Sahabe Neslinden Sonra Kûfelilerden Fetva Verenler - Cemiusussiyre - 7. Sayfa
Sahabe Neslinden Sonra Kûfelilerden Fetva Verenler
Sahabe Neslinden Sonra Şamlılardan Fetva Verenler
Sahabe Neslinden Sonra Mısırlılardan Fetva Verenler
Sahabe Neslinden Sonra Başka Şehirlerde Fetva Verenler
Ana Hatlari İle Rasulullah (S-A.S.)'Dan Sonraki Fetihler
Peygamberlik İddiasında Bulunanlar Ve İrtidât Edenler
Rasûlullah (S.A.S.)'Dan Sonra Fetih Hareketinde Bulunan Halifeler
İsbehân, Rey Ve Kumis'in Fethi
Ebher, Kazvin Ve Zencân'ın Fethi
Fars Ve Kermân Bölgelerinin Fethi
Tatar, Teylesan, Kabak Ve Türk Dağlarının Durumu
Halife Ve Yöneticilerin Adları Ve Görev Süreleri
Ebû Bekir Es-Sıddîk (R.A.)'In Halifeliği
Mü'minlerin Emîri Ömer B. Hattâb (R.A.)'Inhalifeliği
Müzminlerin Emîri Osman B. Affân'ın Halifeliği
Mü'minlerin Emîri Ali B. Ebî Tâlibel-Hâşimî'nin Halifeliği
Mü'minlerin Emîri Hasan B. Ali B. Ebî Talib (R.A.)'İn Halifeliği
Mu'âviye B. Ebî Süfyân'ın Saltanatı
Yezîd B. Mu'âviye'nin Saltanatı
Mu'âviye B. Yezîd'in Saltanatı
Abdullah b. Ez-Zübeyr'in Mekke'deki Saltanatı
Abdulmelik B. Mervân B. Hakem'in Saltanatı
Velîd B. Abdilmeük'in Saltanatı
Süleyman B. Abdilmelik'in Saltanatı
Ömer B. Abdilazîz'in Halifeliği
Yezîd B. Abdilmelik B. Mervân'ın Saltanatı
Hişâm B. Abdilmelik'in Saltanatı
Velîd B. Yezîd B. Abdilmelik'in Saltanatı
Yezîd B. Velîd B. Abdilmeük B. Mervân'ınhalifeliği
İbrahîm B. Velîd B. Abdilmelik B. Mervân B. Hakemin Saltanatı
A'yâs Koluna Mensub Emevî Sultanlarının Sonuncusu Mervân B. Muhammed B. Mervân B. Hakem'in Saltanatı
Ebû Ca'fer El-Mansûr'un Saltanatı
El-Muhtedî (R.A.)'Nin Halifeliği
El-Kâim Billâh Abdullah B. El-Kadir Billâh'ın Saltanatı
Sahabe Neslinden Sonra Kûfelilerden Fetva Verenler
Alkame b. Kays b. Yezîd ve iki amcası: el-Esved b. Yezîd en-Nehâî ile Abdurrahmân b. Yezîd.
Ebû Meysere Artır[1] b. Şurahbil el-Hemdanî.
Mesruk b. el-Ecde' el-Hemdaî.
Abîde es-S el manî.
Şureyh b. el-Hâris el-Kindî el-Kâdî.
Selmân b. Rabı'a el-Bahilî.
Suveyd b. Ğafle el-Cu'fl
El-Hâris b. Kays el-Cu'fî.
Abdurrahmân b. el-Esved b. Yezîd b. Kays.
Abdullah b. Utbeb. Mes'ûd.
Hayseme.
Ebû Huzeyfe.
Ebû Atıyye Mâlik b. Amir.
Ebû'l-Ahves Salim b. Siileym.
Zirr b. Hubeyş.
Amr b. Meymûn el-Evdî.
Hemmâm b. el-Hâris.
Nubâte el-Cu'fî.[2]
Mi'dad eş-Şeybânî.[3]
El-Hâris b. Suveyd b. Yezîd b. Mu'âviye en-Nehâî.
Er-Râbi' b. Huseym.
Şureyh b. Hâni'.
Amr b. Utbe b. Ferkad es-Sulemî.
Ebû Utbe.
Sila b. Ferkad el-Absî.
Temîm b. Hazlem.
Hidaş b. Amr.
Şerik b. Hanbel.
Ebû Vâil Şakîk b. Seleme el-Esedî.
Ubeyde b. Nadle.
Abdurrahmân b. Ebî Ya'lâ.
Ebû Ubeyde b. Abdillah b. Mes'ûd.
Abdurrahmân b. Abdillah b. Mes'ûd.
Meysere.
Zazân.
Ed-Dehhâk el-Mişrakî.[4]
Meymûn b. Ebî Şebib.
Onlardan sonra:
İbrâhîm en-Nehâî.
Âmir[5] eş-Şa'bî.
Sa'îd b. Cubeyr.
Cebele b. Suheym.
El-Kâsım b. Abdirrahman b. Abdillah b. Mes'ûd.
Ebû Bekir b. Ebî Mûsâ el-Eş'arî.
Muhârib b. Disâr.
El-Hakem b. Uteybe.
Onlardan sonra: Hammâd b. Ebî Süleyman.
Mansûr b. el-Mu'temir[6]es-Sülemî. El-Muğîre b. Mıksam ed-~Dabbî. Abdullah b. Ebî Lubâbe.
Süleyman b. Mihran el-A'meş.
Mis'er b. Kidam el~Hilâlî.
Muhammed b. Abdirrahman b. Ebî Leylâ el-Ensârî eî-Kadî.
Abdullah b. Şubrume el-Kadî ed-Dabbî.
Sa'îd b. Eşve'[7] el-Kadî.
Şerîk el-Kadî.
Eî-Kâsım b. Ma'n.[8]
Süfyân b. Sa'îd es-Sevrî.
Ebû Hanîfe en-Nu'mân b. Sabit.
el-Hasan b. Salih b. Hayy.
El-Haccâc b. Ertat.
Onlardan sonra:
Hafs b. Giyâs en-Nehâî.
Veki' b. el-Cerrâh.
Yahya b. Adem.
Humeyd er-Ruasî.
El~Mu'âfî b. İmrân el-Eşcaî.
Kasım b. Ma'n b. Abdirrahman b. Abdillah b. Mes'ûd.
Abdullah b. Dâvûd el-Hureybî.
Onlardan sonra ise Ebû Hanîfe'nin arkadaşları gelmektedir. Onlar, çoğu zaman Ebû Hanîfe ile uyum içerisinde olmuşlarsa da onu taklid etmemişlerdir:
Zufer b. el-Hüzeyl el-Anberî.
Ebû Yûsuf el-Kâdî.
Hammâd b. Ebî Hanife.
El-Hasan b. Ziyâd el-Lu'luî.
Muhammed b. el-Hasan el-Kadî gibi.[9]
Sahabe Neslinden Sonra Şamlılardan Fetva Verenler
Ebû İdrîs el—Havlânî.
Adiyy b. Amîre el-Kindî.
Abdullah b. Ebî Zekeriyyâ el-Huzâ'î.
Kabîsa b, Zueyb el-Huzâ'î.
Cunâde b. Ebî Ümeyye el-Ezdî.
Süleyman b. Habîb el-Muhâribî.
El-Hâris b. Umeyr ed-Duhmânî.[10]
Hâlid b. Me'dan.
Abdurrahman b. Ganm el-Eş'arî,
Adiyy b. Adiyy el-Kindî.
Ümmü'd-Derdâ.
Cubeyr b. Nufeyr.
Onlardan sonra:
Abdurrahman b. Cubeyr b. Nufeyr.
Mekhûl,
Mü'minlerin emiri Ömer b. Abdilazîz.
Recâ b. Hayve.
Ayaklanmasından önce Abdulmelik b. Mervân da fakihlerden sayılıyordu.
tbn Muhammed el-Kâdî.[11]
Hudeyr[12] b. Kureyb.
Onlardan sonra:
Yahya b. Hamza el-Kâdî,
Ebû Amr Abdurrahman b. Amr el-Evzâî.
İsmâîl b. Ebi'I-Muhâcir.
Mûsâ b. Amr.
Sa'îd b. Abdilazîz et-Tenûhî.
Süleyman b. Mûsâ.
Eyyûb b. Mûsâ.
Amr b. Sa'îd.
Mahled b. el-Hüseyin el-Ezdî.
Ebû İshâk el-Fezârî.
El-Evzâfnin arkadaşı el-Velîd b. Müslim.
El-Evzâî'nin arkadaşı el-Abbâs b. Yezîd.
Ebû Hanîfe'nin arkadaşı Şu'ayb b. İshâk.[13]
Sahabe Neslinden Sonra Mısırlılardan Fetva Verenler
Yezîd b. Ebî Habîb.
Bukeyr b. AbdiIIah el-Eşecc.
Bu ikisinden sonra:
Amr b. el-Hâris el-Ensârî.
EI-Leysb. Sa'd.
Ubeydullah b. Ca'fer.
Bunlardan sonra Mâlik'in arkadaşları gelir. Onlar her ne kadar genel-kle Mâlik ile uyum içerisinde olmuşlarsa da, zaman zaman ona muhâle-5t de etmişlerdir:
Abdullah b. Vehb.
Eşheb.
Osman b. Ebî Kinâne.
Abdurrahman b. el-Kâsım, genellikle Mâlik'i taklid etmiştir.
Sonra eş-Şâfi'î'nin arkadaşları gelir. Onlar mukallid değil müctehiddi-:r: Ebû Ya'kûb el~Buveytî, İsmâîl b, Yahya el-Muzenî gibi.
Her ne kadar taklit içerisinde yok olup gitmemişlerse de Mâlik'in gö-işlerini destekleyenler:
Muhammed b. Abdillah b. Abdilhakem.
Esbağ b. el-Ferec.
Her ne kadar taklit içerisinde yok olup gitmemişlerse de eş-Şâfi'î'nin örüşlerini destekleyenler:
Muhammed b. Ukayl el-Firyabî.
Muhammed b. Ali b. Yûsuf en-Neseî.
Her ne kadar taklit içerisinde yok olup gitmemişlerse de Ebû Hanî-ı'nin görüşlerini destekleyenler:
Ahmed b. Ebî İmrân.
Ebû Bekir Bekkâr b. Kuteybe el~Kâdî.
Ebû Ca'fer Ahmed b. Muhammed b. Selâme et-Tehavî.[14]
Sahabe Neslinden Sonra Başka Şehirlerde Fetva Verenler
Musul kadısı el-Hâris b. el-Cârud, ondan el-Mu'âfî b. İmrân,[15] ondan da Ebû Avane rivayet etmiştir. Amr b. Habîb.
San'a kadısı Mutarrif b. Mazin. Abdurrezzâk b. Hemmâm es-San'anî. Hişâm b. Yûsuf ve oğlu Abdurrahman. Muhammed b. Sevr.
Simâk b. el-Fadl (bunlar Yemenlidirler.) Abdullah b. el-Mubârek el-Horasânî. Yahya b. Yahya et-Temîmî. Nu'aym b. Hamrnâd el-Horasânî.
İshâk b. Raheveyh en-Nisâbûrî, Nisâbûr'da ikamet edip orada vefat ettiği için ona en-Nisâbûrî denilmiştir. Halbuki asıl olarak o Mervezelidir.
Büyük İmam Ahmed b. Hanbel (r.a.),
Muhammed b. Eslam et-Tûsî.
Ebû Sevr İbrahim b. Hâlid el-Kelbî.
El-Hüseyin b. Ali el-Kerâbîsî.
Süleyman b. Dâvûd b. Ali el-Hâşimî.
Ebû Ubeyd el-Kâsım b. Sellâm el-Bağdâdî el-Luğavî.
Ebû Hayseme Züheyr b. Harb.
Hüşeym b. Beşîr el-Vasıtî.
İbrahim b.Uleyye.[16]
Dâvûd b. Ali b. Halef el-İsbehânî (Zahirîlerin imamı),
Muhammed b. Nasr el-Mervezî.
Muhammed b. îsmâîl el-Buhârî.
Müslim b. el-Haccâc en-Nisâbûrî.
Muhammed b. Cerîr et-Taberî.
Ebû Bekir b. Muhammed b. el-Münzir en~Nisâbûrî.
Ebû Bekir Muhammed b. Ali b. Halef el-îsbehânî, Zahirîlerin imamı.
Abdullah b. Ahmed b. el-Muğallis.
Abdullah b. Muhammed Bakıyye.[17]
Ruveym b. Abdülah b. Muhammed el-Vedi'.
Ebû Bekir b. en-Neccâd.
Muhammed b. Ahmed el-Evânî.
El-Hilâl Ebû't-Tayyib Muhammed b. Ahmed ed-Dîbacî.
Mısır kadısı Ebû Ubeyd Ali b. Harb.
Haleb kadısı Ebû İshâk Muhammed b. Ca'fer b. Câbir.
Mekke kadısı Yahya b. Ebî Meysere.
Muhammed b. Suca' es-Selcî.
Suhnûn b. Sa'îd el-İfrikî.
Sa'îd b. Muhammed b. el-Haddâd, Afrikalıdır.
Bakî b. Mahled, Endülüslüdür.
Kasım b. Esbağ, Endülüslüdür.
Yukarıda adı geçenlerin yöntemlerine göre hareket edip de, idrâk edebildiklerimiz/görüşebildiklerimiz şu kişilerdir: Mes'ûd b. Süleyman b. Teğlib Ebû'l-Hiyâr, Yûsuf b. Abdillah b. Muhammed b. Abdilberr en-Nemerî.
İşte yukarıda adlarını saydıklarımız, ictihad ehli ve titiz kişilerdir. Kur'ân hükümleri ilmi, Rasûlullah (s.a.s.)'ın sözünü anlama, âlimlerin uzlaştıkları ve ihtilaf ettikleri konular ve Rablerine boyun eğdikleri konularda kendileri için işi sağlam tutup ihtiyatlı davranma konusunda gayretli kişilerdir. Bu vasıflara sahip olup da anmadığımız çok az kişi vardır. Hamd alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
Dini konusunda bir kişiyi taklit edip mezhebinin sınırını aşmayanlar ise, ictihad ve ilim ehli değillerdir. Dolayısıyla zikrettiğimiz ictihad ehli arasında adlan anılamaz. Adları ancak taklit ehli arasında anılabilir. Allah bize kâfidir. O ne güzel vekildir.[18]
Ana Hatlari İle Rasulullah (S-A.S.)'Dan Sonraki Fetihler
Peygamberlik İddiasında Bulunanlar Ve İrtidât Edenler
Rasûlullah (s.a.s.) vefat ettiğinde, Mekke ve Taif dışında kalan Arapların çoğu irtidât ettiler.[19] Yemen'de yaşayanların çoğu da yine irtidât ettiler. Bazıları küfre dönüp irtidât ettiler; bazıları ise, "Namaz kılarım; ama zekâtı ödemem." dediler.
Sahâbîlerin çoğu, onların Müslüman olduklarını kabul edip onlarla savaşılmaması gerektiğini söylüyorlardı. Ebû Bekir ise bu görüşü benimsemedi.
Üsâme b. Zeyd'in ordusunu gönderdi. Bu ordu, Suriye sınırına kadar gitti; Kudaalılar üzerine baskın düzenledi ve döndü.
Ebû Bekir, mürtedlere üstün gelip onları yeninceye; onları tekrar İslâm'a döndürünceye kadar onların üzerine birlikler gönderdi.
Yemen'de, Esved el-Ansî peygamberlik iddiasında bulundu. Onu Firûz el—Fârisî öldürdü.
Esed ve Gatafân kabileleri arasında, Tuleyha peygamberlik iddiasında bulundu. Hâlid onunla savaştı. Tuleyha kaçtı ve sonra Müslüman oldu.
Secâh el~Yerbûiyye, peygamberlik iddiasında bulundu. Müseylime-tü'1-Kezzâb onunla evlendi. Müseylime'nin öldürülmesinden sonra Secâh Müslüman oldu.[20]
Rasûlullah (S.A.S.)'Dan Sonra Fetih Hareketinde Bulunan Halifeler
Sırasıyla şu halifeler fetih hareketinde bulunmuşlardır: Ebû Bekir, Ömer, Osman, Haricîlerle savaşmasından dolayı Ali b. Ebî Tâlib. Fetih olarak Hâricilerle savaşması ona yeterlidir. Hiç kuşkusuz, onlara doğru yönelen birçok insan, herkesçe bilindiği gibi korku, öldürme ve yağma ile karşılaşmıştır. Hâricilerle savaşmak nasıl fetih olmasın ki? Rasûlullah (s.a.s.), Hz. Ali (r.a.)'yi bu konuda uyarmış ve ona Zu's-Sudeyye'yi[21] haber vermişti. Hz. Ali de onu (savaş meydanında ölü olarak -çev.-) bulmuştu. Sonra Mu'âviye, Velîd b. Abdilmelik, Süleyman b. Abdilmelik, Ebû Ca'fer el-Mansûr, Abdullah el-Me'mûn sırasıyla fetih hareketine devam ettiler. Mu'tasim döneminde de, ondan önce başlayan fetihlere devam edildi.
Ebû Bekir (r.a.), ilkin Yemâme'yi fethetti. Şüphesiz bu fetih, en büyük fetihlerdendir. Zira orada, Müseyîime (Allah'ın laneti üzerine olsun) peygamberlik iddiasında bulunuyordu. Sonra bütün Arabistan'ı egemenliği altına aldı. Orada İslâm hükümlerini icra ediyor, itirazsız bir şekilde dilediğini yönetime getiriyor, dilediğini uzaklaştınyordu. Arabistan'da boyun eğen, itaatkâr Müslüman ya da küçük düşürülmüş zımmî Kitâb Ehli'nden başka kimse kalmadı.
Sonra Ömer ve Osman (r.a), tüm Suriye, Mısır, Ermenistan, Azerbaycan, Rey ve nehrin öte tarafındaki Horasan'ı fethettiler.
Sonra Ali (r.a), Haricîleri öldürmekle fetihlerde bulundu. Yukarıda da belirtildiği gibi onlarla savaşmak en büyük fetihtir. Zira onlar, halifeye itaat etmenin gerekliliğine inanmıyorlardı. Bunun yanında halifenin, Kureyş-lilerden olmasının şart olduğu görüşünde de değillerdi. Onların verdikleri zarar da bilinmektedir.
Sonra Mu'âviye (r.a), Afrika ve Berberilerin yaşadığı tüm bölgeleri Sudan'a kadar fethetti. Fethedilen bütün yerlerin halkı Müslüman oldu. Kos-tantîniyye muhasara edildi.
Velîd, Sind (Pakistan) ve Endülüs'ün tamamını, Mâveraunnehr'i fethetti. Çin'e seferler düzenledi.
Sonra Süleyman, Cürcân'ı fethetti ve Kostantîniyye'yi kuşatma altında tuttu.
Sonra Mansûr, Taberistan'ı fethetti.
Sonra Me'mûn, Sikıliyye ve İkrîdiş'i fethetti.
Sonra Azerbaycan ve Taberistan'a küfür egemen oldu. Mu'tasım tekrar oraları fethetti.
Yüce Allah, Rasûlullah (s.a.s.)'ın halifesinin eliyle Ridde hareketini bitirdiğinde, Ebû Bekir (r.a), Ebû Ubeyde Âmir b. el-Cerrâh, Mu'âz b. Cebel, Şurahbil b. Hasene (Soy kütüğü şöyledir: Şurahbil b. Abdillah b. Amr b. el-Mutâ( el-Kindî) ve Yezîd b. Ebî Süfyân'ı komutan olarak Suriye'ye gönderdi. Mu'âz b. Cebel'in yerine, Amr b. el-Âsî'yi gönderdiği de söylenmiştir. Şurahbil b. Hasene, barış yapmak üzere Ürdün'ü fethetti. Sonra onlar barış antlaşmasını bozduklarından dolayı, Amr b. el-Asî orayı ikinci kez fethetti. İkinci defasında da Şurahbil b. Hasene'nin orayı fethettiği söylenmiştir.
Dımeşk'i Hâlid, Ebû Ubeyde ve Yezîd b. Ebî Süfyân fethettiler.
Ebû Ubeyde, topluca Hıms'a gönderildi ve onlarla barış antlaşması imzaladı.
Beytu'l-Makdis (Kudüs) hariç bütün Filistin'i Amr b. el-Asî fethetti. Ömer (r.a), Medine'den Kudüs'e çıkıp gitti ve onlarla sulh yaptı.
Ebû Ubeyde, Kınnesrîn'i fethetti.
Sonra Mu'âviye, Şam hudud boylarını imar etti.
Yemâme'nin fethi, Ebû Bekir'in halife oluşundan yedi ay altı gün sonra oldu.
Suriye'deki Busra'nm fethi ise, onun halife oluşundan bir yıl dört ay sonra oldu.
Ebû Bekir es-Sıddîk vefat edip Hz. Ömer'in halife oluşundan yaklaşık olarak on bir ay sonra, hicretin 14. yılında Dimeşk fethedildi.
Dimeşk'in fethedilmesinden dört ay sonra, yine hicretin 14. yılında Hıms fethedildi.
Hıms'ın fethedilmesinden iki yıl sonra, hicretin 16. yılında Bey-tu'1-Makdis (Kudüs) barış yoluyla (sulhen) fethedildi.
Ürdün ve Filistin'in fethi, Dımeşk'in fethedilmesinden sonra gerçekleşti.
Kınnesrîn'in fethi, Hıms'ın fethedilmesinden sonra gerçekleşti.
Bu arada büyük savaşlar meydana geldi. Araba[22] ve Dasine[23] çarpışmaları bunlardandır. Bu çarpışmalar çok büyük savaşlardan değillerdi. Sonra Busra ve Ecnâdeyn savaşları meydana geldi. Ecnâdeyn savaşında, Ebân b. Sa'îd b. el-Âsî ve Amr b. el-Âsî'nin kardeşi Hişâm b. el-Âsî şe-hid edildiler. Ecnâdeyn çarpışması, Rasûlullah (s.a.s.)'ın halifesi Ebû Bekir'in vefatından yirmi dört gün önce, hicretin 13. yılı, 27 veya 28 Cemâ-zıyelevvel'de meydana geldi. [Sonra Mercu's-Suffâr çarpışması][24] meydanı geldi. Bu çarpışmada Hâlid b. Sa'îd b. el-Âsî şehid edildi. Sonra Ömer'in halife oluşundan beş ay sonra,[25] Zilka'de ayının sonlarında, hicretin 13. yılında Ürdün'de Fihl Savaşı meydana geldi. Bu çarpışmada Amr b. Sa'îd b. el-Âsî şehid edildi. Hz. Ömer'in halife oluşundan bir yıl dokuz ay sonra, hicretin 15. yılında Yermuk Savaşı oldu. Hz. Ebû Bekir'in halifeliğinde, Medine'den Suriye'ye gelen Müslümanların sayısı yirmi dört bindi.[26]
Cezîre'nin Fethi
Cezîre'nin çoğu, Hz. Ömer (r.a)'in halifeliği döneminde, Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh (r.a)'ın [vefatından sonra][27] İyaz b. Ganin el-Fihrî tarafından fethedildi.
Hicretin 18. yılında, Amvas vebasında vefat edeceği sırada Ebû Ubeyde, İyaz b. Ganm'ı yerine kumandan tayin etmişti. İyaz b. Ganin, Ruha ve Rak-ka'yı barış yolu (sulhen) ile, sonra Harran ve Suruç'u (savaşarak) fethetti.
Safvân b. el-Muattal'ı, Ermenistan'ın sınır topraklarına gönderdi. Yine Amid (Diyarbakır) ve diğer birkaç şehir de, Hz. Ömer'in döneminde fethedildi.[28]
Ermenistan'ın Fethi
Hz. Osman (r.a), halifeliği döneminde Habîb b. Mesleme el-Fihrî'yi, Suriye'den Ermenistan'a gönderdi. Sonra Kûfe'de bulunan Selmân b. Rabî'a el-Bahılî'ye mektup yazarak, Habîb'in yardımına koşmasını istedi. Bu iki kişinin komutanlığında Ermenistan fethedildi.[29]
Azerbaycan'ın Fethi
Azerbaycan, Ömer (r.a)'in halifeliği[30]döneminde, hicretin 19. yılında, Huzeyfe b. el-Yemân komutanlığında barış yoluyla fethedildi.[31]
Mısır'ın Fethi
Hz. Ömer (r.a)'in halifeliği döneminde, hicretin 19. yılında, Amr b. el-Âsî, Mısır'ı savaş yoluyla fethetti. Sonra Berka ve Zuveyle'ye giderek oraları da sulh yolu ile fethetti ve Trablus sınırına dayandı.[32]
Afrika'nın Fethi
Afrika'ya ilk olarak Hz. Osman (r.a) döneminde, Abdullah b. Sa'd b. Ebî Şerh gazaya çıktı ve Afrikalılarla barış antlaşması imzalayıp geri döndü. Hicretin 50. yılında Mu'âviye, Ukbe b. Nâfi' el-Fihrî'yi Afrika'ya gönderdi. Kayravan şehrinin plânını çizdi. Böylece Afrika'ya Müslümanlar yerleştirildi. Ukbe, Afrika'nın diğer bölgelerini de fethetti. Daha önce Hristiyan olan Berberîler, Müslüman oldular. Böylece İslâm, Sudan ve Atlas Okyanusu'na kadar yayıldı. Velîd b. Abdilmelik döneminde, Mûsâ b. Nusayr komutanlığında Afrika'nın tamamı fethedildi.[33]
Endülüs'ün Fethi
Endülüs'ün fethine hicretin 92. yılında başlanıldı. İlkin Târik b. Ziyâd -aya girdi. Tarık'ın, Sadif kabilesinden olduğu söylenmiştir. Onun Mûsâ
Nusayr'in kölesi olduğu da söylenmiştir. Tarık'ı, Mûsâ b. Nusayr takip ti. Musa'nın oğlu, kendilerinin Bekr b. Vâil kabilesinden olduklarını be-rtmiştir. Diğerleri ise, onun azadh köle olduğunu söylemişlerdir.
Akdeniz'le Atlas Okyanusu arasındaki ada tamamen fethedildi. Sonra ristiyanlar, adanın yarısına egemen
oldular.[34]
Sikıüyye'nin Fethi
Ağlebîler döneminde, hicretin 212. yılında Hanefî kadısı Esed b. Furat jmutanlıginda fethedildi.[35]
İkrîdış'ın Fethi
Fehs"'l-Bulut, Natıra kasabasından olan Berberi Ebû Hafs Ömer b. [36] komutanlığında fethedildi. Onun nesli ve Müslümanlar, hicretin 350. lında, Bizanslıların orayı ele geçirmelerine kadar oralarda hüküm sürdü-r. Biz Allah'a aidiz ve O'na döneceğiz.[37]
Nûbeve Becce'nin Fethi
Oradakilere karşı ilk olarak Hz. Osman (r.a) döneminde Abdullah b. a'd b. Ebî Şerh gazaya çıktı. Onlar Hristiyandılar. Onlarla, karşılayacak-rı köleler üzerine antlaşma imzalandı. Yine şehirlerinin ana kapısında bir escid inşâ edildi. Onlara ebedî olarak o mescidin koruması şart koşuldu. Dnra Beccelilerin tamamı Müslüman oldular. Sudan'ın diğer bölgeleri [üslüman olmasına rağmen, çoğunluğunu Hrisayanların oluşturduğu yer-halk Müslüman olmadı. Nûbe ve özellikle Habeşliîer Müslüman olmalar. Bu bölgelerde ed-Dukur (çoğulu ed-Dakara) adı verilen puta tapma ;lene,ği ortadan kaldırılamadı.[38]
Kostantîniyye (İstanbul)
Müslümanlar orayı iki kez kuşatma altına aldılar. İlki Mu'âviye döneminde Yezîd b. Mu'âviye komutanlığında yapılmıştı. Bu kuşatma sırasında, Rasûlullah (s.a.s.)'m mihmandarı Ebû Eyyûb el~Ensârî vefat etmişti. Onun mezarı, günümüze kadar korunmuş olup, meşhurdur. Diğer kuşatma ise Süleyman b. Abdilmelik döneminde Mesleme b. Abdilmelik komutanlığında yapıldı, Süleyman ölmeseydi ve Ömer b. Abdilazîz onu geri çağır-masaydı, Mesleme oranın fethi ile müşerref olacaktı. Mesleme, orada bir mescid inşâ etti. Bizanslılara mescidin korunmasını şart koştu. Günümüze kadar bu mescid korunmuş olup mevcuttur.[39]
Medâin Ve İrak'ın Fethi
Yüce Allah'ın Farslıları zelîl ettiği Kadîsiye Savaşı, Hz. Ömer (r.a) döneminde, hicretin 16. yılında meydana geldi. Müslümanların komutanı Sa'd b. Ebî Vakkâs idi. Sonra Medâin kuşatılıp fethedildi. Hicretin 17. yılında Utbe b. Gazvân, Basra şehrini kurdu.
Calûla Savaşı, hicretin 18. yılında meydana geldi. Bu arada Sevad ve Irak'a bağlı bölgeler fethedildi.[40]
Hulvan'ın Fethi
Calûla Savaşı'nı müteakib, Cerîr b. Abdillah el-Becelî, Hulvan'ı fethetti.[41]
El-Cebel'in Fethi
Hulvan'dan sonra Cerîr b. Abdillah, Kırmisin'i fethetti. Yüce Allah'ın Mecûsîlere hadlerini bildirdiği Büyük Nihâvend Savaşı, hicretin 20. yılında oldu. Bu savaşta Müslümanların komutanı Nu'mân b. Mukarrin el-Mu-zenî şehid edildi. Nihâvend fethedildi. Ebû Mûsâ el-Eş'arî, Dînever ve Mâsebezân'ı[42] fethetti. Damadı Sâib b. el-Akra' el-Eş'arî'yi de, Mihrican Kuzak'a[43] gönderdi. O da orayı fethetti.
Yine Cerîr b. Abdillah, Hemezan'ı, Hz. Ömer döneminde ya da Hz. Osnân'm halifeliğinin ilk günlerinde fethetti. Hemezan'ı, Karaza b. Ka'b vt vlesleme b. Kays'm fethettikleri de söylenmiştir.
Ebû Mûsâ, Kum'u fethetti. Ahnef i de Kâşân'a gönderip orayı fethetti.[44]
İsbehân, Rey Ve Kumis'in Fethi
Sonra İsbehân, Hz. Ömer'in halifeliğinin son günlerinde ve Hz. Osman'ın halifeliğinin ilk günlerinde, Abdullah b. Budeyl b. Verkâ el-Huzâ'î komutanlığında fethedildi.
Rey ve Kumis ise, Hz. Ömer döneminde, Huzeyfe b. el—Yemân*in Be-râ b. Azib komutanlığında gönderdiği askerler tarafında fethedildi. Selemt b. Ömer ed-Dabbî komutanlığında fethedildiği de söylenmiştir. Sonra tekrar elden çıktı. Bu defa Hz. Osman döneminde Ebû Mûsâ el-Eş'arî'niı gönderdiği Karaza b. Ka'b el-Ensârı komutanlığında fethedildi.[45]
Ebher, Kazvin Ve Zencân'ın Fethi
Hz. Ömer döneminde, Huzeyfe b. el—Yemân'ın maiyetinde olan Beri b. Azib tarafından, Ebher, Kazvin ve Zencân fethedildi.[46]
Şehrezûr Ve Sameğân'ın Fethi
Hz. Ömer döneminde, Ukbe b. Ferkad es-Sülemî tarafından fethedildiler.[47]
Ahvâz Bölgesinin Fethi
Hz. Ömer döneminde, Ebû Mûsâ el-Eş'arî tarafından zorla savaş yoluyla ve sulh yolu ile fethedildi.[48]
Fars Ve Kermân Bölgelerinin Fethi
Hz. Ömer'in valisi Osman b. Ebi'1-Âsî, kardeşi Hakem b. Ebi'l-Âsî'yi fetih için gönderdi. O denizi geçti. Erdeşîr-i Hürre (bugünkü Gûr Fîrûzâ-bâd çev.)'ye bağlı Tevvec'e[49] kadar gitti. Orayı fethetti ve Müslümanları oraya yerleştirdi. Şuhruk[50] ile savaştı ve Farshlan yenilgiye uğrattı. Osman b. Ebi'1-Âsî, Fars bölgesine doğru hareket etmelerini söyledi. O da oraya doğru hareket etti. Bahreyn'e, kardeşi Muğîre b. Ebi'l-Âsî'yi vekil bıraktı. Diğer kardeşi Hafs b. Ebi'l-Âsî'yi vekil bıraktığı da söylenmiştir. Hz. Ömer, Basra'da bulunan Ebû Mûsâ el-Eş'arî'ye, Osman b. Ebi'l-Âsî'nin yardımına gitmesini yazıp bildirdi. O da ona yardım etmek üzere gitti. Osman, Sabur bölgelerini fethetti. Ebû Mûsâ ile birlikte ise, Er-recân ve Erdeşîr-i Hürre'nin[51] bir bölgesi olan Şirâz'ı barış yoluyla (sul-hen) fethettiler. Osman b. Ebi'1-Âsî, Nesâ ve Sabur şehirleri halkı ile barış antlaşması imzaladı. Sonra bu iki şehir halkı, antlaşmalarını bozdular. Hicretin 63. yılında tekrar fethedildi. Sonra Abdullah b. Âmir, hicretin 26. yılında Hz. Osman'ın Basra valisi olduğu sırada İstahr'ı fethetti. Sonra hicretin 29. yılında, savaş yoluyla Erdeşîr-i Hürre'nin büyük şehri olan Cûr'u fethetti. Fetih esnasında, Sasanî evleri yıkıldı. İstahr'a sığınmış olan İran askerî kumandanları ise şehid edildiler. Abdullah b. Âmir, Mucâşi' b. Mes'ûd es-Sülemî'yi Sasanî kralı Yezdicerd b. Şehriyâr'ı takip etmek üzere gönderdi. Mucâşi', Kermân'a ulaştığında, İbn Âmir onu Kermân'a vali olarak tayin etti. Kermân bölgesinin büyük şehri olan Sîricân'ı[52] savaş yoluyla fethetti. Sonra Ebû Mûsâ, Rebi' b. Ziyâd el-Hârisî'yi Kermân'a gönderdi. O da Kum ve diğer bölgeleri fethetti. Sonra Mucâşi', savaş yoluyla Cîreft'i fethetti.[53]
Sicistân Ve Kabil'in Fethi
Abdullah b. Âmir, Rebî' b. Ziyâd el-Hârisî'yi, Sicistân'a gönderdi. O, Sicistân'ın başkenti olan Zerenc'i ve ona bağlı olan yöreleri fethetti. İbn Âmir, Rebî' b. Ziyâd'ın ardından, sahâbîlerden Abdurrahman b. Semûre b. Habîb[54] b. Abdi Şems'i gönderdi. Sind'e bağlı Dâver'e[55] varıncaya kadar Sicistân'ın çoğunu, Büst ve Câbulistan'ı[56] fethetti. Sonra Sicistân'm durumu bozuldu. Mu'âviye dönemindeki valiliği sırasında yine Abdurrahman b. Semûre'yi gönderdi. O da orayı ve Kabil'i tekrar fethetti.[57]
Horasan'ın Durumu
Hz. Ömer döneminde, Ebû Mûsâ el-Eş'arî tarafından Abdullah b. Bu-deyl b. Verkâ, oraya cihad yapmak üzere gönderildi. Talebeseyn'e vardığında, oranın halkından bir grup, Ömer b. el-Hattâb'm yanına giderek barış antlaşması imzaladılar. Sonra Hz. Osman döneminde, hicretin 30. yılında Abdullah b. Âmir, cihad yapmak üzere Horasan'a gitti. Ahnef komutanlığında bir askerî birliği görevlendirdi. Onlar da Kuhistan'i fethettiler. Heyatila (Heytallar)'yı yendiler. Sonra İbn Âmir, Nisâbûr ve ona bağlı yöre halkları ile barış antlaşması imzaladı. İbn Âmir, değişik yerlere askerî birlikler göndererek, Ebîverd, Serahs, Tûs, Herat, Busene, Bazeğîs, Taha-ristan, Belh, Merve'ş-Şâhicân, Merve'r-Rûz, Cuzcân[58], Tâlekân, Fari-yâb, Huvarezm ve bütün Mâveraunnehr'i fethetti.
Sonra Mu'âviye döneminde, Sa'îd b. Osman, Ceyhun nehrini geçti ve Buhâra'ya girdi. Semerkand ve Tirmîz ile barış antlaşması imzaladı.
Velîd b. Abdilmelik döneminde, Kuteybe b. Müslim, bütün Mâveraunlehr'i fethetti.[59]
Sind'in Fethi
Ömer (r.a.), Osman b. Ebi'1-Âsî es~SakaiTyi, Bahreyn ve Uman'a va-i olarak tayin etti. Fakat onu, Taif valiliğinden azletmedi ve "Rasûlullah s,a.s.)'ın atadığı bir kişiyi ben azledemem." dedi. Osman, Taif'te kendi 'erine Sakîf kabilesinden bir dayısını vekil olarak bıraktı. Sonra az yuka-ıda belirtildiği gibi kardeşi Hakem b. Ebi'l-Âsî'yi, Bahreyn'den Fâris bölgesine gönderdi.
Sonra Osman, Uman'a doğru hareket etti. Bir askerî birliği Sind'e bağ-ı Tane'ye gönderdi. Mu'âviye'nin babasına ilhak ettiği Ziyâd b. Ebîhi sonra ona Ziyâd b. Ebî Süfyân denildi) dönemine kadar Sind'de savaşlar :esintisiz bir şekilde devam etti. Ziyâd, oraya Sinan b. Seleme b. el-Mu-labbık el-Hüzelî'yi gönderdi. Sinan, Mukran'ı zorla fethetti. Oraya Müs-iimanları yerleştirdi.
Haccâc b. Yûsuf, Muhammed b. el-Kâsım es-Sakafî'yi, oraya vali olarak atayıncaya kadar savaş devam etti. Böylece Sind'in geri kalan kısmı fethedildi.
Sonra Senedan gibi bazı bölgelere küfür hâkim oldu. Mansûre ile Mul-tan ve onlara bağlı yöreler, Müslümanların egemenliğinde kaldı. Bunlar gerçekten büyük şehirlerdir.[60]
Deylem'in Durumu
Etrûş diye tanınan Hasan b. Ali b. Ömer[61] b. Ali b. Hüseyin b. Ali b. Ebî Tâlib (r.a), hicretin 300. yıllarında, Deylemlilerin yanına gitti. Onun aracılığıyla hepsi Müslüman oldular. Hepsi Şi'î Müslümanlardandır.[62] Ebû Muhammed (rh.a.) diyor ki: Onlardan bazıları Taberistan yöneticisi Hasan b. Zeyd b, Muhammed b. İsmâ'îl b. Hasan b. Zeyd b. Hasan aracılığıyla Müslüman oldular.[63]
Tatar, Teylesan, Kabak Ve Türk Dağlarının Durumu
Tatar, Teylesan ve el-Cebel'in hepsi Müslüman oldular. İslâm eskiden olduğu gibi şimdi de el-Kabak ve Türk dağlarında yayılmıştır. Hamd alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
Sonra âdil sultan Mahmûd Sebuktekin (rh.a.), vefat edinceye kadar art arda fetihler gerçekleştirerek Hindistan'da büyük şehirler fethetti. Şimdi de bu şehirlerde Müslümanlar oturuyorlar. Hadis ve Kur'ân talebeleri ile mamur durumdadırlar. Zahirî mezhebi[64] oralarda egemendir. Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.[65]
Sudan Şehirleri
Bana ulaşan bilgiye göre, H. 433 yılında Selâ935[66] ve Teknır halkı Müslüman olmuştur. Bunlar, Sudan ülkesinde iki büyük toplulukturlar. Allah'a çok şükürler olsun ki onların hem liderleri hem de kendileri Müslüman oldu.[67]
Halife Ve Yöneticilerin Adları Ve Görev Süreleri
Bu risale günümüze kadar gelen, hidâyete erdiren halifeler, mü'minle-rin erriîri imamlar ile Kureyş ve Hâşim Oğullan'ndan Müslümanların işlerini deruhte eden yöneticilerin adları ve görev sürelerine dairdir.[68]
Ebû Bekir Es-Sıddîk (R.A.)'In Halifeliği
Ebû Bekir (r.a), Rasûlullah (s.a.s.)'ın vefat ettiği gün halife oldu. Rasû-lullah (s.a.s.)'ın halifesi diye adlandırıldı. Halifelik süresi, iki yıl üç ay sekiz gündür. Hicretin 13. yılında, 8 Cemâzıyelâhır tarihinde,[69] altmış üç yaşında vefat etti.
Annesi Ümmü'1-Hayr Selmâ bınt Sahi"[70] b. Âmir b. Ka'b b. Sa'd b. Teym b. Mürre'dir. Müslüman olmuştu. Allah rahmet etsin.
Ebû Bekir (r.a)'in döneminde önemli savaşlar şunlardır: Yemâme, Bus-ra, Ecnâdeyn, Mercu's-Suffâr.[71]
Mü'minlerin Emîri Ömer B. Hattâb (R.A.)'Inhalifeliği
Künyesi Ebû Hafs'tır. Ebû Bekir (r.a.) vefat ettiğinde, hicretin 13. yılının Receb'[72] ayında bu görevi yüklendi. Hicretin 23. yılının Zilhicce ayının sonunda, Ebû Lu'lu' tarafından şehid edildi. Ebû Lu'lu'un adı, Fi-rûz'dur. Mecûsî olan bu kişi, Muğîre b. Şu'be'nin kölesi idi. Hz. Ömer (r.a.)'i, sabah namazı tekbirini aldığında yaraladı. Onun halifelik süresi, on yıl, altı ay, on beş gündür. Altmış üç yaşında tuzak kurularak şehîd edildi. Emîru'l-Mü'minîn (Mü'minlerin emiri) diye adlandırılan ilk kişidir.
Annesinin adı, Hanteme bint Hâşim b. Muğîre b. Abdillah b. Ömer b. Mahzûm'dur.
Onun döneminde, Bizanslılar ile Fehl ve Yermuk savaşları; Sâsânilerle de Kadîsiye, Calûlâ ve Nihâvend savaşları oldu. Küfe, Basra ve Mısır'daki Fustaî şehirleri kuruldu.[73]
Müzminlerin Emîri Osman B. Affân'ın Halifeliği
Künyesi Ebû Amr'dır. Ebû Abdillah olduğu da söylenmiştir. Ömer (r.a.)'in şehid edilmesinden üç gece sonra Zilhicce ayında halife oldu. Hicretin 24. yılının Muharrem ayının ilk gününde halife olduğu da söylenmiştir. H. 53, Zilhicce ayında şehid edildi. Halifelik süresi, on iki yıldan on gün eksiktir.[74] Onun şehid edilmesi İslâm'a giren ilk karışıklıktır. Şüphesiz ona tuzak kurularak öldürülmesi olayı ile ilgili olarak Müslümanlara haksızlık edilmiştir. Onun öldürülmesi olayına bir topluluk katılmıştır. Bunlar arasında, Kinâne b. Bişr et-Tucibî, Kuteyre es-Sekûnî[75] ve Abdurrahman b. Udeys el-Belevî bulunmaktadır. Bunların hepsi Mısırlıdırlar. Hz. Osman'ın yaşı için 63 ile 90 arasında değişik rakamlar ileri sürülmüştür.
Annesi, Erva bint Kureyz b. Habîb b. Abdi Şems b. Abdi Menâf'tır.
Onun döneminde Afrika savaşı olmuştur.[76]
Mü'minlerin Emîri Ali B. Ebî Tâlibel-Hâşimî'nin Halifeliği
Künyesi Ebû'l-Hasan'dir. Osman (r.a.) Medine'de öldürüldüğü gün halife oldu. Medine'den Kûfe'ye gitti, oraya yerleşti. Halifeliğin başşehri daha önce Medine'de idi. Ona biat etme konusunda geri kalan sahâbîler oldu. Üstelik hiçbir şer'î mazeretleri[77] yoktu. Zira onun imamlığı konusunda hiç şüphe mevcut değildir. Kûfe'de suikast sonucu şehid edildi. Allah ondan razı olsun. Abdurrahman b. Mulcem el-Murâdî, 27 Ramazan 40 tarihinde, mescide girdiği sırada onu öldürdü. Şehid edildiğinde altmış üç yaşında idi.
Annesinin adı, Muhâcirelerden olan Fâtıma bint Esed b. Hâşim b. Abdi Menâf'tır. Allah ondan razı olsun.
Hz. Ali (r.a.) döneminde, Cemel ve Sıffîn savaşları oldu. Bu savaşlarda insanlar bâğîler ile nasıl savaşılacağım öğrendiler. Bu savaşlar ile ilgili hadisler, Ebû Ca'fer b. Cerîr ve diğer güvenilir tarihçilerce önemsenmiştir.
Hz. Ali (r.a.), Nehrevan Haricîleri ile savaştı. Bu ne güzel bir fetihtir. Zira Rasûlullah (s.a.s.) bu konuda uyanda bulunmuştu. Halifelik süresi, dört yıl, dokuz ay, on gündür. Onun suikast sonucu öldürülmesinden dolayı Müslümanlar hüsrana uğradılar. Allah ondan razı olsun.[78]
Mü'minlerin Emîri Hasan B. Ali B. Ebî Talib (R.A.)'İn Halifeliği
Künyesi Ebû Muhammed'dir, Babası Ali'nin vefat ettiği gün halife oldu. Halifelik süresi altı aydır.[79] Kan dökülmesinden hoşlanmadığı için, hakkından vazgeçip kendisini azlederek yerini Mu'âviye b. Ebî Süfyân'a bıraktı ve Mu'âviye'ye biat etti. Hicretin 48. yılında vefat edinceye kadar dünyadan el eteğini çekerek yaşadı.
Annesi, Rasûlullah (s.a.s.)'ın kızı Fâtıma'dır.[80]
Mu'âviye B. Ebî Süfyân'ın Saltanatı
Hasan b. Ali b. Ebî Tâlib'in terkettiği halifeliği,[81] Mu'âviye b. Ebî Süf-yân b. Sahr b. Harb b. Ümeyye b. Abdi Şems b. Abdi Menâf devraldı. Mu'âviye'nin künyesi Ebû Abdirrahman'dır. Hicretin 41. yılının dördüncü yılında ona biat edildi. Süresi, on dokuz yıl, beş aydır. 15 Receb 60 tarihinde, yetmiş sekiz[82] yaşında vefat etti.
Annesi, Hind bint Utbe b. Rabî'a b. Abdi Şems b. Abdi Menâf'tır. İslâm'ı benimsemişti.
Mu'âviye döneminde, Kostantîniyye kuşatma altına alındı. Hucr b, Adiyy ve arkadaşları ölünceye kadar Şam'ın dışında hapsedildiler.[83] İrti-dat etmedikleri ve zina yapan evli insan (muhsan) olmadıkları halde, Pey-gamber'i gören bu insanları Öldürmek İslâm'ın zayıflığından kaynaklanmıştır. Hz. Âişe'nin, bu insanların öldürülmesi ile ilgili olarak muhafaza edilip gelen bir sözü[84] vardır.
Onun döneminde Afrika'da Kayravan şehri kuruldu.[85]
Yezîd B. Mu'âviye'nin Saltanatı
Babası öldüğünde Yezîd b. Mu'âviye'ye biat edildi. Künyesi Ebû Hâ-lid'dir. Hüseyin b. Ali b. Ebî Tâlib ve Abdullah b. ez-Zübeyr b. el-Avvâm ona biat etmekten kaçındılar. Hüseyin (a.s.), Kûfe'ye doğru hareket etti. Şehre girmeden şehid edildi. Mü'minlerin emîri Hz. Osman'dan sonra üçüncü ya da Ömer b. el-Hattâb'dan sonra İslâm'ın dördüncü musibeti ve helakidir. Zira Müslümanlar, bu olayda açıkça zulüm ve haksızlığa uğradılar. Abdullah b. Zübeyr ise Mekke'ye sığındı. Yezîd, Rasûlullah (s.a.s.)'ın haremi Medine'ye ve Allah'ın haremi Mekke'ye savaşmak üzere askerleri gönderinceye kadar orada kaldı. Bu askerler, Muhacir ve En-sâr'ın geride kalanlarını Harre Savaşi'nda öldürdü. Bu olay da, İslâm için en büyük musibet ve helaktir. Zira erdemli Müslümanlar, o dönemde yaşayan sahâbîler ve tabiîn neslinin büyüklerinden seçkin Müslümanlar, savaş meydanında ya da hapsedilerek açık bir zulüm ile öldürüldüler. Rasûlullah (s.a.s.)'ın mescidinde, Yezîd'in askerlerinin atları gezinip tur attılar. Rasûlullah (s.a.s.)'m kabri ile minberi arasında bulunan Ravza'nın içini hayvan sidiği ve tersi ile kirlettiler. Mescid-i Nebevî'de, cemâat namaz kılamaz duruma geldi. Mescidin içinde Sa'îd b. Müseyyeb'den başka kimse kalmamıştı. Zira o hiç bir zaman oradan ayrılmadı. Amr b. Osman b. Af-fân ve Mervân b. el-Hakem, Mücrim b. Ukbe el-Murrî'nin yanında onun deli olduğuna dair tanıklık etmeselerdi, Mücrim onu da öldürecekti. İnsanlar, Yezîd b. Mu'âviye'ye köle oldukları, o dilediğini satar dilediğini âzâd eder şeklinde biat etmeleri için zorlandı. Bazıları, Kur'ân ve Sünnet'e göre hükmetmesi üzerine ona biat edeceklerini belirttiler. Onlar için hapsedilerek boyunlarının vurulması emrini verdi. Câhil ve günahkâr (mücrim) biri, İslâm'ı bu şekilde rezil etti, Medîne'yi üç defa yağmaladı. Rasûlullah (s.a.s.)'ın ashabı küçük görüldü. Evlerine girilip malları ganîmet olarak alındı. Bu kişiler Medîne'yi böyle yağmaladıktan sonra, Allah'ın müşerref kıldığı Mekke'ye geçip, orayı kuşattılar. Allah'ın evi olan Ka'be'yi mancınık ile taşladılar. Mücrim b. Ukbe el-Murrî, Harre olayından üç gün sonra öldüğünde, yerine Şam ordusunda bulunan Husayn b. Numeyr es-Se-kûnî geçti. Yüce Allah, Yezîd'i, üstün ve güçlü birine yaraşır bir tutuşta alıverdi. Harre olayından iki aydan fazla, üç aydan az bir süre sonra Yezîd öldü. Bunun üzerine onun askerleri Mekke'den döndüler.
Yezîd, 15 Rebî'ulevvel 64 yılında, otuz küsur yaşındayken öldü. Annesinin adı, Meysûn bint Behdel el-Kelbî'dir. Saltanatının süresi üç yıl, sekiz ay, birkaç gündür.[86]
Mu'âviye B. Yezîd'in Saltanatı
Sonra Ebû Leylâ Mu'âviye b. Yezîd b. Mu'âviye'ye biat edildi. Kırk gün kadar yönetimde kaldı. Sonra işin zorluğunu gördü. Salih bir kişi idi. kendini azledip, işten el çekti. Kırk güne kadar evine kapandı ve yirmi yaşındayken vefat etti. Allah rahmet etsin.
Annesi, Ümmü Hâlid bint Ebî Hâşim b. Utbe b. Rabî'a b. Abdi Şems b. Abdi Menâf'tır.[87]
Abdullah b. Ez-Zübeyr'in Mekke'deki Saltanatı
Hicretin 64. yılında, Mekke'de ona biat edildi. Biattan üç ay sonra, Ürdün'deki göçebe Araplardan[88] küçük bir topluluk hariç, Afrika'dan Horasan'a kadar bütün Müslümanlar onun etrafında birleştiler. Ürdün'deki o küçük topluluğa da, kendisine biat ettikten sonra Mervân b. el~Hakem'i elçi olarak gönderdi. Mervân b, el-Hakem, onların yanına vardığında bi-atından vazgeçip itaatsizlik etti. Hiçbir yorum ve şüpheye mahal kalmadan, Müslümanların birlik ve beraberliğini bozan ilk kişi Mervân b. el-Hakem'dir. Ürdün halkı ona biat etti. Abdullah b. ez-Zübeyr'e karşı ayaklandı. İslâm döneminde Ensâr'dan dünyaya ilk gelen çocuk olan, Rasûlullah (s.a.s.)'m sahâbîlerinden Nu'mân b. Beşîr'i, Hıms'ta öldürdü.
Muhtar b. Ubeyd b. Mes'ûd es-Sakafî, cahillikler içerisinde peygamberlik iddiası ile ortaya çıktı. Görünürde olanların ötesinde bir şeylerden haberdar olduğunu iddia ediyordu. Kûfe'de öldürüldü. Onun durumu, tarih bilginlerince sağlam bir şekilde kaydedilmiştir. Muhtâr'm, îb-nu'z-Zehrâ el-Hüseyin'in işine karışanları araştırıp Allah'ın takdir ettiği kadar öldürmesi onun yaptığı iyi işlerdendir. Fakat daha sonra bu iyiliği silen işler yaptı. Kûfe'de kendisine karşı olduğunu sandığı kişileri öldürdü. Genelde durumu bundan ibarettir.
Mervân, Mısır ve Suriye'ye egemen oldu. On ay sonra öldü. Abdullah b. ez-Zübeyr'i azletme konusunda, onun yerine oğlu Abdulmelik geçti. Yönetimi iyice güçleninceye kadar fitnesi devam etti. Valisi Haccâc b. Yûsuf'u Mekke'ye gönderdi. O da Mekke'yi muhasara etti. Haccâc, Allah'ın evi Ka'be'yi mancınıkla taşa tuttu. İbnu'z-Zübeyr'i, kaçma girişiminde bulunmayarak, nefsini koruyarak ve onlara yönelip savaşır bir durumda olduğu halde öldürdü. Bu yüzden onu öldürenin kim olduğu belli değildir.
İbnu'z-Zübeyr, öldürüldüğünde yetmiş üç yaşında idi. İslâm geldikten sonra doğan ilk çocuktu. [O'nun öldürülmesi İslâm için musibetlerden biri][89] ve onun helakidir. Zira Müslümanlar, onun öldürülmesi, asılması ve Harem'in saygınlığına leke sürülmesi nedeni ile açık bir zulüm ve haksızlığa uğratıldılar. Onun yöneticiliği, dokuz yıl iki buçuk aydır. Annesi, Esma bint Ebî Bekir es-Sıddîk'dir.[90]
Abdulmelik B. Mervân B. Hakem'in Saltanatı
Künyesi Ebû'l-Velîd olan Abdülmelik'in soy kütüğü şöyledir: Abdul-melik b. Mervân b. Hakem b. [Ebî][91] el-Âsî b. Ümeyye b. Abdi Şems b. Abdi Menâftır. İbnu'z-Zübeyr'in öldürülmesinden sonra yönetimi devraldı. Hicretin 86. yılında, 15 Şevval Perşembe günü Şam'da ölünceye kadar yönetimde kaldı. Saltanatı on üç yıl, iki buçuk ay sürdü.
Annesi, Aişe bint Mu'âviye b. el-Muğîre b. Ebi'1-Asî b. Ümeyye b. Abdi Şems'dir. Rasûlullah fs.a.s.), Mu'âviye b. el-Muğîre'yi hapsederek öldürmüştür.
Abdulmelik, öldüğünde elli iki yaşında idi.[92]
Velîd B. Abdilmeük'in Saltanatı
Künyesi Ebû'l-Abbâs'tır. Babası öldüğünde yönetime geçti. Hicretin 95. yılı, 15 Cemâzıyelevvel Cumartesi günü ölünceye kadar yönetimde kaldı. Saltanat süresi dokuz yıl, yedi ay olan Velîd, kırk altı yaşında öldü.
Annesi, Vellâde bint Abbâs b. Cez'[93] b. el-Hâris b. Züheyr b. Cezime el-Absî'dir.
Onun döneminde, Endülüs, Mâveraünnehr, Horasan ve Sind fethedildi.[94]
Süleyman B. Abdilmelik'in Saltanatı
Künyesi Ebû Eyyûb'dur. Filistin'in Remle şehrinde oturuyordu. Babası ve kardeşi ise Dimeşk'te oturuyorlardı. Kardeşi Velîd öldüğünde ona biat edildi. Hicrî 99 yılında, 10 Safer Cuma günü ölünceye kadar yönetimde kaldı. Onun saltanat süresi iki yıl, dokuz ay, beş gündür. Yaşı için otuz yedi olduğu söylenmiştir. Velîd'in öz kardeşidir. Onun döneminde Kostan-tîniyye yirmi dört yaşındaki kardeşi Mesleme b. Abdilmelik tarafından kuşatma altına alındı.[95]
Ömer B. Abdilazîz'in Halifeliği
Ömer b. Abdilazîz'in künyesi Ebû Hafs'tır. Süleyman'ın onu kendi yerine halef bırakması ile, onun öldüğü gün yönetimi devraldı. Hıms'a bağlı Hunâsıra denilen yerde ikamet etti. Hicretin 101. yılında, 25 Receb Cuma günü vefat edinceye kadar yönetimde kaldı. Onun halifelik süresi, iki yıl, beş ay, beş gündür. Otuz dokuz yaşında vefat etti. Kırk yaşını doldurduğu da söylenmiştir. En doğrusu ise bu görüştür. Zira Ömer b. Abdilazîz, A'meş ve Hişâm b. Urve'den her biri hicretin 41. yılında doğmuşlardır. Onun fazileti bilinmektedir. Bundan dolayı biz onun faziletlerini anlatma konusunda burada kendimizi zorlamayacağız. Zira bu kitap, belirtilmesi kaçınılmaz olan zarurî şeyleri yazma amacına göre kaleme alındı.
Annesi, Ümmü Asım bint Asım b. Ömer b. el-Hattâb'dır.[96]
Yezîd B. Abdilmelik B. Mervân'ın Saltanatı
Süleyman b. Abdilmelik'in, Ömer b. Abdilazîz'den sonra kendi yerine onu halef tayin etmesi nedeni ile, Ömer b. Abdilazîz'in vefatından sonra Yezîd b. Abdilmelik'e biat edildi. Künyesi Ebû Hâlid'dir. Hicrî 105. yıl, 26 Şa'bân Cuma gecesi ölünceye kadar yönetimde kaldı. Hıms'a bağlı el-Behrâ denilen yerde ikamet etti. Onun saltanat süresi, dört yıl, bir aydır. Kırk yaşlarındayken öldü.
Annesi, Atîke bint Yezîd b. Mu'âviye'dir.[97]
Hişâm B. Abdilmelik'in Saltanatı
Yezid'in ölümü nedeni ile Hişâm b. Abdilmelik'e biat edildi. Zira Yezîd, kendi yerine onu veliaht tayin etmişti. Rakka'dan bir gün uzaklıktaki Rusâfe'de ikamet etti. Künyesi Ebû'l-Velîd'dir. Hicrî 125. yıl, 10 Re-bi'ulâhır tarihinde ölünceye kadar yönetimde kaldı. Öldüğünde elli iki yaşında idi. Onun saltanat süresi, on dokuz yıl, yedi ay, birkaç gündür.
Annesi, Ümmü Hâşim[98] bint [Hişâm b.][99] İsmâîl b. Hişâm b. el-Velîd b. el-Muğîre b. Abdillah b. Ömer b. Mahzûm'dur.[100]
Velîd B. Yezîd B. Abdilmelik'in Saltanatı
Amcası Hişâm öldüğünde ona biat edildi. Zira Yezîd, Hişâm'dan sonra onu yöneticiliğe aday göstermişti. Hicretin 126. yılında, 3 Cemâziyelâhır Perşembe günü öldürülünceye kadar yönetimde kaldı.
Künyesi Ebû'l-Abbâs'tır. Hıms'a bağlı bazı yerleşim birimlerinde ikamet etti. Fâsık, kaba ve azledilen biriydi. Saltanat süresi bir yıl, iki aydır. Kırk iki yaşında öldürüldü.
Annesi, Haccâc b. Yûsuf'un kardeşi Muhammed b. Yûsuf'un kızıdır.[101]
Yezîd B. Velîd B. Abdilmeük B. Mervân'ınhalifeliği
Münkere karşı gelerek ayaklandı. Gerçek manada fâsık ve kâfir olan amcasının oğlu Velîd b. Yezîd'i öldürdü. Böylece Yezîd b. Velîd'e biat edildi. Hicretin 126. yılı, Zilhicce ayında vefat edinceye kadar yönetimde hüküm sürdü. Halifeliğinin süresi, altı aydır. Yaklaşık olarak otuz beş yaşında vefat etti. Erdemli bir insandı. Künyesi Ebû Hâlid'dir. Dımeşk'te ikamet etti.
Annesinin adı, Şahferîd'dir,[102] Sâsânî kralı Hüsrev b. Feyrûz b. Yezdi-cerd b. Şehriyâr b. Kisrâ b. Ebreviz'in kızıdır.[103]
İbrahîm B. Velîd B. Abdilmelik B. Mervân B. Hakemin Saltanatı
Kardeşi öldürüldüğünde ona biat edildi. Mervân b. Muhammed b. Mer-vân b. Hakem adına, kendisi yönetimden el çekinceye kadar durumu bozuk, işleri karışık bir şekilde iş başında üç ay kaldı. Daha sonra yaşamına normal bir şekilde devam etti. Bir rivayete göre Zab gününde boğuldu. Diğer bir rivayete göre ise, o günden önce ölmüştü. Künyesi Ebû İshâk'tır. Annesi, ismini bilmediğim bir câriyedir.[104]
A'yâs Koluna Mensub Emevî Sultanlarının Sonuncusu Mervân B. Muhammed B. Mervân B. Hakem'in Saltanatı
Mervân b. Muhammed b. Mervân'a, hicretin 127 yılı Safer ayında, Ce-zîre'de biat edildi. İstikrarlı bir durum yaşamadı. Bir mekânda sürekli kalmadı. Amcasının çocukları ve başkalarının ona her defasında karşı gelmesinden dolayı işleri hiç düzelmedi. Künyesi Ebû Abdilmelik'tir. Mısır topraklarında Bûsîr denilen yerde öldürülünceye kadar hep böyle devam etti. Hicri 132. yıl, 13 Rebî'ulevvel Cuma günü öldürülünceye kadar durmadan savaştı. Gücünü hiç yitirmedi. Onu, Horasanlılardan Amir b. İsmâîl el-Musli[105] öldürdü. Saltanat süresi, beş yıl, bir aydır. Doksan altı yaşında idi.
Annesinin kim olduğu hakkında değişik görüşler vardır. Bir rivayete göre annesi câriyedir. Diğer bir rivayete göre ise, Benî Âmir'in bir kolu olan Ca'de Oğullan'ndandır.
İşte böylece bir Arap devleti olan Ümeyye Oğulları devleti sona erdi. Belli bir başkentleri yoktu. Onların hepsi halifelikten önce oturdukları ev ve arazilerinde oturmaya devam ettiler. Ne mal biriktirdiler, ne de sarayları çoğalttılar. Müslümanlardan, kendilerine "Efendim!" ya da "Sahibim!" şeklinde hitâb etmelerini istemediler. Böylece Müslümanlar, onlarla kulluk ve padişahlık ilişkisi ile yazışmalarda bulunmadılar. Onların huzurunda el, ayak ve yerleri öpmediler. Yöneticilerinin amacı, en uzak bölgelere kadar görev lendirme ve görevden alma konusunda kendilerine tam bir itaat etmekten başka bir şey değildi. Endülüs, Sind, Horasan, İrminiyye ve Ye-men'deki valileri azlediyorlar; yerlerine başkalarını görevlendiriyorlardı.[106]
Ebu'l-Abbâs Es-Saffâh
Yönetim Abbâs b. Abdilmuttalib (r.a.) Oğulları'na geçti. Onların devleti, Arap olmayan (Acem) bir devletti. Arapların defterleri kapandı. Horasan Acemleri işbaşına geçtiler. Yönetim tam ısırıcı meliklik ve kisrahğa dönüştü. Şu da var ki Emevîlerin aksine onlar sahâbilerden hiçbirine açıkça sövmediler. Zira Ümeyye Oğulları, Ali b. Ebî Tâlib'e ve Hz. Fâtıma-tu'z-Zehrâ'nın pak soyundan olan evlâdına lanet okuyorlardı. Sadece Ömer b. Abdilazîz ve Yezîd b. Velîd, caiz görmediklerinden dolayı bu lanetlemeyi yapmadılar.
Ebû'l-Abbâs'ın[107] yönetimi döneminde Müslümanların birliği bozuldu. İki Zap nehirlerinin kesiştiği yerden başlayarak, denize taraf Afrika Önleri ve Sudan bölgeleri ile ilişkileri kesildi. Bu bölgelere Haricî grupları ve Abdullah b. Hasan b. Hasan b. Ali b. Ebî Tâlib'in iki oğlu İdris ve Süleyman'ın torunları olan Şî'a ve Mu'tezile toplulukları egemen oldular. Bu fırkalar, Berberilerin yaşadıkları bölgelerde ortaya çıktılar. Onlardan Mu'âviye b. Hişâm b. Abdilmelik b. Mervân torunları Endülüs'e egemen oldular. Ama bu fırkaların çoğu Mu'âviye b. Hişâm'ın soyundan olmayanlardı. Yine Abbasîler yönetimde olduğu sıralarda, kâfirler, Endülüs'ün yansı ve Sind'in yarıya yakın bir bölümü üzerine hâkim oldular.
Ebû'l-Abbâs es-Saffâh Abdullah b. Muhammed b. Ali b. Abdillah b. el-Abbâs, hicretin 132. yılında, Rebî'ulâhır ayında Kûfe'de işbaşına geçti. Hicrî 136, Zilhicce ayında ölünceye kadar Enbâr'da yönetimde kaldı. Öldüğünde otuz üç yaşında idi. Saltanat süresi dört yıl, sekiz aydır.
Annesi, Haris b. Ka'b Oğulları'ndan Rayta bint Ubeydillah b. Abdillah b. Abdilmedan'dır. Daha önce[108] Haccâc b. Abdilmelik b. Mervân'ın hanımı idi. Ondan Ebû'l-Abbâs'm anne bir kardeşi olan Abdulazîzb. Haccâc'i doğurdu. Sonra Haccâc'ın kardeşi Abdullah b. Abdilmelik b. Mervân ile evlendi. Ondan da Ebû'l-Abbâs'in dönemine yetişen ve Ebû'l-Abbâs'in kendisine ikramda bulunduğu bir kız çocuk doğurdu.
Ebû'l-Abbâs döneminde, onun kardeşinin oğlu İbrâhîm,[109] camide bulundukları bir sırada Mavsıl halkına saldırdı. Halk maksureyi[110] kırıp, ağaçlarını alarak askerlerle çarpıştı. Onları camiden dışarı çıkartıp kurtuldular.[111]Sadaka el-Ezdî'nin dedesi İbn Zerîk onlar arasında idi.[112]
Ebû Ca'fer El-Mansûr'un Saltanatı
Saffâh'dan sonra kardeşi Ebû Ca'fer el-Mansûr Abdullah b. Muhammed b. Ali b. Abdillah b. el-Abbâs yönetime geçti. Kardeşi öldüğünde ona biat edildi. Bağdâd'ı kurup saltanatının merkezi yaptı. Hicretin 158. yılında, Zilhicce ayında ölünceye kadar yirmi iki yıl yönetimde kaldı. Hacca giderken yolda öldü. Mekke yakınlarında Bi'r-i Meymûn denilen yerde defnedildi. Öldüğünde aitmiş üç yaşında idi. Annesi, câriye olup. Nefzî[113] kabilesindendir. Sinhâciyye kabilesinden olduğu da söylenmiştir.[114]
El-Mehdî'nin Saltanatı
Mansûr'dan sonra oğlu el-Mehdî lakablı Ebû Abdillah Muhammed b. Abdillah yönetime geçti. Hicretin 169. yılında ölünceye kadar on yıl, birkaç ay[115] yönetimde kaldı. İsabâd'da[116] öldüğünde kırk üç yaşında idi.
Annesi, Ümmü Mûsâ bint Mansûr el-Himyerî'dir. Afrika'da bulunan Kayravan halkındandır. Daha önce Kayravan'da Ubeydullah b. Abbâs b. Abdilmuttalib'in evlatlığından reddedilen bir genç ile evli idi. Ondan bir kız çocuğu doğurdu. Mansûr'dan önce bir terzi ile evlendi. Ondan da bir erkek çocuk doğurdu.[117]Sonra kavminin yanına gitti. Ebû Ca'fer Mansûr, Hişâm b. Abdilmelik'in halifeliğinde hareket edip Kayravan'a girdi. Terzinin öldüğünü ya da onu boşadığmı öğrendi. Böylece Mansûr, onunla evlenip getirdi. Halifelik makamına geçtiğinde, terzinin çocuğuna Tayfur adını koydu. Bazı rivayetlerde Tayfur, el-Mehdî'nin azadlı kölesi olarak görülmektedir. Halbuki o, Mehdî'nin anne bir kardeşidir. Ahbâru Bağdâd adlı eserin müellifi Ubeydullah b. Ahmed b. Ebî Tâhir'in dedesidir.[118]
El-Hâdî'nin Saltanatı
Mehdî'den sonra oğlu el-Hâdî lakablı Ebû Muhammed Mûsâ b. Muhammed yönetimi devraldı. Hicretin 170. yılında, yirmi dört yaşında Mû-sâbâd'da ölünceye kadar yönetimde kaldı. Hükümdarlığı bir yıl iki ay sürdü. Annesi Hayzuran adında bir câriyedir.[119]
Hârûn Er-Reşîd'in Saltanatı
Hâdî'den sonra kardeşi Ebû Ca'fer Hârûn b. Muhammed yönetime geçti. Horasan'ın Tûs şehrinde ölünceye kadar yönetimde kaldı. Mezarı da Tûs şehrindedir. Bir yıl hacca gidiyordu, bir yıl da gazaya çıkıyordu. Halifelik döneminde hacca giden son halifedir. Ondan sonra, genellikle yönetimlerinden önce hacca gidilirdi. Rakka ve Hîra'da ikamet etti. Hicretin 193. yılında kırk altı yaşında öldü. Hükümdarlık süresi, yirmi üç yıl, bir aydır. Hâdî'nin öz kardeşidir.[120]
el-emîn'in saltanatı
Hârûn er-Reşîd'den sonra, oğlu Ebû Abdillah Muhammed el-Emîn b. Hârûn er-Reşîd b. Muhammed el-Mehdî yönetime geçti. Hicretin 196. yılında öldürülünceye kadar yönetimde kaldı. Kardeşi Me'mûn, komutanı Tâhir b. Hüseyin'i onunla savaşmaya gönderdiğinde onun öldürülmesini emretmişti. O da Muhammed el-Emîn'i hapsederek öldürdü. Yönetim süresi, dört yıl bir kaç aydır. Öldüğünde yirmi yedi yaşında idi.
Annesi, Zubeyde'dir.[121] Onun adı, Ümmü Ca'fer bint Ca'fer el-Ekber b. Ebî Ca'fer el-Mansûr'dur.[122]
Me'mun'un Saltanatı
Emîn'den sonra kardeşi Ebû'l-Abbâs Abdillah b. Hârûn er-Reşîd b. Muhammed el-Mehdî yönetime geçti. Gazada bulunmak üzere Bizans diyarında bulunduğu sırada ölünceye kadar yönetimde kaldı. Mezarı Tarsus'tadır. Yönetim süresi, yirmi yıl, bir kaç aydır. Hicretin 218. yılı, 15 Receb günü kırk dört yaşındayken öldü. Ehl-i Beyt'i seviyordu. Onlardan yüz çeviren, onların eksikliklerini sayıp şovenlere kolaylık tanımazdı. Onun Şî'a mezhebine geçtiği de söylenmiştir.
Annesi, Horasan Bâdeğîs'li bir Türk olan, Merâcil adında bir câriyedir.
Onun döneminde Müslümanlar, Sikılliye ve İkrîdış'i fethettiler.[123]
El-Mu'tasım'in Saltanatı
Me'mûn'dan sonra kardeşi Ebû İshâk Muhammed b. Hârûn b. Muhammed b. Abdillah yönetimi devraldı. Bağdâd'dan ayrılarak Sürre Men Rea[124] (Samarra) şehrini başkent yaptı. Babasının askerleri olan Horasanlıların yönetim işlerindeki güçlerini etkisiz duruma getirdi. Türkler'den yardım isteyerek onlardan kendisine bir ordu meydana getirdi. Onun döneminde İslâm devleti geçerliliğini yitirdi. O günden beri fesat ve karışıklığın dayandığı direkler yükselmeye başladı. Bununla birlikte onun döneminde, İslâm için büyük zenginlik sayılabilecek aşağıdaki fetihler yapıldı:
Mecusîlik dinini açıkça ilan ederek, Azerbeycan'da ortaya çıkıp yirmi yıl kadar padişah ordusunu yenilgiye uğratan ve İslâm'a karşı kılıç çeken Babek el-Hurremî öldürüldü.
Taberistan fethedilerek, onun dağlarında hüküm süren, Mecusîlik dinini ilan eden Mâzyâr öldürüldü.
Yine Mecusîlik dinini ayakta tutan el-Cebel'deki Muhammıra[125] fırkası mensuplarını öldürdü.
Küfür diyarına bizzat kendisi gazaya çıkan son halifedir.
Okuma yazma bilmeyen bir ümmî idi.
Mu'tezile mezhebinin görüşlerini savunuyordu.
Yönetim süresi, sekiz yıl sekiz ay sekiz gündür. Hicretin 227. yılı, Re-bî'ulevvel ayında kırk sekiz yaşındayken öldü.
Annesi, Mâride adında Arap asıllı olmayan Kûfeli bir câriyedir.[126]
El-Vâsık'ın Saltanatı
Mu'tasım'dan sonra Ebû Ca'fer Hârûn b. Muhammed b. Hârûn b. Abdillah yönetimi devraldı. Hicretin 232. yılında, Zilhicce ayında ölünceye kadar yönetimde kaldı.
Yönetim süresi, beş yıl, sekiz aydır. Öldüğünde otuz altı yaşında idi. Mu'tezile mezhebinin görüşlerini savunuyordu. Annesi, Karatîs adında Rum asıllı bir câriyedir.[127]
El-Mutevekkil'in Saltanatı
El-Vâsık'tan sonra kardeşi Ebû'1-Fazl Ca'fer b. Muhammed b. Hârûn b. Muhammed yönetime geçti. Hicrî 247 yılında, 4 Şevval[128] Çarşamba gecesi öldürülünceye kadar yönetimde kaldı. Oğlu Mustansır'ın emri ile, iki Türk olan Bağır[129] ve Yecen[130] adlı kişiler, ona meclisinde saldırarak öldürdüler. Yönetim süresi, on dört yıl, on aydır. Öldürüldüğünde kırk iki yaşında idi.
Annesi, adı Suca' olan bir Türk câriyedir.[131]
El-Muntasır'ın Saltanatı
Mutevekkil'den sonra babasını öldürmeyi plânlayan oğlu Ebû Ca'fer Muhammed b. Ca'fer b. Muhammed b. Hârûn b. Muhammed el-Muntasır yönetimi devraldı. Hicrî 248, 5 Rebî'ulevvel tarihinde ölünceye kadar altı ay yönetimde kaldı. Öldüğünde yirmi beş yaşında idi. Şî'a mezhebinin görüşlerini benimsiyordu.
Annesi, Rum asıllı adı Habeşiyye olan bir câriyedir. Babasını, Ehl-i Beyt'i düşük gördüğünden; ondan ve Ali b. Cehm gibi arkadaşlarından Ehl-i Beyt ile ilgili küçük düşürücü şeyler işittiğinden dolayı öldürttüğü söylenmiştir.
Reşîd de Mütevekkil'in meylettiklerine eğilimli biri idi; fakat aşın değildi. Bazan Reşîd hoşuna gitmediği şekilde övülüyordu ve onun övülmesi sırasında Ehl-i Beyt küçük düşürülüyordu. Bu, şâirin mahrum edilip kovulması için yeterli bir sebeb sayıldı. Ancak Mütevekkil, Ehl~i Beyt'in aşırı derecede küçük düşürülmesinden dolayı hoşnutsuzluk göstermezdi.[132]
El-Musta'ın'ın Saltanatı
Muntasır'in ölümünden sonra, yakını olarak amcasının oğlu Ebû'l-Abbâs Ahmed b. Muhammed el-Mu'tasım el-Musta'ın yönetimi devraldı. Aynı yılın[133] Şevval ayında Öldürülünceye kadar azledilen bir yönetici olarak kaldı. Onun öldürülmesini emreden el-Mu'tez idi. Hapsedilerek öldürüldü. Öldüğünde 32-33 yaşlarında idi.
Annesi, Muhârik'tir. Bir rivayete göre câriye, diğer bir rivayete göre ise Mavsıl'ın bir köyü ofan Devsereli[134] Ubeyd'in[135]kızıdır.[136]
El-Mu'tez'in Saltanatı
Musta'ın'dan sonra, yakını olarak amcasının oğlu Mu'tez (Ebû Abdullah ez-Zübeyr b. Ca'fer el-Mutevekkil) yönetime geçti. Hicrî 255 yılı, Şaban ayında öldürülünceye kadar yönetimde kaldı. Hamama kapatılarak, ölünceye kadar kapısı kapatıldı. Onu devirme görevini üstlenen Türk asıllı Salih b. Vasîf, onun bu şekilde öldürülmesini emretmişti.
Onun döneminde, ülkenin değişik yerlerinde müstevliler ortaya çıktı. Musta'ın'ın azledilmesinden onun devrilmesine kadar üç yıl yedi ay yönetimde kaldı. Yaşı yirmi beş yıldan bir ay eksiktir. Hiç hacca gitmedi.
Annesi, Kabîha adlı Sikıliyyeli bir câriyedir.[137]
El-Muhtedî (R.A.)'Nin Halifeliği
Mu'tez'den sonra yakını olarak, amcasının oğlu Muhtedî (Ebû Abdil-lah Muhammed b. Hârûn el-Vâsık) yönetime geçti, Allah'ın rahmeti onun üzerine olsun, âdil bir imamdı. Hicrî 256, 15 Receb tarihinde öldürülünceye kadar yönetimde kaldı. Mûsâ b. Boğa ona karşı ayaklandı. Onunla savaştı. Savaşta çok yara aldı. Sonra yakalanıp öldürüldü. Halifelik süresi, on bir aydır. Öldürüldüğünde otuz yedi yaşındaydı.
Annesi, Kurb admda bir câriyedir.[138]
El-Mu'temîd'in Saltanatı
Amcasının oğlu Mu'temîd (Ebû'l-Ab-bâs Ahmed b. Ca'fer el-Mutevekkil) yönetimi devraldı. Ölünceye kadar yönetimde kaldı. Yirmi üç yıl hüküm sürdü. Hicrî 279, 19 Receb tarihinde elli yaşındayken öldü.
Annesi, Futyan[139]adında bir câriyedir.
Onun döneminde kardeşi Ebû Ahmed el-Muvaffak, İslâm'ın yıkılmasına çalışan Zencîlerin liderini öldürdü.
Mu'temîd, hiç bir emir ve yasaklaması yerine getirilmeyen, devlet işlerinde hâkim olamayan ilk halifedir.
Halifeliğin adından başka elinde hiç bir yetkisi yoktu.[140]
El-Mu'tezîd'in Saltanatı
Mu'temîd'den sonra, kardeşinin oğlu Mu'tezîd (Ebû'l-Abbâs Ahmed b. Ebî Ahmed Talha b. el-Mutevekkil) yönetimi devraldı. Hicrî 289, 23 Re-bî'ulâhır tarihinde ölünceye kadar yönetimde kaldı. Onun yönetim süresi, dokuz yıl, dokuz ay birkaç gündür. Kırk altı yaşında öldü. Şî'a mezhebini savunuyordu. Bağdâd'a döndü; orada oturdu. Hiç hacca gitmedi. Ondan sonra günümüze kadar işbaşına gelen diğer halifeler de hacca gitmediler.
Annesi, Dirar adında bir câriyedir.
Onun döneminde Bahreyn'de, Afrika ülkelerinde ve Yemen'de, Kara-mıta adı altında küfre davet hareketi ortaya çıktı. Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.[141]
El-Muktefi'nin Saltanatı
Mu'tezîd'den sonra, oğlu Muktefî (Ebû Muhammed Ali b. Ahmed) yönetimi devraldı. Hicrî 294, 13 Zilka'de Cumartesi günü, yatsı vakti ölünceye kadar yönetimde kaldı. Yönetim süresi, beş yıl, yedi ay, bir kaç gündür. Şî'a mezhebinin görüşlerini benimsiyordu.
Annesi, Çiçek[142] adında bir câriyedir.[143]
El-Muktedir'in Saltanatı
Muktefî'den sonra, kardeşi Muktedir (Ebû'1-Fazl Ca'fer b. Ahmed) on dört yaşında yönetimi devraldı. Ondan sonra, günümüze kadar mü'minle-ri idare eden hiç bir yönetici, bu yaştan daha küçük bir yaşta işbaşına geçmemiştir.
Onun döneminde halifelik müessesesi bozulup sarsıntılar geçirdi. İslâm'ın durumu zayıfladı. Aşın kâfir râfizîler ortaya çıktı. Birçok bölgeyi ele geçirdiler. Kendilerine mü'minlerin emîri adını verdiler. Daha önce bu adı almaktan çekinen, Endülüs'e egemen olan Hişâm b. Abdilmelik b. Mervân'm evlatları da bu konuda onların yolunu takip ederek kendilerine mü'minlerin emîri dediler. Daha önce onlara sadece "emîr" deniliyordu. Günümüzde bazı bölgelerde hüküm süren, mü'minlerin emîri Hasan b. Ali'nin torunları da onların yolunu takip ettiler. İşte böylece nizam ve intizam tamamen bozuldu; kargaşa baş gösterdi.
Hicretin 320. yılında 27 Şevval Çarşamba günü kendisine karşı ayaklanan Hadim Mu'nis ile yaptığı savaşta öldürülünceye kadar yönetimde kaldı. Öldüğünde otuz sekiz yaşında idi. Yirmi dört yıl, on ay yönetimde kaldı.
Annesi, Şağab[144] adında bir câriyedir.
Onun döneminde aşın Râfizîler, Afrika'nın tamamını ellerine geçirdiler. Kâfir Karmatîler, Mekke'yi istilâ ettiler. Haceru'l-Esved'i yerinden söktüler. İnsanlar tavaf esnasında öldürüldüler. Biz Allah'a aidiz. Yine ona döneceğiz.[145]
El-Kâhir'in Saltanatı
Muktedir'den sonra kardeşi el-Kâhir (Ebû Mansûr Muhammed b. Ah-med) yönetimi devraldı. Hicretin 322. yılında 6 Cemâzıyelevvel Çarşamba günü halledilip gözlerine mil çekilinceye kadar yönetimde kaldı. Yönetim süresi bir yıl, altı aydır. Sonra h. 338 yılında, elli altı yaşında ölünceye kadar, fakir, perişan ve önemsiz bir kişi olarak yaşadı.
Annesi, Katul adında bir câriyedir[146]
Er-Radî'nin Saltanatı
Kâhir'den sonra kardeşi er-Radî (Ebû'l-Abbâs Muhammed b. Ca'fer b. el-Muktedir) yönetime geçti. Hicrî 329. yıl, 15 Rebî'ulevvel Cumartesi günü ölünceye kadar yönetimde kaldı. Yönetim süresi, altı yıl, on ay, sekiz gündür. Öldüğünde yaşı otuz bir yıl bir kaç aydı.
Annesi, Zelûm adında bir câriyedir.
Onun döneminde, hemen hemen her bölgede hüküm süren ayrı ayrı hanedanlıklar oluştu. Ona ve ondan sonraki halifelere baskı uyguladılar. Yönetim bozuldu. Diğer kurumlar da ona göre bozulup sarsıntılar geçirdiler.[147]
El-Muttakî'nin Saltanatı
Er-Radî'den sonra kardeşi el-Muttakî (Ebû İshâk İbrâhîm b. Ca'fer) yönetimi devraldı. Hicretin 333. yılı, 23 Safer tarihinde ona karşı ayaklanan Türk asıllı Tüzün tarafından devrilip, gözüne mil çekilinceye kadar yönetimde kaldı. Yönetim süresi, dört yıl, on bir aydır. Salih bir kişi idi. Ne var ki yönetim işlerinde başarılı olamadı. Hicretin 340. yılında ölünceye kadar devrik olarak yaşadı. Öldüğünde kırk üç yaşında idi.
Annesi, Halûb adında bir cariyedir.[148]
El-Müstekfî'nin Saltanatı
El-Muttakî'den sonra, yakını olarak amcasının oğlu Ebû'l-Kâsım Abdullah b. Ali eI~Müstekfî yönetime geçti. Bağdâd'a girip halifelik makamını istilâ eden Ahmed b. Buveyh ed-Deylemî el-Akta'm emri ile, h. 330 Cemâzıyelâhır'da devrilip gözlerine mil çekilinceye kadar yönetimde kaldı. Yönetim süresi on yedi aydır. H. 339 yılında ölünceye kadar azledilmiş olarak yaşadı. Öldüğünde yaşı elli beş yıl, bir kaç aydı.
Annesi, Ğusn adında bir cariyedir.[149]
El-Mutî'ln Saltanatı
El-Müstekfî'den sonra yakını olarak amcasının oğlu el-Mutî' (Ebû'l-Kâsım b. Ca'fer el-Muktedir) yönetime geçti. Felç oluncaya kadar yönetimde kaldı. Hicretin 363. yılında 13 Zilka'de Çarşamba günü, kimse onu zorlamadan kendi isteği ile oğlu adına yönetimden el çekti. Yönetim süresi, yirmi dokuz yıl, beş buçuk aydır. Öldüğünde altmış dört yaşında idi. Yönetim süresince mazlum olarak yaşadı. Adından başka yönetimin hiç bir şeyine sahip değildi.
Annesi, Meşgale adında bir câriyedir.
Onun döneminde halifelik gücünü yitirdi ve yıkılmaya yüz tuttu. Dey-lemlilerBağdâd'ı; aşırı Râfizîler Mısır ve Suriye'nin tamamı ile Mekke ve Medine'yi; Bizanslılar İkrîdış, Suriye'nin hudud boylarını ve el-Cezî-re'nin bir kısmını istilâ ettiler. Karmatîler, Haceru'I-Esved taşım geri getirip Ka'be'deki yerine koydular.[150]
Et-Tâî'nin Saltanatı
El-Mutı'den sonra oğlu Ebû Bekir Abdulkerîm et-Tâî yönetime geçti. 380 yılında azledilinceye kadar yönetimde kaldı. Yönetim süresi on altı yıl, bir kaç aydı. Ondan sonra h. 400.[151] yılında ölünceye kadar azledilmiş ve gözlerine mil çekilmiş olarak yaşadı. Hesrumihr[152] b. Fennahüsrev b. Hasan b. Buveyh ed-Deylemî tarafından azledilip gözlerine mil çekilmişti.[153]
El-Kadir'in Saltanatı
Et-Tâî'den sonra, yakını olarak amcasının oğlu Kadir (Ebû'l-Abbâs Ahmed b. İshâk b. Ca'fer el~Muktedir) yönetime geçti. 423 yılında ölünceye kadar yönetimde kaldı. İslâm döneminde hiçbir halife, bu kadar uzun süre mü'minlerin emîri olarak kalmamıştır. Yine hiç biri onun kadar yaşamamıştır. Zira onun yönetim süresi kırk üç yıla ulaştı. Öldüğünde ise doksan üç yaşında idi. 331 yılında doğmuştu.[154]
El-Kâim Billâh Abdullah B. El-Kadir Billâh'ın Saltanatı
El-Kadir Billah'tan sonra Ebû Ca'fer Abdullah b. el-Kadir Billah yönetime geçti. Bugün işbaşında bulunan mü'minlerin emîridir.
Yüce Allah, keremi ile Müslümanlara, Allah dostlarını üstün kılacak, düşmanlarını zelîl edecek, İslâm kelimesini yüceltecek, İslâm'ın işini zorlaştıran diğer dinlerin kelimesini alçaltacak, adaleti ortaya koyan ve Kitâb ile Sünnet'e göre hükmeden râşid bir yönetici bahşetsin. Amin.
Ey Âlemlerin Rabbi, âmin.
Bu kitap ile amaçladığımızı Yüce Allah yardım edip yerine getirdi. Arşının ağırlığınca, yaratıklarının sayısınca ve kelimeleri adedince ve O'nu razı edecek şekilde O'na sürekli hamd olsun. Yüce Allah'tan hatalarımızın bağışlanmasını istiyor, rahmeti ile kabul buyurmasını ümid ediyoruz. Allah'tan başka ilâh yoktur. Her şeyin sahibi ve rnelîkidir. Bir'dir, İlk'tir ve el-Hakk'tır. Allah'ın salât ve selâmı, yaratıklarının en hayırlısı olan Efendimiz Muhammed'in, O'nun âlinin, ashabının, nesil ve akrabasının üzerine olsun. Onun sahâbîlerinden de Allah razı olsun.
Hicretin 776. yılı Safer ayının son on günü içerisinde bu kitabın yazımı tamamlandı.[155]
[1] Asıl nüshada, "Âmir" yazılıdır. Yanlıştır.
[2] Asıl nüshada, "b. el-Cu'fî" yazılıdır. Yanlıştır. Bkz. et-Tehzîb.
[3] Asıl nüshada da bu ad bu şekilde yazılıdır. Fakat Terâcim eserlerinde, "Mi'dâd b. Yezîd ef-İclî'den başka, bu şekilde bir isme rastlamadık. Bkz. el-İsâbe (VI, 179)'da, Muhadra-mûn arasında zikredilmiştir. Yine bkz. el-Hiiye, IV, 159-160.
[4] 01 Bu zât ed-Dehhâk b. Şurahbil'dir. Hemdan kabilesinin bir kolu olan Mişrak'a nisbet edilerek, ona, İbn Şurahbil el-Hemdanî el-Mişrakî denilmiştir. Bkz. Tehzîbu' t~Tehzîb.
[5] Asıl nüshada, "Ma'mer" yazılıdır. İbn Sa'd, VI, 235 ve Tehzîb't göre düzeltildi.
[6] Asıl nüshada, "Amire" yazılıdır. Bu açık bir hatadır.
[7] Ası! nüshada, "sîn harfi ile Esve'" yazılıdır. İmlâ hatasından dolayı öyle yazılmıştır.
[8] Asıl nüshada, "b, Ma'râ" yazılıdır. Bu çirkin bir imlâ hatasıdır. Bu zât, "Kûfe'nin kadısı el-Kâsım b. Ma'n b. Abdirrahman b. Abdillah b. Mes'ûd"'dur. Buhârî, el-Kebîr, I/IV ve Tehzîb'âe biyografisi yazılıdır.
[9] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 312-314.
[10] Asıl nüshada da böyle yazılıdır. /'lâmu l-Muvakkı'în'de, onun yerine "el-Hâris b. Âmire ez-Zubeydî" yazılıdır. Her ikisi hakkında da bilgi sahibi değiliz.
[11] Asıl nüshada da aynı bu şekilde yazılıdır. Ne demek olduğunu bilemiyoruz.
[12] Asıl nüshada, "Cudeyr" yazılıdır.
[13] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 315-316.
[14] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 316-317.
[15] Daha önce KÛfeli fakilıler arasında İmrân b. el-Mu'afî'nin adı geçti.
[16] Daha önce İbrâhîm b. Uleyye'nin, Basralı fakihler arasında adı geçti.
[17] Asıl nüshada da böyle yazılıdır.
[18] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 317-318.
[19] Et-Taberî, III, 221'deki şu görüşünü doğrulamaktadır: "Üsâme, Medine'den ayrıldığında yeryüzü küfre döndü ve azgıniaştı. Kureyş ve Sakîf kabilelerinden başka her kabile ya genel olarak ya da özel olarak bir kısmı irtidât etliler."
[20] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 321.
[21] Nehravan'dakî Haricîlerden biri olan Hurkûs b. Züheyr'dir. Ferrâ, ona Zu'1-Yedeyye (il elli) demiştir. Fakat hadislerde hep Zu's-Sudeyye (iki memeli) şeklinde geçmektedir. Ali, onların aleyhine hükmedip onlarla savaşmaya başladığında, onlar durmadan ölü veriyorlardı. Ali, onların ölüleri arasından Zu's-Sudeyye'yi çıkardı. Onun ellerinin eksik olduğu ve ellerinde hiç bir kemiğin olmadığını gördü. Ellerinin çevresi meme ucuna benziyordu. Üzerinde beş ya da yedi kıl vardı. Başlan ise eğri büğrü idi. Sonra onun pazılarına baktı. Her iki omuzunda, kadın memelerine benzer et parçasının toplanmış olduğunu gördü (Murû-cuz-Zeheb, Paris baskısı, IV, 416; yine bkz. el-İsâbe, 2442).
[22] Asıl nüshada, "Azeye" yazılıdır. Araba çarpışması, Müslümanların Suriye bölgesindeki ilk çarpışmasidır. Bkz. Fuiûhu'l-Buldân (Mısır baskısı), 116.
[23] Asıl nüshada, "Daye" yazılıdır. Fulûhu'l-Buidân (Mısır baskısı), 116'da Debiye ya da Dâ-
biye olarak geçmektedir. Et-Taberî, IV, 39'da ise, Dâsine şeklinde yazılıdır. Dâsİn şeklinde olması da muhtemeldir.
[24] Bağlamın gerektirdiği bir ilâvedir. Zira Hâlid, Ecnâdeyn çarpışmasında değil, Mercu's-Suf-fâr'da öldürülmüştü. Bkz. Futûhu l-Bıddân, 124-125.
[25] Asıl nüshada, "on beş ay" yazılıdır. Futûhu' I-Buldân (Mısır baskısı), 121 'e göre düzeltildi.
[26] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 322-324.
[27] Asıi nüshada siliktir. Bağlama göre İlave edildi. El-Belâzurî ve et-Taberî'nin de açıkladıkları gibi, Cezîre'nin fethinin bu dönemde gerçekleştiği konusunda tarihî rivayetler müttefiktirler.
[28] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 324-325.
[29] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 325.
[30] Gerekli bir İlavedir. Zira İbn Hazm, fetihlerin tarihlerini belirlemede, halifelerin adlarını zikretme geleneğini iıep sürdürmüştür. Mesela hemen sonraki Mısır'ın fethi tarihine bakınız.
[31] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 325.
[32] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 325.
[33] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 325.
[34] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 326.
[35] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 326.
[36] 'Adı konusunda ihtilâf vardır. İbn Haldun, IV, 211'e göre onun adı, Ömer b. Şu'ayb cİ-Bu-lûtî'dir. Künyesi Ebû'l-Feyz'dir. Metrûh diye adlandırılan bölgesi ise Kurtuba'ya yakın Fehsu'l-Bulût'a bağlıdır. Yakut'a göre ise onun adı, Şu'ayb b. Ömer b. İsâ olup, Betrûh köyündendir.
[37] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 326.
[38] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 326.
[39] Günümüzde de bu mescid, Arap mescidi olarak bilinmektedir. Yeri Galata Kulesi'nin aşağısında Karaköy'dedir (çev.)
İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 327.
[40] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 327.
[41] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 327.
[42] Asıl nüshada, "Sebezân" yazılıdır.
[43] Asıl nüshada, Mihrican'dan sonraki kelime noktasız ve harekesiz olarak yazılıdır. Nüshayı yazan kâtib, kelimenin önüne bir soru işareti koymuştur. Yâkût ve et-Taberî'de yukarıda yazdığımız gibi kaydedilmiştir.
[44] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 327-328.
[45] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 328.
[46] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 328.
[47] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 328.
[48] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 328.
[49] Asıl nüshada, "Nûh" şeklinde yazılıdır. Et-Taberî, (Mısır baskısı), V, 4 ve Yakut'a göre düzeltildi.
[50] Asıl nüshada, "Suhruk" yazılıdır. Kisrâ'nın kumandanlarından bîridir. Bkz. et-Taberî, (Mı-
sır baskısı). V, 3-4.
[51] Asıl nüshada, "Cürre" yazılıdır.
[52] Asıl nüshada, "Sircan" yazılıdır.
[53] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 328-329.
[54] Asıl nüshada, "CUndÜb" yazılıdır. Et-Taberî'ye göre düzeltildi.
[55] Asıl nüshada, "Devâr" yazılıdır. Yakut'a göre düzeltildi. Dâver: Büyük bir şehirdir. Bolluk içerisinde olan bu şehir, Sicistân bölgesinde bulunan Gur'un sınır boyunda bulunuyor.
[56] Elimizdeki kaynaklarda Câbulistan diye bir yer adına rastlayamadık. Et-Taberî ve Yakut'ta Zabulistan olarak geçmektedir. Kendilerinden et-Tuzî ve et-Tucî'nîn türediği Tuc ve Tuz'da olduğu gibi, burada da başlarında z ve cim harflerinin bulunduğu, İki kelimenin birbirlerini takip etmesi muhtemeldir.
[57] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 329-330.
[58] Asıl nüshada, "Hurcan" yazılıdır.
[59] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 330.
[60] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 330-331.
[61] Asıl nüshada, "Amr" yazılıdır. Cemharatu EnsâbVl-Arab, 48 ve Nesebu Kweyş,6Ve göre
düzeltildi. İbn Hazm, el-Cemhara'da, Etruş lakabını alan kişinin: "Hasan b. Ali b. Hasan b. Ali b. Ömer...." olduğunu belirtmiştir. Burada ise soy kütüğünü kısaltmış, onu dedesine nisbet etmiştir.
[62] Nüshanın hamişinde: "Müellif (rh.a.) böyle söylüyor. Oradaki Müslümanların durumundan
habersiz olduğu anlaşılıyor. Zira oradaki Müslümanların çoğu Sünnî'dirler." yazılıdır.
[63] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 331.
[64] Nüshanın hamişinde: "Aksine Hanefî mezhebi hâkimdir." yazılıdır.
[65] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 331.
[66] Asıl nüshada, "Sel" yazılıdır. Selâ. Yakut'un, onun hakkında: "Ondan sonra imar edilmiş bir yerin olmadığı Mağrib'İn en uzak şehridir,.. Sonra güneyden ve kuzeyden Atlas Okyanusu başlar. Atlas Okyanusu'nun güneyinin iki tarafı ve yukarılarında Sudan şehirleri bulunmaktadır." yazdığı şehirdir.
[67] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 332.
[68] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 335.
[69] Tclkîlnt'l-Fuhûnf&â, 22 Cemâzıyelâhir tarihinde vefat ettiği belirtilmiştir.
[70] Asıl nüshada, ",...Saht b. Amr b. Âmir" yazılıdır. Amr kelimesi burada isimler arasına sokuşturulmuş. Bkz. Cemharatu Ensâbı'l-Arab, 126 ve Nesebu Kureyş, 275.
[71] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 335.
[72] Burada böyle söylemiştir. Halbuki birkaç satır yukarıda, onun 8 Cemâzıyelaiıır'da vefat ettiğini bildirmiştir. Ömer'e, Ebû Bekir'in vefat ettiği gün bey'ât edildi.
[73] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 335-336.
[74] Telkîhu'l-Fuhûm'da: "Ebû Ma'şer der ki: On iki yıldan on iki gün eksiktir." yazılıdır.
[75] Asıl nüshada, "Kuneyre eş-Şekva" şeklinde yazılıdır.
[76] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 336.
[77] Nüshanın hamişinde: "Mazeretleri, fitne durumu, insanların ihtilâfı, istikrarsızlık, vasiyyet ya da şûranın olmamasıdır. Allah en İyisini bilir. Bunları Ebû Abdillah 1355 yılında Dihl'de söylemiştir." yazılıdır.
[78] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 336-337.
[79] Telldhu'l-Fuhûm'da, yedi ay on bir gün denilmektedir. Dört ay olduğu da söylenmiştir.
[80] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 337.
[81] İbn Hazm, buradan itibaren halifelik kelimesi yerine "vilâyet" kelimesini kullanmıştır. Biz de bu kelimeyi saltanat olarak tercüme ettik (çev.).
[82] Asıl nüshada, "sekiz" kelimesi siliktir. Tbn Sa'd, II/VII, I28'e göre tesbit ettik.
[83] Ceme! ve Sıffîn savaşlarına katılıp, Ali'nin arkadaşları ve taraftarlarından olduğundan dolayı onlara böyle yapıldığını iddia etmişlerdir.
[84] Hucr b. Adiyy ve arkadaşlarının öldürülmesi sırasında, Mu'âviye'yi azarlayarak söylemiş olduğu şu sözdür: Rasûlullah (s.a.s.)'ın şöyle buyurduğunu işittim: "Benden sonra bazı insanların öldürülmesi, Allah'ı ve semâ ehlini gücendirecektir."
[85] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 337.
[86] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 338.
[87] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 339.
[88] Bu kişi Hasan b. Mâlik b. Behdel el-Kelbî'dir. Sevrb. Ma'n es-Sülemî, onu, "a'rabî/göçe-be Arap" dîye vasıflandırmıştır. Bkz. et-Taberi, (Mısır Baskısı), VII, 3.
[89] Asıi nüshada, siliktir. Sözün bağlamı gereği olarak ilave edildi. İbn Hazm'ın alışılmış ifadeleriyle de uyum içerisindedir. Zira ibn Hazm, Yezîd b, Mu'âviye'nin Harre olayında öldürdüğü kişiler hakkında: "Bu olay da İslâm'ın en büyük musibetlerinden ve onun helakidir." demiştir. Ondan önce, Ömer b. el-Hattâb'm Öldürülmesi hakkında da; "Onun öldürülmesi İslâm'a giren ilk karışıklıktır." demiştir.
[90] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 339-340.
[91] Cemharaiu Ensâbt' /-Arab, 19 ve Nesebu Kureyş, 159'a göre ilave edildi.
[92] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 340.
[93] Asıl nüshada, "Cerîr" yazılıdır. El-Cemhara, 239 ve Nesebu Kureyş, 162'ye göre düzeltildi
[94] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 340.
[95] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 340.
[96] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 341.
[97] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 341.
[98] El-Cemhara, 139'da da aynı bu şekilde geçmektedir. Nesebu Kureyş, 328'de Ümmü Hişâm
şeklinde yazılıdır.
[99] El-Cemhara, 139 ve Nesebu Kureyş, 328'e göre yapılan bir ilavedir.
[100] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 341.
[101] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 341-342.
[102] Asıl nüshada "Hefrid" şeklinde yazılıdır. El-Cemhara, 81'egöre düzeltildi. Et-Taberî, IX,
46'da, Şah Aferid'dir.
[103] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 342.
[104] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 342.
[105] Asıl nüshada, "el-Mesel" şeklinde yazılıdır. Et-Taberî'ye göre düzeltildi. Kûfe'de bir kabile adını taşıyan bir mahalleye de nisbet edilmiş olabilir. (Bkz. Mu'cemu'l-Buldân, el-Meseliyye maddesi).
[106] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 342-343.
[107] "Abbâs Oğulları" olması daha muhtemeldir. Zira bundan sonra anlatılacak olanlar Ebû'l-Abbâs es-Saffâh döneminde değil, aksine Ebû Ca'fer eî-Mansûr ve ondan sonra meydana gelmiş olaylardır.
[108] Ebû'l-Abbâs es-Saffâh'ın babası Muhammed b. Ali'den önce.
[109] İbrâhîm b. Yahya b. Muhammed'dİr. Yahya, Ebû'l-Abbas es-Seffâh'm kardeşidir. İbrahim'den başka çocuğu yoktur.
[110] (Maksure: Camide hükümdarın içinde namaz kıldığı ve genel kullanım alanında parmaklık ya da kafesle ayrılmış, zeminden hafifçe yüksek kesime verilen ad. -çev.-)
[111] EI-Cemhava'Ğd. durum daha açık bir şekilde şöyle anlatılmıştır: "....İbrahim b. Yahya, Mav-sil halkını öldüren kişidir. Cuma günü onlara kılıçla saldırdı. Onlardan ancak dört yüz kadar kişi kurtulabildİ. Bu kişiler, askerlerle çatışıp onları yarıp dışarı çıkanlardır. Sonra İbrâhîm, Mavsil'da hiç bir horoz ve köpeğin bırakılmamasını, hepsinin boğazlanmasını emretti."
[112] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 343-344.
[113] Asıl nüshada, Nafziyye kelimesi yerine "Bakariyye" yazıhdır. El-Cemhara, lR'e göre dü-zeltiidi. İbn Hazm, orada onun adının "Sellâme" olduğunu belirtmektedir.
[114] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 344.
[115] On yi! bir ay olması da muhtemeldir. Bkz. Muvûcu'z-Zeheb, thk. Muhyiddîn, III, 319.
[116] Asıl nüshanın hamişinde, "Musabaz olması muhtemeldir." yazılıdır. Et-Taberî, X, 12'de Mehdî'nİn, Mâsebazân'm er-Rez adlı köyünde vefat ettiği yazılıdır. Mes'ûdî, Muvû-cu'z-Zeimb, III, 319'da "Redeyn" diye adlandırmıştır.
[117] İbn Hazm, el-Cemhara, 19'da bu olayı daha açık ve bir şeküde anlatmıştır. (Türkçe'ye tercüme edildiğinde yukarıdaki paragrafla hemen hemen aynı anlamı ifade edeceğinden, e!-Cemhara'da alıntılanan paragrafı tercüme etmeyi gerekli görmedik, çev.)
[118] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 344-345.
[119] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 345.
[120] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 345.
[121] (Zubevde onun lakabıdır. Bkz. Suvûtî. Tâvîhu'l-Hulefâ, 303 cev.)
[122] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 345.
[123] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 346.
[124] (Göreni neşelendiren anlamındadır. Sonra bu şehire Samarra denilmiştir. Samarra'nın aslı ise, göreni hoşnutsuz eden anlamında, Sae Men Rea olduğu söylenmiştir, çev.)
[125] Hurremiyye'nın bir firkasıdır.
[126] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 346.
[127] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 346-347.
[128] Asıl nüshada, "249" yazılıdır. Bu açık bir hatadır. Zira az aşağıda belirtildiği gibi onun oğlu bile 248 yıiında ölmüştür.
[129] Asıl nüshada, "Ba'ır" yazılıdır.
[130] Et-Taberî, XI, 23'de, "Vacen eİ-Uşrûsenî es-Sağadî" diye yazılıdır.
[131] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 347.
[132] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 347.
[133] Asıl nüshada, aynı bu şekilde yazılıdır. îbnu'I-Esîr, VII, 58, 61'de, o azledildi, sonra 252 yılında öldürüldü yazılıdır.
[134] Mu'cemu I-Buldân'da, "Devser" yazılıdır.
[135] El-Cemhara, 22'de, "Musullu bir adamın kızı olduğu söylenmiştir.1' yazılıdır.
[136] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 347-348.
[137] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 348.
[138] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 348.
[139] Asıl nüshada, "Kııtban" yazılıdır. El-Cemhara, 24 ve İbn Habîb el-Muhabber, 44'e göre düzeltildi.
[140] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 348.
[141] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 349.
[142] Asıl nüshada, "Hîheva" şeklinde yazılıdır. Et-Taberî, XI, 404 ve Suyûtî, Târîhu'I-Hidefâ (Thk. Muhyiddîn 1371 yılı baskısı), 376'ya göre düzeltildi
[143] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 349.
[144] Asıl nüshada, "Şa'b" şeklinde yazılıdır. Et-Taberî, XI, 404'de göre düzeltildi.
[145] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 349-350.
[146] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 350.
[147] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 350.
[148] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 350.
[149] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 351.
[150] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 351.
[151] Diğer tarih kitaplarında, h. 393 yılında öldüğü yazılıdır.
[152] Bu, Bahâü'd-Devle denilen kişidir. Asıl nüshada adı, yukarıda kaydettiğimiz gibi yazılıdır. Bir imlâ hatasından kaynaklanmış olabilir. Lakabı, Bahâü'd-Devle'dir. Diğer kitaplara göre adı, Ebû Nasr Firûz'dur.
[153] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 351.
[154] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 352.
[155] İbn Hazm, Cevâmiu’s-Sire, Çıra Yayınları: 352.
İslami Okul Okulların En Önemlisi