Evlenme - İslam Tarihi - 1Cilt - 70. Sayfa
EVLENME
Evlenme
Muhammed (sav) evlenme yaşına varmıştı, ama o diğer gençler gibi erken yaşlarda evlenmemiş, aksine 25 yaşına varıncaya kadar evlenmeye yeltenmemiş ya da evlenmeyi düşünmemişti. Bu yaştan önce evlenmeyi düşündüğü bilinmiyorsa, bunun sebebi onun iffetli ve kerem sahibi olmasıydı. Çocukluk ve gençlik döneminde şerefini lekeleyecek bir iş yapmamıştı. Henüz çocuk sayılabilecek bir yaşta iken Rabbi onu düğün törenlerinden birine katılıp eğlenmekten korumuştu. Harama girmemişti. İçinde haram bulunabilecek bir eğlenceye katılmamıştı. O gün Cenab-ı Allah, kendisini uykuya daldırarak haram bir eğlence törenine katılmasını önleyerek O'nu korumuştu. Uykuya dalmış, bütün bir geceyi uykuyla geçirmiş ve ertesi sabah güneş ışığı vücudunu ısıttığında uyanmıştı.
25 yaşından sonraki hayatında da görüldüğü gibi, o önemsiz bir kişi değildi. Kadınlardan uzak kalacak değildi. Bir kadınla evlenmek istediği takdirde bu isteği asla geri çevrilmezdi. Onda güçlü ve dürüst bir ahlak vardı. Bütün gönüller ona tutkundu. Görenlerin bakışlarını çekecek bir güzelliğe sahipti. Onun cemalini görenlerin boyunları kendisine doğru uzanırdı. Bütün Kureyş kabilesi onu sever, onu bir hısım olarak aralarına katmak isterdi.
Ailesinin geçimim sağlayamayacak kadar yoksul bir kimse miydi? Hayır, o zengin de değildi ama çocukluk dönemindeyken dahi iş yapmayı ve çalışmayı alışkanlık haline getirmişti. Koyun otlattı. Sonra ticaretle uğraştı. Her ne kadar ticareti sonucunda büyük bir gelir elde etmediyse de kendisine yetecek kadar azık temin edebilmişti. Şu halde evlenmeyi ne diye geciktirdi?
Bu sorunun cevabını O'nun hayatının başlangıcından tutup, genç bir insan haline gelinceye kadar olan yaşantısında aramalıyız. O, bedeni şehveti ayıplamazdı. Ancak onun düşüncesinde kadınlara yer yoktu. Sadece kalbinin içi boş olan kimseler, kadınlar ve yiyeceklerle meşgul olurlar. Hayatının hiç bir döneminde Mu-hammed (sav) kalbini boş tutmamış, bedeni lezzetlerle meşgul olmamış, nefsin şehvetlerine yönelmemişti. Bu O'nun nefsi zaafîye-tinden değil, bilakis nefsi kuvvetinden ve yüce himmetinden kaynaklanıyordu. Yüksek ideallere, belirli amaçlara ve kuvvetli bir iradeye yönelirdi. Heva ve heveslerini gönlüne hakim kılmazdı. Aksine bütün duygularım kendi iradesinin hakimiyeti altına alırdı. İlgisini çeken yegane şey, yüce amaçlardı. Her ne kadar güzel de olsa hiç bir kadın onu cezbedememişti. Bedenle ilgili bir amaç, yüreğini tümüyle doldurmamıştı. Fakat yine de zatım mahrumiyete yöneltmemişti. O, kendini mahrum etmeden manevi bir hayat yaşıyordu. Nefsi, bedenin gam ve bedenlerinin ağırlığı altında ezilmemişti. İstersen onun mükellefiyet hükümlerine tabi olup Allah'a isyan etmeyen bir melek olduğunu söyleyebilirsin. Çünkü o, Allah'a isyan etmemeyi arzuluyordu. O, yapamadığından dolayı masiyetten uzak durmuyordu. Bilakis yapabildiği halde nefsini masiyetten uzak tutuyor ve kendini frenliyordu. Frenlediği için de fazilete sahip oldu. O, günah işlemesi imkansız olan melekler gibi değildi. Bilakis günah işlemesi mümkün olduğu halde kendini günahtan sakındırıyordu.
İslami Okul Okulların En Önemlisi