Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

İnsan Suresi [1] - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 76. Sayfa

İNSAN SURESİ[1]

 

1- "İnsan üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?"

Ayetin başına gelen (hel) edatı burada asıl konumu üze­rinde istifham olarakta takrir edilmesi mümkündür. Sanki bu sual insana, böyle bir süreçten geçip geçmediğinin sorulma-sıdır. Bu sualin cevabı gerek takdiri gerek telaffuz edilerek mutlak surette (neam) gelmesi gerekir. Daha sonra manası şöyle düşünülmesi gerekir; gerçekten insanın başından ge­çen bu süreç olayı öyle olduğu gibidir. Buna göre insanın kendi nefsini hakir görmesi ve kendisi için hoş görülmeyen şeyleri yapmayıp kaçınması gerekir. Bütün bunlar, bundan sonra kendisine verilen nimetlerin hepsini açıklamaktadır. Şöyleki:

2- "Gerçekten biz insanı karışık bir nutfeden yarat­tık onu imtihan edelim diye..."

El-mişeç karışık katışık demektir ki o da erkek ve kadının dölleridir.[2] Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Hangi su (döl) daha önce gider veya yükselir (rahime) giderse (çocuk) ona benzer."[3]

Ayette geçen "Nebtelihi" onu halden hale geçirerek her halükarda onu imtihan ederiz manasındadır.

3- "...ister şükredici olsun ister nankör."

Ayette geçen "ve imma kefura" kelimesi mübalağa ve kesret (çoğul) için gelmiş feul vezninde bir fiildir. Halbuki insana verilen nimetlere göre şükretmesi daha azdır. Ve bunun aksine kendisine ihsan edilenlere göre inkar edip nankörlüğü ve yüz çevirmesi de daha çoktur.[4]

4- "Doğrusu biz, kafirler için zincirler, demik halkalar ve alevli bir ateş hazırladık."

Ayette geçen "selasil" kelimesi tevninlidir. Noktalama şekliyle (selasüen ve eğlatun ve sairen) dir.

Veyahutta "selasilen" burada müfred konumunda gelmiş­tir. O halde cemi "selasilaf'tır. Benzeri müfred misali şu hadiste "inne kunne sevabihatu yusufe"[5] ve ayette de ol­duğu gibi "kevariran" çünkü bunun cemi "kevariratun" dur. Ayetin sonu olduğudan munsarıf yapılmıştır ki asil olan nizama mutabakat sağlasın.

Bu mana ikinci "kavarira" yoktur. Ebu Ubeyde Kur'an iman nüshasında "kavarira"nın sonundaki elifin ikinci "ke-varir"den silindiğini gördüm demiş.

5- "Muhakkak ki iyi insanlar, kafur katılmış bir kadehten içerler."

Ayette geçen "kane mizacuha kafura" dan kasıt cennet kokularından katıştırılmış bir kadehtir. Katade'ye göre: Kafur karıştırılmış ve misk ile damgalanmış, mühürlenmiş demektir.[6]

6, "(Bu) Allah'ın has kullarının içtikleri ve istedikleri yere akıttıkları bir pınardır."

Ayette geçen "yufecciruneha tefcira" dan kasıt diledik­leri yere akıtıp götürmeleridir.[7]

7- "O kullar, verdikleri sözü yerine getirirler: fe­nalığı oldukça yaygın olan bir günden korkarlar.'?

Ayette geçen "mustetiran" dan kasıt: yaygın ve salgın demektir.

10- "Biz, sert ve belalı bir günde Rabbimizden kor­karız, derler."

Ayette geçen "kamtaiiran" dan kasıt şiddetli ve uzun demektir.[8]

13- "...ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk."

Ayette geçen "şemsen velazemherra" dan kasıt sıcaklık veya hareret ve şiddetli soğuktur. Mütelemmis şöyle dedi:

"Orada rüşdüne ermemiş genç, halhal takılmış böğrü ince genç kızlar vardır ki, ne güneş görmüş ne de soğuk."[9]

16- "Gümüşten billurlar ki, onları türlü türlü biçime koymuşlar."

Sanki onlar beyazıklıklarından gümüş imiş gibi gümüş üzerine teşbih yapışmıştır her ne kadar kendisi zikredil­memiş te olsa. Şairin dediği gibi:

"Sağılmaya ve binilmeye elverişli derler. Sarı tüyler ve yün karışımı arasında bir şeydir."[10]

İbni Abbas'tan nakledildiğine göre her yerin billuru ken­di asli madenindendir. Cennetin yeri toprağı gümüştendir ve billuru da aynı asıldan yapılmıştır.

17- "Orada kendilerine katığı zencefil olan bir kadeh de içirilir."

Ayetteki mefhum şudur: Zira zencefil dili yakıp kes­tiğinden şarabın katıklı olması murad edilmiştir.[11] Bu şekil­de olması, arapların yanında en makbul ve kaliteli şarap tür­lerinden biridir. Aşa'nın dediği gibi:

"Ağzına koydukları karanfil ve zencefil tıpkı bal gibi tat­lıdır."[12]

İbni Mukbil şöyle dedi:

"İçki satılan dükkandaki yanlan şeydir ki onun bozulması ancak kırmızıyla katışık siyah ve kırmızı yakut rengindeki biberle olur."[13]

Hasan şöyle dedi:

"Sanki onun kokusu, yeni çıkmış tadı ekşimtırak güzel kokulu yeni bir şarapla tıkaçlanmış. O, öyle bir şaraptır ki onu güzel bir şaraptan seçtim o öyle bir şaraptır ki kemik­lerin iliğine kadar süratle iner."[14]

18- "Cennette bir kaynaktır ki, ona selsebil denilir."

Akıcı, kolay, içimi tatlı ve hoş olduğundan selsebil adı

verilmiştir.

21- "Üzerlerinde ipekten.yeşil renkli ince ve kalın el­biseler vardır"

Ayette geçen (aliyehum) kelimesi zarf yapılan bir sıfat olduğundan naspolarak gelmiştir. Allahu Teala'nın şu ayetin­de aynı misal olduğu gibi:

"Ver rekbu esfele minkum."                (Enfal: 12/42)

28- "Onları biz yarattık, bağlarını sımsıkı (eklem­lerini, omurgalarını, sinirlerini sapasağlam yaptık) bağ­ladık"

Ayette geçen "esrehum" dan kasıt onların yaratıh şiardır.[15]



[1] İbni Mürdeveyh'in ibni Zübeyr'den çıkardığına göre İbni Du-reys, îbni Murdeveyh ve Beyhaki'nin İbni Abbas'tan çıkardığına göre İn­san Suresi Medine'de nazil oldu demiş."

[2] Tastİ'nin İbni Abbas'tan çıkardığına göre Nafi b. Ezrak ondan "Min nutfetin emşac" nedir diye" sormuş. O da:

"Erkek ile kadın menisinin birbirine karışıp rahime düşmesidir." demiş. Nafi:

"Araplar bunu biliyor mu?" diye sorar. O da: "Evet, sen Ebu Zueyb'in şöyle dediğini duymadın mı?" der, "Sanki tüyü ile baş ile boyun arası kılıcın vuruşuyla birbirine karıştı." Doğru olan ise: Beyitin Amr b. Dahil Huzeli'nin olmasıdır.

[3] Hadis sahihtir. Bu, sahih hadisten bir ölümdür. Bu durum, Ab­dullah b. Selam'in Nebi'den (s.a.v.) sorduğu üç meseleden biridir.

Buhari Sahih'ine, (men kane aduvven li cibrile) ayeti tefsirinin babın­da ve Kİtabu'l-Enbiya'da çıkarmış. Feth'ul-Bari: 8/165; Sahih Müslim Bab'ul-Hay rakam: 30; Ahmet Müsned'inde: 3/108. Buhari'nin rivayeti şöyledir:

"Erkeğin suyu kadının suyundan önce giderse çocuk erkeğe, kadının suyu erkeğin suyundan önce giderse çocuk kadına benzer."

[4] Tarihçi Edip Salahuddin Sufdiye bu ayet müşkil ve zor demiş. Bunun üzerine Tacettin Subki'nin kardeşi Cemaletün Subkiye şu beyit­leri yazarak bu müşkil durumu ona arzetmiş:

"Tefekkür ettim baktım ki Kur'an'da acaip şeyler vardır. Onun hak­kında düşünüp taşınanları hayretler içinde bırakır.

"Hel eta"da neden ya sakiren gelmiş ta ki kafure dediği zaman bu hal değişmiş."

Oysa şükrün faili killetin'de az gelmiş, Küfrünün faili ise müsteksiren (çok) gelmiş.

Her iki kelime hangi şeyden dolayı tek lafızla gelmişler. Zira Bed'i deki ölçü (tevazün) takrir etmiş. Lakin o, Öyle bir hükümdür ki her akıl sahibi onu görür öyleki uydurulan bir şey de değildir., Bunun üzerine o da şu beyitlerle cevap verir:

"Kafurenin cevabı (velevki az bir nankörlükle)'de olsa Allah'a şük-redenin hilafına nankörlük daha çoktur, çünkü o, çok şükretmekle, çok şükür etmiş sayılmaz. Öyleyse burada ölçü ve kaidelere riayet etmek doğ­ru yolu bulan ve tefekkür eden kimselere sakıncalıdır. Tabakat Şafüye Subki: 9/414."

[5] Şeyheyn ve diğerlerinin çıkardığı uzun hadisten bir kesittir. Bu, Buhari: 2/171. Babu Racul yetemmu bil imam. Müslim sh. 418. Babu İs-tihlaful imam iza uride lehu uzrun. Tirmizi s. 362. Babu ma cae iza sal-lel imamu kaiden fe sallu kuuden. Nesai: 2/79. Babu Salat'ul-îmam hal-fe ahadin min raiyyetih. Şerh'us-Sunne li'1-Beğavi: 3/424-425; Feth'ul-Bari: 2/206. Bir rivayet şöyle:

"İnne kunne le entunne savahibu yusufe."

[6] Bu haberi Abd b. Humeyd ve İbni Münzir ondan çıkarmış.

[7] Bunu, Abd b. Humeyd ve İbni Münzir İkrime'den çıkarmış.

[8] Bunu, İbnİ Münzir ve İbni Ebu Hatem İbni Abbas'tan çıkarmış. Yine ondan (Kamtariran)'ın manası: Şiddetli ağrı ve sızıdan dolayı onun yüzünün dürülmesİdir.

Tasti'nin İbni Abbas'tan çıkardığına göre Nafi b. Ezrak ona: "Yevmen abusen kamtariran"m ne olduğunu bana söyle demiş." O da: "Yüzün şiddetli ağndan ötürü dürülmesİdir" demiş. Nafi: "Araplar bunu biliyor mu?" diye sorar. O da: "Evet, sen şairin şu sözünde ne dediğini duymadın mı?" der. "O, abluka altına alınan bir gündür ki, o gün şiddetli ve korkunç bir gündür ki şiddetli ağrıdan yüzler dürülür."

[9] Abdubnu Humeyd ve İbni Münzir'in îkrime'den çıkardığına göre şöyle demiş:

"Ez-Zemherin şiddetli soğuktur" Saleb'ten nakledildiğine göre şöy­le demiş:

"Burada (hilal)'dir." der ve şiiri okur:

"Bir gece ki karanlığı çok şjddetli oldu. Hilalin zuhuruyla o karınlık yarıldı."

[10] Ricz Lisan mad. Safafe. Kitab'ul-Efal: 3/404; Teşbihaful-Kur'an: 280. Muhakkik onu bulamadı. El-Faik: 3/69; Bahr'ul-Muhit: 7/347. Ondan önce de şu kısım vardır. Bize evcil bir deveyi ikamet. Halbanetu verrekbanetu sağılmaya ve binilmeye elverişli olandır.

[11] Zamahşeri şöyle demiş:

"Onların ona olan takdiri onlar kendi nefislerinde arzu ve isteklerine uygun olarak çeşitli şekil, sıfat ve miktarda olmasını arzu ettiler ve tak­dir ettikleri gibi geldi." Keşşaf: 4/170.

[12] Tefsir'ul-Maverdi: 4/422; Şerh Mafdaliyat: 2/814; Divanı: 268; Teşbihat'ul-Kur'an: 281. Muhakkik şöyle dedi:

"Beyit, edebi kaynaklarda yoktur. Ve yine beyit ona hatalı gelmiş. Maverdi'de beyitin birinci kısmı şöyle: İçki dükkanındaki şarabın öl­çülerinin sesidir."

Ve muhakkike yine karışık gelmiş. Zira alcelime (batinuhu) değil (natiluhu)'dur. Natil: Şarap ölçüleridir.

[13] Divanı: 227. Birincisi şöyle rivayet ediliyor: Sanki onun güzel kokusr, tıpkı bulutların gölgesinde kayanın içinde eriyen soğuk kar gibidir.

[14] İbni Cerir onu İbni Abbas'tan çıkarmış.

[15] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/495-500.