Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 89. Sayfa - 1Cilt

 

Ahde Vefası

 

Kişinin seciyesi, kendisiyle irtibatı ve güzel arkadaşlığı bulu­nan kimselerin hukukuna ne kadar riayet ettiğiyle anlaşılır. Seci­yeli kimseler, arkadaş hukukuna riayet eder. Dostluk ve arkadaş­lık bağlarını asla koparmaz. Dostluk ve arkadaşlıkla ilgili anıları hatırlar ve inkâr etmez.

Vefakârlık, alıcenab insanların vasfıdır. Peygamber efendimi­zin vefakârlığı kadar Cenâb-ı Allah ona müsamahakâr bir ahlâk bahsetmişti. Hayra inanan bir karekter sahibi olup hayır ehli kimseleri tanırdı ve onların hukukuna riayet ederdi. Peygamber efendimizin arkadaşlarına ve dostlarına karşı vefakâr olduğu, onun temiz siretini okuyanların bakışlarında müşahede edilir. Şöyle ki:

a- Vefakarlığım en açık bir şekilde anlatan lisan, onun mu min-lerin anası Hatice'ye karşı gösterdiği vefakârlıktır. Hatice'nin ar­kadaşlarını sever; Hatice'nin adı anılınca onu hayırla yadeder ve hep güzelliklerinden bahsederdi. Onun arkadaşlarıyla olan bağ­lantısını devam ettirirdi. Öyle ki Peygamber efendimizin sevgili zevcesi ve mü'minlerin anası Aişe (r.a.) bu hususta şöyle demiştir: "Hatice'yi kıskandığım kadar hiçbir kadını kıskanmadım. Çün­kü Peygamber efendimizin hep ondan bahsettiğini duyardım. Bir koyun kestiğinde onun etini Hatice'nin dostlarına hediye ederdi. Günün birinde Hatice'nin bacısı Peygamber efendimizin yanına girmek için izin istedi. Peygamber efendimiz onu buyur etti. Kadın yanına girdi. Ona güler yüz gösterdi. Ve halini, hatırını sordu. Kadıncağız yanından çıktıktan sonra Peygamber efendimiz bana şöyle dedi: "Bu kadın, Hatice'nin sağlığında da yanımıza gelirdi.'

Güzel ahidlere ve sözlere riayet edip vefakârlık göstermek, ki­şinin imanına delalet eder. Kâinatın en ulu şahsiyetinin vefakâr olduğunu söylememiz bu hususta yeterlidir. Peygamber efendi­mizin, insanların en vefalısı olması zorunluydu. İyi ve temiz zev­cesi Hatice'ye karşı vefalı olduğunu gösteren Örneklerden biri de şudur: Peygamber efendimiz Hz. Hatice'den çok defa övgüyle söz ettiğinden dolayı bir defasında Hz. Aişe ona şöyle demişti: "O bir acuzeden başka neydi ki? Allah sana ondan daha hayırlı (bir ka­dını) verdi." Aişe'nin böyle demesi üzerine Peygamber efendimiz şu karşılığı vermişti: "Şunu iyi bil ki Allah ondan daha hayırlı (bir kadını) bana vermedi. İnsanlar beni inkâr ederlerken o bana iman etti. insanlar beni yalanlarken o beni doğruladı, insanlar beni mahrum bırakırken o kendi malıyla bana yardımcı ve destek­çi oldu. Başka kadınların vermediği çocukları cenâb-ı Allah onun vasıtasıyla bana nasip etti."

Peygamber efendimiz Hz. Hatice'yi aşırı derecede sevdiğinden dolayı, Hatice'nin önceki evliliklerinden doğan çocuklarından bi­rini gördüğü zaman ona şefkat ve sevgisini yağdırırdı. Bir defasın­da Hatice'nin Önceki evliliklerden doğan oğlu Hale'nin sesini duy­duğunda odadan dışarı çıkıp sevinç ve ferahla, "Hale, Hale.." diye seslenmiş, onu yanına alıp ikramda bulunmuştu ve çok kıymet vermişti.

b- Peygamber efendimizin vefakârlığını ve dostuklara kıymet verdiğini dostlukları unutmadığını ispatlayan en açık davranışla­rından biri de şudur: Ebu Katade'nin rivayet ettiğine göre Pey­gamber efendimizin yanına Habeş kralı Necaşi tarafından bir he­yet gelmişti. Necaşi, daha önceleri Habeşistan'a hicret eden müs-lüman heyeti barındırmış ve onlara ikramda bulunmuştu. Kral Necaşi'nin gelen heyetini Peygamber efendimiz ayakta karşıla­mış, onlara hizmet etmiş ve ikramlarda bulunmuştu. Sahabiler: "Ya Rasulüllah onlara senin yerine biz hizmet ederiz " dediklerin­de o, vefakâr ve dostlukların kıymetini bilen Peygamber (s.a.v.) efendimiz şöyle cevap vermişti: "Doğrusu bunlar bizim arkadaş­larımıza ikramda bulunmuşlardı. Onlara bizzat mukabelede bu­lunmak istiyorum."

Evet Muhammed (s.a.v.) iyiliğe karşı iyilikle mukabelede bulu­nurdu. Eğer böyle yapmasaydı insanlar arasında kadirşinaslık ve vefakârlık denen hasletler kaybolup giderdi. Peygamber efendi­miz insanlara bir nümune-i imtisaldı.

c- Peygamber efendimizin vefakar ve kerem sahibi olduğunu, sevecen, kendisiyle dostluk arkadaşlık gibi irtibatları bulunan kimseleri unutmadığını, aradan uzun zamanlar geçse de hatıra­ları hafızasında tuttuğunu ispatlayan örnek davranışlarından bi­ri de şudur: Alicenab insan, zayıf da olsa güçlü de olsa, ilişkileri ye­ni de olsa kendisiyle arkadaşlık edenlerin arkadaşlıklarını unut­maz. Peygamber efendimiz Hevazin kabilesinden müslümanla-rın eline geçen esirler arasında Şeymâ adındaki bir kadına rastla­mıştı. Bu kadın, onun süt kardeşiydi. Onu görür görmez tanıdı. Tanıyınca da abasını sırtından çıkarıp yere yaydı ve Şeyma'yı abasının üzerine oturttu. Ona şöyle bir Öneride bulundu: "Eğer is­tersen Mekke'de benim yanımda kalır, ikram ve sevgi görürsün. Yok eğer bunu istemezsen sana bir miktar yardımda bulunur ve seni kavmine gönderirim." Peygamber efendimizin bu önerisi üzerine süt kardeşi Şeyma, kavminin yanına gitmeyi tercih ettiği­ni söyledi. Peygamber efendimiz de onu kavmine gönderdi.

Amr bin Said'den rivayet: Günün birinde Resulüllah (sav) otur­maktayken süt babası yanına gelip oturmak istedi. Peygamber efendimiz üzerindeki giysilerden birini çıkarıp yere yaydı. Süt ba­bası o yaygının üzerine oturdu. Sonra anası geldi, anası için de bir giysisini çıkarıp yere serdi ve o giysinin üzerine oturttu. Sonra süt kardeşi geldi, Peygamber efendimiz kalkıp onu da karşıladı ve önüne oturttu.

d- Peygamber efendimiz, kendisine dostluk gösterisinde bulu­nan kimselere karşı vefakar davranırdı. Hatta kendisinin doğu­mu esnasında sevinç gösteren bir cariyeye de ikramda bulunmuş­tu. Bu cariye Ebu Leheb'e ait olup, ilk doğduğu zamanlarda pey­gamber efendimizi emzirmişti. Ayrıca peygamber efendimizin do­ğumu esnasında Ebu Leheb'e giderek bir yeğeninin doğmuş oldu­ğunu müjdeledi. Ebu Leheb de bu müjdesinden dolayı onu azad et­mişti. Peygamber efendimiz sürekli olarak o kadınla irtibatta bu­lunur, ona haber salıp, halini sorar, yardımda bulunurdu. Sağ ol­duğu sürece o kadından yardımım ve ilgisini kesmememişti. Ka­dıncağız vefat ettikten sonra peygamber efendimiz onun akraba­larının bulunup bulunmadığım sormuş, hiç bir akrabasının ha­yatta olmadığını kendisine bildirmişlerdi. Bunun üzerine pey­gamber efendimizin o kadınla olan irtibatı, ister istemez kesilmiş oldu.

Peygamber efendimizin ahlâki güzelliklerinden biri de onun akrabalarını ziyaret edişi ve akrabalık bağlarını korumasıydı. Akrabaları her ne kadar kendisine yardımcı ve destekçi olmadıysalar da onlara yakın ilgi gösterirdi. Sadece kendisini ziyaret edenleri değil, ziyaret etmeyenleri de ziyaret ederdi. Rivayete gö­re Peygamber efendimiz bazı akrabalarından bahsederken şöyle buyurmuştur: "Onlar bana yardımcı olmadılar. Yalnız onlar içir bir rahim (akrabalık bağı) vardır ki ben onun ıslaklığıyla ıslana-

 

(15) Kadİ İyaz. eş-Şifa, c. 18, s. 74-75.