Islam Tarihi - 69. Sayfa - 1Cilt
Hilf ül- Fudul
Peygamber (sav) efendimiz, hayatının bahannda bir genç iken bile yaşadığı toplumun vicdani oluşumuna katkıda bulundu. Onlarla birlikte hayra yönelir, ancak onların kötülüklere yönelmeleri durumunda serden uzak durur ve olumsuzluklara asla bulaşmazdı. Dürüst yapısına uyan işleri yapardı. Cenab-1 Allah'ın kendisini ilettiği ve terbiye ettiği dosdoğru yola yönelirdi. Bu hayırlı işlerden biri de Hilf ül- Fudul idi. İbn Kesir'in anlattığına göre bu, arapların en şerefli ve en değerli bir paktı idi. Bütün ravilerin ittifakına göre bu pakt yapılırken peygamber efendimiz 20 yaşların-daydı. Yine ravilerin söylediklerine göre Hilf ül Fudul Paktı "Fi-car" savaşından sonra Zilkade ayında yapılmıştır. Bu paktın yapılışından dört ay önce Ficar savaşı olmuştur. Şu halde Ficar savaşı, haram aylardan biri olan Recep ayında yapılmıştır. Ficar savaşının yapıldığı esnada hac ibadetinin eda edildiğini söyleyenler görülmemiştir. Recep ayı, her ne kadar haram aylardansa da hac aylarından değildir.
Ravilerin anlattıklarına göre Hilfül Fudul Paktının yapılmasına sebep olan olay şu idi: Zebide kabilesinden bir adam Mekke'ye mal getirmişti. Malını As bin Vail satın almış, ama karşılığını ödememişti. Mal sahibi, As bin Vail'e karşı Abdüddar oğullarından Mahzum ve Cemha kabileleri ile diğerlerinden yardım istedi. Fakat kimse onun yardımına yanaşmadı. Adamcağız, hakkının zayi olduğunu görünce, güneş doğarken Ebu Kubeys dağına çıktı. Ku-reyşliler o esnada Kabe'nin etrafında gruplar halinde oturup toplanmışlardı. Ebu Kubeys dağının tepesine çıkan hak sahibi, yüksek sesle şu şiiri inşad etmeye başladı:
"Ey Fihr ailesi, bir adamın malı kayboldu
O adam Mekke'de zulme uğradı.
Evinden, dostlarından ve toprağından uzakta
thramlı ve yol tozunu da üzerinde taşımaktadır.
Henüz Umresini eda edememiştir
Ey ileri gelen şahıslar
Hatim ile Hacer-i esved arasında
Emniyetli yerde malım zayi oldu.
Demek ki kanunlar soylular içindir.
Yabancı tüccarlar için koruyucu yasalar yokmuş!"
Bu adam Allah'ın evinin yanı başında, insanlar için emniyet yeri sayıîabilen bir yerde hakkının zayi olduğunu, bu zulmün Hatim ile Hacer-i Esved arasında vuku bulduğunu söyleyerek Mekkeli-lerin hamiyet duygularını galeyena getirdi. Kendisinin de Umre için ihramlı bulunduğunu ifade etti. Onun bu çağrısına ilk icabet eden ve yardımına koşan, Abdulmuttalib'in oğulları oldu. Bu amaçla Abdulmuttalib'in oğlu Zübeyr kalkarak: "Bu adamın hakkı zayi edilemez. Bunu kendi başına bırakmak doğru olmaz!" dedi. Bu amaçla Haşim oğulları, Zühre oğulları, Teym bin Mürre oğullar ı, Abdullah bin Ceda'nın evinde toplandılar. O cömert bir insandı. Toplantıya gelenler için yemek hazırladı. Bu toplantı, haram aylardan biri olan Zilkade ayında akdedildi.
Toplantıya katılanlar:" Mazlumlar, zalimlerden haklarını alıncaya kadar mazlumlarla birlikte hareket edeceğiz !" diye yemin ettiler. Denizlerin bir kıl parçasını ıslatacak suları kalmayın-caya, Hira ve Sebir dağı yerlerinden silinip gidinceye, insanların yaşantılarını sürdürecek imkanları kalmayıncaya kadar bu ahdimize sadık kalacağız, dediler. Kureyşliler bu pakta "Hilf ül Fudul" adını verdiler. Pakta katılanlar, bu yeminlerinden hemen sonra kararlarını uygulamaya başladılar. Yemin merasimine katılanlar, hemen As bin Vail'in yanına giderek Zebidi kabilesine mensup mazlum şahsın mallarını As'dan alıp kendisine teslim ettiler. Abdulmuttalib'in oğlu Zübeyr bu paktan ötürü sevinip gururlanarak şöyle dedi:
"Erdemli insanlar yemin edip ahidleştiler ki Mekke'de hiç bir zalim kalmasın. Yine ahidleşip sözleştiler ki, Yerli de yabancı da eşittir."
Peygamber (sav) efendimiz bu pakta katıldığından dolayı memnuniyetini izhar etmiştir. Bunu İslamiyette de uygulayacağını ilan etmiştir: "Abdullah bin Ced'a'nın evinde bir pakta katıldım. Eğer islamiyette de böyle bir pakta katılmamı isteyen olursa, hemen icabet ederim. O pakta katılanlar, faziletleri sahiplerine vermek üzere yeminleşmişlerdi ."
Rivayete göre peygamber (sav) efendimiz, bu paktla ilgili olarak şöyle demiştir:"Abdullah bin Ced'a'nın evinde öyle bir toplantıya katıldım ki O taplantı benim için kızıl tüylü koyanlardan daha sevimliydi. Eğer İslamiyette de böyle bir pakta davet olunur-sam, mutlaka icabet ederim ."
Bu paktta alman kararlar, peygamber efendimizin bi'setinden Önce uygulanmıştır. Rivayete göre Has'am kabilesinden bir adam hac ya da Umre için Mekke'ye gelmişti. Beraberinde çok güzel bir kızı da vardı. Nebih bin Haccac, adamın kızını zorla kaçırdı ve sakladı. Has'amlı adam: "Bu herife karşı bana kim yardım ede-cekV diye bağırmaya başladı. Feryadım duyanlar, "Hemen Hil-ful Fudul'a müracat et" dediler. O da Kabe-i Muazzama'nın yanına giderek yüksek sesle: "Ey Hilful Fudul sahipleri]" diye ünle-meye başlayınca her taraftan yalın kılınç adamlar imdada koşarak: "Neyin var?" diye sormaya başladılar. O da: "Nebih, kızımı kaçırarak bana zulmetti. Onu zorla elimden alıp kaçırdıl" diyerek derdini anlattı. Hilful Fudul'un zabıta kuvveti kendisiyle birlikte yola koyularak Nebih'in kapısına vardılar. Kapısını çalıp çıkmasını istediler. O da korkusundan dışarı çıktı. Kızı kendisinden alıp babasına teslim ettiler.
Böyle bir konferansın oluşturulması zorunluydu. Çünkü Mekke, Arapların beldesi idi. Arap ülkelerinin çeşitli yörelerinden mamulat ile ürünler sergilenirdi. Mekke'de güvenliğin yerleşmesi şarttı. Orada huzur ve sükunun bulunması hakların korunması gerekiyordu. İnsanların rahatlıkla oraya gelebilmelerini sağlamak için orada haksızlığın ve baskının olmaması gerekiyordu. Çünkü insanlar çok uzak yerlerden Kabe'yi ziyaret için geliyorlardı. Mekkelilerin, beldelerini, hakların takdis edildiği,tıpkı Kabe gibi mukaddes sayıldığı bir mekan yapma hususunda birbirleriyle yardımlaşmaları gerekiyordu. Cenab-ı Allah, orayı insanlar için bir toplanma yeri kılmıştı. Orasının sadece canlar için değil, hem canlar, hem de mallar için emin bir yer olması gerekiyordu. İnsanların nefislerini huzura kavuşturmaları için ihtiyaç duyulan her şeyin sağlanması zorunluydu.
İslami Okul Okulların En Önemlisi