Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kıyamet Suresi [1] - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 75. Sayfa

KIYAMET SURESİ[1]

 

1- "Kıyamet gününe yemin ederim."

Ayetin başına gelen (la) harfi kasemin te'kidi için gelme­miş zira nefy yoluyla ispat edilmesi diğer yollardan daha te'kidlidir.

İmri'ul-Kays şöyle demiş:

"Hayır hayır, babana yemin olsun ki Ey Amir'inin kızı; kavim benim gitmeme müsaade etmiyor."[2]

Bir rivayete göre Kasem'in nefyedilmesinden murat; emrin veya davanın açıklığına ve davanın açık seçik oldu­ğundan kasem'e ihtiyaç bulunmadığına bir işarettir.

Huzeli'nin dediği gibi:

"Yemin edecek değilim. Yarın ben, Beydanu'z-zerub'-ta olmak istedim. Öyleyse gerçekten oraya gitmeyi gerçek­leştireceğim yarın."[3]

Bir rivayete göre manası: O, yemin etmiyorum demek is­temiş çünkü ayetin başına gelen lam ibtida (başlangıç) için­dir. Bir rivayete göre o (lam) kasem lamıdır. Ancak şu şe­kilde söylendiği pek duyulmamıştır: Mesela; birisinin kar­deşini döveceğim ve dövmek istediğini şu şekilde ifade et­men: (La adribu ahake.)

2- "Kendini kınayan nefse yemin ederim." Ayetteki mefhum şudur: Herkes kendi nefsini şerre mey­ledip yaptığından, onu neden yaptın ve hayır işleme husu­sunda ise niçin hayırlarını daha da çoğaltmadın diye kınar.

4- "Daha doğrusu biz o insanın parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye de gücümüz yeter."

Ayette geçen (bela kadirine) den kasıt evet bir araya ge­tirip toplamaya kadiriz demektir. Mahfuz oîan fiil zamirin­den hal üzerine naspedilmiştir ve ayette geçen (nusevviye be-nanehu) elan kasıt şudur: Parmaklarını, dümdüz hiçbir eksik­lik, açıklık ve sakatlık olmadan avuç ayasının üzerinde olan eski yerine takıveririz. Bu ifade takılıp sökülme kolaylığı ba­kımından devenin ayak tırnağı olan kısmı gibi sökülüp ta­kılma mesabesindedir. Dirsek, dayanak veya yaslanmak la­tif (ince narin) bir amellerle veya işlerle yokedilir. Şu şekil­de yemin etmek arapların adetlerindendir. Hayır hayır be­şi, birden çekip koparana yemin ederim ki.

5- "Fakat insan, fenalığını önüne sürmek ister." Mucahid bu konuda şöyle demiş: İnsan ileriye doğru

başım (boynunu) önüne eğerek kendine kötülük yapmak ister. Bir rivayete göre bu olay tevbeyi tehir edip ve günah işlemeyi de ön plana geçirme şeklinde olur. Bir rivayete gö­re insan, günah veya kötü şeyleri yapmak için ömrünün uzun olmasını temenni eder.

7- "Göz kamaşıp dikildiği zaman."

Ayette geçen (Berik) kesreyle olduğu zaman dehşete düşüp hayrette kalmak demektir. Fethayla[4] (Bereke) olur­sa kamaşıp dikilme manasında olur.

8- "Ay tutulduğu zaman."

Yani ayın ışığı gidip kayboldu olacak bir hale gelmesi­dir.

9- "Güneşle ay bir araya getirildiği zaman."

Yani ikisi de batıdan doğdukları zaman (bu da kıyame­tin geldiğinin işaretidir.) Veya ikisinde ışıklarının gitmesiy­le bu hale gelmeleridir. Veya ikisi de hafife veya alaya ko­nu oldukları zamandır veya maskara olduklarında demektir.

10- "O gün insan der ki, kaçacak yer nerede?" Ayette geçen (el-Meferr) kaçış manasından olan (el-firar) demektir. Meferr kelimesi mastardır. El-Karar ve el-Me-kerr'de olduğu gibi. (Fa) nın kesresiyle (el-Mefirr) kendi­sine mekandır. (Mim)in kesresiyle[5] (el-Miferru) insanla­rın ileri geleni, güzidesi demektir.

Şairin dediği gibi: Mikkerrin, miferrin mukbilin[6]...

Yani iyi olan insana firar fayda vermez.

11- "Hayır, hayır! (kaçıp) sığınacak bir yer yoktur!" Ayette geçen (la vezer) den kasıt sığınak ve kaçış yeri­dir.

13- "O gün insan işlediği ve işlemediği amellerle uya­rılır."

Mefhum şudur: Geçmişte ne amel işlemişse ve ne izle­nim bırakmışsa teker teker hasabi sorulur demektir.

14- "Artık insan kendi kendinin sahibidir."

"Sanki akıl sahibinin makadında (yer) veya bakışında ba­siretli birgöz varmış gibi o, ona bakıyor. Sakındırılır, taki in­sanların tümü korkudan hesaba çeker, onun gizli olan sırla­rı onlardan saklanamaz."[7]

15- "Bütün mazaretlerini ortaya dökse de."

Mefhum şudur: Her türlü mazeretini sayıp nefsini temi­ze çıkarmak ve müdafasını yapmak istese de (yine faydasız­dır) bütün organları onun aleyhinde şahitlik ederler.

îbni Abbas bu konuda şöyle demiştir: Elbiselerini çı­kartıp feryadu figan ederek her tarafını gösterip nefsini ve­ya kendini birakıp terk te etse nafile. Yemen dilinde el-mi-zar perde sitr anlamındadır.[8]

17- "Çünkü o Kur'an'i (kalbinde) toplamak ve dilin­de okuyuşunu sağlamak bize aittir."

Ayette geçen (cem'uhu)dan kasıt göğüs veya kalpte top­lanması, yer edilmesi ve Kur'an'in tekrar ona iadesi bize ait­ti demektir.

Mefhum şudur: Kur'an'ın okuyuşunu ezberleyip belle­mek ve onun zaptını yapmak bize aittir ve daha sen onu ez­berledikten sonra onun manalarını muhakkak sana açıklaya­cağız.

22- "Nice yüzler vardır ki o gün güzelliği ile parıldar."

Ayette geçen (Nadiretun) dan kasıt güzel ve parıldayan ışık (nur) saçan demektir.

25- "Kendilerinin, bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacağını sezeceklerdir."

Ayette geçen (fakiretun) dan kasıt başlarına gelecek bir afetten dolayı bel kemiklerini bırakacak olan musibettir.

27- "Tedavi edebilecek bir doktor kim var? dene­cek."

Mefhum şudur: Melekler, ruhunu getirip diriltecek veya tedavi edebilecek kim var? Rahmet melekleri mi yoksa azap melekleri mi?[9] diye soracaklar.

Bir rivayete göre o söz kendi ehlinin kavlidir: Kim onu tedavi edecek ve onu iyileştirip şifa verebilecek bir doktor[10] (tabib) var mıdır diyecek. Yezid b. Hazzak'ın dediği gibi:

"Zamanın hadiselerinden kurtaracak, iyileştirecek bir kişi var mıdır? Yoksa onu ölümden kurtaracak şifa verecek birimi var. Bana kuvvet verdiler ama dağınıklıktan, bitkin­likten biraz da olsa alamadım. Bana yamasız yeni bir elbi­se giydirdiler."[11]

29- "Ve bacak bacağa dolaşır."

Yani dünyanın korku ve dehşetleri ahiretinkiyle karışmış­tır.

Bir rivayete göre bu durum: O gün çıkacak ve gösterile­cek olan gamlı, üzüntülü ve kederli mekif (duruşma yeri) menzil ve konum ile tefsir edilmiştir. Dehhak'in dediğine gö­re bu konumda iki olay hasıl olacak: Ailesi onu cesedini ha­zırlayıp taşıyarak getirecekler melekler de ruhunu hazırla­yıp getirecekler.

33- "Sonra da böbürlene böbürlene (dünyada) ehline gitti."

Ayette geçen (yetemetta) böbürlenmek, kibirlenmek ve çalım atmak manasındadır. (El-Muteyla) ise: Kibirlenerek, ellerini ve sırt veya bedenini uzatarak eğerek ve sallayarak yürünen yürüyüştür.

34- "Layıktır (azap) sana, layık!"

Mefhum şudur: Tiksindiğin ve hoşlanmadığın o şey sa­na doğru gelip yaklaştı ve sana yetişti demektir. Ve Yaku-te de şöyle dile getirmiş:

"Eğer ben senin üzerine düşersem senin üzerine düşer­ken kılıç gibi ürkütmem. Nihayet layıktır, sonra layıktır sonra layıktır."[12]

36- "İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sa­nır?"

Mefhum şudur: Kendi basma, herhangi birşey ile emro-lunan ne de nehyedilen olduğu biri mi zanneder?

37- "O, akıtılan meninin içinden bir nutfe değil miy­di?"

Ayette geçen (yurak) kelimesi akıtılmak manasındadır. Bir rivayete göre takdir edilir ve yarıtılır demektir. El-Me-na kelimesinden türemiş ve kader manasındadır. Huzeli'nin dediği gibi:

"Ebu Amr'ın ömrüne andolsun ki kader onu, ona kazılıp hazırlanan mezara götürdü. Dağda mağramsı yerde duran amansız yılanın sokmasıyladir ki onu kaderin üzerine götür­dü."[13]



[1] İbni Murdeveyh ve Beyhaki'nin Delail'de İbni Abbas'tan çıkar­dığına göre Kıyamet Suresi Mekke'de nazil oldu demiş. Abd b. Hu-meyd ve İbni Münzir'in Katade'den çıkardığına göre bize anlatıldığına göre Ömer b. Hattab şöyle demiş: "Kim ki kıyametten sorarsa, bu sure­yi okusun."

[2] Divanı: 68; Ruh'ul-Meani: 19/135; Tefsir'ul-Maverdi: 4/355; Tefsir'ul-Kurtubi: 19/62.

[3] İki beyit te karışıktır. İkincisi şöyle rivayet ediliyor; Şayet biz Suheyb'e güç yetiremeyeceği o şeyi yüklemeseydik ve hastalığını teda­vi etmeseydik kararır giderdi. Bu beyit Ebu Harraş Huzeli'nin kasidesin-dendir evveli şöyledir:

"Öyle bir düşmanlık ettik kî bunda hiç şüphe yoktur.

Ve onları dost veya sevgili edinseydik

O beyit Şerh Eş'ar'ul-Huzeliyin: 3/1207; Eğani; 21/15. Lisan mad. Re-haka. Birinci beyit ise, Usame b. Haris Huzeli'nin iki beyitinden biridir, onlar da şöyledir:

"Ben yemin edecek değilim. Yarın, ben Beydanuz'z-Zarub'ta ol­mak istedim. Her taraftan bizim yemeklerimiz geliyor. O iki beyit Şerh Eşar'ul-Huzeliyin'de: 3/349; Mucem'ul-Buldan: 1/531.

[4] O, Nafi ve Ebu Cafer'in kıraatidir. İthaf: 428.

[5] O, Hasan'ın okumuş olduğu şaz kıraattir.

[6] Beyit, İmri'ul-Kays'ındır. Ve Muallakat'mdadır. Beyitin tama­mı şöyle: İyi olan insan gider, yönelir ve döner. Tıpkı sert ve yüksek ka­yayı selin önüne takarak evirip çevirdiği gibi. Divanı sh. 119; Şerh Mu-allakat: 1/34; Tefsir'ul-Kurtubi: 19/98.

[7] Mean'il-Ferra: 3/211; Tefsir'ul-Kurtubi: 19/100; Ruh'ul-Me-ani: 29/141. Nisbetsizdir. Bahr'ul-Muhit: 8/386. Mahtutada (li mak'ade-tin)'dir.

[8] Ayet hakkında İbni Munzir'in Dahhak'tan çıkardığına göre onun gizlilikleri veya perdesidir.

[9] İbni Cerir Ebu Cevza'dan çıkarmış. Tefsir'ul-Taberi: 29/195.

[10] Abd b. Humeyd onu İbni Abbas'tan çıkarmış.

[11] Beyitler Abdu'f-Kays'tan olan Yezid b. Hazzak'mdır. Eski cahililerdendir. Amr b. Hind'in zamanında yaşamış. Şir'uş-Şuara: 244; Akd'ul-Ferid: 3/176; Uyun'ul-Ahban 2/308; Mafdaliyat sh. 300. Birin­ci beyit Tefsir'ul-Kurtubi: 19/111; Tefsir'ul-Maverdi: 4/2362. İki muha-kikk te nisbet etmemiş. Ebu Amr b. Ala şöyle demiş:

"Dünyanın zemmedilmesiyle ilgili söylenen İlk söz. Yezid b. Haz­zak'ın bu sözüdür der ve beyitleri söyler."

[12] Birinci beyit. Lisan mad. Eser. Nisbetsizdir. İkinci beyit: Kur-tubi: 19/115; Bahr'ul-Muhit: 8/71; Elifba: 2/525. Lisan mad. Veliye: 15/7412. Sealibi'nin Eşbah ve Nezairi sh. 44. Eserus Seyf: Kılıcın hal­kaları ve süsüdür. (Yakute) Kitabı: Gulamu Saleb Ebu Amr Zahidi'ndir. Daha önce söz konusu edildi ve tanıtıldı.

[13] tki beyit, Sahr'ul-Ğayym'dır. Kardeşi Ebu Amr'm mersiyesi için yazılmış. Bir yılanın sokması sonucu ölmüş. Şerh Eş'ar'ul-Huzeliyİn: 1/245; Eğani: 20/21; Şerh Şevahid'ul-ldah: 320. el-Mena: Kaderdir. Yu-za: Dikilmek ve yükselmektir. Birinci beyit Emal'il-Murteda: 1/369. İkinci kısmı şöyle rivayet ediyor:

"Kaderin cilvesi ve afeti onu götürdü."

Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/489-494.