Murselat Suresi [1] - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 77. Sayfa
MURSELAT SURESİ[1]
1- "Yeminolsun, iyilik için birbiri peşinden gönderilenlere;"
Ayette geçen "el-murselat" tan kasıt meleklerdir. Urf ise, iyiliktir.[2] Bir rivayete göre "el-murselat" bulutlardır, bir diğer rivayette ise rüzgarlardır.[3] "Gurufen veya ğurfen) peşpeşe demektir.
2- "Şiddetle eserek savurup atanlara yemin olsun;" Mefhum şudur: Melekler, kafirlerin ruhlarını savurup
atarlar. Bir rivayete göre şiddetle esip savurup atan rüzgarlardır, fırtınalardır.
3- "Hakikat tohumlarını yaydıkça yayanlara yemin olsun;"
Hakikat tohumlarım seçip yayan rüzgarlar aynı şekilde bulutları da dağıtıp yayarlar.[4] Bir rivayete göre bu, nebatatın bitip yeşermesi için yağan yağmurdur.[5] Bir rivayete göre bu, meleklerin dağıttığı amelle ilgili yazılar veya herkesin kendi amel defteridir.[6]
4- "Hak ile batılı birbirinden iyice ayıranlara yemin olsun;"
Hak ile batılı birbirinden ayıranlar meleklerdir.[7]
5-6- "Hak sahiplerine özür, yahut haksızlara azap olarak vahyi peygamberlere getiren melekler hakkı için;"
Ayette geçen "fel mulkiyat zikren" den kasıt vahy getiren meleklerdir.[8] Ayette geçen "uzren ev nuzren" hal cümlesi olduğundan naspolmuştur. Şu ayette de olduğu gibi:
"Rusulen mubeşşirin." (Nisa: 4/165)
Mef ulun leh konumu üzerine naspolması da caizdir şöyle ki: "Uzren minellah ila ibadihi ve nezren lehum min azabihi" Yani Allah'tan hak sahibi kullarına olan özür ve haksızları da azaptan sakındırmak için melekler hakkı (Kur'an'ı) getiriyorlar.
7- "Size va'd olunan şey muhakkak gerçekleşecek!" Bu ayeti kerime bundan önce kasem için geçen altı ayete
cevap mahiyetindedir.
8- "Yıldızlar yok edildiği zaman."
Yani yıldızların ışığı gittiği zaman.
9- "Gök yarıklığı zaman." Yani gök açılıp yanldığında.
10- "Dağlar sökülüp savrulduğu zaman." Yani yerlerinden sökülüp atıldıklarında.
11- "Peygamberler belirli bir vakitte bir araya getirildikleri zaman."[9]
Yani ümmetlerin şahitlik etmeleri için kıyamet vaktinde bir araya getirilmeleridir.
25- "Arzı bir toplanma yeri yapmadık mı?" Ayette geçen "kifaten" den kasıt örtünüp muhafaza edilme, korunma ve toplanma yeri demektir.[10] Lügatta "ki-fatenin" aslı "ed-demmu" dur. Yani bir şeyi bir yerde toplamak ve dahil etmektir.[11]
Şa'bi'den nakledildiğine göre: Sabi evlere bakmış işte bu dirileri (için (kift)tir, kabirlere bakmış işte bu ölüler için (kift) tir demiş[12] 26. ayette geçen (ölülere vedirilere toplanma yeri yapmadık mı? Allah'ın kavli "kifaten" kavlinin tefsiridir.
30- "Haydi cehennemin üç çatallı duman gölgesine gidin."
Bir rivayete göre bu üç çatallı'dan kasıt şunlardır: Alevler, duman ve kıvılcımlardır. El-Muberrid'ten nakledildiği bir rivayete göre: Ateşin sağı, solu ve üstü diye üç yönü olduğundan üç kollu veya üç çatallı denilmiştir.
Ama evla olan şöyle denilmesidir: "Verau" arka; her ne kadar -yönlerden biri de olsa- mekruh (hoş olmayan) sıfat hakkında kullanılmamıştır. Çünkü o gelip iltifat etmeyene kadar ne hissedilir ne de idrak olunur. Hakeza: (Sağ-sol ve ön) üç kolların hilafına üst ve alt cihetleri de ayette bu yönlerden gelecek olan herhangi bir şey ilk andan itibaren görülmeye başlar. Zira dikenli kılçıklı sekte (bin nariy) ateşli diye lakap takılır. Bir rivayete göre: Ateşin, gözle idrak edilmeyecek üst, arka ve alt yönleri yoktur denilmesi de caizdir. Yani her tarafdan idrak edilir.
32- "Zira o ateş, öyle kıvılcımlar atar ki herbiri saray gibi."
Ebu Ali'nin dediğine göre ayette geçen (el-Kasr) el-Maksur manasındadır. El-Maksur araplann sulardan yaptıkları saraylardır veya suya indiklerinde deriden maket misali yaptıkları evlerdir.[13]
33- "Sanki o kıvılcımlar, sarı deve sürüleri gibidir."
Ayette geçen "cimalatun" kelimesi "cimaletun" kelimesinin çoğuludur ve mücmel (genel-toplanmış) bir şey anlamındadır. Bir rivayete göre "cimalatun" kelimesi "cimalun'"un cemdir, "es-sufr" ise siyah manasındadır. Çünkü siyah renkli develerin renk karışımında sarı renkteki karışım da vardır: Bir rivayete göre gemilerin kalves'idir.[14]
50- "Onlar artık ondan (Kur'an'dan) başka hangi söze inanacaklar?"
Yani Kur'an'm sözlerini de inkar ettikten sonra daha hangi söz veya kavle inanacaklar?[15]
[1] Buhari Müslim ve İbni Murdeveyh'in İbni Mes'ud'tan çıkardığına göre şöyle demiş:
"Bir gün biz Mina dağındaki mağarada Nebi (s.a.v.) ile beraber idik ve o gün mürselat suresi ona nazil oldu. Rasulullah onu okuyordu ben ise ağzından alamıyordum, onun ağzında bir ıslaklık vardı. Bir yılan Rasulul-lah'a (s.a.v.) soktuğunda şöyle dedi:
"Onu öldürün." Hemen döndük baktık ki gitmiş." Nebi (s.a.v.):
"Sizin onun şerrinden korunduğunuz gibi o da sizin şerrinizden korundu."
Feth'ul-Bari: 8/685 ve Müslim.
[2] Bunu Ebu Hureyre'den Hakim 2/511 çıkarmış ve sahih kılmış. Hakeza İbni Ebu Hatem de ondan çıkarmış.
[3] îbni Murdeveyh'in Amr b. Şuayb'tan, o da babasından ceddinden çıkardığına göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle dedi demiş:
"Rüzgarlar sekiz kısımdır. Dördü azap sarsar (soğuk ve çok gürültülüdür), Akiym (kısır rüzgar) ve kaşif (şiddetli rüzgar)dır. Rahmet rüzgarları: ennaşirat (hakikat yayan), el-mubeşşirat (müjdeleyen) mürselat (iyilik için gönderilen) ve zariyattır."
Ailah-u Teala zariyatı gönderir bulutları toplar. Tıpkı lokmayı yuvarladığımız gibi yuvar!ar^sonra yağmur yağdırır. Ve o da levakih'tir. Sonra naşirat rüzgarını gönderir istediği şeyi yayar. Senedi hasendir.
[4] Bu görüş Mücahit'ten nakledilmiş. İbni Cerir'in 29/231'de çıkardığı gibi.
[5] Bu, Ebu Salih'ten rivayet edilmiş. Abdubnu Humeyd, Ebu Şeyh'in Uzme'de ve İbrı Münzir'in çıkardığı gibi.
[6] Bu, İbni Abbas ve Ebu Salih'ten rivayet edilmiş.
[7] Bu görüşü, Abdubnu Humeyd, İbni Cerir ve İbni Münzir Ebu Salih'ten çıkarmışla-
[8] Bu da Ebu Salih'ten rivayet edilmiş. Abdubnu Humeyd, îbni Cerir: 29/232 ve İbni Münzir'in çıkardığı gibi.
[9] Ebu Cafer Nehhas şöyle demiş:
"Bunda asıl olan vav'dir. Çünkü "eI-Vakt"tan müştaktrf. Allah azze ve celle şöyle demiş:
"Kan et al el-müminine kitaben mevkutan"
Ferra şöyle demgiş:
"Kurralar, hemze olması üzerine birleşmişler. Ebu Cafer Medeni (vukitet)'i vav ile şeddesiz okumuş. Hemze okunmasının sebebi ise: Vav ilk harf olduğunda vav kaldırılır hemze konulur. Buna benzer örnekler şu cümlelerde de vardır:
"Sallel kavmu uhtanen-Hazihi ucunun hassanun görüldüğü gibi hemzeyle gelmiş. Zira vav'ın zammeyle gelmesi dile ağırdır. Tıpkı ya'mn kesresinin ağır geldiği gibi.
Mean'il-Ferra: 3/222-223.
[10] Onu, İbni Cerir ve İbni Ebu Hatem'in de çıkardığı gibi İbni Ab-bas'tan da rivayet edilir.
[11] İbni Manzur şöyle dedi:
"el-Kifat: Bir şeyin bir toplanıp idhal edilip kabzedildiği mekandır. Tıpkı aziz Kur'an'da denildiği gibi:
"Arzı, ölülere ve dirilere bir toplanma yeri yapmadık mı?"
İbni Seyyİdih şöyle demiş:
"Bu lügatçıiann görüşüdür. Bana göre el-Kifat: Burada mastardır. Toplanıp kabzedîlme manasındaki kefete'dendir. Ölüler ve diriler orada dikilirler. Yani ölü ve diriler için toplanma yeridir. Kifat'ul-Arz: Diriler için yerin üstüdür. Altı ise ölüler içindir. Onların evler menziller için dedikleri şu söz de bu manadadır. Kifat'ul-Ahya:
"Evler dirilerin yeridir." Mezarlar için İse: Kifat'ul-Emvat "Ölülerin yeridir". Garkat ağacı vadisine kifetetun denilir. Çünkü o orada defnedilir. Kabzolunur ve toplanır. Lisan'ul-Arap: 2/79.
[12] İbni Esir, haberi en-Nihaye'de zikretmiş ve.demiş ki: Şabi'nin hadisi de bundandır. O Kufe'nİn dışındaydı ve eve dönerek sonra dedi ki:
"İşte bu diriler için kifattır. Sonra mezarlığa döndü, işte bu da ölüler için kifattır" dedi.
En-Nihaye: 4/184; Lisan'ul-arap: 2/79.
[13] Ferra şöyle dedi:
"Arap sularından bir sarayı kastediyor. İbni Abbas'tan naklen: "Kel-kasr: Ağacın kök ve damarları gibidir demek."
[14] Mahtutede (felves)'tir. Hatadır. Kalves: Kalın sicim iplerdir.
[15] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/501-505.
İslami Okul Okulların En Önemlisi