Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Giriş - İslam Tarihi - Ashabindilinden - 1. Sayfa

GİRİŞ. 1

"El-Vefa Bı-Ahvalil-Mustafa" Kitabıyla İlgili Bir Değerlendirme. 1

Hz. Peygamberin Sireti Hakkında Yapılan Teliflerin Gelişmesi 2

İbnu'l-Cevzi Ve İlmî Hayatı 3

Adı Ve Soyu: 3

Doğumu: 3

Yetişmesi: 3

Hocaları: 3

İlmî Derecesi: 4

İbnul-Cevzi’nin Çektiği Mihne (Çile, Bela) 5

Kitapları: 5

Ölümü Ve Gömülmesi: 7

Kitap Ve Tahkik Ederken Takip Edilen Yol 8

Kitabın Yazma Nüshaları 8

Kitabın Adının Tesbiti 8

Kitap Üzerindeki Çalışmam.. 8

Müellifin Önsözü. 9

 

GİRİŞ

 

"El-Vefa Bı-Ahvalil-Mustafa" Kitabıyla İlgili Bir Değerlendirme.

 

Bize islam nimetini lütfeden Allah'a hamdolsun, peygamberimiz ve şefaatçimiz Muhammed'le âline, ashabına saîât ve selam olsun.

El-Vefö bi-Ahvâli'1-Mustafa kitabını, mütevazi bir gayret sar-fettiğimiz yeni baskısıyla sunuyoruz. Onun hakkındaki sözü bu değer­lendirmenin sonuna bırakıyoruz.

Bu, gerçekten* Hz. Peygamber'in güzel sîretini (hayatını) ihtiva eden etraflı bir kitaptır. İmam İbnül-Cevzi, bu kitabı mükemmel bir şe­kilde yazmış ve onda herşeyi toplamıştır. Nitekim O kitabının mukad­dimesinde şöyle demiştir: "imamlarımızdan bazılarının O'nun (s.a.v.) gerçek faziletini bilmediklerini gördüm. Onun mertebesini göstereceğim, halini başından sonuna kadar açıklayacağım ve bu kitapta peygamber­liğinin doğru ve bütün peygamberlerden üstün olduğuna dair delilleri getirebileceği şekilde yazmak istedim. Sonunda, gömüldüğü yeri ve top­rağım, ona salâtın faziletini, ümmetinin amellerinin ona arzedilmesi, onun nasıl diriltileceği ve onun şefaat etme durumunu zikredip kıyamet günü yaratıcıya yakınlığını ve derecesini bildirdim."

Ibnü'l-Cevzi tâ Adem (a.s.) zamanından kıyamet günü diriltilme-sine kadar peygamberimiz hakkında gelen haberleri rivayet etmiştir. Hadisleri senedinden ayırmıştır. Nitekim bu konuda şöyle demiştir: "O-kuyucuya bıkkınlık vermesi endişesiyle hadislerin senetlerini vermeye­ceğim."

Fakat Îbnü'l-Cevzi sakınabileceği bir hataya düşmüştür. Çünkü o başından itibaren yalan hadisleri rivayet etmemek için kendi kendine söz vermişti. Bu konuda şöyle diyordu: "Çok rivayet etmeyi gaye edi­nenlerin yaptığı gibi sahihe yalan karıştırmayacağım. Mesela; Hame İbn el-Heyyim'le Zureyb İbn Bersemli'nin hadisi gibi   -ki bu hadis onun Mucalese'sinde geçmemiştir- Allah'ın hidayetini dilediği kimse için sa­hih rivayet yeterlidir."

Verdiği bu sözden sonra onun bizzat kendisinin yazdığı "el-Mevzuat" ve "el-Ileli'1-Mütenahiye fî'1-Ehadisi'l-Vahiye" kitaplarında zikrettiği birçok haberi rivayet ettiğini görüyoruz. Hatayı arttıran, onun, getirdiği hadislerin bazılarının zayıflığı hakkında konuşup adları geçen kitaplarında rivayet etmiş olmasına rağmen bazıları hakkında da ko-nuşmamasıdır. Bu, hadisin sıhhatli (sahih) olduğuna zimni bir muvafa­kat olmuştur. Bu, çok büyük bir hatadır.

Fakat Îbnül-Cevzi'nin, kitabının mukaddimesinde kendi kendisine verdiği söze itibar etmezsek onun kitabı çok güzel yazdığını ve bölümlere ayırma işini çok güzel yaptığını görüyoruz. Yine onun, İbn Kuteybe'nin bize ulaşmayan kitaplarından nakilde bulunan tek kişi olduğunu görü­yoruz. Aynca kitap Hz. Peygamber'in sîreti hakkında yazılabilecek ko­nuların tamamını içine almıştır. Kitap, tam, mükemmel ve orjinal olarak çıkmıştır.

Bu arada, "el-Vefa"nın, bölümler ilave edilerek ve bazı değişikler yapılarak Îbnu'l-Cevzi'nin "el-Muntazam fî Tarihi'1-Mulûk ve'1-Umem" adlı kitabının Hz. peygamber'in sîretiyle ilgili bir özeti kabul edildiğine işaret etmemiz yerinde olur.[1]

 

Hz. Peygamberin Sireti Hakkında Yapılan Teliflerin Gelişmesi

 

Hz. Peygamber 'in sîreti hakkındaki telifleri inceleyen kimse bunun Hz. Muaviye zamanında başladığını görür. Muaviye, tarihi müstakil bir kitaba kaydettirmek ister ve bu işi Ubeyd ibn Şeriyye eI~Curhumî es-San'ani'ye emreder. Ubeyd ibn Şeriyye ona "Kitabu'l-Mulük ve Ahba-ru'l-Mazin"i yazar. Ondan sonra birçok alim gelir ve Hz. Peygamber'in sîretiyle ilgili rivayetleri toplarlar. Hz. Peygamber'in sîretini kitaplara geçiren birçok muhaddis vardır. Bunlar arasında; Urve ibnu'z-Zubeyr ibnu-Avvam (ö; hicri 92), Eban'ibn Usman ibn Affan (ö; hicri 105), Vehb ibn Munebbih (ö; hicri 110), Şurahbil ibn Sa'd (Ö; hicri 123), ibn Şihab ez-Zuhri (ö; hicri 124), Asım ibn Ömer ibn Katade (Ö; hicri 120), Abdullah ibn Ebi Bekr ibn Hazm (ö; hicri 135), Musa ibn Ukbe (ö; hicri 141), Ma'mer ibn Raşid (ö; hicri 150), Muhammed ibn İshak (Ö; hicri 152), Zi-yad el-Bekkai (ö; hicri 183), Muhammed ibn Ömer ibn Vakıd (ö; hicri 207), el-Vakidi'nin katibi Muhammed ibn Sa'd (ö; hicri 230) ve ibn Hişam (Ö; hicri 218) vardır.

Bundan sonra, yukarda sayılan kitaplardan iktibas eden alimler gelmişlerdir. Onlar bu kitapları yeni başka bölümlere ayırdılar; îbn Fa-ris el-Lugavi (ö; hicri 395), imam Ebi'l-Ferec Abdurrahman ibnu'l-Cevzi -bu kitabın müellifi- (ö; hicri 597), Muhammed ibn Ali ibn Yusuf eş-Şafîi eş-Şami (ö; hicri 600), ibn Ebi Tayy Yahya ibn Humeyd (ö; hicri 630), Zahiruddin Ali ibn Kazeruni (ö; hicri 794), Alauddin Ali ibn Muhammed el-Hallati el-Hanefî (ö; hicri 708), ibn Seyyidinnas el-Basri (ö; hicri 734), Şihabuddin el-Gırnati (ö; hicri 779), Ebu Abdillah Muhammed ibn Ah-med ibn Ali el-Endelusi (ö; hicri 780), imam Celaluddin es-Suyuti (ö; hicri 911), es-Salihi (Ö; hicri 975) ve Ali ibn Burhanüddin (Ö; hicri 1044) bunlardandır. [2]

Hz. Peygamber'in sîreti hakkındaki telifler böyle gelişti ve nihayet devrimizde sîret yazmak bizden önce telif edenlerden ilmi bir madde o-larak nakledilmesi şekline dönüştü.[3]

 

İbnu'l-Cevzi Ve İlmî Hayatı

Adı Ve Soyu:

 

Abdurrahman ibn Ali Ebi'l-Hasen ibn Muhammed ibn Ali ibn U-beydillah ibn Abdillah ibn Hammadi ibn Ahmed ibn Muhammed ibn Cafer ibn Abdillah ibni'l-Kasim ibn Muhammed ibn Ebi Bekr es-Sıddik Abdillah ibn Ebi Kuhafe. Hafız allâme Cemaluddin, Ebu'1-Ferec Îbnu'l-Cevzi, el-Kureşi et-Teymi, el-Bekri, el-Bağdadi, el-Hanbeli vaizliğinin yanında, tefsir, ha­dis, fıkıh, va'z, zühd, tarih, tıp ve başka ilimlere dair ünlü kitapların sahibidir.

Meşhur olduğu "Îbnu'l-Cevzi" nisbeti atalarından birine dayanır. Bu, Cafer'dir. Ona Cafer el-Cevzi deniliyordu. Tarihçiler bu nisbetin ona nerden geldiğinde ihtilaf etmişlerdir. Onun, Basra'da bir nehir kenarın­daki girintiye, Basra'da el-Cevzi denilen bir mahalleye nisbet olduğu söylenmiştir. Başkaları da Onun ceviz satmaya veya Bağdat şehrinin mahallelerinden birisi olan Meşraatu'l-Cevz'e nisbet olduğu görüşünde­dirler. Bu arada ailenin dedesinin Vasıfta avlusunda ceviz bulunan ye­gane evde oturmasından dolayı bu nisbetle meşhur olduğunu söy­leyenler vardır. [4]

 

Doğumu:

 

İbnu'l-Cevzi, Bağdad'da "Derbu Hubeyb" te doğdu. Doğum yılında ihtilaf edilmiştir. Hicri 508 yılıyla 510 yılı arasında doğduğu kesindir.

İbnu'l-Cevzi kendisi doğum tarihini bilmemektedir. Ed-Dimyati, el-Mustefed min Zeyl-i Tarih-i Bağdad'ın 418. sayfasında, Ibnü'l-Cevzi'nin yazısından şu sözünü nakletmiştir.

"Doğumumu kesin olarak bilmiyorum ancak babam ondört yılında Öldü ve annem: Sen üç yaşlarındaydın, dedi."[5]

 

Yetişmesi:

 

Îbnu'l-Cevzi, küçüklüğünden itibaren ilmi bir havada büyüdü. Ba­bası öldüğünde, ilmi eğitimini ve kendilerinden ilim aldığı hocalarına gönderme işini halası üzerine aldı. Kendini, derse ve ilim meclislerine devama adadı. Akranlarının oynadıkları şeyleri bıraktı. Lefte-tu'l-Kebid, s. 81 de kendisinden şöyle bahsetmiştir.

"Çocuklar Dicle'ye inip eğlenirlerdi. Bense çocuk olduğum halde bir cüz alır. Nehir kenarındaki insanlardan ayrı olarak oturur, ilimle uğra­şırdım."[6]

 

Hocaları: [7]

 

ilk defa 516 yılında ders dinlemiştir. 520 ve daha sonra da denil­miştir.

Ebu'l-Hüsayn, Ali ibn Abdilvahid ed-Dîneveri, el-Huseyn ibn Mu-hammed el-Bari, Ebüs-Seâdat Ahmed ibn Ahmed el-Mutevekkili, mü­ezzin Ebu Sa'd İsmail ibn Ebi Salih, fakih Ebu'l-Hasen Ali ibn ez-Zağvani, Ebu Galib ibn el-Benna ile kardeşi Yahya, Ebu Bekr Muham-med ibnu'l-Hüseyn, Hibetullah ibn et-Taberi, Ebu Galib Muhammed ibnu'l-Hasen el-Maverdi, Isbahan hatibi Ebu'l-Kasım Abdullah ibnu'r-Ravi, Ebu's-Suud Ahmed ibnu'l-Mucella, Ebu Mansur Abdurrahman ibn Muhammed el-Kazzaz, Ali ibn Ahmed el-Muvahhid, Ebu'l-Kasim ibnu's-Semerkandi, ibn Nasır ve Ebu'l-Vakt'ten ders dinlenmiştir.

Kendisinin 87 şeyhi olduğunu bildirmiştir. Kendi yazısıyla tarif e-dilemeyen şeyleri yazmıştır. Çok küçükten vaaz vermiştir. Şerif Ebu'l-Kasım Ali ibn Yala ibn Avz el-Alevi el-Herevi ve Ebu'l-Hasen ibnu'z-Zağveni'den vaaz okumuştur. Ebu Bekr ibn Muhammed ed-Dineveri'den fıkıh öğrenmiştir. Hadisi de ibn Nasır'dan almıştır. Edebiyatı Ebu Mansur Mevhub ibnu'l-Cevaliki'den okumuştur.

Ondan oğlu Muhyiddin Yusuf, torunu vaiz Şemseddin Yusuf, hafız Abdulğani, şeyh el-Muvaffak, el-Beha Abdurrahman, ez-Ziya Muham­med, ibn Halil, ed-Dubeysi, ibnu'n-Neccar, el-Buldani, ez-Zeyn ibn Ab-dilkerim, en-Necib Abdulmuttalib ve başka kimseler rivayet etmiştir.

İcazet yoluyla ondan rivayet edenler de şunlardır: Şeyh Şemsuddin Abdurrahman, Ahmed ibn Ebu'1-Hayr, el-Iz Abdulaziz ibn es-Saykal, Kutbuddin Ahmed ibn Abdi's-Selam el-Asruni, Takıyyuddin îsmail ibn ebi'1-Yusr, el-Hadir ibn Abdillah ibn Hamuye, el- Fahr Ali ibn el-Buhari, Hafız ibn Nasır, ona duyurmayı, ve ona öğretmeyi çok isterdi. Kıraatlari Ebu Muhammed Sibtıl-Hayyet'ten okumuştu.

Vaaz vermede eşi benzeri bulunmayan birisiydi. Ed-Dineveri ve el-Mutevekkilî'den rivayet edenlerin sonuncusudur.[8]

 

İlmî Derecesi:

 

Îbnul-Cevzi, zamanının imamı ve değişik ilimlerde devrinin alla-mesiydi. Halife, vezir ve büyük şahsiyetlerin toplantısında bulunur, on­lar da onun vaaz meclislerine gelirlerdi. Onun meclisinde en az bin kişi bulunurdu.

Torunu Şemsuddin Ebu'l-Muzaffer şöyle demiştir: Hayatının so­nuna doğru bir gün minberde şöyle dediğini duydum: Şu iki parmağımla iki bin cilt yazdım. Benim vasıtamla yüz bin kişi tövbe etmiş, yirmi bin yahudi ve hıristiyan müslüman olmuştur.

Ibnu'l-Cevzi fakihti. tbn Receb onun ekolünün yani Hanbeli fıkıh ekolü­nün faydalı olduğunu belirtmiştir. Fıkıh ve akait konusundaki kitapları elli dörde ulaşmıştır.

Tarih konusunda orijinal eserleri bulunan bir tarihçiydi. Tarih, menkıbeler ve esma (isimler) konusundaki eserleri doksan ikiye ulaş­mıştır. Vaaz vermede güçlü birisiydi. Öyle ki, hakkında: O, Irak'ın alimi, ülkelerin vaizi denilmişti. İbn Receb onun hakkında: Vaaz verdiğinde kalpleri yerinden oynatır ve insanların içi parçalanırdı, demiştir. Vaaz ve rekaikle [9] ilgili eserleri de yüz kırk üçe ulaşmıştı.

Bütün bunlara ilaveten, Ibmı'l-Cevzi mükemmel bir müfessirdi. Kendisi hakkında şöyle demiştir: "Kur'an indiğinden beri vaaz mecli­sinde Kur'an'ın tamamını tefsir eden bir vaiz bilmiyorum. Lütuf sahibi olan Allah'a hamdolsun." Bunları meşhur tefsiri "Zadu'l-Mesir"de top­lamıştır.

Yine onun, edebiyat ve dil konusunda geniş bir ilmi vardır. O ko­nularda da onaltı kitabı vardır.

Böylece kendimizi, çok kitap yazan, türünde eşi benzeri olmayan ilmi bir ansiklopedinin önünde buluyoruz. Hatta şöyle denilmiştir: İbnu'l-Cevzi'nin yazdığı tomarlar toplanıp hayatındaki günlere bölünşe her bir güne dokuz tomar düşer.[10]

 

İbnul-Cevzi’nin Çektiği Mihne (Çile, Bela)

 

tbnu'l-Cevzi hayatının sonunda bir mihneyle karşılaştı. Aslında farklı durumları olan bir meseleden dolayı onu halifeye jurnal ettiler. Yazın, evinin bodrumunda oturmuş yazı yazarken, ağır söz ve hakaret­ler yağdıran bir kişi geldi. Onun kitaplarıyla evini mühürledi. Çoluk ço­cuğunu dağıttı. İlk gece onu bir gemiye bindirip Vasıt'a götürdüler. Hiçbir şey yemeden orada beş gün kaldı. O sırada seksen yaşındaydı. Onu, Vasıfta bir eve hapsettiler. Oraya bir kapıcı bıraktılar. Kendi hiz­metini kendisi yapıyordu. Çamaşırını yıkıyor, yemeğini yapıyor, kuyu­dan suyunu çıkarıyordu. Bu şekilde, beş yıl kaldı. Meselenin sebepleri arasında şu vardı. îbn Yunus onu yakalamış, Ibnu'l-Kassab da Ibn Yu-nus'un taraftarlarına uymuştu. İnancının bozuk olduğu söylenen er-Rukn Abdusselam ibn Abdilvehhab ibn Abdilkadir el-Cîli'nin, İbnu'l-Kassab'la arası çok iyiydi. Ona şöyle dedi: Ibnu'l-Cevzi'nin yanında sen nesin ki?

O Ibn Yunus'un en büyük arkadaşlarmdandır. O, Ona dedemin o-kulunu verdi. Onun görüşü sebebiyle benim kitaplarım yakıldı. O, Ebu Bekr'in çocuklarından bir haricidir. İbnu'l Kassab şii idi. Halifeye yazdı. Bazıları ona yardım ettiler ve halifeyi kandırdılar. O da onun er-Rukn Abdusselam'a teslimini emretti. Oğlu Muhyiddin Yusuf büyümüştü. Vaaz etmeyi öğrenmişti. O, zeki bir çocuktu. Vaaz yaptı, Halife'nin an­nesi, İbnu'l-Cevzi'nin kurtarılmasını söyledi. Bunun üzerine İbnu'l-Cevzi serbest bırakıldı ye Bağdad'a döndü.[11]

 

Kitapları:

 

Îbnu'l-Cevzi bize, sayısı yaklaşık dört yüz küsura varan çok mik­tarda eser bırakmıştır. Ona tenkidler yöneltilmiş ve bazıları hatalarını incelemiştir. Fakat o şöyle diyordu: "Ben mürettibim (tertipleyen sıraya koyan), Musannif (telif eden yazan) değilim."

Eserlerinden bazıları şunlardır:

1. Zadu'l-Mesir fi Îlmi't-Tefsir.

2. Cami'ul-Mesanid

3. El-Mevzuat

4. Telbisu İblis

5. Zemmu'1-Heva

6. Tuhfetu'1-Va'z

7. Tebsıratu'l-Mübtedi

8. El-Mak'adu'l Mukim

9. Musîrul-Azmu's-Sakin ila Eşrefî'l-Emakin.

10. Safvetu's-SafVe

11. El-Muhtar fı'htiyari'l-Ahbar.

12. Nesimu's-Sihr

13. El-Müntehab

14. El-Yevakit fı'1-Hutabi'l-Vaziyye.

15. Ed-Delailu fi Meşhuri'l-Mesail

16. El-întisar fi Mesaili'1-Hılaf

17. El-Mezhebu fil-Mezheb

18. Menakıbu Bağdad.

19. Şuzûru'1-Ukud fi Tarihi'1-Yehud.

20. El-Muntezam fi Tarihi'1-Muîuk ve'1-Umem.[12]

21. Telkihu Fuhumi Ehli'1-Eser fi Uyuni't-Tarihi ve's-Siyer.

22. Ez-Zuafa

23. El-Ehadisu'r-Raika

24. Uyunu'l-Hıkayat

25. En-Nuzhe

26. Ei-Mucteba

27. Nefyu'n-Nakl

28. El^Hadaik

29. Nefyu't-Teşbih

30. Minhacu 1-Vusul ila Îlmil-Usûl.

31. En-Nasih ve'1-Mensuh

32. Uyunu Ulumi'l-Kıraat

33. Nuzhetu'n-Nevazır

34. El-Muğni fı'1-Kıraat

35. El-Humkave'1-Muğfelin

36. El-Menafıu fı't-Tıbbi

37. Eş-Şeybu ve'1-Hıdab Ravzatu'n-Nakil

38. Takvimu'l-Lisan

39. Muntehe'l-Muştehi

40. El-Mutrib

41. El-Mulhib

42. El-Muzic

43. SabaNecd

44. Mmhacu'l-Isabe fi Mahabbeti's-Sahabe

45. Fununul-Elbab

46. Es-Sebat Inde'i-Memat

47. Nesimu'r-Riyad

48. İkazu'l-Vesnan

49. EI-Muhadese

50. El-Mecalisu'1-Yusufiyye

51. El-Havatim

52. Vasıtatu'1-Ukud

53. Minhacu'l-Kasıdin

54. EI-Letaif

55. Selvetu'l-Ahzan

56. Esbabul-Hidaye li-Erbabi'1-Hidaye

57. El-Ilelu'1-Mütenahiye fı'1-Ehadisil-Vahiye

58. Takribu't-Tariki'1-Ebad fi Fazli Makberati Ahmed

59. Ez-Zurafa ve'1-Mutemacinin

60. Menakıbu Ebi Bekr

61. Menakıbu Ömer ibn Abdilaziz

62. Menakıbu Said ibnil-Museyyeb   '

63. Menakıbu Hasen el-Basri.

64. Menakıbu ibrahim ibn Edhem

65. Menakıbu'l-Fuzayl

66. Menakıbu Ahmed

67. Menakıbu'ş-Şafıi

68. Menakıbu Ma'ruf

69. Menakıbu's-Sevri

70. Menakıbu Bişr

71. Menakıbu Rabia

72. Saydu'l-Hâtır

73. Mevasimul-Umer

74. Kane ve Kane fı'1-Va'z

75. El-Uzle

76. Meramikul-Muvafik

77. Er-Riyaza

78. En-Nasr ala Mısr

79. Et-Tıbbu'r-Ruhani

80. El-Vefa bi-Ahvali'1-Mustafa

Bu, size takdim ettiğimiz (elinizdeki) kitaptır.

Onun, bunlardan başka birçok kitabı vardır. Uzatmamak için di­ğerlerini sayamıyoruz.[13]

 

Ölümü Ve Gömülmesi:

 

Torunu Ebul-Muzaffer şöyle demiştir: Ramazan'm yedisinde, cu­martesi günü, Maruf el-Kerhi'nin bitişiğindeki Ummul halife türbesinin altına oturdu ve şu beyitleri okudu.

Allah'tan müddetimi uzatmasını,

Niyetimde olanı lütfetmesini dilerim.

Benim ilimde benzeri olmayan bir himmetim var.

Benim himmetim becerikli ve gayretli olmayanları geride bırak­mıştır.

Benim o kadar çok meclisim vardı ki benzese benzese cennete benzerdi.

*   *   *

Oradan ayrıldı. Beş gün hasta yattı. 597 yılı, 13 Ramazan'da cuma günü, akşamla yastı arasında öldü. Zıyauddin ibn Sukeyne'yle Zıyaud-din ibnü'l-Habir seher vakti onu yıkamaya geldiler. Bağdad halkı top­landı. Dükkanlarını kapattılar. Halk onu Ahmed ibn Hanbel'in kabrinin yanma götürdü. Cenazesine kalabalık bir cemaat iştirak etti.

Kabrinin üzerine şöyle yazılmasını tavsiye etmişti: Ey günahı çok olana, katında, affı çok olan! Günahkar, bir günahı affetmem umarak sana geldi. Ben bir misafirim. Misafire verilecek karşılık, Ona iyilik etmektir.

Böylece zamanın sayfaları, eşi benzeri bulunmayan bir alimin ü-zerine dürüldü. İslam kütüphanesi orjinal eserlerle zenginleşti. Allah imam Ibnu'l-Cevzi'ye rahmet etsin. Onu Firdevs cennetlerine soksun. Bizim ve bütün müslümanlar adına ona en iyi mükafatı versin.[14]

 

Kitap Ve Tahkik Ederken Takip Edilen Yol

 

Daha önce kitap, üstad Mustafa Abdulvahid'in tahkikiyle 1966 yı­lında Daru'l-Kutubi'l-Hadise'de basılmıştır.

Tahkik eden üstadın sarfettiği büyük gayrete rağmen o baskıda ilmi yönden bazı eksiklikler vardır. Bu eksiklikler şunlardır;

1. Matbaa hatalarının çokluğu. Kitabın içinde fazlaca bulunan bu hatalar onu ilmi yönden de bozuk hale getirmiştir.

2.  Hadis-i şeriflerin ilmi tahriclerinin (kaynak tesbitinin) yapıl­maması. Çok azmin ilmi tahrici vardır. Haberler de aynı durumdadır.

3. Kitapta gelen zayıf ve mevzu (uydurma) hadisler hakkında a-çıklama olmaması. Bunlara ne müellif ne de tahkik eden işaret etmiştir. Bu konuda da çok az miktarda açıklama vardır.

4. Kitabın teknik yapısının bozukluğu. Bu da, onun estetiğini boz­muştur. Bunun sebebi de, birden fazla matbaada basılmış olmasıdır.

işte bütün bunlar beni, kendisine ve ilmi şerefine yaraşacak bir şekilde baskıda meydana gelen hataları giderecek bir tarzda kitabı tek­rar çıkarmaya şevketti.[15]

 

Kitabın Yazma Nüshaları

 

1. Daru'l-Kutubı'l-Mısriyye nüshası no ve dalı: 192 Teymur; 200 sayfadır. Hicri 1182 yılında yazılmıştır. Hata ve tahrif çoktur.

2. EI-Mektebetu'1-Ezheriyye (Ezher Kütüphanesi). No ve dalı: 36 tarih. 187 varaktır. Bir varakta 29 satır vardır. Bunda da tashif ve tahrif çoktur.

3. British Museum'daki OR 7709 numaralı nüsha. Berlin'de de 9573 ve 9574 numaralı bir başka nüsha, üçüncüsü de ez-Zeytune'dedir. (Brockelman'dan nakledilmiştir.)[16]

 

Kitabın Adının Tesbiti

 

Kitabın adı, yazma nüshalarda aşağıdaki şekillerdedir. Ezher'deki nüshada: El-Vefa fi Bazı Ahvali'1-Mustafa. Daru'l-Kutubi'l-Mısriyye nüshasında: El-Vefa bi-Ahvali11-Mustafa. Brockelman'da: El-Vefa fi Fazaili'l-Mustafa. Miratu'z-Zeman'da: El-Vefa bi-Fazaili'1-Mustafa.

Üstad Mustafa Abdulvahid, Daru'l-Kutub nüshasındaki ismi ter­cih etmiştir. Bizde değişiklik yapmadan o ismi aldık.[17]

 

Kitap Üzerindeki Çalışmam

 

1. Önce matbaa hatalarını düzeltmek ve tahriften kurtarmak için, Daru'l-Kutub ve Ezher kütüphanesindeki nüshalara baş vurdum.

2. İki nüsha arasındaki farklılıkları tesbit etmek istemedim. Çün­kü bu türlü farklılıklar son derece az ve bunları tesbit etmenin herhangi bir faydası yoktu.

3. Hadis-i şeriflerle sahabe ve başkalarından gelen haberlerin tahricini (kaynaklarının tesbitini) yaptım. Bunu şu ana kadar basılmış hadis kitaplarından, hadisin şahinliği, zayıflığı, uydurma veya yalan olduğu hakkında söylenileni naklederek gücümün yettiği kadarım kay­dederek yaptım.

4. Açıklanması gereken bazı kelimelerin açıklamasını yaptım.

5. Ustad Mustafa Abdulvahid'in metni tesbit ve düşen kelimeyi tamamlamak için hadis kitaplarından yaptığı bazı ilaveleri olduğu gibi bıraktım. Bunu köşeli parantez arasında bırakmak ve kaynağım belirt­memek şeklinde yaptım. Çünkü bu dipnotların ağırlığını gidermek için­dir. Değilse, faydası olmaz.

6. Hadis ve haberlere sonuna kadar devam eden numara verdim.

7. Açıklamak için bazı isimler ilave ettim. Onları köşeli parantez arasına koydum.

8. Bu basit mukaddimeyi ve imam İbnu'l-Cevzi'nin biyografisini yazıp kitap için sarfettiğim gayreti belirttim.

Allah'tan, bu çalışmayı kendi rızası için yapılmış saymasını, bize onun karşılığında sevap vermesini ve bizi zelil olma (hor ve hakir olma) şerrinden korumasını dilerim.

Mustafa Abdulkadir Ata

el-Ehram, 4 Aralık 1987 12 Rebiussani 1408[18]

 

Müellifin Önsözü

 

Peygamberimizi (s.a.v.) gönderdiği bütün peygamberlerden, kita­bımızı indirdiği bütün kitaplardan üstün tutan, biz son ümmetini ilk yapan Allah'a hamdolsun. Onun, onunla ve onun için olduğuna inanan biri olarak şükür ona olsun.

Allah size rahmet etsin. Biliniz ki, efendimiz Rasulullah (s.a.v.) varlığın özüdür. O, Vahyin aktarıcısıdır. Onun şerefinin kapladığı sa­haya ne beşer yaklaşabilir ne de melek. O, yürürse, makamının bulun­duğu yere hiçbir mahluk giremez. Adem yaratılmadan önce O'nun adı belirtildi, peygamberlere, onun varlığını aleme bildirmeleri emredildi. Ondan önceki peygamberler sadece ümmetlerine gönderildiler. Daveti­nin umumi olması sebebiyle herkesi teşrif etti. Peygamberlerin şeriat-lerinden birçoğu onun şeriatiyle kaldırıldı.

Ben imamlarımızdan bazılarının onun gerçek faziletini bilmedik­lerini gördüm. Onun mertebesini göstereceğim, başından sonuna kadar halini açıklayacağım ve bu kitapta peygamberliğinin doğru olduğuna ve derecesinin bütün peygamberlerden üstün olduğuna dair delilleri geti­rebileceğim bir kitap telif etmek istedim. Sonunda gömüldüğü yeri ve toprağını, ona salât getirmenin faziletini, ümmetin amellerinin ona ar-zedilmesi, onun nasıl diriltileceği ve onun şefaat etme durumunu zikre­dip kıyamet günü yaratıcıya yakınlığını ve derecesini bildirdim.

Dinleyene bıkkınlık vermesi endişesiyle hadislerin senetlerini vermeyeceğim. Çok rivayet etmeyi gaye edinenlerin yaptığı gibi sahihe yalan karıştırmayacağım. Mesela: Hame ibn el-Heyyim'le Zureyb ibn Bersemli'nin hadisi gibi -ki bu hadis onun Mucalese'sinde geçmemiştir-. Pek tabii, Allah'ın hidayetini dilediği kimse için sahih rivayet yeterli­dir.

Bu kitapta beş yüzden fazla bölüm vardır. Allah, rahmetiyle mu­vaffak kılandır.[19]

 



[1] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 5-6.

[2] İbn Hişam, Siretu'n-Nebevİyye'nin tahkikinin mukaddimesi, tahkik: Mustafa es-Saka ibrahim el-Ebyari ve Abdulhafız Şelebi, I/5, 6, 7, 8 Mısır el-Halebi baskısı 1955 miladi (biraz tasarruf ederek).

[3] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 6-7.

[4] Dr. Hasen Isa el-Hakim, Dirasetu'l-Muntazam li'bni'l-Cevzi, 42; Şunlardan naklen İbn Kesir, el-Bidaye ve'n-Nihaye, Xllt/28; ibn Receb, Tabakatü'l-Hanabile, I/400; ibn İmad el-Hanbeli, Şezeratu'z-Zeheb: İV/330; Münzirî, Tekmile li-Vefayati'n-Nakaie, II/293; Ibnu'l-Verdi, Tarih, 11/170; Zehebî, Tezkiratu'l-Huffaz: İV/1342; Suyutî, Tabakatu'l-Huffaz, s. 478 ve İbn Receb, Ez-Zeyl li't-Tezkire, I/400.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 7.

[5] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 7-8.

[6] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 8.

[7] Bakınız: İbnu'l-Cevzi'nin, Abdulkadir Ata tarafından tahkik edilmiş. Saydı "I-H at ir kitabının tahkikinin mukaddimesi.

[8] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 8-9.

[9] Rekaik: iman ve ibadet duygusunu kuvvetlendiren, dünya ihtirasını zayıflatan.

[10] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 9.

[11] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 10.

[12] Allah Tealâ bize o kitabın tam yazma bir nüshasını lütfetti. Ben kardeşim Muham-med Abdulkadir Ata ile birlikte bu kitabı tahkik ettim. Beyrut'ta Daru'l-Kutubi'l-llmiyye'de ba­sıldı.

[13] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 10-13.

[14] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 13.

[15] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 14.

[16] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 14.

[17] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 14.

[18] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 15.

[19] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 16.