabın inişi) yüksek makamların sahibi olan AI-lah'dandır."
Ayetin mefhumu "sevdiği kullarına derece ve makam verme yetkisine sahib olan Allah'tır." Bir rivayete göre "Me-aric"den kasıt meleklerin göklerdeki inip çıkışlarıdır.[3]
4- "Melekler ve ruh (Cebrail) oraya çıkar."
Bir rivayete göre "çıkan"dan maksat mü'min kabzolun-duktah sonra ruhunun çıkmasıdır. Bunu Nebi'den (s.a.v.) Ku-beyse b. Züeyb[4] rivayet etmiştir.[5]
"Miktarı (dünya senesiyle) elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar."
Yani eğer meleklerin haricindekiler çıkacak olsalar elli-
bin yılda çıkarlar.
8- "O gün gökyüzü erimiş maden gibi olur."
Yani erimiş (sarı bakır) gibi kıpkırmızı olur. Bir rivayete göre yağın kızıldığı gibi olur.
9- "Dağlar da atılmış yün gibi olur."
Yani çırçırlanmış havada uçuşan yün gibi olur. Ayetteki mefhumun muradı ise; daha evvel sert katı ve bir arada olan dağların o gün yumuşak ve dağınık olmasıdır.
13- "Kendini barındıran aşiretini..."
Ayette geçen "fasiletihi" den kasıt kendilerini himaye edip koruyan aşiretidir. "Tüvihi"den kasıt kendisine sığınıp sığınmasını kabul eden ve şikayetlerim iletip şikayetlerini dinleyen mercidir. Bir rivayete yöne "fasılan" onu emzirip ve emzikten kesen annesidir. "Fasilah" kelimesi Failetun manasında feiletun'dur.
Şair ayet manasında şiirde şöyle demiş:
"Cermin mücavirine sor bakalım birbirine yakın ve karışmış komşular arasında cereyan eden bir savaşı onlardan gizledin mi?"[6]
15- "Hayır (Allah'ın onları kurtarmayacağı) o cehennem
alevli bir ateştir."
Ayette geçen "kella". "Leyse kezalike" böyle değildir ma-nasmdadır. Yani oradan hiçbirşey onu kurtaramaz. "İnneha leza" marife ve te'nİs olduğundan gayrı munsarıftır. "iltİza" kelimesinden türemiştir. Yani "tutuşturmak" manasında-dır. Hasy günü onlar alevlendirmeyi reddetiler, Atlıları asıl hedeften uzaklaştırıyorlardi: Kin ve düşmanlıktı kırdılar. Eskiden bu, şiddetten alevleniyordu.
16- "Derileri kavurup soyar."
Ayetin mefhumu kafa derilerini soyup yüzen manasında-dır. 15. ayette geçen "inneha"daki "ha" zamiri "inne"nin ismi, "leza" ise haberidir. Bu ayetteki "nezzaetun"[7] ise ikinci haber olur. Halvun hamid babındandır.
17- "Çağırır (o ateş) imandan yüz çevirip te (Hakka) arka döneni."
Varacağı yer orası olacağından sanki onu çağırır gibidir.
18- "Mal ve para biriktirip yığanı"
Ayetteki mefhum şudur: Malı ve parayı biriktirip zekatını vermeyen ve sıla-i rahim yapmayandır.
19- "Gerçekten insan pek hırslı ve cimri yaratılmıştır."
Muhammed b. Tahir[8] "heluan" kelimesini Saleb'den sorduğunda şöyle cevap vermiştir: Allah'ın açıkladığı gibidir. Ondan güzel tefsir de olmaz. Aşağıdaki ayetlerle açıklamıştır.
20- "Kendisine fenalık dokunduğunda feryat eder."
21- "İyilik dokunduğunda ise pinti kesilir." 34. "Ki onlar namazlarını gözetirler."
Ayette geçen namazdan kasıt "nafile namazdır." Daha evvel geçen ayet buna işaret etmektedir. 23. ayet
"Onlar namazlarında devamlıdırlar."
Yani farz namazlarına.
36- "Kafirlere ne oluyor ki boyunlarını eğerek sana doğru koşuyorlar."
Ayette geçen "muhtiine" den maksat süratlice manasın-dadır. Burada onların sözü işitmek maksadında süratle gelmeleri sonra da yalanlayarak ayrılmaları kınanmıştır (zannedilmiştir).
37- "Sağdan ve soldan bölük bölük (sana koşuyorlar)."
Ayette geçen (izin) kelimesinden kasıt ayrı ayrı guruplar halinde demektir. Müfredi izetun'dur.[9]
Şair şöyle dedi:
"Bizi onun yanında görüyorsun. Gece onun babları üzerinde halkalar gruplar halinde gelip geçiyor."[10]
43- "O gün, kabirlerden koşarak çıkacaklar; sanki dikili putlara koşuyorlarmış gibi..."
Ayette geçen (ila nusubin)den kasıt dikili şeye demektir. Mef ul manasında mastar bir kelimedir. Nescu'l-bağdat ve Darbul-emir'de olduğu gibi (Yufidunu) ise koşuyorlar demektir.[11]
[1] İbni Dureys ve Beyhaki'nin, İbni Abbas'tan çıkardıklarına göre Mearic Suresi Mekke'de nazil oldu demiş.
[2] Nesai, Hakim: 2/502 sahih görmüş ve İbni Ebu Hatem onu İbni Abbas'tan çıkarmışlar.
[3] Bu görüşü, Abd b. Humeyd, İbni Munzir ve Ebu Şeyh el-Uz-me'de Mücahit'ten çıkarmışlar.
Ahmet ve îbni Huzeyme'nin Sad b. Ebu Vakkas'tan çıkardığına göre o, bir adamın şöyle dediğini duyar:
"Lebbeyke ziyl maaric ve dedi ki:
"Bilakis o, zul maariçtir. Fakat biz Rasulullah (s.a.v.) ile beraber iken o böyle demiyordu" der.
[4] Büyük imam Ebu Said Huzai'dir. Doğumu h. 8. yılda Mekke'nin fethi yılıdır. Onun babası Züeyb ise Nebi'nin (s.a.v.) son günlerinde vefat etti. Kubeyse doğduğunda onu Rasulullah'a getirdi ve' nebi ona dua* etti. Ebu Bekir, Ömer, Ebu Derda ve Zeyd b. Sabit'ten hadis rivayet er*, mistir ve ondan da Zuhri ve Mekhul rivayet etmiştir. Abdulmelik b. Mervan'ın katibiydi. H. 86'da vefat etmiştir. Siyer A'lamu Nübeta: 4/282. Takribu't-tehzib: 453
[5] Beyit, Vale el-Cürmin'indir. Mean'il-Kebir sh.: 888; Şerh Eşar'ul-Huzeliyİn: 2/157; Eğani: 19/140. Lisan mad. Halete.
[6] Beyit, Vale el-Cürmin'indir. Mean'il-Kebir sh.: 888; Şerh Eşar'ul-Huzeliyİn: 2/157; Eğani: 19/140. Lisan mad. Halete.
[7] "Vezzaten": Nasb ile hal üzere Hafs okumuştur. Diğerleri ise ikinci İıaber üzerine refayla okniuşlar.
[8] Muvaffık billah zamanında Horasan valisiydi. Görevinden azletti sonra tekrar görevine iade etti.
[9] Beyit Tefsir'ul-Kurtubi: 18/293. Nisbetsizdir. Tefsir'ul-Maver-di: 4/307; Bahr'ul-Muhit: 8/31.
[10] İbni Abbas'lan naklen Nafi b. Ezrak ona şöyle dedi: "An'il- yemini ve aniş şimali izine" ayeti ne demektir bana söyle?"
O da şöyle der:
"Haİkalar ve gruplar halinde." O da :
"Araplar bunu biliyor mu?" diye sorar. İbni Abbas:
"Evet. Sen Ubeyd'in şöyle dediğini duymadın mı?" der. Koşarak ona yöneliyorlardı. Ta ki onun minberinin etrafında halkalar halinde toplandılar.
[11] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/465-468.
İslami Okul Okulların En Önemlisi