Islam Tarihi - 45. Sayfa - 1Cilt
Abdullah
Evet, şimdiye kadar Peygamber efendimizin en yakın dedesini anlattık. Peygamber efendimiz onun kucağında büyümüştü. İlk olarak alicenap insanların onurunu, yaşlıların hikmetini ve babalık şefkatini onda görmüştü. Evet, babasının yerine, dedesi Ab-dülmuttalib'i görmüştü. O, babasını görme mazhariyetine nail olamamıştı.
Şimdi de, Kureyşliler'in tümünün, boğazlanmaktan kurtarmak için fidye verdikleri adamdan, babasının nazarında en aziz ve en yakın evladı olan Abdullah'tan söz edeceğiz. Gerçekten de Abdullah, Abdulmuttalib'in on oğlu arasında en çok sevdiği çocuktu. Abdülmuttalib'in on oğlu şunlardır: Haris, Zübeyr, Ham-za, Dirar, Ebu Talib, (adı Abd-ü Menaf tır) Ebu Leheb, (adı Abdul-ül Uzza'dır), Abd-ül Kabe, Muğire, Nevfel, Abdullah.
Abdullah güzellikle şöhret bulmuştu. Kureyşliler'in en yakışıklısı ve en sevimli genciydi. Ahlakında ruhi güzellik ve kalp sükuneti vardı. Kaderin getirdiklerine razı olurdu. Babasının kendisini boğazlayarak adağını yerine getirmesi için boynunu bıçağa uzatmaktan çekinmemiş ve bu hususta tereddüt etmemişti. Kendi yerine fidye ödeyerek boğazlanmaktan kurtulma gücüne sahip olduğu halde, yine de boynunu bıçağa uzatmaktan çekinmemişti. Büyük dedesi İsmail'den sonra kendisi, boğazlanan ikinci kişi olmuştu. Cenab-ı Allah, İsmail'in boğazlanmasını fidye olarak bir koç göndermek suretiyle önlemişti. Cenab-ı Allah İbrahim peygambere, rüyasında İsmail'i boğazlamasını emretmiş ve böylece onu imtihan etmişti. Koçu fidye olarak kendi emriyle göndermiş, İsmail'i boğazlanmaktan kurtarmış ve İbrahim de sınavını başarıyla bitirmişti.
Abdullah'ın boğazlanması meselesine gelince; bu, Abdülmuttalib'in adağı neticesinde olmuştu. Mekkeliler kendi aralarında görüşerek Abdullah'ı boğazlanmaktan kurtarmak için fidye vermeyi kararlaştırmışlardı. Abdullah'ın boğazlanma işi bir insanın, yani babasının adağı neticesinde olduğundan dolayı, onun fidyesinin verilip kurtarılması da Kureyşli insanların meşvereti neticesinde olmuştu. Yani Cenab-ı Allah'ın emri ile boğazlanması istenilen İsmail'in kurtarılması da, yine Cenab-ı Allah'ın emriyle olmuştu. Abdullah, güzel yüzlü, temiz ruhlu ve karekterli bir kimse olduğundan dolayı, insanlar onun cazibesine kapılmış, onu sevmislerdi. Boğazlanmaması için çare aramış ve onu babasına teslim etmişlerdi. Halbuki babası onu öldürmek istemişti. Onu, akıllı ve yapmak istediği işi yapmakta, güçlü olan şefkatli babasının elinden kurtarmışlardı. Onu boğazlamak ne kadar zor bir işse de, babası kuvvetli bir azme sahip olduğu için, bu işi yapmaya kesinlikle karar vermişti, ama Kureyşliler fidyesini vererek onu kurtarmışlardı.
Güzel endamlı, cazibeli ve yakışıklı olduğu için kadınlar tarafından çok beğenilirdi. Ama kendisi iffetli bir kimse olduğundan, helaldan başka bir şey istemiyordu. Mürüvvetinden ve âli cenablığından dolayı haramdan uzak duruyordu. İlahi emirleri yerine getirmek için değil de, mürüvvetinin gereğini yapmak, onurunu muhafaza etmek için tıpkı dini emirlermiş gibi haramdan sakı-nırdı.
Kadının biri ona musallat oldu. Güzel endamı kadının hoşuna gitti. Yakışıklılığı onu cezbetti. Kadın onunla beraber olmak istedi ve kendine davet etti. Ama o, iffetinden dolayı helal bir nikahla elde etmedikçe, onunla birlikte olmak istemedi. Meşru olmayan yollarla ona sahip olmak istemedi. Hevesine esir düşmeyen bu güçlü ve sağlam iradeli genç şu sözlerle onu reddetti:
"Harama girmektense ölürüm daha iyi
Helal bir şeyin, helalliği açıklanmadan ona giremem
Senin istediğin şey nasıl bir şeydir.
Şerefli kimse, dinini ve ırzını korur."
Evet, bu genç (Abdullah) nefsini ve emanetini korudu. Ahlakını ve onurunu muhafaza etti. Kavmindeki diğer gençler gibi aşağılık işlere tevessül etmedi. Çünkü o temiz, şerefli ve sevimli bir insan olarak yaşamak istiyordu.
İslami Okul Okulların En Önemlisi