Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 15. Sayfa - 1Cilt

 

Araplar

 

Uzağı ve yakınıyla, bütün doğu ve batı düşünceleri üzerinde bir gezinti yapmış olduk. Ancak Arap ülkelerine giremedik. Öyle sanı­yoruz ki, Arap ülkeleri, düşünce dünyasının kalbi ve edebiyatın zir­vesidir. Eskiden beri dini gerçekler bu yerlerde gelişip güçlenmiş­tir. Peygamberlerin sesi de hep bu yerlerde yükselmiş, daha sonra ilahi risalet yine bü ülkelerin kalbinde nihayete ermiştir. Peygam­berlerin atası ibrahim (as) Arap beldelerine hicret etmiş, orada oğ­lu İsmail dünyaya gelmiştir. İsmail (as) Allah'ın ona müjdelediği ilk çocuğuydu. İsmail'in doğumu nedeniyle Allah'a hamd ve senada bulunmuştu. İsmail'den sonra İshak adındaki çocuğu dünyaya gel­miştir. İlk çocuğu olan İsmail, zevcesi Hacer'den; ikinci çocuğu İs­hak da zevcesi Sara'dan doğmuştur. Bu iki çocuğun doğumundan sonra şu sözleriyle Allah'a Övgülerini takdim etmişti: "İhtiyarlık çağımda bana İsmail'i ve İshak'ı lütfeden Allah'a hamdolsun" (ib­rahim; 39)

Araplar'ın en üstün ve asil kabilesi olan Kureyşliler İsmail'in neslindendirler. Bunlar, Arapların lideri durumundadırlar. Nite­kim Kabe-i Mükerreme'den bahsederken de bu hususu açıklayaca­ğız. Bütün Arap kabileleri onlara sığınır ve onlara yönelirlerdi. Ku-reyşliler'le kendilerine tabi olanlar, peygamberlerin atası İbrahim (as)'m getirmiş olduğu dine uymuşlardı. Aslında onlar tevhid inan­cına sarılmışlardı. Allah'tan başkasına kulluk etmezlerdi. Putlara, taşlara ve hayvanlara tapmazlardı. Onlarda, bir mahluka tanrı di­ye yönelme düşüncesi ve inancı yoktu. Ancak daha sonra Necran, Tağlib ve diğer mıntıkalardan gelen Hıristiyanlar, onlara tevhid inancı dışındaki sapık düşünceleri aşılamışlardı. Sahip oldukları tevhid inancı, İbrahim Peygamber'le olan irtibatlarını kuvvetlen­diriyordu, ibrahim Peygamber'e mensup olma şereflerini, onun oğ­lu olan İsmail Peygamber vasıtasıyla elde etmişlerdi. Fakat daha sonra durumlarını değiştiren bazı şeylerle karşılaştılar. Bu sebep­le de inançları değişikliğe uğradı. Çünkü kendileri ile İsmail Pey­gamber arasında çok uzun zamanlar geçmişti ve bildiklerini unut­muşlardı.