Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Evlenme - İslam Tarihi - 1Cilt - 70. Sayfa

 

EVLENME

 

Evlenme

 

Muhammed (sav) evlenme yaşına varmıştı, ama o diğer gençler gibi erken yaşlarda evlenmemiş, aksine 25 yaşına varıncaya ka­dar evlenmeye yeltenmemiş ya da evlenmeyi düşünmemişti. Bu yaştan önce evlenmeyi düşündüğü bilinmiyorsa, bunun sebebi onun iffetli ve kerem sahibi olmasıydı. Çocukluk ve gençlik döne­minde şerefini lekeleyecek bir iş yapmamıştı. Henüz çocuk sayıla­bilecek bir yaşta iken Rabbi onu düğün törenlerinden birine katı­lıp eğlenmekten korumuştu. Harama girmemişti. İçinde haram bulunabilecek bir eğlenceye katılmamıştı. O gün Cenab-ı Allah, kendisini uykuya daldırarak haram bir eğlence törenine katılma­sını önleyerek O'nu korumuştu. Uykuya dalmış, bütün bir geceyi uykuyla geçirmiş ve ertesi sabah güneş ışığı vücudunu ısıttığında uyanmıştı.

25 yaşından sonraki hayatında da görüldüğü gibi, o önemsiz bir kişi değildi. Kadınlardan uzak kalacak değildi. Bir kadınla evlen­mek istediği takdirde bu isteği asla geri çevrilmezdi. Onda güçlü ve dürüst bir ahlak vardı. Bütün gönüller ona tutkundu. Görenle­rin bakışlarını çekecek bir güzelliğe sahipti. Onun cemalini gören­lerin boyunları kendisine doğru uzanırdı. Bütün Kureyş kabilesi onu sever, onu bir hısım olarak aralarına katmak isterdi.

Ailesinin geçimim sağlayamayacak kadar yoksul bir kimse miydi? Hayır, o zengin de değildi ama çocukluk dönemindeyken dahi iş yapmayı ve çalışmayı alışkanlık haline getirmişti. Koyun otlattı. Sonra ticaretle uğraştı. Her ne kadar ticareti sonucunda büyük bir gelir elde etmediyse de kendisine yetecek kadar azık te­min edebilmişti. Şu halde evlenmeyi ne diye geciktirdi?

Bu sorunun cevabını O'nun hayatının başlangıcından tutup, genç bir insan haline gelinceye kadar olan yaşantısında aramalı­yız. O, bedeni şehveti ayıplamazdı. Ancak onun düşüncesinde ka­dınlara yer yoktu. Sadece kalbinin içi boş olan kimseler, kadınlar ve yiyeceklerle meşgul olurlar. Hayatının hiç bir döneminde Mu-hammed (sav) kalbini boş tutmamış, bedeni lezzetlerle meşgul ol­mamış, nefsin şehvetlerine yönelmemişti. Bu O'nun nefsi zaafîye-tinden değil, bilakis nefsi kuvvetinden ve yüce himmetinden kay­naklanıyordu. Yüksek ideallere, belirli amaçlara ve kuvvetli bir iradeye yönelirdi. Heva ve heveslerini gönlüne hakim kılmazdı. Aksine bütün duygularım kendi iradesinin hakimiyeti altına alır­dı. İlgisini çeken yegane şey, yüce amaçlardı. Her ne kadar güzel de olsa hiç bir kadın onu cezbedememişti. Bedenle ilgili bir amaç, yüreğini tümüyle doldurmamıştı. Fakat yine de zatım mahrumi­yete yöneltmemişti. O, kendini mahrum etmeden manevi bir ha­yat yaşıyordu. Nefsi, bedenin gam ve bedenlerinin ağırlığı altında ezilmemişti. İstersen onun mükellefiyet hükümlerine tabi olup Allah'a isyan etmeyen bir melek olduğunu söyleyebilirsin. Çünkü o, Allah'a isyan etmemeyi arzuluyordu. O, yapamadığından dola­yı masiyetten uzak durmuyordu. Bilakis yapabildiği halde nefsini masiyetten uzak tutuyor ve kendini frenliyordu. Frenlediği için de fazilete sahip oldu. O, günah işlemesi imkansız olan melekler gibi değildi. Bilakis günah işlemesi mümkün olduğu halde kendi­ni günahtan sakındırıyordu.