Giriş - İslam Tarihi - Kerbelaasimkoksal - 1. Sayfa
GİRİŞ
Bismıllahırrahmanirrahıym
Okuyucularımıza sunduğumuz bu kitap; İslâm Tarihi - Hazret! Muhammed (A.S.) ve İslâmiyet adiyle cif d cild yayınlanmakta bulunan kitabımızın Medine Devri C. 4 de Hz. Hüseyin'in çocukluk hayatı anlatılırken, kendisinin Kerbelâ'da şehid edileceği hakkındaki Ihbâr-ı Nebevinin nakli münâsebetiyle ve 4. cildin bir mütemmimi, İslâm Tarihi'nin bir safhası olmak üzre hazırlanmıştır.
En muteber kaynaklara dayanılarak hazırlanmış olan (Hazret-İ Hüseyin Ve Kerbelâ Faciası), başlıca üç bölüme ayrılmış, birinci bölümde Hz. Hüseyin'in doğumu ve çocukluk hayatı; İkinci bölümde Kes-beîâ faciası; üçüncü bölümde de Kerbelâ İntikamına naşı! alındığı, başka bîr deyişle:
Kerbelâ hâdisesi, dehşetli olduğu kaûar, ibretlerle de dolu bir hâdise olduğundan, onu, kaynaklardan, olduğu gibi aktarmağa çekiştik.
Bunun için, okuyucular, kitabımızda, tarafların birbirlerine karşı olan öfkeli tutum ve davranışlarını, hınçlarını da yer yer göreceklerdir.
Bun fut mütâlea ediîirken, o günün şartlan ve heyecanları göz önünde tutulmalı ve itidal süzgecinden geçirilmelidir.
Unutmamalıdır ki kerbelâ faciasının sorumluları, bir kaç kişi veya bir zümre değildir.
Kanâatımıza göre, bu facianın belli başlı sorumluları; kendisinden başJça İmam ve önder tanımadıklarını, yoluna baş koyduklarını ve her hususta Kendisine yar ve yardema olacaklarını, ard arda gönderdikleri elçiler, yağdırdıkları mektuplarla bildirerek Hz. Hüseyin'i Küfe1 ye ısrarla davet ettikten sonra, İbn-j Ziyad'a harar ve çuvallar dolusuna satılıp Hz. Hüseyin'den yüz çeviren ve bu ihanetleri yetmiyormuş gibi, Onu, Kerbelâ'da kuşatarak şehid eden ve ettiren Küfe Eşrafıdır.
Küfe Eşrafından sonra; mevki ve makam ihtirası gözlerini bürümüş ve Küfelilerin Hz, Hüseyin'e bey'atlarını Yezid'e jurnal edecek kadar[1] şahsiyetsizleşmîş olan Ömer b. Sa'd gelir.
Bu zavallı adam, Hz. Hüseyin'le aralarındaki akrabalığı da bir yana İterek, tüyler ürpertici Kerbelâ cinayetinin kumandasını üzerine almış, yapılan bütün nasihat ve uyarmalara rağmen, bundan sıyrılmak, kurtulmak yolunu tutmamıştır.
Yezid b. Muâviye ve onun sırdaşı ve en güvendiği adamı olan Ubey-dullâh b. Ziyad gibi[2], saltanatlarını korumak ve sağlama bağlamaktan başka düşünceleri olmayan ve Hz. Hüseyin'le Ehl-i Beyt'ini yok etmek için tuzaklar kuran[3] ve bu yolda her şeyi mubah gören kimselerden, zaten, Hz. Hüseyin'e karşı daha insaflı bir davranış beklenemezdi.
Bunlardan sonra, sırasiyle Şimr b. Zilcevşen ve benzerleri gibi, kırçıldan çok kirala, kaba, câhil ve meziyyetsiz satılmışlar güruhu gelir.
On üç küsur asır önce cereyan eden ve sorumluları, Allah'ın yüce huzuruna çıkarıp muhakeme olunmak üzere, kabirlerinde tutuklu bulunan Kerbelâ faciasının, bu gün vatandaşlar arasında her hangi bir anlaşmazlığa vesile yapılması için bir sebep yoktur.
Çünki, Hz. Hüseyin «Ey Allah'ım! Bunlarla ve kavmimizden olanlarla aramızda Sen hükmünü ver» diyerek bu yoldaki dâvasını Allah'a havale etmiş bulunmaktadır.[4]
Bu fâcfaya sebep olan veya isimleri karışanlara çatmak, lanet okumak da faydasızdır.
Adalete yakalarını teslim etmiş olanlara, en ağır suçlu da olsalar, dışarıdan yapılacak karışmalar hoş karşılanmaz.
Kerbelâ faciasından ürpermeyen, kan ağlamayan kim vardır?
Bu konuda en doğru ve yerinde söz, Muhammed b. Hanefiyye hazretlerinin sözüdür: «O, bir Melhame, büyük, çetin bir öldürme vak'ast idi. Hüseyin'in alın yazısı idi.
Allâh, O'nu, bununla şereflendirmek, o kavm karşısında derecelerle yükseltmek, başkalarını da, alçaltmak için O'na, bunu nasip etmiştir.»
Allah'ın emri, yerine gelir. (Nlsâ: 47)
Allah'in emri,behemehal yerini bulan bir kaderdir. (Ahzab : 38)[5]
Emevı saltanatı yıkıldıktan sonra, ortada, Emevtlik-Alevîlik diye bir dâva kalmamıştır.
Alevîfik-Sünnîlrk ayırımına ve bid'atma gelince; biz, bunun da yersiz ve hatta mânâsız olduğuna kaniiz.
Çünki, Hz. Hüseyin, Iraklılara gönderdiği bir mektubunda «Ben, sizi, Allah'ın kitabına ve Allah'ın Peygamberi olan Muhammed Aleyhisselâm'En Sünnetine davet ediyorum. O Sünnete ki: öldürülmüş, yok edilmiş, onun yerine, bid'atlar ihdas edilmiştir.» [6]diyerek halkı, Sünnete bağlanmağa davet ettiğine; Hz. Hüseyin'in kanım ve intikamını almak için ayaklanan Muhtar b. Ebî Ubeyd-i Sakafî de, Tevbeciler ve Ehl-i Beyt Fedaîlerinden ifâa b- Şeddad'a yazdığı yazıda «Sizi, Allah'ın kitabına ve Allah'ın Peygamberinin Sünnetine sarılmağa davet ediyorum.» [7]diyerek bu dâvayı gerçekleştirmeğe çalıştığına;
Sünnîlik, Peygamberimizin Sünnetine bağlılık demek olup bu, Ehl-i Beyt tarafdarı olan Alevîlerin ana dâvası ve şıârı bulunduğuna göre, bu gün, onların, kendilerini Sünnîliğe karşı İmiş gibi sanmaları veya sayma-jları yersiz ve mânâsız olmaz mı?
Gerek Kur'ân-i kerîm'in hükümlerine, gerek Peygamberimizin Sünnetlerine herkesten çok Ehl-i Beyt Tarafdarlarımn sarılmış, bağlanmış olmaları yaraşır.
Başta Hz. Ali oimak üzere' bütün Ehl-İ Beytle Ehl-i Beyt Tarafdariarın-dan belli başlılarının Kur'ân-ı kerim'e ve Peygamberimizin Sünnetine dört elle sarıldıkları, hayat ve gidişatlarını onlara göre düzenledikleri, târihan sâbft gerçeklerdendir.
Okuyucular, sunduğumuz kitapta bunun örneklerini göreceklerdir.
Allah'ın Kitabına ve Peygamberimizin Sünnetine göre hareket etmekte bütün Müslümanlar için, selâmet vardır.
Nitekim, Peygamberimiz, bir Hadislerinde: »Kendisine sımsıkı sarıldığınız takdirde, hiç bir zaman yolunuzu şaşırmayacağınız iki şeyi, Allah'ın iKi tabın ı ve Peygamberinin. Sünnetini bırakıyorum size!» buyurmuştur [8]
(Hazret-İ Hüseyin Ve Kerbelâ Faciası) nın, okuyucular için olduğu kadar, bu yolda yapılacak yayımlar İçin de faydalı olması diieğiyto Ön Sözümüze son veriyoruz.
İnayet ve muvaffakiyet, Allâh'dandır.
M. Âsim Koksal
Keçiören Sanatoryum Cad. No. : 155 Ankara[9]
[1] Taberi-Tarih c. 6, s. 180.
[2] Mes'ûdi-Murûc'uzs&heb c. 3, s. 77.
[3] Yâkubi-Tarilı c. 2, s. 249.
[4] Taberi-Tarih c. 6, s. 220, Zehebî-Siyerü Â'lâmünniİbelâ c. 3, s. 208
[5] Taberi-Tarih c. 7, *. 97
[6] Taberi-Tarih c. 7, s. 97
[7] Taberi-Tarih c. 7, s. 81
[8] Mâlik-Muvatta c. 2, s. 869
[9] M. Asım Köksal, İslam Tarihi Hz. Hüseyin ve Kerbela Faciası, Akçağ Yayınları: 3-5.
İslami Okul Okulların En Önemlisi