Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Murselat Suresi [1] - İslami Bilgiler - Vedeulburhan - 77. Sayfa

MURSELAT SURESİ[1]

 

1-  "Yeminolsun, iyilik için birbiri peşinden gön­derilenlere;"

Ayette geçen "el-murselat" tan kasıt meleklerdir. Urf ise, iyiliktir.[2] Bir rivayete göre "el-murselat" bulutlardır, bir diğer rivayette ise rüzgarlardır.[3] "Gurufen veya ğurfen) peşpeşe demektir.

2- "Şiddetle eserek savurup atanlara yemin olsun;" Mefhum şudur: Melekler, kafirlerin ruhlarını savurup

atarlar. Bir rivayete göre şiddetle esip savurup atan rüz­garlardır, fırtınalardır.

3- "Hakikat tohumlarını yaydıkça yayanlara yemin olsun;"

Hakikat tohumlarım seçip yayan rüzgarlar aynı şekilde bulutları da dağıtıp yayarlar.[4] Bir rivayete göre bu, nebatatın bitip yeşermesi için yağan yağmurdur.[5] Bir ri­vayete göre bu, meleklerin dağıttığı amelle ilgili yazılar veya herkesin kendi amel defteridir.[6]

4- "Hak ile batılı birbirinden iyice ayıranlara yemin olsun;"

Hak ile batılı birbirinden ayıranlar meleklerdir.[7]

5-6- "Hak sahiplerine özür, yahut haksızlara azap olarak vahyi peygamberlere getiren melekler hakkı için;"

Ayette geçen "fel mulkiyat zikren" den kasıt vahy getiren meleklerdir.[8] Ayette geçen "uzren ev nuzren" hal cümlesi olduğundan naspolmuştur. Şu ayette de olduğu gibi:

"Rusulen mubeşşirin."                          (Nisa: 4/165)

Mef ulun leh konumu üzerine naspolması da caizdir şöyle ki: "Uzren minellah ila ibadihi ve nezren lehum min azabihi" Yani Allah'tan hak sahibi kullarına olan özür ve haksızları da azaptan sakındırmak için melekler hakkı (Kur'an'ı) getiriyorlar.

7- "Size va'd olunan şey muhakkak gerçekleşecek!" Bu ayeti kerime bundan önce kasem için geçen altı ayete

cevap mahiyetindedir.

8- "Yıldızlar yok edildiği zaman."

Yani yıldızların ışığı gittiği zaman.

9- "Gök yarıklığı zaman." Yani gök açılıp yanldığında.

10- "Dağlar sökülüp savrulduğu zaman." Yani yerlerinden sökülüp atıldıklarında.

11- "Peygamberler belirli bir vakitte bir araya getiril­dikleri zaman."[9]

Yani ümmetlerin şahitlik etmeleri için kıyamet vaktinde bir araya getirilmeleridir.

25- "Arzı bir toplanma yeri yapmadık mı?" Ayette geçen "kifaten" den kasıt örtünüp muhafaza edil­me, korunma ve toplanma yeri demektir.[10] Lügatta "ki-fatenin" aslı "ed-demmu" dur. Yani bir şeyi bir yerde top­lamak ve dahil etmektir.[11]

Şa'bi'den nakledildiğine göre: Sabi evlere bakmış işte bu dirileri (için (kift)tir, kabirlere bakmış işte bu ölüler için (kift) tir demiş[12] 26. ayette geçen (ölülere vedirilere top­lanma yeri yapmadık mı? Allah'ın kavli "kifaten" kavlinin tefsiridir.

30- "Haydi cehennemin üç çatallı duman gölgesine gidin."

Bir rivayete göre bu üç çatallı'dan kasıt şunlardır: Alev­ler, duman ve kıvılcımlardır. El-Muberrid'ten nakledildiği bir rivayete göre: Ateşin sağı, solu ve üstü diye üç yönü ol­duğundan üç kollu veya üç çatallı denilmiştir.

Ama evla olan şöyle denilmesidir: "Verau" arka; her ne kadar -yönlerden biri de olsa- mekruh (hoş olmayan) sıfat hakkında kullanılmamıştır. Çünkü o gelip iltifat etmeyene kadar ne hissedilir ne de idrak olunur. Hakeza: (Sağ-sol ve ön) üç kolların hilafına üst ve alt cihetleri de ayette bu yön­lerden gelecek olan herhangi bir şey ilk andan itibaren görülmeye başlar. Zira dikenli kılçıklı sekte (bin nariy) ateşli diye lakap takılır. Bir rivayete göre: Ateşin, gözle idrak edilmeyecek üst, arka ve alt yönleri yoktur denilmesi de caizdir. Yani her tarafdan idrak edilir.

32- "Zira o ateş, öyle kıvılcımlar atar ki herbiri saray gibi."

Ebu Ali'nin dediğine göre ayette geçen (el-Kasr) el-Maksur manasındadır. El-Maksur araplann sulardan yaptık­ları saraylardır veya suya indiklerinde deriden maket mis­ali yaptıkları evlerdir.[13]

33- "Sanki o kıvılcımlar, sarı deve sürüleri gibidir."

Ayette geçen "cimalatun" kelimesi "cimaletun" ke­limesinin çoğuludur ve mücmel (genel-toplanmış) bir şey an­lamındadır. Bir rivayete göre "cimalatun" kelimesi "cimalun'"un cemdir, "es-sufr" ise siyah manasındadır. Çünkü siyah renkli develerin renk karışımında sarı renkteki karışım da vardır: Bir rivayete göre gemilerin kalves'idir.[14]

50- "Onlar artık ondan (Kur'an'dan) başka hangi söze inanacaklar?"

Yani Kur'an'm sözlerini de inkar ettikten sonra daha hangi söz veya kavle inanacaklar?[15]



[1] Buhari Müslim ve İbni Murdeveyh'in İbni Mes'ud'tan çıkar­dığına göre şöyle demiş:

"Bir gün biz Mina dağındaki mağarada Nebi (s.a.v.) ile beraber idik ve o gün mürselat suresi ona nazil oldu. Rasulullah onu okuyordu ben ise ağzından alamıyordum, onun ağzında bir ıslaklık vardı. Bir yılan Rasulul-lah'a (s.a.v.) soktuğunda şöyle dedi:

"Onu öldürün." Hemen döndük baktık ki gitmiş." Nebi (s.a.v.):

"Sizin onun şerrinden korunduğunuz gibi o da sizin şerrinizden korundu."

Feth'ul-Bari: 8/685 ve Müslim.

[2] Bunu Ebu Hureyre'den Hakim 2/511 çıkarmış ve sahih kılmış. Hakeza İbni Ebu Hatem de ondan çıkarmış.

[3] îbni Murdeveyh'in Amr b. Şuayb'tan, o da babasından ceddin­den çıkardığına göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle dedi demiş:

"Rüzgarlar sekiz kısımdır. Dördü azap sarsar (soğuk ve çok gürültülüdür), Akiym (kısır rüzgar) ve kaşif (şiddetli rüzgar)dır. Rah­met rüzgarları: ennaşirat (hakikat yayan), el-mubeşşirat (müjdeleyen) mürselat (iyilik için gönderilen) ve zariyattır."

Ailah-u Teala zariyatı gönderir bulutları toplar. Tıpkı lokmayı yuvar­ladığımız gibi yuvar!ar^sonra yağmur yağdırır. Ve o da levakih'tir. Son­ra naşirat rüzgarını gönderir istediği şeyi yayar. Senedi hasendir.

[4] Bu görüş Mücahit'ten nakledilmiş. İbni Cerir'in 29/231'de çıkardığı gibi.

[5] Bu, Ebu Salih'ten rivayet edilmiş. Abdubnu Humeyd, Ebu Şeyh'in Uzme'de ve İbrı Münzir'in çıkardığı gibi.

[6] Bu, İbni Abbas ve Ebu Salih'ten rivayet edilmiş.

[7] Bu görüşü, Abdubnu Humeyd, İbni Cerir ve İbni Münzir Ebu Salih'ten çıkarmışla-

[8] Bu da Ebu Salih'ten rivayet edilmiş. Abdubnu Humeyd, îbni Cerir: 29/232 ve İbni Münzir'in çıkardığı gibi.

[9] Ebu Cafer Nehhas şöyle demiş:

"Bunda asıl olan vav'dir. Çünkü "eI-Vakt"tan müştaktrf. Allah azze ve celle şöyle demiş:

"Kan et al el-müminine kitaben mevkutan"

Ferra şöyle demgiş:

"Kurralar, hemze olması üzerine birleşmişler. Ebu Cafer Medeni (vukitet)'i vav ile şeddesiz okumuş. Hemze okunmasının sebebi ise: Vav ilk harf olduğunda vav kaldırılır hemze konulur. Buna benzer örnek­ler şu cümlelerde de vardır:

"Sallel kavmu uhtanen-Hazihi ucunun hassanun görüldüğü gibi hem­zeyle gelmiş. Zira vav'ın zammeyle gelmesi dile ağırdır. Tıpkı ya'mn kes­resinin ağır geldiği gibi.

Mean'il-Ferra: 3/222-223.

[10] Onu, İbni Cerir ve İbni Ebu Hatem'in de çıkardığı gibi İbni Ab-bas'tan da rivayet edilir.

[11] İbni Manzur şöyle dedi:

"el-Kifat: Bir şeyin bir toplanıp idhal edilip kabzedildiği mekandır. Tıpkı aziz Kur'an'da denildiği gibi:

"Arzı, ölülere ve dirilere bir toplanma yeri yapmadık mı?"

İbni Seyyİdih şöyle demiş:

"Bu lügatçıiann görüşüdür. Bana göre el-Kifat: Burada mastardır. Top­lanıp kabzedîlme manasındaki kefete'dendir. Ölüler ve diriler orada dikilirler. Yani ölü ve diriler için toplanma yeridir. Kifat'ul-Arz: Diriler için yerin üstüdür. Altı ise ölüler içindir. Onların evler menziller için de­dikleri şu söz de bu manadadır. Kifat'ul-Ahya:

"Evler dirilerin yeridir." Mezarlar için İse: Kifat'ul-Emvat "Ölü­lerin yeridir". Garkat ağacı vadisine kifetetun denilir. Çünkü o orada defnedilir. Kabzolunur ve toplanır. Lisan'ul-Arap: 2/79.

[12] İbni Esir, haberi en-Nihaye'de zikretmiş ve.demiş ki: Şabi'nin hadisi de bundandır. O Kufe'nİn dışındaydı ve eve dönerek sonra dedi ki:

"İşte bu diriler için kifattır. Sonra mezarlığa döndü, işte bu da ölüler için kifattır" dedi.

En-Nihaye: 4/184; Lisan'ul-arap: 2/79.

[13] Ferra şöyle dedi:

"Arap sularından bir sarayı kastediyor. İbni Abbas'tan naklen: "Kel-kasr: Ağacın kök ve damarları gibidir demek."

[14] Mahtutede (felves)'tir. Hatadır. Kalves: Kalın sicim iplerdir.

[15] Muhammed Ebu’l-Hasan En-Nisaburi, Vedehu’l Burhan, Tevhid Yayınları: 2/501-505.