Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt - 6. Sayfa
Vahiy Kesintisi'nin Süresi
Vahyin kesinti süresi hususunda çeşitli rivayetler nakledilmiştir. Bazı rivayetlere göre bu süre uzun, bazılarına göre de kısa olmuştur. "Mevahibü'l-Ledünniye" adlı eserde anlatıldığına göre, kesinti süresi üç yıl kadar devam etmiştir. Şüphesiz bu, çok uzun bir süre olup kabul edilmesi imkansızdır. Her ne kadar bazı siyer kitaplarında böyle denilmiş olsa da, bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Çünkü bu kesintinin uzun süre devam etmesi, zorluk ve sıkıntı içinde bulunan gözleri dağların zirvesine diken, kendini o zirvelerden aşağılara atmak isteyen ve bu intiharı defalarca deneyen Peygamber efendimizin durumuyla bağdaşmamaktadır. Ayrıca Cenab-ı Allah, alemlere rahmet olarak seçtiği bir kimseyi tedirginlik ve ıstırap içinde yaşatmaya, bu tedirginliğini uzun süre devam ettirmeye müsaade etmeyecek kadar yücedir. Onu bu uzun süre içinde gayesiz ve başıboş bir halde bırakmaya izin vermesi düşünülemez. Ayrıca böylesine önemli bir işin hazırlık süresi bu kadar uzun süremez. Belki de Cebrail ile yapılan iki buluşma arasındaki sürenin çok uzun olması, Peygamber efendimizin risaleti unutmasına sebep olabilirdi. Asli kaynaklarla hadisler, vahiy kesintisinin bu kadar uzun sürdüğünü bildirmemektedirler. Ne Buhari, ne de îbn îshak, vahyin kesintisinin bu kadar uzun sürdüğünü söylememektedirler. Süheyli, vahiy kesintisinin iki buçuk yıl devam ettiğini söylemiştir, tki yıl devanı ettiğini söyleyenler de vardır. Fakat bunun yanısıra vahiy kesintisinin üç gün ile kırk gün arasında olduğunu söyleyenler de bulunmaktadır. Rivayete göre îbn îshak, vahiy kesintisinin üç ya da iki yıl olduğunu söyleyenlerin sözlerinin, vehimden başka bir şey olmadığını kesin ifadelerle bildirmiştir. Vahiy kesintisinin üç yıl devam ettiğini söyleyenler, îmam Ahmed'in tarihine dayanmaktadırlar. Ya-kub bin Süfyan'ın, Şabi'den rivayet ettiğine göre, o şöyle demiştir: "Peygamber efendimiz kırk yaşındayken vahiy kesildi. Uç yıl müddetle israfil kendisine gidip geldi. Ona kelimeyi öğretiyordu."
Bu rivayetin, şüpheyi gerektiren sebepleri ortadan kaldıracak kadar güçlü olmadığı düşüncesindeyiz.
1- Rivayette anlatıldığına göre, vahyin kesildiği bu süre içinde İsrafil, Peygamber efendimize gelerek ona kelimeleri öğretmekteydi. Fakat bu sabit değildir. Bilakis sabit olan görüşe göre o, semanın nurunu ilk elde ettiği zamanda Ruhü'l Kudüs olan Cibril-i Emin ile irtibata geçmiştir.
2- Şa'bi, Tabiilerdendir. Bn ifadeleri kendisine nakleden sa-habinin adını zikretmemiştir. Kaldı ki, bu hususu ravilerden bir çoğu inkar etmişlerdir. Vakidi'nin söylediğine göre, Peygamber efendimiz, Cebrail'den başka bir melekle buluşma-mıştır.
Bu açıklamalardan sonra, özetle deriz ki: Vahyin kesinti süresini, miktarı ne olursa olsun, yıl olarak belirlemek makul ve makbul değildir. Bu rivayetin sahih senedi de yoktur. Şu halde bu iddiaların nakli bir dayanağı bulunmamaktadır. Ancak bizim görüşümüze göre, bu kesinti süresinin aylarla ifade edilmesi gerekir. Belki de bu kesinti süresi, ileride de işaret edeceğimiz gibi, beş ay ve bir kaç gün kadar olmuştur.
Buraya kadar Peygamber efendimize gelen ilk vahyi ve Cebrail'le yaptığı ilk buluşmayı anlattık. Bu buluşmada Cenab-ı Allah, Abdullah oğlu Muhammed (sav)'e nur yağdırdı. Fakat işi bu noktada bırakmayacak, bundan sonra da onun tebliğ görevine nasıl başladığını, davet yükünü nasıl omuzladığını, bu yolda nasıl cihad ettiğini açıklamaya çalışacağız. Bunları açıklamadan önce alimlerin bu hususta değindikleri üç şeyi ele alacağız:
1- Peygamber efendimize vahyin ilk geldiği ay Ramazan ayı mıydı? Siyer kitaplarında anlatıldığına göre bizim tercih ettiğimiz ve karar kıldığımız görüşe göre, vahyin başlangıcı Ramazan ayında olmutur. Onun temiz siretini de bu doğrultuda yazdık. Bundan başka alimlerin farklı görüşler belirttiği bir hususu iyice aydınlatmaya gitmeden ve gerçek görüşü ortaya çıkarmadan, bu konuyu bırakmayı uygun görmedik. Bazı rivayetlere göre, vahyin başlangıcı Rebiul-evvel ayında, diğer bazı rivayetlere göre ise Recep ayında olmuştur. Şu halde sarih gerçeğin çevresindeki şüpheleri gidermemiz zorunlu hale gelmiştir.
2- Kur'an-ı Kerim'in nazil olan ilk ayeti, şu aşağıdakilerden hangisidir?
"Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı ataktan (kan pıhtısı biçimini alan embriyodan) yarattı." "Ey elbisesine bürünen, kalk uyar."
3- Peygamber efendimizin muhatap olduğu vahiy çeşitleri nelerdir?
İslami Okul Okulların En Önemlisi