Salih Aleyhisselam - Peygamberler Tarihi - Allahadavettepmetodu - 4. Sayfa
Nuh'un oğlu Şam'ın neslinden Semud bin Âmir adındaki dedelerinin adıya isimlendirilmişlerdir. Hicaz ve Şam arasındaki "Hicir'de" taşlık arazide otururlardı. Onların Kür'an'daki zikirleri, Ad kavminden sonra gelmektedir. Allahu Teala şöyle buyuruyor:
"Ad kavminden sonra sizi hükümdarlar yaptığını ve sizi arzda iskan ettiğini hatırlayın. Arzın ovalarında köşkler ve saraylar edinirdiniz....."[1]
Arazileri sulak ve bağlık bahçelik, Evleri çok güzel, sarayları oldukça yüksek ve haşmetliydi. Arzın sahipleri ve insanların önderleriydiler.... Fakat Allah'ın nimetlerine karşı şükretmiyorlar, aksine fesat ve haktan uzaklaşma yönünde gittikçe ar-sızlaşıyorlardı. Kudreti yüce Allah'dan başka putlara tapıyorlardı.
Neticede Allah, onlara kardeşleri Salih'i gönderdi. O da onları putlara tapmaktan nehyetti ve eşi ve ortağı olmayan bir tek Allah'a ibadete çağırdı.
Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:
"Semûd kavmine de kardeşleri Salih'i gönderdik. Onlara: "Ey kavmim! Allah'a ibadet edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Sizi topraktan yaratan ve orada sizi mâmur eden (yerleştirip yaşatan) O'dur. O halde O'ndan mağfiret dileyin. Sonra tevbe edin. Şüphesiz Rabb'im, çok yakındır, duaları da kabul edicidir" dedi."
"Andolsun ki, biz Semûd kavmine, Allah'a ibadet edin diye kardeşleri Salih'i gönderdik. Onlar iki fırka olup birbirleri ile çekişmeye başladılar."[2]
Semûd kavminden olan Mele de (kavmin ileri gelenleri) tıpkı her asırda ve her şehirdeki Mele'lerin âdetleri gibi Peygamberlerini yalanladılar. Atalarından ve dedelerinden miras olarak almış oldukları putlara ibadet etmekten Salih Aley-hisselâm'm nasıl olup da onları menettiklerine hayret edip garip karşılıyorlardı.
Allahu Teala şöyle buyuruyor:
"Onlar: Ey Salih! Bundan önce sen aramızda hatın sayılanlardan biri idin. Şimdi bizi, babalanmızın taptığı şeylere tapmaktan men mi ediyorsun? Doğrusu senin davet ettiğin şeyde şüphedeyiz, dediler."[3]
Nitekim Allah şöyle buyuruyor: "Onlar: Sen büyülenmişlerdensin. Sen de bizim gibi bir beşersin. Eğer sözünde doğru isen, bize bir mucize getir, dediler."[4]
Salih, Hidayet ve Nübüvvetten önce kavmi arasında aranan ve hatırı sayılan biriydi. Ama ne zaman ki, Cenab-ı Hak kendisini hikmet ve Nübüvvetle şereflendirdi, onlann arasında yalancılıkla itham olunan birisi olup çıktı.... Bu öyle bir sıfat ki, Peygamberler ve onlara Kıyamet'e kadar en güzel bir şekilde tabi olanlar bu karekteri (yalancılığı) reddetmektedirler. Bizler sürekli olarak tağutlara kulluk edenlerden bu gibi sözler işitmekteyiz.
Mele (kavmin ileri gelenleri) Salih'in acziyetini insanlara göstermek için çok gayret sarfediyorlar. Bunun için de Peygamberliğinin doğruluğunu gösterecek bir mucize getirmesini O'ndan istiyorlar. Bunun üzerine Salih Aleyhisselâm onlara dedi ki, "Ey kavmim! İşte Allah'ın yarattığı dişi bir deve, Allah onu size mucize kıldı. Bırakın onu, Allah'ın mülkü olan yeryüzünde otlasın. Ona bir kötülük yapmayın. Aksi takdirde, çok yakında meydana gelecek bir azap sizi yakalar."
Onlar da Salih'in sözleriyle alay ettiler ve deveyi kestiler:
"Derken o dişi deveyi kestiler. Ve asi olup Rab'le-rinin emrinden çıktılar. Ve "ey Salih, eğer sen gönderilmiş Peygamberlerden isen, bize vaad ettiğin azabı getir" dediler."[5]
"Derken o dişi deveyi kestiler." Oysa deveyi kesenler onların isyankarlarıdır. Fakat onlann tamamı helak oldu. Çünkü onlar yapılan işe razıydılar.
Ve yine onların lisanı üzere Cenab-ı Hakk'ın kavli şöyle:
"Ey Salih, eğer sen gönderilmiş Peygamberlerden isen, bize vaad ettiğin azabı getir." Daha önce de Nuh'un kavmi kendi Peygamberlerine bu sözün benzerini söylemişlerdi. Bu sözleriyle Allah'ın tehdidini hafife alıyorlar, O'nun azabının alelacele gelmesini istiyorlardı. Bütün bunlar müşriklerin Allah'ın Peygamberlerine karşı tavırlarındaki benzerlikleri de ortaya koymaktadır. Semud kavmini de aziz ve kadir olan Allah şanına uygun bir şekilde cezalandırdı. Allah şöyle buyuruyor:
"Emrimiz (azap) geldiğinde Salih'i ve O'nunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle o günün azabından kurtardık. Muhakkak ki Rabb'in kuvvetli ve her şeye galiptir. Zulmedenleri korkunç bir ses helak etti. Ve diyarlarında yüzüstü düşüp ge-berdiler. Sanki orada hiç oturmamışlardı. Haberiniz olsun ki, Semûd kavmi gerçekten Rabb'lerini inkar ettiler. Yine bilesiniz ki, Semud kavmi Allah'ın rahmetinden uzak kılındı."[6] Cenab-ı Hak Salih Aley-hisselâm'ı ve O'nunla birlikte inananları azaptan kurtardıktan sonra, Salih Aleyhisselâm, onların ölmüş cesetlerine bakarak onlardan yüz çevirip uzaklaştı. Allahu Teala Salih'in lisanı üzere şöyle buyuruyor:
"Salih onlardan yüz çevirdi. Ve ey kavmim, ben size Rabb'imin Risaletini tebliğ ve nasihat ettim. Fakat siz, nasihat edenleri sevmezsiniz, dedi"[7]buyurmuştur.
Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem de leşleri Bedir kuyularına atılmış kafirlere üç geceden sonra devesine bindi, orduya da binmelerini emretti ve gelip kafirlerin başlarında durup şöyle hitabetti: "Ey kuyu ehli! Rabb'inizin size vaad ettiğini hak olarak buldunuz mu? Çünkü ben Rabb'imin bana vaad ettiğini hak olarak buldum." Onlara dediği şeyler arasında şunlar da vardı: "Nebinin ne de kötü aşiretisiniz ki, siz Nebinizi yalanladıydınız da insanlar bana inandı. Sizler beni (yurdumdan) çıkardınız da insanlar beni himaye ettiler. Siz benimle savaştınız, insanlar bana yardım ettiler. Siz Nebinizin ne de kötü aşiretisiniz."
Bunun üzerine Ömer dedi ki: "Ey Allah'ın Rasûlü, ölmüş topluluğa mı hitabediyorsun?" Allah Rasûlü de buyurdular ki: "Nefsim elinde olana yemin olsun ki, dediklerimi sizler onlardan daha iyi işiten değilsiniz. Fakat onlar cevap veremiyorlar."[8]
İşte Semûd kavminin eserleri onların zulümlerini açıkça göstermektedir. Hicr'e (Salih'in şehirleri) uğrayan herkes bu eserleri görürler.
Abdullah İbn-i Ömer'den, rahmetullahi aleyh, rivayet edilmiştir ki, Allah Rasûlü Ashab-ı Hicr (Salih Peygamberin kavmi Semûd) için şöyle buyurmuştur:
"Bu kavmin bulunduğu bölgeye (helak olduğu bölgeye) ancak ağlayarak giriniz. Başka bir halde girmeyiniz. Eğer ağlar halde olmazsanız, onların bölgesine girmeyiniz ki onlara isabet edenin aynısı size de isabet etmesin."[9]
Bak nice ibret alınacak hadiseler ve ayetler görüyoruz. Sonra ne ibret alıyoruz, ne de nasihat dinliyoruz.
Bazılarımız kaç defa Salih'in şehirlerine ve diğer şehirlere giderler de, bu eserler, oradaki kalıntılar, oralara gidenlerin şuurlarını hiç harekete geçirmez. Bir damla göz yaşı bile akmaz.
Allah Rasûlü Sallallahu Aleyhi Vesellem bulutu görmekten nasıl korkardı. Bizler saigalar, zelzeleler ve yıkımlar görüyoruz da, sanki hayatımızda hiçbir şey olmamış gibiyiz![10]
[1] Araf Sûresi, ayet: 74
[2] Nemi Sûresi, ayet: 45
[3] Hud Sûresi, ayet: 62
[4] Şuara Sûresi, ayet: 153 -154
[5] Araf Sûresi, ayet: 77
[6] Hud Sûresi, ayetler: 66 - 68
[7] Araf Sûresi, ayet: 79
[8] El Bidaye ve'n Nihaye, îbn-i Kesir. 1/138, Buharı Meğazi bölümünde 7/220, Fethu'l Bari ve Müslim 8/164 ve Ahmed 4/29'da rivayet etmişlerdir.
[9] Fethu'l Bari, 10/452 İbn-i Ömer'in bu hadisini Buhari Sahih'inde rivayet etmiştir
[10] Muhammed Surur b. Naif Zeynelabidin, Allah’a Davette Peygamberlerin Metodu, Guraba Yayınları: 136-142.
İslami Okul Okulların En Önemlisi