Islam Tarihi - 67. Sayfa - 1Cilt
Peygamber Efendimizin Sosyal Faaliyetlere Katılması
Peygamber (sav) efendimiz, hayırlı işlerde dayanışmanın gerekli olduğu hususlar gündeme geldiği zaman yaşadığı toplumun sosyal etkinliklerine katılmaktan geri durmazdı. Sosyal bir faaliyet yapacakları zaman Peygamber efendimiz de aralarına katılır ve gücü oranında o faaliyete katkıda bulunurdu. Ancak bu faaliyetlere katkıda bulunurken de batıla rıza göstermez. Aksine her zaman hak ile sevinir ve batıla karşı bir tavır takınırdı. Batıl bir iş gördüğü zaman çığlık koparmaz, sadece başını önüne eğmekle yetinirdi. Çığlık koparmak ve düşmanlık göstermek O'na yakışmazdı. Öfkelenmek ve kin gütmek, onun huyu değildi. Aksine bütün davranışlarında sevecen ve yumuşak huylu idi. Darünnedve'nin toplantılarına katılır, Arapların önde gelen büyüklerini dinlerdi. Hoşuna giden doğru bir söz söylendiği zaman kendisi de o söze katılır ve sevinirdi. Doğru olmayan bir söz söylendiği zaman öfkesini dışa vurur ve gerçek dışı beyanlardan asla hoşnut olmazdı.
Zehrü'l - Adab adlı eserde anlatıldığına göre Peygamber (sav) efendimiz gençlik çağında Kureyş toplantılarına katılırdı. Katıldığı toplantılardan birine Yemenli bir büyük de katılmıştı. Yemenli, Peygamber efendimizi izlemiş, O'nun bazan keskin bakışlarla toplantıya katılanları süzdüğünü, bazan da sevinçli bakışlarla onlara baktığını görmüş ve şöyle demişti:
"Şu gencin, bazan size arslan bakışlarıyla baktığını, bazan da utangaç bir bekarın gözleriyle süzdüğünü müşahede ediyorum?
Allah'a andolsun ki O'nun arslan bakışıyla size yönelttiği bakışları ok gibi olup kalplerinizi şişe saplayabilir, ikinci bakışı ise adeta nesim rüzgarı gibi olup Ölülerinizi diriltebilecek güçtedir." Peygamber efendimiz sosyal hayattan kopmamıştı. Çünkü o rahmet ye sevgi peygamberi olup toplulukları birbirine ısındıran bir insandı. Bu nedenle kıvançta ve tasada toplumla birlikte olması gerekiyordu. Günaha yöneltici bir davranış olmadıkça toplumdan ayrılmazdı. Kötü bir davranışta bulundukları zaman kendini toplumdan uzak tutardı, ama yine de onlara öfkelenmezdi. Bilakis onları hakka yöneltir. Ve günahlara bulaşmaktan sakınırdı. Toplumdan uzak kalıp yalnız başına yaşamak, Muhammed (sav)'in karekteri değildi. Aksine o kendi asil karekteri icabı olarak insanlarla bir arada bulunmak isterdi ki hastalıkların ve sıhhatin yerini anlayıp tesbit etsin. Hayattan ve canlılardan soyutlanmak, güçlü insanların karekteri değildir. Bilakis bu kişilikle zaafiyetinin bir göstergesidir. Ancak ibadet için bir kenara çekilip uzlette bulunmak normal karşılanabilir. Çünkü bu durumda kişi insanlardan uzak durursa, Allah ile dost olur. ibadetini tamamladıktan sonra da insanlara tekrar yönelir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi