YİRMİBEŞİNCİ BÖLÜM - Ashabindilinden - 26. Sayfa
Rasulullaha Kadınların Sevdirildıgi
Rasulullahın Hanımları Ve Sayıları
Rasulullahın Cinsi Münasebet Gücü
Rasulullahın Cima Esnasında Örtündüğü Ve Gözünü Yumduğu
Rasulullahın Bir Saatte Hanımlarının Hepsini Dolaştığı
Rasulullahev Tek Gusul Abdestiyle Hanımlarını Dolaştığı
Rasulullahın Hanımlarına Hoş Ve Yumuşak Davrandığı
Rasulullahın Çocukları Ve Sayıları
RASULULLAHIN EVLİLİĞİ
Rasulullaha Kadınların Sevdirildıgi
1310) Enes şunu anlattı: Rasulullah (s.a.v.) şöyle dedi:
"Bana dünyada, koku ve kadınlar sevdirildi. Gözümün nuru namazdadır.[1]
Ibn Akiî şöyle demiştir: Rasulullah (s.a.v.): "Bana dünyadan... sevdirildi" sözünü, mazeret ileri sürmek ve kendini, sırf kendi isteğiyle dünya sevgisine nisbet edilmekten uzak tutmak için söylemiştir.
"Gözümün nuru namazdadır" sözünü de namazla bazı kulluk (ibadet) alametlerinin zuhur etmesinden dolayı söylemiştir. Çünkü, namazla diğer ibadetlerde zuhur etmeyen şeyler ortaya çıkar.
Musannif (Ebu'l-Ferec İbnu'l-Cevzi) şöyle demiştir:
Ben bu sözü beğenmiyorum. Çünkü bu sözün ihtiyat ettiği manaya başkası daha uygundur. Çünkü benim bu konudaki görüşüm farklıdır.
Doğrusu, şöyle demlmesidir; Başkası onun durumunu aynen uy-gulasın diye, mümin kişilerin üremesine önem verdiğinden kadınlar ona sevdirilmiştir. Kokuya gelince ba da hakka hizmet ve insanlarla muaşerette uyulacak adabdandır. Namaz, ise dünyadayken kılındığına göre, dünyaya nisbet edilmiştir.[2]
Rasulullahın Hanımları Ve Sayıları
1- Rasulullah'm (s.a.v.) ilk eşi Hatice Bint Huveylid'dir.
Onunla nasıl evlendiğini daha önce anlattık. Hadice Rasulullah'a (s.a.v.) Peygamberlik geldikten yedi yıl sonra -on yıl da denilmiştir- beş vakit namaz farz kılınmadan önce vefat etmiştir.
Rasulullah (s.a.v.), Hadice Ölünceye kadar başkasıyla evlenmemiştir. Hadice Rasulullah (s.a.v.) namına harcamada bulunurdu. Peygamber (s.a.v.) öldükten sonra da ona ikramda bulunur, arkadaşlarına hediye verirdi. Hadice'nin saçlarını tarayan ve ören Ummu Ezfer Rasu-lullah'm yanma geldiğinde ona ikramda bulunup:
"Bu, Hadice'nin zamanında bize gelirdi. Ahde vefa imandandır" demiştir.[3]
1311) Abdurahman Ibn Zeyd şunu söyledi: Adem (a.s.) Muhammedi hatırlayıp şöyle dedi:
"Deveye binen oğlumun benden üstün olması şöyledir: Onun hanımı, dini konusunda ona yardımcı oldu. Benim hanımım da günah işlemede bana yardımcı oldu."[4]
Musannif (Ebu'l-Ferec Îbnü'l-Cevzi) şöyle der. Adem (a.s.) Hz. Ha-dice'ye işaret etmektedir. Bu hadis, Rasulullah'm diğer peygamberlere üstünlüğü konusunda merfu olarak gelecektir.
2- Şevde Bint Zem'a:
Es-Sekran Ibn Amr'in nikahlısıydı. Müslüman olup Habeşistan'a hicret ettiler. Kocası ölünce onunla Rasulullah (s.a.v.) evlendi ve onu da hicret ettirdi. Şevde yaşlanınca Rasulullah (s.a.v.) ondan boşanmak istedi- Şevde, Rasulullah'tan kendisini boşamamasım istedi. Gece (Rasu-lullah'la olan nöbetini) Aişe'ye devretti.
3- Aîşe Bint Ebi Bekr:
Rasulullah (s.a.v.) onunla altı yaşındayken nikahlanmış, dokuz yaşındayken de zifafa girmiştir. Bakire olarak Sadece onunla evlenmiştir. Rasulullah'la dokuz yıl birlikte kalmıştır.
4- Hafsa Bint Ömer:
Huneys İbn Huzafe'nin nikahlısıydı. Onunla birlikte Medineye hicret etti. Huneys, Hafsa'yla evliyken öldü. Rasulullah (s.a.v.) onunla evlendi. Daha sonra onu bir talakta boşadı. Cebrail ona gelip, "Allah sana Hafsa'ya dönmeni (geri almanı emrediyor. Çünkü o, çok oruç tutan ve namaz kılan bir kadındır" dedi. Rasulullah (s.a.v.) onu tekrar aldı.
Onu sadece boşamaya niyet ettiği ve bunu yapmadığı da söylenmiştir.
5- Ummu Seleme:
Kendi adı Hind Bint Ebi Umeyye'dir. Babasının adı da Sehl'dir. Ebu Seleme'nin nikahlısıydı. Kocasıyla Habeşistan'a hicret etti. Kocası dördüncü yılda vefat edince, onunla Rasulullah (s.a.v.) evlendi.
6- Ummu Habibe:
Adı, Ramle Bint Ebi Sufyan'dır. Ubeydullah îbn Cahş'm nikahlısıydı. Karı koca Habeşistan'a hicret ettiler. Ubeydullah hristiyan oldu. Rasulullah (s.a.v.) Amr îbn Umeyye ed-Damri'yi? Ummu Habibe'yi kendisiyle nikahlaması için Necaşi'ye gönderdi. Ummu Habibe de Halid îbn Said îbn el-As'ı vekil tayin etti. O da Ummu Habibe'yi Rasulullah'la ni-kaMadı.
7- Zeyneb Bint Cahş:
Zeynep, Zeyd îbn Harise'nin nikahlısıydı. Zeyd, Zeyneb'i boşayınca onunla Rasulullah (s.a.v.) evlendi.
8- Zeynep Bint Huzeyme:
Zeyneb, et Tufeyl Îbnu'l-Haris'in nikâblısıydı. Et-Tufeyl, Zeyneb'i boşayınca onu, kardeşi Abde İbnu'l-Haris aldı. Abde, Zeyneb'le evliyken, Bedir'de şehit edilince, onunla Rasulullah (s.a.v.) evlendi.
9- Cuveyriye Bintu'l-Haris:
Rasulullah (s.a.v.) onu, Beni Mustalik'la yapılan savaşta esir almış ve o, Sabit îbn Kays'ın payına düşmüştü. Rasulullah (s.a.v.) onun fiyatını yazdırdı. Rasulullah (s.a.v.) bu parayı ödeyip onunla evlendi.
10- Safîyye Bint Huyeyy:
Onun kocası Kinaye Îbnur-Rabî, Hayber savaşında öldürüldü. Rasulullah (s.a.v.) Safryeyi esir alıp kendisine ayırdı. Safîye müslüman oldu. Rasulullah da onu azad etti. Onun hürriyete kavuşmasını (azad o-luşunu) menin yaptı.
11- Reyhane Bint Zeyd:
Rasulullah (s.a.v.) onu, Benî Nadir'den esir aldı. Azad edip o-nunla evlendi. Şöyle denilmektedir:
Rasulullah (s.a.v.) onunla, azat etmeksizin cariye olarak münasebette bulunuyordu.
12- Meymune Bintul-Haris:
Rasulullah (s.a.v.) onunla Serifde evlendi. Allah Teala'nm takdiriyle o, Rasulullah'm (s.a.v.) kendisiyle zifafa girdiği yerde ölmüştür.
Rasulullah (s.a.v.) başka kadınlarla da evlenmiş, fakat onlarla gerdeğe girmemiştir. El-Kilabiyye bunlardan birisidir. Bazıları ona Fatıma, bazıları Amre, bazıları da El-Aliye demişlerdir.
Yine bunlar arasında; Esma Bint en-Nu'man Katile Bint Kays, Melike Bint Ka'b, Urumu Şerîk, Havle, Şeraf, Leyla Bint el-Hatîm ve el-Gıfariyye vardır.
Bazılarıyla söz kesilmiş ama nikah gerçekleşmemiştir.
Anlattıklarımızda ihtilaf vardır. Bunu "Et-Telkih" kitabında belirttim. Rasulullah'a bazı kadınlar teklif edilmiş ama o, kabul etmemiştir.[5]
Rasulullahın Cariyeleri
Mariye el-Kıbtıyye: Bunu, Mukavkıs göndermiştir.
Reyhane Bint Zeyd: Bunu, eşleri arasında anlattık. Onun, cariye olduğu da söylenmiştir.
Ebu Ubeyde şöyle demiştir:
Rasulullah'm (s.a.v.) dört cariyesi vardı. Mariye, Reyhane, esirler a-rasmdan aldığı güzel bir cariye ve Zeynep Bint Cahş'm verdiği bir cariye.
Ebul-Vefa İbn Akil şöyle demiştir: Rasulullah'm (s.a.v.) hanımlarının çokluğunu ve ümmetine mubah kılmandan fazla oluşu, onun kendisi için bir ibadetgah meydana getirmediğine delildir. Eğer (kendisi için yeni) bir ibadetgah isteseydi, kadınlar yerine ibadetle meşgul olurdu.[6]
Rasulullahın Cinsi Münasebet Gücü
1312) Cabir İbn Abdillah şöyle dedi:
" Rasulullah'a (s.a.v.) küfye verildi."[7].
El-Hasen'e:
-Küfye nedir? dedim. O da:
-Çımadır (cinsi münasebettir) dedi.[8]
Rasulullahın Cima Esnasında Örtündüğü Ve Gözünü Yumduğu
1313) Aişe'nin azatlı kölesi şöyle dedi: Hz. Aişe şöyle dedi:
"Rasulullah'ın(s.a.v,)avretim(ayıp yerlerini) hiç görmedim."[9]
1314) Enes şöyle dedi:
"Ben Rasulullah'ın (s.a.v.) avretini asla görmedim."
1315) Hz. Aişe şöyle anlattı:
"Rasulullah (s.a.v.), hanımlarından her birine, başının üzerine örtü örterek ve bürünmüş olarak gelirdi. Ne ben Rasulullah'ın avret yerini ne de o benimkini gördü."
1316) Ummu Seleme şöyle dedi: '
Rasulullah (s.a.v.) hanımlarından birine geldiğinde gözlerini yumar ve başını örterdi. Altında olana şöyle derdi:
"Sakin ve ağır başlı davranman gerekir."[10]
Rasulullahın Bir Saatte Hanımlarının Hepsini Dolaştığı
1317) Enes şunu anlattı:
"Rasulullah (s.a.v.), bir günde bütün hanımlarını dolanmıştır."[11]
1318) Enes şöyle anlattı:
"Peygamber (s.a.v.) gece ve gündüz bir saat içinde hanımlarım -onbir kadım- dolaşırdı." Enes'e:
-Buna gücü yetiyor muydu? diye sordum. Enes:
-Biz aramızda O'na, otuz erkek gücü verildiğini konuşurduk" dedi.[12]
Rasulullahev Tek Gusul Abdestiyle Hanımlarını Dolaştığı
1319- Enes şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.), tek gusul abdestiyle hanımlarım dolaşıyordu."[13]
1320- Ebu Rafıi şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.) bir günde bütün hanımlarını dolaştı. Her birinde gusul abdesti alıyordu.
-Ya Rasulallah! Tek gusul abdestiyle halletsen olmaz mıydı? denildi. Rasulullah (s.a.v.):
- "Bu, daha temiz, daha iyi ve daha tanir'dir11 cevabını verdi.[14]
Rasulullahın Hanımlarına Hoş Ve Yumuşak Davrandığı
1321)Hz.Aişe anlattı:
Bir bayram günü bazı habeşliler gelerek mescidde oynamaya başladılar. Peygamber (s.a.v.) beni çağırdı, ben de gelip başımı onun omu-zuna dayadım. Habeşlilerin oyunlarına bakmaya başladım. Sonunda onlara bakmaktan ilk vazgeçen ben oldum." [15].
1322) Hz. Aişe şunu anlattı:
"Rasulullah balı ve helvayı severdi. İkindi namazını kılınca hanımlarını dolaşır ve onlara yaklaşırdı.
Bir defasında Hafsa'nm yanma girdi. Orada her zamankinden çok kaldı. Bunun sebebini soruşturdum. Bana şöyle denildi:
-Hafsa'ya akrabasından bir kadın, bir çömlek bal hediye etmişti. O da bu baldan şerbet yapıp Rasulullah'a içirmişti. Ben de kendi kendi-me:Vallahi ona bir hile yapacağız, dedim.
Bunu sevde'ye anlatıp şöyle dedim:
-Senin yanma geldiğinde, sana mutlaka yaklaşacaktır. O zaman ona:
-Ya Rasulallah meğafîr mi[16] yedin? de. O da sana:
-Hayır, der. Bunun üzerine sen de ona:
-Bu koku ne böyle? de, O da sana tabii:
-Hafsa bal şerbeti içirmişti, diyecektir. Sen 'de ona:.
-Öyleyse o balın arısı, onu urfut ağacından toplamış, de. Bana geldiğinde, ben de böyle söyleyeceğim. Safıyye! Sen de böyle söyle dedim.
Rasulullah (s.a.v.) Sevde'nin yanma girdi.
Şevde olayı şöyle anlatır:
Kendinden başka ilah olmayan Allah'a yemin olsun! Senden korktuğum için, az kalsın, Rasulullah daha kapıdayken söze başlayarak bana öğrettiklerini O'na söyleyecektim. Rasulullah (s.a.v.) yaklaşınca:
-Ya Rasulallah! Sen meğafîr mi yedin? dedim. Rasulullah (s.a.v.):
- "Hayır" dedi. Ben de:
- Peki bu koku ne ya? dedim. Rasulullah (s.a.v.):
- "Hafsa bana bal şerbeti içirdi" dedi. Ben:
- Onun arıları urfut ağacından toplanmış dedim.
Rasulullah (s.a.v.) benim yanıma girdiğinde, ben de böyle söyledim. Sonra Safîyye'nin yanına girdi. Aynı şeyi ona Safıyye de söyledi.
Rasulullah (s.a.v.) Hafsa'nm yanma girince:
-Ya Rasulallah! Sana o şerbetten ikram edeyim mi? dedi. Rasulullah (s.a.v.)
- "Ona ihtiyacım yok" dedi. Şevde'nm azatlı cariyesi:
-Vallahi, Rasulullah'ı (s.a.v.) bal şerbetinden mahrum ettik, dedi. Ben de ona:
-Sen sus dedim.[17]
1323) Hz. Aişe şunu anlattı:
Rasulullah'la benim aramda bir konuşma geçmişti. O:
- "Aramızda kimin hakem olmasına razı olursun? Ebu Ubeyde Îbnu'l-Cerrah'a razı olur musun?" dedi. Ben:
-Hayır. O ne senin lehine ne de benim aleyhimde hüküm verebilecek birisidir" dedim. Rasulullah (s.a.v.):
- "Ömer'e razı olur musun?" dedi. Ben:
-Hayır ben Ömer'den korkarım, dedim. Rasulullah (s.a.v.): -Şeytan, ondan korkar. Ebu Bekir'e razı olur musun?" dedi. Ben de:
- Evet, dedim.
Rasulullah (s.a.v.) ona gelmesi için haber gönderdi. Ebu Bekir geldi. Rasulullah (s.a.v.):
- "Bizim aramızda hakemlik yap" dedi. Ebu Bekir:
- Ben mi ya Rasulallah? dedi. Rasulullah:
- "Evet" dedi.
Rasulullah (s.a.v.) konuşunca ben; -Adil ol ya Rasulallah! dedim,
Ebu Bekr elini kaldırıp yüzüme bir tokat vurdu, hemen burnumdan kan boşandı. Ebu Bekr şöyle konuştu:
„ -Babasız kalasıca! Rasulullah (s.a.v.) adil olmazsa kim adil olur? Rasulullah (s.a.v,) da:
-"Böyle olmasını istememiştik" dedi. Kalkıp eliyle, yüzümden ve elbisemden kanı sildi.
1324) Hz. Aişe şöyle dedi:
Rasulullah (s.a.v.) ben öfkelendiğim zaman elini omzuma koyarak:
"Allah'ım! Onun günahlarını bağışla! Kalbinin kinini gider ve onu fitnelerden koru" derdi. [18]
Rasulullah'ın Yaptıkları Hatadan Dolayı Hanımlarına Uğramamak Suretiyle Onlara Ders Vermesi Ve Onlardan Bir Ay Ayrı Kalması
Bunun hakkında üç görüş vardır:
1- Hanımlarının Rasulullah'tan (s.a.v.) elinde olmayan bazı harcamalarda bulunmasını istemeleridir.
2- Rasulullah'm (s.a.v.) Hafsa'nm evinde Mariye'yle yalnız kalması, Hafsabunu Öğrenince, Rasulullah (s.a.v.):
- "Bunu benim namıma gizle" dedi. Ama Hafsa Aişe'ye söyledi.
3- Peygamber'e (s.a.v.) bir hediye verildi. O da, Zeyneb'in hissesini kendisine gönderdi. Ama Zeynep kabul etmedi, ona ilâvede bulunup tekrar gönderdi, 2eynep yine kabul etmeyip:
-Sen hediyenin reddedildiği yere göz dikiyorsun dedi. Rasulullah da:
- "Bana karşı nankörlüğünüzü Allah'ın cezalandırması çok kolaydır. Bir ay sizin yanınıza girmiyeceğim."[19].
1325- Ömer İbnül-Hattab şöyle anlattı:
Bir gün hanımıma kızdım, bir de baktım, bana kafa tutuyor, bana karşı söz söylemesini menettim.
Hanımım:
-Benim sana karşılık vermemi neden menediyorsun? Vallahi, Peygamberin hanımları bile ona kafa tutuyorlar da bazen biri bütün gün akşama kadar onu terkediyor.
Bunun üzerine oradan ayrılıp Hafsa'nın yanına gittim ve! -Sen Rasulullah'a kafa mı tutuyorsun?dedim. Hafsa: -Evet diye cevap verdi. Ben:
-Sizden biriniz onu bütün gün akşama kadar terk mi ediyor? dedim. Hafsa:
-Evet dedi.Ben:
-Sizden bunu yapan kendine yazık etmiştir ve o zarardadır. Biriniz Peygamber'in (s.a.v.) .öfkesinden dolayı Allah'ın kendisine öfkelenmeyeceğinden emin midir? O halde böyle olan Helak olmuş demektir, dedim.
Daha sonra, ağlarken Hafsa'nın yanına girdim. -Rasulullah (s.a.v.) sizi boşadı mı? dedim. Hafsa:
-Bilmiyorum. O şuradaki meşrebe'de inzivaya çekilmiş bulunmaktadır, dedi. O (Rasulullah) hanımlarına çok kırıldığı için, bir ay yanlarına girmemeğe yemin etmişti. [20]
1326- Cabir şöyle anlattı:
Ebu Bekr, Rasulullah'ın yanına girmek için izin istemeye geldi. Fakat birçok kişi kapıda oturuyorlardı. Onlara izin verilmemişti. Ebu Bekr ile Ömer'in girmelerine izin verildi. Onlar içeriye girdiler. Peygamber (s.a.v.) etrafında hanımları, kendisi de suskun bir halde oturuyordu.
Ömer kendi kendine: Rasululîah'a (s.a.v.) birşey söyleyeyim, belki güler, dedi. Sonra:
-Ya Rasulallah! Zeyd'in kızını bir görseydin. (Ömer kendi hanımım kastediyordu). Benden nafaka istedi. Ben de kalktım onun boğazını sıktım dedi.
Rasulullah (s.a.v.) dişleri görününceye kadar güldü ve: -"Bunlar da, etrafımda gördüğün gibi nafaka istiyorlar" dedi.
Ebu Bekir, dövmek için kalkıp Aişe'nin yanına gitti. Ömer de kalkıp Hafsa'nın yanma gitti. Her ikisi de:
-Siz Rasulullah'tan (s.a.v.) kendisinde bulunmayan bir şeyi istiyorsunuz ha! dediler.
Rasulullah (s.a.v.) o ikisini dövmekten men etli. Hanımları:
-Vallahi! Buradan kalktıktan sonra, artık onda olmayan birşeyi istemeyeceğiz, dedi.
Allah Teala, tahyir (seçimi yapma) ayetim indirdi. Rasulullah (s.a.v.) bu ayeti açıklamağa Aişeden başladı ve:
- "Ben sana birşey anlatacağım. Ama, ebeveynine danışmadan hemen cevap vermeni istemiyorum dedi. Aişe;
-Nedir o? dedi. Rasulullah (s.a.v.):
- "Ey Peygamber! Hanımlarına söyle..." ayetini okudu.[21] Aişe:
-Senin hakkında ana ve babama mı danışacağını. Ben, Allah'ı ve onun Rasulünü tercih ediyorum. Ayrıca senden, seni tercih ettiğimi hanımlarından hiçbirine söylememeni istiyorum, dedi. Rasulullah:
- "Allah beni güçlük çıkarıcı olarak göndermedi. Ancak beni, öğretici ve kolaylaştırıcı olarak gönderdi. Onlardan, sorana mutlak haber vereceğim" dedi.[22]
Rasulullahın Çocukları Ve Sayıları
1327) îbn Abbas şöyle anlattı:
Rasulullah'm (s.a.v.), Peygamber olmadan önce Mekke'de doğan ilk çocuğu; El-Kasım'dır. Rasulullah (s.a.v.) onunla künyelenmiştir. Daha sonra, Zeyneb, Rukayye, Fatıma ve Ummu Kulsum doğmuştur.
îslâmi devirde, Abdullah doğmuştur. Ona et-Tayyib ve et-Tahir de denilmiştir.
Bu çocukların hepsinin annesi Hatice Bint Huveylid'dir.
Çocuklarından ilk Ölen, El-Kasun'dır. Daha sonra, Abdullah öldü, El-As îbn Vail şöyle demişti:
' Onun nesli kesildi O ebterdir (sonu kesik). Bunun üzerine Allat Teala "Asıl sonu kesik olan seni kötüleyendir" ayetini indirdi. [23]
1328) Cubeyr îbn Mut'im'in babası şöyle dedi: El-Kasım iki yaşındayken öldü.
Muhammed îbn Umer şöyle anlattı:
Safîyye Bint Abdülmüttalib'in azatlı cariyesi Suleyma, Haticenin çocuklarına ebelik yapardı. O, erkek çocuk namına iki koyun, kız çocuk namına da bir koyun akika kurbanı keserdi. Hatice'nin iki çocuğu arasında bir yıl vardı. Çocuklar için süt anne tutar daha doğum yapmadan buna hazırlık yapılırdı.
Ebu Bekir El-Berki şöyle demiştir:
Et-Tayyib ile el-Mutayyeb, bir batında (ikiz olarak) doğmuşlardır. Et-Tahir'le el-Muttahher de bir batında doğmuşlardır. Doğrusu, bu lakapların Abdullah'a ait olduğudur. Çünkü o, İslâm geldikten sonra doğmuştur.
İbrahim ise, Mariye'dendir. O, onaltı ay yaşamıştır. On sekiz ay yaşadı diyenler de vardır.
Zeyneb, Rasulullah'm en büyük çocuğudur. Hicretin sekizinci yılında vefat etmiştir.
Rukayye'yle Osman (İbn Affan) evlendi. Hicretin on yedinci ayının başında vefat etti. Osman, Rukayye'den sonra Ummu Kulsum'la evlendi. Ummu Kulsum, hicretin dokuzuncu yılında vefat etti.
Fatıma, Peygamberlik gelmeden beş yıl önce doğdu. Doğrusu, onun, Rasulullah'm kızlarının en küçüğü olduğudur. Ez-Zube>r îbn Bekkar, Rasulullah'm kızlarının en küçüğünün Rukayye olduğunu, söylemiştir.[24]
[1] Daha önce kaynakları geçti.
[2] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 525.
[3] Kaynakları daha önce geçti.
[4] Kaynaklan daha önce geçti.
[5] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 526-528.
[6] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 528.
[7] Mecmau'z-Zevaid'de (İV/293) şöyle demiştir: "Ravİlerı Abdusselam İbn Asım er-Razİ hariç sahih'in ravilerıdır. Abdusseiam da sikadır."
[8] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 528.
[9] Taberani bunu Aışe'den rivayet etti. Ustad Abdulkadır Ata şöyle dedi: "Hafız İbn Hacer, onun senedindeki ravilerden birinin biyografisini anlatıldığında bir hadis ibîal etti. O biyografisi anlatılan kişi, Bereke İbn Muhammed ei-Halebı'dır. Bu hadisi ıbtal etmesinin sebebi; Bereketin kezzab (yalancı) ve veoda (uydurmacı) olmasıdır. Onun bazı isnatlarında, Ebu Salih Bazam vardır ki, o zayıftır. Yine Muhammed İbnu'l-Kasım el-Esedi vardır ki, o yalancıdır. Bu hadise hamledilen başka bir hadis-vardır. "Ne ben ondan (bırşey) gördüm, ne de o benden birşey gördü." Bunu Aişe rivayet etmiştir (Haza helal ve haza haram, S. 238, 239.)
[10] Ibn Sa'd, Tabakatu'l-Kubra, I/58; Tarıhu'i-Hatib, V/162; Zebîdî, İthafu's-Sadeti'i-Muttakîn, Heysemi, Mecmau'z-Zevaid, İV/295 (Heysemî bunu, Taberani'ye nisbet etmiş vs şöyle elemiştir: "Bunun senedinde Marif Ebu'i-Hatîab vardır ve o zayıftır.")
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 528-529.
[11] Buharı, nikah, bab: 102; Ebu Davud, tahare, bab: 84, 85; Nesei, Sünen, kita-buVahare, bab: 169; îbn Mace, tahare, bab: 102; Darımî, vuzu, bab. 71; imam Ahmed, Musned, VI/8, 9,391.
[12] Buharı, Sahih, I/76; Ahmed, Musned, 111/291; İbn Sa'd, Tabakatu'l-Kubra, U/30; Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 231,232; Bağavî, Şerhu's-Sunne, U/37.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 529.
[13] 1185 nolu dipnota bakınız.
[14] Ebu Davud, Sünen, kitabu'l-îahare, bab: 86; Ahmed, Musned, VI/8; Beyhakî, Sünenü'l-Kübra, 1/204, VII/192; Taberani, Mu'cemu'l-Kebir, I/307. Bakınız: Fethu'l-Bari, I/ 376.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 529-530.
[15] Müslim, Sahih, kitabu'l-îdeyn, hadis: 20.
[16] Meğarip: Pis bir kokusu olan, urfud denilen ağacın zamkı.
[17] Buharı Sahih, VII/140; IX/33; Ebu Davucl, Sünen, kİtabu'l-eşribe, bab:11; Tir-mizî, Sünen, no: 1831 ;İbnMace, Sünen, no: 3323; Darimî, N/157; İbn Ebi Şeybe, Musannef, İI/.157; İbn Sa'd, Tabakatü'l-Kübra, VIII/59; Tirmizî, Şemail, 85; Tarihu'l-Hatıb, VII/432; Ba-ğavî, Şerhu's-Sunne, Xl/108.
[18] İbnu's-Sınm Amelu'l-yevmı ve'l-leyle'de şöyledir "Aışe, kızdığı zaman, Rasulullah (s.a.v.) burnundan tutar' Aışecık' Şöyle de. Allah'ım' Peygamber Muhammed'ın Rabbi' Benim günahımı bağışla, kalbimin kınını gider ve beni fitnelerin saptırıcı olanlarından koru" derdi.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 530-532.
[19] Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evliya, IX/4O, İbn Sa'd, Tabakatul-Kubra, Vlll/137.
[20] Buharî, Sahih, kitabu'n-nikah, bab: 83; Müslim, talak, hadis: 34; Tirmizî, Sünen, kitabu't-tefsir, sure: 66.
[21] Ahzab Suresi, 28-29.
[22] Müslim, Sahih, krtabu'Malak, 29; Beyhakî, Sünenu'l-Kubra, Vll/38; Suyutî Camıu'l-Kebır, 4972; Durru'l-Mensur, V/194.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 532-534.
[23] Kevser Suresi,3.
[24] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 534-535.
İslami Okul Okulların En Önemlisi