Anlayış ve Yöntem - Peygamberinhayatihamidullah - 76. Sayfa
Anlayış ve Yöntem
1186. Muhammed (AS)’in ilgili hadiste açıklamış olduğu gibi, dinin üçüncü boyutu, ahlâkî ve ruhî bilincin geliştirilmesi, fiil ve davranışların güzelleştirilmesi, yani onun deyimiyle ihsân’dır; insanın her an ve her yerde Allah’ın huzurunda olduğu bilincine varması gerekir: Deyim yerindeyse, sanki efendi kölesinin yaptığı işi en küçük ayrıntısına kadar gözetliyormuş gibi davranmak gerekir. Yani:
“Sanki Allah’ı görüyormuşçasına hareket et! Sen O’nu göremesen bile, O seni mutlaka görmektedir.”
1187. İman etme, inandıklarını uygulama ve bilinçli gözlem: Muhammed (AS)’in öğretilerinde göze çarpan üçlü temel yapı işte bu öğelerden oluşmaktadır. Dikkat edilirse İslâm’ın temel gayesi manevî-ruhsal âlemle maddî-dünyevî âlem arasında eşgüdüm sağlamak ve uyumlu bir denge kurmaktır. Rabbimizi tefekkür edip zikretmek amacıyla dünyadan ve insanın nefsine hoş gelen nimetlerden vazgeçmek; işte insanın rûhî-mânevî yönü bunu gerektirir. Sadece maddî hayatın zevk ve nimetlerini düşünmek ve bunlardan mümkün olduğu kadar yararlanmak ise onun bedensel ve maddî yönünün gereğidir. Eğer insan, doğasının gereği olan bu iki yönden birini diğerinin aleyhine dışlayacak olursa, bu iki eğilimden sadece biri geçerli ve baskın duruma gelecektir. Ayrıca, bireylerin anlayış ve zihinsel durumları da birbirlerine göre çok değişkendir. Böylesi durumlarda, insan hayatının bütün yönlerini hedef alan ve mümkün olduğu kadar çok sayıda insanı kurtarmayı amaçlayan bir dinin, orta yolu izleyerek, maddî ve manevî olmak üzere her iki yöne de eşit derecede ağırlık vermekten ve istisnâî durumdaki insanlardan (havâs) ziyade, çoğunluğu oluşturan orta halli insanı (avâm) düşünmekten başka seçeneği olmayacaktır.
1188. İslâm, bir yandan insana yukarıda açıklamaya çalıştığımız bir takım rûhî-mânevî eylemler (ibadetler) yüklerken -ki bunlar ona göre asgarî yükümlülüklerdir-, öte yandan da, münzevî bir hayatı benimseyip dünya nimetlerinden el etek çekmeyi açıkça yasaklayacak,101 bu arada hiç kimseye haksızlık etmemek ve dürüstlük ve erdem sınırlarını aşmamak koşuluyla dünya nimetlerinden yararlanmanın meşru bir şey olduğunu da açıkça belirtecektir. Kur’an ısrarla şunu belirtir:
“De ki: Allah’ın kulları için hazırladığı ziynetleri ve temiz rızıkları kim haram kıldı?”102
Bir başka ayette ise şöyle buyurulmaktadır:
“… Bu dünyadaki nasibini de unutma! Ve Allah’ın sana ihsanda bulunduğu gibi sen de (insanlara) iyilik et!”103
Yine bir başka ayette de mümin insana şöyle dua etmesi söylenmektedir:
“Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi Cehennem azabından koru!”104
Daha birçok ayette işaret edildiğine göre Allah’ın bu evrende, göklerde ve yeryüzünde yarattığı her şey, insanın yararlanması içindir. Ancak insanın kendisine gelince, Allah onu sadece kendisine itaat ve ibadet etmesi için yaratmıştır.105
1189. İnsanın doğasında gizli bu iki yön arasında bir uyum ve denge sağlama kaygısıyla, Resulullah (AS), estetik anlayış (bediî zevk) üzerinde durmaktan da geri kalmamıştır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi