Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 67. Sayfa - 1Cilt

 

Peygamber Efendimizin Sosyal Faaliyetlere Katılması

 

Peygamber (sav) efendimiz, hayırlı işlerde dayanışmanın ge­rekli olduğu hususlar gündeme geldiği zaman yaşadığı toplumun sosyal etkinliklerine katılmaktan geri durmazdı. Sosyal bir faali­yet yapacakları zaman Peygamber efendimiz de aralarına katılır ve gücü oranında o faaliyete katkıda bulunurdu. Ancak bu faali­yetlere katkıda bulunurken de batıla rıza göstermez. Aksine her zaman hak ile sevinir ve batıla karşı bir tavır takınırdı. Batıl bir iş gördüğü zaman çığlık koparmaz, sadece başını önüne eğmekle ye­tinirdi. Çığlık koparmak ve düşmanlık göstermek O'na yakışmaz­dı. Öfkelenmek ve kin gütmek, onun huyu değildi. Aksine bütün davranışlarında sevecen ve yumuşak huylu idi. Darünnedve'nin toplantılarına katılır, Arapların önde gelen büyüklerini dinlerdi. Hoşuna giden doğru bir söz söylendiği zaman kendisi de o söze ka­tılır ve sevinirdi. Doğru olmayan bir söz söylendiği zaman öfkesini dışa vurur ve gerçek dışı beyanlardan asla hoşnut olmazdı.

Zehrü'l - Adab adlı eserde anlatıldığına göre Peygamber (sav) efendimiz gençlik çağında Kureyş toplantılarına katılırdı. Katıl­dığı toplantılardan birine Yemenli bir büyük de katılmıştı. Ye­menli, Peygamber efendimizi izlemiş, O'nun bazan keskin bakış­larla toplantıya katılanları süzdüğünü, bazan da sevinçli bakış­larla onlara baktığını görmüş ve şöyle demişti:

"Şu gencin, bazan size arslan bakışlarıyla baktığını, bazan da utangaç bir bekarın gözleriyle süzdüğünü müşahede ediyorum?

Allah'a andolsun ki O'nun arslan bakışıyla size yönelttiği bakış­ları ok gibi olup kalplerinizi şişe saplayabilir, ikinci bakışı ise adeta nesim rüzgarı gibi olup Ölülerinizi diriltebilecek güçtedir." Peygamber efendimiz sosyal hayattan kopmamıştı. Çünkü o rahmet ye sevgi peygamberi olup toplulukları birbirine ısındıran bir insandı. Bu nedenle kıvançta ve tasada toplumla birlikte olma­sı gerekiyordu. Günaha yöneltici bir davranış olmadıkça toplum­dan ayrılmazdı. Kötü bir davranışta bulundukları zaman kendini toplumdan uzak tutardı, ama yine de onlara öfkelenmezdi. Bila­kis onları hakka yöneltir. Ve günahlara bulaşmaktan sakınırdı. Toplumdan uzak kalıp yalnız başına yaşamak, Muhammed (sav)'in karekteri değildi. Aksine o kendi asil karekteri icabı ola­rak insanlarla bir arada bulunmak isterdi ki hastalıkların ve sıh­hatin yerini anlayıp tesbit etsin. Hayattan ve canlılardan soyut­lanmak, güçlü insanların karekteri değildir. Bilakis bu kişilikle zaafiyetinin bir göstergesidir. Ancak ibadet için bir kenara çekilip uzlette bulunmak normal karşılanabilir. Çünkü bu durumda kişi insanlardan uzak durursa, Allah ile dost olur. ibadetini tamamla­dıktan sonra da insanlara tekrar yönelir.