Kıyamet Suresi [1] - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 75. Sayfa
KIYAMET SURESİ[1]
1- "Kıyamet gününe yemin ederim."
Ayetin başına gelen (la) harfi kasemin te'kidi için gelmemiş zira nefy yoluyla ispat edilmesi diğer yollardan daha te'kidlidir.
İmri'ul-Kays şöyle demiş:
"Hayır hayır, babana yemin olsun ki Ey Amir'inin kızı; kavim benim gitmeme müsaade etmiyor."[2]
Bir rivayete göre Kasem'in nefyedilmesinden murat; emrin veya davanın açıklığına ve davanın açık seçik olduğundan kasem'e ihtiyaç bulunmadığına bir işarettir.
Huzeli'nin dediği gibi:
"Yemin edecek değilim. Yarın ben, Beydanu'z-zerub'-ta olmak istedim. Öyleyse gerçekten oraya gitmeyi gerçekleştireceğim yarın."[3]
Bir rivayete göre manası: O, yemin etmiyorum demek istemiş çünkü ayetin başına gelen lam ibtida (başlangıç) içindir. Bir rivayete göre o (lam) kasem lamıdır. Ancak şu şekilde söylendiği pek duyulmamıştır: Mesela; birisinin kardeşini döveceğim ve dövmek istediğini şu şekilde ifade etmen: (La adribu ahake.)
2- "Kendini kınayan nefse yemin ederim." Ayetteki mefhum şudur: Herkes kendi nefsini şerre meyledip yaptığından, onu neden yaptın ve hayır işleme hususunda ise niçin hayırlarını daha da çoğaltmadın diye kınar.
4- "Daha doğrusu biz o insanın parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye de gücümüz yeter."
Ayette geçen (bela kadirine) den kasıt evet bir araya getirip toplamaya kadiriz demektir. Mahfuz oîan fiil zamirinden hal üzerine naspedilmiştir ve ayette geçen (nusevviye be-nanehu) elan kasıt şudur: Parmaklarını, dümdüz hiçbir eksiklik, açıklık ve sakatlık olmadan avuç ayasının üzerinde olan eski yerine takıveririz. Bu ifade takılıp sökülme kolaylığı bakımından devenin ayak tırnağı olan kısmı gibi sökülüp takılma mesabesindedir. Dirsek, dayanak veya yaslanmak latif (ince narin) bir amellerle veya işlerle yokedilir. Şu şekilde yemin etmek arapların adetlerindendir. Hayır hayır beşi, birden çekip koparana yemin ederim ki.
5- "Fakat insan, fenalığını önüne sürmek ister." Mucahid bu konuda şöyle demiş: İnsan ileriye doğru
başım (boynunu) önüne eğerek kendine kötülük yapmak ister. Bir rivayete göre bu olay tevbeyi tehir edip ve günah işlemeyi de ön plana geçirme şeklinde olur. Bir rivayete göre insan, günah veya kötü şeyleri yapmak için ömrünün uzun olmasını temenni eder.
7- "Göz kamaşıp dikildiği zaman."
Ayette geçen (Berik) kesreyle olduğu zaman dehşete düşüp hayrette kalmak demektir. Fethayla[4] (Bereke) olursa kamaşıp dikilme manasında olur.
8- "Ay tutulduğu zaman."
Yani ayın ışığı gidip kayboldu olacak bir hale gelmesidir.
9- "Güneşle ay bir araya getirildiği zaman."
Yani ikisi de batıdan doğdukları zaman (bu da kıyametin geldiğinin işaretidir.) Veya ikisinde ışıklarının gitmesiyle bu hale gelmeleridir. Veya ikisi de hafife veya alaya konu oldukları zamandır veya maskara olduklarında demektir.
10- "O gün insan der ki, kaçacak yer nerede?" Ayette geçen (el-Meferr) kaçış manasından olan (el-firar) demektir. Meferr kelimesi mastardır. El-Karar ve el-Me-kerr'de olduğu gibi. (Fa) nın kesresiyle (el-Mefirr) kendisine mekandır. (Mim)in kesresiyle[5] (el-Miferru) insanların ileri geleni, güzidesi demektir.
Şairin dediği gibi: Mikkerrin, miferrin mukbilin[6]...
Yani iyi olan insana firar fayda vermez.
11- "Hayır, hayır! (kaçıp) sığınacak bir yer yoktur!" Ayette geçen (la vezer) den kasıt sığınak ve kaçış yeridir.
13- "O gün insan işlediği ve işlemediği amellerle uyarılır."
Mefhum şudur: Geçmişte ne amel işlemişse ve ne izlenim bırakmışsa teker teker hasabi sorulur demektir.
14- "Artık insan kendi kendinin sahibidir."
"Sanki akıl sahibinin makadında (yer) veya bakışında basiretli birgöz varmış gibi o, ona bakıyor. Sakındırılır, taki insanların tümü korkudan hesaba çeker, onun gizli olan sırları onlardan saklanamaz."[7]
15- "Bütün mazaretlerini ortaya dökse de."
Mefhum şudur: Her türlü mazeretini sayıp nefsini temize çıkarmak ve müdafasını yapmak istese de (yine faydasızdır) bütün organları onun aleyhinde şahitlik ederler.
îbni Abbas bu konuda şöyle demiştir: Elbiselerini çıkartıp feryadu figan ederek her tarafını gösterip nefsini veya kendini birakıp terk te etse nafile. Yemen dilinde el-mi-zar perde sitr anlamındadır.[8]
17- "Çünkü o Kur'an'i (kalbinde) toplamak ve dilinde okuyuşunu sağlamak bize aittir."
Ayette geçen (cem'uhu)dan kasıt göğüs veya kalpte toplanması, yer edilmesi ve Kur'an'in tekrar ona iadesi bize aitti demektir.
Mefhum şudur: Kur'an'ın okuyuşunu ezberleyip bellemek ve onun zaptını yapmak bize aittir ve daha sen onu ezberledikten sonra onun manalarını muhakkak sana açıklayacağız.
22- "Nice yüzler vardır ki o gün güzelliği ile parıldar."
Ayette geçen (Nadiretun) dan kasıt güzel ve parıldayan ışık (nur) saçan demektir.
25- "Kendilerinin, bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacağını sezeceklerdir."
Ayette geçen (fakiretun) dan kasıt başlarına gelecek bir afetten dolayı bel kemiklerini bırakacak olan musibettir.
27- "Tedavi edebilecek bir doktor kim var? denecek."
Mefhum şudur: Melekler, ruhunu getirip diriltecek veya tedavi edebilecek kim var? Rahmet melekleri mi yoksa azap melekleri mi?[9] diye soracaklar.
Bir rivayete göre o söz kendi ehlinin kavlidir: Kim onu tedavi edecek ve onu iyileştirip şifa verebilecek bir doktor[10] (tabib) var mıdır diyecek. Yezid b. Hazzak'ın dediği gibi:
"Zamanın hadiselerinden kurtaracak, iyileştirecek bir kişi var mıdır? Yoksa onu ölümden kurtaracak şifa verecek birimi var. Bana kuvvet verdiler ama dağınıklıktan, bitkinlikten biraz da olsa alamadım. Bana yamasız yeni bir elbise giydirdiler."[11]
29- "Ve bacak bacağa dolaşır."
Yani dünyanın korku ve dehşetleri ahiretinkiyle karışmıştır.
Bir rivayete göre bu durum: O gün çıkacak ve gösterilecek olan gamlı, üzüntülü ve kederli mekif (duruşma yeri) menzil ve konum ile tefsir edilmiştir. Dehhak'in dediğine göre bu konumda iki olay hasıl olacak: Ailesi onu cesedini hazırlayıp taşıyarak getirecekler melekler de ruhunu hazırlayıp getirecekler.
33- "Sonra da böbürlene böbürlene (dünyada) ehline gitti."
Ayette geçen (yetemetta) böbürlenmek, kibirlenmek ve çalım atmak manasındadır. (El-Muteyla) ise: Kibirlenerek, ellerini ve sırt veya bedenini uzatarak eğerek ve sallayarak yürünen yürüyüştür.
34- "Layıktır (azap) sana, layık!"
Mefhum şudur: Tiksindiğin ve hoşlanmadığın o şey sana doğru gelip yaklaştı ve sana yetişti demektir. Ve Yaku-te de şöyle dile getirmiş:
"Eğer ben senin üzerine düşersem senin üzerine düşerken kılıç gibi ürkütmem. Nihayet layıktır, sonra layıktır sonra layıktır."[12]
36- "İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?"
Mefhum şudur: Kendi basma, herhangi birşey ile emro-lunan ne de nehyedilen olduğu biri mi zanneder?
37- "O, akıtılan meninin içinden bir nutfe değil miydi?"
Ayette geçen (yurak) kelimesi akıtılmak manasındadır. Bir rivayete göre takdir edilir ve yarıtılır demektir. El-Me-na kelimesinden türemiş ve kader manasındadır. Huzeli'nin dediği gibi:
"Ebu Amr'ın ömrüne andolsun ki kader onu, ona kazılıp hazırlanan mezara götürdü. Dağda mağramsı yerde duran amansız yılanın sokmasıyladir ki onu kaderin üzerine götürdü."[13]
[1] İbni Murdeveyh ve Beyhaki'nin Delail'de İbni Abbas'tan çıkardığına göre Kıyamet Suresi Mekke'de nazil oldu demiş. Abd b. Hu-meyd ve İbni Münzir'in Katade'den çıkardığına göre bize anlatıldığına göre Ömer b. Hattab şöyle demiş: "Kim ki kıyametten sorarsa, bu sureyi okusun."
[2] Divanı: 68; Ruh'ul-Meani: 19/135; Tefsir'ul-Maverdi: 4/355; Tefsir'ul-Kurtubi: 19/62.
[3] İki beyit te karışıktır. İkincisi şöyle rivayet ediliyor; Şayet biz Suheyb'e güç yetiremeyeceği o şeyi yüklemeseydik ve hastalığını tedavi etmeseydik kararır giderdi. Bu beyit Ebu Harraş Huzeli'nin kasidesin-dendir evveli şöyledir:
"Öyle bir düşmanlık ettik kî bunda hiç şüphe yoktur.
Ve onları dost veya sevgili edinseydik
O beyit Şerh Eş'ar'ul-Huzeliyin: 3/1207; Eğani; 21/15. Lisan mad. Re-haka. Birinci beyit ise, Usame b. Haris Huzeli'nin iki beyitinden biridir, onlar da şöyledir:
"Ben yemin edecek değilim. Yarın, ben Beydanuz'z-Zarub'ta olmak istedim. Her taraftan bizim yemeklerimiz geliyor. O iki beyit Şerh Eşar'ul-Huzeliyin'de: 3/349; Mucem'ul-Buldan: 1/531.
[4] O, Nafi ve Ebu Cafer'in kıraatidir. İthaf: 428.
[5] O, Hasan'ın okumuş olduğu şaz kıraattir.
[6] Beyit, İmri'ul-Kays'ındır. Ve Muallakat'mdadır. Beyitin tamamı şöyle: İyi olan insan gider, yönelir ve döner. Tıpkı sert ve yüksek kayayı selin önüne takarak evirip çevirdiği gibi. Divanı sh. 119; Şerh Mu-allakat: 1/34; Tefsir'ul-Kurtubi: 19/98.
[7] Mean'il-Ferra: 3/211; Tefsir'ul-Kurtubi: 19/100; Ruh'ul-Me-ani: 29/141. Nisbetsizdir. Bahr'ul-Muhit: 8/386. Mahtutada (li mak'ade-tin)'dir.
[8] Ayet hakkında İbni Munzir'in Dahhak'tan çıkardığına göre onun gizlilikleri veya perdesidir.
[9] İbni Cerir Ebu Cevza'dan çıkarmış. Tefsir'ul-Taberi: 29/195.
[10] Abd b. Humeyd onu İbni Abbas'tan çıkarmış.
[11] Beyitler Abdu'f-Kays'tan olan Yezid b. Hazzak'mdır. Eski cahililerdendir. Amr b. Hind'in zamanında yaşamış. Şir'uş-Şuara: 244; Akd'ul-Ferid: 3/176; Uyun'ul-Ahban 2/308; Mafdaliyat sh. 300. Birinci beyit Tefsir'ul-Kurtubi: 19/111; Tefsir'ul-Maverdi: 4/2362. İki muha-kikk te nisbet etmemiş. Ebu Amr b. Ala şöyle demiş:
"Dünyanın zemmedilmesiyle ilgili söylenen İlk söz. Yezid b. Hazzak'ın bu sözüdür der ve beyitleri söyler."
[12] Birinci beyit. Lisan mad. Eser. Nisbetsizdir. İkinci beyit: Kur-tubi: 19/115; Bahr'ul-Muhit: 8/71; Elifba: 2/525. Lisan mad. Veliye: 15/7412. Sealibi'nin Eşbah ve Nezairi sh. 44. Eserus Seyf: Kılıcın halkaları ve süsüdür. (Yakute) Kitabı: Gulamu Saleb Ebu Amr Zahidi'ndir. Daha önce söz konusu edildi ve tanıtıldı.
[13] tki beyit, Sahr'ul-Ğayym'dır. Kardeşi Ebu Amr'm mersiyesi için yazılmış. Bir yılanın sokması sonucu ölmüş. Şerh Eş'ar'ul-Huzeliyİn: 1/245; Eğani: 20/21; Şerh Şevahid'ul-ldah: 320. el-Mena: Kaderdir. Yu-za: Dikilmek ve yükselmektir. Birinci beyit Emal'il-Murteda: 1/369. İkinci kısmı şöyle rivayet ediyor:
"Kaderin cilvesi ve afeti onu götürdü."
Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/489-494.
İslami Okul Okulların En Önemlisi