Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt

 

Ruh'ul-Kudüs İle Buluşma

 

Ruhü'l-Kudüs, Cenab-ı Allah'ın da ifade buyurduğu gibi, Cebrail (a. s)'dır:

"Onu Ruhü'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik."

"Onu, senin kalbine, uyarıcılardan olman için Ruhü'l-Emin (Güvenilir ruh, yani Cebrail) indirdi." (Şuara: 193-194)

Peygamber efendimiz Hıra mağarasında Allah'a ibadet ettiği bir sırada Cebrail (a.s) ona geldi. O esnada Peygamber efendimizin kalbi, yerden yükselip kudsi makamlara, Allah'ın mele-kutuna yücelmiş, nefsi, semanın nurunu almak için uygun bir hale gelmişti. Ona, alemlerin rabbinden güvenilir bir elçi gel­mişti. O güvenilir elçi,, rabbinin risaletini taşımak ve O'nun me­sajını tebliğ etmekle görevli bir Resule gelmişti. Artık bundan sonra ilahi vahiy, peşpeşe inecekti.

Anlatıldığına göre, Peygamber efendimize vahiy, kırk yaşın­dayken gelmeye başlamıştır. Kırk yaş, ömrün en güçlü çağıdır. Ruhun kemale erdiği, bedenin güçlendiği, aklın olgunlaştığı bir dönemdir. Bu yaş, insanın her türlü zorluklara tahammül ede­bileceği bir yaştır. Bununla ilgili olarak, Cenab-ı Allah şöyle buyurmuştur:

"Nihayet (insan) güçlü çağına erip kırk yaşına varınca: *Ya Rabbi, beni, bana ve anama, babama verdiğin nimete şükret-meye, razı olacağın yararlı işler yapmaya sevk eyle' dedi." (Ahkaf, 15)

Muhammed (sav) işte kırk yaşına varmıştı. Cenab-ı Allah ona vahiy göndermiş, gctnlünü ihlasla doldurmuştu. Risalete hazırlamış, yarattıkları iyinden onu seçerek, Kitap sahibi bir peygamber yapmıştı.

Cebrail ile buluşması, iki kez olmuş, bunlardan birincisi, ikincisine zemin hazırlamıştı. Uyanıklığa benzer bir uyku ha­linde gerçekleşmiş olan bu ilk buluşma, tam ve eksiksiz bir bu­luşmaydı. Çünkü ilk buluşmasında o, Cebrail'den Kur'an-ı Ke-rim'in bir pasajını almış ve hafızasına yerleştirmişti. Rabbinin ilk ayetlerini ezberlemişti. Uyandığında duyduklarım hafızası­na yerleştirmiş ve hiçbir kelimesini unutmamıştı. Uykudan uyandığında, bu defa rüya halinde gördüğü Cebrail'i gözüyle gördü. Ona, rüyada aşina olmu^?, uyanınca da bu maddi alemde onunla muhatap olmuştur. Eğer sadık i'üyada, yani uyku halin­de ona aşina olmasaydı, ilk defsı, uyanık iken onunla karşılaş­ması, kendisi için çok zor olacakt ı. Bu ikinci buluşmasında Ceb­rail ona, Allah tarafından risalet görevi verildiğini tebJ'g ediyor ve kendisine "Allah'ın Resulü" diye hitap ediyordu. F'^aletle şe­reflendiğini bildiriyordu. Bu iki bıuluşmada da Peygamber (sav) efendimiz kutsal nur ile kuşatılın işti. Bu, yeryüzünde yaşayan beşeri nefs için çok ağır ve yüklü bir görevdi. O, nefsinin temiz-liğiyle çevresini dolduran, gönlünü istila eden rabbani nura aşina olmuş, onunla kuşatılmıştı. Bu nurani karşılaşma esnasında Kur'an-ı Kerim'in bir kısmı kendisine nazil olmuştu. O gece, her önemli işin programlanıp karara bağlandığı mübarek Kadir gecesiydi. Abdullah oğlu Muhammed (sav), o gecede risalete mazhar olduğunu Allahü Teala şu şekilde açıklamaktadır:

"Biz o (Kur'a)n'ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve ruh, o gece rablerinin izniyle (o yıl takdir edilmiş olan) her iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir." (Kadir: 1-5)

Kavilerin anlattıklarına göre bu olay, Fil olayından kırk yıl sonraki Ramazan ayının 27. gecesinde olmuştu. Ramazan'ın 24. gecesinde cereyan ettiğini söyleyenler de vardır. Rama­zan'ın hangi gecesi olduğunda ihtilaf bulunsa da, Ramazan ayı içinde olduğu konusunda, Cenab-ı Allah'ın da ifade buyurduğu gibi, şüphe yoktur.

"Ramazan ayı -ki insanlara yol gösterici, hidayeti, doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırt edip açıklayıcı olarak Kur'an o ay­da İndirilmiştir." (Bakara: 185)

Bu konuda ayrıntılı bilgi ileride verilecektir: